Sanrılar: Fenomenolojik Bir Yaklaşım
Bu bölümde sanrıları ele alıyoruz ve bunu yaparken fenomenolojik bir yaklaşımda bulunmaya gayret ediyoruz.
Herkese merhaba dikensiz gül bahçesi ifade etmiyoruz spot
kesinin yeni bölümünden size sesleniyoruz bu kez.
Bölümünde profesör, doktor tüm için oral profesör, doktor
cemaat paşa ve doktor ibrahim aylak benimle beraber.
Geçtiğimiz hafta şizofreni hakkında konuşmuştuk.
Aslında şizofreni ye girmeye çalıştık ama çalışmıştık ama
girememiştik. Biraz havada kalmıştı.
Özellikle sanca kısmı havada kalmıştı.
Onlarla ilgili konuşabiliriz diye başlayabilirim.
Bu bölüme. Ilgili belki ne olduğunu
tanımlamakla başlayabiliriz. Bunu yaparken ben DSM ya da ıcd.
Nin kullandığı şeyi kullanmayacağım.
Tanrı nasıl desem tanımlamasını kullanmayacağım.
Bunun yerine ben yaz dersten alıntı yaparak başlayacağım.
Çünkü yaz persinin yazlıkları çok provokatif ve üzerine çok
konuşulabilecek şey var diye düşünüyorum ben.
Yaz besgenel psikopatoloji kitabında diyor ki sanrı.
Şöyle sanrıyı şöyle tanımlıyor, olağanüstü bir inançla
kıyaslanamaz. Öznel bir kesinlikle inanılan
diğer deneyimlere ve zorlayıcı diğer argümanlara karşı bir
geçirimsizlik vardır ve içerikleri de imkansıza yakındır
diye bahsediyor. Sonradan bahsederken yazlar
şimdi burada bir kaç tane şey var biri.
Olağanüstü bir inanç olması kısmı var.
Onun dışında öznel bir kesinlikten bahsediyor.
Bir de karşı argümana rağmen insanların buna inanmaya devam
ettiğinden bahsediyor ve son olarak belki de kendisiyle en
çok çelişen kısmı içeriklerinin imkansız olduğuyla ilgili kısmı
bence. Çünkü fenomencinin doğuşu da
fenojik psikopatolojinin doğuşu da biraz şeyi tepki olarak hani
içerik önemsiz, önemli olan form ya da nasıl desem?
Belirtilen şekli ya da modu diyebileceğimiz şeyler bizim
için önemlidir, içerik bizden bağımsızdır, önemsizdir gibi bir
şeyle doğuyor. Aslında femolojik psikopatoloji
ama bunun tam tersi olarak içeriklerini de imkansız
olduğundan bahsediyor. Ben örneğin size şunu
sorabilirim. Sizce hani buradaki tanıdığı
örneğin inanç diye bahsediyoruz tanrıdan sonra sizce bir inanç
mıdır? Öyle başlayayım ben.
Devam ben evet derim. Yaşantıyla bağlantısını
koparmadan beraber. Inde ki yaşantıyı tarif etmenin
çok önemli olduğunu vurgulamak kaydıyla inanç derim.
Söylediklerinin içinde bir tek şey var.
Kim için böyle bir izlenim veriyor olduğu çok önemli.
Doğru. Yani kim dinleyen kim o sanrıyı
dinleyip yani o düşünceyi dinleyip o inancı dinleyip
yaşantıyla beraber o düşünceyi dinleyip bunun.
Imkansızlık için mi? Söylüyorum, imkansız diyen buna
evet kim için imkansız yani? Mesela benim bizar tanrı
tanımımı söyleyeyim size. Anlaşılmaz hep olanla ilgili
olarak. Doğru olur mu?
Bir zarla anlaşılmaz olan arasındaki bağlantıyı kurmak.
Çok güzel olur ama ondan önce şey yani inanç mıdır kısmında
belki inanç değil bir düşünce o bence ama inanç olan kısmı şu
kişi buna kesinlikle inanıyor. Yani bunun doğru olduğuna o
düşüncenin kendisi için gerçek olduğuna inanıyor.
Yani inançla pekiştirilmiş bir düşünce o yüzden. 2 buçuk yıl
önce doğrudur zaten. 10'a çıkart itirazım olacaktı zaten.
Tahsin'in yaptığı yaz be aktardığı yaz per şeyinde o
bizar olanlar veya anlaşılmaz olanlar pardon için değil, bütün
sanrılar için geçerli değil mi? Tabii tabii ben genel tanrılar
için söylüyorum, bizler için söylemedim.
Onu bütün tanrılar için söylüyorum.
Yani bu bir düşünce aslında düşünce biçimi.
Bütün hepimiz gibi burada, ama onun arkasında bir inançla
pekiştirilmiş olma durumu ve gerçeği var.
O yüzden inanç kısmı öne çıkıyor.
Çünkü o kadar yoğun bir şekilde kişi 10'a çıkart inanıp
destekliyor ki diye bir tek orada şeye, hani şu eski
tanımlar seviyorum, ben hani varit gayrı mümkün gayrim varit
gayrim mümkün ayrımı vardır ya bizde.
Dolayısıyla imkansız olmak, orada gayrim kısmına biraz
gönderme yapıyor. Ama belki bizara gelirsek bundan
sonra konuşuruz, güzel olur. Inanç yerine inanış diyebilir
miyiz? Peki, önemli kelime değiştirince
bir şey değişir mi sizce? Bilemedim ne gibi beklentin?
Ya inanç sanki inançta bir yük var ya, şey gibi yani dini bir
şey de var aynı zamanda. Hani böyle bir güçlü bir yönü
var ya. Orada şunu hatırlamak lazım,
ibrahim bir şey söyleyeceksin ama hemen şu tahsisine cevap
vereyim. Düşünmekle inanmak arasındaki
ayrım çok bariz değil. Bizim dilimizin dışındaki
dillerde yani kredo. Mutlaka bir inanç olmak zorunda
değil. Kredi dediğin zaman latince de
ya da italyanca da düşünüyorum. Öyle olduğunu düşünüyorum
anlamına da geliyor. Bu mistik bir inancı mutlaka
çağrıştırmak zorunda değil. Doksa demek daha doğru.
Bana kalırsa doksa kanı kanaat yani fake olmayan yani vakra
olduğu bilinmeyen mesela yer çekimi.
Kuralı gibi bir fizik kuralı olduğu bilinmeyen kişisel bir
şey kanat mesela Tahsin iyi bir adamdır.
Bence doğru ama herkes için doğru mu bilmiyoruz bu bir
toksa. Onun için doksa demeyi ben kanı
demeyi tercih ediyorum. Ama işte ne yaparsa yapsın
Tahsin bu düşüncene devam ediyorsan.
Okanı birazcık daha pekişmiş oluyor değil mi bir şeyle?
Haklısın, yani aksine bir şey gösterge olman bu devam
ediyorsa. O zaman inanç kısmı öne
çıkmayalım burada da. Yaşantının önemi de araya girmiş
oluyor. Neden dersen doğru?
Çünkü tahsille ilgili kanaatimi belirleyen şeylerin arasında
benim onunla ilgili yaşantılarım da var.
Evet, öyle olduğu için o bir kötülük yaptığı zaman da benim
onu fark etmem. Yapmaz ya bence.
Doğru benim onu fark etmem. Başkalarının fark etmesinden
daha zor. Daha zor ama yine de orada bir.
Hala nasıl diyeyim? Bir yan tutma hali var ama kesin
kanaat oluşması bunun. Uzun sürmesi ve karşı.
Ne denir? Kanıtların aktarılmasına rağmen
sürmesi halinde. Ortaya çıkıyor.
O zaman işte inanç meselesi orada devreye giriyor.
Belki de. Keskin keskin ve değişmez katı
bir 90 demek daha uygun olabilir mi?
Evet, ben bir şey diyecektin ama kaynadı.
Söylediğine belki bir açıklama burada aslında söz konusu
ettiğimiz inanç belli ya da belki konviction ingilizce
karşılığı olarak. Yani feyi değil.
Doğru fayt bir evet faik. Değil blisv ama şey yaz dersi.
Sadakat de var. Evet yaz.
Perakende biraz iman gibi daha. Çok, evet, evet, iman gibi hatta
mutfağa in mi derler hocam? 4 binle ilgili yok o.
Tatmin. Oluyor o tatmin o mayın olmak.
Şu anda bizim hissettiğimiz şey yani yaptığımız işten mutlu
muayınız. Imandan şey hatırlayamadım ama
neyse bir de burada he yaz dersinin çevirilerinde de bu
arada konviction daha çok kullanılıyor.
Blisev'te kullanılıyor konviction da çok kullanılıyor.
Söyleyeyim ben. Birazdan şeyi de söyleyeyim.
Burada böyle daha güncel tanrı tartışmalarında inanç kısmını
gerçekten ele alan, özellikle analitik felsefeye yakın
yazarlar var ama bence konuyu biraz daha nasıl desem isabetli
bir şekilde ele almak için şöyle bir ayrım yapıyorlar, önermesel
düşünce bir önerme ileten. Bir iddiada bulunan bir düşünce
ve fikir ya da. Bulunmayan yani bu yaz dersin
şizofreniye has olarak belirttiği şeylerin bir iddiada
bulunan bir fikir ya da düşünce değil, bir önermesel bir iddia
yok. Burada doğrudan nasıl desem?
Öznellikteki köklü bir dönüşüm var.
Evet, burada öznellikte köklü bir dönüşüm varsa iddia edilen
savlardır. Belli bir psikotik içerik
taşıyacaktır ama mesele bundan daha fazlası gibi.
Yani bütün dünyayı yaşayışınız değişmişse dünyayla ilgili
önermeleriniz de değişecektir. Gibi.
Çok güzel propoz olanla yani önerme içeren ile içermeyen
arasında aslında huselin ilk kitabında var biliyor musun?
Ilk kitabında daha proposional olanla olmayanlar arasındaki
düşünce ve fact, yani vakıalar arasında neyse şimdi onu.
Muhtemelen ondan ilham almıştır ama öyle de direk.
Ilk ilk kitabında var. Çünkü bunlar 19.
Ile ilgili yazdığında. Bu geometri kökeni mi?
Aritmetik içeri başlığında aritmetik öden aritmetiği
mantığı falan gibi bir şey. Yanlış şeyi de söyleyeyim.
Mesela bir örneği de söyleyin. Tam birebir örnek yan yaz dersin
örneği değil ama benim anladığım şey şu, ben ibrahimim ya da
insanım. Bu iddiam herhangi bir inanç
değil zaten çok doğrudan bir deneyimim ister.
Sonradan öğrenilmiş olsun. Yaşam süresince ister doğuştan
benim zihnime kazanıl. Sonra böyle bir şey var.
Ben kendimi yarasa olarak hissedemiyorum insanım diyorum
ve bu çok doğrudan bir deneyim. Insan tanımı neyse sadık.
Sahada ki kişi ben isa'yı mı? Neredeyse bu doğrudanlıkta
deneyimliyor. Dolayısıyla da mesela buradan
da. Ben ibrahim olmak için ya da
insan olmak için herhangi bir eylemde bulunmadığım gibi.
Sahadaki kişi de isa olmak için herhangi bir araştırma ya da
eylemde bulunmaz mesela. Çünkü doğrudan bir deneyim zaten
öyleyim gibi. Evet ama ordan yola çıkarak
kanıtları toplayıp buna uydurmaya devam ediyor.
Tabii senden farkı o yani sen ibrahim olduğunu çeşitli.
Desteklerle açığa çıkarmak için uğraşmıyorsun ama uğraşıyor.
Çünkü muhtemelen karşısında ters fikirde olan karşı fikirde olan
insanlar var. Olmazsa da uğraşmıyor aslında
bakarsan yani. Mesela ama görlaşmazsa?
2 hiç görmüyoruz onu yani kendi hâlinde yaşarken evet doğru da
hani. OO halde olamıyor ki insanlar.
Bu blovlerın örnekleri var ya işte.
Kliniğimizdeki birçok yüksek secretli asker işte.
Yemek sırasında gelen. Ulvi ulvi şahsiyetler, kliniğin
en adi işlerini işte şeyi avlayı, süpürmek gibi
tuvaletleri, temizlik gitmek gibi işlerde gayet uyumlu
davranmışlardır gibi bir cümlesi var.
Onun lafı mıydı geçen sefer de? Konuştuk, geçen sefer söyledim,
evet. Emek sırasına giren peygamberler
ve şeyler komutan. El elini avucunu yalayan prenses
diyor mesela böyle hani işte ya da akıntısı burun akıntısı
sümüğünü koluyla Sinem prensesler falan diye de
örnekler var. Yani işte onu mesela uyumsuzluğa
ya da. Işte psikotik yaşantıya örnek
olarak tabi o insanlar çünkü tuhaf görünüyor.
Bizara gelelim yavaş yavaş diye ama aslında bakarsan.
Yani belki isa da öyle yapıyordu zaten burnunu nasıl sildiğini
bilmiyoruz. Yani peygamberin nasıl yaşadığı
konusunda rivayetler muhtelif tabi şimdi ama o da bir insan
olarak yaşarken nasıl yaşıyordu ya tanık olanların hepsi öldü
bilmiyoruz. Burada belki küçüklüğümüz
verebiliriz. Bugünkü müzik parçası olarak
vivaldi'nin 4 mevsimi konuşsundan mevsim oyunun
bulunması bakımından kışı seçtik kışın.
Allegroun molto ismin parçasını dinliyorsunuz, daha sonrasında
tekrar birlikteyiz. Müzik arasından sonra tekrar
birlikteyiz. Ben sözü cem hocaya bırakayım.
Mesela psikozun ortaya çıkmasında düşünce bozukluğunun
ortaya çıkmasında etkili olan yatkınlık yaratan.
Özelliklerden bir tanesi. Die worgin thing denen farklı
düşünme ki bu die vergent olmak aynı zamanda hem yaratıcılığa
yol açıyor. Yaratıcılığın yolunu açıyor hem
de aynı zamanda ortalama vatandaşın asla kabul
edemeyeceği tanrı dediğimiz düşüncelerin de ortaya
çıkmasında etkili oluyor. Tıpkı john nash için konuştuk.
Ya hani oyun kuramıyla ilgili olarak söyledikleri.
Hezeyanlarından farklı bir yaşantıya sahip değildi.
Evet, tabii bütün matematikçiler için ya da işte felsefe ve
matematikle ilgilenenler için de söylenmiş şeyler var öyle.
Epilepsinin de tabi bir epileptik kişilik olarak
epilepsi epileptik yaşantının hele de kronikleşmiş bir
epileptik yaşantının sonucu olan şeyler var.
Bir de bizzat epilepsinin kendisinin kompleks, farsiyen
nöbetlerde olduğu gibi yani temporal epilepsi de daha da
spesifik konuşursak sebep olduğu bir yaşantı var.
O parsel nöbeti olduğu için nöbeti olduğu da anlaşılmıyor.
Üstelik ort. Aya çıkıp bağırıp çağırıp
konuşurken kişi tamamen. Hezeyanlı bir dünyada konuşuyor
ama o sırada o bir nöbet aslında.
Bu ikisini de ayırt etmek ve mutlaka vurgulamak gerekir.
Bunun tersi olarak epilepsini düzeltecek şeyi de var.
Hocam rolü de var, o da ilginç bir.
Şey var tabi o da şöyle, çünkü medunanın gösterdiği şey o
zaten. Genellikle forst normalization
denen şey. Normalization evet evet.
Yani epilepsi nöbetleri arasında kişinin sanrılar ürettiği ve
psikiyatrik semptomlar gösterdiği ama bu arada ege
patolojisine hiç rastlanmayan dönemler var ve bunların sona
ermesi ancak kişinin epilepsi nöbet geçirmesiyle mümkün
oluyor. Zaten mednunanın şizofreni de
böyle bir durumdur. Biz bunları epileptik nöbet
geçirtirsek bunlar ortadan kalkar diye düşünüp ilk defa
şey. Le.
Neydi kâfurla? Epilepti epilepsi nöbeti ortaya
çıkartmaya çalışması böyle başlıyor.
Arkasından işte elektroşok geliyor zaten.
Arada hep o gisemi var insülin var.
Evet, insülin şok var. Ateş.
Ateşte var ama ateş şeyle daha çağırmış.
Evet spiroketle alakalı o yani. Fononya, malarya'yla marya'yla
dolayısıyla malarya enjekte spirit yani şeyi tedavi
ediyorlar. Sonra izi jenerali tedavi
ediyorlar. Pardon spiroketinin yaptığı?
Psikozu spirok. Alanya terapiyle evet.
Evet, yani gene aynı şey burada da epilepsini psikozu aslında
nöbete içerterek ortadan kaldırma çalışmaları filan.
Doğru. Ben şeyi ekleyeyim istiyorsanız
sizin lafınızı böliyim mi bölmeyeyim mi?
Yok yok böyle ne diyorduk en son onu hatırlamadım.
Genellikle bir toparlayıp biz ne dedi?
Kitlemesi iyi oluyor arada. Devam ediyor.
Ibrahim dediğiyle ilgili şunu söyleyeyim.
Ibrahim şeyden bahsetti. Yaz persiden bahsetti.
Hani yaz persi'nin çevrelerinde de hani o komikçi anla Bilic
arasındaki şeyden geçişte bir sıkıntı olduğundan hani net
olmadığından bahsetti. Onu şöyle açıklayayım, önce
birkaç tane ingilizce kelimeyi söyleyeyim, hani dinleyenler
için net olması açısından hani meslekten olmayanlar filan da
olabilir. Bizim üzerine konuştuğumuz şey,
sen de hani delijon, hani şeyi, ingilizcesi diğer var olan şey
hani halüsinasyon farklı bir şey varsanı diye biliniyor.
Bu ikisi arasında bir fark var. Hani onun öncelikle onu
söyleyeyim. Daha sonrasında şunu söyleyeyim,
bu şeyle ilgili de bilifle ilgili kısımda şöyle büyük
ihtimalle bu bir çeviriyle ilgili bir durum çünkü.
Ingilizce ya, daha doğrusu Almanca, ingilizce bir sözlüğü
açıp baktığınızda blifin karşılığı aslında 2 tane
karşılık söyleyebiliriz. Bir glawobe diye bir tane sözcük
var, bir de bir uber soygun diye bir tane sözcük var. 2 farklı
sözcük var. Bu ikisi arasında şöyle bir fark
var, ikisi de aslında aşağı yukarı inanç inanış anlamına
geliyor ama. Burada genelde yaz persinin
kitabında uber soygun kullanılıyor.
Çünkü psikiyatrik proteinde de genelde uber soygun
kullanılıyor. Eğer gerçek bir sahadan
bahsediyorsa konu şöyle açıklayabilirim, eğer biri size.
Bahsettiği şeylerin gerçek olduğuna ikna olmuş şekilde
bahsediyorsa, yani bir içinde bir komiksinde barındırıyorsa
ingilizce söyleyecek olursak o zaman bu uber soygun kolu yani
inanılmış bir inanç. Yani hani artık hani o şeyi ikna
olunmuş bir inanç diye de çevirebilirim aslında.
Ya da 60 da desteklenmiş bir düşünce işte en başında
söylediğim. Gibi evet şeydeyse global de ise
hani bir şey var hala. Hani bir şüphe var içinde bir
şüphe barındırıyor. Yani bu şeyde de öyle günlük
dilde kullanırken de yani iş global deyince hani ben
inanıyorum diyorsunuz ama o inancın içerisinde yine bir şey
var hani şüphe. Tanıyorum ki demiş gibi mi
oluyoruz? Kullanıyorum ki demiş gibi
oluyorsunuz ama hani tam sanıyorum ki denk gelmiyor.
Arada bir kelime zaten böyle ama hani ipin uber soyut dediğiniz
zaman direkt olarak hani ikna olmuş ve 10'a çıkart inanmış bir
şekilde bağlı olduğunuzu gösteriyor.
O kelimeyi daha söyler misin? O graydın anlamına geliyorsa
derecelendirme over walri youde karşılığı olabilir sanki.
Orada overi için başka bir kelime daha kullanıyorlar.
Ama karıştırmasının adlandırması.
Yani fazladan fazladan değer vermek gibi bir şey.
Ubersoy nasıl telaffuz ediyorsun bilemedim.
Uber soygun diye bir kelime. Nasıl yazılıyor?
Bildiğimiz uber en baştaki daha üstündeki de Zonguldak Edirne.
Urfa'nın musu, giresun'un gesi urfa'nın usu yine Niğde
giresun'un. Biber soygung.
Soyg ama overw diyebilmek için cem birinci.
Yani first person perspektif olmaması gerekiyor.
Birisinin öyle adlandırması lazım.
Yani benim over youtube IM demez kimse ya.
Doğru. Orada aslında derencelendirme
içsel olarak yapılan bir şey. Hocam hani başkası tarafından
yapılan bir şey değil, doğru aslında timuçin de diyor.
O açıdan öyle. Yani öyle bir anlam farkı var
onu söylemiş olayım. Bu bölümün sonunda yine bir
ressam ve resim hakkında bahsetmek istiyorum.
Bugünkü. Bölümün sonunda ben paul
sezen'dan bahsedeceğim. Paul sezen, 1.839 yılında
fransa'da doğmuş. Kendisi aslında hukuk okumaya
başlıyor. Daha sonrasında hukuku hukuk
okurken bir yandan bir yandan da resim dersleri almaya başlıyor.
O dönemde 1.861 yılında paris'e taşınıyor ve çocukluk arkadaşı
emir'de olanın yanına gidiyor. Daha sonra luvurda ve isviçre
sanat akademisinde çalışma fırsatı buluyor ve ünlü
ressamlarla beraber eee çalışabiliyor benim pause.
Sezen'le. Ilgili söyleyebileceğim.
Şey post depresyonist. Olduğuyla ilgili bir bilgi, onun
dışında bugünkü resim olarak da monse büyük duvar.
Viyadik tofta. Arc reur balığı isimli res.
Mini tercih ettik, 1.000. 882 ile 85 arasında yapılmış bir
resim bu. Şu an metropolten müzesinde
sergileniyor. Bu sezanın çizdiği dua
resimlerinden biri ve oldukça güzel görünüyor.
Biz dinlediğiniz için. Teşekkürler haftaya.
Tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean