Nöropsikiyatri, Psikiyatrinin Krizine Çözüm Olabilir mi?
Bu bölümde nöropsikiyatri hakkında bir tartıştık. Bu tartışmada nöropsikiyatrinin psikiyatri hakkındaki etkileri, günümüzde biyolojik psikiyatri ile eşdeğer tutulmasını ve yeni gelişen kavramları ele aldık.
Merhaba diger sül bahçesi vaat etmiyoruz.
Podyasının yeni bölümünden size sesleniyoruz.
Ben doktor Tahsin rolası bu podyste profesör, doktor, temin
oral, profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim aylap
benimle beraber bu. Bölümde aslında biraz
nöropsikiyatri hakkında bahsedelim diye planladık.
Ben konuşmaya oradan başlamak istiyorum.
Nöropsikden başlamak istiyorum. Iıı geçtiğimiz birkaç bölümde
okb ile ilgili obsesif, kompsif bozuklukla ilgili konuşurken,
işte ibrahim'in uzmanlık alanını tam ibrahim'in alanın demiştik.
Bu sefer de şey yapacağım. Ben hani benim olmak istediğim
alan diye söyleyeceğim. Hani benim yapmak istediğim alan
olduğu için burada belki benim de biraz katkım olabilir onu
söyleyeyim. Şimdi nöropsikiyatriyle ilgili
aslında kavramsal bir tartışma yapabiliriz.
Daha sonrasında genel olarak hani dünyada ve türkiye'deki
yansımaları hakkında konuşabiliriz.
Ben sizlere üçünüzdür. Biri kim cevaplamak isterse şunu
sorayım, günümüzde nöropsikiyle kastedilen şey ne oluyor diye
sorayım ben size. Biraz nostalji oluyor, yani niye
öyle oluyor çünkü. 1.900 yetmişlerin sonlarına kadar
zaten öyle psikiyatri de o türkiye'de.
Akliye ve asabiye. Iktisasıydı.
Adı da ve o dönem yetişmiş bütün hocalar bizim bütün hocalarımız
sizin de hocalarınızın muhtemelen ucundan bir kısmı.
Aslında nöro psikiyatrlardı. Ne demek yani işte 3 yıllık
iktisasın 2 yılının nöroloji bir yılını psikiyatri olarak bayağı
2 yılını psikiyatri bir yılının önoloji olarak yapıp.
Sonunda nöropsikisit, yani akli ve asabiye mütevası oluyorlar
idi. Dünyadaki ayrımı belki daha
öncedir. James and biliyor musun
bilmiyorum ama 78 filan galiba türkiye'deki ayrım.
Ve nöroloji ve akliye veya seviye ya da nöroloji ve
psikiyatri diye resmen ayrılması ve ardından istisnalarının da
tabii onunla birlikte ayrılmaları ondan sonra oldu.
Ve tabii o hocalar da hani daha ağırlıklı kendilerinin nörolog
diye tanımlayanlar, nörolojide psikiyatrist diye tanımlayanlar
da psikiyatri de kalmış oldular. Yoksa aslında hepsi böyle
psikiyatri idi iken ya da ve burada aslında.
Psikiyatri ve nörolojik kongrelerinin de türkiye'de ekip
1.963 oradan şeye kadar 1.987. Sekize 1.980 sekize kadar
birlikte devam etmesine 8. 89 ya. 88 cem şurdan hatırlıyorum.
87 kongresine Bakırköy düzenledi.
O kongrenin. Çömezsistan olarak düzenleme
kurumundaydım asistan temsilcisi olarak.
O yıldır. Im aktuna o kongrenin de
başkanıydı ve o zaman kongreler psikiyatristin önoloji
dönüşürücü ve psikoloji aynı anda yapılırdı.
Yani 4 ton yapılırdı. Her salonda bu bilim dallarının
bir tanesini sunumları olurdu. O konya'nın bitiminde yani son
genel kurulu süresinde nöroloji ve psikiyatri ayrılmalı, ayrı
ayrı kongreler olmalı tartışması yapıldı.
Turgut zileli ve Bilgen tane oldukları bir tartışma
karşılıklı ve işte biz kendi kongremizi düzenleyeceğiz.
Ben işte nörolojiyi de izlemek istiyorum.
Bu durumda izleyemiyorum diye savunuyordu.
Hocalardan bir tanesi. Bak bu önemli evet yani biz
ayrıyız ve başlı başına önemliyiz gibi değil.
Onu da izlemek istiyorum demeleri.
Evet, evet, çünkü o dönük senin öyle psikiyatr aslında.
Yani bu 2 karşılıklı tartışan hocaların ayrılsın, ayrılmasın.
Gerçi Turgut değil de sanıyorum ayrılsın düşüncesindeydi.
Tıpkı Bilgen taneli gibi şimdi tam gözümün önüne gelmiyor
tartışma ama hiç ayrılmasını savunanlar da vardı salonda ve
sonunda ayrılmasına karar verildi ve sanıyorum 1.987
kongresi sonuncusudur. 88 Gülhane tarafından ankara'da
düzenlenmişti diye hatırlıyorum onu.
Sadece psikiyatri kongresi olarak yaptık.
Yani benim hakkımda öyle kalmış detaylarına bak karım bakmadı.
Biz bunu bir kere daha tartıştık.
Ben de 80 dokuzda mersin'deki kongreyi hatırlıyorum.
Sanki orada da nöroloji, nöroloji vardı gibi hatırlıyorum
ama o kadar iddialı olamayacağım.
Şeyi bilmiyorum, belki hani bir süre birlikte devam etti, sonra
ayrıldı. Psikiyatri enerjik benimler
kongresiydi. Adı da zaten öyleydi.
Evet, evet, tam tam böyleydi doğru söylüyorsun benim bildiğim
kadarıyla bir de şu var, o zamanlar bu içsas yanılmıyorsam
4 yıl değil, 3 yıldı, evet ve 2 yılı nöropsikiyatri olarak
yapıldıktan sonra son sene hangisine ayrılacaklarsa şüphe
deniyordu o zaman. O şubeye geçiyorlardı.
Yani psikiyatri şubesine veya üretmiş şubesine geçiyorlardı
hocalarımız. Evet, evet yani.
Dolayısıyla işte ortak bir zaman var, bir de arkasından tek
başına daha uzun süre onun için şey dedim, ikiye bir ikiye bir
diye söyledim. Ben de doğru haklısın.
Böyle söyleyince daha güzel bir anlatım oldu.
Mesele bu. Dolayısıyla nöropsik deyince
şimdi bugün tahsinin sorusundan hareketle daha çok bir geçmişe
özlem gibi ve o hatırlanır halde oluyor.
Halbuki biz. Bugünler psikiyatristi
konuşurken cem'in meşhur çöp de güzel bir.
Sözü var ne diyordun cem sen psikiyatri dilim filan bir şey.
Bir şey, bir sözün vardı senin. Provokatif bir şey söyletmek
istiyorsun gibi. Sanki evet evet.
Psikiyatri ilave edelim diye şaka yaptığım zamanlar oluyor şu
şu bakımdan yani psikiyatri önemsiz olduğumdan değil
elbette. Ama psikiyatrinin şimdiki ana
akım psikiyatrinin işleyiş biçiminin çok ciddi bir krizde
olduğunu düşündüğüm için naçizane onu daha sonra açarız
istiyorsanız yani. Ve biyolojik psikiyatriyle
nöropsiki arasındaki ayrımın da dikkate alınmayışından yani.
Genel nörolojik ve psikiyatrik bilimlere hakimiyet psikiyatri
proteinde vazgeçilmez birazdan onun sebeplerini anlatırız.
Ama biyolojik psikiyatri gibi salt araştırmaya yönelik bir
alanın klinikte geçerli bir pratikmiş gibi sunuluyor olması
ve sadece bununla yetinmenin meşru sayılabilmesine itiraz
edişim. Derbi düşünmek ben de asistanken
şöyle derdim, biz bu dinamik psikiyatri kısmını psikologlara
bıraksak, nörologlar da kas hastalıklarını kimi
bırakacaklarsa 10'a çıkart bıraksalar.
Komutöz hastaları da beyin cerrahlarına bıraksalar biz 2
branşı birleştirsek aslında çok iyi bir alan olurmuş.
Herhalde. Aziz tenken arkadaşlarım
kızarlardı bana. Ama aslında aynı şeyleri
söylüyormuşuz işte benzer bir yere başka noktalardan işaret
ediyoruz. Tabii provokatif olmak güzel
oluyor çünkü tartışmayı artırıyor.
Yoksa ikimizde psikiyatristliğimizden memnunuz.
Bence o ayrı bir iş. Tabi tabi burada.
Tabi bu bu şekliyle lav edilmesi bu şekliyle devam edecekse lav
edilmesi gerekir diyor. Bu işte bir paradigma
değişikliğine ihtiyaçtan hep çıkıyor ya işler öyle başlıyor.
O yüzden. Onunla ilgili de sonra işte
çeşitli konuşmalar ben de yaptım, cem'de yaptı ve.
Bir nöropsik. I disiplin olarak mümkün mü?
Üzerine kafa yordu hatta yakında cem yine.
Konuştu. Belki bu program yayınlandığında
konuşmuş olacak diye hatırlıyorum.
Evet. Dolayısıyla aslında yine ben de
daha önce hani şeyi yaptım. Nörolojide de bu alanda
konuşmayı seven kişiler hep oluyor onlar da.
Daha böyle nasıl cogintef'in öneroloji ve biyolojik
psikiyatri gibi bir yerden ortak bir şey bağ kurma çalışmaları
tarih boyunca hep oldu, olageldi.
Aslında. Davranış nörolojisi.
Davranışlar ise evet. Eee, şimdi bir de şey var tabii
ııı arapsikiyatri arşiv var. Türkiye'deki en eski derneğin
yani aklevi. Asabi dergisi.
En eski derneğin en eski der dergisi bu sene 60.
Yılı kutlandı. Demin de böyle de onun.
Daha önceki editörü olduğunu ve dergiye bir çağ atlattığını da
söylememe izin verin. O kendisi söylemez.
Ben buradan söyleyeyim. Yani biz biraz impact yükseldi.
Gerçekten çok. Çok iyi bir ekiple çalıştık.
Nöropsik arşivinde bizden önce de yani çok kıymetli bir çok
hocanın orada emeği var. Editörlük yapmış olan. 60 yılı
bu sene kutlandı. Nöropsikti arşivinin gitgide
artıyor. Şey yükselecek gibi görünüyor
şimdi. Şimdi.
Tekrar o birleşme meselesine geri dönersek canım ne?
Ne. Düşünüyorsun?
Şöyle. Ben ikisinin birleşmesinin şu
anda mümkün ve yararlı olabileceği kanısında değilim.
Yani nöropsik diye bir ihtisas ortaya çıkması.
Ayrı ayrı ve özellikle ben biz psikiyatri bildiğimiz için
psikiyatrinin içindeki yöntem sorunlarının görmezden gelinerek
çare bulunmasına çalışılması gibi yani.
Yani bunu yapmak yerine psikiyatrinin ana akım
psikiyatcinin kendi içindeki krizi çözmesi daha iyi olur
gibime geliyor. Şöyle açıklayayım.
Bir kere ikisi aynı lisanda tam olarak iş yapmıyorlar.
Yani şeye benzetiyorum. Ben bu nöroloji ve psikiyatri
kökeni aynı olan diller var. Hatta karşılıklı
anlaşılabilirliği olan ortak kelimeleri çok olan 2 lisan gibi
ama tam olarak da aynı değiller. Bilsin.
O makalesinde söylediği bana benzer bir şey var yıllar önce.
Aynen öyle. Nörolojiyle evet şey psikiyatri
nöroloji sanki Fransızca ile Almanca birleşti de ingilizceyi
ortada ortaya çıkardı gibi bir şey oluyor ama işte tam da öyle
olmuyor gibi bir analojiyle gidiyordu.
Evet, o makaleden söz edelim. Ondan sonra işte en sevdi
kelimesini ifade edişinden de söz edelim.
Evet, şöyle bir şey var. Yani bir kere her 2 dalda da bir
salt gözlemle. Yani nesnel öznel ayrımının
önemi dikkate alınmayacak kadar. Önemsiz olduğu belirtiler var.
Saat gözlemle tespit edilebilecek olanlar var.
Bunlar hangileri? Gene her 2 dalda da çok bariz
olanlar çok şiddetli olanlar ağır olanlar ya da tuhaf
tuhaflık çok ön planda olduğu için.
Bakanla bakılan arasındaki ilişkinin niteliğinden bağımsız
olarak tanınan belirtiler var. Bunlar nörolojide çok daha fazla
hatta ağırlıklı olanlar bunlar. Yani motor kayıp var mı yok mu?
Diye anlamak veya işte 5 üzerinden kaçtır?
Motor kayıp demek için bakanla bakılan hekimle hasta arasındaki
ilişkinin önemi çok daha az hatta yok gibi psikiyatride de
böyle şeyler var ama daha çok. Karşılıklı anlaşmaya, ortak
lisan oluşturmaya ve yaşantıyı anlamaya dayalı olanlar zorluk
çıkarıyor ve güvenilirliğini azaltıyor.
Yani 2 hekim arasındaki tanı koyma konusundaki uyuşmayı da
azaltıyor. Bunu görmezden geliyoruz.
Yani subjektivite faktörü. Subjektivite evet yani hem
bakanın yani hekimin gözlem yapanın veya anlamaya çalışanın
öznelliği. Bu belirtinin niteliğinin zaten
anlaşılması gerektirmesi. Hem de bunu yaparken o
öznellikler arasında olup bitenin işe ne kadar karıştığı
hikayesi o yüzden. O yüzden de çok daha ortaklığı
tutturmak daha zor olabiliyor. Daha sığ ve biraz daha tehlikeli
olanı da şu, ağır olan belirtiler psikiyatride yani
böyle anlamaktan çok görür görmez, tanınabilecek şiddette
ve. Ağır olan belirtiler, diyelim ki
katatoni gibi ağır sıkkınlıklar gibi.
Şiddetli bir şekilde stick mani niteliği taşı taşıyorlar. 2 şeye
sebep oluyor. Bu bir o çok ağır bir ekstrasyon
tablosu aklı. Birkaç tane psikiyatrik tanınan
birini çok hızlıca getirebiliyor.
Şizofreni bipolar bozukluk vesaire hatta vesairesi bile az
yani bu kadar bunlarla sınırlı kalınabiliyor bu.
Gene bu bunu bu sebepten ötürü nörolojik bir sebeple bağlı
olabilecekleri ihtimali de göz ardı edilebiliyor.
Bu daha şey olan ağır olan ve görür görmez tanınabilen
belirtileri. Doğru çok.
Ben hep derslerde şey diye anlatıyorum yani.
Doktor olmaya bile gerek olmayacak kadar, yani sokakta
herhangi birinin gördüğü zaman tanıyabileceği tuhaflıkta veya
ağırlıkta olan belirtiler. Evet stick maniteliği
taşıyorlar. Burada.
Burada kaybettiğimiz yakın zamanda bizim bizim de
eğitimimizde çok emeği olan nöroloji hocası hulki fortayı
anayım elinizle hulki abi bizi değerlendirirken anlatırken.
Konversiyonu atlama kayıp değildir derdi hep.
Ve sonra biz bir bunların çok karıştığı bir makaleyi, daha
doğrusu bir vaka örneğini yazarken arkadaşlarla birlikte
genç arkadaşlarla makalenin başlığını da bu yapmıştık
konversiyonunu atlamak ayıp değil.
Diye evet, şimdi bu katoy meselesi önemli.
Cem çok önemli. Yani biraz meslekten olmayan
dinleyicilerimiz varsa onlara da aslında hani bu duygusal
davranışsal. Nasıl benim motor belirtilerle
giden bir donakalım hâli katoni denilen şey hareket.
Siz kalakalıyor, tuhaf pozisyonlarda durabiliyor.
Eskiden flexibilite sera denilen şub yumuşaklığı denilen
dışarıdan kişiye istenilen hareketin de verilebildiği hatta
hatta bizim erken dönem eğitimlerimiz de o fotoğraflar
hep vardı ya da çizimler, hastanın, evet kolları bacakları
havada olabiliyor ya da başının altında görünmeyen bir yastık.
Varmış gibi yatıyor filan hâli ben.
Bursa'dayken henüz öğrenciyken yani.
Doğum yapmakta olan böyle bir katı tony hastasısın, doğumunu
tanık olmuştum. Öne psikiyatri rotasyondaydım.
Kadın doğumdan çağırmışlardı psikiyatristi ve ben de onlarla
birlikte gitmiştim. Sadece hafifçe yüzünde
pembeleşme oluyordu. Ağrı kontrat.
Kontraksiyonlar sırasında doğum sırasında o kadar onun dışında
hiçbir şekilde en küçük bir ağrı belirtisi göstermeden ve o
pozisyonu o tuhaf pozisyonu koruyarak gerçekleşmişti.
Normal doğum sezaryen olmadan. Valla ben böyle bir şey hiç
duymamıştım bu örnek. Bayağı.
Evet, ben de tarih. Öncesi aldığı yaptığı tanım da,
mesela şu alman. Textlerinin antolojisi var ya,
bir yakın zamanlar okuduk. Hani beraber orada kalmağımın
yaptığı tanımda ilk olarak katoni zaten musgür kretal bir
kas iskelet sistemi hastalığı olarak tanımlayıp bakın paralizi
generalde de böyle oluyor. Yani bunların hepsi aslında
birbiriyle yakın kas iskelet sistemi sistemi ve işte.
Akliyeyle ilgili olan belirtiler diye söylemişliği var.
Bu yıllarda daha çok görülüyor. Tabii nörlektik öncesi çağ
biraz. Nörleptikten sonra değişti ama
hatta küçük bir anekdot da anlatayım.
Dünya psikiyatri kongresine katıldığım bir elektronik terapi
EKT workshop'un katıldım max pink yapıyordu.
Maxink kollarını çok emek kaymış yazarlardandır.
Evet, işte katılan bir avuç insanız sen neredensin sen
neredensin diye soruyor. Ben Türkiye dedim.
Hangi şehirde de istanbul dedim, hangi asistanı dedi.
Güldüm, niye gülüyorsun? Dedi.
Bilmezsiniz ki dedim sen söyle dedi.
Bakırköy dedim, bilmez miyim dedi.
Ben hayatımda ilk katı töreni Bakırköy de görmüştüm dedi ve
gerçekten bakırköy'e gelmiş ve o.
Nörolojik öncesi çağ 1.900 kaçtı, işte elliler altmışların
başı. Evet katetoni ilk defa
bakırköy'de görmüş. O yıllarda daha yoğundu tabi
şimdi buradan bu küçük anekdotu girdim ama asıl oraya
bağlayacaktım. Başka bir şey söylemiyor mu
sence? Buradaki durum yani o katöndeki
durum. Bundan önce hipnoz sayesinde de
konuşmuştuk. Biraz bizim konsersiyon
dediğimiz ya da eskiden histeri de denilen.
O hale çok benzer olabiliyor. Kimi zaman ve konversiyon ve
kateton'in o benzerliği. Epey dikkat çektiği için mesela
görüntüleme çalışmaları da yapıldığında.
Aslında benzer yolakları yolları kullandıklarıyla ilgili birtakım
veriler de elde etmiş durumdalardı o zaman.
Yani ikisi de mesela medyal ve latı teral orbitu front ay
korteks'te bir takım sinyal değişiklikleriyle gidiyordu
filan ama o zaman da tartışılırken hep şey
söyleniyordu yani. Belki de mesele bunların aynı
yerleri kullanıyor olmaları değil de onu zaten kullanıyor
olabilirler. Birbirlerinin kullanmadıkları
hangi alanları da kullanıyor olabilirler ve dolayısıyla biz
bu ölçümü nasıl yapacağız da bunları ayırt edebileceğiz ve o
zaman hep deniyorduk ki acaba daha semptom, semptom sendrom
sendrom değil de belirti belirti ayırmayı başarabilsek acaba.
Neyin neye karşılık geldiğini anlayabilir miyiz?
Gibi dolayısıyla birçok faktör bir arada olabiliyor, yani
ikisinin benzerliği. Hastalığın stigmatize edecek
görüntüsü her ikisi açısından da yani.
Versiyon yani pardon konversiyon deyince gençler neredeyse
azarlayacak hale geliyorlar da doğru.
Dürüst konuşma, doğru dürüst konuş filan gibi yani
fonksiyonel hareket bozukluğu diyeceğiz diyor.
Eskiden kalmış olduğum için konversyondan.
Çok yarıldım da. Seri demediğime şükredin.
Işte güzel hareket bozukluğu diyelim.
Peki ama orada da tabi şu bir parantez daha açtırmış oldun
bana. O da şu.
Işlevsel deyince ne anlayacağız? Çünkü işlevsel deyince de bir
böyle. Organik olmayan dolayısıyla da
psikolojik ya da psikiyatrideki gibi olan anlamına gelen bir
tarafı var. Işte Selin ikincisi de anatomik
değil de fizyolojik yani bir fizyolojik süreç durağın olmayan
bir şey anlamına da geliyor. Işlevsel buradaki kastın efendim
oradaki savunma. Şey ibrahim bir şey soracaksın
galiba ama hemen şunu söyleyeyim, sonra sen söyle
conversiyon tanı olarak kullanıldığında.
Psikanalizden kalma oradan ödünç alınıp İade edilmemiş bir
savunma mekanizmasına doğrudan gönderme yapılmış gibi oluyor ve
bir açıklamayı içeriyor. Halbuki o psikanalizin
belirlenimciliğinin iddiasının kar.
Şılayabileceği kadar keskinlikte söyleyebileceğimiz bir şey
değil. Kaldı ki çoğunlukla zaten
çoğunlukla demeyelim ama vakaların büyük bir bölümünde.
Konversiyon dediğimiz nitelikteki fonksiyonel
belirtilerle. Diğerleri bir arada, yani
epileptik nöbetlerle nanptik nöbetlerin birlikte sık olması
filan gibi. Bu.
Rada küçük bir müzik molası verebiliriz.
Ben bugünkü parça olarak Louis murura'dan meşti c ı isimli
parçayı seçtim. Portekizçi telaffuzum için
kusura bakmayın. Zaten şarkıların hepsini
seçtiğimiz şarkıların hepsini aynı zamanda podcast in
sayfasında yani Spotify sayfasında bir liste olarak da
bulabilirsiniz. Oradan da adını tekrar gözden
geçirebilirsiniz diyeyim. Şimdi Louis morayı dinleyelim.
Takın mera ve skeçi viyvinin inan.
Yok orası. Pullu para bok.
Labre meravez gevçevuna. Yokarasın.
Hulugan buk. Korkmasını seven inan.
Neyin açık? Tak 10 instagramın cahchester.
Unkopul jiings jheesa çıktın takvza bova cicker.
Labre mera ve s gevchçi film'nin.
Yok, uğrasın. Ulu pamuk.
Runda crimera gevçeven. 'A.
Yukarısı. Blobra book.
Korkmamasın nosifinin. Eviz'da.
Mühim o çıktım takip onu instagram daha chester.
Unk projemiz çizisa. Koalisineoman.
Çıkar ondan bir sunan gar. Dap demiravezgeciğim inanıyorum.
Yok orası blog rambo. Napayım mehravir gerçi vimini.
Yogasın. Rulo frangog.
Ronaldinho'nun. Sive'nin inna'yı.
Hevista unut. G.
Falanca çizd. Kopucu misa acıktımda koysa bova
cickerun darbe şunlar, şunlar boğuva.
Çıkar udan bir. Magar.
Onların biruna gadva. Müzik arasından sonra tekrar
birlikteyiz. Ben sözü ibrahim'e bırakacağım.
Ibrahim'i söyleyeceği bir şey vardı.
Aslında benim söyleyeceğim şey şu çok şey oldu.
Yoğun bir hem cem hoca'nın hem timuçin hoca'nın konuşması çok
yoğun oldu. Bir parça toparlama.
Doğru. Duydum sanki daha doğrusu size
soracağım. Şimdi cem hoca başta şunu
söyledi, psikiyatriyle nörolojinin ortaklıkları ve
farklılıklarıyla ilgili. Söyledi ve konu oldukça daha
başka yönlere kaydı. O kısımla ilgili çok kısa 12
açıklama yapabilir misiniz hocam yani?
Ben şimdi geçen sene sizinle beraber eğitim yaptık.
Sizin eğitiminizde de hani daha önce de kendim asistanken de 3
kere. Katılmıştım, bu bizim böyle
normal öğrendiğimizden yani örgün eğitim mi diyeyim ya da
işte ana akım eğitimden ana akım güvendiğimizden farklı bir
bakış. Mesela biyolojik psikiyatriyle
nöropsikatiyi ayırıyorsunuz bir kere.
Tabi ki. Ayırmamış.
Bence o benzerlikle ilgili yani benzerlik ve farklılıklara
açıklarken bir de o ayrımdan da bahsederseniz hem benim için hem
dinleyiciler için süper olacak sanki hoca sonra da timuçin.
Hoca. Tamam, yani doğru üst üste çok
laf ettik. Tek tek her birini açtırtacağım
değil mi? Şimdi çok iyi oldu.
Evet. Evet, çok tamam şimdi.
Şimdi. Nöropsikiyle biyolojik
psikiyatri neden ayırt ettiğimi anlatayım.
Ama daha önce berosa bir gönderme yapalım.
Hepimizin çok sevdiği berosa onu ben de beriyosan bağımsız olarak
daha önce kitap bölümlerinden bir yerde şizofreni de yazdığım
için çok seviniyorum. Bir yerde söyledim diye mesela
şizofreniyi yazdığım bir bölümde klinik tabloyu ayrıca tanısını
her bir belirtinin ayırçı tanısını ayrı ayrı yazmayı
teklif etmiştim. Almalı ayırova o yapıyordu.
O şeyin editör. Şimdik nörosikiyatri arşivinin
editörü sevgili anla yani tez organize davranış tuhaf görünen
davranışın ayrıca tanısı. Konuşmanın takip edilmesinin,
güç oluşunun ayrıca tanısı gibi demin onu söylemeyi unuttum işte
her 2 dalda da zaten ayırcı tanı deyince tanımlar ya da tanılar
arasındaki ayrımdan çok önce bizim belirtileri doğru saplayıp
saptamadığımız ve güvenilir olup olmadığımız.
Önemli burada nöroloji ile psikiyatri arasındaki en önemli
ayrımlardan birini demin söyledim.
Yani birisinde belirtinin ayrıcı tanısı için yaşantının
anlaşılmasına daha dayalı olanlar var.
Diğer. Inde öbürleri daha az yani
nörolojideki gibi mesela ne en iyi örnek ne olabilir mesela
nörolojide hiçbirliğinin en çok gerekli olduğu ve öznelliğin
işin içine girdiği duyu muayenesi olabilir.
Derin duyu muayenesi olabilir, işbirliği falan filan gibi.
Hava pek çoğunda öyle değildir. Psikiyatri de öyle değil.
Yaşantının anlaşılmasının gerektiği durumlar daha fazla.
Onun dışında nöropsikatiyle biyolojik psikiyatrinin
ayrılmasında da şöyle bir şey var.
Eee bu tıpkı psikanalizm belirlenimciliği gibi biyolojik
psikiyatride de. Iıı gerçekten her şeyi.
Nöral sustatlarıyla açıklamayı arzu eden ve her türlü
belirtinin yaşantısal olanların da gözlenebilir olanların da
indirgenebilir. Nöral sutatına kadar
indirgenebilir olduğuna olacağını inanan bir kesim var.
Samuel güzel'in çok meşhur ve hiç hoşuma gitmeyen bir ifadesi
var. Biyolojik psikiyatri 2 nokta üst
üste zaten başka türü var mıdır gibi?
Yani indirgeye o kadar inanıyor ve ııı gerisine daha fazla nasıl
söyleyeyim? Uğraşmak istemiyor diyelim en
iyi şeyle. Olabilir.
Beyinde geçiyor zaten biyolojik olmak zorunda başka nerede
olacak yani? Ama indirgeyeceğiz ve hepsini ve
başka bir şey anlamakla uğraşmaya.
Soruyu şurada indirgeyince orada kadın yok işte.
Hani tam diyor ki orada dursa indirgediğimiz yerde.
Evet, bir de şunu söylemiştim, biyolojik psikiyatri ile
ilgileniyorum demek bir hekimin söyleyebileceği bir şey değil.
Bir araştırmacının söyleyebileceği bir şey.
Biyolojik psikiyatri bir araştırma alanı yani.
Ben hekimin ve sadece belli hastalıklara bakıyorum demek
gibi bir şey bu. Ya da ben hekimim ve sadece
belli. Kökeni belli olan ya da kökenini
şuna indirgeye. Öyle zannedildi.
Evet ama bu da tabii çok tehlikeli.
O zaman ben sadece atı gözlüğüyle bakıyorum.
Aklına geliyor. Şey şunun içinde geçerli, kısaca
onu söyleyeyim, tıpkı çıkışlarındaki iddia gibi
şimdiki uygulanışlarında da benzer iddia var psikanaliz
için. Yani onun da çıkışındaki
determinizmle ve. Neredeyse fiziğe yakın bir
sebep. Sonuç ilişkisi kurabilme
iddiasıyla. O zamanki bakış açısı benziyor
şeyin. Biyolojik psikiyatrinin şimdi
de. Aynı şekilde mesela psikanalize.
Herhangi bir başka şey araştırmadan doğrudan kalkışılan
vakalarda da benzer hataları yapma ihtimali çok çok yüksek.
O da başka bir yere terapi yöntemi çünkü sonuçta.
Hani. Ben şeyi söyleyeyim, belki cem
hoca'nın söylediğini tamamlayıcı olması açısından hani.
Karyasper hani general sagco patoloji de genel psikopatoloji
kitabında psikiyatri ve psikopatolojiden bahsederken şey
diyor. Hani psikiyatri yapılan zanaatin
psikopatoloji de o zanaatin uygulanmasını sağlayan bilim
dallarından temel bilim dallarından biri diyor.
Burada da nöropsikiyatri biyolojik psikiyatri arasında
aslında böyle bir ilişki var. Bana soracak olursanız.
Bu işin zanaat kısmını hani uygulama kısmı, bunun şey kısmı
yani bunu yapabilmemizi sağlayan bilimlerden biri.
Aslında biyolojik psikiyatri, biyolojik yön yönelim psikiyatri
diyebiliriz diye söyleyebilirim ben burada.
Ayaba odaya da oyabatede de yani simizde de böyle bir buna benzer
bir şey geçer. Esasında herhalde oradan alıntı
yaparak söylüyor. Bir de şöyle bir ayrım yapıyor,
o ebode çok önemli bir şey. De birinin şeyi nesnesi diyelim,
ilgi alanı insandır, diğerinin ki beyindir.
Evet. Yani en uç söylenişlerinden bir
tanesi gibi. Bu bu bence o kadar önemli bir
şey ki yani o temel bir kategori hatasını ortaya çıkaran bir şey
hani şu an. Nörolojik ile ilgili söylemlerde
psikiyatri ile ilgili söylemlerde şey vardır ya işte
beyin düşünür beyin bize şunu yaptırır beyin bize bizim aşık
olmamızı sağlar. Beyne böyle bir fail bir özne
olma ad vedilmesi aslında o ayrımın siliklenmesiyle ve o
ebeveyn uyarısının dikkate almamasıyla alakalı bir şey yani
kişiye. Tırnak içinde belki kişiye
atfedilen bütün özellikler o kişinin bir organına
atfediliyor. Bu aslında biyolojik
psikiyatrinin kurduğu bir paradigma.
Bir şey daha söyleyeceğim. Ben cem hoca'nın hem
psikanaliniz için hem biyolojik psikiyatri için söylediği
tarihin sürekli iyiye, gelişmeye doğru gitmesi fikri bu ideolojik
bir aslında tutum ve. Analitik felsefecilerin gün
gelecek dünyanın hepsini fiziğe indirgeyeceğiz.
Umudu bunun bunu benimsemek için aslında hiçbir sebebimiz yok ama
hem tıpta hem psikanalizde dimi bu gün gelecek o gizli saklı
kalmış. Bütün gedikler hatta şey ne
diyordu? Thomas fox işte kalenin tamamı
fethedildi, beyin için söylüyor kaleyi sadece ara sokaklar
kaldı, onları da inşallah yakın zamanda feth edeceğiz gibi bir
şey söylüyor tabi. Biraz.
Daha seneyken geçelim. Halay ederek ya da işte.
Ama yani böyle bilim için böyle bir ideolojiyi benimsemek ve bu
doğruymuş ve eninde sonunda bu olacakmış gibi düşünmek zorunda
değiliz. Kaldı ki bence bir çok hatanın
çıkış noktası da burası. Hüsnü kuruntu diyebiliriz?
Dimi işbulding burada şeyi de yani sadece hani şu anki işte
yazarların işte ya da psikiyatristlerin düştüğü bir
hatadır değil. Bence önemli bu konularda en çok
örnek verdiğimiz kişi yas versem ama yaz versin de bu konuda şey
var. Yani hani düştüğü şeylerden biri
bu çıkmazlardan biri bu ve indirgenemez olmakla ilgili ya
da daha doğrusu daha küçük parçalara bölünemeyecek bir şey
bulacağına dair bir şey var hani.
Anlaşılamamazlıktan kastı o aslında en küçük parçasına kadar
indirgeyeip en sonunda anlaşılamaz bir şey bu
anlaşılamaz bir şeyi aslında araştırmak ve oradan bir şey
çıkarmak üzerine bir şeyi de var aslında genel olarak psikiyatri
felsefesi ile ilgili öyle bir şeyi de var.
Yanılgı. Var.
Yaz dersin prim ersanrı dediği şey aslında hücresel ya da
kimyasal bir durum olduğu için anlaşılamaz ama anlaşılamaz ama
açıklanabilir. Yani bu konu işte atomlar under
standing'in anlamanın konusu değil.
Anlama, sosyal bir varlık olan insanın insanı inceleyen tarih
gibi bilimlerin konusu ama fizik belki kimya bunlar
eksperation'la çalışır ve Premier sonra da onların
alanında ve gün gelecek prim ersancının.
Primer sanrıya yol açan beyin bölgesi veyahut kim biyokimyasal
yolak bulunacak. Beklentisi daha hakikaten.
O ayrım şey. Işte.
Bu aktif köylüye ve şeydeki hikaye de buydu.
Konversiyondaki yani hani bunlar aynı beyin?
Yolaklarını kullanıyorlar aslında.
Fakat farkı yaratan ya da bunların 2 ayrı anti olmasına
yol açan şey kullanmadıkları. Yani bir diğerinin kullanmadığı
diğerinin kullandığı şeyin ne olduğu ama onu bulamıyoruz.
Bulamadığımız için ya da henüz bulamıyoruz diyelim bunları
konuşuyoruz. O noktada konversiyon demek daha
doğru hala çünkü konversiyon da o.
Durumun adı, tıpkı kationi gibi 10'a çıkart işlevsel hareket
bozukluğu dediğimiz andan itibaren katatono'nin organik
tırnak içinde bir sebebi var, ötekinin yok.
Dolayısıyla ol sadece bir işle bozuk udemin hani işlev ne
anlama geliyor? Psikiyatrik olan, psikolojik
olan anlamına mı geliyor yoksa durağan olmayan anlamında mı
geliyor? Meselesi?
Northop'un dediği gibi konuşulması gereken bir şey
haline geliyor. Çünkü işlevsel hareket bozukluğu
dediğiniz zaman bu sefer de başka bir iddiada bulunmuş
oluyoruz. Etiyolojiye atıpta bulunarak.
Yüklü bir başlık koymuş oluyoruz diye.
Söylüyorsunuz, evet, son derece de tehlikeli.
O yüzden işlevsel. Hareket bozukluğu demek belki
şey olarak doğru olabilirdi. Scriptif açıdan öbüründen ayırt
etmek açısından ama. Hani katotoni'ye eşdeğer bir şey
söyleyeceksek karşısına konversyon koymak zorundayız.
Evet 10'a çıkart karşı muhtemelen çoğu arkadaşımızın
yani işlevsel hareket bozukluğu demeyi tercih edenlerin.
Irem'in kulakları çınlasın irem yıldızın 20 dakika o geliyor bir
de. Na Nazlı durmaz eskişehir'de
şimdi beni düzelten de oydu. Artık Cemal bir konversiyon
yalnız demiyoruz. Lütfen dikkat edelim.
Yani deschep daha sağlıklı olabilir mi?
Doğru söylüyorlar ama buradaki argüman başka bir şey benim.
Televizyon şey bu bu söylediğin anlaşılabilir olan anlaşılamaz
olanın açıklanabilir olması ki gibi dikkat çekici bir şey
aklıma şu komik şeyi getirdi. Big bang theory'i herkes
seyretmiyor ama çoğunuz biliyorsunuzdur.
Ya da dinleyicilerin pek çoğu biliyordur.
Big ben theory'den sonra çıkan Young charden yani sherdının
çocukluğunu anlatan dizi ki ben otizmci olduğum için herkes
öneriyorum. Gerçekten süper bir.
Danışmanlık almışlar belgesel niteliği taşıyor ve klinik
öğreniyorsunuz ya orada şöyle bir şey oluyor demin verdiğin
örnekten hareketle. Bu şimdi yatmış subatomik
parçacıkları düşünerek elleriyle bir takım hareketler yapıyor ve
işte onları. Ha gözünün önünden geçiriyor.
Annesi de yattığı yerde 50 eliyle bir takım hareketler
yaptığını görünce ne olduğundan şüphe ediyor.
Durumundan evladım. Ne yapıyorsun sen, aklını mı
kaybettin, ne yapıyorsun? Subatomik parçacıklara bakıyorum
diyor. Ondan sonra ben çok endişe
ediyorum. Senin durumdan olmaz böyle şey
filan diyor. O da cevaben yani sen yukardan.
Sana cevap verdiğini düşündüğün bizi koruduğunu düşündüğün ve
hayatında hiç görmediğini düş görmediğin birini varlığa
inanıyorsun ve her gün 10'a çıkart dua ediyorsun.
Ama o gerçek diyor. Hayır, o gerçek değil.
Subomik parçacıklar gerçek esasında cevabını veriyor.
Evet, tam da böyle bu durum? Ben ben aslında timuçin hocanın
da söyledikleriyle ilgili şeyi söyleyecektim.
Bu arada orada işlevsel nörolojik bozukluk.
Sanki şimdiye kadar hep hareket bozukluğu dedik de onu.
Düzeltmiş en çok doğru, en çok o geçtiği için aslında iyi oldu.
Düzelttiğini. Ama işte sel teknolojik bozukluk
konversiyon değil ya esasen hani belirtileri nörolojikmiş gibi
görünen ama nörolojik olmayan bir şey demiş oluyoruz ya fark
etmez, ster hareket diyelim ister nörolojik diyelim ama
demin söylediğim şeye gene gidiyoruz.
Ben şey diyecektim size. Burada şey mi diyorsunuz hocam?
Eskinin konversiyonuna fonksiyonel ya da işlevsel
nörolojik bozukluk dediğinizde aslında sınırlamış oluyorsunuz.
Bu artık biyolojik değil ya da nörolojik değil mi demek
istiyorsunuz? Evet.
Zım nerede teknoloji söylemiş oluyoruz.
Üstelik söylediğimiz etolojiyi de yanlış söylemiş oluyoruz.
Tamamen yanlış oluyoruz ve eskinin konversiyon bozukluğu
diyenlerini eleştirirken 10'a çıkart hizmet etmiş oluyoruz.
Çünkü onlar konversiyon derlerken aslında var olan bir.
Çatışmayı bir. Şeye dönüştürdüğünü iddia ederek
komersiyon diyorlardı. Yani bir çatışma var ve bu
çatışma dönüşerek vücutta bir nörolojik belirtiye sebep olur
demiş oluyorlardı. Biz de onu bu kez tersten
yaparak ama onların değirmenine su taşımış oluyoruz.
Tam da halbuki konversiyonu doğrudan konversiyon diye
gördüğümüz o zamanki şeyin adı olarak korursak.
Konversiyonun manasına ve psikanalitik kökenine atıfta
bulunmadan katotoniyi yaptığımız gibi konvansiyon ve katetoniyi 2
ayrıntı olarak tartışır hale geliriz etolojilerinden bağımsız
zaten de o zaman evet aynı yolakları kullanıyorlar.
Kullanmadıkları yolaklar neye sebep oluyoru konuşur hale
geliriz. Tıpkı cem'in söylediği semptom
bazında ayrıca tartışmayı ayıcı tanı tartışmasını yapmaya benzer
o zaman. Burada şeyi de söyleyelim, hani
bu işi biyolojik? Psikiyatri bu işte gerçekten.
Işlevselle biyolojik olan arasındaki ayrımı yapan kişi
aslında gris ger hani gresinger e kadar dayanıyor bu onu diğer
bölümde nürüp psikiyatrinin yani böyle dünyadaki tarihçesinde
belki bahsederken şey yapabiliriz, kullanabiliriz onu
söyleyeyim. Bir de şeyi ekleyeyim, bir
sessel nörolojik bozuklukla ilgili.
Ben o ya ifadeyi ilk gördüğümde şey diye düşünmüştüm.
Hani ifadem ne kadar doğru olacak bilmiyorum ama hani böyle
sosyal medyada filan hani böyle sevilmeyen ya da işte.
Utanınan kişiler hakkında böyle işte sürekli olarak bir
yunanistan'a iteleme durumu oluyor.
Ya altına yunanca yorumunu yapıyor vesaire.
Burada da sanki hani oraya nörolojik yazarak hani ufaktan
hani 100 yıllık biz bunu yapıyoruz artık nörologlar
yapsın diye ufaktan oraya doğru iteleme eğilimi var gibi geliyor
bana. Hiç bilmiyordum bunu.
Bende. Bir gene hulki abiyi alayım
bugün bitirmeden. Hulki abi bir şeyden bahsederdi.
Hareketin ekonomikliği prensibinden bahsederdi.
Böylece. Bir hastayı değerlendirirken
hareket bozukluğu olan bir hastayı ya da genel olarak Necip
bir hastayı hareketinin ekonomik olmamasının dikkat çekici olması
üzerinden nasıl? Tanık olabileceği ile ilgili.
Kafa yorar ve bunu anlatırdı. Hulki forta ben de 10'a çıkart
şey demiştim. Aslında biz bunu psikiyatride de
yapıyoruz ama farkında olmadan yapıyoruz.
Yani bir hastayı görür görmez onun tutum davranış içinde
bulunduğu alanı kullanma, kendini ifade etme biçimlerine
baktığımız zaman gördüğümüz acayiplikleri, tuhaflıkları ya
da. Olağan görünmeyen şeyleri
aslında onun hareketlerinin ekonomik olmamasıyla anlıyor
oluyoruz. Ne gibi?
Biraz azıcık açayım, belki sonra devam ederiz ama.
Naşit birinin kibirli davranışlarından aslında onun
nasıl bir insan olduğunu anlamak illa meslekten olmayı
gerektirmeyen bir şey yahut. Tırnak içinde eskiden
histiyonik, histerik kişilik diye tanımlanan kişinin
davranışlarının farklılığını değerlendirirken, yine o ve
onun. Benzeri kişilerle ya da
ortamıyla değerlendirirken, kültürel atmosferinde de onun
farklı bir takım hareketlerine yorum getiriyor oluyoruz.
Kendiliğimizden ve aslında bunu da bir anlamda hareketin
ekonomikliği prensibi üzerinden yürütmüş oluyoruz.
Yoksa sadece ellerinin titremesi ya da bir kolunun kas gücünün
diğerinden ağız olması ya da. Bir taksit görüntü değil,
hareketin ekonomik olmamasına sebep olan şey nolojik
hastalarda olduğu gibi psikiyatrik tarafı da var bu
işin. Ama bu tabii daha ziyade
descriptif olarak koyduğumuz narsizlikten istiyonik.
Kişilikte evet kesinlikle çünkü. Psikodinamik değerlendirmeyle
de. Hiç.
Bulaşmadan yapabileceğimiz narsizim tanımları var.
Elbette elbette ben tamamen desktirift psikiyatrinin
bakışıyla söylemeye. Çalışıyorum işte yani o dramatik
tutumun veya kibrrin. Hiç ekonomik olmayışına dikkate
aldığımız zamanların evet. Sosyal davran için ya da başka
bir şeyin fark etmez, evet, discrtif anlamdakini kastederek
söylüyorum tamamen. Bu keyifli sohbetin de bugün
sonuna geldik. Ben her bölümün sonunda olduğu
gibi bu bölümün sonunda da bir ressam ve resim hakkında
bahsetmek istiyorum. Bugünkü ressam olarak kaspar
David fridi tercih ettim. Resim olarak da sis bulutların
üzerindeki gezgin isimli tablosunu kullanacağım.
Öncelikle kaslar davetredi. Bahsedeyim kendisi 1.774 yılında
graysvaltıda doğmuş graysvalt almanya'nın baltık kıyılarına
yakın bir şehir aslında. O dönemde isviçre yakın ve hani.
Aynı zamanda bu kendi sanatına da yön vermiş diye
söyleyebilirim. Ben.
Belki burada çocukluğuyla ilgili önemli bilgi verebilirim.
Freedrich, çocukken yaklaşık 13 yaşlarındayken.
Abisi yok kardeşiyle beraber bir.
Buz tutmuş gölün üstünde kayarlarken o buz tutmuş göl bir
anda kırılıyor, buzlar kırılıyor ve kardeşi o buzların altında o
soğuk suların altında ölüyor. Aslında bu kendi sanatını da
etkiliyor. Ilerleyen yıllarda brunch welld
üniversitesi'nde. Ressamlardan ders almaya
başlıyor. O dönem aslında bir şeyin
yaşadığı frig'in yaşadığı dönem. Özellikle alman romantizminin
doruk noktasında olduğu dönemler ve çizdiği resimler özellikle
doğa ile ilgili çizdiği resimler bu açıdan çok önemli kabul
ediliyor ama hayatının sonuna doğru.
Özellikle 1.800 yirmilerden sonra romantizm etkisini
kaybetmeye başlamasıyla da ünü giderek azalıyor.
Gittikçe de fakir bir hayat sürmeye başlıyor. 1.835 yılında
da bir felç geçiriyor ve resim yapma yeteneğinin büyük ölçüde
kaybediyor. 1.840 yılında da dresten de almanya'da yine vefat
ediyor. Dediğim gibi bu küçükken
geçirdiği şeyle ilgili kaza yani abisinin kardeşinin pardon
geçirdiği kazayla ilgili çok yoğun bir şekilde kendi hayatını
da etkiliyor ve sanatını da etkiliyor.
Burada resimle ilgili şunu söyleyebiliriz, doğanın gücü
aslında freddy'in resimlerine önemli bir yön veriyor.
Almanya'nın doğası özellikle bu konuda kendisine ilham oluyor.
Almanya, isviçre gibi yerlerde çok fazla gezi yapma fırsatı
buluyor ve gözlemlediği şeyleri birleştirerek kendi.
Kendi eskizlerini resimlerini yaratmaya başlıyor.
Filidri insanat felsefesi ile ilgili kendisinin şöyle bir sözü
var, ressam sadece önünde olanı değil, kendi içinde gördüğünü de
resmetmelidir diyor. Eğer içinde hiçbir şey
görmüyorsa o zaman önündeki resmetmeyi bırakmalıdır diye bir
şeyi var sözü var. Bu bahsettiğimiz hani şey siz
bulutlar üzerindeki gezgin isimle tablo aslında her.
Hangi bir yere yerden ilham alınarak direkt yapılmış bir
tablo değil? Sanat tarihçilerine göre birden
fazla Almanya isviçre ya da başka yerlerdeki manzara
resimlerinin eskizlerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş
diye söyleniyor. Benim söyleyeceklerim bu hafta
bu kadar haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean