Obsesyon: Lütuf mu, Lanet mi? (Ⅱ)
Obsesif kompulsif bozukluğun tedavisinde son zamanlarda derin beyin stimülasyonu ve diğer cerrahi yöntemler denenmektedir. Bu tedavi yöntemleri üzerinden "mutlak hakimlik" düşüncesine ve obsesyonlara değişik bir perspektiften bakmaya çalışıyoruz.
Herkese merhaba dikensiz gül bahçesi vaat etmiyoruz
podcastlerinin yeni bölümünden size sesleniyoruz.
Bu potkeste benimle beraber doktor ibrahim, profesör, doktor
timçin oral ve profesör doktor cemaat Başoğlu var.
Geçtiğimiz hafta obsesyon hakkında konuşmuştuk ve obsesyon
hakkında konuşurken de en son zaman.
Son zamanlarda biraz daha. Ortaya çıkmaya başlayan cerrahi
tedavi yöntemi hakkında konuşmuştuk.
Bunu tartışırken de aslında hani kendi fikirlerimizi söylüyorduk.
Ben kendi fikrimi bu konuda söyleyecek olursam, bazı
olgularda çok olumlu sonuçlar verdiği kanaatindeyim.
Ama yani ne zaman kullanman konusu?
Tabii ki de hani geçen konuştuğumuz şey gibi biraz.
Plasebo kontrol yapabileceğiniz bir iş olmadığı için.
O yüzden hani bir iş? Eksiklik her zaman oluyor, ne
zaman başlanacak, nasıl yapılacak konuları biraz
sıkıntılı olabiliyor. Bir de eleştirilebilecek
noktalardan biri. Cerrahi olarak sonuç itibariyle
bir bölge beyinde bir bölgeye müdahale ediyorsunuz.
Hani o şunu varsayarak bunu yapıyorsunuz aslında.
Eee burası obsesif kompisi bozukluğun merkezidir diyerek
yapıyorsunuz. O da hani tartışma bu konuda
söylemiş olayım. Ben şeyden bahsedecektim yani.
Bu konuştuğumuz şeyler arasında ibrahim'in anlattığı şeyler
sizlerin anlattığı şeyler burada.
O sesyona yapılan hani düşüncenin içeriğinden çok
düşüncenin formuna şekline yapılan atıf aslında burada
önemli. Hani o şizofreniyle nasıl
ayrılabilir konusunda bence burada temel bir şey var.
Hata var. Temel hata şundan kaynaklanıyor.
Şizofrenideki sanrı tanımı yani. Klasik bir psikiyatri kitap
olur. Başka bir kitap açıp
baktığınızda hani düşünce içeriğinin yanlışlığından
bahsedilir. Genelde içeriye daha çok vurgu
yapılır. Sanrılar anlatılırken son
zamanlardaki psikiyatri literatüründe.
Ama burada yine yaz dersin fenomenüsünü ve psikiyatristine
dönecek olursak bu düşüncenin içeriğinden çok şekli de önemli
diye söyleyebiliriz. Örneğin işte şöyle bir günlük
bir örnek vereyim, yani örneğin arada ben şey diye düşünürüm.
Yani işte böyle çok fazla almanya'da bürokrasi işi filan
var. Ben şey diye düşünürüm.
Bazen işte bu Almanların bürokrasi sadece bana karşı
falan gibi bir şeyim olur düşüncem olur ama.
Hiçbir zaman bu düşünce nedeniyle delirmedim.
Yani en azından şu ana kadar öyle bir şeyim olmadı bir.
Noktada çünkü o düşüncenin içeriğinden bağımsız olarak
düşüncenin yapısı hala korunmuş olduğu için aslında bu normal
kabul ediliyor ve devam ediyor. Burada da belki şizofrenideki ya
da psikotik bozukluktaki sanrının tanımı biraz daha
iyileştirilebilirse ve daha uygun hale getirilebilirse o
ayrımı belki daha net yapılabilir.
Hani bu kadar belirsiz ve sınırları belli olmayan 12.
Tanı kategorisi de olmaz da daha ne şekilde birbirinden
ayrılabilir diye düşünüyorum. Hani sizin en.
Düşünüyorsunuz? Misyonlar, bulaş obsesyonları
olabiliyor, işte kendisinin enfeksiyon bulaşıyla ilgili
savrlar olabiliyor. Burada farklı.
Formunda diyor yasper biçiminde diyor.
Yani düşüncemi içerik aynı olabilir biçiminde cerrahi ile
ilgili kısa bir şey söyleyeyim mi?
Sen söyle, ben de soru soracağım, tamam.
Yani cerrahi yaptığımız zaman aslında müdahale ettiğimiz
alanın obsesyonun üretildiği alan olduğu.
Olduğu anlamına bence gelmiyor gelmemesi.
Lazım bu. Çok son zamanlarda okumayı
sevdiğim dehan diye bir kadın var.
O işte yangını suyla söndürürüz. Ama yangının sebebi su eksikliği
değildir der. Yani bir şeyin çözümü bizim
psikiyatrik rahatsızlıklarda tedavi oluyor.
Bu bir şeyin çözümü, onun nedenine doğrudan göndermede
bulunmak zorunda değil. Yani anti dopomlerjik ilaçlar
psikotik belirtileri yatıştırıyor ya da iyileştiriyor
diye varsayalım. Bu dopamin'in psikozunu doğrudan
sebebi olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde cerrahi içinde.
Evet ama sonuç olarak gene de. Yani limbik pazar ganglio'nun
kaodat nükleiyorsun veya bazar gangonların ortasının nöratup
satı olarak. Işin içinde rolleri olduğunu da
dışlayamayız herhalde değil mi? Doğrudan parası demek hiçbir
zaman hiçbir şekilde mümkün değil ki hiçbir semptom için
ağlardan söz ediyoruz. Lokalizasyonlardan değil.
Yani imza sendromlarımız hiçbir zaman yok zaten lokalizasyonlar.
Bu şeyle ilgili cerrahiyle ilgili unutmadan söylemek
istiyorum. Bu örneği verdim.
Tek bildiğim örnek ve. Timuçin de daha önce
konuşuyorduk. Tedaviye dirençli kavramı
aslında bizim tedavi edemediğimiz vakalardan söz
etmiş oluyoruz. Tedaviye dirençli obsesif,
kompulsif bozukluk. Nitelemesine de çok çok seyrek
kullanmamız lazım. Zaten öte yandan yanlış
gözlemiyorsam bizim kadar empatiye dayalı bakmayan pek çok
kişi yenilik. Yeni tedaviler deneme konusunda
çok hevesli olabiliyorlar. Bu tür işbirlikleri de o yüzden
çok sıklaşmaya başladı. Yani yeni yöntemler daha.
Agresif tedavi yöntemleri onlardan yanaymışız gibi bir
izlenimde olmasın, sadece tek örnek.
Yani cerrahi tabi benim hiç aklının hala anladığı cerrahi'ye
giden bir hastam da olmuştu. Ben muhalefet etmiştim açıkçası
desteklememiştim ama o gidip o zamanlar sadece ispanya'da
yapılabiliyordu. Tedavi gidip ispanya'da.
Hekim yakınıydı. Dolayısıyla daha kolay
biliyorsunuz, ulaşılabiliyor öyle zamanlarda ve siz çok daha
kolay dışarıda kalabiliyorsunuz. Öyle de olmuştu ve hiçbir şey
yapılamamıştı ben. Geri dönüşsüz olan her şeyin
karşısındayım mesela sen o yüzden.
Cerrahi tedaviyi kabul edebilmenin mümkün olmadığını
düşünüyorum aslında. Çaresizlikten kabul edilebiliyor
vesaire ama sonuç. Sonuç olarak orada uygulanan
cerrahi tedavinin geçmişin lotomisinden büyük bir farkı
yok. Bence sessizlik acaba
katıldığınızın gözleri olsa bir şekilde katılmıyoruz.
Şimdi ne yapacağız? Benim benim sana dediğim benim
söylediğim vaka çok uzun süre bundan ıstırap çekmiş bir vaka
ve şey şimdiye kadar cerrahi lafı edildiğinde ben hep
yeterince biz bir şey yaptık mı, yapmadık mı?
Düşünmeden olmaz demiştim. Bu vakada da endikasyonu koyan
ve yönlendiren kişi ben değildim daha sonradan.
Takip edenler naraşurcu ile işbirliği yapmışlar.
Zekâ donuk olan bir hasta olduğu için.
Nasıl bir etki olduğunu çok fazla göremiyoruz ama bu
kendisini de aileyi de perişan eden yineleyici davranışlar ve
obsesyonlar ortadan kalkmış. Daha önce turet belirtileri de
kroni dille ortadan kalkmıştır. Böyle karmaşık bir vaka bu.
Yani örnek teşkil etmeye pek müsait değil gibi.
Tabii tabii yani tek tek vakalar üzerinden öyleyiz.
Böyle izlemek çok kolay çünkü hani anadolunun klasik sözüyle
bekara karı boşamak kolaydır derler kolay.
Değil bu işler çeken bilir ama sonuçta hani bunun bu kadar
kolay telaffuz edilmemesi gerektiğini, geri dönüşsüzlüğün
mümkün olmaması açısından değerlendirmek ve düşünmek
durumundayız diye düşünüyorum. Bu buna tamamen katılıyorum. 4.
Yani basitçe aslında dövme yaptırmaktan da çok büyük bir
farkı yok. Yarın bir gün vazgeçtiğinizde
sildiremeyeceğiniz bir şey yaptırmanın.
Ne kadar insanın aklı başında yaptırdığı bir şey olup
olmadığını da tartışmak gerekir ama işte şeye kadar estetik
cerrahiye kadar da gider. O konuda da kafat asçıyım.
Onu da belirteyim. Amsala yani ne ne?
Ya yani bu bu tabii obsesyonların ve dolayısıyla
kompozisyonların boyutlarının. Ele alındığı enteresan durumlar
da var. Mesela literatürde var bakılırsa
bulunabilir yüzünü kocası aslan avcısı olduğu için aslan yüzüne
çevirten bir kadının geçirdiği işte şimdi hatırlamıyorum ama
yüze yakın cerrahi operasyonla aldığı şekil falan gibi şeyler.
Bunlar da mesela. Tamamen geri dönüşsüz bir takım
durumlar ve zaten adı plastik ve rekonstrüktif cerrahi olan.
Alanın adının, estetik cerrahi gibi saçma bir yere evrilmiş
olmasını da anlamak çok mümkün değil.
Estetik cerrahi diye bir şey olmaz.
Yani olmamalı da zaten bir şeyi rekonstrükte edersiniz, yeniden
yaparsınız çünkü bir ihtiyaç da olmuştur.
Ama o doğan ihtiyaç ne kadar? Tıbbi endikasyondur, hiç
değerlendirilmeden yapılıyor olması konusunda.
Işte tahsinden daha muhafazakarım ben bak ibrahim bu
konuda söyleyeyim, sen tahsin'e takılıyorsun sık sık ama.
Bu arada bu konuda ben de böyle düşünüyorum, yani cerrahi
konusunda. Ben yalnız şu hale geleceğimizi
de hiç tahmin etmezdim ha vallahi yani.
Aranızda en fazla cerrahi lafa yapmış olan kişi ben çıktım.
Bir tane vakadan örnek vererek en fazla asla diyecek kişi
kendim olurdum diye düşünüyordum için.
Ama hakikaten yanlış anlaşılmasın.
Tek bir vaka örneği o da heterojenlik için söyledim.
Yok, yok önemli bu yani. Evet, benim de cerrahiye giden
biri asistan oldu. Dediğim gibi geçmişte benim
onayım yoktu o konuda ama yapılabilecek bir şey de yoktu.
Fakat o zaman da öncesinde de sonrasında da bu geri dönüşsüz
şey konusunda çok iyi düşünülmesi gerektiğini hep
söyledim. Bu bunu böyle kabul önce hani bu
geri dönüşsüzlüğe vurgu yapıp bunu bir ön kabul olarak
yerleştirmek gerekiyor. Ondan sonrası ki şimdi özgür
iradesi. Sonuç olarak fiili ve Kabil
tasarrufa ehilse ise. Eğer ayırt etme gücüne de
sahipse, o zaman söyleyecek bir şeyimiz yok.
Bu da yaklaşımı getiriyor beaulford şimdi laf çok uzadı
ama onu da söylemeden duramadım. Delile dayalı tıp yani avidons
base maddisı kadar hasta özelinde willies base maddis
yani değere dayalı. Tıp uygulaması bu hasta verdiğim
örnekteki hasta. Mesela zekası da donuk olduğu
için şimdi bilişsel işlerinde büyük bir gerileme olduğu
görülmeyen ama herhalde 20 küsur yıldır benim ne kadar çok
ıstırap çektiğini görmüş olduğum bir hasta.
Şimdi o obsesyonlar ve yine leci davranışlar yok.
O kadar biliyorum. Bu daha fazla bir şey değil mi?
Evet, önemli bir kazanım onları açısından böyle baktığında.
O hasta için öyle. Evet.
Şeyin tabii yani hani bu egoistonik egosin meselesini
konuşurken hep derslerle de konuştuğumuz bir şeydi.
Biraz geçmişte kalmış, daha psikolojik literatürden
esinlenerek gelen bir şey. Kategorik bir alanı
değerlendirirken konuşmamız çok uygun gibi görünmüyor ama şöyle
bir faydası oluyor. Egoistonik yani ben niye yabancı
bir düşünceyi? De kategorize ederek ya da
sınıflandırarak kendi içinde değerlendirebiliriz.
Bunun içine basitçe aklınıza takılan bir şarkıyı bir türlü
zihninizden atamadığınız herhangi bir düşünceyi.
Basitçe vesveseyi de koyabiliriz.
Daha ilerlediğinde de işte. Kişinin bir türlü zihninden
atamadığı o musallat fikirlere de gelebiliriz.
Egoistonik olanda da. Overwali idia dediğimiz ya da
fanatisizm dediğimiz belki başlangıçta fanatik bir
düşüncenin giderek aşırı değerlendirilmiş bir düşünceye
dönüştüğünü ve o aşırı değerlendirilmiş düşüncenin aksi
ispat edildiği halde ya da gösterildiği halde kişinin.
Kabul etmediği, tersine ikna olmadığı bir düşünceye yani
hezeyana dönüştüğünü. Görüp söyleyebiliriz.
Eski bir şey, fakat aslında biraz kullanışlı diye de
düşünüyorum. Böyle bakıyor.
Nasıl geliyor? Egoistik egoistonik ayrımı az
önceki gerçek obsesyon ayrımında bence önemli çünkü bir şey
egodiistonikse yani bizim egomuza benliğimize yabancıysa
bizim içinde bulunduğumuz bağlam ortam yetiştiğimiz yani geçmiş
hayatımıza uymadığı anlamına geliyor ve dolayısıyla bu bizi
rahatsız ediyor. Evet, düşünce bizim düşüncemiz
ama bizim. Bize uymuyor.
Karşıladığı için bence o gerçek obsesyon tarifini zaten bir
yönünü oluşturuyor. O yüzden kıymetli hakikaten.
Çünkü sekizinci katta oturan ve eşinin kendisini aldattığını
düşünen hastam perdenin arkasına saklanmış olabileceğini
söylemişti ben. De dedim ki peki kapı kilitte
değil mi? Kapıyı kilitlediğini biliyorum.
Sıkı sıkı evet kilitli dedi. Peki balkonunuz var mı?
Hayır, balkonumuz yok. Sekizinci kat yani bir yüksek
apartmanın sekizinci katı tırmanılması mümkün olmayan bir
şey varsayalım. Yukarıdan iple indi, camların
açık olması gerekir. Hayır, bunların 3 biri yoktu
dedi. Onun orada olduğunu mu
düşünüyorsun? Evet orada olduğunu düşünüyorum.
Her şeye rağmen olabileceğini düşünüyorum şimdi.
Tabii böyle düşünüldüğü zaman şunu söylemiyor, böyle bunu
aklımdan çıkaramıyorum. Yani böyle düşünmekten kendimi
alamıyorum demiyor. Öyle olabileceğini düşünüyorum
diyor. Hani hezeyanlarda eski
tanımıyla. Varit gayrim gayrim gayrim diye
ayrılır. Yani olması mümkün olmayan.
Ya da olması mümkün olan ama olmamış olan her ikisi de zaten
olmayacak da dolayısıyla. Bu muhtemelen mümkün muhtemel
gibi bir şey daha. Evet, evet yani, dolayısıyla
uzaylılar beni kaçırdığı kadar belki absürt bir içerik taşımasa
da sekizinci katta sonuç olarak olması imkansız olan bir durumun
gerçekleştiğine inanıyor olmak. Yani gayrivariti olduğu ortada
ama gayrim mümkün aynı zamanda bu.
Tabii bir. Net bir biçimde obsesasyondan
ayrılıyor olmalı. Hatırlatıyor.
Berna'yla konuştuğumuz. Evet aynı zamanda değil mi?
Dolayısıyla belki hani? Hâlâ egoistonik egosin
meselesinin bu konuyu anlamak ve düşünmek için iyi bir çıkış
noktası olduğunu düşünüyorum. Ben her ne kadar dediğim gibi
psikanalitik terminolojiden ödünç alınmış ya da.
Tarihi önemi olsa da aslında hala böyle de düşünebiliriz
sanki. Kesinlikle.
O zaman şeylerle de devam edelim mi?
Daha sonra gelecek hafta spektrumdaki obsesif kompulsif
bozukluk spektrumundaki diğer. Eee beden dismorfing bozukluğu
artık sağlık aktivitesi dediğimiz hipokoncağız.
Çok iyi olur bence. Trickotelli.
Gibi, evet. Evet.
Belki bitirmeden şeyi söyleyeyim, şu hipnoz örneği.
Ah. Baktı yani?
Meselesini. Hipnozda pozitifnotik telkiniyet
diye bir şeyden söz edilir. Şöyle bir şey pozitifnotik
telkiniyet kişiye hipnoz içinde hipnoz tabii kişinin kendi
isteğiyle, rızasıyla ve bilinçli.
Bilinçli bir şekilde ortaya konulup yapılan bir şey sonuç
olarak bir. Magic.
Ne denir sihirli büyüsel bir şey değil.
Ve kişi tabii kendi isteğiyle hipnoz olduğu için bu durumu da
kendi isteğiyle kabulleniyor aslında.
Pozitifnotik telkiye niyetlenen şey de hipnoz sırasında verilen
telkin hipnoz sonrasında da işlemesi yani migren ağrısı olan
birine aren olmayacak. Ilerde işte ya da migren
ağrısının aurası başladığında sen şunu yapacaksın ve ağrıyı
ortadan kaldıracaksın ya da diş çikotuğuna oturduğunda ya da
başka bir işte neyse koşulda doğum yapacağım zaman olmayacak
falan filan gibi telkinler bazen ama bunun ne kadar?
Işe yaradığını ya da yarayabileceğini görmek için de
deneysel olarak hipnoz sırasında alıştırmaları ya da çalışmaları
sırasında bazı pozitif butik telkiniyet durumları da
oluşturuluyor. Bunlardan bir tanesi son derece
ilginç kişiye bir grup öğrencinin eğitimi sırasında
hipnoz uygulanıyor ve hipnoz süresinde 10'a çıkart şu takip
veriliyor. Hipnoz bittikten sonra tamamen
bittikten sonra da oturum ben parmağımı şıklatacağım ve sen
burada oturduğun son vergiyi masanın üzerine koyacaksın.
Ve. Gideceksin.
Bu telkin veriliyor ve kişi hakikaten hipnoz süresinin bu
telkin alıyor. Hipnozdan çıkarılıyor.
Grup üzerine bir miktar konuşuluyor.
Ve bunu tabii unutacağı bu telkini de veriliyor.
Hipnoz içindeyken bunu hatırlamayacaksın.
Yani sana bu telkini verdiğimi de hatırlamayacaksın hipnoz
sonrasında ve. Hipnozu uygulayan şiparmağını
şıklatıyor, hiçbir değişiklik olmuyor.
Kişi biraz bekliyor. Hipnozu yapan hoca bakıyor ki
hiçbir şey yok ortada. Bunun üzerine peki diyor,
dağılabilirsiniz, çıkabilirsiniz neyse.
Grup ayrılıyor. Bu kişi de işte orada notlarını
toparlıyor. O da bir şey yapıyor.
Odadan çıkmış vaziyette bir kar 6 fark ediyor, gidip bakıyor
gerçekten o kişi yani bu masaya sandalyeyi koyacağın söylenen
kişi yavaşça geliyor. Kimseyi görmeden oturduğun
sandalyeye koyuyor ve oradan harcıyor.
Bunu uygulayan kişiden dinlemiştim.
Bu öyküyü ve. Şuna vurgu yapmıştı.
Bir obsesyon oluşturuluyor. Kişinin zihninde ve oluşan
obsesyon aslında bir musallat fikir.
Ben niye yabancı unutmuş olup olmamasının hiçbir değeri yok.
Ve fakat bütün obsesyonlarda olduğu gibi aslında utançla
beraber de seyreden bir şey kişi bundan utanıyor, bundan
rahatsızlık duyuyor. Bunu düşünüyor ve.
Bunun kompozisyonunu gerçekleştirecek olmaktan ve
dolayısıyla bunu gizlice yapmayı tercih ediyor.
Çok güzel örnek. Dolayısıyla aslında utançla
bağlantıyı da belki bir konuşma. Yarar olabilir diyeceğim.
Harika bence. A ta da atonomi versus şey
geliyor akla tabi. Değil.
Mi? Eriksson'un.
Nane, anal dönem çatışması olarak.
Evet. O zaman bu bölümü şimdilik
kapatacağız. Bu bölümü kapatmanın hem bir
ressam eser önerisinde bulunacağım hem de öncesinde
obsesif kompisi bozukluktan bahsettik.
Yani meslekten olanlara yada ilgilenenlere benim
önerebileceğim. Martin birgün'in tüm makaleleri
bu konuda inanılmaz, yani o onu söyleyebilirim.
Kendisi bildiğim kadarıyla şu kartta çalışıyor.
Özellikle bu okb'nin fenomensi üzerine çok güzel şeyler var.
Makaleleri var, onu önerebilirim.
En sonda bir ressam ve. Bir resimden bahsedeceğim.
Bugün erişip bakın bir resminden bahsedeceğim.
El işi bah, 1.901 yılında. Gota denilen bir kentte doğuyor.
Orta almanya'da orada bir cam ustasının oğlu olarak dünyaya
geliyor daha sonrasında. Babasının teşvikiyle kendisi
eee, sanat ve el el sanatları okuluna gidiyor.
Oradan ayrılıp daha sonrasında heykeltıraş olarak bir yerde
çalışıyor ve en son 1.928 yılında.
Muslerde ki bir arkeoloji müzesinde arkeoloji çalışanı
olarak işe giriyor. Orada oldukça başarılı oluyor.
Başarılı olduktan sonra da kendisini kazı müdürü olarak
atıyorlar ve oldukça iyi bir pozisyona geliyor.
Ama yani literatürde işte kendisinin hayatıyla ilgili
bahsedilen şey üstlerle ve yetkililerle sürekli bir
tartışma ve sürtüşme içerisinde olduğunu söylüyorlar.
Kendisini hep bir yanlış anlaşılan bir bilim insanı
olarak görüyor. Nazi döneminde de ger.
Buluntuların yorumlanması ile ilgili ideolojik tartışmalara
katılıyor. Büyük ihtimalle nazilere karşı
çıkıyor. Daha sonrasında da kendisiyle
ilgili bir sürü rapor yazıyor. Şikayetçi bir paranoya gibi
şeyler bildiriliyor. Daha sonrasında muslerde bir
bölge hastanesinde yatırılıyor. O dönemde tüberkülse de
yakalıyor yakalanıyor. Ondan sonra tamamen içine
çekiliyor ve hastanedeki yatışı uzun süre devam ediyor. 1.956
yılında yattı. Yattığı klinikte.
Kaçmaya çalışıyor, kaçmaya çalışırken de.
Yüksekten yani camdan düşerek vefat ediyor.
Öyle bir öyküsü var. Onu belirtmiş olayım.
Bu resimle ilgili ilginç olan şey hem resmin kendisi ayrıntı.
Değil bir de. Anka kuşu gibi bir resim var.
Artı büyük ihtimalle ressamın da kendi parmak izleri var.
Koyu siyah olarak görülen şeyler.
O açıdan ilginç bir resim olarak göründü.
Bana onu paylaşmak istedim biz. Dinlediğiniz için teşekkür
ederiz. Haftaya tekrar görüşmek üzere
kendinize iyi bakın.
Podbean