Acayip Sanrılarda Acayip Olan Ne?
Bu bölümde acayip (bizarre) sanrıları tartıştık. Bölüm sonuna doğru sınıflandırmadaki hataları da ele aldık.
Merhaba dikensiz gül bahçesi vaat etmiyoruz podcastinin yeni
bölümünden size sesleniyoruz. Ben doktor tatil olamaz.
Bu potket bölümünde profesör doktor cem akbaşoğlu, profesör
doktor timuçin ral ve doktor ibrahim elk bölüm ile beraber.
Geçtiğimiz hafta insanlardan bahsetmiştik sanrılardan
bahsetmiştik bu hafta biz. Aryada acayip diyebileceğimiz
tanrılardan bahsedeceğiz. Ben bunun için sözü tem üçun
hocaya bırakayım. Mümkün gayri varit gayrim gayri
varit meselesi. Ben hazreti isa'yim demek mümkün
çünkü. Mesih olarak geri geleceğine
inanılıyor ama ben hazreti muhammed'im demek gayrim mümkün.
Çünkü o son peygamber ve öldü. Dolayısıyla biri mümkün ve gayri
varit bir tanesi gayrim gayri varit.
Biz bunu anlatırken genellikle hep şeyi konuşuruz.
Hani beni uzaylılar kaçırdı dediğinizde gayrim ve gayri
varittir. Karın beni aldatıyor dediğinizde
gayri var ama mümkündür deriz. Dolayısıyla bir tanesi, gerçeği,
bir tanesi gerçek olmayan bir. Sanayi ya da inanışı anlatır
gibi olur ama bu peygamberlik meselesine geçen hafta
söylediğimin üzerine tekrar düşününce orada da öyle gibi
sanki. Ama biz hani bu bunları değil de
belki hakikaten biz anidiri konuşalım ve cem bizlerı nasıl
tanımladığımı söyleyeyim mi? Diye.
Evet, yani bizar için yapılmış çok fazla tanım var.
Hepsini okuduktan sonra. Benim sevgili öğrencim Yunan
gülşen'in isteği üzerine hazırladığım bir tanım vardı.
Orada şöyle diyordum, şimdi bunu tartışalım.
Siz de bütün eleştirilerinizi ve farklı düşüncelerinizi söyleyin.
Mizah bu arada en yakın Türkçe kelime ne diyebiliriz?
Tuhaf acayip. Çeşitli sorayım.
Evet tuhaf acayip. Acayipten daha uygun bir başka
sözcük yok. Acayip dimi sanki tuhaf biraz
daha. Iıı bakalım yani tuhafla acayip
arasındaki ayrımı ben şu anda. Şey yapamayacağım.
Sen. Söyle tanımını peki yani?
Benim tanımım da şu var ki? Kimin sağduyuya aykırı olduğunu
yani normal olmadığını hastalar işaret ettiğini gerçek yani.
Fachevel olmadığını. Anlamak için ruh sağlığı
konusunda eğitimli olmasına gerek yok.
Buna bakmak lazım. Yani ruh sağlığı konusunda
eğitimli olmayan ama gene de sağduyu aykırı olduğunu yani
normal olmadığını hastalığa işaret ettiğini ve bir vakıa bir
fark olmadığını anlayabildiği düşünceler bu.
Kimler bunlar zekası normal olacak bu kişilerin yani
bilişsel kapasitesi en az ortalama olacak.
Bir de içinde büyüdüğü ve bulunduğu kültür o.
Hastanınkiyle tırnak içinde ya da o sanrıya sahip olan
kişininkiyle aynı olacak. Yani zeka normal özetle kültür
hastanınkiyle aynı büyüdüğü bulunduğu ve sağduyu aykırı
olduğunu anlamak için ruh sağlığı konusunda eğitimli
olmasına gerek olmayan bir düşünce içeriği yani duyar
duymaz o bir hezeyandır diyebilmesinin kolay olduğu bir
düşünce içeriği diye tarif ettim.
Güzel, doğru. Katılıyor musun?
Yürekten katılıyorum. O yüzden acayip de uyuyor zaten,
çünkü acayip de şey demek yani. Yadırganacak denli olağına
aykırı. Kahve hışırtıcı.
Olağına aykırı evet. Evet, bir de bir ikinci anlamı
daha varmış, onu bilmediği bilmiyorum.
Bilmediğimi fark ettim. O da.
Şu benzeri olmayan çok değişik. Unic yani gibi bir anlamı da
var. Evet bu da hoş aslında.
Biricik yani aynı kültürde olan başka hiç kimse de olmayan bir
inanç. Evet, dolayısıyla bu da mesela
biz ara çok uyuyor. Bu haliyle bakınca tuhaf
alışılmamış olan, kanıksanmamış olan bize bize tuhaf gelen
yadırgadığımız yadırgatıcı filan gibi anlamlar taşıyor ama
acayip. Daha bu şeye uygun bizora uygun.
O zaman. Şey yapalım mı böldüm senin
pardon? Ya rica ederim bir tek hani
bizar sanılıyor, yanlışlıkla belki onu.
Da o başka hani? Bizar bundan rahatsız anlamına
gelen Arapça bir. Kelimeden.
Izar olmak diye bir şey var. Evet, OO durumdan rahatsız olmak
izar. Tam etimolojisinde.
Biraz bıkmış, usanmış filan karşılığı da var ama bezmiş
bulamadığım kelime bezmiş. Onun için bizar olmuş.
Hâlbuki diğeri bizar olan. Acayip.
Acayip anlamına geliyor daha çok hatta.
Hatta Farsça bizar yanılmıyorsam aslında kökeni Arapça değil de
Farsça. Onun anlamı daha çok ayrı düşmüş
gibi bir anlamı var yani. Öyle mi?
Evet dar olmanın. Evet, bir dar olmak değil de
bizar olan ayrı düşmüş olan. Pardon.
Ortalamadan yani bu daha acayip'e yakın yahut işte bizar
sahradaki bizarın karşılığı olan farklı yanlış hatırlamıyorsam
onun kökeni halbuki incildar Arapça olan ve o şey yani işte
bezmiş olan rahatsız. Olan bıkmış olan filan gibi bir
anlam taşıyor. Bizimki sıradışı olan.
Bizimki, evet. Acayip olan.
Peki o zaman soru şu, neden şizofrenini için patagenomiktir?
Yani şimdi değil de o zaman öyle olduğu iddia edildi.
Onu biraz anlatalım şimdi arkadaşlar anlatın yani
patagomonik zannedildiği zamanlarda timuçin de biz
büyüdük. Evet sonra.
Patutchin aileydi. Olmadığı gördük ve gösterildi.
Ahmet tiryakinin tezi var aklıma gelen başka bir çok çalışma da
vardır ama Ahmet tiryakinin tezinde mesela bir zarrıların
sadece şizofreninde değil, başka tanılarda da mevcut olduğu vardı
ama onu başka gösteren bir sürü çalışma da var.
Tabi ben şimdi türkiye'den arkadaşımızı örnek gösteriyorum.
Bir kere bizar sancı hiçbir zaman patik değil, herhangi bir
şey için. Bu konuda hem fikiriz herhâlde
dimi. Aslında hiçbir şey patagramonik.
Haklısın ki yani evet, o kadar doğru.
Ben de tam ana akım psikiyatrinin içinden gibi
konuştum ya. Patokomonik değil sanki
patogomonik olan şeylere inanıyor musun?
Gibi bir. Şey var ama gene de hani geçen
hafta da konuştuklarımıza da yine bağlayarak.
Yine de acayip olan ayrı kısa olan bir zar olan şey yin.
Hastalık konusunda da tıpkı olağan sağlıklı durumlarda
olduğu gibi olağandan ve sık rastlanandan ayrışıyor olması
beklenir belki dolayısıyla belki.
Hipotezi öyle kurmak mümkün tamam şizofren için patagononik
değil belki ama yine de psikiyatrideki diğer hastalıklar
içinde bizar olanların kümelendiği başka ya da
kümelendiği hastalıklara baktığımız zaman ya da durumlara
baktığımız zaman hastalıklar da demeyeyim.
Belki bazı özellikler taşıyor olabilirler mi?
Geçen haftaya yine gönderme yaparak tahsinin verdiği
örnekte, otoimmün enstitü olan kişinin ben hazreti muhammet'im.
Sen arasına sahip olması gibi. Hani biz bunun?
Niye niye bir tek otoimmün en sefalite?
Diyor. O temin ensefalite olmayabilirdi
de epilepsi olabilirdi. Yahut da işte başka bir tır.
Nak içinde organik patoloji olabilir.
Ların şey sekonder psikozlar değil mi?
Öyle bir şey bende diyorum. Ki öyle düşünüyor musun peki?
Böyle olabilir mi? Diye soruyorum.
Hayır, hayır, böyle bir hani bunu iddia edecek durumda zaten
değiliz ama. Tecrübem yok öyle.
Ama şunu söyleyebilirim, bu kadar yıllık bakırköylü olarak
yine de daha çok canlı görsel var sanılar ve bu acayiplikte.
Sanrılar olduğu zaman bunun olağan sıra dışı gördüğümüz
hastalıklar dışında bir şey akla getirmesi ve bunun üzerine
düşünmek bizim pratiğimizde vardır.
Tamam o zaman bunu şöyle özetleyelim mi?
Bence buna katılıyorum. Doğru.
Bildiğimiz birincil psikiyatrik tanıların tanımına tam uymayan
ve acaba başka bir şey mi diye düşündürtecek durumlar.
Çok doğru yani. 4 dörtlük dslarına uymayanlar şimdi kendi
gördüğüm bizar tanrı ve diğer verdiğin özelliklerle seyreden
hastalarımı hatırlıyorum. Ya hakikaten bak şu anda
düşündükçe ben sana katılmaya başladım.
Hemen hepsi sekonder izlenimi veren şeylerdi.
Evet. Evet.
Yani daha çok. Sanrı ve varsaların içeriğinin
zenginliği bunu akla getirirdi zaten ama.
Acayip iyi de keza akla geçti. Başka özellik söyleyin o acayip
diyen le o acayiplikle karşıt olabilecek bir başka özellik
tedavi ye cevap verdikten ya da işte o süreç bittikten sonra.
Bunun ne kadar acayip olduğu konusunda ki anlayışı çok
yeterli olan kişiler. Evet.
Nasıl olmuş da ben böyle düşünmüşüm yahu?
Diyelim buna şaşıran dimi? Yani.
Sanki başına, yani nöbet geçirmiş gibi diye yani gibi
diye söyleyebiliyorum. Onun için mesela orada da belki
bunu manida yine konuşuruz ama grandözeanlarla ya da sanrılarla
enormitite devasalık tanrıları ve zeyanları da birbirinden
farklı. Enormitite, yani ne kastediyorum
bununla? Hani işaretlem, dünya boğulur
gibi bir şeyden. Bahsediyorum john, siteden ayrı
sor bir şey. Evet, yani kişi diyor ki mesela
benim 40 tane eşim var, 500 tane devam var, 800 tane otelim var
falan gibi şeyler. Evet evet böyle hastalarımız
oldu. Yani bizde tonların
söylediklerini kendi ağızlarından naklediyorum bu
dev. Bu deva sağlık yahut akışkalın
örneğindeki onu. Şu şeyde de anlatmıştın sanırım
tedx konuşmasında da yani otobüsten iniyor ve adına.
Adımını atıyor ve o şekilde kalıyor.
Bir ayağı havada bir ayağı yerde bir katonik tablo.
Acile kaldırmak zorunda kalıyorlar kişiyi sonra işte
iyileştikten sonra soruyorlar yani neydi otobüsten inince
böyle olmanın sebep olan şey? O da diyor ki adımımı attım ve
fark ettim ki tam dünyanın ortasından geçen çizgiye
basıyorum. Adımımı ileri atarsam dünya o
tarafa devirecekti. Geriye doğru atarsam bu tarafa
devrilecekti. Öyle kala kaldım, hiçbir yere
adım atamadım. Diyor bu bir bu artık grante
değil bu enormitte. Ve bu tür enerji fezyanları.
Için geçmişte çok eski, daha eskiler yani bizden daha eskiler
masar Osman zamanında örneğin enormit tasarlalarının daha çok
paralizi jenerale. Yani sifili'e bağlı bir
ensepfilite ve 10'a çıkart seconder olan psikoza karşılık
geldiği yazılır çizilidir bakarsak yani yine aynı yere
geliyoruz. Böyle bir acayiplik ve.
Yine onu bilmiyordum. Mesela bu paralizi generalle
arasında bir bağlantı olduğunda daha çok orada olduğunu, çok
makul, çok çok makul. Bir acayip Ergani.
Erganihlinde söyle abi sen söyle.
Bir acayip savi bizler sanrı örneği verebilir misiniz tam bu
arada. Işte çok güzel, ben de
diyecektim. Şimdi herkes için bizar niteliği
taşıyabilecek bir tanrı örneği. Tabi buraya nasıl geldin?
Diye sorduğum hastam yani kapı kapalıydı.
Nasıl geldin içeriye dediğimde duvardan geçtim demişti mesela.
Tamam, şimdi benim tanımıma uygun mu bu?
Bunu duyan kişinin zekası normal bizar diye bunu niteleyen
kişinin zekası normal yeterli. O hastayla aynı kültür içinde
büyümüş ve bulunuyor ve bunun sağduyuya aykırı olduğunu
anlamak için ruh sağlığı konusunda eğitimli olmasına
gerek yok. Bence öyle.
Tamam. Yani yıkık olmayan bir duvarın
içinden geçebilmesi için e gaz bile geçemeyeceğine.
Göre. Peki bir de bazılarının bizar
diye değerlendirebileceği ama herkesin bizar demekte fikir
birliğine varamayacağı bazı şeyler söyleyelim mi?
Tabii uzaylılar tarafından kaçırıldım.
Da tam benim beklediğim cevap buydu.
Hıhı. Tahsin merkezin boyutunu yaşıyor
olabilir belki yani almanya'da cin herhalde daha şey
görülebilir. Evet biz bir zar görülebilir.
Biz görüyorlar da şeytan çıkaracağız diye insanları
yakmış bir kültürden bahsediyor. Yani orada da cin yok.
Şeytan var yani cinayet veya. Evet yani mesela bize 3
harflilerden söz eden biraz. Hastaya doğrudan bizar bir
heseyanı var dememiz? Çok kolay olmayabilir, öyle
büyüdüyse. Ayakları ters falan diyor.
Şöyle çok hoş şeyler olurdu. Bakırköy'de çalışırken bize.
Fatih'teki bir cemaatin üyeleri tarafından getirilmiş bir
hastamız vardı. Mesela bu tür.
Iddialarda bulunan ve bizzat o. O tarikattaki arkadaşları
tarafından getirilmişti. Ve böyle iddiaları vardı.
Yani aldığı kokular her yerden gül kokuları alıyor olması işte
efsunlandığına inanıyor olması filan.
Onlar çok net olarak bunun gerçek olmadığını yani gerçek
olmadığını demek ne kadar doğru bilmiyorum da inançları
doğrultusunda sağlıklı bir düşünce olmadığına karar vererek
getirmişlerdi ve nitekim. Uzun incelemelerden sonra
gerçekten kompresöryan nöbetler bulmuştuk.
Işte hayır, onu diyecektim. Ibrahim ile Tahsin hatırlar
benim bir gül kokuları duyarak manik olduğunu iddia eden bir
mani mani tanısı kondu. Bir hastan vardı.
Sonra mito kondüel hastalıkla çok öz bağlantılı özellikleri
olduğu ortaya çıktı. Hiçbir zaman kanıtlanamadı çünkü
onların laboratuvarda fos negatif olma ihtimalleri yüksek.
Ama önemli olan şu yani. Koku halüsinasyonlarıyla beraber
evet bize ikincil olma ihtimali çok çok yüksek olduğunu,
şizofreni deyip geçmenin çok büyük bir eksiklik olduğunu
gösteriyor. Kesinlikle yani üstün afyonları
konuşmuyoruz, onları da herhalde konuşuruz ama koku varsa nasıl
gibi çok arkaik çok temel bir. Duyul modelini kullanan bir
varsanın zaten genellikle. Ya da çoğunluk kayada nasıl
diyelim? Primer bir psikotik tablo
olmadığını düşünmek de yine bizim.
Ayırıcılık gereken bir. Yaşandığımız yollardan bir
tanesidir. Evet çok.
Ikincil ikincil olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ben hiç
düşünmemiştim. Hatta şöyle söyleyeyim.
Bütün duyu organları. Taklit edebilirsiniz,
hissedebilirsiniz aşağı yukarı. Keza hipnoz uygulanan ve telkin
verilen kişilerde mesela kendisine dokunulduğunu, filanca
sesi işittiğini ya da bir takım şeyleri gördüğünü.
Telkin edebilirsiniz ve kişi bunları yaşayabilir ama birisine
bir koku aldırmak ve bir koku telkin etmek neredeyse
imkansızdır çünkü. Kişinin siz de yapamazsınız.
Şimdi ben size desem ki şuranıza dokunulduğunu hissedin.
Aşağı yukarı deneyimleyebilirsiniz.
Kafanızda uğraşabilirsiniz ya da gözünüzün önüne bir görüntüyü
getirebilirsiniz. Bir sesi aşağı yukarı tahayyül
edebilirsiniz ama bir kokuyu yapamazsınız.
Mümkün değildir. Çok güzel.
Dolayısıyla. Koku var sanısının da ve koku
var. Sanısından yola çıkan bir
hezeyanın da aslında. Tamamen farklı bir şeye işaret
ettiğini, daha temel. Temel daha arkaik bir.
Biyolojik oluşuma işaret ettiğini belki bunu da söyledi.
Arkaik arkaik doğru tabi çünkü sürünmeyen birinden kaynaklanan
sürüngen beyninden beri cut olan bir yerden.
Bol faktör bağımdan. Evet peki.
Beyindeki anatomik şeyi de izleyi de diğer duyurganlarından
farklı. Değil mi?
Daha derinde zaten ve o yüzden de ancak temporal lobu.
Hedef alan bazı rahatsızlıklarda işte kompleks parsel nöbeti
örneğini onun için vermiştim. Oranın uyarılma olasılığı daha
yüksek olduğu için ortaya çıkabiliyor.
Ne tuhaftır ki kompleks parsel nöbetler çoğunlukla mistik
sanrılara da eşlik edebiliyorlar.
Ve. Bazen de altından bu tür
durumlar çıkabiliyor gerçekten. Burada küçük bir müzik molası
verebiliriz. Bugünkü müzik parçası olarak
geçen haftadan devam ederek 4 mevsim konçertosun'un
vivaldi'nin kış bölümünden allegro dinlemeye devam
edeceğiz. Daha sonrasında tekrar
birlikteyiz. Tekrar birlikteyiz, ben sözü
ibrahim'e bırakayım. Benim aklıma bir şey geldi,
biraz spekülatif ama böyle 20. Yüzyılın başlarından 19.
Yüzyılın sonunda da belki. Şizofreni atfedilen bir şey var
burada düşünceler. Bambaşka bir evrenden geliyor.
Mesela bizar dediğimizde bu şeydir.
Nasıl desem bu? Paylaştığımız dünyanın.
Olgularıyla alakasız ya da onların dışındadır yetmiyor
mesela schneider şey diyor. Kendi arasında münakaşa eden
sesler Kazım hoca ile çevrirdi. Kendi arasında münakaşa eden.
Ses eden mi diyordu? Evet, mülakaşa diyor.
Münakaşa eden sesler hastadan üçüncü şahıs olarak bahseder.
O şöyle yapıyor, şu an mutfağa gidecek Sneijder bunu böyle
belirtiyor. Hastanın hijiyi diye bahseder.
Kendi arasında münakaşa eder sesler ve bu üçüncü şahıs
şeyini. De kipini de özellikle
vurguluyor. Burada örttük olarak şu var.
Psikotik depresyondaki kişi ben işte günahkarım ben lanetlendim
gibi birinci şahıs ya da ikinci şahıs ile sesler duyabilir
mesela. Sen işte şöyle iğrenç bir
adamsın gibi bir ses duyabilir ya da bipolar mani.
Hastası demir veren. Evet, bipolar mani hastası ise
işte sen mükemmelsin gibi yine ikinci şahıs gibiyle sesler
diyor ama şizofreni söz konusu olduğunda kişinin kendisinden
tamamen kopmuşçasına bir üçüncü şahıs gibiyle sesler duyar diye
söylüyor. Aynı şekilde hem.
Depresyonda hem manideki psikozlarda genel bir kabul
vardı ya artma da kabul edilmiyorlar.
Duygu durumuna daha çok uyumludur mesela.
Ama şeyde şizofreni de bu öyle olmak zorunda değil.
Duygu durumla uyumlu değil gibi. Bana öyle geliyor ki şey kısmı
da bu acayip sanrılar bir zarflarında şizofreniye atfı
yine şizofren ile ilgili böyle bir ön kabulden kaynaklanıyor
olabilir. Yani şizofreni dediğimiz durum
bu psikoz yaşantılarının tamamen kişiden ve dünyadan kopmuş.
Bir halde yaşantılanması demek oluyor gibi.
Aynı zamanda şunu da çalıştırmıyor mu?
Üçüncü şahıs olarak kendisinden söz ediyor olması daha önce
senin yazdığın makalede olduğu gibi yalın kendilik duyumuyla
ilgili bir eksiklikle de bağlantılı değil mi?
Yani yalın kendilik duyumunda bir kusur olmasa pre reflektif
sen sor sen de bir. Eksiklik olmasa.
Belki üçüncü şahıs olarak onun hakkında konuşuluyor, olmayacak.
Evet kendisi yok. Kendisi başka birileri onu
hakkında konuşuyorum. Hatta ben onu oradan multipl
personeltiğe bağlayayım. Çoğul kişilikte olan şey de
yaşantıda çok benzer değil mi? Ve yine orada da yine asıl.
Asıl kendilik ya da kişilik neyse ne diyeceksek egoist
hangisidir? Sorusun cevap bu yok ya var ama
yok. Tam böyle zaten bu birinci sıra
belirtileri şeyler için o kendilik yaşantısı ile ilgili en
kuvvetli gösterilen deliller ya bir de bir ikisi dışında hepsini
kendilik, işte sen of selfle ilişkilendiriliyor.
Yani o kendiliğin kendini var hissetme ile ilişkilendiriliyor
hakikaten. Böyle yani aslında direkt öyle.
Aslında bize şey göstermiyor mu? Yapılmış en güzel kuram yani bu
benim şahsi görüşüm bloner'nki değil mi?
Asosyal kusuru yani de asosyalsyon, tosyasyon, otizm.
Affettin ııı şey oldu. Otizm derken nie dönmeyi tabii
kastediyorum. Tabii ki yani otizme bir nitelik
olarak söz söylüyorum tabii hastalık olarak değil herkesin
sonradan 4 adi'ye kısalttığı kendisinin 4 a demediği halde ve
andivans ve bunların içinde de temel belirti.
Hem temel hem primer belirti olarak mevcut olan asosyal
kusuru işte o yüzden. Timuçin'in demin hatırladığı
dizisiyatif kimlik bozukluğu. Bana hiç yabancı gelmiyor.
Çoğunlukla şizofreni iyi karikatürize etmek için en çok
kullanılan kalıplardan bir tanesi.
En ciddi yanlış anlaşılmalardan ya da yanlış yönlendirmeleri
çoğu. Kişilik değil mi?
Evet. Hem saz şizofrenni de diş
sosyalonun kapı dışarı edildiğini söylüyor.
Aslında timuçin özen direkt bu örneği vermesi bence o açıdan da
manidar şizofreni de biz diş sosyatif yaşantıları falan hiç
umursamıyoruz. Yani psikotik değilse sana öyle
gelmiştir deyip geçiştiriyoruz. Ki biz adiydi sosyalonun ta
kendisi değil mi? Bizi.
Yanıltılan şeylerden bir tanesini söyleyeyim mi?
Yani gene kendi hocamla ilgili olumsuz bir şey söylemiş
olacağım. Ama 80 ikide negatif belirtileri
şizofreninin parçası olarak tarif ettiği zaman.
Oradaki bu röler kuramındaki otizmi ve asosyalsyon
kusurlarını görmemize engel oldu ve aslında hani geçen hafta söz
etmiştik. Tip bir tip, 2 ayrımı var işte
başka ayrımlar var falan defisit var.
Hepsini tek hastalık olarak gördüğümüz zaman iç tutarlılığı
çok düşük bir şeyle karşılaşıyoruz ve asla'nın otizm
arttı. Psikoz olduğunu görmüyoruz.
Yani bunları negatif belirtileri o güvenici jackson'a özenerek.
Sanki eklediğinde o negatif belirti denen şeylerin ilaç yan
etkisi olabileceğini, otizmin göstergeleri yani otizm
niteliklerinin göstergeleri olabileceğini filan.
Görmemize engel olmuş oldu ya iyi bir şey yapılmadı.
Negatif belirte tarifi yapılarak.
Ama işte o şeyin. Kategorizasyonun şahikasında
olduğu bir dönemden bahsediyoruz cem yani.
Önce bir de doğru, ama bir de yani onu.
Biyolojiye uyarlandı. Bir katkı yapmak isteme
hevesinin de bunda etkisi. Vardır yani hocan hakkında ileri
geri konuşmayayım, şimdi olabilir.
Ben ben de ileri geri konuşmuyorum.
Heves heves hepimiz de vardı abi ben de zamanında şimdi sebebini
bulacağım diye dolanıyorum. Şimdi cem hoca gibi hocasını da
gömmeyelim ama. Dilesinin biliyorum.
Toki'yi anlıyorum ama yani bu negatif belirti tanımı daha.
Çok neyse Andreas sen dedikodusu yapabilirim ben de yani başka
yerden. Hocam negatif belirtti tanımı
yani o zamana kadar gelmiş olan zengin psikopatoloji içeriğinin
bir kısmını çöpe 60. Gibi olmuştu.
Jackson'a özenerek hepsini çöpe attı ve şizofren.
Evet orada. Kitabında özetleyerek anlatmaya
sebep. Oldu.
Ben tezimde düşünce bozuklukları çalıştım ve negatif belirti
dediğimiz bir çok. Bu arada beni ciddiye alındı
diye söylemedim. Düştüğümüz bozukları çalıştığım
diye. Alıyoruz.
Acaba ayrı öyle başlar var. Ya fena dedi ciddiye alıyoruz.
Ben düşünce bozukluğu çalışan biri olarak böyle lafa
başlarlar. Ya öyle bir başlangıç değil
yani. Şöyle kaç kişisiniz, ibrahim?
Hocam fazla var ya. Herhalde duş kaç kaç kişisiniz
yani toplam. Düşünce bozukluğu çalışmış
tezinde kaç kişi vardır? Yani.
Türkiye'yi soruyorum. Çok belki var ama özellikle talt
gibi kapsamlı bir şey çalışan herhalde 2 kişiyiz hocam ya.
Yani kapsamıyla ikiye daralttın ama daha geniş düşün lütfen.
Yani 5.000 tane psikiyatrist var.
Bunların yüzde onu sadece. Şizofreni çalışmış olsa 500
kişiye der 500 kişinin kaçı sadece düşünce bozukluğu ile
ilgilenmiştir. Doğru.
Mu e yani. Oradaki deneyim de çok.
Ciddiye alıyoruz abi sen devam et.
Oradaki deneyim de şeyi fark ettim.
Yani bir şizofren hastasıyla görüşürken yani negatif belirti
dediğimiz şey. Her şey bir kere negatif bir
belirti değil. Yani bir defisit değil.
Artı bu bunlar kendi içinde belli zenginlikler içeren
durumlar. Yani herhalde nansi undersen'in
yaptığı şey bu. Zenginliği oldukça kırpmak bu
damak oldu yani. Istemediği hâlde aslında çok
enteresan, yani psikopatoloji bilen ve hastayla yaptığı
görüşme hep söylediğim gibi röportajdan çok karşılıklı bir
sohbete benzeyen bir insandı. Ama kuram'da Hawking ziyackson'a
çok özendiği için ve yepyeni bir şey getirmek istediği için o
kortikotalamo serebel loortikal yolak'la ilgili olarak
buluşunun. Ismetri.
F. Ismetinin söylenmiş hiç söz yok
ama. Üstüne söylenmiş söz yok ama ııı
şiddeti üzerine yapılmış yeni bir yazı veya araştırma da yok.
Yapmıyorlar, yapsınlar. Yok yani.
Bir gün bir gün kodu ismetçi konusunda yaptıkları
anlaşılacak. Onu bir kenara koyalım.
Ha aslında yapılanın o olduğu mu anlaşılacak diyorsun?
Yani hayır cogtif disnnetçi konusunu getirmiş olmasının ilk
kez böyle tartışmış olmasının önemi anlaşılacak.
Bu ben nereye gider bilmiyorum ama hani şey olamadı.
Pozitif negatifle bir yere gelemedi ama bir gün en jo
andreas'nin adını bu yüzden çok anacaklar.
Günü geldiğinde diyorum. Yani, evet doğru, hem o doğru
hem de yani lensinin adının birçok yerde anılacak olduğuna
kesinlikle katılıyorum. Çok çok büyük katkıları.
Var. Çünkülemenin de en az hatayla
yapılan araştırmalarını yapmış olanlardan biri ama yani bu
negatif belirtiler. Şizofreninin özünde.
Genetik yatkınlık olarak yani kompleks streetler olarak çok
genli küçük etkili genlerin etkili olduğu rahatsızlıklar
olarak otizmin ve psikozun birlikte mevcut olduğu durumlar
olduğunu gözden kaçırmamıza sebep oldu.
Bence evet o yüzdendir ki yetişkin otizmine uygun olan pek
çok vakaya hala. Deskrtif olarak baktığımızda
şizofreni tanısı koymaya devam ediyoruz.
Yanlış olarak doğru değil. Doğru, ama işte o dönemin ruhu
buydu diyorum ben de tekrar yani.
Ben oğuz arkan için 1.900 altmışların başında hevesle o
zamanın noes ve colbe ya şimdiki kaplan gibi text book'u okuyup
oradaki dinamik. Psikanalitik kuramı özümseyip
gidip. Amerika'da bunu çalışacağını
zannederken sen louis'de semil güzel'le karşılaştığında bırak
bu saçmalıkları deyip onu kenara bıraktırıp 10'a çıkart.
Devasa bir histeri çalışması yaptırması ve o hisleri
çalışmasının da üstelik tamamen. Deskcriptif bakışa hizmet eden
bir çalışma olması sonrasında da işte final vesaire gelişimi
biliyoruz. Işte.
Bak. A ben onu timuçin ben onu hiç
bilmiyordum, baş. Lı başına bir bölüm yapmalıyız.
Yani finer diyor bunlar. Kayınvali ve Samuel koza'yla
karşılaşmasaydı yani? Okur, çalışma arkadaşı, beraber
iktisat. Yaptıkları kişi George.
Noker onları. Bakırköy.
Günlerine davet oluyor şeyi evet hocası.
Hocası işte böyle birbirimize akraba alıyoruz giderek bu.
Onları Bakırköy günlerine davet ettiğimizde yani Semih güzel ve
George winoker geldiğinde 1.900 doksanda bayaca kuvvetli bir
kategorik ve descriptif psikiyatri rüzgara esiyordu
biliyorsun ki. Sana ben gelemedim, iyi ki
gelmemişim. Güzel varmış.
Doksanız çok söz, bayram, Karasu vardı.
Yani bayağı önemli bir henren Allah vardı.
Onu gördüm, dinledim onu da kaçırdım.
O zaman o zaman hem de bayağı şeydi popülerdi filan şizofreni
çalışıyordu. Şunu söyleyeceğim, yani buradan
nereye gidiyorum? Çağrışımları onu getirdi.
Bir sonraki Bakırköy günlerine yani ondan 3 yıl sonra bu kez.
Biyolojik psikiyatride fukuda'yı orven yolu ve pier flor henry'i.
Ben orada. Vardım işte vardım.
Orada, yani bunu şunun için söylüyorum.
Pier flor henry'a şeyi sormuştum, o biliyorsun da
ağırlıklı olarak elektro fizyoloji çalışıyordu kanada'da.
Ve dedim ki şizofrenini sizce daha eski insan.
Larda var mıydı yani ne zaman çıktı bu ortaya?
Mesela kro manyonlar ve neondar tellerin şizofreni olduğuna dair
bir kanıt var mıdır, bulunabilir mi, ne dersiniz?
Diye sormuştum. O da bana dedi ki.
Güzel bir soru sordu. Zor soru sorunca öyle derler ya.
Bence yoktu dedi. Çünkü şizofreni denilen hastalık
düşünce bozukluğudur ve lisanla. Lisanlı bedeli kravanın lafı da
bu. Evet.
Lisanımızın mevcut olmasının ve. Konuşuruz evet dolayısıyla.
Düşünce. Oluştuğu andan itibaren.
Ve tabii. Her insan biricik olduğuna ve.
Her düşünce de yine biricik olduğuna göre oradan bir
kategorizasyona gitmeye çalışmak ne büyük bir aslında.
Gaflet bir yandan bakınca ama bir yandan bakınca da ne büyük
bir ihtiyaç aslında. Çünkü bu bu bu tablo var ve onu
tedavi etmeye çalışıyorsun ve tedavi edebilmek için ancak
bilimin kullandığı yolu kullanıp onları gruplamaya çalışıyorsun.
Başka bir şansın yok. Ama bunu bir yandan öyle
yaparken bir yandan öbür türlü düşünebilmenin mümkün olmaması
bizi ta buralara kadar getirdi. O yüzden yani dönemin ruhu oydu.
Yapabilecekleri bir şey yoktu. Hocam bu dediğinizle ilgili
maymun çalışması var ya bu arada maymunlarda şizofreni ortaya
çıkıyor mu diye çıkmıyor diye bir sonuç.
Ya işte tarak senin çalışması da var aslında ondan da
bahsedebiliriz belki sonra ya da bilmiyorum.
Şimdi ne zaman derseniz. Cem hoca'nın söylediği şey nansi
andreas'nin makalelerinde de aslında nüfuz etmiş bir çok
yerde DSM nin istenmeyen sonuçları diye bahsediyor.
Ya herhalde sizin söylediğinize yakılı bir şey.
Yani kendi konuşsekiz makalesini diyorsun, değil mi?
Yani aslında niyetleri halisti ama böyle sonuçlara yol açtı
gibi psikopatolojiyi, fenomenolojiyi avrupa'ya, şey
amerika'ya unutturdu gibi söylüyor 2. 1.020 yani fenomeni
fenomenolojiye ne oldu? Diye yaptığı bir konuşma da var.
Ben o konuşmada 2.000 yedide modilde yaptığı konuşmada
vardım. Robin nörey'le beraber ödül
almıştı. Daha sonra o american'i de
yayımlandı. Benim kafamı karıştıran
şeylerden bir tanesi bu. Yani fenomenolojiye ne oldu diye
yazan birisinin aynı zamanda o gün jackson'a özenerek nörolojik
bir hastalık tanımlarcasına negatif belirtiler tanımlayarak.
Otizmin tanınmasını şizofreninin kökünün kökenindeki otizmin
tanınmasını zorlaştıran bir iş yapmış olması.
Herhalde yani insan. Insan hata yapar.
Ama çok kullanışlıydı. O dönem için ideal her şeyi
araştırmak için ikiye ayırıp onları karşılaştırmak çok çok
kullanışlı. Bir sorun şu kolaylaştırdı ama
hepsini bir araya getirdiğin zaman pozitif.
Kaldığını belirtileri. Iç tutarlılığı çok çok düşük bir
şey ortaya çıkıyordu ve iç tutarlılık kadar bence
geçerlilik için önemli olan bir şey yok.
Yok. Otizm durum bozukluğu için zaten
benim hep savunduğum şeylerden biri.
Evet, heterojen ama iç tutarlılığı çok yüksek.
Doğru. Ben şey diyeceğim hocam.
Hani siz bizim anlattığımız şeyler bence birbirleriyle
bağlantılı şeyler aslında. Örneğin ibrahim şeyden bahsetti
ya sneijderden bahsetti. Sneijder ya neredeyse kendi
başına monotetik yani hani? Bunlar bunlar varsa bu
şizofrenidir diyebileceğimiz bir tanı sistemi yaratmak istiyor ve
bunu yaparken aslında şizofrenin alanı daraltmış oluyor bir
anlamda. Çünkü hani otomobil bütün
hepsine. Sahip bir hasta.
Bulursanız yollayın bana ben evde yatırayım yani o derece saf
bir sofremi yani hani. Doktor, evet.
Ama bence nanedreas'in yapmaya çalıştığı şey büyük ihtimal.
O eski bloğilerin tanımına doğru bir genişletme yapmaya çalıştığı
tekrar. Ama bunu yaparken biraz.
Şeyi düşünememiş olabilir dediğiniz o iş tutarlılık
meselesini çok düşünememiş. Olabilir gibi geliyor bana.
Öyleleri baltaladı. Burada ama demek ki?
Özür dilerim, ibrahim suçsuzdu ki o da skizo frannia diyor.
Yani bakarsan gerçi sonradan morris player demeye çalışmış
ama olmamış yani hepsinin içinde bir.
Hastalıkya demiyor. Skiofreni yaz.
Diyor, neyse sesin atlamışlar ama yani bir yarılma meselesi
anlamında söyledim. Özür dilerim ibrahim.
Keyifcenin burada timuçin özalın söylediği o trend meselesi
hakikaten bence önemli yani. Işte Samuel buse bir parça vin
okur işte. Sonra nance Andreas and.
DSM üçü yarattıklarında ya da yazdıklarında beklentileri
şuydu, biz güvenilirliği yüksek hale.
Getireceğiz. Güvenilirliğe tamamen yatırım
yapacağız. Zaten güvenilirlik arttığında
bunun peşi sıra gelebilecek olan çalışmalar geçerliliğe de etki
edecekler edecektir gibi bir beklentiyle çalıştılar.
Bence cem hoca'nın söylediği geçerliliği baltalar kısmı biraz
bununla alakalı yani güvenilirliğe fazlaca yatırım
yaptığınız zaman o zamanın paradigmasına göre nasıl
yapacaklar? Bir şeyleri hakikaten
operasyonel bir şekilde tanımlayacaklar.
Ve böylelerin tanımları operasyonelleştirilemeyecek
kadar kompleks ve. Ikili ilişkiye dayalı tanımlar
bu operasyonelleştirme asla gelemeyecek tanımlar ama böyle
bir beklenti ideolojik bir tutum bu aslında değil mi?
Geçerliliği biz yüksek tutacağız.
Ilerleyen zamanlarda geçerlilikle yaptığımız sağlam
çalışmalar pardon güvenilirliği yüksek tutacağız.
Ileride bu yüksek güvenilir çalışmalar geçerliliğe de fayda
edecek büyür beklentiyle yaptılar onu oldu.
Doğru, ama burada şunu da hatırladım, sen söyledikçe çok
iyi bir şey katkı yaptın. Sağ ol, güvenilirlik dedikleri
zaman kastettiği şey. Onların pek çok.
Amerikalı bilimci de olduğu gibi kuz.
Ey, amerika'nın içerisindeki güvenilirlik.
Biz bunlara dünya psikiyatrisi gibi bakıyor olduğumuz için
fazladan değer veriyoruz. Oysa onlar güvenilirlik derken
Kuzey Amerika kültürünü düşünerek güvenilirlik diyorlar.
O zaman eyvallah zaten kuzey amerika'da böyle bir
güvenilirlik sağlanabilir ama bizim için onların yaptıkları
güvenilirlik gayretleri hiçbir işe yaramadı.
Çok doğru, çok çok güzel bir nokta hem.
De bir işe yaramadı ve üstelikte.
Hani ölçekler için hep söylenebilir.
Önce güvenilirlik yani neden söz ettiğimizi bilelim ki onun
geçerli olup olmadığına bakalım. Sonra geçerli ama bizim için
güvenilirliği sağlayamadı ki geçerliğinden söz edelim.
O yüzden lensinin yaptığı şizofreni tanımı.
Bana göre zaten başlı başına güvenilir olmaktan bile şey.
Uzak yani. Evet, evet, tam olarak krizde
bence bu yani güvenilirliğin artışı işte hedeflenen şeydi.
Daha sonra geçerlilik sağlanacaktı ama güvenilirlik
bile bu geçerliğin bu kadar yokluğunda komorbidilerle farklı
tanımlarla. Güvenilirlikle, paramparça,
güvenlikle paramparça oldu gibi yani.
Çünkü evet dediğim gibi yani hepsi Kuzey Amerika için
çalıştı. Biz de kuzey amerika'ya iman
ettik. Böyle tabii krepelinin de
hakkını yemeyelim. Geçerlik deyince.
Gördüğü şeyin doğruluğunu kanıtlayabilmek için ya da
geçerli olup olmadığını anlayabilmek için doğuya doğru
gidebildiği kadar gidip. Tahsinler.
Var. Aslında onu açmış.
Raşit dersin. Evet, onun asistanı bir dönem
zaten alzheimer'la beraber ama daha doğuya doğru da hindistan'a
doğru da körfeze bir. Şeyi var, uzak doğuya doğru
hakikaten geçerli mi? Bu tanı başka yerlerde.
Ne yapan kimler var diye bir saysak mesela bir tanesi jung
bir tanesi kraphell, evet evrensel olanı bulmak üzere
uğraşanlar. Evet, evet.
Onların anılarından söz edebiliriz mesela şimdi ben emin
kraperi'nin. Memurlarını başı cuma koydum.
Tekrar geri döndüm, okuyorum. Top taşıyanılarında okuyor
musun? Evet, evet içinde var.
Biraz tarih de anlatalım bir ara.
Işte tarihi anlatacağımız zaman konutta çağıralım, güzel olur.
Fatih harcın neyi çağıralım? Evet, onu onu merkeze alır,
konuşuruz, güzel olur. Bu bölümün sonunda yine bir
ressam ve resim hakkında bahsedeceğim.
Bugünkü ressam olarak Francisco govayı tercih ettim.
Resim olarak da oğlunu yiyen satürnü size sunacağım.
Francisco goya'dan bahsedeyim, öncelikle kendisi.
Ispanya'da doğmuş ünlü bir ressam.
Romantizm makamının temsilcilerinden biri olarak
kabul ediliyor. Goya'yla ilgili söyleyebileceğim
şey goya özellikle. Kara yani içerik olarak kara
diyebileceğimiz çizimleriyle ünlü olabilecek biri oldukça
karamsar tabloları var. Kendisinin hastalıkları oluyor
hastalıkları nedeniyle bazen çalışamadığı oluyor.
Vesaire. Onun dışında kendisinin aynı
zamanda bir tanı konulamayan bir rahatsızlık nedeniyle bir
sağırlığı da oluyor. En yakın arkadaşlarından biri
doktor ve hatta. Resimlerinden biri.
Bu arkadaşıyla beraber hasta yatayındayken kendini resmettiği
bir resmi var. Bugünkü resim olarak ben oğlunu
yiyen satürnü tercih edeceğim. Onlu yen satürn aslında değişik
bir tablo. Şu açıdan değişik bir tablo
mitolojik bir öyküye dayanıyor aslında.
Şimdi baktığımız zaman burada satürn aslında roma
mitolojisinde geçiyor. Bunun Yunan mitolojisindeki
karşılığı kronos burada şöyle bir öyküten bahsediliyor, Yunan
mitolojisinde kronos ya da bizim.
Bahsettiğimiz satürn. Uranüs ve gaye'nin oğludur.
Uranus gökyüzü gaye'de yerine. Kronos zamanı gelince babasını
deviriyor. Yani uran üssü deviriyor ve daha
sonrasında da kendi çocuklarının bir gün kendisini devireceğini
öğreniyor ve ondan sonra korkuları başlıyor.
Bu korkular nedeniyle eşir ayağının doğurduğu tüm çocukları
doğar, doğmaz yutmaya başlıyor. Yuttuğu çocuklar işte hestia,
demeter, hera, hades ve poseidon olarak geçiyor.
Altıncı çocuk zeus doğacak zeus doğduğunda.
Annesi veya bir plan yapıyor. Kronos'a bir taş veriyor ve
kronos bu taşı bebeği bebeği sanarak yutuyor.
Zeus girit'te gizlice büyüyor ve büyüdüğünde babasına karşı
bilgisayar başlatıyor. Zeus kronos'u çocuklarını geri
kusmaya zorluyor ve bu da titanlarla tanrılar arasında
büyük bir savaş başlatıyor. Zeus'nin sonunda savaş sonunda
kronos yenerek tanrılar arasındaki üstünlüğünü ele
geçiriyor. Burada aslında.
Francisco goyanın resmetmiş çalıştığı şey iktidar hırsı ve
burada aile ihanetiyle ilgili bir şeyden bahsetmeye çalışıyor.
Bu tablo boyanın karanlık tabloları denilen birkaç
tabloluk bir eser serisinden biri.
Eee. Şu an madrid'de parado
müzesi'nde sergileniyor. Bunları söyleyebilirim, bizi
dinlediğiniz için teşekkürler. Haftaya tekrar görüşmek üzere
kendinize iyi bakın.
Podbean