Sens Clinique
Bu bölümde maninin “bulaşıcılığı” hakkında bir sohbete başlayıp psikiyatride klinik sezginin (Sens Clinique) olup olmadığını tartışıyoruz.
Herkesin merhaba diken süpür bahçesi ifade etmiyoruz.
Podcastinin yeni bölümüne hoş geldiniz.
Ben doktor tasin rolas bu podcast bölümünde benimle
beraber profesör, doktor tüm için roal, profesör, doktor,
cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim aylak var.
Eee. Geçtiğimiz bölümde bölümlerde,
daha doğrusu manevi hipomani üzerine konuşmuştuk.
Bu bölümde de benzer bir konuya devam edeceğiz.
Ben sözü çok uzatmadan ibrahime vereyim.
Bu çevresel faktörlerle ilgili galiba almanya'da yapılmış bir
kız arkadaş testi var. Işte psikologlara galiba işte.
Depresyon vakaları mani vakaları okutuyorlar, teşhis koymalarını
istiyorlar. Yani hikaye var.
Böyle depresyonu işte doğru teşhis etmek böyle %95
oranlarında. Ama manevi genel olarak teşhis
etmek daha düşük oranlarda olmuş.
Yani işte mane hastasına mani değil demiş.
Depresyon demiş mesela belki mix bilmiyorum ama detayını orada
mani vakalarının bir kısmına şöyle bir detay eklemişler, bu
kişi işte o mani atağa döneminden kısa bir süre önce
bir kız arkadaşı olmuş. Hikayede bu geçiyor işte.
Kız arkadaşı olduktan sonra az uymaya işte çok gezmeye, çok
konuşmaya, işte enerji artışı olmuş vesaire.
Dolayısıyla o tarz durumlarda da mani'yi doğru teşhis etme oranı
%20 üçlere falan düşmüş. Çünkü yani o çalışmada da şöyle
şey yapıyor işte kız arkadaşlar diyor, direkt böyle çeviri bu
şekilde kız arkadaşlar özellikle de yeniyor olanlar erkekleri
mutlu eğilim etme eğilimindedir. Ancak çoğu erkek yeni bir kız
arkadaş edindiğinde manik edindiğinde manik olmaz ve
oldukça iyi. Bilimsel araştırma göre
araştırmalara göre bipolar bozukluğa güçlü bir genetik
yaratkınlığı olmadığı sürece kimse manik olmaması diyor.
Böyle bir örnek. Nereden bu?
Benim aklıma ilk gelen zaaf şu yani aşık olmak zaten uyku
kaçırır abi. Evet işte.
Enerjide arttırır. Enerji arttırır, uyku kaçırır.
Ekranlanırsın. Evet ama manevi de olabilir ama.
Ve onu işte şöyle, yani kız arkadaşı olduğunda mı bu oluyor,
yoksa bu insan manika da hipomik hale geldiği için daha kolay kız
arkadaş mı edindiğin sorusunda sormamız gerekiyor bunu.
Değil mi? Yani benim biraz şaka yollu
söylediğim gibi şizofrenini lise ikide başlar.
Genellikle sevdiği kızın 100 vermemesi ile olur diye şey
yaptı. Ğım.
Ne denir? Biraz karikatürize ederek dalga
geçerek çünkü söylediğim şey çünkü evet o yaşlarda başlıyor
ve çünkü evet insanlar illa bir sebep içinde bulunduğu durumu
açıklamak için bulduklarında dışarıdan bulabildiklerin en
yakın faktörü yapıştırıyorlar. Ya korkunca kekemelik olması
gibi yani. Evet, böyle bir eğilim var, bir
sebep. Tabii bunu yıllar yıllar önce
daha ortada şizofreni yokken kant da söylüyor diyor ki kişi
prensese aşık olur delirir, çevresi getirir der ki işte
prensese aşık oldu delirdi. Kanka hayır diyor.
Bu arada delirmeyi kullanıyor. Şizofreni diye bir şey de
olmadığı için ama muhtemelen şizofreni gibi tarif ediyor.
Hayır diyor o delirdiği için zaten prensese aşık oldu.
Köylü adam diye mesela söylüyor. Haddini bilmez.
Içinde bulunduğunu toplumda bağlamda onun prensese aşık
olamaması lazım, âşık oluyorsa delirmiştir zaten.
Bertaraflık var. Evet.
Evet, evet yani. Manik konusunda tabi çok iyi
bildiğimiz psikoaktif maddelerin sebep olduğu tablolar.
Aslında tabii basbaya ama ne tabloları yani siz kokain en
toksitikasyondaki ve insanı yahut amfamin eğer.
Çok kazalı bir tabloya da yol açmamışsa amfitamin kullanmış
bir insanın yüksekliğine ayırt edemeyebilirsiniz.
O kesitte maniden o da zaten bir manik tablo yaptığı hani beyinde
bir karşılığı variz, düşümü var, susturatı var derken
söylediğimiz şey zaten muhtemelen ikisinin ortak yolu
kullanıyor olması bu arada öyle olduğu için.
Monaminleri beynine sıçradığı için diye.
Söyleyebiliriz belki. Bu tablo ortaya çıkıyor.
Kaçınılmaz o ayak onun için yani evet tabii birtakım psikiyatrik
hastalıklarda da bir takım işte mahalle kullanımı da bunlara
dahil bir takım tıbbi tablolarda da.
Kaçınılmaz olarak görüyor olabiliriz.
Yine de iç tutarlı konusunda şüpheye düşürmez bizce.
Tabii. Hatta biz cem'le tıkılırdık.
Siz kendi aramızda sınıflandırma dalga geçerken ben.
Derdim ki cem'e belki bakırköy'de çalıştığı yıllarda
belki daha sonrasında manik hastaların genellikle saçını
başını çok ıslattığını görürsünüz ve vizite yaparken
hastaların içinde hastaneye atacak kadar şiddetli manik
hastaları boyunlarında havluyla otururken görmeniz de çok
mümkündür. Suyla da çok haşır neşirdirler
ve belki bir ateşli hal. Şey anlamda mecazi anlamda
kullanıyorum da hep vardır. Ben derdim ki cem'e işte bir DSM
ile dalga geçerek bir yumuşak g kriterine ihtiyacımız var.
Cem işte bu insan bak saçının statüyor diye yazmalıyız derdim
o da bana DSM deki gibi bir dışlama notu da koymalıyız.
Yalnız başkaları tarafından ıslatılmamış olmak şartıyla.
Annes. Sprles bry randın gibi bir şey
bunu da şey yapan. Çağrıştıran aslında bedia öncü
ile aramızda yaptığımız konuşmalarda sen onu söyleyince
belediye ile yaptığımız konuşmaları hatırlayıp da
söylemiştim. Çünkü bedriye bu gözlemini de
bildirmişti bana ben sana. DSM uydurmak üzere anlayış slaş
diye tendont gibi bir şey eklemiştim.
Evet. Burada küçük bir müzik molası
verebiliriz. Bugünkü müzik parçası olarak
bilinmek bilir ve konveyco'nun beraber icra ettiği lakapresi
göze isimli parçayı dinleyeceğiz.
Daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Müzik arasından sonra tekrar birlikteyiz.
Ben söz ettiğimi düşün, hocayı bırakayım.
Mani için söylemeyecek en önemli şeylerden bir tanesi şu.
Konuşurken maniden bahsederken gülüyoruz.
Kaçınılmaz olarak ben. Bir tetiks konuşması yapmıştım.
Bir zaman ankara'da aslında konu.
Algılardı da yani tedx konusu algılardı ve herkes algı
anlatıyordu. Kendi bakışıyla ya da kendi
bulunduğu mesleki perspektifi açısından bana da hani algıyı
anlatacaksan bir poları anlatır mısın demişlerdi.
Annemin polarda algıları anlatmıştım orada.
Anlatırken de yer yer hastaların bazı örneklerini anlatırken
gülümseyerek gülerek onları gülerek hatırlayarak
anlatmıştım, altına yazmışlar yani şeye youtube'a girer.
Bakarsanız görüşürüz. Bu anlatılırken gülünür mü işte
bu bu bir hastalık tablosu ayıp değil mi filan gibi şeyler
yazmışlar ya da işte bipolarda böyle mi anlatılır falan gibi
halbuki bipoler anlatmıyordum. Bipolarda ki algıları
anlatıyordum gülmenin. Kaçınılmazlığı şuradan geliyor.
Bu da belki işte yumuşak g kriteri gibi kriterlerden bir
tanesidir. Özellikle.
Daha böyle kapalı yatılı servislerde Bakırköy gibi
herhangi köy gibi ya da diğer ruhsallığı, hastaneleri gibi ya
da Ankara tıp gibi büyük. Yataklı ve şiddetli hasta
servisi olan. Bir takım şeylerde kliniklerde.
Mani'nin bulaşıcılığı mesela hekimler için tanı
kriterlerinden bir tanesidir. Yaptığı şakalarla gülersiniz
sizi içine alır, anlattığı hikaye içinde bulunduğu coşku o
hali kendisine mal ederek çünkü karşınızda bir peygamber.
Konuşmaktadır ve gerçekten peygamber edasıyla
konuşmaktadır. O auraya o varoluşun içine
kendinizi kaptırmaktan alamazsınız.
Kendinizi bu bir başka psikotik hastanın son derece donuk bir
efektle bir hezeyan söylemesinden farklı bir
olgudur. Farklı bir tablodur.
O yüzden de şaka yaptıklarında da gülersiniz kaçınılmaz olarak
onları hatırladığınızda da hep gülerek hatırlarsınız.
O tedx vakasını anlattığım hastalardan bir tanesi.
Benim balıkesir'de askeri hastanede askeri hekimlik
yaparken yaşadığım bir olgu örneğiydi.
Ben gittiğimde çok uzun bir söyleri psikiyatri servisi yoktu
orada. Ve bana bir böyle 5 yataklı bir
yer verdiler ve burası senin servisin dediler.
Bizimle 10 yıldır bir psikiyatristimiz yok.
Bundan sonra işte ama var olacak.
Senle birlikte başlasın da başladık bakmayan tabi bir
kapalı servis yok ama ben bakırköy'den geliyorum ve ben
dolayısıyla şizofren hastasında mani bipolar bozukluk hastında
ya da başka ağır tabloları da kolayca yıldırıyorum ve tedavi
ediyorum çünkü. O bizim günlük pratiğimizin
içinde olan bir şey. Kapalı bir serviste şart değil.
Olmayabilir, yani iyi idare edebilirsiniz.
Sonuçta 56 yatak, gerçi 56 yataklı üniversite hastaneleri
var laf aramızda komik oluyor ama hani.
Binlerce yatağı olan bakırköy'den gelince 5 yataklı
bir servis bir şey değil anlamında söyledim.
Kusura bakmasın, alınanlar olduysa alınmasınlar lütfen.
Dolayısıyla idare edilebiliyor o vakalarda.
Fakat bir tane er o manik gerçekten.
Pijamasının omzuna yıldız çizmiş. 2 taraflı apolet şekilde
e kapıda açık yani evet bir konuş.
Un psikiyatri kliniğinin bir bakanı kontrol edeni var, bir
eri var posta eri onu o işlere bakıyor ama hani o sırada
dikkatinden kaçmış olabilir. Bu da bahçeye çıkmış.
Bahçeye çıkmış. Orada hemen yakalamış.
Üst temel diyor ki neden bana selam vermeden geçiyorsun?
3 temennen de şaşkın şaşkın bakın pijamalı bir adam bana
niye selam vermiyorsun? Gösteriyor, görmüyor musun,
yıldızlar ne çizmiş şimdi bana nasıl gülmeyeceksiniz?
Son derece sevilmiş çok şeker. Mehmet kulakları çınlasın ismi.
Ismiyle müsemma. Mehmetçik sonra tamamen düzeldi.
Buradaki zorluk en büyük zorluklardan bir tanesi bu.
Bunu geçtiğimiz başka bir programda da anlatmıştım.
Geçen hafta değil de daha önce anlattığımı hatırlıyorum.
Yaşanılan şaşkınlık, Manisa orası kişinin.
Kişinin. Ayağı suya erdiğinde gerçeklerle
karşılaştığında o dönemi de gayet iyi bildiği ve hatırladığı
çünkü bazen hatırlayamayabiliyorlar.
Çok kaotikse o dönem ama hatırladığı için arkasından
gelen büyük utanç duygusu evet şey diye söylemiştim.
Hani Mehdi olan bir hasta dindar da bir insandı.
Mehdi olduğunu hissetmiş ve demiştik ya ben dinler de bir
insanım. Ben Mehdi olduğumu düşündüm.
O doğruysa bu neydi? Bu doğruysa o neydi?
Demişti bunun gibi. Dolayısıyla bu çocuk cazdı
tabii. Üsteğmene selam verdirmeye
çalıştığını hatırlıyor olacaktır.
Muhtemelen ve bunun yarattığı bir utanç ve suçluluk duygusu da
eşlik ediyor olabiliyor. Senin az evvelki soruna belki
gönderme yaparsak bazen manilerden sonra görülen
depresyonların içinde bu tür faktörlerin de olduğunu
olabildiğini unutmamak lazım. Onun da hesaba katmak lazım.
O da bana şeyi düşündürdü bugün biz.
Formu çok fazla konuştuk, contend çok.
Aslında bakarsanız mesela Mehdi manikken hezeyanının Mehdi olmak
olmasının başlı başına dindarlığıyla bağlantısını da
kurarak contentin analizini de yapmak çok evet.
Iş yerinde bir şey olabilir. Çok önemli.
Duygularımın duygu durumuna ve mizaçla ve düşünce içeriğiyle
uyumluluğu meselesi burada önem taşıyor işte.
Formun içerikle biçimin içerikle uyumluluğu zaten maniği
benzersiz kalan ve bizim de onun etkisine kapılıp bununla
birlikte efektif belirtiler etkilenip gösteriyor olmamız
diyebilirim. Doğru söylüyorsun.
Hocam bu duygusal katılım meselesini bu oylar tersinden
şizofreni için söylüyor ve bence yani bu yer yer tanısal olarak
da kullanılabilecek bir şey. Yani kişinin neşesini neşesinin
bize bulaşması ya da bizi etkilemesi.
Mesela şizofreni için belki bağlantısızlık hissi disc
connectt diye söylüyor. Bağlantısızlık hissi var diyor
hatta böyle. Işte herhangi bir zeka geriliği
yerine kullanıyor idiotle daha bağlantıda hissedebiliriz.
Şizofreniye göre ve bunu. Şizofreni hastasının o kendi
dünyasına kapanıp bizim dünyamızdan bir parça çekilerek
kendine has bostürü jestleri, mimikleri, duygularını dışa
vurumu şizofren için tanıtsal bir şey olarak neredeyse görüyor
ya da önemli bir parçası olarak görüyor ve dolayısıyla aslında
mani içinde bunu neşe içinde anlatmanız mani özelinde aslında
çok anlamlı. Bütün 1.900 seksenli yılların
bak. Dosyalarına bakarsan bunu
görürsün. Ibrahim hepsinde bunlar yazar
aynı bu şekilde yazar yani seksenlerin ortasından
sonrakilerde duygulanımı uyumsuz işte postürüyle düşünce
içeriğiyle uygunsuz. Olup olmadığı ve bunun bizi
tanıya nasıl götürdüğü not olarak mutlaka düşünmüştür.
Çünkü değerlendirirken önemli bir hele çok kalabalık ve çok
sayıda hastanın yatıp çıktığı ortamlarda bu tür klinik
değerlendirmelere ve bakışa çok iyi.
Çok ihtiyaç var. Sons klinik dedikleri şey sansk
klinikte bir şey yoktur bence ama yani hani.
Doğru gözlem ve doğru değerlendirme vardır sansknik.
Deyince sanki böyle? Klinik dediğimiz odur diyorsun
aslında. Evet yani sansk klinik diyerek
onu bir kutsiyete atfetmenin alemi yok.
Yani hani sansk kliniği alan doktorlar filan gibi doktorları
da biraz içine alan bir kutsiyetten bahsetmiyorum.
Adam gibi gözlem yaparsanız o gözlemlerinizi bilginizle
birleştirseniz evet odur zaten işte bu sende varsa seni daha
iyi bir hekim olduğunu gösteriyor.
Seni sankiğin olduğunu alt. Incı hiss gibi bir şey değil
yani? Demek istiyorum.
Bir de bir. Imralı da bulunmaya mahkum
mecbur edildiğimiz günlerde bir kardiyologla beraber bir ortamda
tartışıyoruz. O kardiyolog arkadaşım şey dedi
sansk diye bir şey vardır. Ben diyordum ki sansk diye
birçok türktür tamamen. Bunu hatırlıyorum.
Ekibinlerin kendilerine bir şey atfettikleri bir şey.
Sonra biraz tartıştıktan sonra dedim ki bakar mısın dedim.
Sen kardiyoloji gibi her şeyin somut işte laboratuvar ya da
ölçümlere dayanan dayandığı bir bilim dalından geliyorsun.
Mehmet sen sansknik diye alfa ki bir şey savunuyorsun, ben de
hiçbir şeyin belli olmadığı ayağının yere basmadığı.
Tamamen işte bir. Birtakım ölçütlerle yol bulmaya
çalışan bir alandan geliyorum ve sansk klinik diye bir şey
yoktur. Doğru dürüst gözlem vardır
diyorum. Herhalde tarihe geçtik demişti.
Aslında o bir tür reaksiyon niteliğinde.
Yani aklı başında olan biri kavramlardan söz ettiğimiz şeyi
reifikasyona uğratmadan düşünüyorsa eğer, yani doğal
antiviteler olarak düşünmeden sanki yoktur deme eğiliminde
olmalı zaten. Kardiyolog ise zaten çok daha
somut göstergelerle çalıştığı için sezgi öneren.
Önemsemekte veya buna bir şey atfetmekte sakınca görmüyor.
Büyük ihtimal. Işte o ne kadar sezgidir, yani
ne kadar bir içe doğuştur aslında ne kadar klinik deneyim
birikim ve onların toplamının getirdiği bakış açısı
farklılığıdır. Buna bakmak lazım.
Tam da söylediğim bu yoksa içime bir şey doğuyor.
Dedim ya, altıncı yüzyılda değil içeri değil bu yani.
O yüzden öyle zannediliyor olduğunun görüyorum ve
deneyimliyorum hiç değil ala. Kası blok.
Yeni akıskanın bölümlerinden bahsedemeden.
Bitiyor ama. Bizi takip etmeye devam edin
diyeceğiz o zaman. Bugün de biraz belki geçenlerde
konuştuklarımızı üst üste 2 haftadır konuştuklarımızı biraz
daha nasıl diyelim? Sinirleri belli ve anlaşılır
kılmaya çalıştık. Toparlamaya çalıştık.
Umarım becermişizdir. Zengin oldu ya.
Evet yani böyle de dinleyenler de bir takım katkılarda
bulunurlarsa. Anladıkları ya da anlamadıkları
yönünde bizim için çok değerli olur.
Onun için hepsine teşekkür ediyorum.
Ben buradan çünkü katıldığım çeşidi toplantılarda çok farklı
branştan bazıları sınıf arkadaşım ve bambaşka uğraşıları
olan hekim arkadaşlarımın da ilgiyle dinlediklerini öğrendim.
Son derece şaşırdım. Ne güzel.
Dur bize. Aynen.
Aklınla 1.000 yaşa Tahsin. Eee esas ben teşekkür ederim.
Herkesin emeğine sağlık. Bu bölümün sonunda yine bir
ressam ve resim hakkında bilgi vermek istiyorum.
Bugünkü ressam olarak tanıdık bir ismi salvador dali'yi tercih
ettim. Resim olarak da belleğe Nazmi
isimli tablosunu sunacağım. Salvador dali'yle ilgili şunu
söyleyebiliriz, kendisi Katalan sürrealist bir ressam eserleri
özellikle. Sürrealizm'in en önemli
eserlerinden kabul ediliyor. Ilginç bir hayatı var, değişik
bir hayatı var. Daha doğrusu kendisinin.
Stili günlük hayattaki yaşam biçimi vesaire çok tartışılıyor.
Bu eserle ilgili söyleyebileceğim şey şu.
Eser aslında cepleri. Saatlerine konu olan bir eser ve
burada. Salvador dali aslında zamanın
akıcılığına ya da akışına bir atıf yapıyor.
Bu açıdan ilginç bir eser bunu tercih ettik.
Bu haftalık bizden bu kadar haftaya tekrar görüşmek üzere
kendinize iyi bakın.
Podbean