Sanatı Yaratan Şey Nedir?
Bu bölümde geçen hafta kaldığımız yerden yaratıcılık ve psikopatolojiye göz atıyoruz.
Bu bölümde bahsi geçen bazı önemli yazarlar ve makaleler:
- Temple Grandin'i tanımak için bir makalesi
- Warren Babcock'un yaratıcılık üzerine yazısı
- Paul Lichtenstein ve Mikael Landén'in makalesi
Herkesin merhaba diken sütlü bahçesi ifade etmiyoruz.
Podcastini yeni bölümünden sesleniyoruz.
Ben doktor Tahsin rolas podcast bölümünde benimle beraber
profesör doktor öcem akbaşoğlu, profesör, doktor timişin rall ve
doktor ibrahim Meral var. Geçtiğimiz hafta yaratıcılık ve
psikopatoloji hakkında konuşmuştuk.
Bu hafta onu biraz devam ettirelim istedik.
Ben sözü cem hoca'ya bırakayım. Fazla uzatmadan ve.
Konuşmaya devam edelim. Bazı vakalar benim gördüğüm
otizmi olanlar şunu söylüyorlar. Insan matematikçi olan biri var
işte edebiyatçı olan biri var. Bir sonuca ulaşırken
başkalarından farklı biçimde ulaşıyorum ve onu nasıl söze
dökersin dendiğinde tarif edemiyorum.
Şekillerle düşünme eğiliminde oluyorum veya işte bir biçimde
sonuca ulaşıyorum ama. Başkalarına dolaştığı yollardan
farklı yollardan giderek ulaşıyorum.
Oyum aleminde gibi yani dünyanın var olan kurallarının dışına
çıkıp değil mi? Johnnation ya da diğer yaratıcı
kişilerin hani oyunla çok bağlantısını da kurarlar.
Ya hocam daha önce konuşmuştuk galiba yani.
Ama ben mesela otizm demişken şeyi söyleyeyim hocam yani bu
aralar ben biraz sık görmeye başladım.
Farklı görme animelileri olan işte oftermoloji ya da yani
görme algısıyla ilgili farklı deneyimleri olan hastalar ama
nörofmoloji ya da herhangi bir göz bölümünün herhangi teşhis
koyamadığı hastalar bunlar şimdi dünyada.
Pardon. Mesela.
Bazı renklerin fazlaca parlak, bazılarının daha fazla soluk
olması veyahut belli düşün. Bu elbise ne renk sorusu galiba
hatırladınız mı? Tabi ki.
Kahverengi sarı ve mavi dimi. Devam et geliştirmek.
Yoksa bence o güzel bir örnek zaten mesela otizmdeki yoğun
dişsatif yaşantılar diyebileceğimiz işte mikrop ya
da makrosi deneyimleri yani nesneleri olduğundan küçük ya da
olduğundan büyük görme deneyimleri.
Şimdi bir kişi gördüğü manzarayı bu görme yaşantısındaki
farklılıklar sonucu. Resmederse.
Bu kişi yaratıcı diyecek miyiz? Şöyle bir şey var mıdır sizce?
Niteliğinin ne olduğuna? Iyi okur yazarlar veya iyi
bakarlar, iyi dinleyenler ııı dinlerler, karar verebilir
diyebileceksek eğer bir ölçüde başvurmak gerekir herhâlde.
Çünkü yani iyi şiir kötü şiir diye uçlar var.
Aradaki bir sürü vaka olmakla beraber.
Bir de zaten yaratıcılık. Onun başında.
Çok farklı bulduğu bir şeyi resmetmesinden çok onu nasıl
resmettiği öyle değil mi? Yani.
Şen gibi özür dilerim tam şöyle örneklersen.
Göz hastalıkları uzmanları şey de düşünüyor.
Sen nükleer katarakt'ta kişiler. Arka planı, siyah görme
eğilimindeler ya da koyu renk görme eğilimindeler ve
rambrandın son dönem yaptık. Yaptığı bütün tablolarda font
siyahtır. Yani onların çoğunda yani
yaşlılık döneminde, hele özellikle arka taraf siyah.
Şimdi burada yaratıcı olan böyle.
Bir background da bu resmi yapıyor olması mı yoksa zaten
hani bir yaratıcılıkla onu ortaya koyuyor olması mı ya da
belas kez belas kez'in çizimlerine bakarsanız,
başkalarına göre şey bellas kesiyorum.
Çok özür dilerim. El greko beraz, kesi başka bir
nedenle hatırlayıp söyleyecekken araya girdi.
El grekon'un yaptıklarına bakın, el greko da bütün kişiler ince
uzundu. Acaba onun ince uzunluğu bir
farklı görme kusuru astmatizme mi var mesela acaba?
O yüzden mi öyle görüyordu? Bilmiyoruz ki sonuçta onu nasıl
ortaya koydu ve ne yaptığı çok önemli bence.
Yani. Yani.
Yine buradan başka bir yere daha gideyim söyledi.
Tamamen susuyorum. James joyson ulis'si yazdığı
sıradaki şey. Durum bir şizofreniye işaret
ediyor olsa bile varsayalım öyle olsun bu ulus sesin bir Metin
olarak ortaya çıktığında son derece yaratıcı bir şey olmuş
olmasına engel oluyor mu? Orijinal ama.
Yani mesela bu ergenekon'un ince uzun adamları orada işte ne
bileyim tamamen şey klasik yıla uydurma bir cümle kuracağım işte
bu aslında bizim kozmik dünyadaki yalnızlığımızı
yansıtan bir yapıdır dersek. Hata etmiş durmaz mıyız yani?
Aynı şey van gogh'ta da var ya ya şey derler hani biz demiş.
Oluyoruz ama işte yani demin ve laske onun için hatırladım.
Salvador dali de Pablo picasso'da dünyanın en büyük
ressamı olarak velas kesi'yi görüyorlar.
Velasgez'in yaptığı tablolara bakın.
Tamam yani o çok ünlü hain. Saray portresi çok hoştur,
güzeldir, üstüne çok konuşulur filan da salvador dali ve Pablo
picasso'nun yaptıkları yanında ve laske'in yapıtları çok da
yaratıcı gibi görünmez. Esasında gözler ama 2 büyük
ressam da diyorlar ki en büyük odur.
Dönem nasıl timuçin? Efendim.
Dönemleri nasıl ne kadar? Çok daha eski tabi yani
aralarında kaç 100 yıl var ya da ne kadar zaman var şimdi hemen.
Söyleyemeyeceğim, o da önemli ama değil mi yani?
Tabi tabi önemli önemli de şeyi kastediyorum yani.
Bizim bakınca ne gördüğümüz ve nasıl yorumladığımız belirleyici
olmaya başlıyor giderek ya tıpkı hastalarla konuştuğumuzda kimin
onunla konuştuğu ve nasıl yorumluluğunun çok önemli oluşu
gibi. Doğru.
Neyin sanat olarak kıymetli olduğu sanatsal kıymetinin
olduğuyla ilgili kafka'nın lafı makale yazmayla ilgili derste
hep söylediğim bir şey, belki hatırlarsınız size de
anlattıysam eğer iyi bilimci diyor.
Hiç kimsenin bilmediği bir şeyi herkesin anlayabileceği şekilde
anlatandır. Iyi sanatçı da herkesin zaten
bildiği şeyi daha önce hiç anlatılmadığı biçimde
anlatabilendir. Herhalde orijinallik ve sanat
değeri bakımından bu işe yarayan bir şey.
Herkesin bildiği bir şey. Daha önce hiç anlatılmamış
biçimde anlatabilmek. Güzel bir ayrım sanki?
Doğru, yani velhaski'de kendi döneminde muhtemelen öyle
anlatmıştı. Yani lasmeni'nin nasıl için
söylüyorum? Özellikle ama ya arada 300 yıl
var. Şimdi 600 var.
Evet 300 yıl var yani tabii ki çok şey değişmiştir ama.
Işte nasıl gördüğümüz ve nasıl yorumladığımız yani?
Daliye ve picasso'ya bakan birisi az evvelki ağlayan kadın
örneğinden yola çıkarak çok kolayca onları görüp ne ne biçim
resimler bunlar kesin burada bir tuhaflık var diyete
yorumlayabilir ya da vay canına bulunmamışı buldu.
Ne büyük bir yaratıcılık bu diye de yorumlayabilir.
Nasıl devam edelim? Böyle devam edelim işte güzel
anlatıyorsun. Cample grande'nin lafı var
temple grantin daha önce sözünü ettiğimiz bir bilim kadını.
Onun için tekrar anlatmayacağım. Zaten internette kendisiyle
ilgili çok kaynak var. Iıı otizm pek durumunda olan ve
eee fen bilgisi öğretmeninin desteğiyle bilimci olan ve
bayağı da başarılı olan birisi. Söylediği lafta şey daha bir
anormalliktir. Iıı anormalidir yani ııı.
Eğer mesela bilim. Iıı de hâlâ ilgili olabilecek
bütün genleri bu çok kaba bir ifade tabii.
Yani öyle bir genler grubu yok. Bu kadar kolay tarif
edilebilecek ve hala ilgili olabilecek.
Bütün diyelim ki biyolojik etmenleri doğuştan gelen
etmenleri ortadan kaldırabilseydi bütün dünya
malzemelerle dolu olurdu. Iıı, anormallik olduğunu kabul
etmek, yani norm dışında olduğunu kabul etmek.
Tabii ki her şey tabii birazcık rahatsız edici olan.
Empati yoksunu denebilecek ifade biçimi.
Yani. Hani neredeyse hakaret
sayılabilecek bir ııı şey de söylemiş oluyor.
Dahi olmayan kişilere örnek olarak muhasebecileri vererek
halbuki. Kim söyleyebilir ki bir sürü
muhasebeci içinde belki çok harika yazarlar niye çıkmasın?
Tabii de işte meslek bazlı alarak herhalde konuşuyor da
onun için yani muhasebecilikten kasıt, muhasebe işi yapıyor
olmak değil hakikaten de. Rutin bir işi yapan insanları
kastederek. Söylüyor ama işte şunu
düşünmüyor ki, yani bir sürü muhasebeci de bu konuşmayı
dinleyecek. Ve buradan kendileri için bence
bilmiyorum ben mi hani çok şey yapıyorum, rahatsız oluyorum
bundan. Gençlerin deyimiyle duyar
kasıyorsun. Bunu senden artık timuçin,
1.895. Rock kokun yaptığı bir çalışma
ne? Kadar farklı şeyler çıktığına
dikkat çekmek için önemli bu. Evet. 4.
Ne diyor? Erken ölüyorlar diyor, değil mi?
Erken ölüyorlar diyor. Bambaşka söyleyeceğim size bir
saniye 10 the morbit hareddi and prets pozitif insaniti of the
men of jenius. Yani.
Deha sahibi kişilerin hastalıklı yatkınlıkları, deliliğe olan
hastalıklı yatkınlıkları gibi bir şey.
Evet. Değil mi?
Böyle çevirmek çok yanlış olmaz herhalde.
Erken ölürler. Eee, epidemiolojide veya işte
nüfus sayımlarında ııı suç oranlarının yükseltebilirler.
Yani suça da yatkındırlar demek istiyor.
O eski ingilizcede swell the cremenal renk demiş
şişirebilirler yani suç oranlarını.
Sonunda diyor ya, bir hastanede kendini bulur.
Bir akıl hastalıkları hastanesi'nde daha nadir olan
akıbeti de bütün dünyayı bir buluşla veya icatla şaşırtır ya
da müthiş bir muhteşem, bir müzik veya edebiyat veya sanat
eseri verir. Doğru, yani çoğunlukla aslında
ııı hastaneye düşer, nadiren eser verir diyor.
Tarihi ne, 1.895. Şimdi tabii şey çok ilginç, çok
eski mazhar Osmanlı dönemine doğru geriye gittiğinizde.
Icat paranoyası ezeyanlarıyla ilgili şey demiş.
Yani bu insanlar güya öyle bir icat yapmışlar ki, uçak gereği
indiği zaman arkasına paraşüt açılacakmış da böylece çok kolay
yara inecekmiş. Yahut da güya hava yastıkları
olacakmış da böyle. Ce hem suda hem karada
gidecekmiş, yani biri howard gap'tı tarif ediyor öbürü.
Şeye inen uçak gibi? Evet.
Gazete diyor yani. Hakikaten bak yine dediği doğru.
Yani bu insanlar hasbelkader hastaneye yatmasalarmış, belki
buluş sahibi olacaklarmış gibidir.
Burada küçük bir müzik molası verelim.
Bugünkü müzik parçası olarak yohanes bonnoften dros andorn
isimli parçayı dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar
birlikteyiz. Kaldığınız yerden devam
edeceğiz. Ben sözü cem hocaya bırakayım o
devam edicek. Başka neler var?
Eğer psikiyatrik çalışmalar çok ayvadayken ben.
Britezburg shape işte onların okuma seanslarına çok devam
ediyordum. Hepsi çok ülkeler olmuyorlardı.
Yazdıkları şiir ya da hikayeleri okuyorlardı.
Neyse aralarından çok harika yazarlar ve şairler çıktı tabi.
Vebal biliyorsun. Sayalım kimler buket tüzüner
var, Orhan pamuk var. Elif şefak da var galiba emin.
Değilim. Öyle mi diyorum sanıyorum.
Konuşmuştuk, galiba söylemiştin? Evet.
Ha özetle şu, jamesonın çalışması önemli, jamesonın
çalışması da aynı şeyi işaret ediyor.
K james'in bilmeyenler için tekrar edelim.
Kendisi bipolar bozukluktan Mustafa yanamıyorum dimi timuçin
yani bipolar bozukluk. Ya bana yazdı.
Onun rahatsızlığı. Karıştırıyor muyum?
Dedim. Bir an şimdi o kadar çok
enflasyon bir polar laf ettik ki bir polar Mustafa.
Daha ne bir depresyon kitabı da var şu an hani birpoler kitabı
da var, kendini anlatıyor yani şey maniktir.
Pırasa yıldız denilen. O alanın en önemli kitabı hariç
bir de o var, yani mesleki olarak da.
Onun bulguları da sikletimi, manik, depresif hastalık, majör,
depresif hastalık ve intihar oranlarının daha yüksek olduğu
yolunda yani aralarında psikozdan ziyade.
Duygu durum bozuklukları geçiyor hepsi.
Rudregin çalışması var 1.990 beşte.
Biri bir şey soruyordu galiba? Yok, evet lodilik var.
Bir de diyecektim. Sen söyledin.
Onu sen çıkarmışsın çok güzel. The price of gregnes diye bir
çalışma 10 yıl boyunca. 1.900 altmışla 90 arasında
yayımlanmış. 1.005. Biyografi 18 mesleğe bölerek
bakmış. Ekranmış New York times'da
yayımlanmış, onu söylemeyi unuttum.
New York times'da yayınlanmış olan 10 yıl boyunca bun.
U yapmış ve create acilment shale ve iyice de 9 ölçütlerini
uygulamış. Yani biri yaratıcılığın ne
derecede olduğunu ölçmeye çalışan bir standart
değerlendirme, diğeri de dünya sağlık örgütünün hastalıklar
sınıflandırması. Bulduğu şey, yaratıcı kişilerde
daha şiddetli psikopatoloji var ve şizofreni, benzeri psikoz ve
depresyon. Ve bipolar bozukluk, yaratıcı
sanat eseri veren kişilerde daha fazla.
Iıı belirtileri daha erken ortaya çıkıyor ve yaşam boyu
depresyon ııı dereceleri ile yaratıcılık arasında da bir
ilişki var. Yani yaşam boyu depresyonları ne
kadar yüksekse, yaratıcılıkları da o kadar yüksek.
Yazarlar değil mi? Yazarlar ve şarjar.
Yazarlar ve evet onu da ekleyelim bu şeye ne diyorsunuz?
Yani yaşam öykülerine bakarak. Bir şeyler çıkarmaya.
Yani tabii çok çok sağlıklı değil.
Cem niye? Çünkü.
Yanlızlık payı çok yüksek oluyor.
Hocam. Evet, bir bir yani bir şeyi
bilerek bakıyorsun, ben virgülen yanıltsın life şartını çizmiştim
de yaşam aldıklarıyla birlikte eserleri ve eserlerin hemen
öncesinde yaşadıkları ve o sıradaki yani açık seçik şeyi
hiçbir zaman yok. Hani manik depresif
diyebileceğimiz bir hastane yatış, tedavi oluş şu bu zaten
olmadığı gibi. Hani ancak çıkarsayarak
söylüyorsun? Bir de bildiğin.
Kadarıyla yaşam olaylarını ya hayatındaki olup bitenleri evet
öyle denebilir. Ama son derece yaratıcı bir
insandı. Sadece hani depresyondaydı ve
intihar ederek öldüdan yola çıkarak tabi bir de freud'la ve
crapelin ile görüşmeleri var odaydık konu ama.
Böyle bir şey iddia etmek çok kolay değil.
Şey de denebiliyor işte ya işte bak, tedavi olmadı.
Bak ne güzel eserler verdi. Hâlbuki tedavi olsaydı bunların
hiçbirini yapamazdı. Onu da bilmiyoruz ki yani liçüm
olsaydı ya da anti depresanlar belki de kadıncağız çok daha
uzun yaşayacaktı, çok daha iyi eserler verecekti, onları da
bilemiyoruz. Öte yandan dolayısıyla hep biraz
tahsinin dediği gibi yanlı. Buradan bakınca bence bilmiyorum
siz ne dersiniz? En dramatik olanlar dikkati
çekiyor ya yani daha az dramatik olan yaşam olaylarını tabii
bilmiyoruz. Yani intihar etme biçimi mesela
dikkati çekiyor veya işte birilerinin manik dönemleri
filan dikkati çekiyor ama daha hafif epizodların veya
dönemlerin neye sebep olduğunu yaratıcılıkla ne kadar ilişkili
olduğunu bilmiyoruz. Doğru.
Bizim şöyle bir çalışmamız vardı, şimdi aklıma geldi.
Bunu da bir spektrum olarak düşünürsek, yani yaratıcılığın
derecesini farklı düşünme biçimini eğer bir gösterge
olarak alırsak demin sözünü ettiğimiz dieverion tink bizim
bora, baskak ve Tuğba özel kızıl'la beraber yaptığımız bir
çalışma vardı. Kelime asosyalsyonları testi.
Arkadaşlar onları sınıflandırmak için gerçekten böyle nasıl
demeli ki deli peki sayar gibi şey yaptılar.
Hem işte belli harflerle başlayan kelimeleri saydırmak
hem de belli kategorilerdeki bildiğimiz kelime asosyalsyon
testi bu koknatif testlerden biridir.
Şizofreni tanısı konmuş kişiler, kardeşleri ve onlarla işte yaş,
cinsiyet, eğitim bakımından grup eşleştirmesi yapılmış klinik
dışı kontroller bir hiyerarşi bulundu.
Kardeşler, hastalar ve kontrol grubu arasında.
Bütün kullanılmış olan kelimeleri saydık onların
içinde. En sık kullanılanlar daha seyrek
kullanılanlar ve tek kullanan tek sefer kullanılmış olan
kelimeler ne kadar seyrek kullanılan kelime varsa.
Psikoza yaktınlık şizofipi ölçeğiyle o kadar.
Yüksek çıktı. Iıı bunların hepsi eser veren
kişiler değiller ama ııı ortalamadan sıradan ilişkiler
kurma biçiminden ne kadar sapılırsa şizotipiyle de o kadar
ilişkili olabileceğini düşündürüyor.
O şimdi aklıma geldi. Yapılan çalışma çok önemli
oluyor. Tabii dimi yani cem ben
özellikle bu karoneliska çalışmasını sana.
Bahsettiğim zaman sen bana demiştin ki işte bu lan dedin
çalışmasıyla ilgili. Ciddi eleştirilerim geçmişte de
olmuştu. Hep biraz ondan bahsetsene.
Yani bu çalışma özelinin. Giderek yani ne nedir?
Ben hata. Neyi.
Neyi mi eleştiriyorum, evet, evet yani şöyle lihterinın
özellikle lands çalışması bu ama ihtiyaçların da içinde isveçte
çok güzel kayıt tutulduğu için güzel derken eksik bırakmamaya
çalışılan kayıtlar tutulduğu için.
Bu nasıl bir çalışma hocam? Şimdi çalışmayı anlatayım.
Ben daha önce lhterinsteinın yapmış olduğu pek çok çalışmaya
da karşılaştık yani. Paranoyanın epidemiyolojisi,
şizofrenini, epidemiorisi bir para.
Her şeyin epidemiorisiyle ilgili olarak kayıtlardan yola çıkarak
çok yüksek rakamlardan istatistikler yapıyorlar.
Yani en büyük. 100.300 1.000 filan öyle.
Evet, evet, yani burada da nasıl bir şey yapmışlar.
Şöyle çalışma da diyor ki amacımız.
Genetik ve çevresel etmenlerin yaratıcılıkla bağlantısına
bakmaktır. Bir vaka kontrol çalışması
yapmışlar isviçre. Isveç şeyleri kayıtları
üzerinden yaratıcı bir mesleğe sahip olma olasılığı.
Şizofreni bipolar bozukluk ve unipollar depresyon sebebiyle
hastaneye yatmış olan kişilerde. Ve onların akrabalarında ııı
böyle olmayan kişilerle karşılaştırılmış ve bipolar
bozukluk geçirmiş olan kişiler ve şizofrenisi olan kişilerin
olmayan şizofrenisi olmayan kardeşleri ya da bir polar
bozukluk, yaratıcı mesleğe sahip olanlarda daha sık yaygın
bulunmuş. Özetle, yani ya ailede şizofreni
olması ya da bir polar bozukluğun ta kendisinin olması.
Şizofrenin hiçbir bağlantısı bulunmamış ve.
Bir ailevi şey benim eleştirim şuydu, yani burada bütün
çıkarsamalar hep yapılmış yazılmış kayıtlar üzerinden ve
kişiler arası ilişkinin nasıl bunların ölçüldüğünün falan
hiçbir şeyi yok. Her şeyin çok standart ve
güvenilir bir biçimde bakıldığı ön kabulü var.
Bu kayıttan çıkan çalışmalara o yüzden biraz şüpheyle bakıyorum.
Işte tıpkı şey gibi. Yani sanatçının geçmişine bakıp
hayatından bir şey çıkarsamaya çalışmaya benziyor aslında değil
mi? Evet.
Oradan yani. Işte belki jamesın yaptığı
şeyler için de en ilginci belki. Robert cuma'nın hayatıyla ilgili
ya da eserleriyle ilgili değerlendirme.
Onu anlatsana. Orada şöyle bir şey var, yani
Robert jum'un çok şey yapan eser veren.
Hani onlar numaralıyorlar ya böyle eserlerini işte birden
bilmem, 100 bilmem kaça kadar diyelim ki onların veriliş
zamanlarını bir şeye dökmüş. Yani yapılış zamanlarını bir
takvime dökmüş. James'in ve bu arada james'in
bilinen onun biliniyor şeyleri, hastalıkları yani depresyonları
var. Intihar girişimleri var
hastaneye. Yatışı var hatta hastanede vefat
ediyor zaten ve hipomonik dönemleri var.
Yani daha çok bugünün bakışıyla bakarsak bipolar 2 gibi Robert
cuma ve. Onun hipomonik olduğu dönemlerde
şaşırtıcı derecede şey sayıları eser sayıları artıyor,
yükseliyor ama tabii şunu hiç bilmiyorum.
Gerçekten bunu cah john morhton diye birisinin şeyine
dayandırıyor. Ne denir?
Onun hakkındaki biyografisine dayandırıyor dolayısıyla.
Onun bir zihinsel instabilitesi olduğu ön kabulüyle filan ama
Robert cuma nın. Atacaksın cem seninle de
paylaşmıştın, bir aile şeyi de var.
Orada da ölenmiştin. Evet yani orada mesela ailede
başkaları da var filan zaten. Dolayısıyla 10'a çıkart birpoler
bozukluktur demek ya da işte ailede bir polar ve depresyon
vardır demek daha kolay çünkü biliniyor onlar ve dolayısıyla
onun hayatının da böyle bir. Zaten kendisinin de galiba öyle
bir tanımı var. Şimdi hemen aklıma gelmiyor ama
kendisini de o. Sanki böyle doktor jack kılınmış
street taki gibi 2 ayrı ikiye bölünmüş 2 ayrı.
Hayat yaşıyor. Biri böyle daha şeytani biri
daha şey mazlum filan gibi anlattı bir.
Özgeçmiş hikayesi de var. Dolayısıyla o eser sayılarının
çok arttığı dönemleri o hipomi diye yorumlamış ama tabii şu
gene aynı şey ölmüş bir insanın arkasından bir post mu ortam
değerlendirme yapıyoruz. Yani o sırada gördük kaydı
aldık. Bu kişiyi hipomik timi yoksa
bunun böyle bir yaşam öyküsü var.
O dönemlerde çok fazlay eser üretiyor.
Bu dönemde kesin hipomonik timi. Yani ne kadar biz varız orada ne
kadar Robert Steven var. Evet, bizim yorumumuz her şeyi
değiştiriyor olabilir. Ki biz potkesti yapma amacımız
bu zaten bunun için mutluyuz. Nansi amca sen bunu üstesinden
gelebilmek için. Görüntüleme çalıştığı için
zaten. Şöyle bir şey yapmış, şimdi
kişileri yaratıcı edim sırasında veya bir ürün verirken
görüntülemede çıktı. Ne çıkıyor diye bakmak yani
emaara veya pete sokmak olacak iş değil yani emar'daveya.pt
iken hadi yaratıcı ol diyemezsin.
Öyle bir zorluk olduğu için de. Şunu denemiş başka pek çok
deneyden sonra aklına gelen şey. Rendom episodik collend tods
diye bir şey var yani. Mind onegde denen zihin
dolaştırma herhangi bir konuda problem çözmeye veya akıl
yürütmeye veya bir konuyu düşünmeye yönelik olmayan.
Öylesine akla nereye giderse götürüyor olmak bir tanesi bu.
Bununla kıyaslamak üzere kelime asosyalsyonu, resim,
asosyalsyonu ve örüntü tanıma gibi bir takım tasklar vermiş.
Yani 4 ayrı task var. Rest var bu ilginçte bir şey,
rest uygun da hani istirahat hali gibi rendem episodik cylend
sold aklından ne geçerse bunun dışında kelime asosyalsyonu,
resim görüntü, asosyalsyonu ve patent.
Tanıma hepsinin arasında da bir şey var.
Kontrol taskı var. Random appsodik cylend tods
sırasında active olan bölgeler asosyalsyon korteksleri, yani
görme, işitme, duyusal ve düşünce ile ilgili olan her şeyi
birbiriyle birleştiren ve anlam akfetmemize.
Sağlayan korteks bölgeleri. Esas onların işe yaradığını,
yani en çok yaratıcılık da onun etkili olduğunu söylüyor ha.
Bir de şu, bütün önemli olan buluşlar için veya yaratılar
için uzun bir intibasyon dönemi gerektiğini, bu rest o bakımdan
önemli. Yani herhangi bir şey için
aniden aydınlanma denen evraka anlarının uzun çalışma ve evraka
şey evraka diyorum. Uzun çalışma ve.
Gayret gösterme, araştırma etme çabalarının sonrasındaki.
Zihnin dinlenmeye bırakılmış olduğu anlarda geldiğini
söylüyor. Hani şık oldu belki biraz ama.
Evet. Yani tanınsaydısının öyle bir
sözü var. Yaratıcılık diyor onun şey.
Leriyle söyleyeyim, %99. Perspration %1 insation yani %1
ilham yüksek 99 terden oluşuyor diyor.
Işte tesla'yla onun kıyaslıyorlar filan yani
meşhurdur ya onların itiş kakışları tesla'da bir muhteşem
yaratıcı bir insan. Edisonın en büyük şanssızlığı da
online dönemler yaşamış olmak aslında her ısındı fena olmayan
yaratıcılıkta bir adam ama biri son derece çılgın bir dahi gibi
görünüyor ve tuhaflıkları var. Ama bir hastaları yok bilinen en
azından. Tam da senin dediğin tarzda
çalışan bir insan. Evet.
Newton içinde mesela şöyle bir şey vardır ya, yani elma
kafasına düştü ve o sırada bunu. Hani halbuki o olmadan evvel
karakülüs yapmış işte pirinci piyano, matematik bir şeyler.
Kalkıyorsa ya da evet onun yayınlayamamış adam depresyona
girdiği için ve kapandığı için falan gibi hikayeleri var
biliyorsunuz. Evet, yani bu yer çekimi ve
diğer formülü ortaya çıkmadan evvel.
Kadar çok eser vermiş ki. Yani bütün elmanın düştüğünü
gördüğü andaki evrakadan ibaret değil.
Evet, yani bu popülizm her zaman vardı ya da bu popüler.
Değerlendirmeler bu arada andrea sen buraya geldiğinde
konuştuğumuzda. Şey yaptığını söylemişti.
Bu emar BT çalışmaları pet çalışmaları deyince şimdi aklıma
o geldi. Yapılan bütün çalışmalar
geçmişte bütün bu ressamlar, şairler, yazarlar filan diye.
Halbuki o günümüz yaratıcılarına da el atıp georculuk as.
Mesela onun deneklerinden bir tanesi star wars'un yönetmenini
denek olarak kalmıştı. Peter Jackson aldım bilmiyorum
ama George kızı aldığını kendisi söyledi.
Yani işte George da şey. Yoktuk petrol diye anlattığı
için biliyorum. Ya onlar onları da tabii böyle
ilk isimleriyle çağırarak söylemeyi de çok seviyor.
Ya. Cart curt van'a good evet.
Evet. Bu haftalık bu bölümün sonuna
geldik. Bu bölümün sonuna gelince yine
bir ressam ve resim hakkında bahsedelim istedik.
Ressam ve resim olarak bugün ressam olarak daha doğrusu.
Eee tercih ettik resim olarak da ııı kendisinin eee doktor
gasenin evi isimle tablosunu tercih ettik.
Eee doktor gösteren tablosu ismini eseri aslında geçen
bölümün başında belirtmiştik. Bu resim ilginç yapan şeylerden
biri şu, 1.870 ikide porsezan over usül uvaza taşınıyor.
Orada van gogh'la aslında karşılaşıyorlar ve doktor
gasheli de orada karşılaşıp tanışıyorlar.
Ve bununla ilgili ilginç olan şey van gogh ııı, sezen'in
eserlerinin çoğunu ııı deli şeyleri diye adlandırılıyor.
Deli'nin eserleri olarak adlandırıyor.
Bu tablosunu ise doktor berşenin evi tablosunu ise çok beğeniyor.
Bu açıdan ilginç bir eser olduğunu söyleyebiliriz.
Bu haftalık bizden bu kadar haftaya tekrar görüşmek üzere
kendinize iyi bakın.
Podbean