Tıkınırcasına mı, Tıkarcasına mı?
Yeme bozukluklarını fenomenolojik bir perspektiften ele alma fırsatı bulmuştuk. Bu haftaki bölümde klinik psikiyatri açısından yeme bozukluklarının nasıl ele alınabileceğini alt tanı kategorileri üzerinden değerlendiriyoruz.
Merhaba diken stil bahçesi vaat etmiyoruz totkez'nin yeni bölümünden size sesleniyoruz, ben doktor tasin rolas bu potkette benimle beraber profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve ibrahim aylak var. Bu podcast bölümünde timuçin hoca olamıyor. Maalesef diğer bölümlerde olacak diye düşünüyoruz geçen bölümde. Yeme bozuklukları ve anoreksiya üzerinde. Fenomeni olarak bir tartışma yapma fırsatı bulmuştuk bu. Tartışmayı yaparken özellikle self üzerinden yürüyen tartışmaya atıf yapmıştık ve özne beden ve nesne beden üzerinden.
Nasıl ele alınabileceğini konuşmuştuk. Belki klinik psikiyatriye hitap edebilecek şekilde genel konuşacak olursak, gemi bozukluklarını öyle ele alabilirsek iyi olabilir diye düşündük ve bu bölümü çekmeye karar verdik. Ben ibrahim en son yine sorarak başlayayım. Her zamanki gibi ibrahim şu an. Klinik pratikte klinik psikiyatride. Yeme bozuklukları nasıl ele alınıyor, nasıl sınıflandırılıyor sana sorabilir miyim? Teşekkür ederim, Tahsin. Bir kere grubum ismi değiştirildi. Beslenme ve yeme bozuklukları yapıldı.
Bunun içinde de 6 rahatsızlık hastalık tarif ediliyor. Anoreksener blumyanerboza tıkınırcasına yeme bozukluğu kaçıngan kısıtlayıcı, gıdalı bozukluğu, pika ve ruminasyon bozukluğu diye 6 bozukluk bu başlığın altında tarif ediliyor. Dilerseniz mesela. Sırayla kısaca her birinin tanımından bahsedersek, anoreksener dediğimizde gelişimsel seyre ve boya göre önemli ölçüde düşük kiloyla kendini gösteren bir bozukluk olarak tarif ediliyor. Bu bozukluğa sahip bireyler kilo kaybına neden olan veya kilo alımını engelleyen davranışlara yol açan ısrarlı ve amansız bir zayıflama dürtüsü sergilerler.
Yani davranışsal boyutu kilo kaybına neden olacak veyahut kilo alımını engelleyecek. En belirgin olarak aslında anoreksiya da anoreksiya rahatsızlığına sahip bireyler gıda alımlarının önemli ölçüde kısıtlarlar ancak aynı zamanda çıkarma diyebileceğimiz mesela örnek olarak. Ne verebiliriz? Kendi kendini kusturma müsidiüretik veya lavman kullanma gibi.
Ve yoğun ve komplesif egzersiz. Davranışında bulunabilirler. Yani tekrar söyleyeyim bu. Zayıflama dürtüsünün 3 davranışsal bileşeni olabilir. Gıda alımını kısıtlama ya da gıdayı çıkarma. Ve spor say.
Anoreksener bireyler, kilo alma veya şişmanlama konusunda şiddetli bir korku duyuyorlar ve tipik olarak düşük vücut ağırlığında bile şişman veya iri olduklarına inanarak beden imajı çarpmaları tarif ederler. Bu aslında standart ama reksiyoner bozat hanım'la kilo ve şekil bireyin kendilik şemasının büyük kısmını ele geçirerek özde yerlendirmeli. Yani kendim değerlendirmede önemli hale gelme eğilimindedir, diğeri tarif ediliyor. DSM de bir de. Buna ek olarak bu hastalığa sahip bireyler genellikle mevcut kilo durumlarının tıbbi sonuçlarının farkına varmazlar gibi bir ifade kullanılıyor bizim tanı sistemlerinde.
Farkına varmazlar. Evet varamazlar. Görmezden gelirler. Diyebilir miyiz diye düşündüm.
Bu bence de çok tartışmalı bir konu yani görmezden de gelebilirler. Ayrıca bu zayıflamaya dönük gösterilen çabanın kendisi bir savaşta olabilir. Yani bir mücadele de olabilir. Kişinin gerçekten dünyadaki varlığına bir an anlam veren bir mücadele halini de alabilir aslında. O yüzden işte hastaya beyne marı gösterdim, beynin küçüldü diye gösterdim, hiç umurunda olmadı. Deyip geçmek bence biraz yüzeysel bir bakış olur. Daha. Yani aslında muhakemenin kısmen bozuk olduğu muhakeme bozuk diyebileceğimiz kadar yineleme eğilimi ve katı davranış diye tarif edilebilecek bir örüntü de diyebiliriz değil.
Mi?
Yani en al. Bakalım. Tabii yani bu. Bu muhakeme ile ilgili tartışması çokça da bence üzerinde belki geniş zamanda tartışılabilecek bir mesele çünkü. Aslında bir yerde bizim her seferinde böyle. Makul ya da rasyonel bir tutum sergilemediğimizde en açık şekilde gösteren bir şey. Geçen hafta aklıma geldi. Geçen hafta söylediğini böldüm. Sen devam et de önce. Bu bunu söyleyecektim. Yani şöyle, geçen hafta söylediğinden hareketle yalın kendiliğini hissedebilmek için mevcut kalabilmek için duyduğu ihtiyaç o kadar şiddetlidir.
Ki. Gösterdiğin MR da. Âdetten kesilmekte veya endokrin göstergelerde veya hayatı tehdit eden kilo kaybı da önemini kaybeder. Çünkü canlı hissedebilmek, mevcut hissedebilmek için. Geçen haftadan hareketle evet davranmak ve kilo almamak zorundadır. Tam bu şekilde hocam yani hakikaten kendini aç bırakma davranışının kişiye sağladığı kendini hissetme durumu. Atrofiye uğramış bir beyin emar görüntüsünden daha önemli olabilir. Kişi için. Burada gene seni bölerek araya gireyim. Öbürlerini anlatmadan önce daha önce alan westen söz edelim demiştim ya alon west için wins one girin.
Tedavisinde de en çok onun. Savunduğu şey, onun daha otantik bir varoluşa sahip olabilmesi için böyle davranmak zorunda olduğu yolunda. Tabii ki tartışmaya hem etik olarak hem teknik psikiyatrik olarak çok açık, çok ciddi şekilde tartışma ihtiyacı var ama mevcut olabilmesi için neredeyse kendini öldürecek kadar zayıf kalmak üzere uğraşması gerekirdi diye. Savunur 10'a çıkart daha sonra değineceğiz dedik. Şimdilik onu atıyorum. Dilerseniz kısaca bluemeyenler bozulan bahsedeyim, ikinci rahatsızlığımız blumya kelimesi yunanca kökenli tam anlamı aslında öküz açlığı diye çevriliyor.
Az önce sözünü ettiğimiz anoreksiya ile bazı temel özellikleri paylaşmakla birlikte bloomyan erbosa tekrarlayan tıkınırcasına yeme atakları ve ardından kendi kendini kusturma laksatif üretip veya lavman kullanımı veya yoğun egzersiz ya da ilaçların kötüye kullanımını içere bile telafi edici davranışlarla tanımlanıyor. Laxtotifik yani müssil ve idrar söktürcü. Ya da spor oruç tutma. Oruç spor deyince de sağlıklı bir şeyden söz ediyoruz ama aslında aşırı fiziksel aktivite demek daha doğru. Çünkü işe yarar fiziksel aktivitenin dışında aralıksız olarak evde örneğin yürümek ile de yani kilometrelerce aynı evin yürüyerek de kalori defisini oluşturmaya çalışan kişiler var.
Tabi spor sağlıklı bir şey çünkü. Onu çalıştı.
Yani de beni. Olmayan versiyonu demeyeyim de? Nasıl? Orucında dini olmayan versiyonu herhâlde. Evet. Buyurun bir an arabamızdan devam edersek bluenbozanın kavramlaştırılmasının merkezinde anoreksiyadan farklı olarak tıkınırcasına yeme ataklar yer almakta tıkınırcasına yemeden kastımız şu kontrol. Kaybı yemek yerken ya da yemeği durduramama hissinin eşlik ettiği alışılmadık derecede fazla miktarda gıda tüketimi diye tarif ediliyor. Resmi textoklarda. Blummayalım Merve o zaman bireyler kilolarını yaş veya boya göre normal ağırlıkta veya üzerinde tutarlar.
Yine nureksidan farklı olarak ama anoreksiyalara benzer şekilde şekil veya kiloyla ilgili yoğun bir meşguliyet söz konusu. Kendilerini değerlendirirken genellikle neredeyse tamamen bu faktörlere dayanırlar. Yani kilo ve şekille ilgili faktörlere ve bu da tipik olarak kendilerini sert bir şekilde yargılamalarına yol açarlar. Benim ihtisasım başında hep şey denirdi. Anoreksiya merhaba göre daha fazladır. Blumya merboza'da depresyon. O yüzden antidepresanlardan daha fazla fayda görürler diye söylenirdi.
Ama ne kadar doğru? Bilmiyorum. Sızlığımız tıkınırcasına yeme bozukluğu tıkanır. Yeme bozukluğu, rahatsızlığı olan kişiler blumya'daki gibi tekrarlayan tıkınırcasına yeme ataklar yaşarlar ama blumya'dan farklı olarak bu atakları telafi edici davranışlar takip etmez. Yani blum ya da tıkınıncasına yeme atakları olur. Sonrasında yoğun egzersiz. Müshil iddia, idrar söktürücü, kendini kusturma gibi telafi edici davranışların var olduğunu söylemiştik ama tıkınırcasını yeme bozukluğunda bu yol. Tıkınızısına yeme bozukluğu olan kişilerde.
Aynı şekilde aslında bir miktar diyet kısıtlamasına gidebilirler ve hatta genellikle bunu yaparlar ama özellikle aşırı yeme dönemini telafi etmek için çıkarma veya perhiz gibi uygunsuz davranışlarda bulunmazlar. Yani farkı bu telafi edici davranışların olmaması yine bu bozukluğa sahip kişiler de yaş ve boya göre normal. Kiloda hatta genelde üstünde olurlar. Hemen dikkat çeken bir şey söyleyeyim. Eee burada bunların tanımlarının tamamen deskrtif olarak yapıldığını, yani gözlenen şeyin ağırlıklı olan klinik tablonun sadece tıkınmak mı telafi ederek tıkınmak mı kusarak veya işte diğrotik kullanarak yoksa anoreksiya daki gibi mi olduğuna bakarak sadece tanıma, tarife bakarak konuşuyoruz.
Halbuki aslında tanımlar sabit değil. Bir kere bunu söylemek lazım. Yani bir kişi anorekse asla bu limik belirtisi olmayacak diye bir şey yok. Hatta bu limoreksiya dediğimiz bir başka tablo da var. Zamana kişiye içinde bulunan ortama göre pek çoğu birbiriyle örtüşebilir, dönüşebilir. Yani tipik standart, güvenilir olma adına basitleştirilmiş olan DSMS sınıflandırmasının. Psikopatolojisiz ayrımı bu müstakil kategorilerden söz etmiyoruz tam olarak. Evet. Özellikle tıkınırcasına yeme bozukluğu kısmında bence araya girmeniz çok önemli.
Sanki bir çok. Nöro gelişimsel bozuklukta da birçok başka psikiyatrik rahatsızlıkta da ek olarak tıkınırcasına yeme bozukluk tanısı konmasa bile davranışı çok sık gibi geliyor bana. El bedersiniz. Elbette öyle bir kere işte yani bu. Ödül sistemiyle ilgili olarak mutlaka konuşmamız gereken bir özelliği var. Yani bu yeme ataklarının diyelim. Tırnak içinde tören niteliği taşıdığı beklendiği tıpkı bağımlılık davranışındaki gibi ödül sistemini uyardığı, ardından pişmanlık yaşantılarının hissedildiği ve bildirildiği durumlar gerek tıkının öncesine yenmede gerek bulemiyada.
Bir tanesi bu var. Onun dışında bu. Rijitte yani katılık, törene düşkünlük, aynalığın tek düşünüldüğünde. Gene aynı konuya döndün diyeceksiniz ama hiç az buz değil. Bu konudaki literatür gerçekten mesela bu burcu özbaran ege tıp psikiyatrideki arkadaşım. Söyledi, onlar da bunu yapıyorlar. Yeme bozukluğu özellikle kısıtlayıcı bir ritüele çok dayalı olan yeme bozuk tutuklarında mutlaka yaygın gelişimsel bozukluk, otizm spektrum bozukluğu, altta yatan bir paten olarak arıyorlar. Yani bunlar hiçbiri müstakil hastalıklar olarak görebileceğimiz tek başına araştırılacak şeyler değil.
Genetikleriyle ilgili araştırmada bulumyada yanılmıyorsam daha fazla ama. Hakikaten temiz fenotipler olduğunu söylemek çok kolay değil, zannediyorum. Evet. Timuçin hoca terminoloji ile ilgili bir uyarıda bulunuyor. Bakın, söyleyelim tabii timuçin yok diye biz başladık ama çin. Geldi ama sesi iyi gelemediği için bize not yazıyor. Onu okuyalım mı Tahsin? Olur ben okuyayım timuçin hoca takıncasını yeme bozukluğu ile ilgili şöyle bir şer düşüyor. Yanlış olan şeyin hani orada takılma sözcüğünün aslında hafif bir şey olduğundan bahsediyor.
Burada bahsedilen şeyin. Yani daha doğru bir ifadeyle belki içeriye bir şey tıkarmış gibi yemek olduğundan bahsediyor. Kendisinin öyle bir şey var. Öyle bunu da. Teşekkür ederiz hocam. Ben isterseniz son defa son bir kere daha tıkınırcasına yeme bozukluğunun genel özelliklerini sıralayayım. Ondan sonra bir sonraki rahatsızlığa geçelim. Ama dur dur yumutinin söylediğini tam tekrarlayalım olur mu? Bak diyor ki, kastedilen tıkanırcasına ya da belki de daha doğrusu içeriği bir şey tıkarmış gibi yemek yani içine bir şey almak birden vardır benden içeri diye de.
Bir benzetme bir hatırlatma yapıyor. Bu hakikaten psiko dinamik yorumlanmaya da çok açık olabilecek bir şey.
Kaç tane uzun? Sizin size ne çağrıştırdı? O yüzden ya ben merak ettim, o yüzden sordum.
Onun ayrıntısına girebilecek kadar şu anda aklımda bir formülasyon yok açıkçası. Ama, timuçin'in onu kastettiğini anladım. O kadar, sen devam et. Devam ediyorum, son kez tıkınırcasına yeme bozukluğum gelen özelliklerinden söz edeyim bu tıkının. Tıkınırcasına yeme dönemlerinde şunlar oluyor, olağandan çok daha hızlı yeme rahatsızlık verecek düzeyde tokluk hissedene dek yeme bedensel açlık duymuyorken aşırı ölçüde yeme ne kadar yediğinden utandığı için yemeği kendi başına yeme, daha sonra kendinden tiksinme, çökkünlük yaşama ya da bir büyük bir suçluluk duyma hali.
Tıkınırcasına yeme bozukluğunu karakterize eden özellikler olarak sayabiliriz. Peki bir şey sorayım bu noktada? Tabii. Sizce başka herhangi bir psikopatolojik özellik veya DSM ölçkleriyle konabilecek bir tanı olmaksızın tek başına görülme ihtimalleri var mı? Takılırsın ya bu? Düşünelim ki, sadece anoreklik ve başka hiçbir psikopatolojik özellik yok veya işte yaygın değişecek komorbit. Başka herhangi bir rahatsızlık yok. Yani ben bu konuda şey düşünüyorum. Burada hiyerarşik bir sınıflandırma olmadığı.
Için hem fikir. Hiyerarşik sınıflandırmanın eksikliğinden dolayı doğal olarak böyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Aslında sürekli bir komor bittiyle beraber bulabiliyoruz. Olabiliyor yani. Ben öyle düşünüyorum ama yani bunu şey filan da. Yani hani otizmle ilişkilendiren var başka durumlarla ilişkilendiren var. Belki daha iyi bir sınıflandırma sistemiyle daha iyi bir yere oturttulabilirdi. Bu şu da tartışılabilir. Belki sun olarak onu söyleyeyim yani. Müstakil bir tanı kategorisi olarak mı durmalı, yoksa yani bir şey olarak mı klinik karakter olarak mı var olmalı diye aklımdan geçiyor benim arada.
Tamam doğru mesela şeydeki gibi trikotilomani'deki gibi veya obsesif kompulsif bozukluk, spektrumundakiler gibi ödül. Ödül sistemine hitap eden ve bağımlılık davranışına daha fazla benzeyen vakalarda var. Obsesyonel niteliği ve yineleyici davranış niteliği daha ağırlıklı olan vakalar da var. O yüzden yani sadece descriptif olarak 152 yeme davranışına bakarak yapılan bir sınıflandırma burada yanıltıcı olabilir. Onu onu söylemek lazım. Yani niye yemiyor veya niye tıkınıyor veya takındıktan sonra niye kusuyor?
Her bir vaka da ayrı ayrı incelemeye değer. Bu arada şeyde DSM de hiyerarşik tanı kaldırdılar ama yeme bozukluğunda kendi içinde hiyerarşi var. Öyle mi? Evet kaçırdım bunu. Ha ya söz etmedim ondan ama kendi başına şeyi. Bir hiyerarşi şöyle mesela, kaçıngan kısıtlı yiyecek alım bozukluğu.
Onu tarif et şimdi daha onu anlatmadık daha. Dilerseniz ondan bahsedeyim. Ondan sonra bu meseleyi konuşalım. Şimdi dördüncü rahatsızlığımız kaçından kısıtlı yiyecek alım bozukluğu klinik olarak önemli sonuçlara yol açan ileme davranışındaki kalıcı bozukluklarla karakterdedir. Örneğin önemli sonuçlar dediğimiz de beslenme yetersizlikleri ve psikososyal bozulma gibi. Bu bozukluğa işaret eden kısıtlayıcı yeme çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Belirli gıda maddelerinin dokusu, kıvamı kokusuyla ilgili endişe veya tiksinti kişinin yemek yemesinden kaçınmasına yol açabiliyor.
Boğulma, kusma öyküsü veya aşırı stresli yemek vakitleri örüntüsü bu daha çok çocuklarda nedeniyle yemek yeme konusunda anksiyete söz konusu olduğunda.
Kısıtlayıcı ya da kaçındıran yiyecek alım bozukluğu gelişebiliyor. Yani burada. Söyledin ama değil mi? Evet, evet. Psikopatoloji bakımından aslında farklı farklı açıklanabilecek. En az 2 mekanizmadan söz ettim. Evet yani hem fobik bir kaçınmadan hem duyusal gazetiyetten söz ettim. Ben bir şey daha ekleyeyim. Kısıtlayıcı olmak. Iştahım yok veya kilo almak istemiyorum diyen birinden farklı olarak yiyemiyorum. Yemek istediğim halde yiyemiyorum diyen kişiler veya yemek reddi olan yemeği tamamen reddeden çocuklarda görüldüğünde.
Bağışıklık sistemiyle ilgili bir anormallikten yani enfeksiyon sonrası ortaya çıkan. Panz denen tablonun içerisinde bulunan belirten de bahsetmemiz lazım. Yani tinglerin, obsesyonların yanı sıra yemeyle ilgili ciddi bir zorluğun ortaya çıktığı. Yani enfeksiyon sonrası gelişen nöropsik sendrom denen. Eskiden tarif edilen panda sistem biraz farklı olarak yemenin kısıtlandığı bir tablonun da eklendiği vakalar, bunlardan bir kısmı TSM ye fazlaca güvendiğimizde kısıtlayıcı yeme bozukluğu tanısını koyup bıraktığımızda gözden kaçıyor olabilir.
Aynen öyle hocam. DSM bu konuda açıklama koyuyor diyor ki eğer bu rahatsızlık mesela nöro gelişimsel bir bozukluk bağlamında ya da herhangi tıbbi bir rahatsızlık bağlamında ortaya çıkmışsa. Bu tanık konmamalı. Ne zaman konabilir bu durumlarda? Ama mesela. Mesela öyle gelişimsel bir bozukluk var. Ama bu tanının kendisi de bu rahatsızlığın kendisi de özel bir klinik ilgiyi gerektiriyorsa koyabiliriz diyor. Evet yani nöro gelişimsel bozukluğu olan birinde bu tablo varsa bunun adını etmeden veya buna dikkat etmeden geçme demek istiyor.
Ama evet biz öyle okurken bunu tabii müstakil bir hastalıkmış gibi algılayabiliyoruz. Aslında niyette o değil bir de işte şunu eklemek lazım. Otizm spektrum bozukluğuyla daha beraber sık görülen otelin tablolar bunlar otoimin speakiler aslında pandas'ta eski tanım şimdiki panz da.
Onu daha sonra açarız gerekiyor. Bir bir diğer rahatsızlığımız beşinci rahatsızlığımız pika. Beşinci rahatsızlığa pikaya geçmeden önce iPhone belki kısa bir mola verebiliriz, bir müzik molası verelim diye önereceğim. Ben şimdiki şarkımız kulat redsan'dan sey semting keyifli dinlemeler bittikten sonra tekrar konuşmaya devam edeceğiz. Harika.
Indir işte av. Town.
Louvre sing. Juker rauf.
Ganse. Bu şeyi.
Slime için waw. Harry god.
Ses amter. En iyisi.
Amerika'da. Rauf enişte annesilen.
Hem bir şeyin. Celt yıl böyle.
Itü köşeyim. Sonra sow isteyip.
Afrika. Quennist deepuse.
We are hevesim. De.
Eğer ise. Herife.
Kama hesap da. Diyosam de eğer ister ist? Gösterin kızı yousain kilyos'u. Murat redsan'dan şey semtingi dinledik ııı. Ibrahim sözü tekrar sende. Teşekkür ederim. Tahsin bir ka hastası kişiler gıda olmayan maddeleri, örneğin kağıt. Yerler tekrar tekrar yerler ve tanı konabilmesi için en az bir ay bu davranışın devam etmesi gerekiyor. Tabii tanı sistemleri işte bunların kültürel olarak onaylanmış, onaylanmamış kısmını ayırt etmemiz gerekiyor. Yani amerika'da yenmeyen bir şeyin başka bir toplumda yenmesi mümkün.
Bunlara pika tanısı koymayın diyor ama oradaki özel bir husus şu az önce sözünü ettiğimiz hiyerarşi pika dışındaki hiç. Tanayı ek tanı olarak koyamıyoruz. Yani anoreksenerboza artı pika olabilir ama anoreksenerboza artı bulumya zaten olmaz. Amerika'nın erboza artı tıkının yeme bozukluğu olmaz. Anoreksen erbza artı işte ruminasyon bozukluğu olmaz. Yani orada anoreksiya dan başlayıp ikinci olarak blumyaya giden bir hiyerarşi var. DSM in işte böyle kendisi hiyerarşik tanı sistemlerini kaldırmış olmakla birlikte yeme bozukluklarının içinde böyle bir hiyerarşiyi.
Gerekli görüyor. Ben buna dikkat etmemiştim. Yani ayrıntılı okumadığım için en son sınıflandırmayı. En yüzeysel olarak tanısı konabilecek olan, yani sadece klinik görünüme bakıp yani kağıt yiyor işte kömür yiyor, patates çiğ patates yiyor, kireçiyor filan diyerek tanı koyabildiğimiz pikayı mesela hiyerarşide daha aşağıda görüyor anladığım. Kadarıyla yok pikayı dahil etmiyor hiyerarşiye. Yani kahvesi yaparsa varsa. Pika olabilir pikada yanında olabilir ama bir hastada tıkınırcasına yemeğe bozukluğu düşündünüz ama hasta anoreksiya hastası tıkınırcasına yeme bozukluğu yok artık.
Tamam anoreksiya öncelikli. Evet. Tamam. Ama bu bu kaydı bozan pikka var işte yani bir Amerika hastası pika hastası da olabilir. Tamam. Son rahatsızlığımız da geri çıkarma veyahut ruminasyon veya gevis getirme bozukluğu. Bu bozukluğa sahip kişiler yiyecekleri tekrar tekrar kusar ve son. Tükürür ya da yeniden çiğner ya da yeniden yutarlar yani. Yenen yemeğin. Kusurması ve o kusmuk mu denir. Artık kusmaya yapılan muameleyle ilgili değişebilir. Evet.
Yine az önce konuştuğumuz şeyi tekrar edebilirim. Robinasyon bozukluğu tanısı anoreksiya blue nereboza tıkınıncasına yeme bozukluğu ya da kaçıngan kısıtlı yeme bozukluğu varlığında konamaz. Deniyor az 12 hiyerarşiyi.
Tekrar etmiş olayım. Ben sizin klinik tecrübeniz nasıl? Bunlarla ilgili.
Neler görmüştük yani? Ben hemen kısaca şeyi söyleyebilirim. Kaçıngan kısıtlı yiyecek alım bozukluğunu hiç görmedim. Ya da varsa da mesela yutma fobisidir. Ya da OKB dir ama. Hayatını ciddi düzeyde etkileyecek bir kaçınganlık yoktur ama. Tıkınırcasına yeme bozukluğunu sıklıkla bir. Bir başka rahatsızlıklarla birlikte gördüm. Bu şekilde.
Bu şey Tahsin senden önce araya gireyim. Şey kaçın kaçından ve kısıtlayıcı yeme. En çok benim gördüğüm 4 dörtlük hakikaten vaka takdimlerinde ve şeyde makalelerde bildirildiği gibi enfeksiyon sonrası ortaya çıkan otomobil en seferopatilerin hareket bozukluğu, obsesyon ve kompozisyon belirtileri ile birlikte olduğu pans tablolarında gördüm. Yani tarif edilen şey şu, kilo ile ilgili bir derdi yok. Veya bilinen yaygın bilginin aksine beden imgesiyle ilgili bir dert yok. Onunla uğraşacak hali de yok.
Konfüçyüsyon veya nöbet gibi öncü belirtiler de ortaya çıkmış, hatta ardından psikoz gelişecek. Yani bildiğimiz otomin ensepopattin içerisinde hanz denen tablo ve büyük ölçüde nörologların ve çocuk nörologlarının geçerliğini ciddi biçimini sorguladıkları pandas. Aslında oto minsefati içerisinde ele alındığında. Gözden kaçırılmayacak kadar önemli bir tablo ve geçerli olduğu kanaatindeyim. Böyle vakalar var bunu ben gördüm. Pica, evet gördüm. O konuda çok fazla bir tecrübem yok.
Bu limmia veya bimareksiya. Pek çok vakit gördük tabii ki.
Ben de eee yani klinik olarak daha çok baskın olarak tabii ben örneksiyle bölmeyi gördüm ama benim en çok yaşadığım zorluk yani bunları ayırt etmek açıkçası benim açımdan zorluk kullanıyordu yani çünkü. Kitapta durduğu gibi değil hiçbir zaman yani kime anoreksiya kime bölümüne diyeceğiz? Bazen zor olabiliyor o açıdan hani değerlendirmesi güç olabiliyor.
Ibrahim'in dediğine şey konusuna katılıyorum. Tıkan hocasının yeme bozukluğunu da ben genelde başka bir konvor bittiyle beraber çok sık gördüm. Yani tabii ki de diğerleri de kumor bittilerle çok sık oluyor ama. Tıkınıncasını yeme bozukluğu açıdan biraz daha özel sanki bence bana öyle geliyor en azından. Eski şey vardı, bir şey diyor muydun? Yok. Yok. Eski eski bir tanı vardı mesela şimdi timuçin olsaydı eklerdi. Bunu atipik depresyon tablolarının bildiğimiz depresyonun somatik vejetatatif belirtilerinin ters dönmüş halleriyle ortaya çıktığı tablo yani.
Uykusuzluk veya uykuda eksilme yerine fazla uyuma. Iştahsızlık ve kilo kaybı yerine çok fazla gelme.
Ve şimdi tabii ki bütün tanımlar birbiriyle örtüştüğü gibi bu da bir takım tanımlarla örtüşüyor. Clie'nin yaptığı bir historoid distopoli tanımı var. Melanicline değil başka bir kline historoid distorit reddedilmeye aşırı duyarlılık. Kendi vergin tanımıyla söz gelişi. Istedik kişilik organizasyonu histiyonicte değil daha olgun nevrotik bir kişilik organizasyonu reddedilmeye duyarlılık ve beraberinde atipik ters dönmüş depresyon belirtileri çok uyku çok yeme falan filan yani zamana göre örtüşen kanıların aslında.
Nasıl farklı kişiler tarafından farklı adlarla ortaya çıkabildiğini iyi bir göstergesi. Yani birinin zamanında historoit dediği veya atipik depresyon dediğine şimdi biz deskrtif olarak bakıp. Tıkınırcasına yeme bozukluğu da var diyebiliyoruz. Komorbisesi nedir? Majör depresif ve piston mesela epidemiyolojisi ile ilgili 12 laf etmek ister misiniz yani ne yaygınlıkta veya güvenebiliyor muyuz? Hepidemiyolojik çalışmalara. En. Azından bir şey var mı? Yani birkaç çalışmadan söz edebilirim isterseniz.
Et valla iyi olur. Şimdi anoreksener erbolan tekrar başlayayım yaşam. Boyu prevansı kadınlarda yaklaşık %1,4, erkeklerde yüzde 0,2. Ama. Erkekten ikisi yaşam boyunca. Evet. Kadınlarda 100.100 kadından 1,4 olmaz, 1.000 kadından 14. Evet.
Güveniyor muyuz bunu? Güvenmiyoruz isterseniz 12 sebep sayabilirim sayın yani bunlar makalelerde biraz daha yazılım çizilen şeyler. Bir kere erkekler utanç duydukları için tedavi aramakta isteksiz olabilirler. Olduğu söylenmiş. Klinisyenlerin kadın hastalara kıyasla erkek hastalarda sendromu fark etme olasılığını daha düşük olduğu söylenmiş. Bence önemli şöyle bir şey var, erkekler hem kaslılık hem de zayıflık dürtüsü. Ve. Yani şöyle, bunu tekrar şey yapabilirsin, tarzsın istersen erkeklerde hem zayıflık hem de.
Kaslılık bir ideal olduğu için kaslı ideal olduğu için performans arttırıcı. Ilaçlar kullanabiliyorlar ve kadınlardan. Farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyorlar. Yani tıbbi belirti verme hâli bizim alışkın olduğumuz kadın anoreksen erozdan farklı. O yüzden de tanı koymak daha zor olabilir deniyor. Yani ideallerin ve ideal sayılanın değişmesiyle sabit kalamayacak bir klinik tablodan söz ediyoruz değil mi? Evet, çünkü mesela kas yağ oranının yüksek olmasının bu kadar önemsenmediği dönemlerde yani ben öğrenciyken gördüğümüz çok nadir de olsa vakalarda şimdi slim fed edebilecek olan kasla pek fazla alakası olmayan sadece kilo vermekle derdi olan ve tabii ki atipik olan yani az rastlanan erkek anoreksiya vakaları da vardı.
Senin için sözünü ettiğin şey o sınıfa eğer girecek gibi olursa. Bilmiyorum o hakikaten o tanıma uyabilir mi yoksa sağlık konusunda ciddi bir obsesyonel uğraş niteliği de taşıyan ortor xia denen tabloya da mı değinmek gerekir yani? Her yediğinin ne kadar sağlıklı olduğunu işte ne kadar kalori def city?
Ile beslenmesi gerektiğini ne kadar protein alması gerektiğini hesaplamaktan başka bir şeye baktı. Pek kalmayan veya bunun önemli bir biçimde hayatımda kısıtladığı genç adamlardan da söz edebiliriz. Böyle vakalar da var. O da var ama burada kast edilen şey şu. Zayıflık için uğraşmak, ama bir taraftan da. Anabolik seroit kullanıp kaslı olmak. Dolayısıyla bunun dışarıdan görünümü bir anoreksiya atfedilecek kadar kolay olmayabilir. Öyle vakalarınız var mı? Yok. Ben yani. Benim a benim. Ya benim şöyle bunu hayatının en önemli konusu haline getirmiş olan genç adamlar var, gördüğüm.
Ama gerçekten oradaki tek tabloyu yeme bozukluğu diye tarif etmek o kadar eksik geliyor ki bana yani hem ödül sistemiyle ilgili bir zorluk ve dikkat eksikliği, hiperaktivite otizmspektrumu gibi nörolojimsel bozukluklar hem obsesif kompulsif nitelikteki başka belirtiler hem bağımlılığa benzer taraflar yani törensel biçimde yeme filan gibi şeyler. Yani sınıflandırmayı sabit tutmamamız gerektiği ve müstakil düşünmemiz gerektiğini bir kere daha söylemiş oldum aslında. Evet, yani burada az önce sözünü ettiğimiz epidemiyolojik verilere güvenmememizin sebebi mesela kültürel.
Ideal vücut hali. Dönem dönem bunlar değişebilir. Bir de endüstri var. Tabii unutmayalım yani gerek youtube gerek instagram gerek başka sosyal şeyler. Platformlar çok fazla şey tırnak içinde öğretiyorlar ve sağlıklı olanın tanımı sabit kalmıyor. Güzel olanın veya işte mevzun olanın tanımı da sabit kalmıyor. Evet. Çok kısa blumayan epilema açısından da bahsedebilirim. Kadınlarda %100 kadından ikisinde yaşam boyu prevalansı, erkeklerde de 1.000 erkekte 6 burada biraz daha yaklaşıyor sanki. Anladım.
Şeydeyse tıkının hocasına yeme bozukluğundaysa kadınlar için %1 ila 3, erkeklerde de yüzde 0,5 ile bir tipi yine yaşam boyu preansı. Yani işte özellikle bu tıkınıncasına yemeyi söylediğinde şey diye düşünüyor insan demin söylediğimi tekrar edeceğim ama başka bir psikopatoloji aramadan sadece niye takınıyor diye düşünmeyip tıkının acısına yanı bozukluğu var ve bazen tıkınıyor diyeceğimiz bir hasta bana hiç de anladığımız bir hasta gibi gelmiyor. Yani beraberinde bir psikopatoloji mutlaka aramamız gerekiyor.
Niye tıkanıyoruz diye. Çünkü anoreksiya ve blumya'nın özellikle blumya'nın çok sağlam ve temiz bir fenotip olmasa bile genetiğine yönelik çalışma var. Ama bu tıkınırcasına yeme hiç hiç de temiz bir fenotip değil. Genetiğe falan hiç indirgenebilecek bir şey değil gibi görünüyor. Ben bana da öyle geliyor ama DSM. Nin tanılarında bazen pragmatik kaygılar oluyor. Yani tıkan hocasına şey. Için söyleyemezsem bile kaçıngan kısıtlayacak alım bence kesinlikle öyle yani bu hastalarda bu bu tabloya da dikkat edin.
Kesin diye. Konmuş bir tablo gibi. Doğru ama sorun şu ki, tıkınırcasına pardon kaçıngan ve işte kısıtlayıcı bozukluğu tanısını koyduğumuzda ve bu bir beyin hastalığıdır. DSM de vardır dediğimiz de her zaman söylüyorum. Bunun otoimmin bir tablo olabileceğini, otizmi pek durumunun üstüne eklenmiş bir otoimmün tablo olabileceğini filan gözden kaçırma ihtimalimiz artıyor. Galiba bu pragmatik niyetten haberdar olmak en önemlisi. Doğru. Bu şeyde de ben hani şeyden de bahsetmiştim ya bu yani hiyerarşik olarak bir yere konulabilir mi?
Bir şey yapılabilir mi? Bu hiyerarşiyle ilgili herhâlde en çok. Ya yakın zamanda umut vaat edilen şey bu hitap diye bir tane sınıflandırma sistemi var. Hani o hiyerarşik taksonomik psikopatoloji sınıflandırması gibi özetleyebileceğimiz aslında bir şey. Yani orada da yeme bozukluğu bence nereye konulacağı tam olarak bilinmemiş. Spektrum olarak bir spektronun içerisine konulmuş içselleştirme spektrumun içerisine konulmuş ama altında herhangi bir kategoriye de şey bırakılmadan direkt olarak tanrılar sıralanmış herhangi bir alt katagori ya da alt spektrumuna dahil edilmeden yapılmış büyük ihtimalle hani onlarda şeyi oluştururken nereye koyacaklarını bilemediler.
Yani bir de zaten genel olarak şey olunca. Bu boyut sağlıkla ilgili. Yani boyutsallıkla ilgilen sizle de tartışıyoruz. Başkalarıyla da tartışma imkanı oluyor. Yani boyutsallık aslında hani aynı kategorileri alıp boyut yaptığınızda bir işe yaramıyor. Yani hani sonuç itibariyle o yüzden hani orada da bir sıkıntı var. Belki yani. Dediğim gibi bir hastalık sınıfı olmaktan çıkarıp bir klinik karakter olarak bir trade olarak ele almak belki daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Ben o açıdan öyle düşünüyorum.
Yani şimdiki ana akım psikiyatrideki kategorileri boyut haline getirmekle yetinmek bir işe yaramaz demiş oluyorsun ama. Haytap zannediyorum, diğerlerine göre daha fazla. Boyut olmaya müsait olabilecek psikopatolojiye uygun kavramlar var. Yanılıyor muyum? Aha, başarılı buluyorum. Evet, ben de başarılı buluyorum ama yani eksik olan noktalar tabii ki de var.
Şeye vakit kalmadı arkadaşlar. Alon west ve benz one geri. Ikinci, 2.000. Sonrakinde mi tartışalım?
Olur olur. Yani, çünkü ele alınışı psikiyatri yöntemi. Ve işte ünlü bildiğimiz psikiyatristlerin birbirleriyle olan. Ilişkileri bakışlarının farkı hadi gelin psikiyatri ile ilişkisi ve dazayn analiz varoşçu psikanaliz filan konusunda konuşmaya çok izin verecek gibi. Yani orada söylenecek çok laf var. Onun için bence böyle ayrı olarak hazırlık falan yapıp böyle 12 şey okuyup konuşsak mı acaba? Çok komik yani haldeger'den söz etmeden mezar postan söz etmeden winswan geriden söz etmeyelim. Medat bosso ve işte meşhur ayda gel seminerlerine de.
Siz onu okudunuz isterseniz hocam bize kısa anlattınız. Böyle bir heziyanın var. Evet. Onu bitirdiğim yolunda bir. Hezeyan bu işlevsel bir hezeyan alamaz. Cam hoca okudum benim de okumam lazım. Iyi sen sürdür bunu bak ne güzel, bunu düzeltmeye gerek yok. Evet.
Bu bölümü kapatırken, ben yine bir ressam ve resim hakkında bahsetmek istiyorum. Daha önce bahsettiğimiz kulağımı hakkında ve onun bir tablosu hakkında sandalda isimli eseri hakkında bahsetmek istiyorum. Kendisi 1.800 kırklarında paris'te doğuyor daha sonrasında. Ünlü resim hocalarının yanında dersler alabiliyor. Aynı zamanda paris'te öğrenciyken o. Dönemde daha sonradan ünlü olacak Pierre august renova, alfred sizle ilgili isimlerle tanışma fırsatı buluyor ve empresyonizm akımının en önemli temsilcilerinden biri oluyor.
Sandalda tablosu yani renklerin kullanmaya, çizgilerin kullanma açısından bence oldukça. Etkileyici. Epey etkileyici bir tablo. Bu eserle ilgili şöyle bir şey de söyleyeceğim, bu eser 1.887 yılında yapılmış ve şu an. Batı sanatlara müzesi isim mi bir müzede tokyo'da sergileniyor. Bu resmin şöyle de, popüler kültürde bir yeri var. Yakın zamanda ayak işleri isimli bir dizide. Bu isimle bir bölüm yapıldı. Ilgisini çeken olursa belki izlemek ister gainde yayınlanıyor. Böyle de bir bilgi verip kapatayım.
Biz dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Kendinize iyi bakın.
Podbean