Yas, Başka Türlü Adlandırılamayan
Bu bölümde bir dinleyici maili üzerinden ele aldığımız tanıları ve antipsikiyatrinin psikiyatrideki rolünü tartışıyoruz. Son olarak da “Yas” kavramını ele alıyoruz.
Herkese merhaba diken süpür bahçesi vaat etmiyoruz.
Podcastini yeni bölümünden sesleniyoruz.
Ben doktor Tahsin rolas bu podcast bölümünde benimle
beraber profesör doktor timuçin oray, profesör doktor Cemal
paşaoğlu ve doktor ibrahim el app var.
Bu hafta depresyondan bahsedeceğiz ama depresyondan
bahsetmeden önce ben ibrahim'e sözü vereyim.
Bir dinleyici yorumundan bahsetsin kendisi oradan devam
edelim. Daha sonrasında ibrahim söz
sende. Teşekkür ederim, Tahsin.
Ben şöyle bir mesaj aldım, isterseniz olduğu gibi
okuyabilirim aslında sağlık kalarak.
Bizim bir bu. Podcast yayınlarını takip eden
bir takipçimiz şöyle diyor, hocam yayını pazar günü
dinledim. Aklımda kalan bir kaç şey var.
Bir timuçin hoca mani örnekleri verdi.
Orada bir mani örneği verdi ve açıklaması hüzünlü mani gibi bir
şeydi. Sanırım tam hatırlamıyorum.
Lipe many hüzün delilliği hüzün halinin eksiklik halinin manisi
demişti. Lipe mani ve monomoni hakkında
bir şey bulamadım diye söylemişti.
Ben bu arada kendisine bu soruya dönük bir şey.
Kısa bir şey gönderdim, döküman gönderdim.
Ikinci sorusu ya da katkısı terapistlerin bipoları tedavi
edilir bir şey olduğunu ve ortadan kaldırılacak bir
hastalık olarak görüldüğü çok yaygın terapistler bipoları
böyle görüyor diyor. 6 yıl psikanalizden geçtim ve analizde
bipolar hastalığım hemen hemen çok az konu oldu.
Getirilen şey ilaçlarını alıyor musun?
Onun dışında terapi sonrası ilaçlarını al 3 ayda bir
kontrole git. O kadar psikaninizden geçtiğim
için hiç ama hiç pişman değilim. Çok şey kattı ve öğretti.
Fakat bipolar için uygun olan nedir?
Açıkçası bilmiyorum. Üçüncü katkısı da.
Iryan lider böyle okunuyor herhalde dariyan liderin
kitabını sitricli bipolar. Henüz okumadım fakat ilk 20
sayfasının çevresini okudum ve aslında bipolar hastalığının
olmadığını ve seksenli doksanlı yıllarda ilaç sektörünün
uydurduğu her semtoma ilaç yazıldığını.
Yazmış. Dördüncüsü iç körü iyi mi kötü
mü bilmiyorum. Hocam cahillik mutluluk deniyor.
Burada bir gülücük işareti koymuş hiç görü olunca sanırım
insan daha dirençli oluyor tedaviye.
Yayın yine çok keyifliydi. Emeğinize sağlık, teşekkürler
hocam deyip bitirmiş iletisini. Ne diyorsunuz?
Nereden barışalım diye düşündüm. Hemen önce derya han nedir?
O bir ingiliz psikanist. Ben onun bir kitabını okumuştum,
batiz mantolarınız diye bir kitabını okumuştum bir zaman.
Delilik nedir diye? Evet, evet, öyle bir kitabı
Türkçe site var mı bilmiyorum. Var mı var?
Hocam var. Yani şöyle işte, tam aslında
benim söylemek istediğime biraz ışık tutuyor.
Bu durum geçen sefer söylediğime ya da diyeyim.
Hani yoktur ve olmadığı için de zaten biz bunu psikanalizle
başka bir şeyle tedavi ederiz diyen toksik bakışı anlatıyor
bu. Geçen günkü şeyde bir hak
konferansında konuştuğumdan söz etmiştim.
Size kendilerimizde konuşurken orada da sık sık gündeme
getirdiğim şey oydu. Yani hani tıp tabii bizim bir
şanssızlığımız var. Daha önce galiba bizim
konuşmalarımızda da söyledim. Yani antipsikiyatriden
bahsederken mesela anti üroloji yok, anti anti oftihemoni yok
ama antibiyotik var diye. Ve hani anti üroloji olsa
üroloji hop, oturur, hop kalkar ama biz psikiyatriden anti
psikiyatristleri dinleyip oradan bir şey öğrenmeye, yolumuza ışık
tutsunlar diye uğraşmaya çalışıyoruz filan.
Çünkü bizim meslek dadımız olarak yaptığımız işin gereği bu
zaten. At gözüyle bakmamaya çalışıyoruz
filan ama bir yandan da tabii bazen bu iş.
Kantarın topuzu iyice kaçabiliyor.
Bu bu örnekte olduğu gibi şimdi yanlış olan kısmı düzelteyim.
Tabi herkesin düşüncesi kendisine dönüyorlar.
Ne istiyorsa onu biliyorsun de. Yani hani bu yoktur ve bigharma
tarafından ilaç firmalarıdır ama icat edilmiştir kısmı biraz.
Buna da açıklık getirmemiz gerekiyor.
Çünkü şimdi. Psikiyatri de psikopolojideki en
eski ilaç benle yaşıt. Hadi keşfinden alalım.
Larg tili 1.900 ellilerin ortaları yani benden birkaç yaş
büyük. Dolayısıyla bu hastalıklar
milattan önceden beri biliniyor ve konuşuluyor.
Ilaç yaymalarının icat etmesi mümkün değil bu hastalıkları.
Ilaç firmalarının ne yaptığından da biraz bahsederiz ama mesela
hipokrat milat önce 4 yüzlerin ortalarıyla 3 yüzlerin ortaları
ya da sonları gibi yaşıyor. Areteus milattan sonra 80 80,
birle 100. 130 filan gibi milattan sonra.
Bir dönemde yaşıyor galen bergmalı galen o da işte şeyin
hemen söylesi ali teus'ta biraz kesişiyor ama ondan biraz
sonraya yani milattan sonra 2 yüzlü yılların başlarına kadar
yaşıyor. Onları tabii ben yurttaşımız
olduklarının altını çiziyorum. Bu arada bunların hepsi
yurttaşımız. Yani hipokrat istanköllü kos
adasından arı teos, kapadokyalı, Kayseri civarında galen
bergama'lı zaten bunları bizden. Saymakta zorlananlar için
söylüyorum, yurt dışımız diye aynı toprakların insanlarıyız
hani? Bir tavır alarak ibni sina'yı
gündeme getirsek ki o da aslında fars iyidir.
Buhara doğumludur, iran'da ölmüştür filan, o da işte
milattan sonra 900 ila binli yıllarda yaşıyor.
Şimdi böyle bakınca bu insanların hepsi bir biçimde
bipolar bozukluktan bahsediyorlar, maniden
bahsediyorlar. Depresyondan bahsediyorlar
hatta. Hatta artius'un bir şöyle bir
paragraf sözü var diyor ki, kara safranın mide ve diyaframa doğru
yukarı çıktığı saptanırsa melankoli oluşur.
Ateş olmaksızın görülen bir ruhsal ağırlıktır.
Çılgın kimselerde zihin bazen öfkeye, bazen neşe'ye dönerken,
menankoliklerde sadece hüzün ve kedere gider.
Ayrıca hastalık ilerlerse rüyalar sahici, korkunç ve net
hale gelir. Hastalar mantıksız korkulara
kapılır ancak daha hızlı ilerlerse insanlardan uzaklaşma,
anlamsız ağlamalar, hayattan şikayet etme ve ölme arzusu
duyar. Diyor yani hatta.
Hipokondrium sözü kullanılıyor çünkü kastedilen yer
diyafragmanın 6 ve diyafragmanın altıyla depresyonu bağdaştırmak
aslında. Bir şey gibi, yani beden ruh
ilişkisinin bu hastalıkta ne kadar gündemde olduğunu
anksiyetenin ya da somatik belirtiler dediğimiz bugün
belirtilerin ne kadar? Aslında iç içe olduğunu
gösteriyor. Gelen de yine.
Com monitarist isimli bir yazısında, yani ingilizcesi öyle
aklına çılgınca bir fikir gelen kapadokyalı bir adamla tanıştım.
Bu fikirle melankoliye girmişti. Fikir gerçekten de tuhaftı
ailesine sürekli iç çekerek. Dünyanın batacağından korktuğunu
ve kederinin dünyayı taşıyan atlasın uzun süredir dünyayı
taşımaktan yorulması nedeniyle olduğunu, gökyüzünün çöküp
dünyayı yok edeceğini söylemişti diye yazmış.
Şimdi mesela freud o dönemde yaşıtaydı, adamcağızın
depresyondaki zayıflık ve güçsüzlüğünü tanrı atlasa
projekte ettiğini söyleyebilirdi mesela.
Yahut da akışkan gör. Seydi bunu yaşasaydı o da
diyecektin ki buradaki grand diye bakın bu aslında hani
dünyanın en badbu insanıyımdaki gibi daha önce örneklediğimiz
bir şeyden bahsediyor. Bipolar depresyondan
bahsediyorlardı. Kısacası yani bu insanlar
bunları zaten o yıllarda tanımlamışlar ve ortada daha ne
ilaçlar var, ne ilaç firmaları var ve onların ortaya çıkmasına
2.000 yıl. Ya da 1.500 1.900 var neredeyse.
Dolayısıyla. Bunlar sonradan icat edilmiş
şeyler değil. Burda küçücük parantez açıp şeyi
söyleyeyim, yani lençılmaların ile ilgili şey nedir?
Mila ilaçları hobi de burada gündeme geliyorlar ya da tanı
icat ediyorlar, zannediliyor kısmının açıklaması da şu var,
öyle bir küçük açıklama ihtiyacı.
Zaten bilinen üstünde yüzyıllardır konuşulan ve bir
biçimde tedavi edilen işte anksiyete gibi bir rahatsızlığı.
Yıllar içinde daha küçük parçalara ayırarak işte bedensel
anksiyete, panik işte genelleşmiş olan vesaire ya da
sahne anksiyetesi diye küçük parçalara ayırdığında sizin.
Kullandığınız ya da icat ettiğiniz ilaçların bu
parçaların bazılarına iyi geldiğini, varsaydığınızda iddia
ettiğinizde inanç yılmasıyla o ayrışmış alt gruptan arasında
bir bağlantı oluşuyor gibi geliyor.
Dolayısıyla ha bu aslında yoktu. Ilaç çevirmesi ilacı
geliştirdiği için icad edildi gibi bir iddiaya sebep oluyor.
Belki bununla ilgili 12 küçük örnek vardır ama bir bipolar
bozukluk gibi. Işte şizofreni gibi ya da başka
büyük hastalıklar gibi tırnak içinde hastalıkların onlar
tarafından. Icat edilmiş olması da imkan
ihtimal yok. Tabii ki burada durayım
isterseniz şimdi. Yani psikiyatrinin
sınıflandırmasının aslına bakarsan big farmanın
iddialarına. Gayet uygun bir zemin
oluşturuyor olduğunu da söylemek mümkün değil mi?
Çünkü sınıflandırma sisteminin oluşturulmasıyla big farma
arasındaki ilişkiyi yoksamayız. Evet, mümkün ama bu şunu
konuşuyoruz burda. Bunu kim söylüyor?
Biz söylüyoruz, niye biz söylüyoruz?
Çünkü biz zaten bu asistan bu hastalıkların ne olduğunu
anlamaya çalışıyoruz. Geliştirilmiş olanla
yetinmiyoruz. Verili olan bize yetmediği için
daha fazlasını istiyoruz ve sınıflandırmanın bu biçimde
yapılmasını, olumsuzluklarına dikkat çekiyoruz.
Ama bu yaptığımız işin içinde bulunduğumuz sistemin tanıları,
şunun bunun bizim tarafımızdan kullanılmadığı ya da bunlara
ihtiyaç duy. Anlamına gelmiyor ki.
Yani ben şunu demek istemiştim, bizim bakışımızda yani bu bizim
dördümüzü kastetmiyorum ama ana akım psikiyatrinin bakışında
bütün tanımlara gitgide artan sayıdaki tanımlara beyin
hastalığı muamelesi yapılıyor olması aslında big farmanın.
Amaçlarına gayet uygun bir zemin de hazırlamış oluyor.
Yani bizde zemin hazırlamış olmuyor muyuz?
Onların işine de geliyor ama şuradan bakalım şimdi büyük bir
aşı karşıtı kampanya ve kıyamet koptu biliyorsunuz.
Covid'le beraber hatta o kadar koptu ki şimdi insanlar kızılmak
aşısı yaptırmak istemiyorlar. Çocuklarına filan.
Halbuki aşılar sayesinde çok ciddi pek çok hastalık önlemde
önlenmeye de devam ediyor. Çiçek hastalığı gibi bir
hastalık dünyada yeryüzünden silindi.
Bu sayede çocuk felci tamamen neredeyse engellendi.
Çok önemli bir işti. Ve.
Işte covid gibi ne olduğu çok da belli olmayan yeni ortaya çıkmış
talebörden üretil başka bir türlü mü oldu bilemediğimiz.
Bu virüsün ortaya çıkması karşısında şaşkın ve çaresiz
olan tıp bilimi de o sırada geliştirilmekte olan hem RNA
aşısını kanserli kullanılan bir aşıyı burada denedi ve işi
eldeini gördü ve hızlı piyasaya sürdü.
Bu sayede de muhtemelen çünkü çok sayıda meslektaşımızı
kaybettik öldüler biliyorsunuz. Bu sayede de bir çok başka büyük
ölümleri muhtemelen engelledik ama bu aşının işte bir takımın
yan etkileri olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
O yanıt etkilerin işte dikkatle ele alınması gerektiği gerçeğini
ortadan kaldırmıyor ama. Bu yan etkiler var diye bu
sadece ilaç firmalarının işine gelen insanları da işte bunu
yaptıkları bu yüzden de insanların ölmesini hatta sebep
oldukları sırf para kazanmak için bir hikaye de değilim.
Yani iş yine ifrat tefrit meselesine geliyor ya hep ya hiç
değil ki hiçbir şey. Dolayısıyla bunları tabii ki
eleştirelim, konuşalım. Sınıflandırmayı da zaten bütün
yaptığımız neyin ki burada? Öyle konuşuyoruz, bunları
konuşuyoruz ama eş psikiyatri diye bir şey yoktur.
Ya da işte ilaç firmalarının emrinde olan bir psikiyatri
vardır. Gerisi yalandır. 10.
Mayacaksa işte ne vardır? Psikolojisi vardır gibi bir yere
ya da. Bilmiyorum hocam da başka bir
yere gitmiyor olmalı. Da gidebiliyor olabilir.
Evet, neuroscience de gidiyor olabilir ama orası da çok henüz
emekleme aşamasında olduğu için. Öyle ama orada da bir iman
durumu var sonuç olarak. Emek evet ama zaten evet,
hastalanan şey bu. Tam da iman meselesine belki
karşı çıkarak ama bunu sürdürmek zorundayız.
Başka çaremiz yok ki. Burda siz burda çok şey olur ya
ibrahim Tahsin. Ben şeyi söyleyecektim burda
yani bir duruma yaklaşım işleyiş beğenilmiyor diye onu yok
etmenin bir tuhaflığı da var. Yani bunu okuduğum bir makalede
berus sınıflandırma için söylüyor.
Psikiyatrik rahatsızlıkların sınıflandırmaya.
Direnç göstermesi, buna sınıflandırmaya çok rahat
gelememesi, psikiyatrik rahatsızlıkları reddetmemize yol
açamaz diyor. Bu.
Bize ve hatta alıntı yapmışken onu da söyleyeyim, bu bize
birincisi psikiyatrik rahatsızlıkların niteliğiyle
ilgili bir şey söyler. Ikincisi genel tıbbi
sınıflandırma açısından verimli bir alanda açar diyor.
Psikiyatrik sınıflandırma üzerindeki uğraşımız ve oradaki
yeni. Açılan ufuklar tam olarak tıbbi
sınıflandırmaya da dönüp olumlu etki edecektir.
Çünkü tam sınırda duruyor. Hem beşeri bilimlerden hem doğa
bilimlerinden belli unsurlar içerdiği için.
Dolayısıyla doğal türe yakın olan versiyonları vardır.
Psikiyatrik rahatsızlıkların pratik türe yakın olanları
vardır. Sosyal inşacı yaklaşıma giren
türleri vardır diyor. Timuçin hoca'nın söylediği ta
galen'den ve hipokrattan örnekler.
Bence şu açıdan da çok önemli mesela histeri diyoruz.
Hislerinin kökeni aslında utarus rahim yani orada yanlış
bilmiyorsam hipokrat şey gibi anlatıyor rahim ya da rahimden
yükselen buharlar vapost diyor. Vücudun farklı farklı
bölgelerine gidip. Orayı sakatlıyor ya da felç
ediyor. Vesaire ister isterim dolar.
Şeyse. Bistere dakerion birazcık onu
konuşuruz ister'a. Hocam bize yani hocamız yok
biliyorsunuz. Ister rakiğim ve rahimden
kaynaklanıyor. Oduğunu zannediyorlar.
Kadınlarda daha çok görülüyor olmasında buna kanıt olarak
kullanıyorlar. Halbuki erkek istersin, kadın
isterisinden çok daha belirgin ve çok daha dramatik bir
hastalıktır da neyse. Erkek bende bunlardan tarif
etmiştir. Parantez içinde söyleyelim.
Erkeklerde ki meseleye de hipokondriağz istiyor dediniz ya
diyafram 6 orada da aynı şeydeki uteros'tan yükselen buharlar.
Dalaktan sprinden yükselip. Belli uzuvlarda sakatlığa yol
açıyor diyor. Yani hipogondsı biraz daha
erkeklerle ilişkili rahatsızlığa rahatsızlık olarak görüyor ve
bunun kökenli de tık tık kadınlardaki gibi dalağa.
Dayandırıyor ve hipogond kavramı da aslında oradan biraz.
Başka türlü de açıklanabilir, öyle değil mi?
Yani kontrolüm kontrol ihtiyacıyla olan
hipogondrazizle. Cinsiyet rolleriyle bağlantılı
olan isteri, evet, yani kontrol bende olsun istemekle ortaya
çıkan hipogondis kenberin hipokondriesiz şeyi historik,
kişilik bozukluğu tanımında var zaten kenber de.
Erkek. Kişilik çok.
Vurguluyor ya da kırılmadan. Çok daha iyi beceren kadınların
bunu duygularım. Biçiminde ortaya koyarken duygu
ifadesinde o kadar da becerikli olmayan erkeklerin
bedenselleştirerek ifade ediyor olmaları diye de ortaya
koyabiliriz. Evet.
Nasıl bakacağını pahalı. Evet, bu son bir şey daha
söyleyeyim. Burada aslında hipokratın yani
buhar ve organ metaforları diyeyim.
Bir parça beden ve ruh o zaman terminolojisiyle, bedenle,
ruhunu da ifadesi ya yani psikiyatrik rahatsızlık.
Ve bir ruh hastalığıdır. Ne de tam bir beden hastalığıdır
ifadesi. Yani isteri şey uçar usta var
ama buhar da var. Ne olduğu çokta belli olmayan ya
da is. Istim mi öyle bir şey?
Ya da sıvılar da. Var.
Stick moher. Ay o zamandan da aslında bir
bedenle zihin arasında gidip geldiğiyle ilgili de bir vurgu
bence yani dalak karışıyor işin içine buhar karışıyor, uçarız
karışıyor vesaire. Yüküne bakarsak kim usta
karışıyor? Kimya öfke aslında ama burada
timus bezi ve dolayısıyla duygulanım.
Işte ötimi de olduğu gibi yahut bi parti mide olduğu gibi ben.
Burdan gelen duydum timusum. Efendim.
Timus'un ben burdan geldiğini bilmiyordum.
Evet, yani timus oradan gelmiyor da onların timus'tan geldiğini
iddia ediyorlar. Onlar yani timus o yüzden
söylenmiş değil. Timus neden timus'lanmış obeze
bilmiyorum onu obez zaten çocuklukta var şöyle
biliyorsunuz. Bir yıl kalıyor.
Temmuz uykuluk bu arada meşhur. Etse ve annenler için öyle
bilinen bir şey. Benim için bir şey ifade etmiyor
da olur. Öyle olduğunu söylüyorlar.
Şunu söyleyeceğim, bir de özür dilerim.
Tam buraya bir saplayayım. Bu dinleyicimiz bir de lipi
meselesinden bahsetmiş ya. O da şu lipi eksik demek aslında
yunanca demiştim ve bu lipi de seni özledim.
Sen bana eksiksin. Bunun üzüntüsünü hissediyorum
gibi bir anlamda taşıyor. Halbuki eski rol geçen hafta da
ya da onu geçen haftalara konuşmuştuk.
Birincil olarak aklın değil duyguların bozukluğu dediği bu
şeye. Tabloya monomeni için monomeni
yerine lipemani yani üzüntü çılgınlığı gibi.
Çünkü monemo'nun içinde o zaman da söylemiştik işte birçok
pironiler cluptomiler, başka vanoniler de var.
Aslında bir mani tablosu değil o zaten bir tırnak içinde tek
alana yönelmiş bir delilik tablosu gibi tarif edilen bir
şey. 10'a çıkart liphemoni diyor, yani üzüntü çılgınlığı
şeyden ayırt etmek için bu tür manilerden ayırt etmek için bu
manevi yani işin içinde hem bir hareketlenme, yükselme var hem
de bir. Depresif çökkünlük hali var
demek için. Biraz melankoya yakında ele
alıyor. Evet.
Orada bir. Orada bir de şu da olabilir,
hoca bu monemani eski. Rol tarif ederken bir okb vakası
üzerinden de tarif ediyor. Bu herhalde bizim çağdaş
psikiyatrinin ilk okb tarifi gibidir.
Daha önceleri de var ama işte normal şeyden.
El belki var. Islam tarihinden işte bu.
Melankoliğin anatomisi Bartın tarihini var. 200 ver falan
evet. Eskirol bir kadın hasta tarif
ediyor. Böyle dokunduğu şeyleri
çalmaktan korkan bir hasta bu kadını da tarif ederken diyor ki
diğer delilikler gibi işte bir global bir bozulma hali yok.
Hayatının diğer anları bozulmamış ama işte.
Mesela bu dürtüyle ilgili bir alanı bozulmuş bunu o yüzden
kısmi delilik, belki partiyel insaniti anlamında monomani
diyor. Ama orada şey tartışmaları var
monomeniler. Duygusal delilikler midir iradi
delilikler midir? Düşünceyle ilgili delilikler
midir? Muhakeme ile ilgili delilikler
midir? Gibi dolayısıyla böyle bir çok
işte iradi delilik altına girenler şunlar duygu delili.
Işte eski rol onu sadece duyguları olan kısmını ayırt
etmeye çalıştığı için lipton diyor zaten tamam da bunu
söylüyordun. Evet, sağ olun.
Burada küçük bir müzik molası verebiliriz.
Bugünkü müzik parçası olarak mozart tan ayna kılayına nah
müziği dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar
birlikteyiz. Müzik arasından sonra tekrar
birlikteyiz. Ben sözü timuçin hocayı
bırakayım. Yani, dolayısıyla şeyde
depresyonda ya da melankoli de manev melankoli de diyelim ya
da. Illa onların tanımladığı gibi
söylemeyelim bizim. Yani daha eski
sınıflandırmalarda geçen şekliyle cinneti manyağı indita
denilen hastalık da, yani cinnet, cinnet manyağı.
Yani kesintilerle giden mani cinneti gibi bir şeyden
bahsediyoruz. Bilinen tedavisi için uğraşılan
tedavisi için son derece de bugün baktığımızda komik gelen
tedavi yöntemlerinin uygulandığı elbette müzikle tedavi şu bu
filan da var ama mesela yüksekten suya atma gibi bir
takım uygulamalar var. Böyle birkaç metreden 20
metreden 15 metreden neyse insanları suya atıyorlar.
Soğuk suya atıyorlar. Yahut işte oturduğu yerde bir
sandalyeyi iple tamamlanmadığı bir sandalyeyi döndürüyorlar ve
sonra tekrar bırakıyorlar bir de işte.
Ders saat istikametinin tersine de çeviriyorlar ve yahut da işte
bir takım yerlere kapatıyorlar. Bu.
Sadece bu arada galiba darbenin dedesi hocam çok.
Yani sen onun bir sandalye tedavisi var ama o dönen olan
mıydı yoksa ters çeviren miydi tahmin?
Değil ve ders çeviren sandalyeler de var.
Karaca, Ahmet tekkelerinde uygulanan bizim topraklara doğru
geldiğimizde insan. Ları sessiz, karanlık bir yerde
ayaklarını bir yere. Şey yaparak.
Hani boyunduruklar olurdu. Eski orta çağ avrupa'sında bunun
ayaklar için uygulanan bu bölüm duruk olduğunu düşünün.
Yataklara yatıyorlar. Sadece ayakları kaçmasınlar,
uzaklaşamasınlar diye. O sırada hareketli oldukları
için ama karanlık bir yerde tutuluyorlar ve onlara yemek su
servisleri falan yapılıyor. Çok sonraları tıp.
Kı depresyondaki ışid tedavisi gibi minibede karanlık tedavisi
gibi çalıştı. Italyanlar ve bununla ilgili
işte enteresan bulgular elde ettiler.
Halbuki Osmanlı. Osmanlı dar şifalarında mesela
ilginç bir şekilde karanlık su sesi ve müzik sesinin bir arada
kullanıldığı tedaviler var. Yani ne demek istiyorum?
Daha ortada büyük parma ve ilaç şirketleri olmadan önce de
zaten. Bunlar vardı, görülüyordu bir
biçimde adlandırılmıştı ve tedavi edilmeye çalışılıyordu
zaten onun. Için psikanaliz de yoktu.
Daha o sırada dünya üzerinde. Yani geçen sefer de söylemiştim,
tekrar etmek istiyorum bana göre şu anki bilgi birikimi ve
sınıflandırmaya bakışımla düşündüğümde mani kadar geçerli
bir sendrom düşünemiyorum. Sebebi ayrı sebebini ayrı tutmak
üzere yani kendisefalid olabilir, bipolar bozukluk
olabilir. Her neyse ama manik kendi içinde
tutarlılığı çok yüksek olan bir. Geçerli dondur demek çok doğru
ve bu kadar geçerli bir tıbbi sendrom için.
Çünkü birçok sebep olabilir. O yüzden tıbbi diyorum.
Psikanalizin yeterli olabileceğini düşünmekte ciddi
bir hata var ama ibrahim'e yazılan nokta şöyle bir şey
benim dikkatimi çekti. Orada iyi bir şey var.
Psikanaliz benim olgunlaşmama faydalı oldu.
Birpolar için ne etkisi olduğunu ben bilmiyorum.
Bu çok doğru bir şey. Çok güzel.
Yani güzel bir mesela, değil mi? Hani birpolar bozukluğunda bütün
mani'nin diyeyim. Bütün tıbbi rahatsızlıklar gibi.
Ruhsal durumdan etkilenen bir sendrom olduğunu düşünecek
olursak, daha olgun da psikanalizle olgunlaşmış
birisinin mani geçirme olasılığı azalır iddiası bana çok saçma
gelmiyor. Hayır, çok doğru, çok yeri ama.
Yani bir polar bozukluk için psikanaliz bir tedavi yöntemidir
demek tamamen reddedeceğimiz bir şey tabii ki.
Öyle çok doğru. Aynı şeyi astım içinde
söyleyebiliriz cem. Aynı şeyin migren içinde
söyleyebiliriz. Yani sadece bir koler bozukluk
için değil ve tabii unutulmamız gereken şey şu, bu hastalığa
sahip olan insanlar manik ve depresif dönemlerin dışında
tamamen sağlıklı insanlar senden benden farkları yok ki.
Tamamen sağlıklı insanlar ve sağlıklı bir insanın doğal
ihtiyacın neyse psikoterapi için.
Hepimizin var. Dolayısıyla onların da
psikoterapi ihtiyacı var ve orada bir psikoterapi muhtemelen
hastalığın gelmesini engellemekle kalmaz.
Doktorla işbirliğini de arttırır.
Hastalığa olan içgörüyü değiştirebilir, çünkü kendini o
sırada. Çok farklı görmeye başladıktan
sonra yapılabilecek bir şey yok. Peygamber olduğunu düşündükten
sonra ama uykusuz kalmaya başladığında bir şeyler yolunda
gitmiyoruz. Görme şansı olur.
Çünkü psikoterapi de insan içe bakmayı da öğreniyor.
Değil mi? Depresyon için psikoterapiye
devam ettiğin zaman zaten burnun sürtülerek diyelim tırnak
içinde. Epeyce olgunlaşıyorsun?
Elbette tabii ki depresyonun da nedeninden bağımsız konuşmuyoruz
değil mi bunu? Doğru, evet.
Yani çünkü. Biyolojik bir hastalık olarak
söz etmiyoruz. Sadece onu mu demek istiyorsun?
Evet tamamen kesinlikle yani biyolojik bir hastalık olarak
söz edebildiğimiz bir depresyon da var.
Ne yazık ki onun adı narsistik. Narsistik incinmeler yüzünden
depresyona gelen insanın yaşadığı depresyonu aynı şey.
Aynı ayrım yok. Ismi de aynı belki o kesitte
yaşadığı tatsızlık da aynı. Gerçi küçük farklılıklar yok
değildi, onları konuşuruz ta var tabii ki yani çok önemli
depresyonla o nipollar, depresyonun farkı gibi özür
dilerimce. Yok orası çok mühim.
Tabii bipolar bipolar farkı da yat reaksiyonuyla ilgili olarak
DSV beşte en çok eleştirilen bir şey var şu anda.
Onu bir hatırlayalım mı? Yani yasın belli bir.
Süreden sonra zannediyorum. Evet.
Tanı konabilecek bir rahatsızlık olduğu yolunda bir değişiklik
var. Doğru muden söyle.
Yani şöyle. Yaz daha önce de yaz bir kere
tamamen sağlıklı bir şeydir. Normal bir şeydir demiyorum.
Normal ne demek bilmediğim için yani insan her.
Türlü adam insani bir şeydir. Evet tamamen insani insana dair
bir şeydir. Çok insani bir şeydir insan
kayıpla birlikte yas Yaşar ve aslında her insan yassı Yaşar.
Çünkü her gün. Ömrümüzden bir gün kaybederek.
Dünyaya başlar ve devam ederiz. Hatta ben sık sık ders sadece
şey söylerdim. Nerede tören varsa orada yaz
vardır diye işte her türlü diploma törenlere, emeklilik
törenleri çok güzel. Törenler eşittir.
Yani sünnet düğünleri normal, hepsi bütün törenleri eşittir.
Yaz çok tır. Dolayısıyla yaz normalde
diyemiyorum. Sağlıklı bir şeydir ama.
Bunu. Problematik olan o insan için
problematik hale gelmiş ya da sorun haline gelmiş ya da
rahatsızlık haline gelmiş olandan ayırt etmek için.
Komplike yas. Kavramını icat etmiş iddieme
komplike yaz yani depresyonla komplike hâle gelmiş
komplikasyonu. Depresyon olan bir yas
sürecinden bahsediyordu. Bu son DM şöyle bir şey yaptı,
buna bir süre verdi. Yani yaz kaç gündür aslında
yazın kaç gün olduğunu. Halk.
Uygulamaları söylüyor, kırkı var 50 ikisi var işte yedisi ayrı
filan bütün dini geleneksel. Uygulamalarda bunlar gününü
tarif edilmiş durumda. 10'a çıkart da SM 6 hafta deyince
itiraz ediyoruz ama halkımız kırkı çıkınca Mehmet dokutunca
10'a çıkart bir sesimizi çıkmıyor ama aslında aynı şeyi
söylüyor oluyorlar. Bundan sonra uzarsa yine halkta
ya burada bir tuhaflık var, kırkı da çıktı hala ya da 50
ikisi de geçti. Adam hala toparlayamadı diyor
zaten. Son, bunu timuçin bir şey çok
özür dilerim, söylemek zorundayım.
Halkın kırkı çıktığı zamanki ile ilgili olan inancıyla DSM.
Nin işte belli bir süre sonrakine patolojik demesinde.
Otorite de pozitif belirlenimciliğin baskısı
arasında ciddi bir fark var. Kesinlikle haklısın yani evet,
halkımız öyle diyebilir ama resmi yada neyse tıbbi otorite
bunu söylerken 100 kere düşünmeli.
Söylemek konusunda çok haklısın, onu bir adım öyle öne götürerek
DSM 5 14 ay dedi. Çünkü bazen bir yıla kadar da
sürer, bazen çok daha uzun sürebilir çünkü normal diye bir
şey yok ki. Yasa dair herkesin yası kendi
yaşadığı biçimde yaşanıyor. 14 ay demesinin sebebini de şöyle
rasyonalize etti, bir yıl geçince üstünden seneyi
devriyesinde zaten kişinin bütün yasla ilgili duyguları alevlenir
ve onu şey yapar. Etkiler onun üstünden nikah daha
geçmiş olmalı. Benim ondan komplike diyebilmem
için diye bir. Icat da bulundu.
Bu komplike ile uzamış yas aynı dimi hocam.
Evet uzamış yaz yani komplikeyesi uzamış.
Yaz komplike yazısının içinde ama komplike yazsın.
Komplike olması için şey dışında da uzamındaki işinde başka
faktörler de söz konusu olabiliyor işte.
Depresyonun görülüyor olması yahut başka türlü psikiyatrik
bozukluğun 10'a çıkart ilave olması filan gibi.
Koçum desem 5 şeyi kaldırdı. Demi hani bir süre kısıtlılarını
kaldırdı. Herhalde beşle kalktım,
hatırlamıyorum Tahsin açıkçası. Tam söyleyelim şimdi.
Sınıftan ama DSM dörtteki hali buydu.
En azından onu biliyorum 4. Sene evet hocam.
Kaldırılmış bu ayrım da. Şeyde de değişiklik.
Oldu. DSM beşte yanlış mı?
Biliyorum. Bu TRT.
Neresinden evet text. Cevizyonumuza.
Görüşte timuçin hoca'nın söylediği uzak, uzun oynamış
için yani. En az 11 yıldan fazla bir süre
sonra 14 ayın geçmesi. Lazım 14 ayı ben söylüyorum bir
yıldan da aldığı. Bir yıldan fazla.
Bir yıl denediğinizi? Sürekli 6 herhalde.
Evet, evet. Onun dışında ama.
Şeyle ilgili DSM beşte bu ilk versiyonunda da yasak süre
kaldırılmıştı o. Şeyde de ııı DSM beşin sonunda
da sanırım mela alınıyor. Yani hani bunu yasa olarak şey
yaptık. Hani süreyi değiştirdik, ele
kaldırdık gibi ama hani tartışılabilir diye şey yaptı
diyor sanki tartışılıyor diye de hatırlıyorum bu arada.
Bence. Kolay değil bu arada yani
ikisini de denemişler ama. Hani ikisi.
Açısından da bakınca bence. Kolay bir şey değil, karar
değil. Ne ne anlamda.
Yani. Süre tanımlamak da kolay değil,
kaldırmak da kolay değil. Anadolu'da mı?
Söylüyorsun? Şöyle yani.
Bu biraz daha şey gibi. Bireyselleştirilmiş kararlar
verilmesi gereken bir konu gibi oluyor.
Bana soracak olursanız. Yani ha sizin söylediği doğru
bireysel yaşantının veya işte ne bileyim antropolojik
değerlendirmenin en kıymetli olabileceği konuda tıbbileştirme
yapmaya çalışmak, en fazla hata yapma olasılığı da ortaya
çıkarıyor. Tabii 14, 12 mi falan soruları o
kadar yersiz geliyor ki bana. Çok son derece yersiz.
Kime göre neye göre? Çok daha uzun sürebilir bana.
Sorsa ben başka kriterlerde önerebilirdim.
Hristiyan yaşantısında çoktur biliyorsunuz.
Siyah giyiyor olmak siyah giymeyi bıraktığında
diyebilirdim. Yahut rüyalarında artık o kişiyi
iyi görmeye, tırnak içinde başladığında diyebilirdim.
Yani bunun kriteri ne ki nereden başladı?
Ya da sakalını kestiğinde. Ya da değil mi?
Yani burada bizim asıl tartıştığımız şey buna niye
ihtiyaç duydukları meselesi? Yani sınıflan.
Dırma yapıcılar kategorize etmeyi seven insanlar buna.
Buna neden ihtiyaç duyuyorlar hepimiz.
Aynı şeyi aynı biçimde adlandıralım gayretiyle bunu
yapıyorlar ama bunu yaparlarken çok.
Ciddi bir şeyi gözden kaçırmış oluyorlar.
Istemeden o der hem insandan dünyada sadece bir tane var.
Üzgünüm ama. Doğru haklısınız.
Sana bir şey hatırlatmak istiyorum.
Timuçin birazdan konuşuyoruz ya şimdi biz bundan bir kaç yıl
önce 26 mart günü Sinan sen ben beyoğlu'nda bir meyhanedeydik.
Ve o gün ölmeme günü olduğunu? Evet, bitmiştik.
Evet biz. 26 mart tekrar hatırlamalıyız yani Turgut uyar,
tomris uyar, nezihe Meriç ve galiba değil mi?
Evet, hatırlıyorum. Evet, 26 mart ölmeme günüdür.
Onun hikayesini anlatalım, gelecek şeyde. 26 mart'ta
anlatalım. Mı?
26 martta doğru anlatalım. Ölmeme günü hep kutlayalım diye
seninle konuşmuştuk Sinan sen ben Sinan gür öksüz kulağını
çınlatalım sen ben. Iıı önleme günü çok kıymetli
benim için onu. Konuşmamız lazım.
Ölmememizi mümkün değil elbette öyle bir fantez.
Ölmeyeceğiz diye rakı şişesini koyup da saklamak gibi bir şey
gelecek sene tekrar bakacağız demek galiba.
Galiba tomrislerin akıl ettiği bir şey o.
Iıı onu bir ara konuşmakta çok güzel olur.
Iyi konuşuyordum sen belki kişisel tanıklık ya da tanışın
kırkayla ilginç yerlerde anlatırsın bize.
Anlatırım tabi. Bu bölümün sonuna geldik.
Bu bölümün sonuna gelince yine bir ressam verilsinden bahsetmek
istiyorum. Bugünkü ressam olarak edward
munko resim olarak da kendisinin kaygı tablosunu tercih ettim.
Advar bahsedeyim önce mong Norveç de doğmuş.
Ekspresyonizmin en önemli ressamlarından biri olarak kabul
ediliyor. Çocuğu çocukluk dönemi aslında
büyük trajedilerle şekillenmiş biri.
Annesini ve kız kardeşini tüberkülozdan kaybediyor.
Babasının katı dini inançları var onun dışında.
Eee, bu sorunların dışında bir de bazı sağlık sorunları da
eklenince hayata ya da çocukluğu bu şekilde şekillenmiş oluyor.
Özellikle bu yaşadığı kayıplar kendisinin yasına bir şekilde
tablolarına yansıtmasına da neden olmuş, sanat eğitimi
aldıktan sonra avrupa'nın bir çok yerinde dolaşıyor.
Özellikle winsent van gogh'tan etkileniyor.
Paris ve berlin'de geçirdiği yıllarda da sanatını daha da
geliştiriyor ve kendine özgü bir tarz yaratmaya başlıyor.
Aslında kendisinin en bilinen eserlerinden biri çığlık ııı,
belki onu başka bir ııı podcast bölümünde tartışırız ama bugün
kaygı isimli eserini söyleyeceğim size.
Kaygı genel olarak ya da amx orjinal norveçli teknik ismiyle
de. Bu eser 1.894 yılında çizilmiş
bir eser. Bu eser aslında çığlıkla benzer
bir atmosfere taşıyor ve hep aynı temaları işliyor.
Renklerin kullanımına bakıldığında turuncu ve kırmızı
bir gökyüzü kullanılıyor ve bu turuncu ve kırmızı gökyüzü
aslında tehdit edici bir ortam yaratıyor.
Eee ve insan üzerindeki etkisi eee.
Daha doğrusu. Çevrenin insan üzerindeki etkisi
üzerin ııı hakkında iyi bir fikir sunuyor bize.
Bunun dışında burada bahsi geçen kaygı duyan karakterler, genel
olarak ölü gibi boş bakışlara sahip kişiler ve varos
varoluşsal olarak korkuyu temsil ediyorlar.
Mekan oslo'daki ekeber tepesi olarak biliniyor.
Mumun birçok eserinde arka planı olarak da kullanılmış.
Bu eser şu an oslo'da norveçte edward nokk müzesi'nde
sergilenmekte. Bizi dinlediğiniz için teşekkür
ederiz. Haftaya tekrar görüşmek üzere
kendinize iyi bakın.
Podbean