Mikroplastik ve Otizm
Türkiye, resmi verilere göre 2023 yılında 600 bin tondan fazla plastik atığı ithal ederek dünyada en çok plastik çöp ithal eden ikinci ülke olmuştur. Bu kadar plastiğin insan sağlığı açısından olası sonuçları nelerdir? Plastikler otizme yol açabilir mi? Konuğumuz Prof. Dr. Cezmi Akdiş ile bu sorulara yanıt arıyoruz.
Gül bahçesi vaat etmiyoruz podcastlerinin yeni bölümüne hoş geldiniz. Ben doktor Tahsin rolas bu podcasti benimle beraber profesör, doktor tüm için oral profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim el Akbay ile beraber konuk olarak sayın profesör, doktor cezmi akdiş bizle beraber. Ben son birkaç hafta da ne konuştuğumuzdan bahsedeyim. Öncelikle çevresel faktörlerden çok iyi bir şekilde bahsettiğimizi düşünüyorum ve bunu anlattığımızı düşünüyorum. Bugünkü konuya girerken ben cezmi hoca vasıtasıyla immünoloji üzerinden bir örnekle başlamak istiyorum.
Bir imna immünoloji bilgisi satarak başlayacağım ben bu konuşmaya. Şimdi bizi dinleyen büyük ihtimalle tıp doktorları da vardır. Onun dışında başka alanlardan insanlar da vardır. Biraz basitleştirerek anlatmaya çalışacağım. Daha sonrasında başka bir konuya bağlayacağım. Aslında bunu şimdi bizim hücrelerimizin üzerinde bir tane reseptör grubu var. Benim adım çok sevdiğim bir rese grubu. Sıkı vincher receptör diye geçen bir reseptör grubu var. Çöpçü reseptör diye geçiyor herhalde. Reseptör dediğimiz şey de alacağız.
Aslında ilk defa 1.900 yetmişlerin ortasında sanırım tanımlanmış. O zaman tanımlandığında kötü huylu kolesterol diyebileceğimiz LD lerin. Hücre içerisine alınmasında aslında ilk defa tanımlanmış protein ama protein ailesi ama aynı zamanda. Özellikle bakterilerin virüslerine, diğer infektif ajanların. Vücut tarafından sindirilmesini, yani fagositoz yapılmasında da çok önemli bir ev role sahip. O yüzden aslında biraz da çöpçü reseptör olarak adı geçiyor. Ben buradan şöyle bir eş, bir şeye bağlamak istiyorum.
Şimdi biz bu bölümde aslında biraz plastik işte mikro plastik gibi şeylerden bahsedeceğiz. Türkiye resmi verilere göre dünyada 630.000 tonla en çok çöp ithal eden ikinci ülke durumunda. 2.023 verilerine göre bizim bir üstümüzde sadece Hollanda var. Bu örneği vermemin amacı, baştaki imminoloji örneğini vermemin amacı. Türkiye aslında dünyanın bir yandan çöpçüsü gibi çöp alıcısı gibi davranıyor ve bütün çöpü içeri alarak kendi çevre sağlığını tehlikeye atarak bir şekilde belki bunun karşılığında para kazanıyor ama çevre sağlığını hiçe sayarak bir şekilde.
Bu çöpleri toplamış oluyor. Baktığımızda aslında. Günlük hayatımızı da düşündüğümüzde bu plastikleri çok yerde de kullanıyoruz. Sadece yani aldığımız çöpler değil aynı zamanda günlük hayatımızda da çok fazla plastik yer tutuyor. Son zamanlarda da ortaya çıkan bir kavram var aslında mikro plastik ben mikro plastik aslında son bir kaç senedir daha çok duymaya başladım. Belki daha öncenin de bir kavramı olabilir ama son birkaç senedir özellikle daha çok medyada kendine yarbulmaya başlıyor. Ben öncelikle hocam size şeyi sorayım, cezmi hoca'ya soracağım direkt yani burada mikro plastikten kastettiğimiz şey ne oluyor onu sorarak başlayayım.
Istiyorsanız sizin için de uygunsa. Tabii ki memnuniyetle yine bi rütte olduk. Çok hoşuma giden bi an başladı. Mikro plastik mikron seviyesinde plastik bile nano plastik var. Nanometre seviyesinde plastik. Yani genel sınıflama aslında şu anda plastik ölçüm yöntemleri çok gelişti. Ya atomik fores mikroskopi girdi, işin içine onometrelik plastik hemen hemen büyük plastiklerin bir molekülüne kadar ölçülüyor. O da yaşamda çok şey değiştirdi. Çünkü hemen hemen bütün organlarda plastik saptanmaya başladı.
Eskiden mikro plastik yani 20 yıl önce ilk başladığı zaman hani pasifikte balinalar mutsuz çünkü planktonların içinde plastik var. Plastikle karşılaşınca barinalar mutsuz oluyor şeklinde sunulan olay. Şu anda şehirlerde şehir içinde herkesin içinde bütün organlarında hemen hemen yani çok sayarsak beyin de. En çok önem verdiklerimden bir tanesi peri kart sıvısında. Çünkü pelik sıvısı dolaşma direkt ilişkili değil. Bir sekretonla oluşan sekreter oluşan bir sıvı onun içinde var. Tesis de var. Azospermi büyük bir sorun dünyada tesisste niye plastik var yani tesisste korunan organlardan biri gerçekten göz testis biliyorsunuz.
Özellikle korona organlar ve ünlü sistem genel olarak. Yumurtalıklar da var karaciğerde böbrekte akciğerde bol miktarda var. Yani pratik her yere girdi barelaların hassaslığı ve özgürlüğünden sonra şu anda bütün insanlıkla ilgili ciddi bir sorun var. Bu skevencır reseptörler imolojide ilgi çekici bir alan. Özellikle fagosster hücrelerle, makrofajlarla, monositlerle, nötrfillerle çalışan kişilerin gösterdi. Bizim de bir zamanlar üzerinde çalıştığımız grup resepsörler. Immü sistem genelde odaların.
Derli toplu olmasını istiyor. Çekmecelerin de düzenli olmasını istiyor. Hatta hücre içinde de çekmecelerin düzenli olmasını istiyor. Onun için de böyle bir dağınıklık gördüğü zaman onu hemen toplamaya çalışıyor. Çok sağlıklı ilişkiye girmek istiyor. Diğer hücrelerle araya başka moleküller girmesini istemiyor. DNA sentez ederken bütün hücrelerimiz araya plastiğin girmesini istemiyorlar. Büyük olasılıkla şu anda onlara soracak durumda değiliz ama genel olarak bulgular öyle yani hücreler strese giriyorlar.
Şimdi bu kadar cevap vereyim ama daha çok geniş bir konu aslında.
Hemen akla şey de geliyor. Şimdi mikro plastik bakınca ben daha çok otizm durumuyla ilgili olarak mikrobiyata ve mikrobiyom çalışmalarına baktım. Mikro plastiklerin aynı zamanda mikrobiyata değiştirebileceği yolunda. Iıı çalışmalar var. Şimdi probiyotik tedavisi otizm spmek durumunda bayağı önem kazanmaya başladı. Yeterli çalışma yok çünkü çok fazla ara değişken var. Kişiden kişiye de çok değişiyor. Hem mikrobiyatta yaşta değişiyor, başka şeyde değişiyor. Oralara da belki geliriz diye ümit ediyorum.
Tamam. Probiyotiklerle ilgili bundan 15 sene önce falan bayağı ümitliydik ve sürekli probiyotik bulmaya çalışıyorduk. Biz de 12 bifido bakteryum laktobasit grubu yayınladık. Oyunlarda yani 2.010 ve sonrasında ama şu anda 4.000 türden daha fazla bakteri olduğunu biliyoruz. Bağırsakta. Bir tane probiyotik, yani tek bakterli probiyotiklerin çok fazla onu düzeltme olasılığı. Yani bütün her şeyi düzeltme olasılığını görmüyoruz. Zaten klinik çalışmalarda diğer hastalıklarda bizim özellikle çalıştığımız hastalıklarda astımda atopik dermatitti.
Kronik sinüzitleri. Probiyotiklerin bir faydası olmadı. Gördük klinik olarak ama mücal transplantasyon diye bir şey var. Yani genel olarak hani bütün bakterileri yerine koyabilir miyiz diye veya ev içi ilişkide kalabalık ailelerde diyen bir çocuk antibiyotik kullanıyor. Mikrobiytası bozuluyor. O çocuk kardeşlerinden hemen geri alma şansı var annesinden babasından geri alma şansı var ve ev hayvanı varsa kedi köpek varsa onlardan geri alma şansı var. Yani o şekilde bir yerine koyma yaşamda var. Zaten bayağı ciddi olarak var ve güzel oluyor.
Yani sonuçta takip edildiği zaman da yerine koymuş oluyor çocuklar ama tek çocuk küçük ailelerdi. Bu pek o kadar başarılı olmuyor. Yani öyle bir olay var. Mikrobiyoati plastikler bozuyor mu? Gerçekten bozuyorlar. Bu tek molekül şekli büyüklüğünde plastikler yani onun metrekare, plastikler bakterileri düşünürsek en küçükleri bir mikrometre yani. Bakteri boyutunun 100 kat küçüğü bir plastik ve karşılaşıyor. Bakteri ve o plastik büyük ihtimalle bakterinin yaşamında bozuyor etkiliyor. Plastikle karşılaşma ve mikrobiyomun bozulması ve ümitro koşullarında plastik de mikrobiyomu karşılaştırma mikrobumu bozuyor.
Yani beslenmesini bozuyor. Büyük ihtimalle bakterilerin metabolizmasını bozuyor. Diğer insan hücreleri gibi etki ediyor herhalde öyle görünüyor. Yani. Biraz devam edebilir miyiz? Başka bir soru yoksa benim kafamda bir kaç soru var. Çünkü mesela lütfen etiyolojiyle ilgili olarak çok şimdi içinden çıkılamayan çok fazla şey var otizm durumu. Aslında heterojen görünmekle beraber iç tutarlılığı yüksek geçerli bir tanı. Onun için etiyolojisinin araştırılması en azından boyutlarının önemli. Bir de epidemiyolojisine bakıldığında çok ciddi bir artış görüyoruz.
Farkındalık artışıyla açıklanamayacak bir şekilde görünüyor. Gene genç çevre etkileşimi çalışmalarına bakıldığında kalıtılabilirliği yüksek, yani genlerdeki genel nüfustaki varyabiliteyle açıklanamayacak olan açıklanabilecek olan kısım yüksek popülasyonda ama bir kısmı kalıtsal hastalıktan çok daha büyük kısmı küçük değişikliklerden gene de bir misin haritabiti kalıyor. Çevresel faktörlerle ilgili. Son zamanda şimdi çok ciddi bir artış olmasında bunun rolü olabileceğini gösteren çalışmalarda artış var.
Gördüğüm kadarıyla yani probiyotikle tedavi değil de mikrobiyomun mikrobiyatanın ve mikrobiyomun değişikliğinin otizmspekunun artışında etkili olabileceği yolunda. Evet, biz de yakın zaman önce bir 68 hastalık makalesi yayınladık. Otizm onun içinde var. Otizm spektrum onun için de var. Baktığımız kriterler bizim son 60 yılda ya da son 20 yılda hevelasının artışıydı. Otizmde de yani rakamlar verecek olursak bizim gördüğümüz 5 yıl önce 100 ellide bir. Yaklaşık 40 yıl önce biz tıp fakültesindeyken adı bahsedilmeyen bir hastalık.
Bu sene de işte 30 üçte bir kuzey amerika'da böyle bir prevansal artışı var. Aynı tanı yöntemiyle ve aynı kriterlerle tabii bunun olması lazım sanıyorum onu da bahsettiğim yani öyle bir de. Mikrobata ile eftal, bariyer ilişkisi ve mü sisteme ilişkisi var. Yani beynin kendi sistemi var. Güler hücreleri var, astroisleri var, onların etkisi olabilir. Ve çevresel faktörler için de mikro plastik de var. Diğer çevresel faktörler var. Bir de mikro plastikle beraber taşınan fitilletler denen talepler bir fenaol bis fener.
S gibi. Maddeler var onlarla karşılaşmada çok arttı. Son yıllarda özellikle 2 binden sonra belirgin bir artış var. Onlarda kuruluşlaşmam beyindi. Plastiğin ne işi var tabi diye düşünmek lazım. O plastik otizm mi yapıyor veya kronik depresyona mı katkıda bulunuyor? Belki parkinsonu mu ağırlaştırıyor gibi yani nöropsik durumlar, multiplozla hava kirliliğinin çok büyük ilişkisi var. Çok net bir ilişkisi var multiplozlar. Lanset temas en son demansı aldı. Yine hava kim? Havayı. Bunlar önemli. Tabii psikiyatrik olarak önemli epeydemolojik veriler moleküler olarak ne oluyor dersek yani beyinde ne oluyor diye şu anda bir şey söyleyemiyoruz ama diğer hücrelerde ne oluyor diye bayağı bir bilgimiz var.
Plastik hücrelere girince. Kande bu kadar da ulaşıyorsa her yere giriyor olması kaçınılmaz. Kampanyayı bariyer beni. Beyinde olduğu zaten kesin beyinde olduğu kesin o. Genelde yani klinik gözlemden yola çıkarak aslında düşünmeye değer bazı şeyler var diye geçiyor aklımda. Yani tamamen benim uydurduğum şeyler hipotezler değil de hani araştırma sonuçlarına bakarak olabilir mi? Diye akla gelen benzer. Polimorfizmlerin ister teknik lotit pomorfizmi olsun küçük ister kopya sayısı var, hayatlar olsun.
Büyük birden fazla fenotipe ile ilişkili olabildiğini biliyoruz. Mesela çok sık rastlanan şeylerden biri otizm sürek durumunda. Otoimmün hastalıklar herhalde tel var dokusu hastalıkları annelerinde otoimin hastalıklar vesaire sık üst hanım yolu enfeksiyonları. Dolayısıyla antibiyotik kullanımının daha fazla olması ve bunların arasındaki nedensellik ilişkisinin yönünü de tam olarak bilemiyoruz. Hadi otoimmün pek çok hastalık daha sonra arasına gireriz. Belki nöropsik otoimin hastalıklarda otizm pek durumunda daha sık görülüyor.
Işte panz gibi pandes gibi ama konuyu ben iyice medikalize etmiş oldum. Şimdi anlaşılır da biraz azalttık mı acaba? Yok ya vallahi sanmıyorum yani herhalde çok ya otobüs hastalık dedikten sonra herkes hemen hemen aynı şeyi anlamıştır. Bir biçimde kanda varsa zaten. Anneden bebeğe de geçiyor olabilir, çok doğal olarak değil mi? Buradaki soru acaba neden bazılarında otizm yapıyor da bazılarında yapmıyor yani hakikaten. 2.005 yüzde birken öyle bir şey hatırlıyorum. Bir makale 2.005 yüzde birken Amerika Birleşik devletleri'nin yapılan bir çalışmada, 1.900.
Üçte yetmişler belki daha öncesinde 2.020 sonrası yapılan bir çalışmada 60 sekizde bir filan gibi bir şey kalmış bulurum makaleyi de gerekiyorsa. Otizmin görülme sıklığı. Bu. Yani neden mesela mikro plastik bu kadar yaygın ve herkeste varken hepimizde belki de varken hatta. Neden bazılarında oluyor ve bazılarında olmuyor beni genetik ver faktörler de vardır. Kuşkusuz burada belki şey olabilir. Hani o büyülü sözcük genç çevre etkileşimi? Bazılarında oluyor, bazılarında olmuyor konusu bizim için çok ana konulardan biri gerçekten yani astımda.
Bir zamanlar prevance yüzde birdi. O zaman neden bazılarında olmuyor dediğimiz grup %90 dokuzdu. Alanında rasttım çıktı. Yüzde 10'a çıkart 1.900 yetmişler, 70 beşlerde neden bazında olmadığı olmuyor dediğimiz grup yüzde doksana düştü. Şu anda astım yüzde yirmiye çıktı ve belli ve azlık özel ülkelerinde elinde. Örneğin iskoçya'da falan %40 civarında. Neden bazılarında olmuyor dediğimiz grup yüzde altmışa düştü. Yani %90 dokuzda yüzde altmışa düştü. Neden olmuyor bu demek ki? Bir karşılaşılan dozla ilgili bir şey var.
Bir de değişik tip poymorfizmlerle ilişkili majör, mutasyon yok ama değişiklik poymorfizlerle ilgili bir genetikten dans var. Yani genetikten dans olanlarda oluyor. Onlarda da doza bağımlı olanı oluyor. Astım için diyelim hava kirliliği veya özellikle sodüm nurisini patlar, karşılaşma onu İade etme. Mikro plastikten başka diğer yani önceki 2 bölümde konuştuğumuz bütün hepsi otizmde de rol oynayabilir. Yani o onlar oynamadığını söylemek ve sadece bir kök plastik olduğunu söylemek için elimizde bir kanıt yok.
Tabii ki onların hepsi de beyne geçen maddeler. Yani hava kirliliğinin partikül maddeleri de öyle. Ozon da öldü, plastik de öyle, sodim mürüst, Rıfat veya paketlenmiş gıdalardaki emüzyfaydılar. Yani yoğunlaştırıcılarla paketlenmiş gıdalardaki antibiyotikler de beyne ulaşabilir. Hem annenin hamileliğinde hem de çocuk doğduktan sonra erken dönemde ulaşabilir. Bir de mik. Robiyoton bozulduysa yani mikrobiyonun yarısı gittiyse, bio çeşitliliğin yarısı gittiyse belli gerekli faktörler yeni doğan döneminde bebeğe sağlanmıyor.
Belki beyin bunlara ihtiyacı var. Tamamen kendini normalize etmek için ve introletin yaşamda da sağlanmıyor. Onların hepsi tetkisi olabilir şu anda hani bir tek bir şeye bağlamak veya basitleştirmemek lazım. Hepsini araştırmak lazım. Dünyada araştırıyor. Yani çok kolay değil tabii beyninle ilgili bu araştırmalar modeller çok fazla yok ama astımla ilgili veya hepatit ile ilgili veya rena yetmezlikle ilgili araştırmalarda çok güzel modeller var elimizde onlar da sürekli olarak görüyoruz zaten. Yani ne yerin katkısı olduğunu.
Hayvan mı? Dedi. Zor tabii havuzla ilgili olanlarda tekrarlayıcı davranışlar kullanılıyor. Farelerde yani yapılmış çalışmalar mikrobiyonla bağlantı kurmaya çalışanlarda. Yineleyici davranışlar yani sosyal komünikasyon zorluklarında değil de otizmin diğer parçası olan aynalık arayışı ve yenileci davranışı kullanabiliyordu o.
Bu arada. Davranışı idlib'ten belli genler de var bir de yani bir grup var öyle. Yani onunla ilgili bir yayın çıkmıştı nuther'den. Evet, önceki sene galiba. Ailenin soruyor, iğneleyici davranmış, yine mikrogram'daki değişiklikle ilgili. Yani bu önemli yayınlardan biri otizmi düşündüren zaten. Evet, astımla ikisi arasındaki benzerlik dikkatimi çekti. Şöyle, eskiden otizm spektrumu tanısını bu çok anlattığımız bir konu tekrar olacak herkes için. Ama burada tekrarlamakta fayda var. Yetişkinlikte otizm spektrum tanısından söz edilmez diye.
Yetişkinlikte astımdan da söz edilmezdi. Yani 50 yaşından sonra astım tanısık olan insanlar yoktu. Otizmde yoktu. Aralarında böyle bir benzerlik var. O dikkatimi çekti. Evet, aslında ileri yaş hastalığı olmaya başladı. Yani yetmişten sonra ulan aslında var. 30 yaşından sonra olan astım var. Kadınlarda görülen nazal polikle birlikte olan bir astım grubu var. Yani onun frekansı da yüksek. Yani diğer hastalıklarda öyle aslında yani yağlı karaciğer mesela inanılmaz derecede her yaşta olmaya başladı.
Küçük çocuklarda da görünebiliyor başlangıçta. Öyle yani diğer hastalıklarda karakter değişti. Klasik hastalıklar bir de bizim çok üzerinde durduğumuz bir şey var. Yani.com mororbilite multimor bilite dolayı başladı. Eskiden bunları biz tek hastalık olarak görürken şu anda değişik. Değişik bir hastalıklar ve birbiriyle ilişkisi olmayan, yani hem genetik olarak çok ilişkisi olmayan hem de tedavi açısından da enklama markul açısından da çok ilişkisi olmayan hastalıklarla birlikte görünmeye başlanır.
Yani atopik termatitle kolit mesela neden birlikte olsun? Yani termati ne olan hastada rinit oluyordu eskiden ama şu anda polit olmaya başladı. Ayrıca kronint depresyonda olmaya başladı. Kronik depresyonu hani ben dermatim diye olan bir kronik depresyonu değil tabi onun da moleker mekanizması olan bir kronik depresyon, yani öyle düşünmek lazım. Tabii ki. Burada küçük bir müzik molası verelim. Ben bugünkü müzik parçası olarak Bosna transını seçtim. Ben diye marsilyeni ve elvin vangard beraber. Icra ediyorlar şarkıyı daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Gayet tamam.
Müzik arasından sonra tekrar birlikteyiz. Ben sözü cemaat kaşkoluna bırakacağım. Bağlantıyı kurmak için aslında klinikler yola çıkarak başka bir şey daha vurgulamak gerekir. Konuyu dönüp dolaşıp ben kendi bildiğim yere getiriyorum. Sözüm sürmek durumuna. Yeme patenleriyle ilgili yapılmış çalışmalar var. Yani tıpkı otizm durumunun kendi belirtilerinin kendi içinde birbirlerini tetiklemeleri ve şiddetlendirmeleri gibi. Mesela yineleyici davranışlar, sosyal komünikasyon zorluklarını artırıyor. Onlar öğrenmeyi zorlaştırıyor.
Zihin kuragu becerileri azalıyor falan filan. Tıpkı bunun gibi hem otoimun hareket bozukluklarına yatkınlık hem aynı zamanda yeme patenliğinin çok kısıtlı olması ve seçicilik daha tipik gelişen çocuklarda 6 yaş civarında olan ama otizmdakiler de çok erken başlayan işte yiyeceğin tekstürüne, kokusuna, görünüşüne, rengine vesaire bağlı olarak çok şiddetli bir seçicilik de kötü bir beslenmeye sebep olarak mik. Robiyom mikrobiyatada ve dolayısıyla mikrobiyomda değişikliğe sebep olabiliyor.
Yani böyle bir kısır döngüde var yatkınlığın üstüne.
Bir de diğer gördüğümüz hastalıklar buzluğa gibi yani bizi buzluğa su üstünde kalan kısmını görüyoruz. Otizm de öyle mi acaba? Ben çocukken çok otistik buluyordum kendimi otizmin tanımı yoktu ama öyle de tahmin ediyordum yani. Niye otistik gördün kendine Allah aşkına. Ya ilişki kurmada zorlanıyordum falan, yani öyle ondan sonra bir açıldım. Hemen hemen her sporla ilgili oldu. Çok birdenbire geçti otizm. Öyle bir şey, yani belki buzdan altında olan bir şey olaylar vardı. Onlar su yüzlemi çıkıyor.
Mikrobiyal çeşitlilik bozulunca daha belirginleşiyor mu onu da düşünmek lazım. Yani diğer gördüğümüz hastalıklar da var. Çünkü bu hani yine Tahsin konuştuğumuz kısımda neden bazı rahatsız oluyor? Bazıları olmuyor kısmında bir de buzdan altında tutanlar var hastalıklarının. Değişimsel faktörlerle karşılaşmayıp zamanında ve belki daha sağlıklı bir çevrede oldukları için otizmde de var mı acaba? Diğer psikiyatrik hastalıklarda da bu var mı diye düşünmek lazım yani. Obsesif kompulsif nörozdan bahsettik yani onu da herhâlde bir belirgin olarak var zaten bir yani olayın çok hastalık haline gelmemiş ama bir kişisel karakter yapısı olarak olanlar vardır.
Bizim gördüğümüz reinitte var. Mesela çok bilgin veya covide yanıtta var çok bilir. Yani covid'in %80 doksanı son derece rahat geçti. Herkes çok rahat geçirdi ama %5 10 çok. Buzdan su üstüne kalan kısmına çok ağır geçiyor. Otizmde de acaba bu var mı yani? Hani %30 otuzda bir şu anda ise frekansı 29. Unda belki 10. 10 beşinde acaba tıp klinik geçen var mı yani? Insanlar da vardır. Otuzda bir belki biraz şey bir kore çalışmasında sadece çok yüksek çıkmıştır ama aslında en yüksek bildiğimiz 60 sekizde bir Amerika Birleşik devletlerinden olan ama sonuçta yani niye bazılarında oluyor?
Bazılarında olmuyor kısmında Tahsin söyledi. Yani otizme yatkınlık yaratan poimorfizmlerin etkileşimi, onların birbirlerini etkilediği kadar işte epigenetik onların. Epigenetiğin nasıl oluşacağı üzerindeki etkileri, yani otistik özelliklerin yaşantı üzerinde bir etkisinin olması. Mesela ve takım sporlarına mesela yatkın olamayışı falan gibi olumlu etmenlerden uzak kalışı hepsi birbiriyle etkileşiyor. Idi. Olarak. Biz hani otizmi kullanırken otizmi spektrumu bozukluğu kavramını kullanıyoruz. Oradaki spektrum aslında bu sizin dediğiniz buzdan altında görünmeyen kısmını da kapsaması için belki büyük ihtimalle orada kullanılan bir ifade daha geniş bir yelpazeyi kapsamak için aslında kullanılan bir şey diye düşünüyorum.
Ben bazen dediğiniz gibi olabiliyor çünkü yani sadece otizm pil olarak kendisini göstermiyor. Bazen otistik trepler kendisini gösterebiliyor. Otistik özellikler kendisini gösterebiliyor orada. Da hani bu spektrum kavramından bahsediliyor. Geniş spektrum kavramına dediğiniz çalışmalarda büyük ihtimalle hani oranı yükselten çalışmalar da. Eee. Prevelası yükselten çalışmalar da büyük ihtimalle o geniş spektrumu aslında ifade eden çalışmalar diye düşünüyorum ben. Yani daha hafif semptomlarla seyreden.
Cezmi hocanın sorduğu ben tekrar. Tercüme edip cem hoca'ya vereyim. Yani otizmde de birbirinden farklı, oldukça farklı görünümler var mı ya da tezahürler var mı diye soruyorsunuz değil mi hocam? Bazıları çok ağır, bazıları çok hafif şey anlamında çok. Hafif ve çok ağır olan hastalıkta bir de hafiften de daha hafif olan belli koşullarda ortaya çıkana ama normalde yani yaşamını fazla etkilemeyen bir grupta var mı diye yani buzdolabının hiç suyun tamamen altında olanlar var. Var var bir de tamamen doruk noktasında ağır olanlar.
Var tabii orada birkaç şey düşünmek lazım. Bir tanesi çevre koşullarına bağlı olarak yani santral sinir sistemi çok duyarlı olduğu için öğrenmeye ve değişmeye özellikle yaşamın ilk dönemlerinde ama yaşam boyunca çevre koşullarına bağlı olarak tezahürünün çok değişebildiğini görüyoruz. Aynı genetik yapıya sahip kişide. Bir genetik değişiklik olabilir veya sadece öğrenme olabilir. Mo, onun dışında bir de şu var, otizm de bildiğimiz otizm spektrumunun içerisinde beraberinde zeka gereği ve epilepsi olan büyükçe bir grup var.
Yani ağır dediğimiz grup kolay teşhis edilenler zaten çoğunlukla beraberinde zeka geriliği görülen grup, klasik otizm çocukken hemen tanınabilenler. Yani şimdi bizim 50 yaş civarında bile tanısını koyduğumuz spektrumdakiler hafif olanlar. Beraberinde zeka geriliği olmayan. Yüksek işlevli dediğimiz yani ı q hususu normal sınırlar içerisinde olan kişiler. Ama bu tabii artışta geçen programda da onu konuşmuştuk elbette tanı ölçütlerinin değişmesi elbette bunlara bakışın değişmesi elbette bizim daha farklı değerlendirmeye başlamamızın da rolü var.
Yani o artış sadece bununla ilgili değil ama buna rağmen yani bu nere hesaba katmamıza rağmen. Daha fazla görüldüğünü, cezvenin geçen hafta ya da ondan önceki hafta söylediği buydu tam olarak. Doğru doğru, yani işte tıpkı astımın geç yaşta görülmesi gibi. Yani aslında demin sana onu soracaktım. Cezime o kadar çok faktör var ki yani mikro plastikler bu saydıkların mikropla plastiklere ve çöp meselesine geri dönelim. Çok da güzel bir tweeti vardı. Geçen gün artık kısıt gibi bir şey deniyorlar. Bak denmiyor da işte.
Tam ne deniyor? Kısıt Twitter yani neyse ex bir açıklama yaptı. Dedi ki bundan sonra tweet demeyeceksiniz de kısit değildiniz bir an gibi. Onlar da bizi çok zorluyorlar. Yani eğitim değiştiriyorlar bir de. Erkek aynen yavaş yavaş ya geçmem vakti. Genelde neyse şaka bir yana yani cezmi güzelce göndermişti. Onu doğrudan aklıma geldi. Önce şu aşı meselesini bir soracağım içimde kalmasın. Yani bunca faktör varken hakikaten çevresel faktör olarak şu aşıları otizm yapar safsatasını bir emin olun ağzından ne kadar saçma bir şey olduğunu duyalım istiyorum da ondan sonra çöpü sorarım.
Evet yani. Aşı karşıtları aslında çok ilginç insanlar. Covid zamanında aşı karşıtlarıyla ilgili tabii bayağı araştırma yapın. Neden aşı karşıtı da oluyorlar falan diye bir kere söylemleri çok ilginç. Amerika'da 8 10 yerden çıkan söylemlere hepsi tekrar ediyorlar. Böyle bir şey var. Yani kişisel olarak araştırmaları kişisel olarak belirgin bir bilgileri olmuyor bu konuda yok yani tahmin ediyorlar, aşılar kötüdür falan diye tahmin ediyorlar ve ellerine. Orta amerika'nın belli yerlerinden çıkan yazılar gelince tweetler veya işte facebook'taki yazılar falan gelince onu sağa sola gönderiyorlar.
Bu onları bir sosyal statüsü sağlıyor. Çünkü aşı karşıtı olan bir başka grup var. Onları takip eden dikkatle izleyen aşıların otizmi yaptığıyla ilgili hiçbir kalıntı yok. Aşılar ayrıca aşı karşılığını çok iyi bilmesi gereken bir şey var. Aşılar Dünya Sağlık Örgütü aşıları diyelim. Hani bize bizim zamanımızda üçlü aşılar artık oluyor falan diye dediğimiz aşılar o kadar çok yapıldı ki böyle az buz değil o kadar çok yapıldı ki yani trilyonlarca doza ulaştı. Şu anda diyelim. 1.900 yetmişlerden sonra başlayan difteri bombaca tetanos artı rol.
Kadar kulaklar. Ve onu daha sonra işte. Tavuk kulak zamana çıktı. Onu da hatta orada bir madde vardı. Bunu yaptığı iddia edilen sonra o çıkarıldı ama çıkarıldıktan sonra o maddenin yapmadığı fark edecektik gibi bir detay da hatırlıyorum. O da var gerçekten yani onu yani bir kere eğer aşı kar aşılar otizm falan yapsa aşı yanlısı o kadar çok insan var ki bütün aşıları bir anda bırakacak. Yani çok bilinçli olarak yaklaşan çok büyük bir sayı var yani. Konusu olmak bir inanç meselesi değil. Aşı karşılığı genellikle devletler ama aşı yanlısı olmak ve gerçekten kanıta dayalı tıbbın gerektirdiği bir şey.
Yani öyle aşı yanlısı olanlar aşıdan da çok para kazanan bir grup yok. Yani böyle yani 100 binde bir falandır. Aşıdan para kazanan kimsenin bir çıkarı da yok yani aşıdan gerçekten ama kanta dayalı ve tıbbı ciddiye alan insanların aşı yanlısı olması normal bir şey. Yani çok fazla aşı karşıtı olacak bir kan. Yok ellerinde ne ders kitaplarında var ne de dünya sağlık görürtünün yayınlarında var. Dünya sağlık örgütüünde çalışan ve aşı karşıtı olan insanlar da var. Yani olabilir ama şu anda aşı karşılığını nasıl yürüyor?
Mesela avrupa'da, hollanda'da bir şey var. Aşı karşıtı bir alan var. O alanda geçen eve önceki sene bir kızamık salgını oldu. Ya yani 8 yüzden falan ölüm oldu ya öyle bir ciddi bir olay, yani kızamık aşısı yaptırma hakkında bir şeyi yok. Yani şu anda dünyada en ufak bir mantığı yok. Yaptığı hiç başı yaptırmayan bir dur tabii yani kızamık yakaladığımı çok daha ağır yakılıyor ama bunların çocuklarında polyoda oluyor. Bayağı kötü bir şey. Çünkü normal aşılarına olan veya biraz aşılarında geç kalan diğer toplum da etkiliyorlar.
Olumsuz olarak etkiliyorlar. Yani belirgin bir coğrafi alanı olduğu zaman bayağı kötü etkiliyor. Çevresinde kendi içindeki çok ağır etkiliyor. Çünkü hemen kendi aralarında bulaşıyor ve hemen kendi aralarında o hastalık yaygınlaşıyor. Yani tetanoz öyle bir sorun yok ama kabakulakta var, kızamıkta var. Polyemiyeti de var. Yani bunları tam olarak da eledik almayan hastalıklar olduğu için turizmde çok yaygın olduğu için sürekli olarak bu virüsler getiriliyor. Avrupa'ya da getiriliyor, türkiye'de getiriliyor.
2.000 de yaşanan bir felaket var. Esas tam yeri gelmişken araya girebilirsem onu söyleyeyim. Yani bu daha sonradan geri çekilen bir. Lanse yayını var aslında lenfa dönüp ile bağlantısını da kuruyor. Mizus mant şubeyle yani kızamık, kızamık. Çıktı. Kabakulak aşısının. Çok kötü bir yöntemle yapılmış ve işte verileri sonuçta uyumlu olmayan fakat bu tür şeyler çok dikkat çektiği için ve çok hızlı etki gösterdiği için yani bu. Inanç epidemi yaratıyor neredeyse inancın bir epide mi şeyi oluyor? Tam da ara tatiline denk geldiğinde disnilen de giden çocuklar bu işi.
Olmamış olanlar. Bu yayından kısa süre sonra ciddi bir kızamık ve kızamık komplikasyonları SSB ve planori dahil olmak üzere yıllardır olmadığı kadar büyük ölçüde kayıplara yol açıyor. Çocuk ölümlerine yol açıyor. Gerçekten. Korkarım bu insan hala yayın yapıyor yalnız. Amerika'da yaşıyorum. Ben onu bu hafta okumuştum. Android diye bir tane ingilizce, bir tane ingiliz şey. Gastroenter walk herhalde çocuk gastren turu gibi bir şey herhalde. O sizin dediğiniz gibi otistik enterokolit diye bir şey hatta ortaya atıyor.
Öyle bir terim ortaya atıyor. Makalede 98 yılında şeyde yayınlanıyor lanse ette yayınlanıyor ve o ses getirmesi dediğiniz şey 2.000 yılında bayağı büyük bir şeyin bu ingiltere'nin sağlık sistemi NHS sanırım onun sağlık verilerine göre büyük bir kırılma yaratıyor. Yani neredeyse aşı oranlarında yüzde otuza, yüzde kırka varan bir düşüş saptanıyor. Eee dediğiniz o büyük ölümler de o zaman ortaya çıkıyor. En son makale 2.010 yılında en son lanse tarafından tekrar gözden geçirilip çekiliyor. Yayından kaldırılıyor ama bu konuda lan set ile ilgili çok ciddi şeyler de var.
Hani iddialarda var çünkü lansed burada bir çıkar çatışmasına girdiğiyle ilgili mahkeme şeyleri var. Bu arada raporları vesaire var. Yani OO da çok tartışmalı bir konu oldukça değişik yani. Otistik enterikoit ne demek yahu? Yani hocam güya. Aşı olan bu çocuklarda. Cem hoca'nın dediği o işte kızamık, kızamıkçı, kaba kulak aşısına olan bu çocuklarda süreç içerisinde bu şeylerde enterolit semptomları işte isal vesaire. Onun dışında lenfodonatiler gelişiyor. Yani lenf bezleri büyümeye başlıyor. Ek olarak bir de çocuklar otistik semptomlar göstermeye başlıyor gibi bir.
Şey enfeksiyon yani? Aynen öyle. Yok şey değil mi? Tahsin kızayimin olan değil de aşı olan çocukların yaşadığı. Aşı olanlar da olan. Ben yankı. Dediği bir otoim üniteden söz ediyor. Hani. Bu keyifli sohbetin bu haftalık sonuna geldik. Gelecek hafta devam edeceğiz. Bu bölümün sonunda yine bir ressam ve resim hakkında bilgi vermek istiyorum. Bugünkü ressam olarak Arnavut böklin'i seçtim. Resim olarak da ölüler adası ya da orijinal ismiyle town inzeli tercih ettim. Arnavut böklüğünden bahsedeyim. Kısaca arnavutköyün isviçreli bir ressam.
1.827 yılında baz elde doğuyor. 1.845 ve 1.857 yılları arasında düseldord orta güzel sanatlar akademisinde eğitim görüyor. Isviçre, Hollanda, Fransa, Almanya gibi çeşitli ülkelerde dolaşarak aynı zamanda resim sanatıyla ilgileniyor. Daha sonrasında bir dönem hatta 1.800 altmıştan 60 ikiye kadar da almanya'nın baymar şehrinde güzel sanatlar akademisinde akademisyen olarak da görev yapıyor. Kendisini kendisiyle ilgili söylenebilecek şey, böyle bir sembolist olması tablodan bahsetmek gerekirse. Tablo oldukça melankolik bir eser.
Aslında ölüler adası tablosunda dikkat çeken şey bu adamın aslında. Büyük ihtimalle alfred büklüm tarafından italya'nın florence kentindeki ingiliz mezarlığı denilen bir adayı nasıl desem adadan ilham alarak yapılmış olması. Bunun dışında bu eserle ilgili ilginç olan şeylerden biri. Bu eserin birden fazla versiyonu var ve bu versiyonlardan üçüncü versiyon 1.933 yılında satışa çıkarılıyor ve ilginç bir şekilde adolf Hitler tarafından satın almıyor ve o zamanlar münih'in. Güneyinde bir şeyde bulunan kendi dağ evine berkofa asıyor.
O tabloyu 1.940 yılından sonra da savaş ilerledikçe de tabloyu berlin'deki kendi ofisine şansörlü ofisine götürüyor ve şu anda bu versiyon aynı zamanda berlin'de altenasyonel galeride yani eski ulusal resim galerisinde sergilenmeye devam ediyor. Bu resimle ilgili bir ilginç bilgi daha var. Bu resim aynı zamanda freud'un da çok sevdiği bir eser ve freud'un muayenehanesinde asıllı durduğu ile ilgili. Bir rivayetle söz konusu bizi dinlediğiniz için teşekkürler ııı haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean