İki Uçlu Bozukluk: Mani ve Hipomani
Bu bölümde bipolar bozukluk hakkında bir tartışma başlattık. Bu tartışmada mani ve hipomani kavramlarını ele aldık ve bipolar bozukluğun tiplerine bir giriş yaptık.
Herkesin merhaba diken sükül bahçesi ifade etmiyoruz.
Pot kesinin yeni bölümünden sesleniyoruz.
Ben doktor tacer podcast bölümünde profesör doktor cemaat
paşaoğlu, profesör, doktor temkin rol ve doktor ibrahim
aylak benimle beraber yani. Geçtiğimiz birkaç haftalık
bölümde aslında şizofrenden bayağı söz etmiştik ama
şizofrenden bahsederken psikoz kavramına oldukça çok
değinmiştik aslında günümüzde psikozla ilgili ciddi
tartışmalar da var. Özellikle son zamanlarda
psikozun. Bir spektrum halinde.
Bulunduğundan bahseden çalışmalar var ve bununla ilgili
de çok fazla yayın var. Psikozpekunu da kastedilen şey
aslında belki krepelinin yaptığı dikotomin artık.
Geçerli olmadığını varsayıp bipolarla şizofreniyi
birbirinden ayırmamak gibi bir seçenek belki burada ön plana
çıkabilir diye düşünülüyor. Onu söyleyebilirim.
Ben sözü size bırakacağım ama şey.
I sorayım hani sizce psikozun sınırları yani örneğin bipolar
şizofreni şizofektif bozukluk gibi bir tane da var zaten
bunlar birbirlerinden çok keskin şekilde ayrılabilen tanılar mı
sizce? Murat timuçin cevap versin.
Aklıma ne geldi biliyor musunuz? Hani hep denir ya freud
yaşasaydı şu şöyle mi olurdu işte Atatürk yaşasaydı, bu böyle
mi olurdu filan diye insanlar bir şey.
Yaparlar gelecek tahmini yaptırmaya çalışırlar.
Krepel'in yaşasaydı dikoto misin hala olur muydu diye soran bir
yazı yazmıştı bir derleme. Kürşat ısınıyorum.
Bristol ekibiyle emin değilim galiba.
Nik creadok ve beraber filan. Yaşasa hala dikotomi olur muydu?
Diye bilmiyorum tabii yani karetelin krepel'in deyince hiç
bilmiyorum ne olurdu. 40 ve onunla çalışanlar o ekiptekiler
aslında şizofreni etiyolojisini genetik olarak tek başıma çok
sağlam bir şey olmadığını hep söylediler ortak bir de.
Negatif değil, bir de şu vaktim için.
Rapel'in de sonraları bu yaptığı ayrımın o kadar keskin
olmayabileceğini teslim etmiş, 10'a çıkart da haksızlık.
Etmemek yok, gitmeden önce söylemiş zaten.
Ama tabii orada hani sen şizofreni anlatırken çok güzel
söyledin. Hani daha doğrusu blovler
üstünden söyledin demas'ta deil playx'ta değil diyerek aslında
hani şizofreniyi daha bir beyin hastalığı ve yozlaşarak giden
bir beyin hastalığına çevirip o değilse ne vardır cevabı olarak
bipolar bozukluk var. Pepenin anlattığı hikayede
bipolarda yok tabi polarikte filan da şey var.
Sınıfta. Evet psikozomonik depresif PMD
eski adıyla. Gibi.
Dolayısıyla evet sinirler o kadar belirgin o zamanda
değildi. Bu zamanda da değil bir yanıyla
ama bir yanıyla bipolar bozukluk şizofreniye göre.
Görece daha sınırları belli, çok daha iyi tanımlanmış ve doğadaki
aslığına çok daha uygun bir hastalık.
Tanımı öyle olduğu için de şizofreniye kıyaslayına ya da
görece tarihi de daha eskiye gidiyor.
Yani o yüzden çok daha eskilerde.
Mesela. Milattan önce. 2.003 binlere
doğru gidildiğinde ilk böyle yazıların olduğu zamanlara doğru
gidildiğinde çin tıbbında mesela duyguların doğal olaylardan
dünyadan etkilendiğiyle ilgili kayıtlar yahut eski mısır
metinlerinde bir melankoli terimi ya da melankoli şeyi.
Ihsası onu hissettirdikleri, onu anlattıkları bir şey.
Olmadan tabii ki. Değil mi?
Çünkü belen koli için çok sonra taahhütmüş.
Gerekiyor. Özellikle tabii ondan önce
diğerlerini ama evet, en son hipokrtaganlarımız gerekecek
dolayısıyla. Çünkü hani 4 tane sıvı vardır.
Bunların bozulmalarından çeşitli hastalıklar oluşur.
Sarı safra kara safra vesaire bu da kara safradır.
Meselesi çok daha sonraları ama melankoiyi andıran bir
çökkünlükten bahseden ya da 10'a çıkart atıfta bulunan bir takım
metinlerden bahsediyorum. Sonraları Araplar.
Mısır beyince aklıma geldiğim için söylüyorum, onun mali hülya
diyorlar. Mali hülya da hani mal hastalık
Fransızca? Ve.
Sanki fransızcaymış hissi veriyor.
Ama öyle değil onu. Psikiyatri tarihiyle ilgilenen
şahapl koç, birçok kere birçok yerde bahsetmiştik.
Mali hülya aslında melankoli'yi arapça'ya benzetmiş çabasının
sonucu ortaya çıkmış bir neolojizm tamamen.
Bir. Ettimolojik anlamı yok.
Yani bir köken ne? Diyeceğiz hayat hülya için ne
diyeceğiz? Hayata tahayyül yaşantıyı
çağrıştıracak affettivite belki de aslında olabilir mi?
Çok mu? Değil yani öyle ama mali
hülya'nın evet yani insan düşününce öyle midir herhalde bu
kadar da değildir, uydurmamışlardır diyor.
Ama o bir takım kaynaklara atıfta bunları kayır tamamen
uydurulmuş diyor. Tamamen şey olarak sözel olarak
melankoli demenin deyim yerindeyse arapçası ama asıl
yani, hadi onları boş verelim. Aslında kapadokyalı areteus yani
asıl söyleyen o çok daha işte yine milattan önceye gidiyoruz.
Yurt dışımız artıus. Diyor ki, aslında yunancasını
söylesem daha havalı ve şık olurdu ama.
Mani var olan hastalığın yani depresyonun yeni bir hastalığa
dönüşmesi değildir. Sadece kötüleşmesidir.
Bu ikisi aynı hastalıktır diyor yani.
Dolayısıyla mani ve melankoli'nin ya da mani ve
depresyonun aralarında bir bağlantı olduğunu, aynı
hastaların zaman zamanı. O zaman zaman bu özellikleri
yaşadığını aritoz. Daha o zaman söylüyor ve onun
üstüne 2.000 yıl, hatta 3.000 yıl kimse bir daha bir şey
söylemiyor ta 19. Yüzyıla kadar.
Bilinen şey korunuyor onun için hani?
Doğadaki aslına uygunken. Erken haddime aşıyorsam
bağışlayın ama daha unic, daha biricik bir.
Hastalıktan bahsediyor, oluyoruz gibi görünüyor.
Pardon, pardon sen devam et. Bu sen söyle şey diyordun.
Şunu söyleyeceğim, ben ben onlar için hastalık yerine eğer.
Sendrom dersek ya da disorderabilir, ağzıyım.
Mani'nin tek başına geçerliğinin çok yüksek olduğu kanaatindeyim.
Yani bipolar bozukluk için değil ama mani etolojisi,
araştırılması koşuluyla hemen bir palar bozukluğa yorulmaması
koşuluyla. 2 şeyle bir tanesi ama.
Ca uygun veya niyetlenilmiş davranışı gerçekleştirmedeki
kararlılıktaki artış, yani iradi davranıştaki.
Tereddütsüzlük ve durumdaki yükselme öfke olabilir veya neşe
olabilir. Olabilir.
Ile evet, gayet karakteristik olarak tanımlanmış demek hiç
yanlış olmaz bana çok. Geçerli ve güvenilir bir sendrom
olarak. Bende hipotezinize şöyle bir
katkıda bulunsam. Hocam mani'nin ardından gelen
depresyonu ele aldığımızda o depresyonda aslında şeye göre.
Yani direkt koyduğumuz majör depresif bozukluk tanısına göre
bence tutarlı daha yüksek bir tane olarak ya da geçerli ve
güvenilirliği daha yüksek bir tane olarak çalışılmaya açık bir
alan diye düşünüyorum ben de. Doğru.
Bu bu söyledikleriniz çok yerinde hatta.
Sonraları yani çok çok çok sonraları günümüze doğru
neredeyse. Depresyon için geliştirilmiş
ölçeklerin birpolar depresyonu ölçemediği, onun için birpoler
depresyona ayrı bir ölçek gerektiğiyle ilgili çok kafa
yoruldu. Trans getirer çok çok kafa yordu
veya hatta bir ölçek geliştirmeye çalıştım.
Bugüne kadar yok böyle bir ölçek geliştirilemedi ama hep hep
bipoar, depresyondaki depresyonun daha conatif, daha
başka özellikleri de var. Onları konuşuruz yine ileride.
Asıl depresyondan ya da bizim depresyon deme alışkanlığında
olduğumuz halden farklı olduğunu söyleye geldik.
Hep psikotik özellikleri daha fazla.
Anhedon ise daha fazla restorasyonu, daha fazla ve
vesaire vesaire. Hatta geçtiğimiz zamanlardaki
konuşmalardan birinde agopa kıskanın benna'yla bana
söyledikleri şeyi söylemiştim. Size transfer depresyon diye bir
şey yoktur. Depresyon diye bir şey yoktur
diyor. O yani mani vardır, melankoli
vardır. O ikisi de aynı kişide vardır
zaten tek başına melankoli de olmaz.
Tek başına mani de olmaz. Tek başına melankolisi varsa
bekleyin ki bir gün manist çıkacaktır.
Tek başına ama limarsa varsa bir gün melankolisi çıkacaktır.
Dersiniz para değil de o galiba değil mi?
Böldüm seni ama. Evet, evet.
O senin de diyor ki, eğer bir mani'nin ardından geliyorsa bir
depresyon onun depresyon olduğundan ve geçerli bir
depresyon antitesi olduğundan daha kolay emin olabiliriz.
Ama işte orada bir itirazım sadece şöyle var maniğe girerken
ve çıkarken 10'a çıkart depresif kult da deniyor.
Bazen girerken ve çıkarken olan depresyonlar bazen işte hani
maniye, ikincil yahut işte daha başka sebeplere de dahil
olabilirler gibi de düşünen bir kesim var halbuki.
Depresyonun ya da melankoli'nin aynı kişide mani şiddetinde ve
biricik bir sendrom olarak göründüğü durumdaki melankoli
hali katılıyorum tahsine bizim günlük hayatta tedavi ettiğimiz
depresyondan çok daha ağır ve ciddi bir hastalık tablosu zaten
de daha fazla intihar oranlarıyla seyrediyor ve.
Tedaviye yanıtı da çok daha zor, o yüzden de koruyucu tedavi diye
uğraşıp duruyoruz. Ibrahim ne?
Diyeceksin hemen kısa bir toparlama belki şimdi bipolar
dediğimiz durum. Depresyon artı, hipomani.
Veyahut tek başına mani. Şu anki güncel şeyde yani bir
kişinin mani atağı varsa ve depresyonu yoksa bu kişiye
bipolar diyeceğiz. Hipomani denen durum varsa eğer
depresyon eşlik ediyorsa ancak yani depresyon görülüyorsa o
kişi de hayatının bir döneminde bipolar diyeceğiz.
Bu açıdan cem hoca'nın mani ile ilgili söylediği 2 temel şey
galiba bir enerji artışı, psikomotor aktivite artışı.
Aktivite artışı hep derste söylediğimiz o evet.
Artı duygu durumdaki değişiklik yükselmek.
Lazım. Evet.
Diğerinde veya neşe yönünde. Diğer MANYA atfedilen manyağa
atfedilen işte alışveriş yapma isteği cinsel.
Ya alışveriş yapmayı. Öyle de hiçbir şey yok biliyor
musun? Yani beğenmediğimiz de SM de
bile para harcama ve alışveriş yapma diye bir kriter yok.
Günlük hayatta sadece insanlar çok para harcıyor diye lutum
başlanılması, eğilimi olduğu kullanma.
Geliyor. Bu tamamen tamamen saçmalık.
Iradi davranış şeyinde kararlılığındaki artış o kadar.
Ya da riskli davranışta artış. Yani daha önce yapmadığı şeyi
yapıyor olacak bir. Olduğundan daha başka olacak.
Ikincisi evet miktar olarak yani sadece kalite değil, kantite
olarak da daha fazla olacak ve sonuçta bir risk alma davranışı
gösteriyor olacak. Yani asıl bu yoksa para harcamak
da yok. Hakikaten alışveriş de yok ama.
Galiba cem hoca'nın şizofren için söylediği hani görünür ve
çok kolay tanımlanabilen belirtilerin ön plana çıkmasıyla
alakalı bir şey. Hakikaten demi işte çok basit.
Belirtiler bunlar ve gören herkes direkt tanıyabiliyor ve
mankenin üstüne yapışmış. Yani biz tıp fakültesindeyken
öğrenciler özellikle hasta geliyor işte muayene
ediyorsunuz, mani düşünüyorsunuz ama diyor işte.
Alışveriş isteğinde artış yoktu. Cinsel isteğinde artış yoktu.
Niye buna mani dediniz gibi. Muhtemel söyler.
Yaşantıyı sormaktan bir örnek gösterebilirim.
Mesela birçok örnek var aklımda ama Avustralyalı bir hastam
vardı çok. Sıkılıyordu türkiye'de.
Evde ve yavaş yavaş bir bağımlılık gibi alışveriş
bağımlılığı geliştirmişti. Gerçekten hani kendini tutamamak
gibi ve daha önce yaşadıkları ülkelerde kendisine konmuş olan
tanı tartışması olarak bir polar bozukluk oralarda da sıkılmış.
Çünkü tek başına evde oturuyor, eşi çalışıyor falan.
Ama hiçbir alakası yoktu. Geçmişi travmalarla doluydu.
Neden alışveriş yapma ihtiyacı duyduğu hakkında kendisine yani
neden alkol değil, seks değil başka bir şey değil.
Haz verici başka bir şey değil. Alışveriş konusunda hiçbir şey
sorulmamıştı işte bu angusakson psikiyatrinin şu andaki
durumuyla ilgili bir şey alışveriş yapıyorsa baya yüksek
dozum. Ayrılan zaman az kestirmeden bir
tanı koyma ve tedavi etme ihtiyacı var.
Bir de buna et. Iketleme stigmatize etme
meselesi de binince ortaya çıkan tablo bu.
Çünkü aslında kişinin kendi kişilik.
Özellikleri karikatürize oluyor. Yani bu insan.
Bir dayetinde antesedonında eğer zaten böyle bir insansa tabii ki
bu artıyor. Bizim de gördüğümüz o oluyor o
zaman ama tabii onu hiç sorgulamadan bakarsanız.
Sadece kesitte bakarsanız ortaya çıkan tablo bu.
Yani şeyin. Niteliğiyle hiç ilgilenmeden
sadece niceliğe bakıyor. Bakan bir bakış açısıyla böyle
oluyor maalesef. Iş buna işte şeyi de.
Duygu durum dalgalanmaları işte hipomi dedin hipomeni de yine
mani gibi bir klinik antite midir?
Çok tartışılır. Sınırları hala netleşebilmiş bir
hastalık tablosu değildir. Dolayısıyla ortaya çıkan şey
gerçekten kişinin yaşadığı herhangi bir depresif duygu
durumu, onun da yanında eşlik eden bir duygu.
Durumu yükselmesi çok kolay bir politik tanısını koydurabilir
halbuki. Uzun uzun oturup çalışmak lazım.
Öyle midir değil midir meselesine böyle baktığımız
zaman gerçek bir mani ve gerçek bir depresyon net olarak ya da
melankoli net olarak ayırt edildiğinde ve aynı kişide
görüldüğünde ve bir. Süreç içinde izlendiğinde ortaya
çıkan tablo gerçekten bir hastalık demeye o zaman izin
verir. Onun için manik depresif
hastalık. Gerçi o biraz byple henness'in
çevresinden de kaynaklanıyor ya da manik depresif elonis'in.
Çünkü inis aslında bunu da daha önce konuşmuştuk hastalık değil,
rahatsızlık esasen ama yani şizofrenden ya da bir çok başka
tablodan çok daha tırnak içinde hastalık diyebiliriz belki.
Şey buyurun. Iranlı psikiyatrist naser,
galatasarayın bence şeyden de akiz kalden de belki çok ilhamla
yazdığı bir yazısı vardı. Orada hipomaniğe şöyle bir şey
diyor, hipomani belki bizim tanı sistemleri arasında.
Esasen patolojik olmayabilen yegane belirtti ya da yegane
durum olabilir diye söylüyordu ve hipominin önemi bir kişide
ağır depresif dönemlerin gelebileceğini öngördürebilmesi
açısından. Bizim için kıymetli yoksa hipom
hani her halükarda kişi için patolojik olmayabilir, gayet
yaratıcılığını arttırabilir, çalışkanlığını artırabilir ama
hipomani saptadığımız bir kişide mesele ağır depresyonlar
olabilir. Dikkat et.
Depresin. Içinden.
Prendik, sivilite şeyi aktörü hissediyor.
Evet çok. Doğru zaten bipolar ikiye aslen
bir depresyon rahatsızlığıdır. Demekte de bir hatamız yok.
O zaman depresyonların çok daha uzun ve işlev ve huzur
kaybettiren. Doğru.
Yerinde bulunduğu bir durum isterseniz şöyle bir şey.
Abisine de öyle bakın yavrum ya o zaten.
Dabbe de öyle bakmamız lazım. Evet tabi.
Profesyonel olmayan dinleyicileri de düşünerek
aslında bir tanım vermek ibrahim iyi olmaz mı yani hipomani?
Ben devamlı sonra ile gittim. Demoralizasyon.
Yönünde de tanıma açtım hocam okumak için çok güzel bir
şekilde. Çünkü ben de unutuyorum yani
açıkçası. Yeriniz anlatın yani bir yerde.
Onu ezberlemen gerekmiyor ki zaten o oradan oku diye yazılmış
bir şey. Ezberleyeceğim diye sınıfta
kalmıştım, kalıyordum azdan. Gelen doğru da ha bire yani
1.900 seksende başladığımızı düşünürsek bu işe 45 senedir
habire değişen bir kaç sene bir takım tanımlardan bahsediyoruz.
Ben o zaman söyleyeyim istiyorsanız hipomaniden
başlayayım. Hipominin DSM 5 tanımını
söyleyeyim istiyorsanız onun üzerinden daha sonrasında maniğe
de geçeyim. Daha sonra tartışalım.
Hipomiyle ilgili şöyle diyor, en az 4 gün süren anormal veya v
pardon sürekli yükselmiş taşkın ya da irtibıl bir duygu durumu
halidir. Bu dönemde aşağıda ekilerden en
az 3 tanesi olmak zorundadır gibi bir ibare koyuyor ve
bunlara da şöyle sayıyor, benlik saygısında abartılı artış ya da
grant grandi uyku gereksiniminde azalma normalden daha konuşkan
olma ve konuşma baskısı, fikir uçuşmaları dikkatin kolayca
dağılması amaca yönelik etkinlikler de artış bu.
Daha demin bahsettiğimiz o alışverişi falan da kapsıyor.
Büyük ihtimalle ve veya psikomotor ajitasyon zevk veren.
Ancak olumsuz sonuçlar dolma potansiyeli olan etkinliklere
aşırı katılım o aşırı derecede para harcama vesaire diye
parantez içerisinde belirtiyor bunu da.
Sonradan eklenenlere bu işte. Evet, evet.
Bir de diyor ki, epezudun belirgin bir işlev kaybı kaybına
yol açmaması şartı da burada getiriliyor.
Eee DSM beşe göre de mani şöyle oluyor, en az bir hafta süren.
Ama burada şöyle bir parantez içerisinde şart koşuyor,
hastaneye yatış gerekiyorsa süresi önemsizdir diye
bahsediyor. Gerekiyorsa miniktir.
Ne kadar subjektif ölçütler değil mi yatta?
Bir yere yani dörde baktığın LSM dörde baktığında da böyle değil.
Ds m 3 r de de böyle değil üçte zaten değil yani oralarda 2
günden az olmamak üzere gibi ifadeler varken buraya doğru
dönmüş aşağıdakilerden en az ikisi üçü diye bir takım şeyler
şimdi eklenmiş. Alışveriş meselesi parantez
içinde de olsa ilk kez burada gündeme gelmiş.
Zorunlu olmayan, zorunlu olmayan bir alt ölçtü.
Zorunlu olmayan bir ölçütün zorunlu olmayan ölçüttü gibi.
Kesinlikle öyle ve sebebi ne? Çünkü DSM beşe hazırlayan 2.000
başında David copperin olması David copper kim petswork de bir
polar bozukluk çalışan ve buna çok emek varmış hiçbir
akademisyen olması yani bir. Ne denir?
Ne deniyor? Aslında 10'a çıkart çok güzel
bir şey deniyor. Mesleki deformasyon ben de.
Lityum jelibon mu üretiyor diye soracağım.
Onu yapmıyor ama yani bu gözlüğe bakıyor olduğu gerçeğini tamam
bu konuda daha deneyimli olduğunu da kabul edelim ama bir
bir çaba var. Yani bir açma tanımlama daha da
detaylandırma çabası var. Burada ilginç olan şey şu demin
onu söyleyecektim. Akış kal aslında ciddi bir
kreplen yani sayılabilir. Krepeline de hayrandır zaten her
fırsatta onu dile getirir ama bana söylerseniz kıskan yapıp.
Deriyle ve klinik pratiğiyle böylelere yakın diyor adamdır.
Ama aynı şeyi söyleyecektim. Evet vaka görür, hasta görür ve
gördüğü hastalar üzerinden konuşur idi.
Rahmetle ve de derdi ki yani bütün bunları klinik
araştırmalarla söylüyorlar. Bunların hiçbiri hayatlarında
hasta görmeden bunları söylerler.
Ha krepeline hayranlığı da. Belki krepelinin şizofreniye
kıyasla bipolar bozuktu ya da minik depresif psikozu daha net
daha derli toplu tarif etmiş olmasından da kaynaklanıyor.
Bir de bir de şu var ama yani gapel'in gibi nörat sobutrat
yani nöral karşılık bulma konusunda çok daha hevesliydi.
Doğru psikolojik anlamayı önüne. Her zaman şey koyuyordu nörat.
Sbsat arayışını koyuyordu, onun içindir ki ama.
Biyolojik psikiyatri araştırmaları yapan bir adam da
değil, her şeye rağmen. Değil ama 10'a çıkart çok güzel,
uygun ve temiz fenotipler oluşturabilecek kadar ayrıntılı
klinik gözlem yaptı. Yani bu bipolar bozukluğu dahi.
Altıya kadar getirecek kadar bipolar altıya kadar getirecek
kadar alt gruplara ayırması bence genetiğe de katkıda
bulunabilecek. Ama hem lan sen nükleer dedim
şunun için. Bipolar bozukluğu aslında bir
bir buçuk, 22 buçuk, 33 buçuk, 44 buçuk gibi buçuklarla tarif
ederek bir yandan. Aslında sistemle dalga geçerek
ve. Kategorik yerine boyutsal olması
gerektiğine bir hedef göstererek.
Bir yandan yani buçuk. Olunca ara vakalar var demek
oluyordu. Ama, evet onları konuşuruz var
ama bir yandan da kendini de yine de kategorize etmekten
alamayarak diyebiliriz. Belki yaptığı bir şeyden
bahsediyorum. OO anlamda son derece enteresan
başka bir şeye daha belki yine döneriz şeye hikayenin.
Bu kısmını da mesela. Mani ve melankoli deki melankoli
de aslında bir hani hep selfestin düşüktür.
Depresyonda görüntü budur. Kişi özgüvenini yitirmiştir ve
dolayısıyla. Kendini bir hiç hisseder vesaire
konuşulurken. Şunun da altını çizerdi.
Ben dünyanın en bedbatı insanıyım derken bipolar
depresyondaki hasanın menenkolideki hastanın aslında
bir grandisitesinin hep var olduğunu depresyon sırasında da
var olduğunu ve aslında bunun bir şey olduğunu belirteç
olabileceğini de söyler. Söyler idi.
Birinci yani. Aklıma şey derdi biliyor musun?
Şimdi onu söylemeden edemeyeceğim.
Dönem üçte. Rahmetli hocamız Orhan Öztürk
bize depresyon anlatırken şöyle söylemişti, major depresyonun
oluşumunda narsistlik aspirinasyonların yani
narsistlik, hedeflerin ve bir tür grand isteğinin çok ciddi.
Ciddi rolü vardır. Yani bu kadar nansislik
aspirinasyonunuz hedefiniz olmasa depresyona.
Bu kadar majör bir depresyona girmezsiniz gibi.
Onu hiç unutmuyorum çünkü ders notlarımda var.
Narsistlik aspirinasyon diye yazdığımı çok iyi hatırlıyorum.
Evet. Grandocity'den ayırmak zor mix
yerine mist demek gerektiğini de sen söylemiştin.
Zaten evet, yine kıskıldın. Evet başka bir şey.
Ben Thomas fox'un bir depresyon makalesini okumuştum.
Orada böyle kime depresyon diyoruz.
Eskiden kimler depresyona giriyordu?
Şimdi kim giriyordu tartışması var işte. 20.
Yüzyılın başlarında tifus melankolikus diye böyle düzenini
bozmayan, değişiklikten haz etmeyen kişiler depresyona daha
yatkın diye söylüyor ama. Sanırım telembahat.
Eden bahtlı şey yaparak ama. Esasen diyor narsistik tip ama
bu narsistik kişilik bozukluktan farklı.
Onu da böyle belli düzeyde tarif ediyor.
Belki depresyona daha yatkındır diye söylüyor.
Bu Orhan hoca'nın söylediğine de uyumlu gibi.
Evet. Ya gayet hüzünlü.
E tabii orada demin dedim ya. Hastalığın orijinalinde kişinin
kişilik özellikleri, başka türlü alışkanlıkları ve bunların
abartılması filan da söz konusu elbette bir de bunun kıskanının
aslında tarif etmediği ama üzerine çok çıluluyor.
Bir de temparım huy mizaç kavramı vardı.
Bu daha çok huydan, çok mizaç, biraz daha belki o ayrıma da
bakmak lazım ama. Onu da unutmamak lazım.
Küçük bir müzik molası verelim. Bugünkü müzik parçası olarak
brahmstan vörün sonrası dinleyeceğiz. 108 numaralı bu
parçayı de boraconi Steven beklilikte icra ediyorlar.
Daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Tekrar birlikteyiz, ben sözü timuçin önceye bırakayım.
Burda belki şeyi yeri geldiyse söylesek mi acaba duygu durum ne
yani? Afec ne umut ne.
Bana göre iyi olur sen onları? Söyledim, ne duygu durum ne?
Ve. Mizaç ne gibi?
Mankenin tarifini yapıyorken biz tam hastane yatışına takılıp
kestik ya. Tamam o zaman yapsın, ondan da
söyle devam. Edeyim tanımı zaten o bahsettiği
muhip home kriterlerini yine aynısını kullanıyorlar işte
fonksiyonellikteki azalmaya atıf yapıyor.
Yine de SM 5. Onun dışında işte bu tiplerden
belki kısaca bahsedeyim. Hani bu aksigan tiplerini bence
ayrı bölüm olarak konuşabiliriz ama hani klasik.
Olarak kullandığımız bipolar bir ve ikiden bahsedersek hani
bipolar bir hani o klasik. Bipolar hanımına uyan tip
aslında manevi depresyon epistotlarıyla seyreden tip 2
ise daha çok depresyonların baskın olduğu arada hipominin de
ortaya çıkabildiği ama manik dönemin olmadığı.
Tip diye biliniyor böyle bir ayrım var, onu da söylemiş
olalım. Evet.
Ama mesela orda manida parantez içinde para harcamayınca da
aşırı alışveriş yok bilmiyorum dershane beşik koydular mı?
Ama zannetmiyorum. Evet.
Şöyle. Duygulanım ya da efekt aslında
kişinin içinde bulunduğu ruh halinin.
Karşıya çevreye bir ifade olarak yansıması ve değerlendirilmesi
hali. Yani ben size baktığımda
yüzünüze davranışlarınıza sizin neşeli mi, üzgün mü sakin mi,
huysuz mu endişeli mi olduğunuzu anlayabiliyor olmam hali bu
sizin duygulanımınız veya affettiniz.
Benim tarafımdan değerlendirilirken duygu durum
biraz daha. Geniş ve uzunlamasına anlamda
sizin nasıl bir ruh hali içinde olduğunuz ben bunu bakınca
anlayabilirim ama bazen anlayamayabilirim ve ancak sizin
ifadeniz de ortaya çıkan bir şey umudunuz.
Nasıl bir mod içinde oldunuz? Örneğin türkiye'de nasılsın
sorusuyla anlaşılamayan bir şeydir bu nasıl?
Sın diye sorduğunuzda çok şükür elhamdülillah ya iyilik, sağlık
işte ne olsun filan gibi cevaplar almalısınız çok
yüksektir. Peki nasıl hissediyorsun ya da
gerçekten nasılsın derecede ya of hiç sorma filan gibi bir
cevap alabilirsiniz. Aynı kişiye sorduğunuzda gibi
aradaki farkı biraz hani kişinin gerçekten ne hissettiğini.
Ifade etmesi gerektiğini o anlamda söylüyorum mizaçsa.
Kişinin aslında doğuştan getirdiği özelliklerinin.
Mizacı ve duygulanımını da özel. Özür dilerim duygu durumunu ve
duygulanımını da. Içerecek biçimde yaşam boyu
taşıdı. Sürdürdüğü hali karakterden
farklı. Şöyle farkı var biraz.
Çünkü hani karakterle de karışabilir ve niye karakter
değildim? Izlaç diyoruz.
Burada daha çok kişinin gene ruh halini anlatan bir şey olmakla
beraber doğuştan getirdiği bir özellik olduğunu varsayıyoruz.
Mizacın ve kuyun hani can çıkarov.
Şeyindeki benzetmesindeki örnek gibi karaktere ise.
Temper. Köken olarak şimdi tam olarak
kökeninin hemen söyleyemeyeceğim size.
Ama karakterada karakterdeki kök karakter adam geliyor,
karakter'a engraid, işlenmiş, oyulmuş anlamı taşıyor.
Latince ve şekil. Şekil verilmeyi anlatıyor daha
çok o yüzden karakterden söz ettiğimiz zaman doğum sonrası
edinsel şekil verilmiş bir yapılanmayı anlatıyoruz.
Mizaç derken ya da temperment derken doğuştan getirdiğimiz ve
bizimle birlikte yerleşik olarak ilerleyen bir şeyden
bahsediyoruz. Kuşkusuz 10'a çıkart da şekil
veriliyordur ayrı konu. Ama bu 2 kavram arasındaki farkı
biraz kabaca anlatmak için söylüyorum.
Belki şöyle toparlayayım, sonra birlikte tartışalım ben.
Bana daha çok hava durumuna benzetirim, hep ve öyle
anlatırım. Duygulanım sizin gökyüzüne
baktığınızda ya da pencereden dışarıya baktığınızda gördüğünüz
durumu anlatır aslında dışarıya baktığınızda hava soğuk sıcak.
Ya da her nasıl işte? Karanlık kapalı filan olabilir
ve siz bana böyle adlandırabilirsiniz.
Duygu durum ise. Daha çok mevsim yani.
O duygulanımın o duygu durum içinde görülüyor olmasının
doğallığı ya da tuhaflığı bize bir şey anlatır.
Yani ben kışın gökyüzüne baktığım zaman ya da dışarıya
çıktığım zaman 19 derece 20 derece hava görüyorsam ocak
ayının beşinde burada bir tuhaflık olduğunu düşünürüm.
Çünkü orada beklenen şey mevsim gereği havanın daha soğuk.
Ne bileyim işte kale vesaire olmasıdır.
Şimdi ankara'da olduğu gibi ya da istanbul'da da kısmen olduğu
gibi. Ama tam tersi de olabiliyor.
Bazen bunun ne anlama geldiğini sonra konuşalım.
Bu noktada mizaç ise iklim. Mevsim.
Ya da mevsimdeki büyük dalgalanmalar, değişiklikler
olabilir ama iklimdeki büyük dalgalanmalar ve değişiklikler
çok daha ağır bir şeye işaret eder.
O yüzden işte küresel iklim değişikliğinden bahsettiğimizde
çok daha ciddi bir patolojiden, çok daha ciddi bir var oluştan
bahsediyor oluyoruz. Dolayısıyla o iklimde o mevsimde
o hava durumunun görülür olmasının doğallığı aslında
bizim o kişinin duygu. Durumu bozukluğu olup olmadığını
ya da varsa buna nasıl bakmamız ve anlamamız gerektiğine işaret
eden bir yere götürür. Diye belki toparlayabilirim,
meslekten olmayan insanlar için. Ben de şöyle bir reklama
yapayım, hocam size bu. Kavramlarla ilgili işte
almancada da benzer bir şey var. Şöyle bir şey kullanıyoruz
örneğin. Bu.
Nasıl desem? Hastanın işte görüşme içerisinde
işte. Konuştuğumuz şeylere tepki
verebilmesi, üzüntülü şeylere üzülebilmesi ya da komik şeylere
gülebilmesi gibi temel şeyleri yapabilmesine Almanca şey
diyorlar. Şivenong swayi capit diyorlar.
Iıı salınım kabiliyeti oluyor aslında türkçeye çevrildiğinde
bunu şey içinde kullanıyorlar. Eee mühendislik örneğin eee
köprünün ııı, rüzgara ya da işte bir şeye karşı basınca karşı
vereceği tepki içinde kullanıyorlar.
Örneğin yayın gerilip gevşeme şeyi içinde kullanıyorlar.
Hani salınım kabiliyetini gösteriyor diye bir şey var.
Ifade var onu söylemiş olayım eklemiş oluyor.
Enelleme yani seninle ne kadar beraber o sile ediyor.
Karşılık veriyor gibi bir şeyden mi söz?
Ediyorum ve görüşme içerisindeki şeyleri ölçtüğünüz için evet
hocam sizinle ne kadar? O zevkli o sile etme.
Evet ya da çevresel olaylara belki?
O zaman akla etkilenim geliyor işte mesela blovler'in
efektivite için söylediği şey aslında demin timuçin'in sözünü
ettiği mod'la yakından ilgili olandan ziyade etkilenim ve
intersubjiteye açık. Doğru doğru.
Ben devam etti. O yüzden de zaten krepenin bir
tane mani tanımı yok yani yıllar içinde 1.008 yüzlerin sonundan
1.009 yüzlerin başına doğru 1.000 900.800 doksandan 1.900
onlara doğru birken sekize çıkmış bir şeyden bahsediyoruz.
Manik türünden çeşidinden bahsediyor.
Şöyle, Tahsin bir şey söylüyordum kestim.
Niye hocam söyleyeceğimi söyledim aslında?
Şimdi demin kıskandan bahsederken söylediklerimiz
tabii ki kıskanın biraz krep eline de öykünmesi.
Çünkü krepelin aslında çok. Dikkat çekmeyen ama bence çok
değerli olan bir katkısı bence karışık durumlar üzerine mix
tablolar üzerine ki mix tablolar da epeyce kafa karıştırmış ve
bütün bu d smeler tarihi boyunca bir türlü bir kalıba
sokulamamış. Hipomeni gibi DSM den DSM ye
değişiklik göstermiş en son. DSM de de artık.
Depresifken mani karışıklığı gösterenler maniken, depresif
karışıklık gösterenler diye ayrılacak kadar.
Çeşitlendirilmeye çalışılmış bir şey.
Bir kavram. Herkesin mix antide karışık,
karma tablo, karma episod anlayışı da üstelik birbirinden
farklı ve çok karmaşık seyretmiş.
Tarih boyunca da zaten böyle olmuş.
Bunun sebeplerinden bir tanesi bazı manilerin.
Işte katitonik sporlu. Pozitif özelliklerin çok fazla
olduğu bir. Bel manisinde olduğu gibi kafa
karışıklığıyla giden. Ya da düşünecek.
Olduğunu düşünüyorum. Delirumla giden haller olması.
Yahut da, bazı depresyonların ajitasyonla, huzursuzlukla,
hatta kimi zaman olduk. Ça.
Agresif ve dışa vuran agresyonun gözlenmesiyle ortaya çıkan
tablolar olmasıyla da birazcık alakalı fakat.
Tabii ki krepelin bence çok benim çok önemsediğim katkısı
şu, bütün bu şeyleri mix dönemleri.
Bir. Hastaları belki bir kısmını
birebir görerek ama çoğunluğunu dosya dökümleriyle ve
işaretleyerek yükselmeleri ve çökmeleri.
Oluşturduğumda mix gibi görünen tablonun aslında duygu durum,
enerji ve intelektüel olarak. Belki komisyon diyebiliriz 10'a
çıkart farklı dalgalanmalar göstermesi ve o her bir dalganın
örtüştüğü yere göre kesikte baktığımızda bazen mix tablo,
bazen manik tablo, bazen depresif tablo görüyor olmamıza
vurgu yapması. Bence çok çok kıymetli olan
buradan da sözü şuraya getireyim.
Tekrar karışık konuşuyorsam düzeltin.
Belki bütün psikiyatrideki hastalıklar için bu geçerli ama
en çok manik depresif hastalık için geçerli.
Hastalığı kesitsel ve uzunlamasına ayrı ayrı
değerlendirmek zorundayız ve ikisini birleşmiş.
Birleştirerek ya da kesile bakarken.
Uzunlamasına gidişi uzunlamasına değerlendirirken de kesitlerde
ne olduğunu gözden kaçırmamamız gerekiyor.
Ve asıl kıymetli olan bu, yani şu anda karşımda çok para
harcadığını söyleyen bir insana bu kesile baktığım zaman
gördüğümle onunla bir süre konuşup takip ettiğim zaman
gördüğüm şey örtüşmek durumunda ya da örtüşmeli bir biçimde buna
kişinin kişilik özelliklerini ve temparamanına mizacına
eklediğinizde o zaman. Çok daha farklı boyutta bir şeyi
değerlendiriyor hale geliyoruz. Memem karışık mı?
Yok, bence karışık olmadı. Karma, karma olanı biraz daha
anlatmakta fayda var. Belki bir sonraki bölümde.
Evet olur karma olanı yani karnıma kavramını biraz daha
belki yer de ayırmak gerekiyor ama hani.
Bu döngüyle ayrımına. Abi de hızlı döngü meselesi var
tabii. Bir de onu da konuşmak
gerekiyor. Çok hızlı döngü ayrı.
Buna tabii ki ben. Belki şeyi söylemekte fayda var.
Yani hani bu DSM ler boyunca nasıl seyrettiği kısmını belki 2
kelimeyle d. SM bir de.
Bu. Kimindir derslerine bir cem
söyle. Apo'nun işte 58.
Bir tek kişiye yazmıştır ya onu? Ya şöyle.
Olmadığını. Kim kimin yazdığını tamam.
Mı söyleyince yatıracaksın? Neyse, hatırlayalım şimdi.
LSM bir de psikotik bozukluklar. Başlığı altında ya da
bozukluklar şimdi diyoruz da o zaman bozukluk demiyoruz.
Tabii involüsyonel psikotik reaksiyonlar başlığı altında.
Afektif reaksiyonlar var ve o zaman reaksiyon deniyor çünkü.
Çok fazla psikanalizin etkisinde olduğu için ortaya çıkan her
tablonun bir şeye reaksiyon olarak ortaya çıktığı düşüncesi
hakim. O yüzden de manik depresif
reaksiyon, manik tip depresif tip kesipleri de inceleyerek ya
da diğer ya da psikotik diye bir takım kavramlar var.
BSM 2 ile beraber. Işte afektif psikozlar diye bir
kavram var. Yine benzer şeyleri birazcık
daha farklılaştırmışlar, şekillendirmişler.
Işte emmysyonel merak, koli, manik, depresif hastalık, manik,
depresif hastalığın manik ve depresif tipleri ya da işte.
Döngülen an tip sirküler tip gibi.
Ayırt etmişler. DSM üçe doğru geldiğimizde artık
bozukluk kavramı ortaya çıkıyor ve ilk kez.
Depresif bozukluklar ayrı bir tablo, bir polar bozukluklar,
ayrı bir tablo. Depresif bozukluklarına işte.
Tek bir majör depresyon alanı var.
Tekrarlayan rekuren formu var ki 10'a çıkart unippolar depresyon
deniyor zaten ya unipporlar, depresyon, tekebbüs ya da
rekküren tip diye ayrılıyor. Bippolar bozukluklarda bipolar
bir demin tahsini daha söyle bipolar 2 siklimi filan diye
ayrılıyor. DSM 4 de. 3 r den sonra benzer
havayı koruyor. Onunla işte belli.
Sınav beşe kadar geldik. Bunu niye söylüyorum?
Çünkü. Aslında en başından itibaren
manik depresif tablonun ya da bu 2 ayrı episodun tek bir insan da
hayatın çeşitli dönemlerinde ortaya çıktığı gerçeğini işte.
Areteus söylediğinden bugüne, işte sonraları işte Fransız
tıbbı farre. Balarje vesaire önce fransızlar
arkasından işte Almanlar. Hep aynı şeyleri söyleye
gelmişler söyledi Amerikalılar. Değişmeyen tek şey hakikaten
manik ve depresif hastalığın aynı hastada olduğu ve birbirini
takip ettiği gerçeği. Işte Rahmi?
Keklice leonard hepsi bu. Güne kadar geliyor.
Şimdi bugün geldiğimiz noktada unipolar birpolar ayrımı yapay
mıdır bir. Polerin şizofreniden ayrımı
keskin sınırlarla mıdır? Orada görülen depresyon un.
Ipler depresyonda görülen depresyondan gerçekten farklı
bir antiste midir? Her bir ayrı araştırma ve
çalışmak konusu. Buna işte genetik kısmı da
eklendiğinde iş gerçekten. Başka başka yerlere geldi, hep
kulağımdadır. Solisti'nin bundan 15.
Sene önce soli soyaz. Ege tıp fakültesinden emekli
olmuş bu olana sınıflandırma alanında çok emek vermiş.
Önemli bir. Psikiyatri profesörüdür.
Kulakları için nasılsın? Buradan selam gönderelim, a şey
derdi. Bir sınıflandırma sisteminin
görevi. Ait olduğu benim dalının
bulgularını düzene koymaktır. O bilim dalının yerine geçemez
ben. Derdi ki DSM yi çeviren ve onun
çok ciddi savunuculuğunu yapan bir hekim olarak söyledikleri
çok kıymetli bence. Bunun krep peynir psikiyatri
savundu yazıyla. Attila soykanın.
Alternatif gösterdiği başka bir sınıflandırma üzerine
tartışmaları da türk psikiyatri dergisinde bir yayılmadı.
Evet. Ben çok şeyi öğrendik.
Evet doğru. Evet yani.
Pardon, söyle. Ay, şimdi aklıma geldiği için
söyleyeceğim dizis bozukluğu üzerine yazdığı.
Eleştiri yazısını ki onu bir editörel olarak yanlış
hatırlamıyorsam yayınlamış da türk psikiyatri dergisi her
derste okutulması gereken yani her şeyde bu konu konuşulunda
okutulmaması gereken makalelerden bir tanesidir.
Çok çok kıymetlidir. Bir tanı kategorisinin
geçerliliği üzerine yazdığı yazı.
Bu bölümün de sonuna geldik. Bu bölümün sonuna gelmişken yine
bir ressam ve resim hakkında bahsetmek istiyorum.
Bugünkü ressam olarak Oscar kokoş kayayı tercih ettim.
Resim olarak da rüzgarın gelinini seçtik önce.
Öncelikle ben Oscar kokoşka dan bahsedeyim kendisi 1.800. 80
altıda Avusturya Macaristan imparatorluğunda dünyaya
geliyor. Viyana güzel sanatlar
akademisinde eğitim aldıktan sonra gustavo crenent ve egon
şile'yle beraber aynı dönemde resim yapma fırsatı buluyor.
1.009 yüzlerin başında. Eee viyana'da çok önemli bir ııı
sanat figürü oluyor. 1.912 yılında gusta mahaller ünlü
besteci gustamalerin ölümünden sonra onun eşi alma mahalleriyle
fırtına alıp bir aşk yaşıyor. Zaten bu tabloda bununla ilgili
Birinci Dünya Savaşı başladığında başladıktan sonra
Avusturya ordusuna kadroyu ve ağır yaralanıyor.
Daha sonrasında travma sonra stres bozukluğu belirtileri
göstermeye başlıyor. 1.900 otuzlarda naz almanya'sı
tarafından yozlaşmış sanatçı olarak ilan ediliyor. 30 dörtte
nazilerden kaçarak pıra 30 sekizde de ingiltere'ye
sığınmış. Ve ikinci Dünya Savaşı boyunca
da barışla ilgili eserler yapmış.
Kendisi eee 1.900 ellilerde ellilerden sonra sazburg'da
sanat akademisinde dersler vermeye başlıyor.
Yetmişte bir yanaya dönüyor ve seksende de isviçre montrö
şehrinde hayatını kaybediyor. Rüzgar, rüzgarın geliniyeti
rüzgar gelin'in isimli eserle ilgili söylenebilecek şey.
Daha demin dediğim gibi ünlü besleyeceği gustamallerin eşi
alman mahalleriyle 1.912 yılında tozkulu bir aşk yaşıyorlar.
Ve onunla ilgili birden fazla resim yapıyor.
Resimde alma. Uyanık olan ve boşluğa bakan
kokoşkanın yanında huzurlu bir uykuda tasvir ediliyor.
Çiftin 1.914 yılında ayrılması hokoş kayı derinden eee
etkiliyor ve çalışmaları daha ilginç ve çalkantılı bir hal
almaya başlıyor. Kokoşka ve resmi ile ilgili
bunları söyleyebiliriz. Bu haftalık bizden bu kadar
kendinize iyi bakın görüşmek üzere.
Podbean