Enflamasyon ve Plastik
Bu bölümde çocuklarda tekrarlayan davranışlardan başlayıp "dolaşımdaki enflamasyon" üzerine bir sohbet sürdürüyoruz. Prof. Dr. Cezmi Akdiş'in ekibiyle beraber son dönemde yaptıkları çalışmaları konuşuyoruz. Bu çalışmalar üzerinden Türkiye'de bilim alanında üretken olmanın zorluklarına da değiniyoruz.
Bir kendisi gül bahçesi ifade etmiyoruz. Podcastinin yeni bölümüne hoş geldiniz. Ben doktor tatil olamaz. Bu podcast de benimle beraber profesör, doktor tüm için oral profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim aylak benimle beraber konak olarak sayın profesör, doktor cezmi akdiş. Bizle beraber bu bölümde. Aslında geçen haftadan başladığımız otizmle mikro plastiklerin ilişkisiyle ilgili devam etmeyi düşünmüştük. Ama öncesinde bence ezme hoca'ya sözü bırakayım. Cezmi hoca bir şey söyleyecek sanırım.
Bir şey sormak istiyorum. Bu modern yaşam tekrarlayan hareketleri çok arttırdı. Yani bana öyle geliyor. Yani sabah uyandım, telefon elime aldım. Işaret parmağımı yukarı doğru 20 kere kaldırarak twitter'daki mesajlara baktım falan, yani böyle küçük çocuklar da hemen eline tablet verilince bu tekrarlayan hareketleri inanılmaz derecede yapmaya başlıyorlar. Yani biz bunu istiyor muyuz? Aslında ne kadar sağlıklı mı? Ayrıca sizin açınızdan bu kadar fazla tekrarlayan hareket yapmak zorunda kalmak modern yaşamda kendimiz de yapıyoruz.
Yani twitter'da bir şeylere bakmak istersek yaklaşık 200 kere falan işaret kalmamızı yukarı kaydırıyoruz. Böyle bir şeye gerek var mı acaba? Yani gerçekten. Ben monitörünumla ilgili cem'e sormuştum, ikisini birleştirip soralım, seni de sorabilmen yakındır. Cezmi hep aynı taşları aynı yerden alıp aynı delikten içeriye atmak gibi. Yani hiç telefona tablete filan gelmeden periyodik olarak aynı hareketleri yapması, kompozisyon bir biçimde yapması meselesini sormuştum. Cömert hatırlıyorsun değil mi canım?
Evet, sorunum bir şeyi var, halkaları var ve bir şeye sokuyor. Yani sopaya sokuyor. Geçen hafta 2 eliyle sokuyordu. Şimdi bana göstermek için sol elini alıyor, böyle kaldırıyor, eline şak diye sokuyor içine. Tekrarlayan hareketini değiştirmiş devamen şimdi yeni. Evet, evet çıkarıp tekrar çıkarıp tekrar yapıyorlar ya. Işte ama ondan sonra ikinci üçüncü. Seferde euro'yu değiştiriyorlar seçiyor, yani değiştiriyorsunca. O göz. Şöyle, yani tıpkı yemek seçmenin bir çok tipik gelişen çocukta da mevcut olabilmesi gibi.
Bunu bir boyut olarak düşünmek lazım. Yani sizin anlattığınız torunlardaki örnekler. Tanı koymayı gerektirecek veya düşündürecek şiddet de elbette değil. Zaten tekrarlı hareketin sadece tabletle ve bunlarla ilgili olmayabileceğini buradan söylemek istedim. Asıl söyleyeyim oydu. Evet, yani tekrarlı hareketi sordu ya joizmi ve tabletin telefonumun ne kadar kolaylaştırdığını? Yani şöyle, orada yine nedensellik ilişkisinin ne yöne doğru olduğunu düşünmek lazım yani. Otizm pek durumunda görülen tekrarlayan hareket.
Herkesin eline tablet verildiğinde aynı şiddette tekrarlama eğilimini ortaya çıktı. Çıkaracak türden değil.
Veya tekrarlamıyor, tekrarlıyor olmamız her sabah twitterımıza bakmamız işte sosyal medyamıza, e mailimize bakmamız bunu. Pekiştiriyor gibi bir verimiz yok. En azından güzel bir soru ama ben bilmiyorum böyle bir şeysiz. Biliyorsun, hani bir ekrandan kaçınma ekranı ekrana maruz bırakmama falan gibi bir eğilim de var ya. Evet, evet, yani diyorsunuz ki o zaman şöyle ne kadar eksik olursa bu ya da azaltılırsa hayatta o zaman. Yatkınlığın o kadar ortaya çıkarması otizmi ortaya çıkarması ihtimali o kadar azalır.
Maki acaba. Evet mi? Bir de yani alışkın olmadığımız bir şey. Evrimsel olarak hazır olmadığımız bir şey pat diye. Ortaya networkler gelişiyor olabilir mi buna? Her zamanki gibi şey cevabı vermek gerekiyor. Yani cevabı bulunamayacak olacak kadar karmaşık sorular çok güzel bir soru diye cevap. Vermek gerekir. Gerçekten çok güzel bilmiyorum yani. Birebir olarak araştırılabilir. Yani çocuklara da başlangıçta ilki semptomların başladığı zaman ki. Yaşam tarzı neydi evdeki yani? Geriye dönük. Küçük aile, anne baba yoğun yorgun çocuk yalnız genellikle falan yani öyle bir şey yani bir de.
Işte şöyle bir şey de oluyor, tabii çok büyük örnekler gerektiriyor. Neden dersen tabletle çok fazla haşır neşir olan küçük çocuk. Aynı zamanda ana babası kendisiyle daha az ilgilenen çocuk oluyor söyledi. Aynı zamanda seçiciyi yemesiyle ilgili olarak herhangi bir önlem alınamayan bir çocuk oluyor. Aynı zamanda hava kirliliğine daha fazla maruz kalan çocuk da olabiliyor yani. Birden fazla. Bence çok güzel bir soru, fakat ara değişken o kadar çok ki. Iıı çok büyük örneklem. Ben gelecek nesillerin şöyle bir şansı olacağını düşünüyorum.
Gelecek nesil araştırmacıların ve şimdi oturup bütün bunları geçmişe yönelik bir tür arkeolojik kazı gibi öğrenmek ne oldu ne bitti işte çocukluk mesela ben cezmi demin ben otistik vesaire eğilimlerim olduğunu düşün olunca ben hemen atladımlardan çıkarıyorsun diye niye? Çünkü ben onun çocukluğunu biliyorum. Bir tanık var yani. Biz genellikle bunu işte hani birinci şahıs perspektifinden anlamaya çalışıyoruz. Ne olmuyor kendi deneyimine öznel deneyimini duymaya çalışıyoruz filan ama gelecek nesillerde şöyle bir şey olacak, daha doğdukları andan itibaren bu çocukların neredeyse tabi şeyde.
Afrika'da yaşayanları ya da dünyanın yoksul kesimlerinde yaşayanları söylemiyorum ama hepsi videoya alınıyor ya da hepsiyle ilgili çocukluk kayıtları var. Yoğun miktarda gelecekte belki. Bilmiyorum, öyle olur mu? Bunların geçmişlerini taramak ve bu yolla bilgi elde etmek daha mümkün olacak sanki. Yani video kayıtlarını çalışanlar var zaten epeyce git gide artıyor. Video kayıtlarını, doğum günlerini vesaire çok haklısın o konuda. Şimdi cezminin sorusu ile ilgili bir şey daha eklemek istiyorum. Geçenlerde genç bir meslektaşımız sena sena yönel belki sende.
Bakırköy'den bileceksin timuçin şöyle bir şey söyledi, sohbet ederken aslında gitgide daha otistik bir yaşama doğru ilerliyoruz diye bu cezminin sorusuna tam cevap değil ama ilişkili. Çünkü yineleyen davranış ve daha sosyal komünikasyon zaten gündelik hayatımızın en azından belli coğrafi bölgelerde parçası gibi oldu. O yüzden daha az yadırganır hale geldi. Yani kültürel olarak bakışta önemli gibi sanki burada. Evet, biz de Orhan bursa'yla konuşmuştuk. Bir bir buçuk ay önce yine aynı şeyler konuşmuştuk gerçekten.
Yani hani evrimsel olarak alışmadığımız gıdalarla karşılaşmak evrimsel olarak alışmadığımız hareketleri yapmak zorunda olmak hoş bir şey değil aslında. Yani biraz hazır olmak lazım öyle şeyleri. Ama yani büyük koortlar diyorsun ya canım da yapılabilir. Yani bu tür araştırma türkiye'de yapılmıyor, uzak dur diyor ama yapılmasında büyük yarar var ve yapılabilir. Neden yapılmasın? Biz şu anda şey yapıyoruz yaratmadan bayağı bir otizm kanı gelecek güzel bir şey çalışıyoruz. Gerçekten kendimizin de çok sevdiği bir şey.
Binlerce proteinin dolaşımdaki varlığını ve miktarını ölçüyoruz ama böyle ağız bir sayı değil. Yani 50 100 falan değil yani birkaç 1.000 tane protein. Ve bunun normal sağlık kişilerde baktığımızda tam sağlıklı kişilerdi ama gerçekten üçte birinde bu proteinlerin bazılarının özellikle enflamasyonla ilgili olanlarının hafif yüksek olduğunu görüyoruz. Üçte birinde daha böyle bir orta derecede yükseklik var. Üçte biri de tam sağlıklılar. Gerçekten de sağlıklı. Buradaki profilleri sağlıklı. 10'a çıkart bakacağız.
Otizmde bir de başka bir yöntem daha var. Hemen hemen şu anda laboratuvarda zaten biz olabilecek hemen hemen her şeye bakabildiğimiz için çok güzel bir şey. Bu da 300.000 tane antijene karşı antikor oluşmuş mu vücutta oluşmamış mı ve bunların miktarı ne diye bir yöntem var. Bu 300.000 alışıyan nereden geliyor? Büyük bir kısmı mikroplarıdaki antijen var mikrobiyologlarızdan geliyor antialar. Ya oğuz onunla birlikte yine bir önemli bir kısmı. Efital hücresinden veya diğer hücrelerimizden gelen otantinlar.
Bir başka önemli bir kısım bunları alırken bu materyal alırken yenen gıdalardaki yanlış anlar yani böyle çok inanılmaz bir gruptaki yani çok 300.000 çok büyük bir sayı tabi gerçekten. Onlara karşı oluşmuş antikalar, yani böyle oto minirin doruğunda olacak bir çalışma. Genel salt kişilerde de yapıyoruz. Bunu tabii do. Laşan enflamasyonla ilişkisi, otizmli ilişkisi ya böyle şeyler yapılabiliyor. Tabii bunu yapmak için türkiye'de çok büyük bir para lazım. Yani o para yok türkiye'de ama epilemeyecek çalışmaya yani belli kohorlar oluşturmaların davranışlarını inceleme falan gibi çalışmaların rahatlıkla yapılması lazım.
Çünkü asistan sayısı yeterli. Yani öyle bir şeyler. Ama sürekli kökce izmircim işte türkiye'de de. Hiçbir alanda. Yani süreklilik yok gerçekten de çünkü yani ekstra fon bulmanız bekleniyor. Bir süre sonra yani Ankara Üniversitesinde çok iyi bir moleküler biyoloji laboratuvarı kurmuştuk. Bir sürü şizofreni şizofreni, kardeşi ve klinik. Dışı popülasyonun dna'sını da biriktirmiştik ama şimdi orada otizm için çalışan arkadaşlar aynen devam ediyorlar da hep dışarıdan fon bulmaları gerekiyor ve ciddi bir sorunu yani.
Postok gibi bir kavram yok falan neyse akademideki zorluklarına. Türkçenin sorunları bitmez. 2.000 üçte internette hala bulunuyor. 2.000 üçte neden bilim diye bir şey yazmıştım ben cumhuriyet'te çıkmıştı o zaman Cumhuriyet bilim teknikte çıkmıştı. Neden bilmedi? Hala geçerli maddi 13 tane madde mi ne yazmıştı? Orhan bursa'yla konuştuk, yine geçende o şey yaptı. Tekrar bir bakalım ya onu dedi bayağı güzel yayınlayalım dedi. Aziz bey 7 maddelik bir şey yapmıştı geçen de. Bir pencer. Evet 7 madde. Yardım.
Eski yıllarda da bahsettiğimiz şeyler var. Tabii bunlar içinde türkiye'de tabii hem türkiye'de bilim yapmaya çalışmış hem de yurt dışında bilim yapan biri olduğum için. Çok tabii farkındayım. Gerçekten zorluklarım çok çok zor gerçekten ama ya da belli portlar oluşturup bir yerden ucundan başlamak lazım.
Burada küçük bir müzik manası verebiliriz. Bugünkü müzik parçası olarak mozart'tan keman sonatası dinleyeceğiz. Bu parçayı, konvey ııı kuv ve blair mekk millen beraber işler ediyorlar. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Tekrar birlikteyiz. Ben sözü temin hocaya bırakayım. Şu mikro plastiklere geri döneyim mi? Başka soracağınız soracağınız bir şey yoksa? Ben hemen belki dinleyicilerimiz için sabır düzeltme teklifi yapsam yani bu çevrenin etkisi otizmle ilişkisi buradan şey anlaşılmıyor değil mi işte çevre koşulları bir kişi otizm yapar mı işte çok. Ekrana maruz kalmak. Ya da yeterince etkileşimin olmaması. Doğrudan bir otizm nedeni. Değil herhalde.
Bir kısaca cevap vereyim. Tam olarak kanıt yok ama çeyrek koşullarından etkilenen. Bağırsak mikrobiyunun değişmesi önemli. Burada mikrobiyomdaki değişme deneysel modellerde otizm benzeri. Yani tekrarlayan hareketler oluşturması önemli. Bağırsak etten'in bozulması önemli. Yani bu aşamada otizmle ilgili aslında bundan birkaç basamak daha ilerde olay gerçekten yani aslında biz bankası hep ter bozukluğumdan hemen hemen veya solumeli bozukluğundan hemen hemen eminiz. Çünkü efiteli alıyorsunuz elinize onun kültürü yapıyorsunuz, ondan küçük organlar yapıyorsunuz.
Bu küçük organlarda da aynı bağırsak iftar bozukluğu görüyorsunuz. Mikrobiyen bozukluğunu da görüyorsunuz. Yani ne renitte aslında kolitte hepatitti obezitede diyabetti. Kanıtlar daha yüksek. Otizm de kanıtlar bir basamak daha az şu anda ama yani araştırmaya da çok açık dünyada herhalde siz de takip ediyorsunuz. Yani çok arka arkaya yayınladı, çıkıyor yani bunları destekleyecek bu tür kanıtları daha ek kağıt getirecek çalışmalar yapılıyor sürekli. Şu çöp meselesini cezmi de geçen gün dediğim gibi paylaştı.
Türkiye'nin ikinci dedin değil mi dünyada yoksa birinci. Evet yani resmi verilere göre ikinci hocam. Ilk sırada Hollanda mı var? Ilk sırada Hollanda var mı? Hollanda geri dönüştürüyor aradaki. Farkı onu soracaktım işte. Tam onu. Para yapmak için alanda. Çok, evet, evet yani. Önemli olan o çöpleri alıp içeriye dolduruyor muyuz yoksa ne yapıyoruz meselesi diyecektim ben. Çöp de para eden bir şey değineceğim bir şey var onu unutmamak lazım. Söyle o zaman çevre kirliliği aslında para eden maddelerle olduğu zaman gerçekten.
Gerçekten çevre kirliliği olmayacak. Yani bunlar para ederse toplanacak. Çeviren, şimdi plastiğin plastik atık hani biraz rakamlar verelim. Hani 9 milyar ton plastik üretilmiş, yılda yaklaşık 400 milyar ton falan üretiliyor ya. Yine 400.000.000 ton üretiliyor. Yılda şu ana kadar 9 milyar 7 milyar tonu. Bunun kirlilik hâlde dünyanın değişkenlerinde, havasında suyunda ve toprağında var. Kanımızda milyar. Ton çok yüksek. Tabii bu 7 milyar ton ne kadar diye düşünürseniz 2 uludağ falan büyüklüğünde bir plastik var.
Yani böyle enine boyuna düşünün. Bütün şeyi bursa'nın bb bir taraftan da bir tarafından 30 kilometrelik uludağ düşünün doğu batı yönünde. Kuzey güney yönünde de yaklaşık yine 35 40 km olduğunu düşünün. Öyle bir plastik plastik kirliliği var şu anda. Fakat bu plastiğin 7 milyar tonun yüzde doksanı bir bütün olarak duruyor. Daha ancak bir milyar tona mikrop plastik olarak parçalanmış. Bizdeki yıllarda yani önümüzdeki 50 yılda falan bunun hepsi belki parçalanacak ama sürekli yenisi gelecek. Yani şu anda plastik çöpü para etmiyor.
Dünyada para etmediği için de kirli oluşturuyor ama para eden bir şey olsa veya buna belli ülkeler belli bir fon ayırıp plastiği toplarına belli bir para verseler. Bu kirlilik biter yani şu an. Da. Belli kirliliklerden insanlar kurtuluyor, yani o kirlilik oluşmuyor. Çünkü kirliliği yapan maddelerinin belli bir maddi değeri var. Onu hemen biberi topluyor ve o maddi değeri şey yapıyor ya hollanda'nın yaptığı da bu aslında alıp bunu dönüştürdüğü anda dönüştürdüğü zaman elektrik ürettiği örneğin şey yapıyor ve beton üretiyor, yine değer kazandırıyor ve yani kağıda kağıt tekrar kağıt yapıyor.
Metalden tekrar metal yapıyor yani değerli bir hale getiriyor çöpü. O zaman şöyle diyebilir miyiz? Bir işe geldi aklıma, yani biraz basitçe bir soru ama hiç bilmediğim için soruyorum bunu, yani bu teknoloji veya now'la ilgili bir eksiklikten ötürü değil de bir tercih meselesi paranın nereye yatırılacağı ile ilgili bir tercih meselesi denebilir mi? Hem de teknoloji yaygın değil yani ya şu anda pano nehrinden çıkan karidesler türkiye'ye geliyor. Vietnam en çok kirletenlerden biri diyelim hano nehri'ni vietnam'da böyle bir hollanda'daki tesisin kurulması lazım.
Hano nehri'ni bulunmamak. Için. O tesisin kurulursa belki han önerini kirliliği azalacak. Yani aynı şey şu anda Seyhan ve Ceyhan da, yani çukurova'nın kuzeyinde Türkiye çöpleri biriktiriyor. Biriktirdiği çöpler Seyhan ceyhan'a karışıyorsa, Seyhan ceyhan'dan üretilen bütün çukurova'nın ürettiği her şeyin içinde plastik ve diğer kirlilikler olacaktır. Yani plastik de yalnız değil. Zaten de tek başına plastik bulun. Tabi hiçbir şey saf olarak. Dolaş maddelerle beraber çok kıymetli 2 tane nehir Seyhan ve Ceyhan ve çok kıymetli bir ova.
Türkiye açısından çok değerli bir ova. Bu kirlilikle karşı karşıya geliyor. Yani bunu mutlaka tabii engellemek lazım. O çöpü alabilirsin. Sen de Hollanda gibi ama tesisleri kurup onu Hollanda gibi dönüştürmen. Lazım ama var mı mesela kula da böyle bir tesis kurmuşlar ve o tesis de onları işliyorlar güya. Ama. Kullandılar da bahsediyorlar ki o fabrikanın dönüşüm sonrası ortaya çıkan atıkları da çevreyi. Epey perişan etmiş, yani orada çevreyi ciddi bir biçimde bozduğundan bahsediyorlardı. Evet okula yani OO aşamada kalıyordur ama hollanda'da o aşamada kalırsa hollanda'nın toprağa ne ki yani Trakya kadar yer hollanda'nın toprağa, hollanda'da o hem de nüfus çok yoğun.
O şeye göre 5.000.000 nüfus var. Hollanda'nın yani bayağı yoğun bir nüfusu o küçük toprakta. Böyle bir kirli Hollanda baş edemezdi. Herhâlde o aşamaya gelen kuladakinden bir basama gider deler. O kirliliği bile vermemeye çalışıyorlar. Yani verseler zaten orada halk hemen sokaklara dökülür. Hemen olay biterdi yani. Kuşkusuz yani denize veriyorlarsa çevre ülkeler de herhalde buna müdahale ederdi. Bu kadar kolay olmasa. Gerek denize tamamen imkansız. Ama sonuçta evet bu. Geçen ay Avustralya sahillerine böyle siyah bir takım toplar vurdu binlerce.
Hiç haber olmadığı hiçbir yerlerde BBC biraz bahsetti. Kaldı o siyah topların kötü kokulu olduğunu da görünce. Biraz böyle hani acaba dışkı mı başka bir şey mi filan diye bakılırken, içinde antibiyotikten işte çeşitli ilaçlara. Şeyden plastiklerden çeşitli insan ve. Insan ve diğer hayvan artıklarına kadar karmaşık böyle organik plastik vesaire karışımı toplar olduğunu anladılar.
Bu tabii gözden kaçan kim bilir nerelerde başka neler var ve olmaya devam ediyor ve sadece plastik saf olarak dolaşmıyor elbette. Şeyi de kuzey yarım kürede hawaii'yle. Amerika arasında çok büyük bir plastik adası var ya bayağı meşhur yani o adadaki plastik para etse gemiler dolusu gidip toplarlar. Hemen onun pasifiğe karışması öğlenir ama para etmediği için gerçekten çok ciddi bir sorun onu yani değmek gerekiyor. Mutlaka fonlar oluşturup. Dünya kirliliğini kurtaran ülkeler veya olma savaşan kişilerin belli bir para kazanması lazım.
Yani ekonomiye uyması lazım. Kirlilikle baş etmenin de o iyi bir çözüm olacak. Yani sonuçta kirleten cezalandırılması lazım. Toplayanın da mutlaka ödüllendirilmesi lazım. Ema bu arada yeni gelecek nesiller de artık bizim konuştuğumuzun dışında çevresel faktörlerden ve belki bunların arayışlarından bahsedecek. Kalpnik hastalıklarda da.
Depresyon etiyolojisini sayarken, pankreas kanseriyle başlamayacaklar. Belki de yani biyolojik olanlardan bahsederken. Peki bir şey merak ediyorum. Şimdi hani beyinde plastik nasıl bulundu? O çalışmayı okudunuz mu? Herkes baktıkları bütün beyinlerde var. Yani içinde plastik olmayan bir beyin yok. Acaba şu anki davranışımız yani insanların plastik alan hayvanların şu. Anki davranışı etkilenmiş durumda mı? Onu nereden anlayacağız? Belki yavaş yavaş bütün insanlıktır, ciddi bir sorun oluşuyorsa ve bu giderek de artacaksa var mı?
Elimizde bir şey standart bir sağlıklı insan nedir? Sağlıklı insan düşüncesi. Olsa ne güzel. Olur yani bozulacağız. Yani belki bir. Cesaret kendini falan da aktive ediyorsa plastikten dolayı en fazla bozulan beyinlerin sahipleri lider olacak. Bir de toplumda o zaman ne olacak? Belki de oldular haberimiz yok. Yani ben olacak diyorum da yani tabii ki olacak dediğimiz gelecekte olacak dediğimiz şey çoktan olmuş olabilir. Evet, sağlıklının tarifini yapmak zor olsa bile sağlıklı yerine sıradan ya da tipik diyelim.
Sıradan ya da tipik demeyi tercih edelim ya da klinik dışı hani çünkü aslına bakarsanız bu cimanos'un söylediği bir laftır. Tamamen asemtomatik ki buyırt yani tuhaf bir şeydir, öyle bir şey yok zaten yani hemen hemen. Bütün olarak söylüyorsun. Tabi tabi tabi psikiyatri yani onu unuttum söylemeyi. Yani asemptomatik olmak tuhaf bir şeydir zaten diye yani boyut halinde hep var ama gene de bir o yüzden hani sağlıklı demiyorum da tipik veya sıradan kişi diyorum. Klinik dışı popülasyon nasıl olduğuyla ilgili.
Tanımın ııı sadece psikiyatri davranış birimleri değil, yani antropolojiyi, vesaireyi de ilgilendirecek biçimde çalışılacak bir şey olması lazım. Onun için çok. Gene çok güzel bir soru da.
Sanki bu tip şeyler hep? Incinebilirliği ve dayanıklılığı etkiliyormuş gibi geliyor. Yani bulunability ile rezilyansı etkiliyormuş gibi geliyor yani. Bu ağır travmalar beyni etkileyen travmalar dışında hem yaşam olayları hem belki de bu küçük toksik şeyler sanki o incinebilirlik üzerinde ya da pastalanma riskini arttıran bir etkide bulunuyorlar gibi geliyor. Bütün psikiyatri düşününce yani mesela bütün psikiyatri de görüntüleme çalışmalarını neredeyse şey ortaktır ya işte. Hipo kampüs atrofisi mesela.
Şizofrenide de olur demesta da olur. Travma sonra stres bozukluğunda da olur gibi yani. Bozukluğunda da olur. Dimi bozukluğunda da olur. Sanki böyle bir bütün olarak? Hastalanma riskini arttıran şeyler gibi geliyor bana. Cezmi de onu dedi zaten o zaman ya o daha rezilyanda olan lider oldularsa tütün.
O var aslında mesela atopik darmadde var deride flagrenler var. Flagrin dediğimiz moleküller derinin en üst tabakası da oluşturuyorlar. Bunlar tekrarlayan moleküller filan gidenler 24 tane olanı sayıyorsunuz. Bakıyorsunuz derisi bayağı sağlıklı ve eksama geliştirmiyor. Bu deri son derece güzel. 22 olan grup var, 20 olan grup var, bir de 18 olan grup var. 10 sekizi olanın derisi ince haşimen gibi ve çok kolay eksama geliştiriyor. Çok kolay ürtiker geliştiriyor. Bir de flagren nur mutasyon denen yani bir taraftan gelen flagrinde mutasyon var.
Bu 20, 24 olması gereken 12 tane frag günü var. 22 olması gereken 11, 20 olanın 10. Öbür gününde 9 filan günü var. Bu 9 falan gününe olan ilk tiazis bulgarist oluyor. Yani çok ağır yaşlı derin. Ve hastalık çok ağır. Yani burada gerçekten çok hassas bir deri grubu var ama mesela bir bronşörit geliştiren çocuk akciğeri diye bir akciğer grubudur. Çok kolay bir restoratör. Siz ya virüs hastalığından sonra bronşit oluyorlar ve biz bazı grup çocuklar evde biraz buharı yapsanız iyileşiyor. Bu çocuklar hastaneye kalkıp hastanede oksijen buhar verilmesi gerekiyor.
Yaşlı tedavi edilmesi gerekiyor. Yani öyle bir eğilim var. Vücutta diğer organlarda da var. Sanıyorum beyinde de vardır. Niye olmasın ki beyinde de daha sağlıklı olan beyin veya hastalığa daha yatkın beyin olabilir. Kuşkusuz var da bizim bunu değerlendirme şansınız yok. Bu daha erken programlarda söylemiştim. Sende dinlemişsin. Yani manav terazisi ile kuyumcu teraziyle tartılması gereken şeyleri tartmaya çalışıyoruz hâlâ diye. O yüzden çok zor. Yani zaten herhangi bir.
Parça alarak inceleme söz konusu olamayacağı için bunu yapmanın bir başka yolu yok. Sadece davranışlara bakarak ya da davranışlar üzerinden hareketle o da ne kadar sağlıklı değerlendirilebilirse ama. Tip sen söyle de ben. Yani işte podcast yapma gerekçeğimizi bu zaten diyecektim. Sen söyle. O ben yani mesela birkaç biyolojik fenotip bulunabilir mi diye şimdi kafa yordum da hani. Mesela nöro gelişimle çok bağlantılı olan genler olduğunu biliyoruz. Gibi diyeceksin şimdi. Gene nöre, gülen'in işte disk bir vesaire freudilik gibi demeyeceğim de oradan hastalık yapan değil de nöro girişim üzerinde etkisi olduğunu iyi bildiğimiz reel'in falan filan gibi şeyler daha ziyade nöropilin sağlam olup olmadığı, yani nöron dışındaki şeyin o ağır yapısının ve kortekse nöron göçü sırasında iyi dizilip dizilmediklerinin bakılması gibi şeyler tamamen şu anda ben.
Biyolojik fanatik uydurmaya çalışıyorum cezbenin sorusuna katkıda bulunabilir miyim acaba? Yani bakmak için başka ne bulunabilir diye. Belki de çok gerçekçi değil, bilemiyorum şimdi. Yani zaman içinde bunun değişip değişmediğine bakılabilir. Çünkü çok fazla şey var. Yo banka var. Bir de hani her şeyi yapılabiliyor dedik ya yani bundan sonra nekrosilerde yani yapılabilecek aslında psikiyatri dedi. Mümkün olduğu kadar materyali incelemek lazım. Dikkatli incelemek lazım ve yapılıyor. Şu anda hemen hemen bütün organ donörlerinin beyni de inceleniyor.
Yani belli bir. Amerika nekropside de cezmi. Olduğu anda değerlendirme şansın yoksa? Bir takım değişimler olup olmayacağını garantisi yok. Yani karaciğer gibi değil sonuçta. Evet yani o kesin de yine de hani yapılabilir herhalde. Iıı yavaş yavaş ya bilgide toplanacak beyinle ilgili evet. Bu keyifli sohbetin ve bu bölümün de sonuna geldik. Ben bütün konuşmacılara çok teşekkür ediyorum. Şimdi bu bölümün sonunda da yine bir ressam ve resim hakkında bahsetmek istiyorum. Bugünkü ressam olarak piyasa august renuhayı eee seçtim.
Resim olarak da bir piyasa san marco'yu tercih ettim. Öncelikle reno hakkında kısa bir bilgi vereyim. Renk. Ensi, 1.841 yılında limon fransa'da doğuyor. Ailesi ile beraber paris'e taşınıyor. Orada öncelikle porselen boyama işiyle uğraşıyor ve daha sonrasında resmi olan ilgisi gelişiyor. Bu Paris yaşantı sırasında 1.862 yılında ekoldü. Bu artı giriyor. Yani Paris kültürel sanatlar okuluna giriyor. Burada club moune alfessizliği ve freecik bazil gibi diğer izlenimce empresyonist sanatçılarla beraber çalışıyor.
Özellikle 1.800 altmışların sonuna doğru mona ile yaptığı yakın çalışmalar sayesinde empresyonizm alanında bayağı ün kazanıyor. Olgunluk dönemi diyebileceğimiz 1.800, 80.880 li yıllarda ise empresyonizmden uzaklaşıp daha geleneksel çizim ve kompozisyonlara yöneliyor.
Renaultayla ilgili söyleyebileceğim şey, son yıllarımda ciddi bir arfreti yani eklemleri tutan bir romatizmal hastalığı oluyor. Bu nedenle bazen resim yapmakta zorlanıyor. Ellerini kullanmakta zorlanıyor ama resim yapmaya devam ediyor. Kendisi 3 aralık 1919 yılında fransa'da vefat ediyor. Bugün ki tablo olarak seçtiğim bir piyasa marka ise Venedik de aslında bulunan bir.
Şeyin katedralin çizimi bu aslında öğle saatlerinde bu katedralin vuran ışık ile beraber çizilmiş hali. Burada hani mavinin tonlarının kullanımı bence gerçekten güzel. Ben o yüzden bu eseri tercih ettim. Bu haftalık bizden bu kadar haftaya tekrar görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Podbean