Otizm Spektrum Bozukluğu (Ⅲ): Gen mi, Çevre mi?
Yaygın olarak otizmde genetik faktörlerin mi çevresel faktörlerin mi otizme sebep olduğu hep tartışılmıştır. Bu perspektifte bu podcast bölümünde otizmin sebeplerini irdelemeye çalıştık.
Herkesin merhaba dikensiz gül bahçesi fayda etmiyoruz
podcastinin yeni bölümünden size sesleniyoruz.
Bu podcast de benimle beraber profesör doktor cemaat paşaoğlu,
profesör doktor timuçin ural ve doktor ibrahim aylak var.
Geçen bölümde geçen bölümlerde, daha doğrusu otizm hakkında
konuşma fırsatı bulmuştuk. Öncesinde otizme bir giriş
yapmıştık. Daha sonrasında kuramlar
hakkında konuşma fırsatı bulmuştuk.
Bu bölümde de genel olarak hani otizm sıklığı etyolojisi gibi
daha nasıl desem daha başka konulara da yer vermeyi
çalışacağız ben. O dizinle ilgili şu soruyu
sorarak başlamak istiyorum. Yani otizmden bahsediyoruz.
Son zamanlarda da oldukça sık duyuyoruz.
Daha çok duyulmaya başlıyoruz. Daha çok duyduğumuz için de çoğu
zaman insanların işte annelerin babalarına bir şeyi oluyor,
kaygısı oluyor. Vesaire bu hastalığın ne kadar
yaygın olduğunu bilmek de aslında önemli diye düşünüyorum.
Ben o yüzden onu soracağım. Ben bu hastalık toplumdan ne
kadar sık görülüyor, ne kadar yaygın bir hastalık diye size
sormalıdır. Şimdi ilk yapılan çalışmalarda
kaner tanımı kullanıldığı için onu daha önceki bölümlerde
anmıştık. Klasik otizm tanımı çok daha dar
olduğu için ve sadece çocuklukta konabilen bir tanı olarak
düşünüldüğü için yapılan ilk çalışmalarda şimdikiyle çok çok
farklı, çok daha seyrek rastlanan bir rahatsızlık gibi
görünüyor. Önce bugünkü söyleyerek
başlayalım. Eee, bugün için pek çok
çalışmanın ortalamasına bakarak geniş örneklerle çalışmalara,
meta analizlere, farklı kültürlerde ve farklı yaş ve
kültür düzeylerinde yapılmış çalışmalara bakarak kabaca
herhangi bir şey söyle deseniz %1 demek en doğrusu gibi
görünüyor. Çok daha yüksek bulan çalışmalar
var. Uzak doğuda yüzde ikiden yüksek
bir rakam gibi bir şey bildirildi.
Amerika'da da çocuklarda yapılan çalışmalarda yüzde birden daha
sık rastlandığı, daha yaygın olduğu gibi iddialar da
çıkabiliyor. Yetmişte bir civarında falan
gibi ama ben kabaca spektrum olarak düşündüğümüzde yani hafif
formları, ağır formları, hepsini bir arada düşündüğümüzde %1
demeyi uygun buluyorum. Bir çalışmayı anmak isterim.
Burada yetişkinlerdeki otizm ilgimi çektiği için.
Onlarda yapılmış bir. Tarama çalışması yani çok sağlam
bir epidemiyolojik çalışma var. Burganın 2.010 birde.
Yayımlanmış bir çalışması burada 16 yaşın üstündeki kişileri
toplumda tarıyorlar. Yani klinik popülasyonda değil,
okullarda vesaire değil evlerde tarıyorlar.
Toplumu temsil edebilecek bir örneklemde ve tam bununla uyumlu
olarak binde 9 nokta 8 gibi bir rakama ulaşıyorlar.
Yani %1 hemen hemen kabaca bir şey gibi görünüyor.
Farkı söyleyebilmek için ilk yapı demoolojik çalışmadan söz
edeyim. 1.960 altıda sağlam. Sağlam denebilecek bir yöntem.
Yapılmış çalışma var. 10.000 çocukta 4 nokta bir çıkıyor.
Yaygınlık loterin çalışması bu hani 10 binde dörtle %1
arasındaki fark çok büyük. Bugün için %1 demek en doğrusu
gibi tarz. Peki hocam yani?
%1 aslında azımsanmayacak bir rakam hani?
Doğru. Oranı aşağı yukarı şizofren de
sahipliği biliyorum. Hani epdemolojik çalışmalarda
bir. Sözlü de sorulursa öyle
hatırlamak iyi olabilir. Mesela şizofreniyle aynı gibi.
Olarak güzel olabilir. Evet, sözlü sorusu olarak.
Bunun dışında da tabi hani hastalıkların getirdiği yükler
de önemli oluyor. Hastalıkların getirdiği bir de
yükler oluyor. Hem kişiler bireyler üzerine hem
toplum üzerine hem de onun dışında sigorta sistemleri
sağlık sistemleri üzerine getirdiği ipler de önemli
oluyor. Tabi burada tabi.
O buruk alınca döndüm. Seni burukanın çalışmasında
mesela bu yüzde binde 9 nokta sekizde yaşam kalitelerine de
baktıklarında ev. Oturan kabaca evde oturmaktan
başka pek bir şey yapmayan, yaşam kalitesi, yaşam doyumu
düşük olan genel sağlık hizmetlerine ulaşımı sınırlı
olan yardıma ihtiyaç duyan veya bağımsız yaşı olsa bile
hakikaten demin dediğim gibi yaşam kalitesi düşük olan
kişiler ağırlıkta. Peki?
Ilk bölümde biraz bahsetmiştik ben.
Şeyi sorayım, pek burada bir buzdolabı anne kavramından
bahsetmiştik ya o belki bir havada kaldı.
Hani otizm sebebinin nedeni nedir?
Şu anki günümüz tıbbında bunu bilebiliyor muyuz?
Ya da bir elimizde şey var mı, kanıt var mı bu konuyla ilgili
diye sorayım. Evet, güzel.
Hem biliyoruz hem bilmiyoruz. Yani bildiklerimiz var,
bilmediklerimiz var. Şöyle anlatayım onu.
Genel tıp için daha doğrusu genel psikiyatri için hep
söylediğim bir şey. Biz bütün bu psikiyatrik
tanılara beyin hastalıkları gözüyle baktığımız zaman aslında
genel tıbbi yaklaşımı ıskalamış oluyoruz.
Çünkü genel tıbbi bir tanı koyduk ve bir beyin hastalığıyla
ilgileniyoruz gibi bir yanıtlamaya kapılma ihtimalimiz
artıyor. Bu otizm için de böyle çünkü.
Buzdolabı anne kavramını sakıncalı bularak.
Hem aileleri suçlamamak bakımından haklı olarak
sakıncalı bularak hem de gerçeği tam olarak yansıtmadığı için
teknik olarak da sakıncalı bularak dışta tuttuk ama bunun
karşıtı olan otizm bir beyin hastalığıdır ve yalnızca beyin.
Fizyolojiyle santral sinir sistemiyle açıklanabilir
dediğimiz zaman. Sadece birincil, otizmlerin
beyin hastalığı niteliğinden söz etmiş oluyoruz.
Birincil ne demek? Herhangi bir bildiğimiz
rahatsızlığa sendroma. Tıbbi duruma bağlı olarak ortaya
çıkan otizmlerin dışında kalanlar demek, yani sıradan
tetkiklerle görüntüleme gibi kan tetkikleri gibi yapılan
tetkiklerle sebep gösteremediğimiz otizmler.
Ama burada şöyle bir şey de var, teknikler daha önce hani
çözünürlükten söz etmiştik ya ne kadar ince tetkik olursa
çözünürlük yani başka bir deyişle ne kadar yüksek olursa
muhtemel genetik bir sebebi ortaya çıkarmak da.
Ihtimali de o kadar artıyor. Şöyle kaba bir bilgi vereyim.
Bilinen herhangi bir tıbbi rahatsızlığa sendroma bağlı
olduğu gösterilebilen otizmler, bütün vakaların %5 ila onu
kadar. Genişçe bir şey bu aralık gene
de yani 5 10 çok kötü değil ama hani geniş neden?
Çünkü yapılan tetkiklerin ne kadar isabetli olduğu, yani
yanlışlıkla bazı sebeplerin gözden kaçtığı veya fazladan
tanık olduğu durumlarda dikkate alınırsa merkezden merkeze.
Bazen otizme sebep olan sendromu teşhis edemediğimiz durumlar
oluyor. Laboratuvarın gelişkinliğine ve
tecrübesine bağlı olarak bazen edemediğimiz oluyor.
Şunu da ekleyeyim, 12 şey daha söyleyip bitirmeden önce bu
lafı. Otizm etiyolojisinde herhangi
bir tıbbi durumdan şüphelendiğimizde bunları teşhis
edebilmek için yapılması gereken tetkikler mesela.
Şimdi timuçin gene proje lise lafı getirdi diyecek bana ama en
güzel örneklerden biri olduğu için freedilik prematasyonunu
freelilik sendromu, otizme sebep olan sendromlardan biri ve.
En iyi bilinen başlıca sebebi genetik sebepler arasında.
Onun bir de taşıyıcılığı var. Taşıyıcılığında da erkeklerde
özellikle otizm ortaya çıkabiliyor.
Bunu teşhis edebilmek için hem PCR hem sanat denen 2 tetkinin
birden kullanılması gerekiyor. Şimdi adlarıyla kafa karıştırmak
istemiyorum ama bu 2 tetkikin birden yapılabildiği laboratuvar
sınırlı. Mesela benim şöyle vakalarım
oldu, herhangi bir laboratuvarda hiçbiri yok dendiği halde daha
iyi çalışan ve daha tecrübeli bir laboratuvarda freecilik
pıramatasyonunun taşıyıcılığının gösterilebildiği vakalarım oldu.
O yüzden dediğim gibi %5 10 merkezden merkeze değişebilir.
Şunu da ekleyeyim, bir de sendromik vakalar var o da şu.
Ya otizme eşlik eden bir bedensel görünüm farklılığı
dissmorfi özellikler diyoruz. Dıştan görülebilir veya kardiyak
kalpteki anormallikler kapak anormallikleri filan gibi
muayenede anlaşılabilir. Laboratuvar tetkikiyle eko
kardiyo ile vesaire anlaşılabilir.
Bu özellikler ve iyi bilinen başka bazı birlikte görülen
özellikler ve otizmle bağlantısı daha önce kuvvetle muhtemel diye
gösterilmiş olan belli kromozom bölgeleri buralardaki
varyasyonlar yani çeşitlilikler. Fakat bunların birebir ilişkisi
olduğu konusunda mutlak bir bilgimiz yok da.
Muhtemelen ilişkili muhtemel paten yani rahatsızlığa sebep
olan çeşitlilikler olarak biliyoruz, iyi laboratuvarlarda.
Daha önce sözünü etmiştim mesela UC l'de bütün vakalarda yapılan
tetkikler var, genel taramalar yapılıyor.
Yani belli bir yere odaklanarak var mı yok mu?
Kromozomda bu anormallik diye bakılmıyor da bütün kromozomda
mümkün olduğu kadar çözünürlüğü yüksek bir tarama yapılıyor.
O zaman olağan şüpheli bölgeler var. 15 kromozom, 16 kromozom,
12 filan gibi bunların rastlanma olasılığı da %15 ila 20.
Burada bir durayım, çünkü çok fazla bilgi üst üste oldu.
Hocam bu bahsettiğiniz kısımda kabaca şunu söyleyebilir miyiz?
Otizm spektrumu bozukluğu dediğimiz kişilerin %5 ila
onunun genetik veya metabolik sebebini biliyoruz.
Evet, yani gösterilebilir bir genel tıbbi rahatsızlığın bir
bileşeni olarak ortaya çıkıyorlar.
Örnek vermek gerekirse. Mesela işte.
The George sendromunu örnek verebiliriz.
Daha önce şizofreniyle de çok bağlantılılandırılmış olan böyle
bir sendromu şimdi sendrom ayrıntısı sayayım mı yani?
Ama hani kalp anormallikleri işte yumuşak damak
anormallikleri yarık damak yarık, dudak ve vesaire
beraberinde otizm bu. Gibi %5 10 böyle.
Ben aslında sözü almışken bir soru daha sorabilirim yani.
Neredeyse psikiyatri ihtisasma başladığından beri popüler bir
tartışma var. Otizm sıklığı artıyor diye.
Ne diyorsunuz artıyor mu? Yani farkındalık artıyor kısmını
atlayamayız. Bir kere klasik vakalar klasik
dediğim. Kaner vakaları genellikle zeka
geri ile birlikte olan vakaların.
Ile sınırlı tutmayıp da. Zeka gereği olmayanları ve ancak
yetişkinlikte sosyal talepler arttığı zaman tezahür eden
vakaları eklediğimizde. Farkındalık bunlara yönelik
arttığında o zaman otizmi spektrumun yaygınlığı da daha
fazla ortaya çıkıyor ama onun dışında.
Belki de şöyle. Günümüzün kültürünün ve yaşam
biçiminin mevcut olan vakaların. Daha rahat, kendilerini ifade
edebilmelerine kendilerini de böyle özellikleri aramalarına
bir yol açtığını da söylemek mümkün olabilir.
Ama şeyi kartı edemiyoruz. Pardon, en son şunu söyleyeyim,
tüm çin. God prine akses beyin bağırsak
eksenindeki anormalliklere ve bağırsak geçirgenliğindeki
değişkenliklere de bağlı olarak ortaya çıkan.
Yeni toksik durumların da gen ekspresyonunda yatkınlığı olan
kişilerdeki gen ekspresyonunda bir değişikliğe sebep
olabileceğini. Düşünebilir yani bunu ekarte
edemeyiz. Bunu gösteren bir mutlak bir
gösteren bir şey yok. Tüm için pardon öyle diyordum.
Yok, çok güzel söyledim. Yani daha önce de söyleyecektim
ama araya girmeyeyim dedim. Güzel toparlıyordun.
Çünkü önce şu projeliks takılması aramızda şey konudur
ama önemli bir şey. Ben uzun zaman cem'e her şeyi
projelikse bağlıyorsun diye takılırdım onun için cem.
Bana. Gene mi gene mi frejarlık
istiyor? Hayırdır, şöyle düşünüyorum,
aslında doğadaki aslı diye bir şey varsa bir bir şeyi referans
almak lazım ve projeliks bir şeyi referans almak için iyi bir
nokta aslında. O yüzden hani senin bir yere
sırtını dayamaya da elinin altında sağlam bir ne rengi
noktası bulundurma isteğin olarak alıyorum.
Onu ve aslında çok da iyi yapıyorsun.
Çünkü bu sayede bir çok şeyi görmeye şansı oluyor.
Takılma bir yana. %1 meselesiyle ilgili hani bütün büyük
hastalıklar yüzde birdir gibi neredeyse şizofreninde öyledir.
Hatta bir polar bozukluk içinde aynı şeyi söylemek mümkündür
filan. Bu da aslında bunların bir.
Biyolojik hastalık olarak varlıklarının da işareti belki
aynı zamanda onu unutmamak lazım.
Çünkü bu bir bir kor hastalığa işaret ediyor.
Esasen ve öyle baktığımız zaman yıllar içinde de yükselmiyor bu
oranlar ama sonradan çok güzel anlattığın şey şu, bir spektrum
kavramı oluştu hepsinde. De.
Içinde bu. Durumda düşündüğün zaman yüzde
birin çok üstüne çıkar. Otizm de spektrumda düşündüğün
zaman elbette üstüne çıkar. Gözlüklü zaten sonraki
çalışmalar yüzde altılara filan vardır.
Sadece bu nedenle hatta biraz daha.
Jüren sizin söylediği gibi soft to harddı diye yumuşaktı.
Yahut işte silikti kesindi diye. Evet, evet, o zaman daha da
genişletebilmek mümkün yüzdeleri.
O yüzden hani sonradan olunmuyor kısmı önemli belki ama yatkınlık
ve gen ekspresyonuna vurgu çok çok önemli.
O yüzden altını çizmek gerekir. Çok güzel söyledin.
X ile ilgili bir şey daha söyleyeyim, projelikle ilgili
mesela. Genlerin birbirleriyle
etkileşimi de gen çevre etkileşimi kadar gen gen
etkileşimini de düşünmemiz lazım.
Yani şimdi özellikle yeni genetik tarama verileri ve özel
belli bölgelere bakan genetik çalışmaların verileri toplanıp
da büyük veri analiz edildiği zaman genler arasındaki
etkileşim, yani genlerin veya locusların kromozom bölgelerinin
birbirlerinin ifadesini yani kendinin etkili olmasını
sağlayabilecek olan protein sentezini.
Etkileyebildiklerini gösteriyor. Şimdi genç çevre etkileşimi
dediğimiz zaman app'i genetik yani genin ifadesinde onun
etkili olmasında. Aracı olan proteinin sentezinde.
Etkileyen artıran azaltan, anormal hale getiren toksik
etmenler. Meslek.
Her şey örnek verelim, annenin vulo yıkasit kullanımı.
Babanın yaşının ileri olması çevresel etmenle işte sperm
kalitesinin değişimi falan filan.
Gıdalar. Gıdalar, gıdalar, endüstri ve
toksik. Birçok madde, bunun dışında bir
de gen gen etkileşimi var. Bunu niye freex bağlamında
söylüyorum. Gen gen etkileşime baktığımız
zaman bazı bölgelerin tıpkı mesela hani.
Belli bir bölgenin trafiğine baktığımızda aydınlatılmış
bölgelerin çok daha yoğunlaştığını görüyoruz.
Ya oralardaki tıkanmalar veya oraların diğer yerlerle
etkileşiminin çok daha fazla olduğunu çok daha etkili
olduklarını görüyoruz. Eee, işte bazı locuslar veya
kromozomal bölgeler işte locuslar veya genlerde diğer
genlerin ifadesi üzerinde çok etkileşimleri olduğu için
onların başkaları üzerindeki etkileşimini de
etkileyebildikleri için filan haritada baktığımızda çok
aydınlık görünen, en aydınlık görünen bölgeler gibi.
Yani uçaktan inerken en çok aydınlık gördüğümüz bölümler
gibi de düşünebiliriz. Işte mesela freudilik ııı lokusu
böyle bir lokusu x kromozomunda yani hem freelx sendromuna sebep
olabildiği gibi hem de taşıyıcılığı dahi pek çok
gelişimsel rahatsızlıkla ilgili hem de artık trajiks demek
yerine hep benim önerdiğim şey. Sevgili ııı güven gümüş akayın
kulakları çınlasın onla çok konuyu konuşurduk.
Genetikçi arkadaşım artık. Freeleks ile ilişkili sendromlar
demek de daha doğru çünkü 10'a çıkart fenotip olarak çok bezen
yani görünümü klinik görünümü çok benzeyen ama aradığınızda OX
teki o anormalliği görmediğiniz onun etkilediği başka gen
ekspresyonları sebebiyle ortaya çıkan vakalarda var.
Yani hem çok şey biliyoruz. Hem hiçbir şey bilmiyorum
sadece. Geri dönen karikatür anlatılmaz
ama şahane bir karikatür görmüştüm.
Çok parçalı 10.000 30.000 parçalı bir puzzleın parçalarını
yığmışlar. Masanın üzerine öyle düşünün.
Kocaman bir dağ oluşmuş adam sevinçle elinde tuttuğu parçayı
gösteriyor. Yaşasın köşe parçayı buldum bir
bak yanımdakilere. Anlatılıyor işte.
Yani, evet, çok önemli köşe parçayı bulmak ve kenarları ama
daha çok başındayız. Emin dediğinde onun gibiydi
değil mi yani? Hani ikse sırtını yapracı x'e
sırtını dayadılar, bir model oluşturmuş oluyorsun.
Yani kötü parçayı bulmak o işte aslında.
Mesela vinebergerin şizofreniyle ilgili compla comt ile
bağlantısını kurduğu şey de gene de George sendromu.
Şimdi artık çok teknik konuşmaya geçmeyelim ama orada da gene
sırtını bir yere dayamış durumdaydı.
Endos fenotip. Evet ama mesela bu konuda da çok
aşırı gidenler bütün şizofren tanısı almış hastaların ne
bileyim burun köklerini ya da vesairelerini ölçmeye kadar
götürüp işi oçalı aradılar filan öyle de değil.
Yani işte hani tüme varmak tümden gelmek meselesi herhalde.
Böyle noktalarda genetikte de işe pek karıştırıyor.
Yani bir şeyin koyu fanatiği olunca da şey gibi yani.
Mesajkar gibi hani şey gibi psikoloji üzerinden psikiyatri
anlamaya çalışacağım. Nasıl olabiliyorsunuz yani
yaptıkları? Değerli aslında craçmenin, fakat
işte zaman içinde bunun tarihi öneme sahip olacağını kabul
etmek şartıyla. Yoksa bir zamanlar terax seninle
yapılan vardı çok önemliydi ama evet, tarihi önüm var sadece.
Tarafından söz etmiştin ya bence o da sonda şey bir bir köşedeki
şey parçayı bulmak gibi bir şey. Yani aledem bir şey var, o da
buna çok benziyor falan ama bunları bir kenara yazmak çok
önemli. Eğer onları bir kenara yazıp not
edip ama kendimizi gelişmelere açık bırakmasak hiçbir şey bulma
şansımız da yok. Öte yandan o yüzden kaçman not
ettikleri önemli ama orada kalmamak şartıyla.
Yani doğru. Benzer bir model kullanımı şeyde
de var sanki işte mesela psikiyatrist sınıflandırmasında
ya da doğal tür pratik tür tartışmasında ters yersi filiz.
Yani spiroket örneğiyle yola çıkıp hani bu gelişme
psikiyatrik diğer psikiyatrik rahatsızlıklar içinde bir model
olabilir mi? Gibi.
Şey yapılmış mı? Pardon, sen söyle söyle.
Yahut da e city'nin bulunmasına sebep olan YKT tedavisinin
bulunmasına sebep olan mecnunanın ilk epileptik
hastalarda psikotik tablonun ortadan kayboluşunu model alarak
bunu tedaviye uyarlamaması mesela tamamen saçma püserdos
antifik bir şey gibi görünüyor. Bugün baktığımızda ama o günün
şartlarında çok anlamlı ve sonuçta bir bir çığır açmış
durumda. Ama orada kalmamak şartıyla.
Ters yer sefils'le ilgili oradan yola çıkarak ulaşılmış bir yer
var mı? Tam olarak onu bilemiyorum ama.
Yok kitap kitabınızda da yazmışsınız.
Artık başkası raket yok yani. Yok ama.
Yine. De.
Evet kentlerden alıntı olarak ama yine de.
Gözümüzü açmak gerekiyor. Belki şizofreninin bir grubu
çünkü aslında ters yersifizde de masum bir grubuydu.
Demas olarak adlandırılan için de olduğu alzheimerın da olduğu.
Grubun içindeydi. Şizofreninin de heterojen bir
rahatsızlık olduğunu düşünürsek. Bu belki otizm için de geçerli.
Otizmde heterojen değil, ama bu sizin bahsettiğiniz sendromik
otizmlerin bir kısmı belki de hala haberdar olmadığımız belli
sendromların bir parçası olabilir.
O yüzden. Evet, şu sendrom tanımının da
aslında geçen sefer bir iç tutarlılıktan söz etmiştin ya
hani? Derste benim söylediğim şey iyi
bir tanım, hiç tutarda da yüksek olan tanımdır diye.
Timuçin'in demin söylediğine de bir ek olacak bu.
Eğer düzgün klinik gözlem yaparsak, yani verili olan.
Standart tanılara, körü körüne hep bağlı kalarak araştırma
yapmak kulak yetinmeyip de klinik gözlemin ayrıntısını iyi
not edersek ve vaka mümkün olduğu kadar tarif edersek yeni
buluşların yolunu açmak imkanı da var.
Hatta bu gir belgin lafıdır. Daha önce sözünü ettik, iyi
klinisyen olmayan ya da clinistiyanlık yapmayan birinin
etiyoloji araştırması abes olabilir diyor tek başına.
Yani sadece genetikle uğraşan birinin veya sadece
görüntülemeyle mutlaka klinik vaka görmek gerekir ve şöyle
değil midir iyi sendrom tanımlandığında yani iç
tutarlılığı yüksek bir şey olduğunda bu ne anlama gelir
sen? Daha önce de söyledin, bu kadar
birlikte hareket ediyorsa bu belirtiler doğal bir antiğe,
doğada mevcut bir gerçek rahatsızlığa karşılık geliyor
olabilirler. E tiriz 20 birin keşfinde bu
etkili oldu yani. Download örnek hakikaten down.
Dimi o kadar iyi bir iç tutarlığa sahip bir örnekti ki o
iyi tanım yapılmış olmasaydı tirizomi 21 ile 20 birle yani
kromozomdaki bu anormallikle çok bariz bir kromozomar anormallik
diyelim. Ayrıntısına girmeden birebir
hemen hemen ilişkili olduğu bulunamayacaktır.
Evet, yani birbiriyle bir de ilişkisin şeyler belirttiler ve
bulgular işte tip 200 zeka geriliği kalple ilgili animaller
işte gaston testini sistem animalleri ama neticede o
etiyolojiyi o çok iyi bir tanım tam dediğiniz gibi doğal bir
türe doğada karşılığı olan bir türe.
Işareti olsa gerek diyoruz. Yani bu kadar birlikteyiz.
Doğada karşılığı olan bir şey olsa gerek.
Büyük ihtimal diyoruz. Nihayetinde bulundu.
Dediğiniz de değil mi? Ya buldunuz da bulduğunuzu nasıl
yorumluyorsunuz? Çünkü hani meşhur filans genç
vakısını düşünelim. Doktor harlov'un görüp de didik
dedik. Her şeyi not edip ne oluyor,
başında ne oluyor, sonunda ne oluyor?
Kafe hatırlatalım kısaca hani şu kafasına demir.
Saplanan taş işçisi fenisine meşhur hikaye yüzünün altından
hemen giren demir kafatasından çıkar ve adıma hiçbir şey olmaz,
baygınlık geçirir. Sonra o çıkarılı çıkarıldıktan
sonra da hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder.
Biraz kişiliği değişir, hepsi o kadar filan ama o onu gözleyen
doktor bütün bunları not eder. Gerçekten çok hassas bir şekilde
not eder ve bugün bildiğimiz her şeyi onun notlarına borçluyuz.
Fakat bunun. Notlarından ve buradan yola
çıkarak bir grup insan ne der bakarlar ki bu beynin sessiz bir
bölgesine saplanmış. Onun için beyinde sessiz bir
bölge var. Şimdi bulgular şahane ama yorum
abesleştigal hani. Beyin de nasıl sessiz bir bölge
olabilir diye sormamışlar bile kendilerine bakarsak.
Bir de bir de sorup da güzel tarif edenler de ince klinik
gözlem yapmışlar ki frontal lop sendromunun hangi türü olduğunu
bile tarif. Edebilmek mümkün olmuştur.
Evet, çok doğru. Yani onun için görmek bulmak çok
önemli ama onun yorumlamak da ve işte aklını kiraya vermeden
yorumlamak da çok önemli. Ben şeyi sorabilir miyim burada?
Ya standart olarak ya motizm tanısı konan birinde standart
olarak bu işte genetik sebeplerini araştırması amacıyla
genetik tehditler yapılıyor ya da başka bir şey yapılıyor mu?
Diye sorabilir miyim? Ya bizde yapılmıyor.
Neyin siz bir yerden bahsettiniz hocam sanki?
Ben kendi bildiğim yani şey UCL deki Daniel neydi?
Hep unutuyorum. Soyadını geçen sefer
hatırlatmıştı. Biri derste yakından takip
ettiğim biri bir konsorsiyumunda başında.
Neyse onların yaptığı şey. Bütün vakalarda.
Demin sözünü ettiğim taramayı belli bir ereğ ile belli bir
kitle. Komperatif genamik hibrizasyon
denen bir yöntem kullanarak Ereğli kromozomları taramaya
göndermek. Böylece işte muhtemelen ilişkili
çok yüksek olasılıkla ilişkili belki ilişkili dedikleri
kromozomar çeşitlilikleri saptamak bizde rutin olarak
gönderilmesi için belli bir sendromdan iyi bilinen bir
sendromdan şüphelenilmesi gerekiyor bir.
Öyle olduğunda da. Gönderdiğimiz yerde o tetkik'in
ııı yanlışlıkla negatif çıkmayacak kadar duyarlı biçimde
yapılabiliyor olması gerekiyor. Fazladan sendrom tanısı
konduğuna laboratuvarda rastlamıyoruz ama.
Var olanın saptanamadığına rastlıyoruz.
Yani yanlış negatif denenlere demin söyledim.
Freelance prematasyonlarında olduğu gibi bir de eğer çocuk
nörologları rastlarsa benim tecrübemi söylüyorum.
Tüberk sikleros vesaire gibi epilepsi ile birlikte seyreden
hamaratonlar işte. Buna benzer çok bariz
anormallikler olan vakalarda nörologlar daha hızlıca
gönderebiliyorlar genetiğe. Ama hayatı tehdit eden bir genel
tıbbi durumla mesela statüs epileptikos hiç durmayan
epilepsi nöbetleri filan gibi birlikte değilse acaba ne bu
diyerek akademik bir merakla tetkike göndermek gerçekten çok
lüks. Yani sorunun cevabı çok.
Bariz sendromlara benzemiyorsa hemen tanınacak.
Hayır. Şunun tıp açısından çok çok
önemli olduğunu altını çizerek, biraz açar mısın diyorum.
Akademik merakla tetkik yapmak meselesini.
Olur yani. Tüm birçok şeye uyarlanabilecek
önemli bir şey bu. Bir çok alan için ama.
Yani bu tabi eminim ki senin de çok tecrübe ettiğin bir şey
olduğu için altını çizmek gereği duyuyorsun.
Hani demin köşedeki taşı bulduk dedin ya karikatür de olduğu
gibi onu bulabilmek için işte belli şeylere duyarlı olmak ve
beni rengi noktası yakalamak lazım.
Akademik merakla tıbbi tetkik yapmak için hastaya bir an evvel
bir çare oluşturabilecek aile, herhangi bir hızlı yardımı
olabilecek bir tetkik değilse mesela ileride çok ileri
yaşlarda ortaya çıkabilecek bir başka tıbbi rahatsızlığın
muhtemel tıbbi rahatsızlığın tahminine yarıyorsa.
Bunu aileye veya kişiye anlatıp da bu tetkik yaptırmanız gerek
diye söylemek daha zor olabiliyor.
Aklıma gelen bu ikincisi zaten şimdiki sistem.
Her zaman hastanenin ne kadar para kazandığına, ne kadar
kazandırdığına bakıyor olduğu için değil, akademik merak
aslında genel tıbbi duruma bağlı olabilir diye herhangi bir
psikiyatrik rahatsızlıkta tiroit fonksiyonlarına bakmaya
kalkıştığında bile sana müsaade etmeyebiliyor.
Senin buna ekleyeceğim başka şeyler vardır.
Benim en son rahatsız olduğum hastanede çalışırken buydu.
Yani tiroid fonksiyonuna bağlı bir depresyon olabilir diye
düşündüğümde ben endokrin konstasyon istemek zorunda
kalıyordum. Yani buradaki ifrat tefrit
meselesi her zaman çok önemli oldu tabii.
Yani bakmışken her şeye bakalım yahut işte aslında tedavi
edeceğim. Sabırla uğraşacağım ama onu
yapmak yerine ilaçların genetik yanıtını hemen görelim ki
onların ne kadar yararlı olduğu her aşamada tartışmalıdır.
Yahut da işte. Işte ne bileyim frejelxi bulup
bulmamanın hiçbir önemi yoksa o söz konusu yetişkin otistik boş
yere onu bakıp bir de 10'a çıkart hem umut aşılamak hani
bir şeye bakıyoruz, bir şey bulursak bir şey değişecekmiş
gibi bir umut aşılamak anlamsız hem o alana bir ton para emek
zaman dökmek, anlamsız gibi. Hemen bir örnek söyleyeyim mi
mesela bugün gördüğüm. 79 yaşında bir hasta fre.
Prematasyonuna benzeyen çok fazla özelliği var.
Ailede çok fazla nöro gelişimsel bozukluk kendisinde tiremor
ataksi parkinsonizm benzeri şeyler yine ailede.
Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, yani şimdi onun
ayrıntısını, kliniğini söylemeyeyim ama.
Çok aklı başında bir hasta yakınıyla beraber de olduğu için
kendisi de bayağı okumuş yazmış biri olduğu için dedim ki böyle
bir tetkik yapılabilir ama sizin için şu anda hiç işe yaramayacak
size bir şey söylemeyecek. Onun için esas şu andaki semptom
neyse onu tedavi etmekle uğraşalım ama bunun yanında
ileride olabilecek başka rahatsızlıkları tahmin etmek
için veya çocuk sahibi olma yaşındaysa.
O konuda da size bilgi verebileceği için bu tetkiki
yaptırmanız gerekir diye üstüne bastırmak da gerekebiliyor zaman
zaman. Bu güzel sohbeti burada bitirmek
zorundayız. Süremizin yine sonuna geldik.
Ben sürenin sonuna gelmişken sanatçı önerisini yapayım.
Ben şeyi önereceğim. Daha önce konuştuğumuz luis
bey'i önereceğim. Louis bey'in sicilyalı kedi
tablosunu önereceğim. Bu Louis wayne hani daha önce
bahsetmiştim. 1.860 yılında londra'da doğuyor yani.
Çoğu literatürde kaynakta şey diye geçiyor.
Şizofrenin hastası olduğuna dair bir şey var.
Yaygın bir kanı var ama ben. Psikiyatristi olarak şizofreni
değil, bir otizm olduğu. Kanaatindeyim otistikler daha
fazla olan bir hasta açıkçası bu.
Şeyde ara ara psikotik yaşantıları da oluyor.
Psikotik yaşantılarının birinde en son uzun süreli bir hastaneye
yatışı oluyor. Hastanede 1.008 yok, 1.900
yirmili yıllarda vefat vefat etmiş olması gerekiyor.
Bir akıl hastanesine yaklaşık 30 sene yaşadıktan sonra vefat
ediyor. Böyle bir hayat hikayesi var
veyis bey'in 10'a çıkart anlatmak istedim.
Ama biz böldüm sevdi ama biz biz daha mı çok biliyoruz herkesten.
Çünkü yani psikiyatri de çok yaygın.
Bu kediler biliniyor ya her yerde.
Gösterilir yani psikiyatristler görüyor.
Psikiyatrist olmayan ve podcast dinleyenlerden ya hiç
rastlamamıştık. Çok ilgimizi çekti diyenler
oldu. Biz daha çok biliyoruz galiba.
Sen böyle olabilir yani belki bizim ilgimizi çekiyor.
Bizim ilgi alanımıza girdiği için şey yapıyor, ilgimizi
çekiyor olabilir. Ilginç resimleri var.
Gerçekten sadece kedi resimleridir.
Yani daha çok kedi resimleri. Yapıyor ama ben en çok onu
biliyorum. Kedi resimleri dışında değişik
motifleri de var. Açıkçası bence ilginç bir
ressam. Yani hani bu açıdan dikkat eder
bir biri olduğunu düşünüyorum. Ben ve bir ruhsal hastalığı da
var ama hani ruhsal hastalığı konusunda da dediğim gibi
tartışma noktalar her zaman var. Benim söyleyeceklerim bu kadar
bu bölümü de burada kapatıyoruz. Bizi dinlediğiniz için teşekkür
ederiz. Kendinize iyi bakın, tekrar
görüşmek üzere.
Podbean