Neolojizm ve Varsanılar
Bu bölümde Türkçe’de -sel ekinin olup olmadığını tartışmaya başlayarak yapma sözcük (neologism) ve varsanıları ele alıyoruz.
Herkese merhaba dikensiz gül bahçesi vaat etmiyoruz. Podcasinin yeni bölümüne hoş geldiniz. Ben doktor Tahsin rolas bu potket bölümünde profesör doktor timuçin oral, profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim aylak benimle beraber son birkaç haftadır şizofreni hakkında konuşuyoruz. Şizofreni hakkında konuşurken en son sanrılardan bahsetmiştik. Belki bu bölümde sanrılardan farklı olarak varsanlardan yani halüsinasyonlardan bahsedebiliriz diye düşündük. Böyle başlayabiliriz sohbete aslında.
Günümüz şizofreni tanıma biraz daha bu var sana üzerine daha da daraltılmış bir tanım gibi görünüyor. Yani özellikle işitme varsalarına yapılan atıf oldukça yüksek. Bu arada ben girişte şeyi söyleyeyim. Ibrahim'le ben büyük ihtimalle hani işitme ve görme varsanları deriz çünkü hani biz sadece tepede eğitim alırken biz görünüyor, öyle öğrettiler ve. Onun dışında kullanımı yasaklamışlardı. O yüzden hani kullanırken de biz öyle kullanıyoruz. Bu sel mi demiyorsunuz? Endişella görsel demiyoruz çünkü.
Ben de demiyorum. Işitsel ve görsel deyince şöyle, bu aslında türkçeyle ilgili bir şey, durum işitseldeki ve görseldeki şeylerin sel eklerinin aslında türkçede olmadığını, bunun sonradan uydurulmuş bir ek olduğuyla ilgili bir Orhan hoca'nın şeyi var. O yüzden hani o da bize miras kalmış bir şey. Yani örneğin işte. En bilindik örnek burada herhalde kumsal orada kumsaldaki yani salekasında kumluk alan anlamına geliyor. Yani öyle bir anlamı var türkçede. O yüzden ben o sal ekini biz çok sevmediğimiz için biz öyle kullanıyoruz onu söyleyebilirim.
Aslında jöle oldu. O iş ilk bu ortaya çıktığı zaman Bülent Ecevit onun çok. Yoğun bir şekilde destekçisiydi o yıllarda. Fiilden isim üretmek için kullanıldı. Yani işitmek fiilinden işitmeyle ilgili şeyleri kastetmek için eşitsel görmeyle ilgili isimleri üretmek için görsel tanımları. Fakat tabii her şeyde olduğu gibi kötüye kullanıldı. O yıllarda türkiye'de çokça ve çok kötüye kullanınca her şeye sel salilir hale geldi. Yani isim tamlaması bile onlarla yapılır oldu. Turkcell cumhuriyetler gibi yani.
Halbuki Türkiye cumhuriyetler kadar kötü bir şey o da çünkü türk cumhuriyetleri diye bir. Isim tamlaması şansı vardı türkçede. Parasal durum gibi bir takım Galata meşhurlar çıktı ve yerleşti. Halbuki hava durumu diyoruz değil mi? Havasal durum demiyoruz, para durumu demiyoruz da parasal durum diyoruz. Gülin bir takım şeyler yerleşti. Sonra kaldırmaya çalıştılar ama o kadar çok yerleşti ki. Onun için auditori ya da visual karşılığı aslında tam çevirisi görsel ve eşitsel olabiliyor. Yanlış değil. Ama görme varsa ya da işitme varsa desek ne olur?
Hiçbir şey olmaz. Hıhı yani? O kadar yasak kalacak bir şey mi? Yasak olduğu yerler işte parasal durum, havasal durum örneğindeki gibi olsa iyi olur. Yani isim tamlamalarına yazık ama fiilden isim üretmek için aslında güzel. Bir yoldu. Ve sıfat üretmek için aynı zamanda. Ürat üretmek için evet. Bir de seksenlerde kullanımı artan sorunsal vardı. O kadar çok karşılaşıyordum ki yeni gündemde hürriyet, gösteride, milliyet sanatta. Çözümü belli olmayan diyor. Şey, türk dil kurumu veya doğru ihtimali bulunmakla birlikte şüphe uyandıran kesin olmayan.
Problematik karşılığı. Problematik yani aslında isim yani bu bir sorumsal. Güzel gelmişken aslında yine şizofreninde çok görülen, eskiden de çok konuşulan bir şeye buradan gidebiliriz, belki varsaları da geliriz oradan ama çanta kelimeler tan. Imı vardı. Eskiden aynı anlamı yüklettiğimiz ya da bavul kelimeler, çanta kelimeler aynı anlamı yüklettiği kişinin bir kelimeyi birçok kelimenin yerine kullanıyor olması. Meselesi ne? Olojim anlatılırken, neolojmin bir formu olarak. Neolojinin de birkaç tanedir ya bir kişinin kendisinin de anlamını bildiği ve bu amaçla kullandığı bir de kendisinin de.
Tam olarak karşılığını bilmediği ama yeni bir kelime uydurarak kullandığı hatta. Hatırlar mısınız jamsen hatırlarsın wel bir Giresun. Yine anlattım derste. Evet, yani darülasyon ve neolojinin farkını böyle mi anlatıyorsun bilmiyorum ama. Yok, şöyle anlatıyorum, neolojizmi video singresiyle anlatıyorum. Yani başkasından tamamen farklı biricik ve o kişiye özgü olan, başkalarının anlamasının mümkün olmayan. Yepyeni bir kelime de olabilir. Yani hiçbir getireyim. Şu anlaşılmayan evet, bazen de tahmin edilebilecek Mayıs toz falan gibi neler olabilir diye verbi jenerasyonun bir sterotik olarak anlatıyorum.
Yani tema'nın tekrarı değil de söz kalıbının tekrarı. Tekrarı belki tekrar. Evet yani şöyle son derste anlattığım son derste fark ettim ki, konuşma bozukluklarını ve algı bozukluklarını anlatırken algılama bozukluklarını. Şizofreni başlığı altında anlatıyorum ama her birinin sonunda şey dedim kendim o sırada fark ettim. Bunların hiçbiri şizofreni özgü değil. Geçen bizim sohbette de öyle geçmiştir. Mesela ver bir jenerasyon felseverasyondan farkıyla hep anlatılır şizofreninde ama ben yani tipik bir ver bir jenerasyon görmedim.
Otizmde görüyorum. Esas aynı şeyi tekrar tekrar kalımı söylemeyi, neolojizmi de aynı şekilde kendine özgü konuşmayı. Bunlara bir örnek verebilir misiniz hocam? Yani hem ve jenerasyon hem. Yani yani tam içerikle dil örnek aklıma gelmez ama şöyle dersem anlaşılır, herhalde bağlamla ilgisi az olan veya olmayan. Herhangi bir söz kalıbını bir cümle de olabilir. Birkaç kelime de olabilir, tekrar tekrar söylemek. Yani aynı hani tekrar tekrar yapmak gibi, yani sterotinin bir sözel formu gibi düşünmekten her seferasyonu da mesela şizofreni de hep düşünce ve lisan bozuklukları başlığı altında anlattık ama perseverasyon içinde tekrarlama temayı tekrarlama için aslında asıl akla gelecek olan şeyler temas gibi veya işte alkol entexikasyonu gibi bellek bozukluğunun olduğu.
Hani psikotik depresyonlar gibi. Ha bir de düşüncenin yoksul olduğu veya aynı konuya psikotik depresyondaki gibi takılan yani. Söyleyecek şey az olduğu için aynı şeyi tekrarlayan zeka gerilikleri de. Min söylediğini unuttuğu için rakı sofrasında aynı lafı bir daha bir daha bir daha eden. Arkadaşlar. Demansı olan kişiler. Evet, perseverasyondan çok kalıbın tekrarı ya da kavramın tekrarı ve. Belge genelsiyonda kimi zaman. Sözcükler kendi içinde kafiye de oluşturabiliyorlar. Şart değil ama. Daha sık görülen formları onlar da aslında elimde.
Bakırköy'de bir zamanlar yani bundan 40, 30 sene 35, 40 sene önce hastaların. Ürettikleri birtakım yazılar vardır. Şimdi bugün 10'a çıkart çözürlükte olmadığım için bakma şansım olmadı ama bakayım onlara onlar için daha çok tipik ver jenerasyon örnekleri yahut başka neolojim örnekleri bulup size okuyayım.
Hatta onları görsel olarak da paylaşabiliriz. Twitter'da. Duyurusunun altına.
Orada çok yaratıcı, kimi zaman 5 ışıltıcı örnekler vardır. Çok eskiden bir doldurma fenomeni de konuşulurdu. Şimdilerde pek görmüyoruz muhtemelen yani bu da tabi sebebini konuşuyordum. Antibiyotik çağı sonrası değişiklikler kuşkusuz öyle olduğu da söylenir ve konuşulur ama. Yazı yazdığı kağıdın her tarafını dolduran. Yani boşluk bırakmayacak şekilde dolduran. Birtakım hasta notları yazıları vardır. Onları da yine paylaşırız. Yani. Paylaştım, bizle mi paylaştın hatırlıyorum, ben öyle bir şeyler. E geçmişte örnek göstermişimdir çokça.
Ama hani burda bu bu vesileyle hiç konuşmadık ya da yapmadık, yapalım bulurum onları çok güzel. Şiirler de var. Onları hatırlıyorum. Evet. Şu inilti kitabını paylaşmıştım. Oradakiler aslında bayağı bir kısmı gerçekten. Değme şairlere taş çıkartan güzellikte şiirler de var aralarında. Ama bu bu bu kavramsal olarak tuhaflıkların olduğu ya da kelime tekrarlarının kalıpların tekrarlarının olduğu cümleler bulacağım size ilk fırsatta. Tabii bu söylediklerinizi paralel olarak cem hoca'nın geçen eğitimde söylediği geçen eğitimdir.
Eğitimle uğraşıyoruz. Bu arada geçen kayıtta söylediği psikopatolojinin fakirleşmesi sığlaşması aslında mesela bu vergilerasyon, neolojizm perseverasyonu da vurdu. Yani şu an herhangi bir muayene notunda bu tarz belirtileri de zorganize konuşma. Olarak bulmak mümkün mesela. Yani dedi. Organize konuşma değil geçmek ama Orhan öztürkün kitabında bir neoloji örneği galiba ama condansasyona da örnek olarak Mayıs sosu veriyor. Mesela Mayıs mayıs'nden. Efendim. Bir dinin alttıra defterinden mayıstos. Ha olabilir doğru.
Evet. Şey. Oran sütun kitabını da geçiyor. Tabii mesela burada neoloji nasıl yaptığının illaki bir anlamı var herhalde hastayla konuşunca yani. Bir de direkt de zorganize konuşma deyip geçmenin şeyi yok. Mesela ben bir zamanla ilgili şizofreni de zaman deneyimiyle ilgili bir makale okumuştum. Tahsin daha önce bahsettiği bir hastamızla benzer bir şekilde yılın her bir her yılın belli bir tarihinde kıyamet kopuyor ama o tarih geldiğinde kıyamet falan kopmuyor işte seneye olacak gibi bu işte. Mesela diyelim ki 5 şubatta kopya olsun gerçekten kopmazlık.
Kopya olsun 5 Şubat günü el kıyamet kopacaktı işte seneye 5 şubatluk kopyacak yani bu mesela hastanın hakikaten zamanı algılayışının bizim özmenler orası olarak paylaştığımız dünyadan biraz farklı olduğunu gösterebilir. Bir parça buradan halisinasyonlar içinde şey bunu söylüyor. Halisinasyonlar böyle geri dönüş yapayım isterseniz filozof ve psikolog marloponty. Haliç üniversiteler için şöyle bir ifade kullanıyor diyor ki. Halisinasyonlar özneler arası dünyanın dokusuna entegre olmak ya da. 10'a çıkart dokunmaktan ziyade algılanan dünyadan yani biz özner arası olarak algıladığımız dünyadan farklı bir sahnede oynanır diyor.
Bunu sneijder'in bir halisinasyonlarla ilgili söylediğine bir not olarak düşüşüyor. Sneijder da şöyle diyor, halisnasyonlarla ilgili başka bir dünyadan bir işaret veya mesaj taşıyor olabilir. Şeyle ilgili.
Belki düşünce bozukluğundan girip. Aristinasyona bağladım ama özetle demek istediğim. Şey, yani üstünasyon bir düşünüyor muyuz bu sonuçta tabii ki. Evet, yani anlamsız demek anlamsız demek. Sadece bizim paylaştığımız dünya için anlamsız olabilir. Kişinin kendi öznel dünyasında yine de bir anlamı olabilir anlamında söylüyorum. Ve onu anlamak için de sormamız gerekir yani hani? Nesnel dediğimiz şeyi sen geçen sene anlatmıştın ya geçen seneki eğitimde nesnel dediğimiz şeyi aslında hem bedenlenmiş varlıklar olarak dünyada mevcut olmaktan hem de başkalarıyla aramızdaki ilişki bağlamında oluşturduğumuz için kurarız.
Nesnel güçlü bir şeydir. Halisinasyon için söylediğinde şu mu marlopontiden aktararak bu. Intersubjektivitenin mevcut olduğu yaşam dünyasında mevcut olmayan bir şey gibi mi demek istedim? Evet, evet. Ben görmek için olmayan mı? Paylaşılan olmayan. Paylaşılan olmayan evet bu doğru. Diş ağrısı, diş ağrısı çok güzel bir örnek bunun için yani benim diş ağrımın o hissini benden başka hiç kimse hissedemez. Diş ağrımın olduğunun emareleri de olabilir. Mesela hapse olmuştur, çürük olmuştur vesaire ama o hissi bizzat benden başkası hissedemez ama kesin ama o hissi dünyada başka birisiyle asla paylaşamam isterim.
Ama çok acı çekiyor. Sen ben de anlayıp görebilirim. Ama yine de siz o diş ağrısını hissedemezsiniz. Yani bu şu bardağı ikimizin de gördüğü gibi bir şey değil. Mesela hayatım değiştirisi çekmemişsem neye benzediği konusunda da bir fikrim olmayabilir. Yani. Nesneleri görürken duyarken haricinasyondan bahsettiğimizden algı alanında konuşuyoruz. Algıda bir ortaklık var ya algı dediğimiz şeyin kendisi direkt nesneldir değil mi? Yani bir şeyi algılıyorsak başkası da algılıyordur onu ya da. Olsa ifade ediyoruz.
Söyleyelim şimdi yani bir evin senin verdiğin örneği hatırlıyorum. Bir ya da işte aslında ben zavinin de saat örneğinde verdiği gibi ön yüzünü gördüğümüz zaman arkasından ne çıkacağını, bunun 3 boyutlu olduğunu mesela ön duvarı işte kırmızı ise arkasının da kırmızı olacağını farz ederiz ve başkalarının da onu öyle algılayacağını biliriz. Ve bunun için düşünmemize gerek yok. Doğrudan böyle varsayarız. Artı yanılsama tam olarak bu zeminden ortaya. Zaten yanılsama olmasa yanılsama olmaz. Yani öyle olması için bir tefekküre ihtiyaç duymayız değil mi?
Yani evin arkasının düşünün. Yani biz bir şeyi algılarken? Otomatik olarak bir varsayımla algılıyoruz ki yanılsama ortaya çıkıyor. Yani mesela kapı şekli gördüğümüzde bunun direkt girilebilecek bir şey olduğunu zaten biliriz ve açmaya çalışıp girmeye çalıştığımızda bir duvarla karşılaşırsak yanılsak yani aslında bize öyle gelmiş. Bu meğer bir resimmiş mesela deriz yani resim ile ilgili bir yanılsama örnek ve. Verdim şimdi aslında demek ki biz bir şeyi, bir nesneleri algıladığımızda onu işleviyle beraber anlamıyla beraber algılıyoruz.
Haliçülasyon da bu da çok önemli ya. Ya burada söylenebilecek şey, belki hani halüsinasyonlar ya da varsanlar direkt olarak bilinç akışının ya bilinç akışını bozuyor aslında. Ama burada önemli olan şey ııı. TSM nin ya da ana akım psikiyatrinin söylediği gibi sadece. Bir duyu organı uyarılmadan kendi başına bir duyum yaratmıyor. Aslında ortada olan şey bu değil ya fenomen perspektiften bakınca aslında halisinasyonlar aynı zamanda gerçek duyumlarla beraber deneyimlenen şeyler oluyorlar. Hani bilinç akışına ters olan şeyler oluyorlar.
Aslında baktığımız zaman onu söyleyebiliriz belki. Bunu biraz daha anlatsana bir. Yani şöyle hocam günümüz. Ana akım psikiyatrisindeki kabul şu şekilde, halisinasyonun ortaya çıkabilmesi için var olabilmesi için şu şart gerekiyor, herhangi bir duyu organı uyarılmayacak ve uyarılmadan hani bu şey ortaya çıkacak gibi bir duyum ortaya çıkacak gibi bir şey var. Kural var aslında. Baktığımız zaman. Et duyuyor organı uyarım adam. Evet, evet, aynen örneğin işitme varsanlarında var olan şey aslında hani zaten sorular kendilerini sorsa sorarız.
Yani çevrede başkalarının duyamadığı herhangi bir şey duyduğunuz oldu mu filan gibi bir soru sorarız ya oradaki ana mantık şu hani herhangi bir uyarı olmadan hani biz onu duyumsal bir şekilde algılarız gibi bir şey var. Burada direkt olarak algı patolojisi olduğuyla ilgili bir şey var. Aslında bu vakıf var. Yani bunu bir şeyden farklı olarak direkt olarak algıyla ilgili bir sorun olduğuyla ilgili bir varsayım var. Kabul var. Ama burada var olan şey aslında bir algı patolojisi değil. Çünkü Avrupa patolojisi olmasının yanı sıra aynı zamanda burada şey de var.
Ibrahim bahsettiği o interbjektif falanda ki zorlanmalar da var. Ek olarak onun dışında başka sorunlar da aynı zamanda buna eşlik ediyor ve bir şekilde bu ortaya çıkıyor diye söyleyebiliriz. Burada belki hani bunun dışında söyleyebilirim. Bu hastaların hani ya da ya ya halüsinasyon deneyimleyen kişilerin diyelim çünkü sağlıklı kişilerde de bazen olabilen bir durum. Bu şey artık hani kabul edilen bir durum. Burada hani bu deneyimi yaşayan kişi, örneğin illa işitmeyle ilgili bir sorun yaşamak zorunda değil.
Yani ya da işte görmeyle ilgili bir sorun yaşamak zorunda değil. Ve hani algıyla ilgili de ekstra başka bir patolojisi olmasa bile bu ortaya çıkabilecek bir sorun diye söyleyebiliriz belki ama bununla ilgili şey örneği de var. Tabii ki de her zaman tapının yani bir şeyi var örneğin. Işitme ya da görme pro. Blemlerinde. Halüsinasyonlar bazen daha kolay ortaya çıkabiliyor veya daha farklı deneyimlenebiliyor. O ilginç örneğin şeyin oliver sachsın kitabında hep bunu şey yapar, anlatır işte. Bir tane kadın hastasıydı, yanlış hatırlamıyorsam ondan bahseder.
Kadın yani kör göremiyor vesaire. Bir gün işte vizit yaparken işte kadın şeyden bahsediyor. Renkli şeyler gördüğünden ve hani böyle çok ciddi şeyler. Gördüğünden bahsediyor. Bunu bunu bahsettikten sonra ne gördüğünü sorduğunda şeyden falan bahsediyor. Örneğin böyle işte hayvan ve insan figürleri, canlı hayvan ve insan figürlerine ne zaman işte? Yani işte akşam üstüne doğru genelde oluyor sanırım yanlış hatırlamıyorsam. O saatlerde o şeyi görüyor. Hani o figürleri görüyor, vesaire onlar oluyor.
Ben bir de fazla konuştum. Belki burada küçük bir müzik molası verebiliriz. Bugünkü müzik parçası olarak minema piyanoyla bize beethovenın moonlight sonatasını çalacak. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz. Müzik arasından sonra tekrar birlikteyiz, ben söz ettim, üçüncüyü bırakayım.
Açığa çıkmamış olması ya da paylaşılmamış olması kısmında özel bir vurgu yapıp altını çizmek gerekiyor çünkü. Şunu hiç bilmiyoruz. Yani bu intihar subjektivite meselesinde hep bir aradayken ya da birbirini tanıyan ya da tanımayan insanlar insan. Ların zihinlerinden neler geçtiği konusunda hiçbir fikrimiz yok. Bir kısmı bir takım varsanlar ya da başka bir takım. Imajınatif dünyalar içinde olabilirler ve bizim bunu asla bilmemiz mümkün değil. Paylaşmadığı sürece ve adını da hastalık dememiz de zaten bu şartlar altında mümkün değil.
Hele bundan yakınmıyorsa bizi de ilgilendirmez zaten öte yandan.
Burada. Ne oluyor da bu ortaya çıkıyor bir ikincisi. Ortaya çıktığında karşı taraftakinin tutumu buna karşı ne oluyor? Niye ortaya çıkıyor yani mesela niye onu kendine saklayabilecekken ya da orada tutabilecekken tutmuyor, tutamıyor. Ve dışa vuruyor. Yani yaşantısını anlamaya çalışmak gerekir. Evet, yani şunu söylemeye çalışıyorum. Durup dururken biz birbirimizin yaşantılarını anlamaya çalışmıyoruz. Bunu iş edinmezsek. Özel metroyla geldim. Oradaki insanlara bakıyorum, her biri ayrı bir dünya biçiminde orada duruyorlar.
Kimisi bir şey dinliyor, okuyor bakıyor, duvara bakıyor filan birbirleriyle konuşmuyorlarsa eğer her biri ayrı bir dünya olarak orada yaşayıp gidiyorlar ve biraz sonra da dağılıyorlar. Ve normal şartlar altında bunu paylaşmıyor. Ödül anlamaya da çalışmıyoruz. Aslında söylediğiniz şeylerle şeyler bende böyle birkaç şey çağrıştırdı. Böldüm ama isterseniz siz bitireyim ben. Yo ben sadece şuna ek olarak söyleyecektim. Sonuç olarak birisi bunu başkaları tarafından duyulsun. Istediğinde ya da anlaşılsın istediğinde?
Ortaya koyuyor ve açık ediyor aslında ve tam da yapmamız gereken şey bu yaşantıyı anlamakken onu anlamaktansa onu adlandırıp paketleyip bir kenara koymayı tercih eden maalesef bir konumda oluyoruz. Bu da maalesef. En kötü durum bu insan için yaşayabileceği çünkü tam da istemediği şey bu aslında diye düşündüm. Evet. Bir buradan söylesen. Hocam bence birincisi şeyden başlayalım mesela günümüz. Deki halüsinasyon ya da varsanı tanımı eskiden günümüze kadar aslında pek değişmeden kaldık. Eskurol bunu nesnesi olmayan algı ya da nesnesi algı algı olarak tarif ediyor.
Dolayısıyla burada bu 2 bileşeni her halükarda bir eleştiriye ya da bir şeye çözümlemeye tabi tutmak lazım. Mesela algı dediğimizde aslında cem hoca'nın biraz giriş yaptığı kıs kısımdan belki devam edeceğim. Algı dediğimizde bir kere nesnel bir şeyden bahsediyoruz yani. Benim duyduğum şeyi. Ya da gördüğüm şeyi başka? Başkası da görür ve duyur duyar. Yani biriyle aynı ortamdaysam önümdeki masayı o da görüyor ya da gelen müzik sesini o da duyuyor. Yanımda değilse otomatik olarak biri yanımda olsaydı o da duyardı.
Bunu varsayımıyla hiç düşünmeden üzerine kabul ediyoruz. Şimdi nesnellik aslında bizde kurulan bir şey demiş. Cem hoca'nın saat örneği dediği şey oydu. Elimizde bir saat aldığımızda ve bu 2 basamakta kuruluyor nesnellik elimize. Bir saat aldığımızda ön yüzünü gördüğümüzde onu alıp çevirdiğimizde arka yüzünü gördüğümüzde. Ha, benim ilk başta gördüğüm ön 100 bu saatin nihai yüzü değildi. Bu saatin farklı farklı yüzleri var ve benim bak durduğum yerde bir nesne olarak uzayda yer kaplıyorum. Durduğum yerde nihai bir yer değil.
Ben bir şeylere hep bir yerlerden bakıyorum, başkası da başka bir yerden bakınca farklı görebilir. O zaman benim konumum pozisyonum. Mutlak değil, gayet göreceli. Ve nesneliğin ilk kuruluş amacı ilk kuruluş. Adını bu ikincisi de başkasının varlığı yani birincisinde saati elimde çeviriyordum. Beden beden üzerinden kuruyorum. O nesnelliği perspektifi göreceli hale getirdim. Saatin önünü görürken arka arkasını görüyorum. Bedenim sayesinde ikincisi ise başkası da arkasından bakabilir. Saatin arkasını görür, ben önünü görüyorum mesnelik bu düzeyde kuruluyor ama.
Şimdi nesnesi algı dediğimizde hakkaten doğru olarak halüsinasyonlarda mesela zamansal ya da mekansal bir kontur yok. Yani herhangi bir duyusal nitelik hem zamansal hem mekansaldır ya yani belli bir zamanda belli bir mekanda yer kaplıyor olması lazım. Bir algı ama halisinasyonda bu yok ve bu yüzden halisinasyonla ilgili şey derler. Hani duyusal niteliği olmayan anlam parçalarıdır ve anlam bir anda verilir ya bütün bir anlam bir anda verilir. Bir parça rüyadaki gibi.
Yani bir araştırmaya tabi değil de işte. Hastalarda sesleri şey gibi işte cümlenin devamını dinleyeyim gibi tarif etmezler. Yani böyle bir fikir doğrudan zihinlerine veriliyor. Sizin söylediğiniz o ifade etmeyle ilgiliyse ben 2.000 yirmide yapılmış bir çalışma okumuştum. Şöyle diyordu, belki burada bağlayabilirim. Varsanların başlamasıyla bunları tedavi eden tıbbi personele bunların ifade edilmesi ben de böyle yaşantılar. Var arasında uzun bir zaman aralığı var. Ortalama 35 yıl gibi. Ve gecikme çocuklukta o.
Başlayan varsalar için daha uzun. Yani bunu ses olarak nitelendirmiyor. Hastalar bunları tipik olarak düşünceler olarak değerlendiriyorlar ve hatta klinisyen yani hastayı takip eden kliniisyen bu düşünceyi bir ses olarak adlandırdığında bir ses. Vasfı atadığında hastalar şey demeye başlıyor. Bunlar benim duyduğum. Yani bu düşünce dediğim o tuhaf şeyler meğer. Dışarıdan ses duymayın. Sizin söylediğinizle paralel olarak hastanın. Öznel bir deneyimini bizim de nasıl şekillendirdiğimizle ilgili güzel bir örnek aslında bu onu anlamlar onun anlamlandırması için bizimle ilişkisinin ne kadar önemli olduğuyla ilgili bir örnek.
Son olarak da parmasın bir hastanın şeyi alıntısından isterseniz bahsedeyim. Bununla ilgili barlas bir haftasına düşünmenin fenomenörsi üzerine bir Metin veriyor. Hastada cevap olarak şöyle bir şey yazıyor, düşünmenin fenomenleştiği üzerine tavsiye ettiğiniz metni okudum. Beni şaşırtan şey, düşüncelerimizin birbirinden tamamen ayrı olmasıydı. Senin düşüncelerinin sana ve sadece sana ait doldu ve benim düşüncelerimin bana ve sadece bana ait oldu. Çocukluğundan beri tüm insanların düşüncelerinin ve seslerinin ortak bir bütünde birbirine karıştığına inanıyordum.
Bu bütün de bu bütünden benim sözlerim pıkırtılar, sesler, mırıltılar, fısıltılar ya da arada bir çığlıklar geliyordu. Yani algı alanından bambaşka bir şeyden bahsediyor. Nasıl desem bir yapıdan bahsediyor aslında hasta. Gibi. Evet yani. Işte. Romantik olacak ama duyulmayan, anlam çığlığı gibi. Bunlar. Sonsuz ses ya da bu da galiba eskür bir şeyi yani ingilizcesi belki daha makbule ama tonsuz ses diyor yani ben öyle çevirdim ama nasıl çevirmiş olabilir, nasıl neyden çevirmiş olabilir? Ses mouse demiştir.
At onay gibi bir şey mi? Atom atunal voice gibi bir şey duyulmayan ses aslında yani. Evet ama işte o da gene sonuç olarak bir adlandırma çabasıyla yürüyor ve adlandırma çabası olduğu zaman gene de o kişinin gerçekliğinden daha doğrusu olup bitenin gerçekliğinden kopup. Benim subjektif vitamla başka bir yere sürükleniyor ve ben. Bir de adlandıran konumdaysam bunu adlandırıyorum. Dahası bunu adlandırmakla kalmıyorum. Seni de benim gibi adlandırmaya zorluyorum ve. Giderek biz hep birlikte bir şey adlandırır hale geliyoruz gibi oluyor bir.
Ilaç araştırmasındaydı. Sanıyorum bir skalanın bir şizofine hasasına uygulanan skalanın ki panza olabilir bu. OO çalışmadaki geçerlilik, güvenilirlik, daha doğrusu görüşmeciler arası güvenilirlik çalışması yapılıyor idi ve var sorgulanıyor bir işitsel varsını sorgulanıyor her türlü soruyla. Kulağına başkalarının duymadığı bir ses gelip gelmediğini bir genç şizofreni hastası olarak tanı almış bir anımdan almaya çalışıyorlar ama bütün çabalarına karşı. Hiçbir şekilde bir işitsel varsının tarif etmiyor.
Halbuki işitsel varsalar olduğu bilinmiş ya da söylenmiş ya da kayda geçmiş birisinden bahsediyoruz. Artık konuşma bitecek. Yani buradan işte eşitsel varsın yoktur. Bir puan almış en düşük birdi galiba sıfır değil de ve. Öyle adlandırılarak. Kapatılmış olacak o defter kısım derken. Bunun böyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu bana böyle söylenmedi diyor. Kim? Söylemedi ya da ne nasıl yani filan diyor. Görüşmeci kim söylemedi diyor, elim söylemedi diyor. Anlamadım. Nasıl yani diyor. Elini kaldırıyor ve diyor ki evet elim diyor.
Benimle konuşur o diyor ve o söyler bana bazı şeylerin nasıl olduğunu o ana kadar eşitsel var. Seni konusundaki yapılan bütün sorgulama. Lar tamamen. Tamamen sıfır. Hiçbir işitsel varsa ne olmadığı yönündeyken birdenbire aslında. Bambaşka bir yerden bambaşka bir anlamlı bir işitsel var mı yapıyor hasta? O bana şeyi de çağrıştırdı. Dümdüz sorulduğu zaman yaşantıyı sor soruşturmadan kulağına ses geliyor mu? Görüntü görüyor musun diye kimi zaman çok canlı fantezileri de halüsinasyon olarak nitelendirme eğilimimiz olabiliyor.
Sesler duyuyorum veya işte gözümün önünden bir şeyler geçiyor. Canlı fantezileri de ifade etmek için kullanılıyor olabilir. Bunları de iyice sormak. Çok iyi sormak, ikinci aklıma gelen de şu, şimdiye kadar konuştuklarımız hep birincil. Psikiyatrik bozukluklar için. Bir taraftan da epilepsi de alkol kesilmesinde başka yerlerde ortaya çıkan hacsyonlar var. Onların da niteliklerinden biraz söz edelim. Yani onların onların fenomenisi aynı değil çünkü. Evet, evet. Ben bir soru sorayım. Çok daha canlı.
Benim de merak ettiğim bizim şizofreni hastaları. Kendi duydukları seslerle ortam seslerini, çevredeki sesleri asla karıştırmıyorlar. Bu bu tuhaf ya da az önce konuştuğumuz timuçin olan söylediği. Dimi yani tabii ki orada bir anlam girişi var gibi. Evet ya algılamadan ibaret olsaydı ayırt etmek imkanı haklı olurdu diyorsun değil mi? Evet, işte tam sizin dediğiniz hani demansta epilepsi de belli madde kullanımlarındaki her işinasyonlar muhtemelen böyle değil ama yani demans hastası gör. Düğü kişinin diğer taraf kişiler tarafından görüldüğünü de mesela düşünüyor.
Şu kapıda kim var diyor mesela. Ya da madde kullanan hasta üzerindeki böcekleri. Çalışabiliyor ve gösteriyor yalan. Dahil veya delirüm trast de tipik olarak merakla izlediği bir bayağı bir film izler gibi genellikle sürekliliği de olan bir şeyi izler gibi bakıyor. Veya dokunma şeylerin varsanların çok bariz ya da ön planda olması da hani aynı zamanda bize çağrıştırıyor. Erzincan hocam delirümtüremez. Alkol ente organlar uyarılınca gerçekten. Algı orada bir şey olduğu yolunda ve onun da buna tepkisi zaten gerçekten bir şey olduğu şeklinde.
O yüzden. Dışarıdan görülüşü de daha farklı olabiliyor. Kendisini tamamen kaybetmiş delil unutrahesinde balık tutan bir hastayı hatırlıyorum. Yatağı oturmuş, sürekli oltasa vuruyor. Ne yaptığını anlamamıştık. Hatta rahmetli Niyazi Uygur şey derdi insanların yaptığı işi delirüm sırasında hareketlerini takip ederek anlayabilirsiniz. Bu sayede onun delirümde olduğunu görmek mümkündür. Nitekim. Nitekim bunu kullanarak aslında bir türlü tanı koymakta zorlanılan hastanenin hemşirelerinden bir tanesi bir tuhaf tablo geçiriyor ve o vaziyette nörolojiye yatırılıyor.
Bilinci açık ama sisli konuşmaları çok anlaşılmıyor. Mesela, onun deliriumdaki onun hâlinin deliryum olduğunu, daha doğrusu kalkıp hasta dosyalarını incelerken gördüğümde anlamıştım. Çünkü asıl işi o mesleği o ve mesleğimi yapıyordu ve bunu da gayet otomatik bir şekilde yapıyordu.
O yüzden hani onların fenomenolojisi elbette en doğganın doğrudan uyarılmasıyla muhtemelen. Çıkan bir tablo olduğu için ama öbüründe kişi kendisine bir. Isim veriyor. Hatta bazen başka bir biçimde anlamlandırıyor. Çok yoğun işitsel barcelonları olan yine şizofrenin tanıdığı bir hastam.
Işitsel varsını olduğunu kabul etmiyordu. Sesler duyuyor musun ya da işte? Kendi kendine konuşuyormuşsun filan dedik. Dediklerinde işte yukarıdan gelen seslerle ya da dışarıdan gelen seslerle ilgili olduğunu düşünerek. Konuşuyordu ama kendi işitsel varsaların tanımlama biçimi şuydu, içeriye cevap veriyorlar diyordu. Nasıl dediğimle? Içeriğe cevap veriyor birisi ve. Onun düşüncelerine cevap veren bir başka düşünceden aslında bahsediyordu ama hiçbir zaman o detayda ve o gözle bakarak bakmazsak göremeyeceğimiz bir ayrıntı ve kolaylıkla işte de organize davranış ya da tuhaf konuşma filan diye en kaplayıp bir kenara koyacağınız yazı kalacak bir bulgu.
Içeri dedi içerisine değil mi? Evet. Kendi. Için kendi içerisine. Tuhaf veya işte hastalık belirtisi olduğunu baştan itibaren bildiren ve. Tam bir algılama bozukluğu olarak tarif eden kişiler için halisin kavramı da kullanılırdı. Düşünce bozukluğunun olmadığı. Beraberinde harrisinasyonlar o kavram az kullanılır oldu ama benim iyi hatırladığım vakalar var. Mesela bir hasta muhtemelen onun ailesinde çok yaygın metabolik bozukluklar vardı, işte genetik her zaman teşhis edemiyor ya mesela mitokoncular hastalıkları derste anlatıyorum.
Birpolar bozukluk gibi bir tabloyla takip ediliyor ama aslında hipomanik olduğu dönemler.
Önce halüsinasyonlarla beraber başlayan ve ardından kolay teşhis edilemeyecek nöbetler geçirdiği. Katatono dönemleri. Gül kokuları geliyordu ve gül kokularını da çok net olarak. Yani ben ne zaman tırnak içinde kendi deyişiyle manik olacak olsam önce gül kokuları gelmeye başlıyor diye unutuyordu. Ardından aslında ayrıntılı anamnez alınca uyuyup kalmışım diyor. Kanepede çok iyi hatırlıyorum. Nöbette geçirdiği anlaşılıyor. Kompleks varken evet. Ve aileye sorduğumda ailede neler var diye sorduğumda.
Evde oturan ve hiç evden çıkmayan 2 ağabey olduğunu çocuk. Çocukluklarından beri kimseyle konuşmadıklarını, hani otizm, katoni ve epilepsi ilişkisini bildiğimiz için. Kendilerini görmedim abilerin ama hani ek bilgilerle bu şeye de varabiliyoruz şeye onun için çok dikkat etmek lazım. Yeterince vurgulanıyor mu bilmiyorum vurgulanıyor aslında ama işitme ile ilgili olanlar dışında ki halüsinasyonlarda mutlaka psikiyatrik olmayan rahatsızlıkları. Iyice araştırmak lazım. Birincil olarak biz geldik. Konuda onu söyleyeceğim.
De. Psikiyatri ilgi alanında ama ben onlara hep duygu düşünce davranış bozukluğu diyorum. Yani psikiyatrideki duygu, düşünce davranış bozukluklarından olmayan yani birincil olmayan. Evet, çünkü sonuçta. Biz bakıyoruz. Evet. Sonuçta o. Zaman işte şeyi söylemekte fayda var. Psikiyatriye başvuran bütün hastaların. Duygu düşünce davranış bozuklukları olsa bile algılamayı da ekleyelim. Birincil psikiyatrik rahatsızlıkları olduğunu farzetmek çok yanıltıcı oluyor. Tabi yani onun daha hani belirgin ve. Gross, belki örneği sensör hastaların yanlış anlaşılmalarıdır ya hasta.
Baharat. En konans'la konuşur alakasız cevaplar verir tanjansiyel bir takım cevapları bir türlü değerlendiremezsin çok. Kolay Sevim sosyalite diyebilirsin etrafında dolaşmaktadır filan ama aslında biraz iyi dikkat edilirse asının olmadığı ya da kendi anladığı biçimde cevap verdiği aslında. Tabii sen soruya laf aziz de maddeten olan şeyin. Şizofreni ve benzeri hastalıklarda maden olduğunu da söylesek çok yanlış olmaz. Doğru dimi yani sonuçta o ne anlıyorsa ve kendi anladığı ölçüde ve kendi süzgecinden geçirerek bunu söylüyor ve.
Yorumlayan biziz. Bu bölümün sonunda yine bir ressam ve resim hakkında bahsetmek istiyorum. Bugünkü ressam olarak augustur nateri tercih ettim. Resim olarak da my ice inde time of apriation isimli eserini. Tercih ettim biraz augustelerden bahsedeyim kendisi.
Şutkarta yakınlarında ki bir şehirde dünyaya geliyor ve orada büyüyor. Eee, bir dönem elektronüm elektro mekanikçi olarak ııı çırak olarak çalışıyor. Ancak maddi nedenlerden dolayı okuyamıyor.
Çeşitli şirketlerden çalıştıktan sonra. Kendisi işini kurmaya çalışıyor. Daha sonrasında mali sıkıntılar yaşıyor ve iflas ederek kendini kendi tabiriyle icra icatlarına adıyor. Kendi şeyinden anamnezinden alınan bilgilere göre bir nisanın 1.900 yedide öğlen 10 ikide şunu karttaki rotabil kış üzerinde yarım saat içerisinde aralarda fantastik görüntüler görüyor ve bunların kurtuluşunu tamamlanması için tanrı tarafından kendisine vahi vahiy yoluyla bildirildiğine dair ikna oluyor.
Vücudunda ciddi fiziksel ağrılar hissetmeye başlıyor ve intihar. Edecek kadar yüksek derecede ağrı hissediyor. Daha sonrasında bir akıl hastanesinin yatırılıyor. Akıl hastanesinde çizimlerini yapmaya başlıyor. Kendisi aslında napolyonun suyundan olduğuna inanmaya başlıyor ve. Fransız imparatoru suyundan geldiğini düşünüyor. Savaş. Başladıktan sonra Birinci Dünya Savaşı kendisinin bulunduğu hastane bir kışla çevriliyor ve o yüzden kendisi taburcu ediliyor ve gönderiliyor. Şeyle ilgili söyleyebileceğim, bu ölümünden önce de yine çok ciddi biçimde yoğun şekilde fiziksel bazı sorunlar yaşıyor ve beden bedenle ilgili bedeninde yaşadığı hislerle ilgili çok ciddi sorunlar yaşıyor ve daha sonrasında vefat ediyor.
Kendisi neredeyse eserlerinin tümü diyebileceğimiz bir kısmı şeyde sergileniyor daha. Önce bahsettiğimiz bu. Sumlok Prens onun müzesinde sergileniyordu. Haydiberg Üniversitesi psikiyatri bölümünün müzesinde aynı zamanda terör. Bu bahsedilen pirinç sorunun isimli doktorun da çok yakından takip ettiği bir isim olarak ön plana çıkıyor. Maddelerin bu tablosu aslında hani halüsinasyonları anlatması bakımından önemli gibi görünüyor. Ben o açıdan bu eseri tercih ettim. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Gelecek hafta tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean