Yas, Başka Türlü Adlandırılamayan
Bu bölümde bir dinleyici maili üzerinden ele aldığımız tanıları ve antipsikiyatrinin psikiyatrideki rolünü tartışıyoruz. Son olarak da “Yas” kavramını ele alıyoruz.
Herkese merhaba diken süpür bahçesi vaat etmiyoruz. Podcastini yeni bölümünden sesleniyoruz. Ben doktor Tahsin rolas bu podcast bölümünde benimle beraber profesör doktor timuçin oray, profesör doktor Cemal paşaoğlu ve doktor ibrahim el app var. Bu hafta depresyondan bahsedeceğiz ama depresyondan bahsetmeden önce ben ibrahim'e sözü vereyim. Bir dinleyici yorumundan bahsetsin kendisi oradan devam edelim. Daha sonrasında ibrahim söz sende. Teşekkür ederim, Tahsin. Ben şöyle bir mesaj aldım, isterseniz olduğu gibi okuyabilirim aslında sağlık kalarak.
Bizim bir bu. Podcast yayınlarını takip eden bir takipçimiz şöyle diyor, hocam yayını pazar günü dinledim. Aklımda kalan bir kaç şey var. Bir timuçin hoca mani örnekleri verdi. Orada bir mani örneği verdi ve açıklaması hüzünlü mani gibi bir şeydi. Sanırım tam hatırlamıyorum. Lipe many hüzün delilliği hüzün halinin eksiklik halinin manisi demişti. Lipe mani ve monomoni hakkında bir şey bulamadım diye söylemişti. Ben bu arada kendisine bu soruya dönük bir şey. Kısa bir şey gönderdim, döküman gönderdim.
Ikinci sorusu ya da katkısı terapistlerin bipoları tedavi edilir bir şey olduğunu ve ortadan kaldırılacak bir hastalık olarak görüldüğü çok yaygın terapistler bipoları böyle görüyor diyor. 6 yıl psikanalizden geçtim ve analizde bipolar hastalığım hemen hemen çok az konu oldu. Getirilen şey ilaçlarını alıyor musun? Onun dışında terapi sonrası ilaçlarını al 3 ayda bir kontrole git. O kadar psikaninizden geçtiğim için hiç ama hiç pişman değilim. Çok şey kattı ve öğretti. Fakat bipolar için uygun olan nedir?
Açıkçası bilmiyorum. Üçüncü katkısı da. Iryan lider böyle okunuyor herhalde dariyan liderin kitabını sitricli bipolar. Henüz okumadım fakat ilk 20 sayfasının çevresini okudum ve aslında bipolar hastalığının olmadığını ve seksenli doksanlı yıllarda ilaç sektörünün uydurduğu her semtoma ilaç yazıldığını. Yazmış. Dördüncüsü iç körü iyi mi kötü mü bilmiyorum. Hocam cahillik mutluluk deniyor. Burada bir gülücük işareti koymuş hiç görü olunca sanırım insan daha dirençli oluyor tedaviye. Yayın yine çok keyifliydi.
Emeğinize sağlık, teşekkürler hocam deyip bitirmiş iletisini. Ne diyorsunuz?
Nereden barışalım diye düşündüm. Hemen önce derya han nedir? O bir ingiliz psikanist. Ben onun bir kitabını okumuştum, batiz mantolarınız diye bir kitabını okumuştum bir zaman. Delilik nedir diye? Evet, evet, öyle bir kitabı Türkçe site var mı bilmiyorum. Var mı var? Hocam var. Yani şöyle işte, tam aslında benim söylemek istediğime biraz ışık tutuyor. Bu durum geçen sefer söylediğime ya da diyeyim. Hani yoktur ve olmadığı için de zaten biz bunu psikanalizle başka bir şeyle tedavi ederiz diyen toksik bakışı anlatıyor bu.
Geçen günkü şeyde bir hak konferansında konuştuğumdan söz etmiştim. Size kendilerimizde konuşurken orada da sık sık gündeme getirdiğim şey oydu. Yani hani tıp tabii bizim bir şanssızlığımız var. Daha önce galiba bizim konuşmalarımızda da söyledim. Yani antipsikiyatriden bahsederken mesela anti üroloji yok, anti anti oftihemoni yok ama antibiyotik var diye. Ve hani anti üroloji olsa üroloji hop, oturur, hop kalkar ama biz psikiyatriden anti psikiyatristleri dinleyip oradan bir şey öğrenmeye, yolumuza ışık tutsunlar diye uğraşmaya çalışıyoruz filan.
Çünkü bizim meslek dadımız olarak yaptığımız işin gereği bu zaten. At gözüyle bakmamaya çalışıyoruz filan ama bir yandan da tabii bazen bu iş.
Kantarın topuzu iyice kaçabiliyor. Bu bu örnekte olduğu gibi şimdi yanlış olan kısmı düzelteyim. Tabi herkesin düşüncesi kendisine dönüyorlar. Ne istiyorsa onu biliyorsun de. Yani hani bu yoktur ve bigharma tarafından ilaç firmalarıdır ama icat edilmiştir kısmı biraz. Buna da açıklık getirmemiz gerekiyor. Çünkü şimdi. Psikiyatri de psikopolojideki en eski ilaç benle yaşıt. Hadi keşfinden alalım. Larg tili 1.900 ellilerin ortaları yani benden birkaç yaş büyük. Dolayısıyla bu hastalıklar milattan önceden beri biliniyor ve konuşuluyor.
Ilaç yaymalarının icat etmesi mümkün değil bu hastalıkları.
Ilaç firmalarının ne yaptığından da biraz bahsederiz ama mesela hipokrat milat önce 4 yüzlerin ortalarıyla 3 yüzlerin ortaları ya da sonları gibi yaşıyor. Areteus milattan sonra 80 80, birle 100. 130 filan gibi milattan sonra. Bir dönemde yaşıyor galen bergmalı galen o da işte şeyin hemen söylesi ali teus'ta biraz kesişiyor ama ondan biraz sonraya yani milattan sonra 2 yüzlü yılların başlarına kadar yaşıyor. Onları tabii ben yurttaşımız olduklarının altını çiziyorum. Bu arada bunların hepsi yurttaşımız.
Yani hipokrat istanköllü kos adasından arı teos, kapadokyalı, Kayseri civarında galen bergama'lı zaten bunları bizden. Saymakta zorlananlar için söylüyorum, yurt dışımız diye aynı toprakların insanlarıyız hani? Bir tavır alarak ibni sina'yı gündeme getirsek ki o da aslında fars iyidir. Buhara doğumludur, iran'da ölmüştür filan, o da işte milattan sonra 900 ila binli yıllarda yaşıyor. Şimdi böyle bakınca bu insanların hepsi bir biçimde bipolar bozukluktan bahsediyorlar, maniden bahsediyorlar. Depresyondan bahsediyorlar hatta.
Hatta artius'un bir şöyle bir paragraf sözü var diyor ki, kara safranın mide ve diyaframa doğru yukarı çıktığı saptanırsa melankoli oluşur. Ateş olmaksızın görülen bir ruhsal ağırlıktır. Çılgın kimselerde zihin bazen öfkeye, bazen neşe'ye dönerken, menankoliklerde sadece hüzün ve kedere gider. Ayrıca hastalık ilerlerse rüyalar sahici, korkunç ve net hale gelir. Hastalar mantıksız korkulara kapılır ancak daha hızlı ilerlerse insanlardan uzaklaşma, anlamsız ağlamalar, hayattan şikayet etme ve ölme arzusu duyar.
Diyor yani hatta. Hipokondrium sözü kullanılıyor çünkü kastedilen yer diyafragmanın 6 ve diyafragmanın altıyla depresyonu bağdaştırmak aslında. Bir şey gibi, yani beden ruh ilişkisinin bu hastalıkta ne kadar gündemde olduğunu anksiyetenin ya da somatik belirtiler dediğimiz bugün belirtilerin ne kadar? Aslında iç içe olduğunu gösteriyor. Gelen de yine. Com monitarist isimli bir yazısında, yani ingilizcesi öyle aklına çılgınca bir fikir gelen kapadokyalı bir adamla tanıştım. Bu fikirle melankoliye girmişti.
Fikir gerçekten de tuhaftı ailesine sürekli iç çekerek. Dünyanın batacağından korktuğunu ve kederinin dünyayı taşıyan atlasın uzun süredir dünyayı taşımaktan yorulması nedeniyle olduğunu, gökyüzünün çöküp dünyayı yok edeceğini söylemişti diye yazmış. Şimdi mesela freud o dönemde yaşıtaydı, adamcağızın depresyondaki zayıflık ve güçsüzlüğünü tanrı atlasa projekte ettiğini söyleyebilirdi mesela. Yahut da akışkan gör. Seydi bunu yaşasaydı o da diyecektin ki buradaki grand diye bakın bu aslında hani dünyanın en badbu insanıyımdaki gibi daha önce örneklediğimiz bir şeyden bahsediyor.
Bipolar depresyondan bahsediyorlardı. Kısacası yani bu insanlar bunları zaten o yıllarda tanımlamışlar ve ortada daha ne ilaçlar var, ne ilaç firmaları var ve onların ortaya çıkmasına 2.000 yıl. Ya da 1.500 1.900 var neredeyse. Dolayısıyla. Bunlar sonradan icat edilmiş şeyler değil. Burda küçücük parantez açıp şeyi söyleyeyim, yani lençılmaların ile ilgili şey nedir? Mila ilaçları hobi de burada gündeme geliyorlar ya da tanı icat ediyorlar, zannediliyor kısmının açıklaması da şu var, öyle bir küçük açıklama ihtiyacı.
Zaten bilinen üstünde yüzyıllardır konuşulan ve bir biçimde tedavi edilen işte anksiyete gibi bir rahatsızlığı. Yıllar içinde daha küçük parçalara ayırarak işte bedensel anksiyete, panik işte genelleşmiş olan vesaire ya da sahne anksiyetesi diye küçük parçalara ayırdığında sizin. Kullandığınız ya da icat ettiğiniz ilaçların bu parçaların bazılarına iyi geldiğini, varsaydığınızda iddia ettiğinizde inanç yılmasıyla o ayrışmış alt gruptan arasında bir bağlantı oluşuyor gibi geliyor. Dolayısıyla ha bu aslında yoktu.
Ilaç çevirmesi ilacı geliştirdiği için icad edildi gibi bir iddiaya sebep oluyor. Belki bununla ilgili 12 küçük örnek vardır ama bir bipolar bozukluk gibi. Işte şizofreni gibi ya da başka büyük hastalıklar gibi tırnak içinde hastalıkların onlar tarafından. Icat edilmiş olması da imkan ihtimal yok. Tabii ki burada durayım isterseniz şimdi. Yani psikiyatrinin sınıflandırmasının aslına bakarsan big farmanın iddialarına. Gayet uygun bir zemin oluşturuyor olduğunu da söylemek mümkün değil mi? Çünkü sınıflandırma sisteminin oluşturulmasıyla big farma arasındaki ilişkiyi yoksamayız.
Evet, mümkün ama bu şunu konuşuyoruz burda. Bunu kim söylüyor? Biz söylüyoruz, niye biz söylüyoruz? Çünkü biz zaten bu asistan bu hastalıkların ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Geliştirilmiş olanla yetinmiyoruz. Verili olan bize yetmediği için daha fazlasını istiyoruz ve sınıflandırmanın bu biçimde yapılmasını, olumsuzluklarına dikkat çekiyoruz. Ama bu yaptığımız işin içinde bulunduğumuz sistemin tanıları, şunun bunun bizim tarafımızdan kullanılmadığı ya da bunlara ihtiyaç duy. Anlamına gelmiyor ki.
Yani ben şunu demek istemiştim, bizim bakışımızda yani bu bizim dördümüzü kastetmiyorum ama ana akım psikiyatrinin bakışında bütün tanımlara gitgide artan sayıdaki tanımlara beyin hastalığı muamelesi yapılıyor olması aslında big farmanın. Amaçlarına gayet uygun bir zemin de hazırlamış oluyor. Yani bizde zemin hazırlamış olmuyor muyuz? Onların işine de geliyor ama şuradan bakalım şimdi büyük bir aşı karşıtı kampanya ve kıyamet koptu biliyorsunuz. Covid'le beraber hatta o kadar koptu ki şimdi insanlar kızılmak aşısı yaptırmak istemiyorlar.
Çocuklarına filan. Halbuki aşılar sayesinde çok ciddi pek çok hastalık önlemde önlenmeye de devam ediyor. Çiçek hastalığı gibi bir hastalık dünyada yeryüzünden silindi. Bu sayede çocuk felci tamamen neredeyse engellendi. Çok önemli bir işti. Ve. Işte covid gibi ne olduğu çok da belli olmayan yeni ortaya çıkmış talebörden üretil başka bir türlü mü oldu bilemediğimiz. Bu virüsün ortaya çıkması karşısında şaşkın ve çaresiz olan tıp bilimi de o sırada geliştirilmekte olan hem RNA aşısını kanserli kullanılan bir aşıyı burada denedi ve işi eldeini gördü ve hızlı piyasaya sürdü.
Bu sayede de muhtemelen çünkü çok sayıda meslektaşımızı kaybettik öldüler biliyorsunuz. Bu sayede de bir çok başka büyük ölümleri muhtemelen engelledik ama bu aşının işte bir takımın yan etkileri olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. O yanıt etkilerin işte dikkatle ele alınması gerektiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor ama. Bu yan etkiler var diye bu sadece ilaç firmalarının işine gelen insanları da işte bunu yaptıkları bu yüzden de insanların ölmesini hatta sebep oldukları sırf para kazanmak için bir hikaye de değilim.
Yani iş yine ifrat tefrit meselesine geliyor ya hep ya hiç değil ki hiçbir şey. Dolayısıyla bunları tabii ki eleştirelim, konuşalım. Sınıflandırmayı da zaten bütün yaptığımız neyin ki burada? Öyle konuşuyoruz, bunları konuşuyoruz ama eş psikiyatri diye bir şey yoktur. Ya da işte ilaç firmalarının emrinde olan bir psikiyatri vardır. Gerisi yalandır. 10. Mayacaksa işte ne vardır? Psikolojisi vardır gibi bir yere ya da. Bilmiyorum hocam da başka bir yere gitmiyor olmalı. Da gidebiliyor olabilir. Evet, neuroscience de gidiyor olabilir ama orası da çok henüz emekleme aşamasında olduğu için.
Öyle ama orada da bir iman durumu var sonuç olarak. Emek evet ama zaten evet, hastalanan şey bu. Tam da iman meselesine belki karşı çıkarak ama bunu sürdürmek zorundayız. Başka çaremiz yok ki. Burda siz burda çok şey olur ya ibrahim Tahsin. Ben şeyi söyleyecektim burda yani bir duruma yaklaşım işleyiş beğenilmiyor diye onu yok etmenin bir tuhaflığı da var. Yani bunu okuduğum bir makalede berus sınıflandırma için söylüyor. Psikiyatrik rahatsızlıkların sınıflandırmaya. Direnç göstermesi, buna sınıflandırmaya çok rahat gelememesi, psikiyatrik rahatsızlıkları reddetmemize yol açamaz diyor.
Bu. Bize ve hatta alıntı yapmışken onu da söyleyeyim, bu bize birincisi psikiyatrik rahatsızlıkların niteliğiyle ilgili bir şey söyler. Ikincisi genel tıbbi sınıflandırma açısından verimli bir alanda açar diyor. Psikiyatrik sınıflandırma üzerindeki uğraşımız ve oradaki yeni. Açılan ufuklar tam olarak tıbbi sınıflandırmaya da dönüp olumlu etki edecektir. Çünkü tam sınırda duruyor. Hem beşeri bilimlerden hem doğa bilimlerinden belli unsurlar içerdiği için. Dolayısıyla doğal türe yakın olan versiyonları vardır.
Psikiyatrik rahatsızlıkların pratik türe yakın olanları vardır. Sosyal inşacı yaklaşıma giren türleri vardır diyor. Timuçin hoca'nın söylediği ta galen'den ve hipokrattan örnekler. Bence şu açıdan da çok önemli mesela histeri diyoruz. Hislerinin kökeni aslında utarus rahim yani orada yanlış bilmiyorsam hipokrat şey gibi anlatıyor rahim ya da rahimden yükselen buharlar vapost diyor. Vücudun farklı farklı bölgelerine gidip. Orayı sakatlıyor ya da felç ediyor. Vesaire ister isterim dolar. Şeyse. Bistere dakerion birazcık onu konuşuruz ister'a.
Hocam bize yani hocamız yok biliyorsunuz. Ister rakiğim ve rahimden kaynaklanıyor. Oduğunu zannediyorlar. Kadınlarda daha çok görülüyor olmasında buna kanıt olarak kullanıyorlar. Halbuki erkek istersin, kadın isterisinden çok daha belirgin ve çok daha dramatik bir hastalıktır da neyse. Erkek bende bunlardan tarif etmiştir. Parantez içinde söyleyelim. Erkeklerde ki meseleye de hipokondriağz istiyor dediniz ya diyafram 6 orada da aynı şeydeki uteros'tan yükselen buharlar. Dalaktan sprinden yükselip.
Belli uzuvlarda sakatlığa yol açıyor diyor. Yani hipogondsı biraz daha erkeklerle ilişkili rahatsızlığa rahatsızlık olarak görüyor ve bunun kökenli de tık tık kadınlardaki gibi dalağa. Dayandırıyor ve hipogond kavramı da aslında oradan biraz. Başka türlü de açıklanabilir, öyle değil mi? Yani kontrolüm kontrol ihtiyacıyla olan hipogondrazizle. Cinsiyet rolleriyle bağlantılı olan isteri, evet, yani kontrol bende olsun istemekle ortaya çıkan hipogondis kenberin hipokondriesiz şeyi historik, kişilik bozukluğu tanımında var zaten kenber de.
Erkek. Kişilik çok. Vurguluyor ya da kırılmadan. Çok daha iyi beceren kadınların bunu duygularım. Biçiminde ortaya koyarken duygu ifadesinde o kadar da becerikli olmayan erkeklerin bedenselleştirerek ifade ediyor olmaları diye de ortaya koyabiliriz. Evet. Nasıl bakacağını pahalı. Evet, bu son bir şey daha söyleyeyim. Burada aslında hipokratın yani buhar ve organ metaforları diyeyim. Bir parça beden ve ruh o zaman terminolojisiyle, bedenle, ruhunu da ifadesi ya yani psikiyatrik rahatsızlık. Ve bir ruh hastalığıdır.
Ne de tam bir beden hastalığıdır ifadesi. Yani isteri şey uçar usta var ama buhar da var. Ne olduğu çokta belli olmayan ya da is. Istim mi öyle bir şey? Ya da sıvılar da. Var. Stick moher. Ay o zamandan da aslında bir bedenle zihin arasında gidip geldiğiyle ilgili de bir vurgu bence yani dalak karışıyor işin içine buhar karışıyor, uçarız karışıyor vesaire. Yüküne bakarsak kim usta karışıyor? Kimya öfke aslında ama burada timus bezi ve dolayısıyla duygulanım. Işte ötimi de olduğu gibi yahut bi parti mide olduğu gibi ben.
Burdan gelen duydum timusum. Efendim. Timus'un ben burdan geldiğini bilmiyordum. Evet, yani timus oradan gelmiyor da onların timus'tan geldiğini iddia ediyorlar. Onlar yani timus o yüzden söylenmiş değil. Timus neden timus'lanmış obeze bilmiyorum onu obez zaten çocuklukta var şöyle biliyorsunuz. Bir yıl kalıyor. Temmuz uykuluk bu arada meşhur. Etse ve annenler için öyle bilinen bir şey. Benim için bir şey ifade etmiyor da olur. Öyle olduğunu söylüyorlar. Şunu söyleyeceğim, bir de özür dilerim. Tam buraya bir saplayayım.
Bu dinleyicimiz bir de lipi meselesinden bahsetmiş ya. O da şu lipi eksik demek aslında yunanca demiştim ve bu lipi de seni özledim. Sen bana eksiksin. Bunun üzüntüsünü hissediyorum gibi bir anlamda taşıyor. Halbuki eski rol geçen hafta da ya da onu geçen haftalara konuşmuştuk. Birincil olarak aklın değil duyguların bozukluğu dediği bu şeye. Tabloya monomeni için monomeni yerine lipemani yani üzüntü çılgınlığı gibi. Çünkü monemo'nun içinde o zaman da söylemiştik işte birçok pironiler cluptomiler, başka vanoniler de var.
Aslında bir mani tablosu değil o zaten bir tırnak içinde tek alana yönelmiş bir delilik tablosu gibi tarif edilen bir şey. 10'a çıkart liphemoni diyor, yani üzüntü çılgınlığı şeyden ayırt etmek için bu tür manilerden ayırt etmek için bu manevi yani işin içinde hem bir hareketlenme, yükselme var hem de bir. Depresif çökkünlük hali var demek için. Biraz melankoya yakında ele alıyor. Evet. Orada bir. Orada bir de şu da olabilir, hoca bu monemani eski. Rol tarif ederken bir okb vakası üzerinden de tarif ediyor.
Bu herhalde bizim çağdaş psikiyatrinin ilk okb tarifi gibidir. Daha önceleri de var ama işte normal şeyden. El belki var. Islam tarihinden işte bu. Melankoliğin anatomisi Bartın tarihini var. 200 ver falan evet. Eskirol bir kadın hasta tarif ediyor. Böyle dokunduğu şeyleri çalmaktan korkan bir hasta bu kadını da tarif ederken diyor ki diğer delilikler gibi işte bir global bir bozulma hali yok. Hayatının diğer anları bozulmamış ama işte. Mesela bu dürtüyle ilgili bir alanı bozulmuş bunu o yüzden kısmi delilik, belki partiyel insaniti anlamında monomani diyor.
Ama orada şey tartışmaları var monomeniler. Duygusal delilikler midir iradi delilikler midir? Düşünceyle ilgili delilikler midir? Muhakeme ile ilgili delilikler midir? Gibi dolayısıyla böyle bir çok işte iradi delilik altına girenler şunlar duygu delili. Işte eski rol onu sadece duyguları olan kısmını ayırt etmeye çalıştığı için lipton diyor zaten tamam da bunu söylüyordun. Evet, sağ olun.
Burada küçük bir müzik molası verebiliriz. Bugünkü müzik parçası olarak mozart tan ayna kılayına nah müziği dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz. Müzik arasından sonra tekrar birlikteyiz. Ben sözü timuçin hocayı bırakayım. Yani, dolayısıyla şeyde depresyonda ya da melankoli de manev melankoli de diyelim ya da. Illa onların tanımladığı gibi söylemeyelim bizim. Yani daha eski sınıflandırmalarda geçen şekliyle cinneti manyağı indita denilen hastalık da, yani cinnet, cinnet manyağı. Yani kesintilerle giden mani cinneti gibi bir şeyden bahsediyoruz.
Bilinen tedavisi için uğraşılan tedavisi için son derece de bugün baktığımızda komik gelen tedavi yöntemlerinin uygulandığı elbette müzikle tedavi şu bu filan da var ama mesela yüksekten suya atma gibi bir takım uygulamalar var. Böyle birkaç metreden 20 metreden 15 metreden neyse insanları suya atıyorlar. Soğuk suya atıyorlar. Yahut işte oturduğu yerde bir sandalyeyi iple tamamlanmadığı bir sandalyeyi döndürüyorlar ve sonra tekrar bırakıyorlar bir de işte. Ders saat istikametinin tersine de çeviriyorlar ve yahut da işte bir takım yerlere kapatıyorlar.
Bu. Sadece bu arada galiba darbenin dedesi hocam çok.
Yani sen onun bir sandalye tedavisi var ama o dönen olan mıydı yoksa ters çeviren miydi tahmin? Değil ve ders çeviren sandalyeler de var. Karaca, Ahmet tekkelerinde uygulanan bizim topraklara doğru geldiğimizde insan. Ları sessiz, karanlık bir yerde ayaklarını bir yere. Şey yaparak. Hani boyunduruklar olurdu. Eski orta çağ avrupa'sında bunun ayaklar için uygulanan bu bölüm duruk olduğunu düşünün. Yataklara yatıyorlar. Sadece ayakları kaçmasınlar, uzaklaşamasınlar diye. O sırada hareketli oldukları için ama karanlık bir yerde tutuluyorlar ve onlara yemek su servisleri falan yapılıyor.
Çok sonraları tıp. Kı depresyondaki ışid tedavisi gibi minibede karanlık tedavisi gibi çalıştı. Italyanlar ve bununla ilgili işte enteresan bulgular elde ettiler. Halbuki Osmanlı. Osmanlı dar şifalarında mesela ilginç bir şekilde karanlık su sesi ve müzik sesinin bir arada kullanıldığı tedaviler var. Yani ne demek istiyorum? Daha ortada büyük parma ve ilaç şirketleri olmadan önce de zaten. Bunlar vardı, görülüyordu bir biçimde adlandırılmıştı ve tedavi edilmeye çalışılıyordu zaten onun. Için psikanaliz de yoktu.
Daha o sırada dünya üzerinde. Yani geçen sefer de söylemiştim, tekrar etmek istiyorum bana göre şu anki bilgi birikimi ve sınıflandırmaya bakışımla düşündüğümde mani kadar geçerli bir sendrom düşünemiyorum. Sebebi ayrı sebebini ayrı tutmak üzere yani kendisefalid olabilir, bipolar bozukluk olabilir. Her neyse ama manik kendi içinde tutarlılığı çok yüksek olan bir. Geçerli dondur demek çok doğru ve bu kadar geçerli bir tıbbi sendrom için. Çünkü birçok sebep olabilir. O yüzden tıbbi diyorum. Psikanalizin yeterli olabileceğini düşünmekte ciddi bir hata var ama ibrahim'e yazılan nokta şöyle bir şey benim dikkatimi çekti.
Orada iyi bir şey var. Psikanaliz benim olgunlaşmama faydalı oldu. Birpolar için ne etkisi olduğunu ben bilmiyorum. Bu çok doğru bir şey. Çok güzel. Yani güzel bir mesela, değil mi? Hani birpolar bozukluğunda bütün mani'nin diyeyim. Bütün tıbbi rahatsızlıklar gibi. Ruhsal durumdan etkilenen bir sendrom olduğunu düşünecek olursak, daha olgun da psikanalizle olgunlaşmış birisinin mani geçirme olasılığı azalır iddiası bana çok saçma gelmiyor. Hayır, çok doğru, çok yeri ama. Yani bir polar bozukluk için psikanaliz bir tedavi yöntemidir demek tamamen reddedeceğimiz bir şey tabii ki.
Öyle çok doğru. Aynı şeyi astım içinde söyleyebiliriz cem. Aynı şeyin migren içinde söyleyebiliriz. Yani sadece bir koler bozukluk için değil ve tabii unutulmamız gereken şey şu, bu hastalığa sahip olan insanlar manik ve depresif dönemlerin dışında tamamen sağlıklı insanlar senden benden farkları yok ki.
Tamamen sağlıklı insanlar ve sağlıklı bir insanın doğal ihtiyacın neyse psikoterapi için. Hepimizin var. Dolayısıyla onların da psikoterapi ihtiyacı var ve orada bir psikoterapi muhtemelen hastalığın gelmesini engellemekle kalmaz. Doktorla işbirliğini de arttırır.
Hastalığa olan içgörüyü değiştirebilir, çünkü kendini o sırada. Çok farklı görmeye başladıktan sonra yapılabilecek bir şey yok. Peygamber olduğunu düşündükten sonra ama uykusuz kalmaya başladığında bir şeyler yolunda gitmiyoruz. Görme şansı olur. Çünkü psikoterapi de insan içe bakmayı da öğreniyor. Değil mi? Depresyon için psikoterapiye devam ettiğin zaman zaten burnun sürtülerek diyelim tırnak içinde. Epeyce olgunlaşıyorsun?
Elbette tabii ki depresyonun da nedeninden bağımsız konuşmuyoruz değil mi bunu? Doğru, evet. Yani çünkü. Biyolojik bir hastalık olarak söz etmiyoruz. Sadece onu mu demek istiyorsun? Evet tamamen kesinlikle yani biyolojik bir hastalık olarak söz edebildiğimiz bir depresyon da var. Ne yazık ki onun adı narsistik. Narsistik incinmeler yüzünden depresyona gelen insanın yaşadığı depresyonu aynı şey. Aynı ayrım yok. Ismi de aynı belki o kesitte yaşadığı tatsızlık da aynı. Gerçi küçük farklılıklar yok değildi, onları konuşuruz ta var tabii ki yani çok önemli depresyonla o nipollar, depresyonun farkı gibi özür dilerimce.
Yok orası çok mühim. Tabii bipolar bipolar farkı da yat reaksiyonuyla ilgili olarak DSV beşte en çok eleştirilen bir şey var şu anda. Onu bir hatırlayalım mı? Yani yasın belli bir. Süreden sonra zannediyorum. Evet. Tanı konabilecek bir rahatsızlık olduğu yolunda bir değişiklik var. Doğru muden söyle. Yani şöyle. Yaz daha önce de yaz bir kere tamamen sağlıklı bir şeydir. Normal bir şeydir demiyorum. Normal ne demek bilmediğim için yani insan her. Türlü adam insani bir şeydir. Evet tamamen insani insana dair bir şeydir.
Çok insani bir şeydir insan kayıpla birlikte yas Yaşar ve aslında her insan yassı Yaşar. Çünkü her gün. Ömrümüzden bir gün kaybederek. Dünyaya başlar ve devam ederiz. Hatta ben sık sık ders sadece şey söylerdim. Nerede tören varsa orada yaz vardır diye işte her türlü diploma törenlere, emeklilik törenleri çok güzel. Törenler eşittir. Yani sünnet düğünleri normal, hepsi bütün törenleri eşittir. Yaz çok tır. Dolayısıyla yaz normalde diyemiyorum. Sağlıklı bir şeydir ama. Bunu. Problematik olan o insan için problematik hale gelmiş ya da sorun haline gelmiş ya da rahatsızlık haline gelmiş olandan ayırt etmek için.
Komplike yas. Kavramını icat etmiş iddieme komplike yaz yani depresyonla komplike hâle gelmiş komplikasyonu. Depresyon olan bir yas sürecinden bahsediyordu. Bu son DM şöyle bir şey yaptı, buna bir süre verdi. Yani yaz kaç gündür aslında yazın kaç gün olduğunu. Halk.
Uygulamaları söylüyor, kırkı var 50 ikisi var işte yedisi ayrı filan bütün dini geleneksel. Uygulamalarda bunlar gününü tarif edilmiş durumda. 10'a çıkart da SM 6 hafta deyince itiraz ediyoruz ama halkımız kırkı çıkınca Mehmet dokutunca 10'a çıkart bir sesimizi çıkmıyor ama aslında aynı şeyi söylüyor oluyorlar. Bundan sonra uzarsa yine halkta ya burada bir tuhaflık var, kırkı da çıktı hala ya da 50 ikisi de geçti. Adam hala toparlayamadı diyor zaten. Son, bunu timuçin bir şey çok özür dilerim, söylemek zorundayım.
Halkın kırkı çıktığı zamanki ile ilgili olan inancıyla DSM. Nin işte belli bir süre sonrakine patolojik demesinde. Otorite de pozitif belirlenimciliğin baskısı arasında ciddi bir fark var. Kesinlikle haklısın yani evet, halkımız öyle diyebilir ama resmi yada neyse tıbbi otorite bunu söylerken 100 kere düşünmeli. Söylemek konusunda çok haklısın, onu bir adım öyle öne götürerek DSM 5 14 ay dedi. Çünkü bazen bir yıla kadar da sürer, bazen çok daha uzun sürebilir çünkü normal diye bir şey yok ki. Yasa dair herkesin yası kendi yaşadığı biçimde yaşanıyor.
14 ay demesinin sebebini de şöyle rasyonalize etti, bir yıl geçince üstünden seneyi devriyesinde zaten kişinin bütün yasla ilgili duyguları alevlenir ve onu şey yapar. Etkiler onun üstünden nikah daha geçmiş olmalı. Benim ondan komplike diyebilmem için diye bir. Icat da bulundu. Bu komplike ile uzamış yas aynı dimi hocam. Evet uzamış yaz yani komplikeyesi uzamış. Yaz komplike yazısının içinde ama komplike yazsın. Komplike olması için şey dışında da uzamındaki işinde başka faktörler de söz konusu olabiliyor işte.
Depresyonun görülüyor olması yahut başka türlü psikiyatrik bozukluğun 10'a çıkart ilave olması filan gibi. Koçum desem 5 şeyi kaldırdı. Demi hani bir süre kısıtlılarını kaldırdı. Herhalde beşle kalktım, hatırlamıyorum Tahsin açıkçası. Tam söyleyelim şimdi. Sınıftan ama DSM dörtteki hali buydu. En azından onu biliyorum 4. Sene evet hocam. Kaldırılmış bu ayrım da. Şeyde de değişiklik. Oldu. DSM beşte yanlış mı? Biliyorum. Bu TRT. Neresinden evet text. Cevizyonumuza. Görüşte timuçin hoca'nın söylediği uzak, uzun oynamış için yani.
En az 11 yıldan fazla bir süre sonra 14 ayın geçmesi. Lazım 14 ayı ben söylüyorum bir yıldan da aldığı. Bir yıldan fazla. Bir yıl denediğinizi? Sürekli 6 herhalde. Evet, evet. Onun dışında ama. Şeyle ilgili DSM beşte bu ilk versiyonunda da yasak süre kaldırılmıştı o. Şeyde de ııı DSM beşin sonunda da sanırım mela alınıyor. Yani hani bunu yasa olarak şey yaptık. Hani süreyi değiştirdik, ele kaldırdık gibi ama hani tartışılabilir diye şey yaptı diyor sanki tartışılıyor diye de hatırlıyorum bu arada.
Bence. Kolay değil bu arada yani ikisini de denemişler ama. Hani ikisi. Açısından da bakınca bence. Kolay bir şey değil, karar değil. Ne ne anlamda. Yani. Süre tanımlamak da kolay değil, kaldırmak da kolay değil. Anadolu'da mı? Söylüyorsun? Şöyle yani. Bu biraz daha şey gibi. Bireyselleştirilmiş kararlar verilmesi gereken bir konu gibi oluyor. Bana soracak olursanız. Yani ha sizin söylediği doğru bireysel yaşantının veya işte ne bileyim antropolojik değerlendirmenin en kıymetli olabileceği konuda tıbbileştirme yapmaya çalışmak, en fazla hata yapma olasılığı da ortaya çıkarıyor.
Tabii 14, 12 mi falan soruları o kadar yersiz geliyor ki bana. Çok son derece yersiz. Kime göre neye göre? Çok daha uzun sürebilir bana. Sorsa ben başka kriterlerde önerebilirdim. Hristiyan yaşantısında çoktur biliyorsunuz. Siyah giyiyor olmak siyah giymeyi bıraktığında diyebilirdim. Yahut rüyalarında artık o kişiyi iyi görmeye, tırnak içinde başladığında diyebilirdim. Yani bunun kriteri ne ki nereden başladı? Ya da sakalını kestiğinde. Ya da değil mi?
Yani burada bizim asıl tartıştığımız şey buna niye ihtiyaç duydukları meselesi? Yani sınıflan. Dırma yapıcılar kategorize etmeyi seven insanlar buna. Buna neden ihtiyaç duyuyorlar hepimiz. Aynı şeyi aynı biçimde adlandıralım gayretiyle bunu yapıyorlar ama bunu yaparlarken çok. Ciddi bir şeyi gözden kaçırmış oluyorlar. Istemeden o der hem insandan dünyada sadece bir tane var. Üzgünüm ama. Doğru haklısınız.
Sana bir şey hatırlatmak istiyorum. Timuçin birazdan konuşuyoruz ya şimdi biz bundan bir kaç yıl önce 26 mart günü Sinan sen ben beyoğlu'nda bir meyhanedeydik. Ve o gün ölmeme günü olduğunu? Evet, bitmiştik. Evet biz. 26 mart tekrar hatırlamalıyız yani Turgut uyar, tomris uyar, nezihe Meriç ve galiba değil mi? Evet, hatırlıyorum. Evet, 26 mart ölmeme günüdür. Onun hikayesini anlatalım, gelecek şeyde. 26 mart'ta anlatalım. Mı? 26 martta doğru anlatalım. Ölmeme günü hep kutlayalım diye seninle konuşmuştuk Sinan sen ben Sinan gür öksüz kulağını çınlatalım sen ben.
Iıı önleme günü çok kıymetli benim için onu. Konuşmamız lazım. Ölmememizi mümkün değil elbette öyle bir fantez. Ölmeyeceğiz diye rakı şişesini koyup da saklamak gibi bir şey gelecek sene tekrar bakacağız demek galiba. Galiba tomrislerin akıl ettiği bir şey o. Iıı onu bir ara konuşmakta çok güzel olur. Iyi konuşuyordum sen belki kişisel tanıklık ya da tanışın kırkayla ilginç yerlerde anlatırsın bize. Anlatırım tabi. Bu bölümün sonuna geldik. Bu bölümün sonuna gelince yine bir ressam verilsinden bahsetmek istiyorum.
Bugünkü ressam olarak edward munko resim olarak da kendisinin kaygı tablosunu tercih ettim. Advar bahsedeyim önce mong Norveç de doğmuş. Ekspresyonizmin en önemli ressamlarından biri olarak kabul ediliyor. Çocuğu çocukluk dönemi aslında büyük trajedilerle şekillenmiş biri. Annesini ve kız kardeşini tüberkülozdan kaybediyor. Babasının katı dini inançları var onun dışında. Eee, bu sorunların dışında bir de bazı sağlık sorunları da eklenince hayata ya da çocukluğu bu şekilde şekillenmiş oluyor. Özellikle bu yaşadığı kayıplar kendisinin yasına bir şekilde tablolarına yansıtmasına da neden olmuş, sanat eğitimi aldıktan sonra avrupa'nın bir çok yerinde dolaşıyor.
Özellikle winsent van gogh'tan etkileniyor. Paris ve berlin'de geçirdiği yıllarda da sanatını daha da geliştiriyor ve kendine özgü bir tarz yaratmaya başlıyor. Aslında kendisinin en bilinen eserlerinden biri çığlık ııı, belki onu başka bir ııı podcast bölümünde tartışırız ama bugün kaygı isimli eserini söyleyeceğim size. Kaygı genel olarak ya da amx orjinal norveçli teknik ismiyle de. Bu eser 1.894 yılında çizilmiş bir eser. Bu eser aslında çığlıkla benzer bir atmosfere taşıyor ve hep aynı temaları işliyor.
Renklerin kullanımına bakıldığında turuncu ve kırmızı bir gökyüzü kullanılıyor ve bu turuncu ve kırmızı gökyüzü aslında tehdit edici bir ortam yaratıyor. Eee ve insan üzerindeki etkisi eee. Daha doğrusu. Çevrenin insan üzerindeki etkisi üzerin ııı hakkında iyi bir fikir sunuyor bize. Bunun dışında burada bahsi geçen kaygı duyan karakterler, genel olarak ölü gibi boş bakışlara sahip kişiler ve varos varoluşsal olarak korkuyu temsil ediyorlar.
Mekan oslo'daki ekeber tepesi olarak biliniyor. Mumun birçok eserinde arka planı olarak da kullanılmış. Bu eser şu an oslo'da norveçte edward nokk müzesi'nde sergilenmekte. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean