Sanatı Yaratan Şey Nedir?
Bu bölümde geçen hafta kaldığımız yerden yaratıcılık ve psikopatolojiye göz atıyoruz.
Bu bölümde bahsi geçen bazı önemli yazarlar ve makaleler:
- Temple Grandin'i tanımak için bir makalesi
- Warren Babcock'un yaratıcılık üzerine yazısı
- Paul Lichtenstein ve Mikael Landén'in makalesi
Herkesin merhaba diken sütlü bahçesi ifade etmiyoruz. Podcastini yeni bölümünden sesleniyoruz. Ben doktor Tahsin rolas podcast bölümünde benimle beraber profesör doktor öcem akbaşoğlu, profesör, doktor timişin rall ve doktor ibrahim Meral var. Geçtiğimiz hafta yaratıcılık ve psikopatoloji hakkında konuşmuştuk. Bu hafta onu biraz devam ettirelim istedik. Ben sözü cem hoca'ya bırakayım. Fazla uzatmadan ve. Konuşmaya devam edelim. Bazı vakalar benim gördüğüm otizmi olanlar şunu söylüyorlar. Insan matematikçi olan biri var işte edebiyatçı olan biri var.
Bir sonuca ulaşırken başkalarından farklı biçimde ulaşıyorum ve onu nasıl söze dökersin dendiğinde tarif edemiyorum. Şekillerle düşünme eğiliminde oluyorum veya işte bir biçimde sonuca ulaşıyorum ama. Başkalarına dolaştığı yollardan farklı yollardan giderek ulaşıyorum.
Oyum aleminde gibi yani dünyanın var olan kurallarının dışına çıkıp değil mi? Johnnation ya da diğer yaratıcı kişilerin hani oyunla çok bağlantısını da kurarlar. Ya hocam daha önce konuşmuştuk galiba yani. Ama ben mesela otizm demişken şeyi söyleyeyim hocam yani bu aralar ben biraz sık görmeye başladım. Farklı görme animelileri olan işte oftermoloji ya da yani görme algısıyla ilgili farklı deneyimleri olan hastalar ama nörofmoloji ya da herhangi bir göz bölümünün herhangi teşhis koyamadığı hastalar bunlar şimdi dünyada.
Pardon. Mesela. Bazı renklerin fazlaca parlak, bazılarının daha fazla soluk olması veyahut belli düşün. Bu elbise ne renk sorusu galiba hatırladınız mı? Tabi ki. Kahverengi sarı ve mavi dimi. Devam et geliştirmek. Yoksa bence o güzel bir örnek zaten mesela otizmdeki yoğun dişsatif yaşantılar diyebileceğimiz işte mikrop ya da makrosi deneyimleri yani nesneleri olduğundan küçük ya da olduğundan büyük görme deneyimleri. Şimdi bir kişi gördüğü manzarayı bu görme yaşantısındaki farklılıklar sonucu. Resmederse.
Bu kişi yaratıcı diyecek miyiz? Şöyle bir şey var mıdır sizce? Niteliğinin ne olduğuna? Iyi okur yazarlar veya iyi bakarlar, iyi dinleyenler ııı dinlerler, karar verebilir diyebileceksek eğer bir ölçüde başvurmak gerekir herhâlde. Çünkü yani iyi şiir kötü şiir diye uçlar var. Aradaki bir sürü vaka olmakla beraber. Bir de zaten yaratıcılık. Onun başında. Çok farklı bulduğu bir şeyi resmetmesinden çok onu nasıl resmettiği öyle değil mi? Yani. Şen gibi özür dilerim tam şöyle örneklersen. Göz hastalıkları uzmanları şey de düşünüyor.
Sen nükleer katarakt'ta kişiler. Arka planı, siyah görme eğilimindeler ya da koyu renk görme eğilimindeler ve rambrandın son dönem yaptık. Yaptığı bütün tablolarda font siyahtır. Yani onların çoğunda yani yaşlılık döneminde, hele özellikle arka taraf siyah. Şimdi burada yaratıcı olan böyle. Bir background da bu resmi yapıyor olması mı yoksa zaten hani bir yaratıcılıkla onu ortaya koyuyor olması mı ya da belas kez belas kez'in çizimlerine bakarsanız, başkalarına göre şey bellas kesiyorum. Çok özür dilerim.
El greko beraz, kesi başka bir nedenle hatırlayıp söyleyecekken araya girdi. El grekon'un yaptıklarına bakın, el greko da bütün kişiler ince uzundu. Acaba onun ince uzunluğu bir farklı görme kusuru astmatizme mi var mesela acaba? O yüzden mi öyle görüyordu? Bilmiyoruz ki sonuçta onu nasıl ortaya koydu ve ne yaptığı çok önemli bence.
Yani. Yani. Yine buradan başka bir yere daha gideyim söyledi. Tamamen susuyorum. James joyson ulis'si yazdığı sıradaki şey. Durum bir şizofreniye işaret ediyor olsa bile varsayalım öyle olsun bu ulus sesin bir Metin olarak ortaya çıktığında son derece yaratıcı bir şey olmuş olmasına engel oluyor mu? Orijinal ama.
Yani mesela bu ergenekon'un ince uzun adamları orada işte ne bileyim tamamen şey klasik yıla uydurma bir cümle kuracağım işte bu aslında bizim kozmik dünyadaki yalnızlığımızı yansıtan bir yapıdır dersek. Hata etmiş durmaz mıyız yani? Aynı şey van gogh'ta da var ya ya şey derler hani biz demiş. Oluyoruz ama işte yani demin ve laske onun için hatırladım. Salvador dali de Pablo picasso'da dünyanın en büyük ressamı olarak velas kesi'yi görüyorlar. Velasgez'in yaptığı tablolara bakın. Tamam yani o çok ünlü hain.
Saray portresi çok hoştur, güzeldir, üstüne çok konuşulur filan da salvador dali ve Pablo picasso'nun yaptıkları yanında ve laske'in yapıtları çok da yaratıcı gibi görünmez. Esasında gözler ama 2 büyük ressam da diyorlar ki en büyük odur. Dönem nasıl timuçin? Efendim. Dönemleri nasıl ne kadar? Çok daha eski tabi yani aralarında kaç 100 yıl var ya da ne kadar zaman var şimdi hemen. Söyleyemeyeceğim, o da önemli ama değil mi yani? Tabi tabi önemli önemli de şeyi kastediyorum yani. Bizim bakınca ne gördüğümüz ve nasıl yorumladığımız belirleyici olmaya başlıyor giderek ya tıpkı hastalarla konuştuğumuzda kimin onunla konuştuğu ve nasıl yorumluluğunun çok önemli oluşu gibi.
Doğru. Neyin sanat olarak kıymetli olduğu sanatsal kıymetinin olduğuyla ilgili kafka'nın lafı makale yazmayla ilgili derste hep söylediğim bir şey, belki hatırlarsınız size de anlattıysam eğer iyi bilimci diyor. Hiç kimsenin bilmediği bir şeyi herkesin anlayabileceği şekilde anlatandır. Iyi sanatçı da herkesin zaten bildiği şeyi daha önce hiç anlatılmadığı biçimde anlatabilendir. Herhalde orijinallik ve sanat değeri bakımından bu işe yarayan bir şey. Herkesin bildiği bir şey. Daha önce hiç anlatılmamış biçimde anlatabilmek.
Güzel bir ayrım sanki? Doğru, yani velhaski'de kendi döneminde muhtemelen öyle anlatmıştı. Yani lasmeni'nin nasıl için söylüyorum? Özellikle ama ya arada 300 yıl var. Şimdi 600 var. Evet 300 yıl var yani tabii ki çok şey değişmiştir ama. Işte nasıl gördüğümüz ve nasıl yorumladığımız yani? Daliye ve picasso'ya bakan birisi az evvelki ağlayan kadın örneğinden yola çıkarak çok kolayca onları görüp ne ne biçim resimler bunlar kesin burada bir tuhaflık var diyete yorumlayabilir ya da vay canına bulunmamışı buldu.
Ne büyük bir yaratıcılık bu diye de yorumlayabilir.
Nasıl devam edelim? Böyle devam edelim işte güzel anlatıyorsun. Cample grande'nin lafı var temple grantin daha önce sözünü ettiğimiz bir bilim kadını. Onun için tekrar anlatmayacağım. Zaten internette kendisiyle ilgili çok kaynak var. Iıı otizm pek durumunda olan ve eee fen bilgisi öğretmeninin desteğiyle bilimci olan ve bayağı da başarılı olan birisi. Söylediği lafta şey daha bir anormalliktir. Iıı anormalidir yani ııı. Eğer mesela bilim. Iıı de hâlâ ilgili olabilecek bütün genleri bu çok kaba bir ifade tabii.
Yani öyle bir genler grubu yok. Bu kadar kolay tarif edilebilecek ve hala ilgili olabilecek. Bütün diyelim ki biyolojik etmenleri doğuştan gelen etmenleri ortadan kaldırabilseydi bütün dünya malzemelerle dolu olurdu. Iıı, anormallik olduğunu kabul etmek, yani norm dışında olduğunu kabul etmek. Tabii ki her şey tabii birazcık rahatsız edici olan. Empati yoksunu denebilecek ifade biçimi. Yani. Hani neredeyse hakaret sayılabilecek bir ııı şey de söylemiş oluyor.
Dahi olmayan kişilere örnek olarak muhasebecileri vererek halbuki. Kim söyleyebilir ki bir sürü muhasebeci içinde belki çok harika yazarlar niye çıkmasın? Tabii de işte meslek bazlı alarak herhalde konuşuyor da onun için yani muhasebecilikten kasıt, muhasebe işi yapıyor olmak değil hakikaten de. Rutin bir işi yapan insanları kastederek. Söylüyor ama işte şunu düşünmüyor ki, yani bir sürü muhasebeci de bu konuşmayı dinleyecek. Ve buradan kendileri için bence bilmiyorum ben mi hani çok şey yapıyorum, rahatsız oluyorum bundan.
Gençlerin deyimiyle duyar kasıyorsun. Bunu senden artık timuçin, 1.895. Rock kokun yaptığı bir çalışma ne? Kadar farklı şeyler çıktığına dikkat çekmek için önemli bu. Evet. 4. Ne diyor? Erken ölüyorlar diyor, değil mi? Erken ölüyorlar diyor. Bambaşka söyleyeceğim size bir saniye 10 the morbit hareddi and prets pozitif insaniti of the men of jenius. Yani. Deha sahibi kişilerin hastalıklı yatkınlıkları, deliliğe olan hastalıklı yatkınlıkları gibi bir şey. Evet. Değil mi? Böyle çevirmek çok yanlış olmaz herhalde.
Erken ölürler. Eee, epidemiolojide veya işte nüfus sayımlarında ııı suç oranlarının yükseltebilirler. Yani suça da yatkındırlar demek istiyor. O eski ingilizcede swell the cremenal renk demiş şişirebilirler yani suç oranlarını. Sonunda diyor ya, bir hastanede kendini bulur. Bir akıl hastalıkları hastanesi'nde daha nadir olan akıbeti de bütün dünyayı bir buluşla veya icatla şaşırtır ya da müthiş bir muhteşem, bir müzik veya edebiyat veya sanat eseri verir. Doğru, yani çoğunlukla aslında ııı hastaneye düşer, nadiren eser verir diyor.
Tarihi ne, 1.895. Şimdi tabii şey çok ilginç, çok eski mazhar Osmanlı dönemine doğru geriye gittiğinizde. Icat paranoyası ezeyanlarıyla ilgili şey demiş. Yani bu insanlar güya öyle bir icat yapmışlar ki, uçak gereği indiği zaman arkasına paraşüt açılacakmış da böylece çok kolay yara inecekmiş. Yahut da güya hava yastıkları olacakmış da böyle. Ce hem suda hem karada gidecekmiş, yani biri howard gap'tı tarif ediyor öbürü.
Şeye inen uçak gibi? Evet. Gazete diyor yani. Hakikaten bak yine dediği doğru. Yani bu insanlar hasbelkader hastaneye yatmasalarmış, belki buluş sahibi olacaklarmış gibidir.
Burada küçük bir müzik molası verelim. Bugünkü müzik parçası olarak yohanes bonnoften dros andorn isimli parçayı dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz. Kaldığınız yerden devam edeceğiz. Ben sözü cem hocaya bırakayım o devam edicek. Başka neler var? Eğer psikiyatrik çalışmalar çok ayvadayken ben. Britezburg shape işte onların okuma seanslarına çok devam ediyordum. Hepsi çok ülkeler olmuyorlardı. Yazdıkları şiir ya da hikayeleri okuyorlardı. Neyse aralarından çok harika yazarlar ve şairler çıktı tabi.
Vebal biliyorsun. Sayalım kimler buket tüzüner var, Orhan pamuk var. Elif şefak da var galiba emin. Değilim. Öyle mi diyorum sanıyorum. Konuşmuştuk, galiba söylemiştin? Evet.
Ha özetle şu, jamesonın çalışması önemli, jamesonın çalışması da aynı şeyi işaret ediyor. K james'in bilmeyenler için tekrar edelim. Kendisi bipolar bozukluktan Mustafa yanamıyorum dimi timuçin yani bipolar bozukluk. Ya bana yazdı. Onun rahatsızlığı. Karıştırıyor muyum? Dedim. Bir an şimdi o kadar çok enflasyon bir polar laf ettik ki bir polar Mustafa. Daha ne bir depresyon kitabı da var şu an hani birpoler kitabı da var, kendini anlatıyor yani şey maniktir. Pırasa yıldız denilen. O alanın en önemli kitabı hariç bir de o var, yani mesleki olarak da.
Onun bulguları da sikletimi, manik, depresif hastalık, majör, depresif hastalık ve intihar oranlarının daha yüksek olduğu yolunda yani aralarında psikozdan ziyade. Duygu durum bozuklukları geçiyor hepsi. Rudregin çalışması var 1.990 beşte. Biri bir şey soruyordu galiba? Yok, evet lodilik var. Bir de diyecektim. Sen söyledin. Onu sen çıkarmışsın çok güzel. The price of gregnes diye bir çalışma 10 yıl boyunca. 1.900 altmışla 90 arasında yayımlanmış. 1.005. Biyografi 18 mesleğe bölerek bakmış. Ekranmış New York times'da yayımlanmış, onu söylemeyi unuttum.
New York times'da yayınlanmış olan 10 yıl boyunca bun. U yapmış ve create acilment shale ve iyice de 9 ölçütlerini uygulamış. Yani biri yaratıcılığın ne derecede olduğunu ölçmeye çalışan bir standart değerlendirme, diğeri de dünya sağlık örgütünün hastalıklar sınıflandırması. Bulduğu şey, yaratıcı kişilerde daha şiddetli psikopatoloji var ve şizofreni, benzeri psikoz ve depresyon. Ve bipolar bozukluk, yaratıcı sanat eseri veren kişilerde daha fazla. Iıı belirtileri daha erken ortaya çıkıyor ve yaşam boyu depresyon ııı dereceleri ile yaratıcılık arasında da bir ilişki var.
Yani yaşam boyu depresyonları ne kadar yüksekse, yaratıcılıkları da o kadar yüksek.
Yazarlar değil mi? Yazarlar ve şarjar. Yazarlar ve evet onu da ekleyelim bu şeye ne diyorsunuz? Yani yaşam öykülerine bakarak. Bir şeyler çıkarmaya.
Yani tabii çok çok sağlıklı değil. Cem niye? Çünkü. Yanlızlık payı çok yüksek oluyor. Hocam. Evet, bir bir yani bir şeyi bilerek bakıyorsun, ben virgülen yanıltsın life şartını çizmiştim de yaşam aldıklarıyla birlikte eserleri ve eserlerin hemen öncesinde yaşadıkları ve o sıradaki yani açık seçik şeyi hiçbir zaman yok. Hani manik depresif diyebileceğimiz bir hastane yatış, tedavi oluş şu bu zaten olmadığı gibi. Hani ancak çıkarsayarak söylüyorsun? Bir de bildiğin. Kadarıyla yaşam olaylarını ya hayatındaki olup bitenleri evet öyle denebilir.
Ama son derece yaratıcı bir insandı. Sadece hani depresyondaydı ve intihar ederek öldüdan yola çıkarak tabi bir de freud'la ve crapelin ile görüşmeleri var odaydık konu ama.
Böyle bir şey iddia etmek çok kolay değil.
Şey de denebiliyor işte ya işte bak, tedavi olmadı. Bak ne güzel eserler verdi. Hâlbuki tedavi olsaydı bunların hiçbirini yapamazdı. Onu da bilmiyoruz ki yani liçüm olsaydı ya da anti depresanlar belki de kadıncağız çok daha uzun yaşayacaktı, çok daha iyi eserler verecekti, onları da bilemiyoruz. Öte yandan dolayısıyla hep biraz tahsinin dediği gibi yanlı. Buradan bakınca bence bilmiyorum siz ne dersiniz? En dramatik olanlar dikkati çekiyor ya yani daha az dramatik olan yaşam olaylarını tabii bilmiyoruz.
Yani intihar etme biçimi mesela dikkati çekiyor veya işte birilerinin manik dönemleri filan dikkati çekiyor ama daha hafif epizodların veya dönemlerin neye sebep olduğunu yaratıcılıkla ne kadar ilişkili olduğunu bilmiyoruz. Doğru.
Bizim şöyle bir çalışmamız vardı, şimdi aklıma geldi. Bunu da bir spektrum olarak düşünürsek, yani yaratıcılığın derecesini farklı düşünme biçimini eğer bir gösterge olarak alırsak demin sözünü ettiğimiz dieverion tink bizim bora, baskak ve Tuğba özel kızıl'la beraber yaptığımız bir çalışma vardı. Kelime asosyalsyonları testi. Arkadaşlar onları sınıflandırmak için gerçekten böyle nasıl demeli ki deli peki sayar gibi şey yaptılar. Hem işte belli harflerle başlayan kelimeleri saydırmak hem de belli kategorilerdeki bildiğimiz kelime asosyalsyon testi bu koknatif testlerden biridir.
Şizofreni tanısı konmuş kişiler, kardeşleri ve onlarla işte yaş, cinsiyet, eğitim bakımından grup eşleştirmesi yapılmış klinik dışı kontroller bir hiyerarşi bulundu. Kardeşler, hastalar ve kontrol grubu arasında. Bütün kullanılmış olan kelimeleri saydık onların içinde. En sık kullanılanlar daha seyrek kullanılanlar ve tek kullanan tek sefer kullanılmış olan kelimeler ne kadar seyrek kullanılan kelime varsa. Psikoza yaktınlık şizofipi ölçeğiyle o kadar. Yüksek çıktı. Iıı bunların hepsi eser veren kişiler değiller ama ııı ortalamadan sıradan ilişkiler kurma biçiminden ne kadar sapılırsa şizotipiyle de o kadar ilişkili olabileceğini düşündürüyor.
O şimdi aklıma geldi. Yapılan çalışma çok önemli oluyor. Tabii dimi yani cem ben özellikle bu karoneliska çalışmasını sana. Bahsettiğim zaman sen bana demiştin ki işte bu lan dedin çalışmasıyla ilgili. Ciddi eleştirilerim geçmişte de olmuştu. Hep biraz ondan bahsetsene. Yani bu çalışma özelinin. Giderek yani ne nedir? Ben hata. Neyi. Neyi mi eleştiriyorum, evet, evet yani şöyle lihterinın özellikle lands çalışması bu ama ihtiyaçların da içinde isveçte çok güzel kayıt tutulduğu için güzel derken eksik bırakmamaya çalışılan kayıtlar tutulduğu için.
Bu nasıl bir çalışma hocam? Şimdi çalışmayı anlatayım. Ben daha önce lhterinsteinın yapmış olduğu pek çok çalışmaya da karşılaştık yani. Paranoyanın epidemiyolojisi, şizofrenini, epidemiorisi bir para. Her şeyin epidemiorisiyle ilgili olarak kayıtlardan yola çıkarak çok yüksek rakamlardan istatistikler yapıyorlar. Yani en büyük. 100.300 1.000 filan öyle. Evet, evet, yani burada da nasıl bir şey yapmışlar. Şöyle çalışma da diyor ki amacımız.
Genetik ve çevresel etmenlerin yaratıcılıkla bağlantısına bakmaktır. Bir vaka kontrol çalışması yapmışlar isviçre. Isveç şeyleri kayıtları üzerinden yaratıcı bir mesleğe sahip olma olasılığı. Şizofreni bipolar bozukluk ve unipollar depresyon sebebiyle hastaneye yatmış olan kişilerde. Ve onların akrabalarında ııı böyle olmayan kişilerle karşılaştırılmış ve bipolar bozukluk geçirmiş olan kişiler ve şizofrenisi olan kişilerin olmayan şizofrenisi olmayan kardeşleri ya da bir polar bozukluk, yaratıcı mesleğe sahip olanlarda daha sık yaygın bulunmuş.
Özetle, yani ya ailede şizofreni olması ya da bir polar bozukluğun ta kendisinin olması. Şizofrenin hiçbir bağlantısı bulunmamış ve. Bir ailevi şey benim eleştirim şuydu, yani burada bütün çıkarsamalar hep yapılmış yazılmış kayıtlar üzerinden ve kişiler arası ilişkinin nasıl bunların ölçüldüğünün falan hiçbir şeyi yok. Her şeyin çok standart ve güvenilir bir biçimde bakıldığı ön kabulü var. Bu kayıttan çıkan çalışmalara o yüzden biraz şüpheyle bakıyorum. Işte tıpkı şey gibi. Yani sanatçının geçmişine bakıp hayatından bir şey çıkarsamaya çalışmaya benziyor aslında değil mi?
Evet. Oradan yani. Işte belki jamesın yaptığı şeyler için de en ilginci belki. Robert cuma'nın hayatıyla ilgili ya da eserleriyle ilgili değerlendirme. Onu anlatsana. Orada şöyle bir şey var, yani Robert jum'un çok şey yapan eser veren.
Hani onlar numaralıyorlar ya böyle eserlerini işte birden bilmem, 100 bilmem kaça kadar diyelim ki onların veriliş zamanlarını bir şeye dökmüş. Yani yapılış zamanlarını bir takvime dökmüş. James'in ve bu arada james'in bilinen onun biliniyor şeyleri, hastalıkları yani depresyonları var. Intihar girişimleri var hastaneye. Yatışı var hatta hastanede vefat ediyor zaten ve hipomonik dönemleri var. Yani daha çok bugünün bakışıyla bakarsak bipolar 2 gibi Robert cuma ve. Onun hipomonik olduğu dönemlerde şaşırtıcı derecede şey sayıları eser sayıları artıyor, yükseliyor ama tabii şunu hiç bilmiyorum.
Gerçekten bunu cah john morhton diye birisinin şeyine dayandırıyor. Ne denir? Onun hakkındaki biyografisine dayandırıyor dolayısıyla. Onun bir zihinsel instabilitesi olduğu ön kabulüyle filan ama Robert cuma nın. Atacaksın cem seninle de paylaşmıştın, bir aile şeyi de var.
Orada da ölenmiştin. Evet yani orada mesela ailede başkaları da var filan zaten. Dolayısıyla 10'a çıkart birpoler bozukluktur demek ya da işte ailede bir polar ve depresyon vardır demek daha kolay çünkü biliniyor onlar ve dolayısıyla onun hayatının da böyle bir. Zaten kendisinin de galiba öyle bir tanımı var. Şimdi hemen aklıma gelmiyor ama kendisini de o. Sanki böyle doktor jack kılınmış street taki gibi 2 ayrı ikiye bölünmüş 2 ayrı. Hayat yaşıyor. Biri böyle daha şeytani biri daha şey mazlum filan gibi anlattı bir.
Özgeçmiş hikayesi de var. Dolayısıyla o eser sayılarının çok arttığı dönemleri o hipomi diye yorumlamış ama tabii şu gene aynı şey ölmüş bir insanın arkasından bir post mu ortam değerlendirme yapıyoruz. Yani o sırada gördük kaydı aldık. Bu kişiyi hipomik timi yoksa bunun böyle bir yaşam öyküsü var. O dönemlerde çok fazlay eser üretiyor. Bu dönemde kesin hipomonik timi. Yani ne kadar biz varız orada ne kadar Robert Steven var. Evet, bizim yorumumuz her şeyi değiştiriyor olabilir. Ki biz potkesti yapma amacımız bu zaten bunun için mutluyuz.
Nansi amca sen bunu üstesinden gelebilmek için. Görüntüleme çalıştığı için zaten. Şöyle bir şey yapmış, şimdi kişileri yaratıcı edim sırasında veya bir ürün verirken görüntülemede çıktı. Ne çıkıyor diye bakmak yani emaara veya pete sokmak olacak iş değil yani emar'daveya.pt iken hadi yaratıcı ol diyemezsin. Öyle bir zorluk olduğu için de. Şunu denemiş başka pek çok deneyden sonra aklına gelen şey. Rendom episodik collend tods diye bir şey var yani. Mind onegde denen zihin dolaştırma herhangi bir konuda problem çözmeye veya akıl yürütmeye veya bir konuyu düşünmeye yönelik olmayan.
Öylesine akla nereye giderse götürüyor olmak bir tanesi bu. Bununla kıyaslamak üzere kelime asosyalsyonu, resim, asosyalsyonu ve örüntü tanıma gibi bir takım tasklar vermiş. Yani 4 ayrı task var. Rest var bu ilginçte bir şey, rest uygun da hani istirahat hali gibi rendem episodik cylend sold aklından ne geçerse bunun dışında kelime asosyalsyonu, resim görüntü, asosyalsyonu ve patent. Tanıma hepsinin arasında da bir şey var. Kontrol taskı var. Random appsodik cylend tods sırasında active olan bölgeler asosyalsyon korteksleri, yani görme, işitme, duyusal ve düşünce ile ilgili olan her şeyi birbiriyle birleştiren ve anlam akfetmemize.
Sağlayan korteks bölgeleri. Esas onların işe yaradığını, yani en çok yaratıcılık da onun etkili olduğunu söylüyor ha. Bir de şu, bütün önemli olan buluşlar için veya yaratılar için uzun bir intibasyon dönemi gerektiğini, bu rest o bakımdan önemli. Yani herhangi bir şey için aniden aydınlanma denen evraka anlarının uzun çalışma ve evraka şey evraka diyorum. Uzun çalışma ve. Gayret gösterme, araştırma etme çabalarının sonrasındaki.
Zihnin dinlenmeye bırakılmış olduğu anlarda geldiğini söylüyor. Hani şık oldu belki biraz ama. Evet. Yani tanınsaydısının öyle bir sözü var. Yaratıcılık diyor onun şey. Leriyle söyleyeyim, %99. Perspration %1 insation yani %1 ilham yüksek 99 terden oluşuyor diyor. Işte tesla'yla onun kıyaslıyorlar filan yani meşhurdur ya onların itiş kakışları tesla'da bir muhteşem yaratıcı bir insan. Edisonın en büyük şanssızlığı da online dönemler yaşamış olmak aslında her ısındı fena olmayan yaratıcılıkta bir adam ama biri son derece çılgın bir dahi gibi görünüyor ve tuhaflıkları var.
Ama bir hastaları yok bilinen en azından. Tam da senin dediğin tarzda çalışan bir insan. Evet. Newton içinde mesela şöyle bir şey vardır ya, yani elma kafasına düştü ve o sırada bunu. Hani halbuki o olmadan evvel karakülüs yapmış işte pirinci piyano, matematik bir şeyler. Kalkıyorsa ya da evet onun yayınlayamamış adam depresyona girdiği için ve kapandığı için falan gibi hikayeleri var biliyorsunuz. Evet, yani bu yer çekimi ve diğer formülü ortaya çıkmadan evvel. Kadar çok eser vermiş ki. Yani bütün elmanın düştüğünü gördüğü andaki evrakadan ibaret değil.
Evet, yani bu popülizm her zaman vardı ya da bu popüler. Değerlendirmeler bu arada andrea sen buraya geldiğinde konuştuğumuzda. Şey yaptığını söylemişti. Bu emar BT çalışmaları pet çalışmaları deyince şimdi aklıma o geldi. Yapılan bütün çalışmalar geçmişte bütün bu ressamlar, şairler, yazarlar filan diye. Halbuki o günümüz yaratıcılarına da el atıp georculuk as. Mesela onun deneklerinden bir tanesi star wars'un yönetmenini denek olarak kalmıştı. Peter Jackson aldım bilmiyorum ama George kızı aldığını kendisi söyledi.
Yani işte George da şey. Yoktuk petrol diye anlattığı için biliyorum. Ya onlar onları da tabii böyle ilk isimleriyle çağırarak söylemeyi de çok seviyor. Ya. Cart curt van'a good evet. Evet. Bu haftalık bu bölümün sonuna geldik. Bu bölümün sonuna gelince yine bir ressam ve resim hakkında bahsedelim istedik. Ressam ve resim olarak bugün ressam olarak daha doğrusu. Eee tercih ettik resim olarak da ııı kendisinin eee doktor gasenin evi isimle tablosunu tercih ettik. Eee doktor gösteren tablosu ismini eseri aslında geçen bölümün başında belirtmiştik.
Bu resim ilginç yapan şeylerden biri şu, 1.870 ikide porsezan over usül uvaza taşınıyor. Orada van gogh'la aslında karşılaşıyorlar ve doktor gasheli de orada karşılaşıp tanışıyorlar. Ve bununla ilgili ilginç olan şey van gogh ııı, sezen'in eserlerinin çoğunu ııı deli şeyleri diye adlandırılıyor. Deli'nin eserleri olarak adlandırıyor. Bu tablosunu ise doktor berşenin evi tablosunu ise çok beğeniyor. Bu açıdan ilginç bir eser olduğunu söyleyebiliriz. Bu haftalık bizden bu kadar haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean