İki Uçlu Bozukluk: Mani ve Hipomani
Bu bölümde bipolar bozukluk hakkında bir tartışma başlattık. Bu tartışmada mani ve hipomani kavramlarını ele aldık ve bipolar bozukluğun tiplerine bir giriş yaptık.
Herkesin merhaba diken sükül bahçesi ifade etmiyoruz. Pot kesinin yeni bölümünden sesleniyoruz. Ben doktor tacer podcast bölümünde profesör doktor cemaat paşaoğlu, profesör, doktor temkin rol ve doktor ibrahim aylak benimle beraber yani. Geçtiğimiz birkaç haftalık bölümde aslında şizofrenden bayağı söz etmiştik ama şizofrenden bahsederken psikoz kavramına oldukça çok değinmiştik aslında günümüzde psikozla ilgili ciddi tartışmalar da var. Özellikle son zamanlarda psikozun. Bir spektrum halinde. Bulunduğundan bahseden çalışmalar var ve bununla ilgili de çok fazla yayın var.
Psikozpekunu da kastedilen şey aslında belki krepelinin yaptığı dikotomin artık. Geçerli olmadığını varsayıp bipolarla şizofreniyi birbirinden ayırmamak gibi bir seçenek belki burada ön plana çıkabilir diye düşünülüyor. Onu söyleyebilirim. Ben sözü size bırakacağım ama şey. I sorayım hani sizce psikozun sınırları yani örneğin bipolar şizofreni şizofektif bozukluk gibi bir tane da var zaten bunlar birbirlerinden çok keskin şekilde ayrılabilen tanılar mı sizce? Murat timuçin cevap versin.
Aklıma ne geldi biliyor musunuz? Hani hep denir ya freud yaşasaydı şu şöyle mi olurdu işte Atatürk yaşasaydı, bu böyle mi olurdu filan diye insanlar bir şey. Yaparlar gelecek tahmini yaptırmaya çalışırlar. Krepel'in yaşasaydı dikoto misin hala olur muydu diye soran bir yazı yazmıştı bir derleme. Kürşat ısınıyorum. Bristol ekibiyle emin değilim galiba. Nik creadok ve beraber filan. Yaşasa hala dikotomi olur muydu? Diye bilmiyorum tabii yani karetelin krepel'in deyince hiç bilmiyorum ne olurdu. 40 ve onunla çalışanlar o ekiptekiler aslında şizofreni etiyolojisini genetik olarak tek başıma çok sağlam bir şey olmadığını hep söylediler ortak bir de.
Negatif değil, bir de şu vaktim için. Rapel'in de sonraları bu yaptığı ayrımın o kadar keskin olmayabileceğini teslim etmiş, 10'a çıkart da haksızlık. Etmemek yok, gitmeden önce söylemiş zaten. Ama tabii orada hani sen şizofreni anlatırken çok güzel söyledin. Hani daha doğrusu blovler üstünden söyledin demas'ta deil playx'ta değil diyerek aslında hani şizofreniyi daha bir beyin hastalığı ve yozlaşarak giden bir beyin hastalığına çevirip o değilse ne vardır cevabı olarak bipolar bozukluk var. Pepenin anlattığı hikayede bipolarda yok tabi polarikte filan da şey var.
Sınıfta. Evet psikozomonik depresif PMD eski adıyla. Gibi. Dolayısıyla evet sinirler o kadar belirgin o zamanda değildi. Bu zamanda da değil bir yanıyla ama bir yanıyla bipolar bozukluk şizofreniye göre.
Görece daha sınırları belli, çok daha iyi tanımlanmış ve doğadaki aslığına çok daha uygun bir hastalık. Tanımı öyle olduğu için de şizofreniye kıyaslayına ya da görece tarihi de daha eskiye gidiyor. Yani o yüzden çok daha eskilerde. Mesela. Milattan önce. 2.003 binlere doğru gidildiğinde ilk böyle yazıların olduğu zamanlara doğru gidildiğinde çin tıbbında mesela duyguların doğal olaylardan dünyadan etkilendiğiyle ilgili kayıtlar yahut eski mısır metinlerinde bir melankoli terimi ya da melankoli şeyi.
Ihsası onu hissettirdikleri, onu anlattıkları bir şey. Olmadan tabii ki. Değil mi? Çünkü belen koli için çok sonra taahhütmüş. Gerekiyor. Özellikle tabii ondan önce diğerlerini ama evet, en son hipokrtaganlarımız gerekecek dolayısıyla. Çünkü hani 4 tane sıvı vardır. Bunların bozulmalarından çeşitli hastalıklar oluşur. Sarı safra kara safra vesaire bu da kara safradır. Meselesi çok daha sonraları ama melankoiyi andıran bir çökkünlükten bahseden ya da 10'a çıkart atıfta bulunan bir takım metinlerden bahsediyorum.
Sonraları Araplar. Mısır beyince aklıma geldiğim için söylüyorum, onun mali hülya diyorlar. Mali hülya da hani mal hastalık Fransızca? Ve.
Sanki fransızcaymış hissi veriyor. Ama öyle değil onu. Psikiyatri tarihiyle ilgilenen şahapl koç, birçok kere birçok yerde bahsetmiştik. Mali hülya aslında melankoli'yi arapça'ya benzetmiş çabasının sonucu ortaya çıkmış bir neolojizm tamamen. Bir. Ettimolojik anlamı yok. Yani bir köken ne? Diyeceğiz hayat hülya için ne diyeceğiz? Hayata tahayyül yaşantıyı çağrıştıracak affettivite belki de aslında olabilir mi? Çok mu? Değil yani öyle ama mali hülya'nın evet yani insan düşününce öyle midir herhalde bu kadar da değildir, uydurmamışlardır diyor.
Ama o bir takım kaynaklara atıfta bunları kayır tamamen uydurulmuş diyor. Tamamen şey olarak sözel olarak melankoli demenin deyim yerindeyse arapçası ama asıl yani, hadi onları boş verelim. Aslında kapadokyalı areteus yani asıl söyleyen o çok daha işte yine milattan önceye gidiyoruz. Yurt dışımız artıus. Diyor ki, aslında yunancasını söylesem daha havalı ve şık olurdu ama. Mani var olan hastalığın yani depresyonun yeni bir hastalığa dönüşmesi değildir. Sadece kötüleşmesidir. Bu ikisi aynı hastalıktır diyor yani.
Dolayısıyla mani ve melankoli'nin ya da mani ve depresyonun aralarında bir bağlantı olduğunu, aynı hastaların zaman zamanı. O zaman zaman bu özellikleri yaşadığını aritoz. Daha o zaman söylüyor ve onun üstüne 2.000 yıl, hatta 3.000 yıl kimse bir daha bir şey söylemiyor ta 19. Yüzyıla kadar. Bilinen şey korunuyor onun için hani? Doğadaki aslına uygunken. Erken haddime aşıyorsam bağışlayın ama daha unic, daha biricik bir. Hastalıktan bahsediyor, oluyoruz gibi görünüyor.
Pardon, pardon sen devam et. Bu sen söyle şey diyordun. Şunu söyleyeceğim, ben ben onlar için hastalık yerine eğer. Sendrom dersek ya da disorderabilir, ağzıyım. Mani'nin tek başına geçerliğinin çok yüksek olduğu kanaatindeyim. Yani bipolar bozukluk için değil ama mani etolojisi, araştırılması koşuluyla hemen bir palar bozukluğa yorulmaması koşuluyla. 2 şeyle bir tanesi ama. Ca uygun veya niyetlenilmiş davranışı gerçekleştirmedeki kararlılıktaki artış, yani iradi davranıştaki. Tereddütsüzlük ve durumdaki yükselme öfke olabilir veya neşe olabilir.
Olabilir. Ile evet, gayet karakteristik olarak tanımlanmış demek hiç yanlış olmaz bana çok. Geçerli ve güvenilir bir sendrom olarak. Bende hipotezinize şöyle bir katkıda bulunsam. Hocam mani'nin ardından gelen depresyonu ele aldığımızda o depresyonda aslında şeye göre. Yani direkt koyduğumuz majör depresif bozukluk tanısına göre bence tutarlı daha yüksek bir tane olarak ya da geçerli ve güvenilirliği daha yüksek bir tane olarak çalışılmaya açık bir alan diye düşünüyorum ben de. Doğru. Bu bu söyledikleriniz çok yerinde hatta.
Sonraları yani çok çok çok sonraları günümüze doğru neredeyse. Depresyon için geliştirilmiş ölçeklerin birpolar depresyonu ölçemediği, onun için birpoler depresyona ayrı bir ölçek gerektiğiyle ilgili çok kafa yoruldu. Trans getirer çok çok kafa yordu veya hatta bir ölçek geliştirmeye çalıştım. Bugüne kadar yok böyle bir ölçek geliştirilemedi ama hep hep bipoar, depresyondaki depresyonun daha conatif, daha başka özellikleri de var. Onları konuşuruz yine ileride. Asıl depresyondan ya da bizim depresyon deme alışkanlığında olduğumuz halden farklı olduğunu söyleye geldik.
Hep psikotik özellikleri daha fazla. Anhedon ise daha fazla restorasyonu, daha fazla ve vesaire vesaire. Hatta geçtiğimiz zamanlardaki konuşmalardan birinde agopa kıskanın benna'yla bana söyledikleri şeyi söylemiştim. Size transfer depresyon diye bir şey yoktur. Depresyon diye bir şey yoktur diyor. O yani mani vardır, melankoli vardır. O ikisi de aynı kişide vardır zaten tek başına melankoli de olmaz. Tek başına mani de olmaz. Tek başına melankolisi varsa bekleyin ki bir gün manist çıkacaktır. Tek başına ama limarsa varsa bir gün melankolisi çıkacaktır.
Dersiniz para değil de o galiba değil mi? Böldüm seni ama. Evet, evet. O senin de diyor ki, eğer bir mani'nin ardından geliyorsa bir depresyon onun depresyon olduğundan ve geçerli bir depresyon antitesi olduğundan daha kolay emin olabiliriz. Ama işte orada bir itirazım sadece şöyle var maniğe girerken ve çıkarken 10'a çıkart depresif kult da deniyor. Bazen girerken ve çıkarken olan depresyonlar bazen işte hani maniye, ikincil yahut işte daha başka sebeplere de dahil olabilirler gibi de düşünen bir kesim var halbuki.
Depresyonun ya da melankoli'nin aynı kişide mani şiddetinde ve biricik bir sendrom olarak göründüğü durumdaki melankoli hali katılıyorum tahsine bizim günlük hayatta tedavi ettiğimiz depresyondan çok daha ağır ve ciddi bir hastalık tablosu zaten de daha fazla intihar oranlarıyla seyrediyor ve. Tedaviye yanıtı da çok daha zor, o yüzden de koruyucu tedavi diye uğraşıp duruyoruz. Ibrahim ne? Diyeceksin hemen kısa bir toparlama belki şimdi bipolar dediğimiz durum. Depresyon artı, hipomani. Veyahut tek başına mani.
Şu anki güncel şeyde yani bir kişinin mani atağı varsa ve depresyonu yoksa bu kişiye bipolar diyeceğiz. Hipomani denen durum varsa eğer depresyon eşlik ediyorsa ancak yani depresyon görülüyorsa o kişi de hayatının bir döneminde bipolar diyeceğiz. Bu açıdan cem hoca'nın mani ile ilgili söylediği 2 temel şey galiba bir enerji artışı, psikomotor aktivite artışı. Aktivite artışı hep derste söylediğimiz o evet. Artı duygu durumdaki değişiklik yükselmek. Lazım. Evet. Diğerinde veya neşe yönünde. Diğer MANYA atfedilen manyağa atfedilen işte alışveriş yapma isteği cinsel.
Ya alışveriş yapmayı. Öyle de hiçbir şey yok biliyor musun? Yani beğenmediğimiz de SM de bile para harcama ve alışveriş yapma diye bir kriter yok. Günlük hayatta sadece insanlar çok para harcıyor diye lutum başlanılması, eğilimi olduğu kullanma. Geliyor. Bu tamamen tamamen saçmalık. Iradi davranış şeyinde kararlılığındaki artış o kadar. Ya da riskli davranışta artış. Yani daha önce yapmadığı şeyi yapıyor olacak bir. Olduğundan daha başka olacak. Ikincisi evet miktar olarak yani sadece kalite değil, kantite olarak da daha fazla olacak ve sonuçta bir risk alma davranışı gösteriyor olacak.
Yani asıl bu yoksa para harcamak da yok. Hakikaten alışveriş de yok ama. Galiba cem hoca'nın şizofren için söylediği hani görünür ve çok kolay tanımlanabilen belirtilerin ön plana çıkmasıyla alakalı bir şey. Hakikaten demi işte çok basit. Belirtiler bunlar ve gören herkes direkt tanıyabiliyor ve mankenin üstüne yapışmış. Yani biz tıp fakültesindeyken öğrenciler özellikle hasta geliyor işte muayene ediyorsunuz, mani düşünüyorsunuz ama diyor işte. Alışveriş isteğinde artış yoktu. Cinsel isteğinde artış yoktu.
Niye buna mani dediniz gibi. Muhtemel söyler. Yaşantıyı sormaktan bir örnek gösterebilirim. Mesela birçok örnek var aklımda ama Avustralyalı bir hastam vardı çok. Sıkılıyordu türkiye'de. Evde ve yavaş yavaş bir bağımlılık gibi alışveriş bağımlılığı geliştirmişti. Gerçekten hani kendini tutamamak gibi ve daha önce yaşadıkları ülkelerde kendisine konmuş olan tanı tartışması olarak bir polar bozukluk oralarda da sıkılmış. Çünkü tek başına evde oturuyor, eşi çalışıyor falan. Ama hiçbir alakası yoktu.
Geçmişi travmalarla doluydu. Neden alışveriş yapma ihtiyacı duyduğu hakkında kendisine yani neden alkol değil, seks değil başka bir şey değil. Haz verici başka bir şey değil. Alışveriş konusunda hiçbir şey sorulmamıştı işte bu angusakson psikiyatrinin şu andaki durumuyla ilgili bir şey alışveriş yapıyorsa baya yüksek dozum. Ayrılan zaman az kestirmeden bir tanı koyma ve tedavi etme ihtiyacı var. Bir de buna et. Iketleme stigmatize etme meselesi de binince ortaya çıkan tablo bu. Çünkü aslında kişinin kendi kişilik.
Özellikleri karikatürize oluyor. Yani bu insan. Bir dayetinde antesedonında eğer zaten böyle bir insansa tabii ki bu artıyor. Bizim de gördüğümüz o oluyor o zaman ama tabii onu hiç sorgulamadan bakarsanız. Sadece kesitte bakarsanız ortaya çıkan tablo bu.
Yani şeyin. Niteliğiyle hiç ilgilenmeden sadece niceliğe bakıyor. Bakan bir bakış açısıyla böyle oluyor maalesef. Iş buna işte şeyi de.
Duygu durum dalgalanmaları işte hipomi dedin hipomeni de yine mani gibi bir klinik antite midir? Çok tartışılır. Sınırları hala netleşebilmiş bir hastalık tablosu değildir. Dolayısıyla ortaya çıkan şey gerçekten kişinin yaşadığı herhangi bir depresif duygu durumu, onun da yanında eşlik eden bir duygu. Durumu yükselmesi çok kolay bir politik tanısını koydurabilir halbuki. Uzun uzun oturup çalışmak lazım. Öyle midir değil midir meselesine böyle baktığımız zaman gerçek bir mani ve gerçek bir depresyon net olarak ya da melankoli net olarak ayırt edildiğinde ve aynı kişide görüldüğünde ve bir.
Süreç içinde izlendiğinde ortaya çıkan tablo gerçekten bir hastalık demeye o zaman izin verir. Onun için manik depresif hastalık. Gerçi o biraz byple henness'in çevresinden de kaynaklanıyor ya da manik depresif elonis'in. Çünkü inis aslında bunu da daha önce konuşmuştuk hastalık değil, rahatsızlık esasen ama yani şizofrenden ya da bir çok başka tablodan çok daha tırnak içinde hastalık diyebiliriz belki.
Şey buyurun. Iranlı psikiyatrist naser, galatasarayın bence şeyden de akiz kalden de belki çok ilhamla yazdığı bir yazısı vardı. Orada hipomaniğe şöyle bir şey diyor, hipomani belki bizim tanı sistemleri arasında. Esasen patolojik olmayabilen yegane belirtti ya da yegane durum olabilir diye söylüyordu ve hipominin önemi bir kişide ağır depresif dönemlerin gelebileceğini öngördürebilmesi açısından. Bizim için kıymetli yoksa hipom hani her halükarda kişi için patolojik olmayabilir, gayet yaratıcılığını arttırabilir, çalışkanlığını artırabilir ama hipomani saptadığımız bir kişide mesele ağır depresyonlar olabilir.
Dikkat et. Depresin. Içinden. Prendik, sivilite şeyi aktörü hissediyor. Evet çok. Doğru zaten bipolar ikiye aslen bir depresyon rahatsızlığıdır. Demekte de bir hatamız yok. O zaman depresyonların çok daha uzun ve işlev ve huzur kaybettiren. Doğru. Yerinde bulunduğu bir durum isterseniz şöyle bir şey. Abisine de öyle bakın yavrum ya o zaten. Dabbe de öyle bakmamız lazım. Evet tabi. Profesyonel olmayan dinleyicileri de düşünerek aslında bir tanım vermek ibrahim iyi olmaz mı yani hipomani? Ben devamlı sonra ile gittim.
Demoralizasyon. Yönünde de tanıma açtım hocam okumak için çok güzel bir şekilde. Çünkü ben de unutuyorum yani açıkçası. Yeriniz anlatın yani bir yerde. Onu ezberlemen gerekmiyor ki zaten o oradan oku diye yazılmış bir şey. Ezberleyeceğim diye sınıfta kalmıştım, kalıyordum azdan. Gelen doğru da ha bire yani 1.900 seksende başladığımızı düşünürsek bu işe 45 senedir habire değişen bir kaç sene bir takım tanımlardan bahsediyoruz. Ben o zaman söyleyeyim istiyorsanız hipomaniden başlayayım. Hipominin DSM 5 tanımını söyleyeyim istiyorsanız onun üzerinden daha sonrasında maniğe de geçeyim.
Daha sonra tartışalım. Hipomiyle ilgili şöyle diyor, en az 4 gün süren anormal veya v pardon sürekli yükselmiş taşkın ya da irtibıl bir duygu durumu halidir. Bu dönemde aşağıda ekilerden en az 3 tanesi olmak zorundadır gibi bir ibare koyuyor ve bunlara da şöyle sayıyor, benlik saygısında abartılı artış ya da grant grandi uyku gereksiniminde azalma normalden daha konuşkan olma ve konuşma baskısı, fikir uçuşmaları dikkatin kolayca dağılması amaca yönelik etkinlikler de artış bu. Daha demin bahsettiğimiz o alışverişi falan da kapsıyor.
Büyük ihtimalle ve veya psikomotor ajitasyon zevk veren. Ancak olumsuz sonuçlar dolma potansiyeli olan etkinliklere aşırı katılım o aşırı derecede para harcama vesaire diye parantez içerisinde belirtiyor bunu da. Sonradan eklenenlere bu işte. Evet, evet. Bir de diyor ki, epezudun belirgin bir işlev kaybı kaybına yol açmaması şartı da burada getiriliyor. Eee DSM beşe göre de mani şöyle oluyor, en az bir hafta süren. Ama burada şöyle bir parantez içerisinde şart koşuyor, hastaneye yatış gerekiyorsa süresi önemsizdir diye bahsediyor.
Gerekiyorsa miniktir. Ne kadar subjektif ölçütler değil mi yatta? Bir yere yani dörde baktığın LSM dörde baktığında da böyle değil. Ds m 3 r de de böyle değil üçte zaten değil yani oralarda 2 günden az olmamak üzere gibi ifadeler varken buraya doğru dönmüş aşağıdakilerden en az ikisi üçü diye bir takım şeyler şimdi eklenmiş. Alışveriş meselesi parantez içinde de olsa ilk kez burada gündeme gelmiş. Zorunlu olmayan, zorunlu olmayan bir alt ölçtü. Zorunlu olmayan bir ölçütün zorunlu olmayan ölçüttü gibi.
Kesinlikle öyle ve sebebi ne? Çünkü DSM beşe hazırlayan 2.000 başında David copperin olması David copper kim petswork de bir polar bozukluk çalışan ve buna çok emek varmış hiçbir akademisyen olması yani bir. Ne denir? Ne deniyor? Aslında 10'a çıkart çok güzel bir şey deniyor. Mesleki deformasyon ben de. Lityum jelibon mu üretiyor diye soracağım. Onu yapmıyor ama yani bu gözlüğe bakıyor olduğu gerçeğini tamam bu konuda daha deneyimli olduğunu da kabul edelim ama bir bir çaba var. Yani bir açma tanımlama daha da detaylandırma çabası var.
Burada ilginç olan şey şu demin onu söyleyecektim. Akış kal aslında ciddi bir kreplen yani sayılabilir. Krepeline de hayrandır zaten her fırsatta onu dile getirir ama bana söylerseniz kıskan yapıp. Deriyle ve klinik pratiğiyle böylelere yakın diyor adamdır. Ama aynı şeyi söyleyecektim. Evet vaka görür, hasta görür ve gördüğü hastalar üzerinden konuşur idi. Rahmetle ve de derdi ki yani bütün bunları klinik araştırmalarla söylüyorlar. Bunların hiçbiri hayatlarında hasta görmeden bunları söylerler.
Ha krepeline hayranlığı da. Belki krepelinin şizofreniye kıyasla bipolar bozuktu ya da minik depresif psikozu daha net daha derli toplu tarif etmiş olmasından da kaynaklanıyor. Bir de bir de şu var ama yani gapel'in gibi nörat sobutrat yani nöral karşılık bulma konusunda çok daha hevesliydi. Doğru psikolojik anlamayı önüne. Her zaman şey koyuyordu nörat. Sbsat arayışını koyuyordu, onun içindir ki ama. Biyolojik psikiyatri araştırmaları yapan bir adam da değil, her şeye rağmen. Değil ama 10'a çıkart çok güzel, uygun ve temiz fenotipler oluşturabilecek kadar ayrıntılı klinik gözlem yaptı.
Yani bu bipolar bozukluğu dahi. Altıya kadar getirecek kadar bipolar altıya kadar getirecek kadar alt gruplara ayırması bence genetiğe de katkıda bulunabilecek. Ama hem lan sen nükleer dedim şunun için. Bipolar bozukluğu aslında bir bir buçuk, 22 buçuk, 33 buçuk, 44 buçuk gibi buçuklarla tarif ederek bir yandan. Aslında sistemle dalga geçerek ve. Kategorik yerine boyutsal olması gerektiğine bir hedef göstererek. Bir yandan yani buçuk. Olunca ara vakalar var demek oluyordu. Ama, evet onları konuşuruz var ama bir yandan da kendini de yine de kategorize etmekten alamayarak diyebiliriz.
Belki yaptığı bir şeyden bahsediyorum. OO anlamda son derece enteresan başka bir şeye daha belki yine döneriz şeye hikayenin. Bu kısmını da mesela. Mani ve melankoli deki melankoli de aslında bir hani hep selfestin düşüktür. Depresyonda görüntü budur. Kişi özgüvenini yitirmiştir ve dolayısıyla. Kendini bir hiç hisseder vesaire konuşulurken. Şunun da altını çizerdi.
Ben dünyanın en bedbatı insanıyım derken bipolar depresyondaki hasanın menenkolideki hastanın aslında bir grandisitesinin hep var olduğunu depresyon sırasında da var olduğunu ve aslında bunun bir şey olduğunu belirteç olabileceğini de söyler. Söyler idi. Birinci yani. Aklıma şey derdi biliyor musun? Şimdi onu söylemeden edemeyeceğim. Dönem üçte. Rahmetli hocamız Orhan Öztürk bize depresyon anlatırken şöyle söylemişti, major depresyonun oluşumunda narsistlik aspirinasyonların yani narsistlik, hedeflerin ve bir tür grand isteğinin çok ciddi.
Ciddi rolü vardır. Yani bu kadar nansislik aspirinasyonunuz hedefiniz olmasa depresyona. Bu kadar majör bir depresyona girmezsiniz gibi. Onu hiç unutmuyorum çünkü ders notlarımda var. Narsistlik aspirinasyon diye yazdığımı çok iyi hatırlıyorum. Evet. Grandocity'den ayırmak zor mix yerine mist demek gerektiğini de sen söylemiştin. Zaten evet, yine kıskıldın. Evet başka bir şey.
Ben Thomas fox'un bir depresyon makalesini okumuştum. Orada böyle kime depresyon diyoruz. Eskiden kimler depresyona giriyordu? Şimdi kim giriyordu tartışması var işte. 20. Yüzyılın başlarında tifus melankolikus diye böyle düzenini bozmayan, değişiklikten haz etmeyen kişiler depresyona daha yatkın diye söylüyor ama. Sanırım telembahat. Eden bahtlı şey yaparak ama. Esasen diyor narsistik tip ama bu narsistik kişilik bozukluktan farklı. Onu da böyle belli düzeyde tarif ediyor. Belki depresyona daha yatkındır diye söylüyor.
Bu Orhan hoca'nın söylediğine de uyumlu gibi. Evet. Ya gayet hüzünlü. E tabii orada demin dedim ya. Hastalığın orijinalinde kişinin kişilik özellikleri, başka türlü alışkanlıkları ve bunların abartılması filan da söz konusu elbette bir de bunun kıskanının aslında tarif etmediği ama üzerine çok çıluluyor. Bir de temparım huy mizaç kavramı vardı. Bu daha çok huydan, çok mizaç, biraz daha belki o ayrıma da bakmak lazım ama. Onu da unutmamak lazım.
Küçük bir müzik molası verelim. Bugünkü müzik parçası olarak brahmstan vörün sonrası dinleyeceğiz. 108 numaralı bu parçayı de boraconi Steven beklilikte icra ediyorlar. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Tekrar birlikteyiz, ben sözü timuçin önceye bırakayım. Burda belki şeyi yeri geldiyse söylesek mi acaba duygu durum ne yani? Afec ne umut ne. Bana göre iyi olur sen onları? Söyledim, ne duygu durum ne? Ve. Mizaç ne gibi?
Mankenin tarifini yapıyorken biz tam hastane yatışına takılıp kestik ya. Tamam o zaman yapsın, ondan da söyle devam. Edeyim tanımı zaten o bahsettiği muhip home kriterlerini yine aynısını kullanıyorlar işte fonksiyonellikteki azalmaya atıf yapıyor. Yine de SM 5. Onun dışında işte bu tiplerden belki kısaca bahsedeyim. Hani bu aksigan tiplerini bence ayrı bölüm olarak konuşabiliriz ama hani klasik. Olarak kullandığımız bipolar bir ve ikiden bahsedersek hani bipolar bir hani o klasik. Bipolar hanımına uyan tip aslında manevi depresyon epistotlarıyla seyreden tip 2 ise daha çok depresyonların baskın olduğu arada hipominin de ortaya çıkabildiği ama manik dönemin olmadığı.
Tip diye biliniyor böyle bir ayrım var, onu da söylemiş olalım. Evet. Ama mesela orda manida parantez içinde para harcamayınca da aşırı alışveriş yok bilmiyorum dershane beşik koydular mı? Ama zannetmiyorum. Evet. Şöyle. Duygulanım ya da efekt aslında kişinin içinde bulunduğu ruh halinin. Karşıya çevreye bir ifade olarak yansıması ve değerlendirilmesi hali. Yani ben size baktığımda yüzünüze davranışlarınıza sizin neşeli mi, üzgün mü sakin mi, huysuz mu endişeli mi olduğunuzu anlayabiliyor olmam hali bu sizin duygulanımınız veya affettiniz.
Benim tarafımdan değerlendirilirken duygu durum biraz daha. Geniş ve uzunlamasına anlamda sizin nasıl bir ruh hali içinde olduğunuz ben bunu bakınca anlayabilirim ama bazen anlayamayabilirim ve ancak sizin ifadeniz de ortaya çıkan bir şey umudunuz. Nasıl bir mod içinde oldunuz? Örneğin türkiye'de nasılsın sorusuyla anlaşılamayan bir şeydir bu nasıl? Sın diye sorduğunuzda çok şükür elhamdülillah ya iyilik, sağlık işte ne olsun filan gibi cevaplar almalısınız çok yüksektir. Peki nasıl hissediyorsun ya da gerçekten nasılsın derecede ya of hiç sorma filan gibi bir cevap alabilirsiniz.
Aynı kişiye sorduğunuzda gibi aradaki farkı biraz hani kişinin gerçekten ne hissettiğini. Ifade etmesi gerektiğini o anlamda söylüyorum mizaçsa.
Kişinin aslında doğuştan getirdiği özelliklerinin.
Mizacı ve duygulanımını da özel. Özür dilerim duygu durumunu ve duygulanımını da. Içerecek biçimde yaşam boyu taşıdı. Sürdürdüğü hali karakterden farklı. Şöyle farkı var biraz. Çünkü hani karakterle de karışabilir ve niye karakter değildim? Izlaç diyoruz. Burada daha çok kişinin gene ruh halini anlatan bir şey olmakla beraber doğuştan getirdiği bir özellik olduğunu varsayıyoruz. Mizacın ve kuyun hani can çıkarov. Şeyindeki benzetmesindeki örnek gibi karaktere ise. Temper. Köken olarak şimdi tam olarak kökeninin hemen söyleyemeyeceğim size.
Ama karakterada karakterdeki kök karakter adam geliyor, karakter'a engraid, işlenmiş, oyulmuş anlamı taşıyor. Latince ve şekil. Şekil verilmeyi anlatıyor daha çok o yüzden karakterden söz ettiğimiz zaman doğum sonrası edinsel şekil verilmiş bir yapılanmayı anlatıyoruz.
Mizaç derken ya da temperment derken doğuştan getirdiğimiz ve bizimle birlikte yerleşik olarak ilerleyen bir şeyden bahsediyoruz. Kuşkusuz 10'a çıkart da şekil veriliyordur ayrı konu. Ama bu 2 kavram arasındaki farkı biraz kabaca anlatmak için söylüyorum. Belki şöyle toparlayayım, sonra birlikte tartışalım ben. Bana daha çok hava durumuna benzetirim, hep ve öyle anlatırım. Duygulanım sizin gökyüzüne baktığınızda ya da pencereden dışarıya baktığınızda gördüğünüz durumu anlatır aslında dışarıya baktığınızda hava soğuk sıcak.
Ya da her nasıl işte? Karanlık kapalı filan olabilir ve siz bana böyle adlandırabilirsiniz.
Duygu durum ise. Daha çok mevsim yani. O duygulanımın o duygu durum içinde görülüyor olmasının doğallığı ya da tuhaflığı bize bir şey anlatır. Yani ben kışın gökyüzüne baktığım zaman ya da dışarıya çıktığım zaman 19 derece 20 derece hava görüyorsam ocak ayının beşinde burada bir tuhaflık olduğunu düşünürüm. Çünkü orada beklenen şey mevsim gereği havanın daha soğuk. Ne bileyim işte kale vesaire olmasıdır. Şimdi ankara'da olduğu gibi ya da istanbul'da da kısmen olduğu gibi. Ama tam tersi de olabiliyor.
Bazen bunun ne anlama geldiğini sonra konuşalım. Bu noktada mizaç ise iklim. Mevsim. Ya da mevsimdeki büyük dalgalanmalar, değişiklikler olabilir ama iklimdeki büyük dalgalanmalar ve değişiklikler çok daha ağır bir şeye işaret eder. O yüzden işte küresel iklim değişikliğinden bahsettiğimizde çok daha ciddi bir patolojiden, çok daha ciddi bir var oluştan bahsediyor oluyoruz. Dolayısıyla o iklimde o mevsimde o hava durumunun görülür olmasının doğallığı aslında bizim o kişinin duygu. Durumu bozukluğu olup olmadığını ya da varsa buna nasıl bakmamız ve anlamamız gerektiğine işaret eden bir yere götürür.
Diye belki toparlayabilirim, meslekten olmayan insanlar için. Ben de şöyle bir reklama yapayım, hocam size bu. Kavramlarla ilgili işte almancada da benzer bir şey var. Şöyle bir şey kullanıyoruz örneğin. Bu. Nasıl desem? Hastanın işte görüşme içerisinde işte. Konuştuğumuz şeylere tepki verebilmesi, üzüntülü şeylere üzülebilmesi ya da komik şeylere gülebilmesi gibi temel şeyleri yapabilmesine Almanca şey diyorlar. Şivenong swayi capit diyorlar. Iıı salınım kabiliyeti oluyor aslında türkçeye çevrildiğinde bunu şey içinde kullanıyorlar.
Eee mühendislik örneğin eee köprünün ııı, rüzgara ya da işte bir şeye karşı basınca karşı vereceği tepki içinde kullanıyorlar. Örneğin yayın gerilip gevşeme şeyi içinde kullanıyorlar. Hani salınım kabiliyetini gösteriyor diye bir şey var. Ifade var onu söylemiş olayım eklemiş oluyor. Enelleme yani seninle ne kadar beraber o sile ediyor. Karşılık veriyor gibi bir şeyden mi söz? Ediyorum ve görüşme içerisindeki şeyleri ölçtüğünüz için evet hocam sizinle ne kadar? O zevkli o sile etme. Evet ya da çevresel olaylara belki?
O zaman akla etkilenim geliyor işte mesela blovler'in efektivite için söylediği şey aslında demin timuçin'in sözünü ettiği mod'la yakından ilgili olandan ziyade etkilenim ve intersubjiteye açık. Doğru doğru. Ben devam etti. O yüzden de zaten krepenin bir tane mani tanımı yok yani yıllar içinde 1.008 yüzlerin sonundan 1.009 yüzlerin başına doğru 1.000 900.800 doksandan 1.900 onlara doğru birken sekize çıkmış bir şeyden bahsediyoruz. Manik türünden çeşidinden bahsediyor.
Şöyle, Tahsin bir şey söylüyordum kestim. Niye hocam söyleyeceğimi söyledim aslında?
Şimdi demin kıskandan bahsederken söylediklerimiz tabii ki kıskanın biraz krep eline de öykünmesi. Çünkü krepelin aslında çok. Dikkat çekmeyen ama bence çok değerli olan bir katkısı bence karışık durumlar üzerine mix tablolar üzerine ki mix tablolar da epeyce kafa karıştırmış ve bütün bu d smeler tarihi boyunca bir türlü bir kalıba sokulamamış. Hipomeni gibi DSM den DSM ye değişiklik göstermiş en son. DSM de de artık. Depresifken mani karışıklığı gösterenler maniken, depresif karışıklık gösterenler diye ayrılacak kadar.
Çeşitlendirilmeye çalışılmış bir şey. Bir kavram. Herkesin mix antide karışık, karma tablo, karma episod anlayışı da üstelik birbirinden farklı ve çok karmaşık seyretmiş. Tarih boyunca da zaten böyle olmuş. Bunun sebeplerinden bir tanesi bazı manilerin.
Işte katitonik sporlu. Pozitif özelliklerin çok fazla olduğu bir. Bel manisinde olduğu gibi kafa karışıklığıyla giden. Ya da düşünecek. Olduğunu düşünüyorum. Delirumla giden haller olması. Yahut da, bazı depresyonların ajitasyonla, huzursuzlukla, hatta kimi zaman olduk. Ça. Agresif ve dışa vuran agresyonun gözlenmesiyle ortaya çıkan tablolar olmasıyla da birazcık alakalı fakat. Tabii ki krepelin bence çok benim çok önemsediğim katkısı şu, bütün bu şeyleri mix dönemleri.
Bir. Hastaları belki bir kısmını birebir görerek ama çoğunluğunu dosya dökümleriyle ve işaretleyerek yükselmeleri ve çökmeleri. Oluşturduğumda mix gibi görünen tablonun aslında duygu durum, enerji ve intelektüel olarak. Belki komisyon diyebiliriz 10'a çıkart farklı dalgalanmalar göstermesi ve o her bir dalganın örtüştüğü yere göre kesikte baktığımızda bazen mix tablo, bazen manik tablo, bazen depresif tablo görüyor olmamıza vurgu yapması. Bence çok çok kıymetli olan buradan da sözü şuraya getireyim.
Tekrar karışık konuşuyorsam düzeltin.
Belki bütün psikiyatrideki hastalıklar için bu geçerli ama en çok manik depresif hastalık için geçerli. Hastalığı kesitsel ve uzunlamasına ayrı ayrı değerlendirmek zorundayız ve ikisini birleşmiş. Birleştirerek ya da kesile bakarken. Uzunlamasına gidişi uzunlamasına değerlendirirken de kesitlerde ne olduğunu gözden kaçırmamamız gerekiyor.
Ve asıl kıymetli olan bu, yani şu anda karşımda çok para harcadığını söyleyen bir insana bu kesile baktığım zaman gördüğümle onunla bir süre konuşup takip ettiğim zaman gördüğüm şey örtüşmek durumunda ya da örtüşmeli bir biçimde buna kişinin kişilik özelliklerini ve temparamanına mizacına eklediğinizde o zaman. Çok daha farklı boyutta bir şeyi değerlendiriyor hale geliyoruz. Memem karışık mı? Yok, bence karışık olmadı. Karma, karma olanı biraz daha anlatmakta fayda var. Belki bir sonraki bölümde.
Evet olur karma olanı yani karnıma kavramını biraz daha belki yer de ayırmak gerekiyor ama hani. Bu döngüyle ayrımına. Abi de hızlı döngü meselesi var tabii. Bir de onu da konuşmak gerekiyor. Çok hızlı döngü ayrı. Buna tabii ki ben. Belki şeyi söylemekte fayda var. Yani hani bu DSM ler boyunca nasıl seyrettiği kısmını belki 2 kelimeyle d. SM bir de. Bu. Kimindir derslerine bir cem söyle. Apo'nun işte 58. Bir tek kişiye yazmıştır ya onu? Ya şöyle. Olmadığını. Kim kimin yazdığını tamam. Mı söyleyince yatıracaksın?
Neyse, hatırlayalım şimdi. LSM bir de psikotik bozukluklar. Başlığı altında ya da bozukluklar şimdi diyoruz da o zaman bozukluk demiyoruz. Tabii involüsyonel psikotik reaksiyonlar başlığı altında. Afektif reaksiyonlar var ve o zaman reaksiyon deniyor çünkü. Çok fazla psikanalizin etkisinde olduğu için ortaya çıkan her tablonun bir şeye reaksiyon olarak ortaya çıktığı düşüncesi hakim. O yüzden de manik depresif reaksiyon, manik tip depresif tip kesipleri de inceleyerek ya da diğer ya da psikotik diye bir takım kavramlar var.
BSM 2 ile beraber. Işte afektif psikozlar diye bir kavram var. Yine benzer şeyleri birazcık daha farklılaştırmışlar, şekillendirmişler. Işte emmysyonel merak, koli, manik, depresif hastalık, manik, depresif hastalığın manik ve depresif tipleri ya da işte.
Döngülen an tip sirküler tip gibi. Ayırt etmişler. DSM üçe doğru geldiğimizde artık bozukluk kavramı ortaya çıkıyor ve ilk kez. Depresif bozukluklar ayrı bir tablo, bir polar bozukluklar, ayrı bir tablo. Depresif bozukluklarına işte. Tek bir majör depresyon alanı var. Tekrarlayan rekuren formu var ki 10'a çıkart unippolar depresyon deniyor zaten ya unipporlar, depresyon, tekebbüs ya da rekküren tip diye ayrılıyor. Bippolar bozukluklarda bipolar bir demin tahsini daha söyle bipolar 2 siklimi filan diye ayrılıyor.
DSM 4 de. 3 r den sonra benzer havayı koruyor. Onunla işte belli. Sınav beşe kadar geldik. Bunu niye söylüyorum? Çünkü. Aslında en başından itibaren manik depresif tablonun ya da bu 2 ayrı episodun tek bir insan da hayatın çeşitli dönemlerinde ortaya çıktığı gerçeğini işte. Areteus söylediğinden bugüne, işte sonraları işte Fransız tıbbı farre. Balarje vesaire önce fransızlar arkasından işte Almanlar. Hep aynı şeyleri söyleye gelmişler söyledi Amerikalılar. Değişmeyen tek şey hakikaten manik ve depresif hastalığın aynı hastada olduğu ve birbirini takip ettiği gerçeği.
Işte Rahmi? Keklice leonard hepsi bu. Güne kadar geliyor.
Şimdi bugün geldiğimiz noktada unipolar birpolar ayrımı yapay mıdır bir. Polerin şizofreniden ayrımı keskin sınırlarla mıdır? Orada görülen depresyon un. Ipler depresyonda görülen depresyondan gerçekten farklı bir antiste midir? Her bir ayrı araştırma ve çalışmak konusu. Buna işte genetik kısmı da eklendiğinde iş gerçekten. Başka başka yerlere geldi, hep kulağımdadır. Solisti'nin bundan 15. Sene önce soli soyaz. Ege tıp fakültesinden emekli olmuş bu olana sınıflandırma alanında çok emek vermiş. Önemli bir.
Psikiyatri profesörüdür. Kulakları için nasılsın? Buradan selam gönderelim, a şey derdi. Bir sınıflandırma sisteminin görevi. Ait olduğu benim dalının bulgularını düzene koymaktır. O bilim dalının yerine geçemez ben. Derdi ki DSM yi çeviren ve onun çok ciddi savunuculuğunu yapan bir hekim olarak söyledikleri çok kıymetli bence. Bunun krep peynir psikiyatri savundu yazıyla. Attila soykanın.
Alternatif gösterdiği başka bir sınıflandırma üzerine tartışmaları da türk psikiyatri dergisinde bir yayılmadı. Evet. Ben çok şeyi öğrendik. Evet doğru. Evet yani. Pardon, söyle. Ay, şimdi aklıma geldiği için söyleyeceğim dizis bozukluğu üzerine yazdığı. Eleştiri yazısını ki onu bir editörel olarak yanlış hatırlamıyorsam yayınlamış da türk psikiyatri dergisi her derste okutulması gereken yani her şeyde bu konu konuşulunda okutulmaması gereken makalelerden bir tanesidir. Çok çok kıymetlidir. Bir tanı kategorisinin geçerliliği üzerine yazdığı yazı.
Bu bölümün de sonuna geldik. Bu bölümün sonuna gelmişken yine bir ressam ve resim hakkında bahsetmek istiyorum. Bugünkü ressam olarak Oscar kokoş kayayı tercih ettim. Resim olarak da rüzgarın gelinini seçtik önce. Öncelikle ben Oscar kokoşka dan bahsedeyim kendisi 1.800. 80 altıda Avusturya Macaristan imparatorluğunda dünyaya geliyor. Viyana güzel sanatlar akademisinde eğitim aldıktan sonra gustavo crenent ve egon şile'yle beraber aynı dönemde resim yapma fırsatı buluyor. 1.009 yüzlerin başında.
Eee viyana'da çok önemli bir ııı sanat figürü oluyor. 1.912 yılında gusta mahaller ünlü besteci gustamalerin ölümünden sonra onun eşi alma mahalleriyle fırtına alıp bir aşk yaşıyor. Zaten bu tabloda bununla ilgili Birinci Dünya Savaşı başladığında başladıktan sonra Avusturya ordusuna kadroyu ve ağır yaralanıyor. Daha sonrasında travma sonra stres bozukluğu belirtileri göstermeye başlıyor. 1.900 otuzlarda naz almanya'sı tarafından yozlaşmış sanatçı olarak ilan ediliyor. 30 dörtte nazilerden kaçarak pıra 30 sekizde de ingiltere'ye sığınmış.
Ve ikinci Dünya Savaşı boyunca da barışla ilgili eserler yapmış. Kendisi eee 1.900 ellilerde ellilerden sonra sazburg'da sanat akademisinde dersler vermeye başlıyor. Yetmişte bir yanaya dönüyor ve seksende de isviçre montrö şehrinde hayatını kaybediyor. Rüzgar, rüzgarın geliniyeti rüzgar gelin'in isimli eserle ilgili söylenebilecek şey. Daha demin dediğim gibi ünlü besleyeceği gustamallerin eşi alman mahalleriyle 1.912 yılında tozkulu bir aşk yaşıyorlar. Ve onunla ilgili birden fazla resim yapıyor.
Resimde alma. Uyanık olan ve boşluğa bakan kokoşkanın yanında huzurlu bir uykuda tasvir ediliyor. Çiftin 1.914 yılında ayrılması hokoş kayı derinden eee etkiliyor ve çalışmaları daha ilginç ve çalkantılı bir hal almaya başlıyor. Kokoşka ve resmi ile ilgili bunları söyleyebiliriz. Bu haftalık bizden bu kadar kendinize iyi bakın görüşmek üzere.
Podbean