Hipomani Tekrarlar, Mutluluk Tekrarlamaz
Bu bölümde geçen hafta eksik bıraktığımız tarihi bazı noktalara değindikten sonra klinik görünüm ve eşlik eden durumlar üzerine tartışıyoruz.
Herkesin merhaba diken spil bahçesi vaat etmiyoruz.
Pot kesinin yeni bölümünden size sesleniyoruz.
Ben doktor tahsil olası podcast bölümünde profesör doktor
timuçin ural, profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim
aylak benimle beraber geçtiğimiz hafta bipolardan bahsetmiştik.
Bipoların manevi hipomani evrelerinden bahsetmeye
çalışmıştık. Aynı zamanda tiplere de ufak bir
giriş yapmıştık. Bir ve ikiden bahsetmiştik ama
akıs karın diğer tipleri hakkında konuşamamıştık.
Belki bu bölümde 10'a çıkart devam et, onu devam
ettirebiliriz diye düşünüyoruz. O zaman ben sözü timuçin hocayı
bırakayım. Timuçin hoca'ya başlasın.
Evet yani aslında geçen hafta bir çok şeyi bir arada konuştuk,
biraz bazı şeyler havada kaldı ama.
Belki konuştukça bazı şeyler yerlerine oturacaktır zaten.
Onu bir genel giriş gibi düşünelim.
Yani şimdi akıskalada sonuç olarak bağlayalım ama meselenin
oraya nasıl ve niye geldiğini belki biraz baştan konuşmak iyi
olur çünkü hani. Bir yandan dedik ki.
Şizofrenik kadar çok ethter hoca ne olmasa da bipolar bozuklukta
sonuçta heterojen bir hastalık ya da bir klinik antide ama
görece. Hastalığı yalınlaştırdığımız
oranda mani ve melankoli diye. Daralttığımız onları da belli
bir şiddette tutup aynı kişide görülmesi.
Esas aldığımız zaman görece? Daha.
Biricik denebilirse bir hastalık tablosu oluşturuyor diyebiliriz.
Tabii yine görece konuşuyorum. Elbette o da kendi başına öyle
değil. Çünkü yıllar içinde de aslında.
Bunun da çok. Geniş bir spek duruma
yayılabildiği bireyden bireye çeşitli farkı kar gösterdiği
vesaire görüldü ve dolayısıyla bunu ilişkin de bir takım
akıskaldan da o yüzden bahsetmiştik zaten.
Kategorik yaklaşımın yetmediği bir bir.
Yani daha da kategorize etme veya boyutsal hale getirme
diyebileceğimiz girişimlerin de devrede olduğunu düşünmek lazım.
En başında demiştim geçen sefer. Eee krepelin önce mani'yi tarif
etti ama ondan sonra onu birden hani 1.800 doksanlardan 1.900
on'a doğru geldiğimizde 8 ayda manitürüne doğru geliştirdi.
Bu arada melankolinin sadece işte psikotik özellikleri olan
olmayan diye daha unifor bir hastalık tablosu gibi bir
denarda durduğunu görüyoruz. Ama mani'nin çok fazla
çeşitlendiğini görüyoruz işin içine karşı.
Özelliklerinde girdiğini, o karma özellikleri de kreperinin
yine hızlı döngüyle karmayı ayırt etmenin çok mümkün
olmadığını, çünkü o zamanın daha moda bakışı yani.
Işte 19. Yüzyıl sonları diyebilirsiniz.
Yani bu fakülte psikolojisi meselesine.
Yani ya intelektü zeka ya duygulanım ya da volüsyon
iradeyle ilgili gibi ayırma eğilimi var hastalıkları hatta
veriyorsundur. Yanılmıyorsam işte birincide
olanlar daha çok psikotik şizofreniye yakın ikincide
olanlar daha bir poliüre üçüncüde olanlar daha
psikopatiye yakın filan bakışı. Ama burda önemli olan şey şu.
Bir şeyden çok, yani bunları böyle birbirinden ayırmaktan çok
daha ampirik belirtileri birbiriyle kıyaslamaya yönelik
ve kıyaslayarak ya da hangisinin baskın oluşuna göre bir anlama
çabası olduğunu düşünüyorum. Her neyse, yani bu tabii şunu
getirdi. Sonuç olarak çok fazla sayıda
manituru var. Sanıldığı gibi bir tane manituru
yok. O zaman da biraz bahsetmiştim
işte delir yumdusu. Konfüzyonlusu ya da işte
zeanlısı vesaire diye. Ama sonuçta yine de bu hani o
yüzyıl 19 bir tip yerime başlarken aslında üstünde hem
fikir olunan şeylerden bir tanesi olacağiyle birlikte
kaleme aldığımız bir klinik gelişim dergisinde ki makalede
da yazmıştım. Esasen bir duygularım ya da
duygu durum o zaman daha çok duygulanım diye bakılıyor. 100
yılbaşında duygulanım hastalığı olduğu döngüsel ve yineleyici
olduğu mutlaka mani ve melankoli parçalarının olduğu aynı kişide
görüldüğü muhtemelen bir susturatı olduğu beyinde.
Diğerlerine göre biraz daha sanki fazla ve yine aynı.
Aile içindeki kalıtsal seyri izlediğimizde genetik olarak da.
Biraz daha öne çıktı. Şizofreniye ya da başka tür
hastalıkları kıyasla olduğu düşünüldü.
Bunlar Avrupa tabii tıbbından bahsediyoruz.
Bunları bahsederken çünkü hani önce fransızlar demiştim.
Faizlere balerce vesaire, sonra Almanlar işte kalbam şey köpeğin
vesaire am. Erika'da adolf smear geçen hafta
hatırlayamadığımız. Adres meğer de.
O onun bakışı bir. Psikiyatri şeyinin sınıflandırma
kitabının bakışı hâline geliyor. O yıllarda ds m bir öyle
başlıyor zaten onlar birazcık daha farklı ve daha psikanalize.
Dayanan her şeye reaksiyon diyen.
Görünen her şeye aslında bir şeyin reaksiyonu olarak bakan
bir bakış açısı vesaire diye konuşmuştuk zaten.
Şimdi mani. 'Yi çeşitlendirirken burda şeyi
gördüm. Başka bir şey ararken?
Final ilk defa nozografi kitabında maniği tarif ederken
hezeyanlı ve hezeyanlı olmayan diye ikiye ayırıyor önce.
Sonra hanrode diyor ki 4 tip var aslında simpleks yani saf öfke.
Ekstika delilik hali eknoe öfkeye eşlik eden delilik.
Hali ya da adi öfke. O yıllarda böyle ucuna mani
ekler ama başka kelimeler de var aslında priomni gibi erotomeni
gibi klüptomani gibi hatta şeyin piar joni'nin.
Bu bunların bir tür. Dürtü denetleme bozukluğu ya da
bir aşırı değerlendirilmiş fikrin etrafında oluşmuş bir.
Bakış açısı olduğuyla ilgili görüşleri de var ama işte bu
şeyleri yaparken ayrımları yaparken mani ile uğraşanlar
bunlar maniğe dahil değildir. Çünkü mani aslında düşünceden
çok duygu durumun ön planda olduğu bir hastalık halidir
diyorlar. Bu sene de pek melankoliyle
ilgili bir şey söylenmiyor yani hatta işte sizinle konuşurken
söylemiştim. Eski rol ya bu melankoli denen
şey edebiyatçıların ilgilendiği bir şey şeyi de ne derler
romantize ediyorlar melankoli diyerek aslında biz.
Bunu kullanmasak mı acaba? Filan da diyor.
Dolayısıyla. Bir türlü aslında hani bir
hastalık tablosu var, görece daha net ama onun da kendi
içinde bakıldığı zaman. Çok farklı uçlara giden
özellikler gösterdiği hani psikotik olsun olmasını aynı mı
bir yana? Öfkenin hakim olduğu neşenin
hakim olduğu yahut da kişilik özelliklerinin abartılı olarak
ortaya çıktığı, hatta hastalık sırasında var olan obsesif
kompulsif belirtilerinin. Abartılı bir şekilde ortaya
çıktı ya da tamamen düzeldiği tablolardan bahsetmek de mümkün.
Bir yandan dolayısıyla o da aslında bir.
Nasıl denir? Homojen bir hastalık hiçbir
zaman zaten bu haliyle değil. Dolayısıyla hani krepelinin o
zaman. Hani yüzyılın başında işte bu
yine de şizofren sprey cox'tan farklıdır ve kokdisyondan çok
duygu durumla ilgilidir ya da duygulanımla ilgilidir.
O tarihte demesi önemli. Bir ayrım olmuş herşeye rağmen.
Yani o mozaiği biraz birleştirmeye çalışmış, kendince
diyebiliriz. Burada durayım, siz belki bir
şey ekleyeceksinizdir. Ben kaptırdım, konuşuyorum.
Bu konuda bir payor olunca. Ibrahim bir şey diyecek onu
ondan sonra ben söyleyeyim. Bu.
Bipolar bozuklukla ilgili aslında isminde yansıtılmadığı
şekilde sizin söylediğiniz yineleyici.
Özellik belki de önemli aslında bipolar dediğimizde sanki 2 uç
arasında salınıp duran anlaşılıyor ama herhalde siz ne
dersiniz bilmiyorum. Akhiskal'la birlikte yani 2 uçlu
olmasından ziyade yineleyici olması daha önemli bir nitelik
diyor. Hatta bir yerde şöyle bir şey
okumuştum, akiz kalp böyle kişisel konuşmalarının birinde.
Mutlulukla hipomani'nin arasındaki fark nedir?
Diye soruyorlar. O da hipomani yineleyicidir,
mutluluk değildir diyor. OO açıdan belki aslında 80
öncesi değil mi? 80 öncesi bipolar
kavramlaştırması daha yenileyici.
Vasfını vurgularken şimdiki vurgu en azından tanrı
sistemlerinde sanki böyle 2 uç arasında gidip gelmeyi daha
vurguluyor gibi ne dersiniz? Yok yineciliğe yani yine
leiciliciliğine dair bir şüphe zaten yok.
Çünkü o kesin kabul görmüş bir şey olduğu için.
Ama şu konuda haklısın, yineleyici olduğu zaten malum da
başka ne var diye bakışın birazcık daha arttığını
dolayısıyla ara dönemler. Ki iyilik halinin ya da o
sendromlar içinde diğer sendromun ya da tamamen başka
psikiyatrik belirtilerin eş zamanlı görülebilirliğinin.
Konuşuluyor olması ve bunlar üzerine kafa yoruyor olması
hatta işte giderek. Kıskanın da çok büyük katkıları
var ama julian kıstın da bu konuda ciddi emeği var.
Bir soft bipolar bakın. Bakışının kavramının başka başka
bakıyorlar ama önemi var. Softu burada yumuşak diye
çeviren çok oluyor. Geçmişte de öyle oldu.
Yumuşak bir şey yok orada tabi bu silik yani net bir şekilde
sınırları görülemeyen anlamında softilik bir polar spektrumu
kavramı belki daha altında. Yani her şey gibi bu alanda da
spekturuma. Yatırım ve vurgu daha fazla oldu
ama o hani yineleyicilik kaybolandığımda değil o zaten
elle bir de başka ne var bu varsa başka ne var gibi bir
yerden gelindi oraya. Bir şey diyordun Tahsin pardon?
Şey hocam silikle ilgili dediğiniz şey hani silik
nörolojik belirtilerdeki silik gibi.
Evet, evet aynı oda mesela yumuşak gnolojik belirtiler
diye. Ben asistanımın ilk yıllarında
konuşulurdu. Ben de çok merak herhalde
belirtinin yumuşaanası oluyor diye.
Sonra anladım ki o ciddi bir çeviri hatası.
Aslında silik yani hemen net olarak göremediğimiz anlamında
tabii bu işte. Bir şey daha geçen sefer ondan
da söz etmeyi unuttum. DSM üçte afektif bozukluklar
olan. Kavramın DSM dörtte.
Mutluları dönüştüğünü görüyoruz ve DSM dördün girişinde de bu
anlatılır. Çünkü duygulanım.
Belirgin bir anı yansıtan bir şey çünkü efekt ya da burada
kullandığımız şekliyle duygulanım kişinin var olan
belirtilerinin bizim tarafımızdan gözlemesi, dışa
vurulması kısmının adı ve daha geçici daha anlık bir şey tarif
ediyor. Halbuki duygu durum dediğimiz
zaman çok daha uzunlamasından çok daha yaygın bir süreci tarif
ettiğini. Oradan anlıyoruz.
O yüzden de hani bu hava durumu mevsim iklim?
Benzetmelerini bir parça söylemeye çalışmıştım.
Onun bir önemi de şu olabilir, bu böyle bakarak böyle bir
boyutta bakmanın. Nasıl yani?
Hava durumu her zaman mevsimen mevsimde her zaman iklime
uymazsa. Duygularım da duygu durumu tam
olarak yansıtmayabilir. O konuda aldatıcı olabilir ya da
o duygu durum o tem paranın da o mizaca uymayabilir.
Bunların da her birinin klinik açıdan değerlendirirken önemi
olur elbette. Eskiden.
Cemotü lens'in duygu durumu la bil yani oynak evet diyebilir.
Ken yanına duygulanımı duygu durumuyla uyumlu ya da düşünce
içeriğiyle uyumlu mu değil mi? Tabi mutlaka düşer kimlerde
yazıyorlar mı böyle şeyleri hiç bilmiyorum ama herhalde
yazıyorlar. Yazılıyor yani standart
değerlendirmede hep o fakülteleri ayrı ayrı bildirme.
Alışkanlığın devam ediyor, etmiyor mu?
Tahsil ibrahim'e soralım yani hastanede.
Uzun bir süredir klinikten uzağa mı?
Vardı, son bıraktı. Yani.
Evet, e hani bir şeyin? Kulağıma gelen şeyler.
Kendi kendine konuşma, kendi kendine gülmek KMKG diye
kısaltmaların olduğu yolundaydı da son zamanlarda onu biraz
dehşet içinde dinlemiştim. O ne ben onu kaçırdım.
Ne demek o? Işte hani?
Psikiyatrik görüşmeyi yapıp not düşerken kişinin varsını olup
olmadığını hani varsa var yok. Varsa şöyle var böyle var diye
uzun uzun yazardık herhalde vakit de haldundan.
Hani var yok şeklinde işaretlemeye eğilimli
arkadaşlar, onu da kendi kendine konuşma, kendi kendine gülme baş
harflerini koyarak kahkaha ye kahkaha diye yazıp artı eksi
koyarak değerlendiriyorlar diye duymuştum.
Ama tabi bu dediğim gibi münferittir herhalde.
Öyle. Dümen bir otizm anlatıyordum.
Bir gruba orada sheldon kuper örneği verdim.
Bizi dinleyenlerin pek çoğu da daha önce otizmle konuştuk, yong
şalını da biliyorlardır. Big bang cın deki.
Orada şöyle bir bölüm var, annesi şeridının subat
parçacıkları hayal ederek onlarla konuştuğunu görüyor.
Yani çocuk hayali çok zengin olduğu ve çok şey bildiği için
konuşuyor. Böyle gösteriyor da görüyor.
Yani onları hayal ediyor, biz görüyoruz.
Annesi çok korkuyor sonra? Çok kaygılandığı için okula kız
kardeşin almadığını, onu götürüyor götürürken de soruyor.
Arada bir olmayan şeyler gördüğün oluyor mu diye tam hani
iyi olmayan bir psikiyatrik görüşmeye iyi niyetle başlamış
gibi. Ya hep görüyorum ben diyor ki.
Kendi kendine de konuşuyor musun?
Onlarla diyor, tabi konuşuyorum diyor.
Daha sonra annesinin ruh sağlığıyla ilgili endişe
kitaplarını o onu da anksiyeti araştırmaya başlıyor.
O psikozo araştırmaya başlıyor. Sonunda şöyle bir yere
geliyorlar, sen sürekli sana yukarıdan bir takım emirler
veren ve seni koruyacağını inandığım birisiyle görüşüp
duruyorsun. Bu delilik olmuyor da benim
bunları hayal etmem delilik oluyor diye.
Aslında çok iyi niyetli anne ama öyle başladığı zaman cevap
alamıyor. Tabii ki her zaman görüyorum ve
konuşuyorum diyor. Evet.
Burada küçüklüğümüz molası verebiliriz.
Bugünkü müzik parçası olarak mabiden hani izinli parçayı
seçtik. Daha sonrasında tekrar
birlikteyiz. Hellodungeles barilton.
Iwatchester unitew. An soguk Ersan youel.
Inanıyorum. I uraz'a neşe de your keyf
hoca'm ishcher chattancı mı aram livel bile.
Sonra. Itiraz ilerleyen.
Paris'in. Gittin neyse tutar.
Sınavın. Dan sonra.
Sizi kanka iyi can 4 in sars'un. Bi yıl eup sonu modern.
Ithalatish watchop. Pentagon you'nun.
Mustafa musaction diye unk. Action cat tuncay'a geri
atahovenler somut. Paris Hilton.
'Daysaydı tutsaydık. Sınavı hiç biter.
Tester tutar yıl tutuyor. Uz biter.
Işi sorayım mı hocam size yani hepinize sorayım.
Bu bipolar afihtif bozukluk diye bir tanı adı var ya o oradaki
afettif yani sanki şeyden kalma gibi.
Hani sizin bahsettiğiniz 10. Dokuzuncu yüzyılın başından
kalma. Şeyler gibi isabet.
Tabi öyle. Afekt aslında böyle analiz filan
bakışıyla çok daha yaygın, geniş başka bir şey anlatıyor ama
bizim anladığımız yani DSM nin kabul ettiği efekt doğru.
Yani gerçekten 19. Yüzyıldan kalma bir ifade
efektif hastalık bakışı ama. Efekti sınırlandırarak
duygulanım yani kişinin o sırada içinde bulunduğu haleti,
ruhiyeyi ya da duygu durumunu bizim gözlemimize sebep olan
duygu duşa vurumu olarak sınırlayınca efektif efekt
bununla sınırlı oluyor. O zaman haklısın.
Efektif bozuklukta 19. Yüzyıla gidiyormuş gibi
görünüyor ama. O kadar derin bir şey değil
hatta? Psikologlarla konuşurken.
Efekt tanımında çok şey yapardık.
Ders düşerdik. Çünkü ben derdim kendi DSM nin
kabul ettiği efekt sizin düşündüğünüz anlamda ya da
dinamik psikiyatritinin anladığı anlamda efektten başka bir şey.
Oradaki efektivite çok daha derinliği olan ve geniş kapsamlı
bir bakışı yansıtıyor bile. Bildiğim kadarıyla.
Dediğiniz gibi özlem bu arada. Sen söyle ibrahim.
Yani geçen kayıtların birinde de konuşmuştuk.
Hem afect hem irade yani voleyation biraz
operasyonelleştirilmesi yani ölçülebilmesi adına aslında
kısıtlı bir hale getirildi. Yani kavram oldukça daraltıldı
ve artık o daralmış, kavramla da bipoları ifade etmek doğru.
O olmamaya başladı. Yani şeyde 20.
Yüzyılın başında böylelerinde kreperinin de aslında affet
tanımları muhtemelen şu an kullandığımız affeder gibi
değil, doğru evet, çünkü onlarınki de daha.
Psikolojik psikiyatrinin de etkilerini taşıyor.
Ister istemez elbette. Söyledin kitabı vardır,
affettiviteyim. En başta buradaki tamam.
En tamamen. Etkilenim desek olur mu?
Timuçin onu? Belki belki etkilenimi de
kapsayan ama işin içinde belki duygulanımın da yer aldığı ya da
duygu durumunda yer aldığı daha geniş bir.
Yani tabi yani etkilenme derken özür dilerim.
Etkilenerek ne hissettiği, yaşantısının ne olduğu modunda
nasıl değişiklikler olduğu. Evet, yani bir interaksiyon
içindeki bir etkileşim için. Tam bunu demek.
Istiyorum duygulanımdan ya da duygu durumdan bahsediyorum.
Kesinlikle evet ama DSM onu daraltarak ibrahim'in söylediği
gibi bir şeye bir operasyonel tanıma dönüştürmüştür bir.
Işe vuruk tam karşılığı bu aslında daha güzel söyleniyor.
Bence öyle deyince işe vurup bir anlam taşıyor.
O zaman sadece benim işimi görüyor kısacası.
O da bu oluyor. Eskilerin te esür demesi de o
açıdan anlamlı da mı? Biraz daha yani tesi tesis et
dimi yani etkilenmeye daha yakın aslında tesuriyet.
Işte tesirle bağdaştırırsın. Etkilenme halini çok yek
inceliyor ya da araştırıyor ha bu arada şunu da söylemek lazım,
tabii sen demin. Döngülenme meselesine vurgu
yaparken döngülenme hani zaten var da başka ne var diye
baktılar derken şöyle de bir bakış var, aynı zamanda o da
ilginç yani eş zamanlı olarak. Çok daha yaygın bir yandan işte
avrupa'da leonard unk filan, öbür tarafta winner.
Cleten filan. Aslında.
Farklı ülkelerde farklı yaşlarda aslında ya da birbirine kısmen
yakındır. Bazılarının yaşların bazıları
daha farklı. Bir nöbetleşe seyreden sadece
depresif belirtilerle seyreden bir hastalık da olduğunu ve
dolayısıyla bunun 2 uçlu bozukluktan 2 uçlu hastalıktan
başka bir şey olduğunu da iddia ettiler.
Dolayısıyla ilk unippolar depresyon.
Kavramı da bununla birlikte ortaya çıktı.
Bir böyle akış kal gibi tek başına öyle bir şey yoktur.
Mutlaka mani melankoli vardır diyenler bir tarafta unipolar
diye bir şey de vardır. Sadece depresyonun döngülendiği
ve yinelemelerle gittiği ya da melankoli'nin tek başına var
olduğu ve yinelemelerle gittiği bir tablo vardır diyenler.
Tabii buna bir üçüncü. Grupta eklendi diyebiliriz.
Çok grup olamadılar ama bunlardan bir tanesi başı
çekenlerden bir tanesi olacağı yaz için türkiye'den unipollar
mini vardır ve. Aslında kendi başına bir
antitedir diyen o konuda yanlış hatırlamıyorsam journal efekt de
bir zordursa yazmıştı vaktiyle ve oldukça güzel bir yazıdır.
Hatırlat hatırlatalım mı? Mesela bir cumali'nin hipominin
psikozla seyrettiğini de. Ayrı bir hikaye bunu da anlatmış
mıydım? Geçen bölümlerden birinde galiba
Olcay bey şey derdi çünkü der hala da yani.
Afektif tablo bir boyutsa psikotik tablo bir başka
boyuttur. Çünkü DSM ve o bakış yani bu
operasyonel bakış. Psikozun bir şiddet belirtisi
göstergesi olduğunu iddia eder ya?
Dolayısıyla eğer bir. Afektif tablonun içinde psikoz
varsa o daha şiddetli bir tablodur ve ipomone olması
mümkün değil. O bir keremenidir mutlaka.
Biz onun şizofektifle ayrımını yapalım demeye getirir.
Halbuki Olcay bey de yani aslında bu bunun bir boyut
olarak var olabileceğini, hipomiyle psikozunda bir arada
görülebileceğini iddiacı hatta bunu çok tartıştığımızda yani
ben ama bu işte DSM bambaşka bir şey söylüyor ve buna hayır dair.
Kanıt da çok az filan. Tartışmasını hangs'tan yanında
yapmıştık jul hangs'in juliangsta demiştik ki?
Hayır öyle değil. O başka bir yerden bakıyor diyor
demiştik ki. Bipolar bozukluk çok fazla komor
biti te gösteren bir hastalık tablosudur.
En fazla bedensel ve psikiyatrik komorbity gösteren psikiyatrik
antidir. Dolayısıyla bu görüşle yani bu
bakışla bile hipomayan ile psikotik tabloların bir arada
olabileceğini varsayabiliriz aslında demişti başka bir
açıdan. O da ilginç gerçekten şimdi sen
söyleyince hatırladım. Demin ki konuyla ilgili senin
görüşün ne güzel ve herkesin hepinizin yani sadece yineleyen
depresyonlarla seyreden bir rahatsızlık, beraberinde başka
herhangi bir bozukluk olmaksızın.
Yani ben. Herhangi bir anksiyete
bozukluğuyla ilişkili olmadım. Sadece depresyonlarla seyreden,
yineleyici bir depresyon tanısının pek geçerli olmadığı.
Şunu da ne kadar pürüp bak hastalık var ki onların hiç emin
değilim gerçekten yani. Günaydın kaldı anksiyette.
Bu arada yani anksiyete neredeyse depresyon için.
Yani o onun ayrılmaz. Bahçesidır aslında.
Yani şöyle demeyi istedim, ben aslında ünlüpolar depresyon
görülen bir vaka muhtemelen anksete de derne muzdarip olan
biridir değil de. Majör bir anksiyete bozukluğuyla
birlikte obsesif kompulse bozukluk eskinin anksette
bozukluklarından olan post travmatik stres bozukluğu filan
gibi oysa ki bildiğimiz anlamda mesela kız kadın bir diye
tanımladığı manik depresif hastalık ya da bir palal, bir
başka herhangi bir rahatsızlık olmadan da karşılaşabildiğimiz
bir tablo öyle demez misiniz? Deriz ama komorbiseyi her zaman
bir kenarda tutuyoruz zaten. Yani ds m nin bakışıyla
bakacaksak yani birpolar bir var ama mesela komur bir tank sete
bozukluğu kommo bito, KB combit kişilik.
Bozukluğu bir aday oluyor. Şunu demek istedim, yani
herhangi bir komorbiite olmaksızın birpolar birle
karşılaştığımız oluyor da mesela birpolar 2 her zaman.
Beraberinde bir anksiyete bozukluğu veya ek bir şey
görülme ihtimali çok daha yüksek diyebiliyoruz.
Bipolar bir için ise öyle değil gibi hatırlıyorum ya da öyle
görüyorum. Yanlış mı düşünüyorum açıkçası.
Hayır, yani bipolar birle de bipolar 2 kadar olmasa da
anksete bozuklukları en sık comid'e gösteren hastalık
tablolarından bir tanesi. Tıpkı migren gibi aslında tıpkı
astım gibi hatta kıskan oradan yola çıkarak hatırlarsın sen de.
Anything season isve olur diyecek kadar yani bir şey
mevsimsel özellik gösteriyorsa ve döngüleniyorsa aslında bir
barardır ya da bir polere akrabadır diyecek kadar abartılı
bir biçimde söylerdi onu karikatürize inerek.
Ibrahim bir şeyin diyoruz galiba sen hocam yani cem hoca şeyi
soruyor değil mi? Yani böyle pür yineleyen
depresyon. Diye bir şeyin varlığı konusunda
ne düşünüyorsunuz diyorsunuz? Evet, doğru.
Evet, bu ben aksâl ile ilgili makaleleri yani birincil o ondan
okuduğum oldu mu hatırlamıyorum ama çoğunlukla naser gabi'den
okuduğum oldu. Yaklaşık 3 yıl önce falandı
ondan sonra bana. Işte böyle depresyonla başvuran
hastalara dikkat edindi. Tamamen kendi kısıtlı
pratiğimden söz ediyorum. Yani ııı.
Timuçin hoca'nın söylediği gibi böyle mevsimsel seyreden
depresyonu bir parça daha bedensel enerji.
Enerji ya da vejetik belirtiler içeren hastalarda böyle şey
hatırlamıyorum. Neredeyse değişmez bir şekilde
depresyonun hemen öncesinde depresyon döneminin hemen
öncesinde mani her zaman hipomani diyemeyeceğim ama
hakikaten kişinin kendi enerjisinden daha fazla bir
enerjik olduğu dönemin peşi sıra o depresyonlar seyrediyor gibi.
Gördüm. Iş çalışıyorsa ya da öğrenciyse
onlarda nispeten daha yüksek bir kapasite, en iyi ihtimalle
sergilediği ama bir süre. Sonra aslında bipolar depresyon
diyebileceğimiz bir fenomenolojiyle gelen hastalar
gibi yani o bipolar depresyondaki pür depresyon hali
hiç görmedim. Muhakkak sıra dışı ama boz
bozmak zorunda olmayan bir enerji artışı olsa.
Sanki hep. Bilmem kedisel öğretmenlerle
ilişkisine. Bak.
Biz. Birkaç şeye birden 10'a çıkart
da. Bir de geçen hafta tahsin'in
hatırlatması üzerine söylemiştim ya bazen bazı tablolar yani biz
bu yaşam çizelgesi çizerek takip ettiğimiz için duygu durum
merkezinde izlerken hastadır gördüğümüz şeylerden bir tanesi
oydu. Bazı gruplar kim?
Bunların ortak özelliği nedir? Bugün maalesef söyleme şansımız
yok. Keşke olsaydı.
Buna daha büyük araştırmalara dökebilseydik, işi mani
başlamadan önce küçük bir depresyon ya da mani bittikten
sonra küçük bir depresyon many bittikten sonraki depresyonu da
mani başlamadan önceki depresyonu da.
Dinamikçiler tamamen şeyle etkilenimle ya da işte birbirine
reaksiyonla tırnak içinde gene adlandırıyorlar ya da depresyon
öncesi hipominal yada da şeyden depresyondan her seferinde
hipomiyle çıkmak. Diye bir takım tabloları
görüyoruz. Onlara depresif ya da hipomik
kulp hatta. Denir idi eskiden hâlâ
kullanıyorlar motive. Öyle bir isim var mıydı?
Hiç duymamıştım. Evet böyle denirdi.
Hatta çizerken de şey gibi. Kahve şeyi gibi çizilirdi.
Kupası gibi sanki bir kulpular falan gibi.
Evet ama. Sorduğun soru bir bu var, yani
böyle bir doğal seyri olan belki.
Bazı tablolar var, bir de hakikaten ceminle mi söylediği
gibi çevresel faktörlerden etkilenerek de belki.
Yine daha reaksiyoner. Gelişen tablolar da olsa gerek.
Dolayısıyla hani? Neminin ne depresyonun ne manik
depresif hastalığın yine de. Türlü pak.
Araştırmalara. Yerleştirilecek şekilde.
Dikensiz gül bahçesi vaat etmeyen bir.
Şeyi bir. Sınırları belirli bir tablo
olduğunu iddia etmek çok zor. Tabi bu da zaten.
Bizim de varoluşumuzun sebebi bu potkesinde varoluşumuzun sebebi.
Ben gene de şu konuda ne düşünürsünüz merak ediyorum.
Geçen sefer de aynı şeyi söylemiştim.
Aslında da sonra çok konuşamadık.
Etolojisi, araştırılmak kaydıyla.
Yani delir yumulum hani de olabilir başka şey de olabilir.
Bir bildiğimiz bir parar bozukluğum manisi de olabilir
manik tablonun. Iç tutarlılığının da çok yüksek
geçerliliğinin de çok yüksek olduğu kanısındayım tek başına
yani bipolar bozukluk için söylemiyorum bunu.
Ama mani diye bir şey var doğada.
Melankoli. Diyen bira var yani.
Standart tanımlarla düşünmeye. Ve çok ayrıntılı tanımlar
yapmaya gerek yok. Ama şu ikisini söylemek hep
yeterli. Geçen sefer söylediğimi tekrar
etmiş olacağım. Psikomotor aktivitede artış.
Duygu durumda öfke veya neşe biçiminde bir kabarma ve.
Beraberinde kararlı davranış amaca yönelik davranıştaki
kararlılık ya bunlarla da bulunan bir şey.
Risk alma artış dolayısıyla. Hı yani böyle bir sendromun
geçerli olduğunu kabul edip hep diyoruz ya tanı belirti ayırıcı
tanı belirti üzerinden yapılmalı.
Hani manevi midir değil midir? Ayırıcı tanısını yaptıktan sonra
buna mani diyorsak etolojiyi araştırmaya başlayabiliriz.
Bipolar bozukluğu her zaman en başa koymada.
Çok doğru. Oradaki tek zorluğumuz şu, cem
bu, buna sonuna kadar katılıyorum.
Çok doğru zaten de o yüzden manik depresif hastalığı
manisiyle depresyonuyla, şizofreniden daha unic görüyor
olmamızın ya da daha homojen ne yakın görüyor olmamızın sebebi
bu fakat. Burada bir fakatimiz var bir.
Bütün psikiyatrik hastalıklar için.
Kro sektörün welong toena yani kesitsel ve uzunlamasını
değerlendirme esastır ve öyle bakmalıyız zaten.
Şeyden bağımsız yani kategorik olarak bakıyorsak DSM bakışıyla
bakıyorsak da böyle bakmalıyız. Böyle bakılmalıyız.
Zaten orada sorun şu oluyor, o kesitte maniye hiç şüphe yok.
O kesitte depresyona hiç şüphe yok ama uzunlamasına
baktığımızda o gördüğümüz konusunda da kafamızı
karıştıracak kadar farklı bir seyir.
Izleyebildiğini görüyoruz hastaları.
Izlemeyeni de var. Yani her seferinde benzer bir
manike p sudu geçirip her seferinde o benzer manike psutun
özelliklerini o kesitte iç tutarlılığı tam olarak yaşayan
hastalarımız da var. Aralarda tam düzelmeleriyle ve
depresyonlarıyla. Bir sefer bunu yaşayıp tam işte
budur dediğimizde sonra belki tedavilerin etkisi belki başka
faktörlerin etkisiyle. Böyle olup olmadığından şüphe
duyduğumuz vakalarımız var. Mesela ege.
Ekibinin grubunun bir. Posteri vardı.
Kongrelerden birinde şizofreniye dönen bir bipoler bozukluk
öyküsü. Ben de bunun hani tanımı gereği
olmayacağını, böyle denilemeyeceğini söylemiştim.
Onlarda demişlerdi ki öyle olduğu için poster yaptık zaten.
Yani bu bize de tuhaf geldi ya anlayamadığımız için bakın
burada bir polar gibi seyreden hastalık tablosunun yıllar
içinde bakın şizofreni gibi seyrettiğine tanık olduk.
Ve bunu gördüğümüz için de bunu yazdık.
Bu böyle oldu bu hasta özelinde. Anladım ama burada gene manik
durumdan ziyade bipolar bozukluk üzerinden oluyoruz.
Yani depresyona bir şey demiyorum zaten de işi birpolar
bozukluk diye bir hoca. Hastalık kalıbına dökmeye
çalıştığımız da öyle olmuyor. Yoksa belirttiği anlamında çok
haklısın. Evet yani manik maniksenrom tek
başına geçerliliği yüksek çok daha yüksek başka pek çok şeye
göre bipolar bozuklukta bunun psikiyatri de en sık rastlanan.
Nedenlerinden biri diye bakmak ve many gördüğümüz zaman bir
boar bozukluktan önce başka şeyleri faktörleri kâte etmeye
çalışmak benim kanımca. Çok haklısın, hatta meslekten
olmayanlar için birazcık şöyle söyleyeyim, hani geçerliliği çok
yüksek, eşit tutarlı fazla filan diyoruz ama bu şu demek ekim
olmayan bir insanın da bakar bakmaz ya evet bu manidir
diyebileceği bir. Tablonun neredeyse ortaya
çıktığından bahsediyoruz, değil mi?
Evet. Yani bir doğal anti olarak
karşılığı olsa gerek diye araştırılmaya devebilecek.
Doğru. E ayrıca tanısı yapılmaya değer.
Daha güvenilirliği yüksek bir ııı sendromdan diyelim.
Evet ama, çünkü içinde pek çok heterojen başka faktör de
barındırıyor. Sizin katkınız da şeyi konusunda
önemli hocam cem hoca'nın dediği bu.
Hani başka şeylerin dışlanması çünkü tıbbi duruma bağlı
oluşabilecek şeylerde de mani benzeri durumlar çok sık
görülebiliyor. Birlikte tartıştığımız bir çok
böyle vakıa oldu diye. Şeyler, yani en en basitinden
aklımıza gelen mini benzeri. Değil o mini zaten de ama şeye
bağlı bir mani. Ikincil deli ruma bağlı yahut
işte bir ensepopalite bağlı veya bir şeye bağlı yani şey gibi.
Bunların malarya verelim, ateşleri yükselirse böylece
düzelirler. Tabest doğru silece ya da
paraziti'in herhâlde ilk söylediğinde görülen tablolar
mani zaten yani mani olduğunu düşündükleri tablolar daha
doğru. Bu haftalık bu bölümün sonuna
geldik. Ben herkese teşekkür ediyorum ve
güzel katkıları için şimdi bu hafta da yine bir ressam ve
resim hakkında bahsedeceğim. Ben ressam olarak bu hafta bir
insan bangoo seçtim. Resim olarak da yıldızlı gece ya
da starlinght diyebileceğimiz eserini tercih edeceğim.
Van gogh hakkında daha önceki bölümlerde bilgi vermiştim.
Hani kendisini? Bir ruhsal hastalığı var, hatta
bu yüzden ruhsal hastalığı nedeniyle kulağını kesme.
Kulağını kesecek kadar büyük bir krizle geçiriyor.
Bu eseri 1.889 yılında resmetmiş bu eserle ilgili ilginç olan
nokta, 1.888 yılında bu yaşadığı kriz döneminde kulağını
kestikten sonra. Eee akıl hastanesinin kendisini
gönüllü olarak kapatmış ve orada yaşamaya başlamış.
Orada yaşarken aslında akıl hastanesinin odasından
baktığında gördüğü manzaralardan etkilenerek bir.
Kaç tane resim yapmış? O resimlerden biri de bu.
Bu resmi ilginç yapan şeylerden biri yeni van gogh'un bence
dokunuşları çizgilerin kullanımının dışında renkleri
birbirleriyle bütünleştirilmesi konusunda bence çok başarılı.
Bunu söyleyebilirim. Bu haftalık bizden bu kadar
haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean