Mikroplastik ve Otizm
Türkiye, resmi verilere göre 2023 yılında 600 bin tondan fazla plastik atığı ithal ederek dünyada en çok plastik çöp ithal eden ikinci ülke olmuştur. Bu kadar plastiğin insan sağlığı açısından olası sonuçları nelerdir? Plastikler otizme yol açabilir mi? Konuğumuz Prof. Dr. Cezmi Akdiş ile bu sorulara yanıt arıyoruz.
Gül bahçesi vaat etmiyoruz podcastlerinin yeni bölümüne hoş
geldiniz. Ben doktor Tahsin rolas bu
podcasti benimle beraber profesör, doktor tüm için oral
profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim el Akbay ile
beraber konuk olarak sayın profesör, doktor cezmi akdiş
bizle beraber. Ben son birkaç hafta da ne
konuştuğumuzdan bahsedeyim. Öncelikle çevresel faktörlerden
çok iyi bir şekilde bahsettiğimizi düşünüyorum ve
bunu anlattığımızı düşünüyorum. Bugünkü konuya girerken ben
cezmi hoca vasıtasıyla immünoloji üzerinden bir örnekle
başlamak istiyorum. Bir imna immünoloji bilgisi
satarak başlayacağım ben bu konuşmaya.
Şimdi bizi dinleyen büyük ihtimalle tıp doktorları da
vardır. Onun dışında başka alanlardan
insanlar da vardır. Biraz basitleştirerek anlatmaya
çalışacağım. Daha sonrasında başka bir konuya
bağlayacağım. Aslında bunu şimdi bizim
hücrelerimizin üzerinde bir tane reseptör grubu var.
Benim adım çok sevdiğim bir rese grubu.
Sıkı vincher receptör diye geçen bir reseptör grubu var.
Çöpçü reseptör diye geçiyor herhalde.
Reseptör dediğimiz şey de alacağız.
Aslında ilk defa 1.900 yetmişlerin ortasında sanırım
tanımlanmış. O zaman tanımlandığında kötü
huylu kolesterol diyebileceğimiz LD lerin.
Hücre içerisine alınmasında aslında ilk defa tanımlanmış
protein ama protein ailesi ama aynı zamanda.
Özellikle bakterilerin virüslerine, diğer infektif
ajanların. Vücut tarafından sindirilmesini,
yani fagositoz yapılmasında da çok önemli bir ev role sahip.
O yüzden aslında biraz da çöpçü reseptör olarak adı geçiyor.
Ben buradan şöyle bir eş, bir şeye bağlamak istiyorum.
Şimdi biz bu bölümde aslında biraz plastik işte mikro plastik
gibi şeylerden bahsedeceğiz. Türkiye resmi verilere göre
dünyada 630.000 tonla en çok çöp ithal eden ikinci ülke
durumunda. 2.023 verilerine göre bizim bir üstümüzde sadece
Hollanda var. Bu örneği vermemin amacı,
baştaki imminoloji örneğini vermemin amacı.
Türkiye aslında dünyanın bir yandan çöpçüsü gibi çöp alıcısı
gibi davranıyor ve bütün çöpü içeri alarak kendi çevre
sağlığını tehlikeye atarak bir şekilde belki bunun karşılığında
para kazanıyor ama çevre sağlığını hiçe sayarak bir
şekilde. Bu çöpleri toplamış oluyor.
Baktığımızda aslında. Günlük hayatımızı da
düşündüğümüzde bu plastikleri çok yerde de kullanıyoruz.
Sadece yani aldığımız çöpler değil aynı zamanda günlük
hayatımızda da çok fazla plastik yer tutuyor.
Son zamanlarda da ortaya çıkan bir kavram var aslında mikro
plastik ben mikro plastik aslında son bir kaç senedir daha
çok duymaya başladım. Belki daha öncenin de bir
kavramı olabilir ama son birkaç senedir özellikle daha çok
medyada kendine yarbulmaya başlıyor.
Ben öncelikle hocam size şeyi sorayım, cezmi hoca'ya soracağım
direkt yani burada mikro plastikten kastettiğimiz şey ne
oluyor onu sorarak başlayayım. Istiyorsanız sizin için de
uygunsa. Tabii ki memnuniyetle yine bi
rütte olduk. Çok hoşuma giden bi an başladı.
Mikro plastik mikron seviyesinde plastik bile nano plastik var.
Nanometre seviyesinde plastik. Yani genel sınıflama aslında şu
anda plastik ölçüm yöntemleri çok gelişti.
Ya atomik fores mikroskopi girdi, işin içine onometrelik
plastik hemen hemen büyük plastiklerin bir molekülüne
kadar ölçülüyor. O da yaşamda çok şey değiştirdi.
Çünkü hemen hemen bütün organlarda plastik saptanmaya
başladı. Eskiden mikro plastik yani 20
yıl önce ilk başladığı zaman hani pasifikte balinalar mutsuz
çünkü planktonların içinde plastik var.
Plastikle karşılaşınca barinalar mutsuz oluyor şeklinde sunulan
olay. Şu anda şehirlerde şehir içinde
herkesin içinde bütün organlarında hemen hemen yani
çok sayarsak beyin de. En çok önem verdiklerimden bir
tanesi peri kart sıvısında. Çünkü pelik sıvısı dolaşma
direkt ilişkili değil. Bir sekretonla oluşan sekreter
oluşan bir sıvı onun içinde var. Tesis de var.
Azospermi büyük bir sorun dünyada tesisste niye plastik
var yani tesisste korunan organlardan biri gerçekten göz
testis biliyorsunuz. Özellikle korona organlar ve
ünlü sistem genel olarak. Yumurtalıklar da var karaciğerde
böbrekte akciğerde bol miktarda var.
Yani pratik her yere girdi barelaların hassaslığı ve
özgürlüğünden sonra şu anda bütün insanlıkla ilgili ciddi
bir sorun var. Bu skevencır reseptörler
imolojide ilgi çekici bir alan. Özellikle fagosster hücrelerle,
makrofajlarla, monositlerle, nötrfillerle çalışan kişilerin
gösterdi. Bizim de bir zamanlar üzerinde
çalıştığımız grup resepsörler. Immü sistem genelde odaların.
Derli toplu olmasını istiyor. Çekmecelerin de düzenli olmasını
istiyor. Hatta hücre içinde de
çekmecelerin düzenli olmasını istiyor.
Onun için de böyle bir dağınıklık gördüğü zaman onu
hemen toplamaya çalışıyor. Çok sağlıklı ilişkiye girmek
istiyor. Diğer hücrelerle araya başka
moleküller girmesini istemiyor. DNA sentez ederken bütün
hücrelerimiz araya plastiğin girmesini istemiyorlar.
Büyük olasılıkla şu anda onlara soracak durumda değiliz ama
genel olarak bulgular öyle yani hücreler strese giriyorlar.
Şimdi bu kadar cevap vereyim ama daha çok geniş bir konu aslında.
Hemen akla şey de geliyor. Şimdi mikro plastik bakınca ben
daha çok otizm durumuyla ilgili olarak mikrobiyata ve mikrobiyom
çalışmalarına baktım. Mikro plastiklerin aynı zamanda
mikrobiyata değiştirebileceği yolunda.
Iıı çalışmalar var. Şimdi probiyotik tedavisi otizm
spmek durumunda bayağı önem kazanmaya başladı.
Yeterli çalışma yok çünkü çok fazla ara değişken var.
Kişiden kişiye de çok değişiyor. Hem mikrobiyatta yaşta
değişiyor, başka şeyde değişiyor.
Oralara da belki geliriz diye ümit ediyorum.
Tamam. Probiyotiklerle ilgili bundan 15
sene önce falan bayağı ümitliydik ve sürekli probiyotik
bulmaya çalışıyorduk. Biz de 12 bifido bakteryum
laktobasit grubu yayınladık. Oyunlarda yani 2.010 ve
sonrasında ama şu anda 4.000 türden daha fazla bakteri
olduğunu biliyoruz. Bağırsakta.
Bir tane probiyotik, yani tek bakterli probiyotiklerin çok
fazla onu düzeltme olasılığı. Yani bütün her şeyi düzeltme
olasılığını görmüyoruz. Zaten klinik çalışmalarda diğer
hastalıklarda bizim özellikle çalıştığımız hastalıklarda
astımda atopik dermatitti. Kronik sinüzitleri.
Probiyotiklerin bir faydası olmadı.
Gördük klinik olarak ama mücal transplantasyon diye bir şey
var. Yani genel olarak hani bütün
bakterileri yerine koyabilir miyiz diye veya ev içi ilişkide
kalabalık ailelerde diyen bir çocuk antibiyotik kullanıyor.
Mikrobiytası bozuluyor. O çocuk kardeşlerinden hemen
geri alma şansı var annesinden babasından geri alma şansı var
ve ev hayvanı varsa kedi köpek varsa onlardan geri alma şansı
var. Yani o şekilde bir yerine koyma
yaşamda var. Zaten bayağı ciddi olarak var ve
güzel oluyor. Yani sonuçta takip edildiği
zaman da yerine koymuş oluyor çocuklar ama tek çocuk küçük
ailelerdi. Bu pek o kadar başarılı olmuyor.
Yani öyle bir olay var. Mikrobiyoati plastikler bozuyor
mu? Gerçekten bozuyorlar.
Bu tek molekül şekli büyüklüğünde plastikler yani
onun metrekare, plastikler bakterileri düşünürsek en
küçükleri bir mikrometre yani. Bakteri boyutunun 100 kat küçüğü
bir plastik ve karşılaşıyor. Bakteri ve o plastik büyük
ihtimalle bakterinin yaşamında bozuyor etkiliyor.
Plastikle karşılaşma ve mikrobiyomun bozulması ve ümitro
koşullarında plastik de mikrobiyomu karşılaştırma
mikrobumu bozuyor. Yani beslenmesini bozuyor.
Büyük ihtimalle bakterilerin metabolizmasını bozuyor.
Diğer insan hücreleri gibi etki ediyor herhalde öyle görünüyor.
Yani. Biraz devam edebilir miyiz?
Başka bir soru yoksa benim kafamda bir kaç soru var.
Çünkü mesela lütfen etiyolojiyle ilgili olarak çok şimdi içinden
çıkılamayan çok fazla şey var otizm durumu.
Aslında heterojen görünmekle beraber iç tutarlılığı yüksek
geçerli bir tanı. Onun için etiyolojisinin
araştırılması en azından boyutlarının önemli.
Bir de epidemiyolojisine bakıldığında çok ciddi bir artış
görüyoruz. Farkındalık artışıyla
açıklanamayacak bir şekilde görünüyor.
Gene genç çevre etkileşimi çalışmalarına bakıldığında
kalıtılabilirliği yüksek, yani genlerdeki genel nüfustaki
varyabiliteyle açıklanamayacak olan açıklanabilecek olan kısım
yüksek popülasyonda ama bir kısmı kalıtsal hastalıktan çok
daha büyük kısmı küçük değişikliklerden gene de bir
misin haritabiti kalıyor. Çevresel faktörlerle ilgili.
Son zamanda şimdi çok ciddi bir artış olmasında bunun rolü
olabileceğini gösteren çalışmalarda artış var.
Gördüğüm kadarıyla yani probiyotikle tedavi değil de
mikrobiyomun mikrobiyatanın ve mikrobiyomun değişikliğinin
otizmspekunun artışında etkili olabileceği yolunda.
Evet, biz de yakın zaman önce bir 68 hastalık makalesi
yayınladık. Otizm onun içinde var.
Otizm spektrum onun için de var. Baktığımız kriterler bizim son
60 yılda ya da son 20 yılda hevelasının artışıydı.
Otizmde de yani rakamlar verecek olursak bizim gördüğümüz 5 yıl
önce 100 ellide bir. Yaklaşık 40 yıl önce biz tıp
fakültesindeyken adı bahsedilmeyen bir hastalık.
Bu sene de işte 30 üçte bir kuzey amerika'da böyle bir
prevansal artışı var. Aynı tanı yöntemiyle ve aynı
kriterlerle tabii bunun olması lazım sanıyorum onu da
bahsettiğim yani öyle bir de. Mikrobata ile eftal, bariyer
ilişkisi ve mü sisteme ilişkisi var.
Yani beynin kendi sistemi var. Güler hücreleri var, astroisleri
var, onların etkisi olabilir. Ve çevresel faktörler için de
mikro plastik de var. Diğer çevresel faktörler var.
Bir de mikro plastikle beraber taşınan fitilletler denen
talepler bir fenaol bis fener. S gibi.
Maddeler var onlarla karşılaşmada çok arttı.
Son yıllarda özellikle 2 binden sonra belirgin bir artış var.
Onlarda kuruluşlaşmam beyindi. Plastiğin ne işi var tabi diye
düşünmek lazım. O plastik otizm mi yapıyor veya
kronik depresyona mı katkıda bulunuyor?
Belki parkinsonu mu ağırlaştırıyor gibi yani
nöropsik durumlar, multiplozla hava kirliliğinin çok büyük
ilişkisi var. Çok net bir ilişkisi var
multiplozlar. Lanset temas en son demansı
aldı. Yine hava kim?
Havayı. Bunlar önemli.
Tabii psikiyatrik olarak önemli epeydemolojik veriler moleküler
olarak ne oluyor dersek yani beyinde ne oluyor diye şu anda
bir şey söyleyemiyoruz ama diğer hücrelerde ne oluyor diye bayağı
bir bilgimiz var. Plastik hücrelere girince.
Kande bu kadar da ulaşıyorsa her yere giriyor olması kaçınılmaz.
Kampanyayı bariyer beni. Beyinde olduğu zaten kesin
beyinde olduğu kesin o. Genelde yani klinik gözlemden
yola çıkarak aslında düşünmeye değer bazı şeyler var diye
geçiyor aklımda. Yani tamamen benim uydurduğum
şeyler hipotezler değil de hani araştırma sonuçlarına bakarak
olabilir mi? Diye akla gelen benzer.
Polimorfizmlerin ister teknik lotit pomorfizmi olsun küçük
ister kopya sayısı var, hayatlar olsun.
Büyük birden fazla fenotipe ile ilişkili olabildiğini biliyoruz.
Mesela çok sık rastlanan şeylerden biri otizm sürek
durumunda. Otoimmün hastalıklar herhalde
tel var dokusu hastalıkları annelerinde otoimin hastalıklar
vesaire sık üst hanım yolu enfeksiyonları.
Dolayısıyla antibiyotik kullanımının daha fazla olması
ve bunların arasındaki nedensellik ilişkisinin yönünü
de tam olarak bilemiyoruz. Hadi otoimmün pek çok hastalık
daha sonra arasına gireriz. Belki nöropsik otoimin
hastalıklarda otizm pek durumunda daha sık görülüyor.
Işte panz gibi pandes gibi ama konuyu ben iyice medikalize
etmiş oldum. Şimdi anlaşılır da biraz
azalttık mı acaba? Yok ya vallahi sanmıyorum yani
herhalde çok ya otobüs hastalık dedikten sonra herkes hemen
hemen aynı şeyi anlamıştır. Bir biçimde kanda varsa zaten.
Anneden bebeğe de geçiyor olabilir, çok doğal olarak değil
mi? Buradaki soru acaba neden
bazılarında otizm yapıyor da bazılarında yapmıyor yani
hakikaten. 2.005 yüzde birken öyle bir şey hatırlıyorum.
Bir makale 2.005 yüzde birken Amerika Birleşik devletleri'nin
yapılan bir çalışmada, 1.900. Üçte yetmişler belki daha
öncesinde 2.020 sonrası yapılan bir çalışmada 60 sekizde bir
filan gibi bir şey kalmış bulurum makaleyi de gerekiyorsa.
Otizmin görülme sıklığı. Bu.
Yani neden mesela mikro plastik bu kadar yaygın ve herkeste
varken hepimizde belki de varken hatta.
Neden bazılarında oluyor ve bazılarında olmuyor beni genetik
ver faktörler de vardır. Kuşkusuz burada belki şey
olabilir. Hani o büyülü sözcük genç çevre
etkileşimi? Bazılarında oluyor, bazılarında
olmuyor konusu bizim için çok ana konulardan biri gerçekten
yani astımda. Bir zamanlar prevance yüzde
birdi. O zaman neden bazılarında
olmuyor dediğimiz grup %90 dokuzdu.
Alanında rasttım çıktı. Yüzde 10'a çıkart 1.900
yetmişler, 70 beşlerde neden bazında olmadığı olmuyor
dediğimiz grup yüzde doksana düştü.
Şu anda astım yüzde yirmiye çıktı ve belli ve azlık özel
ülkelerinde elinde. Örneğin iskoçya'da falan %40
civarında. Neden bazılarında olmuyor
dediğimiz grup yüzde altmışa düştü.
Yani %90 dokuzda yüzde altmışa düştü.
Neden olmuyor bu demek ki? Bir karşılaşılan dozla ilgili
bir şey var. Bir de değişik tip
poymorfizmlerle ilişkili majör, mutasyon yok ama değişiklik
poymorfizlerle ilgili bir genetikten dans var.
Yani genetikten dans olanlarda oluyor.
Onlarda da doza bağımlı olanı oluyor.
Astım için diyelim hava kirliliği veya özellikle sodüm
nurisini patlar, karşılaşma onu İade etme.
Mikro plastikten başka diğer yani önceki 2 bölümde
konuştuğumuz bütün hepsi otizmde de rol oynayabilir.
Yani o onlar oynamadığını söylemek ve sadece bir kök
plastik olduğunu söylemek için elimizde bir kanıt yok.
Tabii ki onların hepsi de beyne geçen maddeler.
Yani hava kirliliğinin partikül maddeleri de öyle.
Ozon da öldü, plastik de öyle, sodim mürüst, Rıfat veya
paketlenmiş gıdalardaki emüzyfaydılar.
Yani yoğunlaştırıcılarla paketlenmiş gıdalardaki
antibiyotikler de beyne ulaşabilir.
Hem annenin hamileliğinde hem de çocuk doğduktan sonra erken
dönemde ulaşabilir. Bir de mik.
Robiyoton bozulduysa yani mikrobiyonun yarısı gittiyse,
bio çeşitliliğin yarısı gittiyse belli gerekli faktörler yeni
doğan döneminde bebeğe sağlanmıyor.
Belki beyin bunlara ihtiyacı var.
Tamamen kendini normalize etmek için ve introletin yaşamda da
sağlanmıyor. Onların hepsi tetkisi olabilir
şu anda hani bir tek bir şeye bağlamak veya basitleştirmemek
lazım. Hepsini araştırmak lazım.
Dünyada araştırıyor. Yani çok kolay değil tabii
beyninle ilgili bu araştırmalar modeller çok fazla yok ama
astımla ilgili veya hepatit ile ilgili veya rena yetmezlikle
ilgili araştırmalarda çok güzel modeller var elimizde onlar da
sürekli olarak görüyoruz zaten. Yani ne yerin katkısı olduğunu.
Hayvan mı? Dedi.
Zor tabii havuzla ilgili olanlarda tekrarlayıcı
davranışlar kullanılıyor. Farelerde yani yapılmış
çalışmalar mikrobiyonla bağlantı kurmaya çalışanlarda.
Yineleyici davranışlar yani sosyal komünikasyon
zorluklarında değil de otizmin diğer parçası olan aynalık
arayışı ve yenileci davranışı kullanabiliyordu o.
Bu arada. Davranışı idlib'ten belli genler
de var bir de yani bir grup var öyle.
Yani onunla ilgili bir yayın çıkmıştı nuther'den.
Evet, önceki sene galiba. Ailenin soruyor, iğneleyici
davranmış, yine mikrogram'daki değişiklikle ilgili.
Yani bu önemli yayınlardan biri otizmi düşündüren zaten.
Evet, astımla ikisi arasındaki benzerlik dikkatimi çekti.
Şöyle, eskiden otizm spektrumu tanısını bu çok anlattığımız bir
konu tekrar olacak herkes için. Ama burada tekrarlamakta fayda
var. Yetişkinlikte otizm spektrum
tanısından söz edilmez diye. Yetişkinlikte astımdan da söz
edilmezdi. Yani 50 yaşından sonra astım
tanısık olan insanlar yoktu. Otizmde yoktu.
Aralarında böyle bir benzerlik var.
O dikkatimi çekti. Evet, aslında ileri yaş
hastalığı olmaya başladı. Yani yetmişten sonra ulan
aslında var. 30 yaşından sonra olan astım var.
Kadınlarda görülen nazal polikle birlikte olan bir astım grubu
var. Yani onun frekansı da yüksek.
Yani diğer hastalıklarda öyle aslında yani yağlı karaciğer
mesela inanılmaz derecede her yaşta olmaya başladı.
Küçük çocuklarda da görünebiliyor başlangıçta.
Öyle yani diğer hastalıklarda karakter değişti.
Klasik hastalıklar bir de bizim çok üzerinde durduğumuz bir şey
var. Yani.com mororbilite multimor
bilite dolayı başladı. Eskiden bunları biz tek hastalık
olarak görürken şu anda değişik. Değişik bir hastalıklar ve
birbiriyle ilişkisi olmayan, yani hem genetik olarak çok
ilişkisi olmayan hem de tedavi açısından da enklama markul
açısından da çok ilişkisi olmayan hastalıklarla birlikte
görünmeye başlanır. Yani atopik termatitle kolit
mesela neden birlikte olsun? Yani termati ne olan hastada
rinit oluyordu eskiden ama şu anda polit olmaya başladı.
Ayrıca kronint depresyonda olmaya başladı.
Kronik depresyonu hani ben dermatim diye olan bir kronik
depresyonu değil tabi onun da moleker mekanizması olan bir
kronik depresyon, yani öyle düşünmek lazım.
Tabii ki. Burada küçük bir müzik molası
verelim. Ben bugünkü müzik parçası olarak
Bosna transını seçtim. Ben diye marsilyeni ve elvin
vangard beraber. Icra ediyorlar şarkıyı daha
sonrasında tekrar birlikteyiz. Gayet tamam.
Müzik arasından sonra tekrar birlikteyiz.
Ben sözü cemaat kaşkoluna bırakacağım.
Bağlantıyı kurmak için aslında klinikler yola çıkarak başka bir
şey daha vurgulamak gerekir. Konuyu dönüp dolaşıp ben kendi
bildiğim yere getiriyorum. Sözüm sürmek durumuna.
Yeme patenleriyle ilgili yapılmış çalışmalar var.
Yani tıpkı otizm durumunun kendi belirtilerinin kendi içinde
birbirlerini tetiklemeleri ve şiddetlendirmeleri gibi.
Mesela yineleyici davranışlar, sosyal komünikasyon zorluklarını
artırıyor. Onlar öğrenmeyi zorlaştırıyor.
Zihin kuragu becerileri azalıyor falan filan.
Tıpkı bunun gibi hem otoimun hareket bozukluklarına yatkınlık
hem aynı zamanda yeme patenliğinin çok kısıtlı olması
ve seçicilik daha tipik gelişen çocuklarda 6 yaş civarında olan
ama otizmdakiler de çok erken başlayan işte yiyeceğin
tekstürüne, kokusuna, görünüşüne, rengine vesaire
bağlı olarak çok şiddetli bir seçicilik de kötü bir beslenmeye
sebep olarak mik. Robiyom mikrobiyatada ve
dolayısıyla mikrobiyomda değişikliğe sebep olabiliyor.
Yani böyle bir kısır döngüde var yatkınlığın üstüne.
Bir de diğer gördüğümüz hastalıklar buzluğa gibi yani
bizi buzluğa su üstünde kalan kısmını görüyoruz.
Otizm de öyle mi acaba? Ben çocukken çok otistik
buluyordum kendimi otizmin tanımı yoktu ama öyle de tahmin
ediyordum yani. Niye otistik gördün kendine
Allah aşkına. Ya ilişki kurmada zorlanıyordum
falan, yani öyle ondan sonra bir açıldım.
Hemen hemen her sporla ilgili oldu.
Çok birdenbire geçti otizm. Öyle bir şey, yani belki buzdan
altında olan bir şey olaylar vardı.
Onlar su yüzlemi çıkıyor. Mikrobiyal çeşitlilik bozulunca
daha belirginleşiyor mu onu da düşünmek lazım.
Yani diğer gördüğümüz hastalıklar da var.
Çünkü bu hani yine Tahsin konuştuğumuz kısımda neden bazı
rahatsız oluyor? Bazıları olmuyor kısmında bir de
buzdan altında tutanlar var hastalıklarının.
Değişimsel faktörlerle karşılaşmayıp zamanında ve belki
daha sağlıklı bir çevrede oldukları için otizmde de var mı
acaba? Diğer psikiyatrik hastalıklarda
da bu var mı diye düşünmek lazım yani.
Obsesif kompulsif nörozdan bahsettik yani onu da herhâlde
bir belirgin olarak var zaten bir yani olayın çok hastalık
haline gelmemiş ama bir kişisel karakter yapısı olarak olanlar
vardır. Bizim gördüğümüz reinitte var.
Mesela çok bilgin veya covide yanıtta var çok bilir.
Yani covid'in %80 doksanı son derece rahat geçti.
Herkes çok rahat geçirdi ama %5 10 çok.
Buzdan su üstüne kalan kısmına çok ağır geçiyor.
Otizmde de acaba bu var mı yani? Hani %30 otuzda bir şu anda ise
frekansı 29. Unda belki 10. 10 beşinde acaba
tıp klinik geçen var mı yani? Insanlar da vardır.
Otuzda bir belki biraz şey bir kore çalışmasında sadece çok
yüksek çıkmıştır ama aslında en yüksek bildiğimiz 60 sekizde bir
Amerika Birleşik devletlerinden olan ama sonuçta yani niye
bazılarında oluyor? Bazılarında olmuyor kısmında
Tahsin söyledi. Yani otizme yatkınlık yaratan
poimorfizmlerin etkileşimi, onların birbirlerini etkilediği
kadar işte epigenetik onların. Epigenetiğin nasıl oluşacağı
üzerindeki etkileri, yani otistik özelliklerin yaşantı
üzerinde bir etkisinin olması. Mesela ve takım sporlarına
mesela yatkın olamayışı falan gibi olumlu etmenlerden uzak
kalışı hepsi birbiriyle etkileşiyor.
Idi. Olarak.
Biz hani otizmi kullanırken otizmi spektrumu bozukluğu
kavramını kullanıyoruz. Oradaki spektrum aslında bu
sizin dediğiniz buzdan altında görünmeyen kısmını da kapsaması
için belki büyük ihtimalle orada kullanılan bir ifade daha geniş
bir yelpazeyi kapsamak için aslında kullanılan bir şey diye
düşünüyorum. Ben bazen dediğiniz gibi
olabiliyor çünkü yani sadece otizm pil olarak kendisini
göstermiyor. Bazen otistik trepler kendisini
gösterebiliyor. Otistik özellikler kendisini
gösterebiliyor orada. Da hani bu spektrum kavramından
bahsediliyor. Geniş spektrum kavramına
dediğiniz çalışmalarda büyük ihtimalle hani oranı yükselten
çalışmalar da. Eee.
Prevelası yükselten çalışmalar da büyük ihtimalle o geniş
spektrumu aslında ifade eden çalışmalar diye düşünüyorum ben.
Yani daha hafif semptomlarla seyreden.
Cezmi hocanın sorduğu ben tekrar.
Tercüme edip cem hoca'ya vereyim.
Yani otizmde de birbirinden farklı, oldukça farklı
görünümler var mı ya da tezahürler var mı diye
soruyorsunuz değil mi hocam? Bazıları çok ağır, bazıları çok
hafif şey anlamında çok. Hafif ve çok ağır olan
hastalıkta bir de hafiften de daha hafif olan belli koşullarda
ortaya çıkana ama normalde yani yaşamını fazla etkilemeyen bir
grupta var mı diye yani buzdolabının hiç suyun tamamen
altında olanlar var. Var var bir de tamamen doruk
noktasında ağır olanlar. Var tabii orada birkaç şey
düşünmek lazım. Bir tanesi çevre koşullarına
bağlı olarak yani santral sinir sistemi çok duyarlı olduğu için
öğrenmeye ve değişmeye özellikle yaşamın ilk dönemlerinde ama
yaşam boyunca çevre koşullarına bağlı olarak tezahürünün çok
değişebildiğini görüyoruz. Aynı genetik yapıya sahip
kişide. Bir genetik değişiklik olabilir
veya sadece öğrenme olabilir. Mo, onun dışında bir de şu var,
otizm de bildiğimiz otizm spektrumunun içerisinde
beraberinde zeka gereği ve epilepsi olan büyükçe bir grup
var. Yani ağır dediğimiz grup kolay
teşhis edilenler zaten çoğunlukla beraberinde zeka
geriliği görülen grup, klasik otizm çocukken hemen
tanınabilenler. Yani şimdi bizim 50 yaş
civarında bile tanısını koyduğumuz spektrumdakiler hafif
olanlar. Beraberinde zeka geriliği
olmayan. Yüksek işlevli dediğimiz yani ı
q hususu normal sınırlar içerisinde olan kişiler.
Ama bu tabii artışta geçen programda da onu konuşmuştuk
elbette tanı ölçütlerinin değişmesi elbette bunlara
bakışın değişmesi elbette bizim daha farklı değerlendirmeye
başlamamızın da rolü var. Yani o artış sadece bununla
ilgili değil ama buna rağmen yani bu nere hesaba katmamıza
rağmen. Daha fazla görüldüğünü, cezvenin
geçen hafta ya da ondan önceki hafta söylediği buydu tam
olarak. Doğru doğru, yani işte tıpkı
astımın geç yaşta görülmesi gibi.
Yani aslında demin sana onu soracaktım.
Cezime o kadar çok faktör var ki yani mikro plastikler bu
saydıkların mikropla plastiklere ve çöp meselesine geri dönelim.
Çok da güzel bir tweeti vardı. Geçen gün artık kısıt gibi bir
şey deniyorlar. Bak denmiyor da işte.
Tam ne deniyor? Kısıt Twitter yani neyse ex bir
açıklama yaptı. Dedi ki bundan sonra tweet
demeyeceksiniz de kısit değildiniz bir an gibi.
Onlar da bizi çok zorluyorlar. Yani eğitim değiştiriyorlar bir
de. Erkek aynen yavaş yavaş ya
geçmem vakti. Genelde neyse şaka bir yana yani
cezmi güzelce göndermişti. Onu doğrudan aklıma geldi.
Önce şu aşı meselesini bir soracağım içimde kalmasın.
Yani bunca faktör varken hakikaten çevresel faktör olarak
şu aşıları otizm yapar safsatasını bir emin olun
ağzından ne kadar saçma bir şey olduğunu duyalım istiyorum da
ondan sonra çöpü sorarım. Evet yani.
Aşı karşıtları aslında çok ilginç insanlar.
Covid zamanında aşı karşıtlarıyla ilgili tabii
bayağı araştırma yapın. Neden aşı karşıtı da oluyorlar
falan diye bir kere söylemleri çok ilginç.
Amerika'da 8 10 yerden çıkan söylemlere hepsi tekrar
ediyorlar. Böyle bir şey var.
Yani kişisel olarak araştırmaları kişisel olarak
belirgin bir bilgileri olmuyor bu konuda yok yani tahmin
ediyorlar, aşılar kötüdür falan diye tahmin ediyorlar ve
ellerine. Orta amerika'nın belli
yerlerinden çıkan yazılar gelince tweetler veya işte
facebook'taki yazılar falan gelince onu sağa sola
gönderiyorlar. Bu onları bir sosyal statüsü
sağlıyor. Çünkü aşı karşıtı olan bir başka
grup var. Onları takip eden dikkatle
izleyen aşıların otizmi yaptığıyla ilgili hiçbir kalıntı
yok. Aşılar ayrıca aşı karşılığını
çok iyi bilmesi gereken bir şey var.
Aşılar Dünya Sağlık Örgütü aşıları diyelim.
Hani bize bizim zamanımızda üçlü aşılar artık oluyor falan diye
dediğimiz aşılar o kadar çok yapıldı ki böyle az buz değil o
kadar çok yapıldı ki yani trilyonlarca doza ulaştı.
Şu anda diyelim. 1.900 yetmişlerden sonra başlayan
difteri bombaca tetanos artı rol.
Kadar kulaklar. Ve onu daha sonra işte.
Tavuk kulak zamana çıktı. Onu da hatta orada bir madde
vardı. Bunu yaptığı iddia edilen sonra
o çıkarıldı ama çıkarıldıktan sonra o maddenin yapmadığı fark
edecektik gibi bir detay da hatırlıyorum.
O da var gerçekten yani onu yani bir kere eğer aşı kar aşılar
otizm falan yapsa aşı yanlısı o kadar çok insan var ki bütün
aşıları bir anda bırakacak. Yani çok bilinçli olarak
yaklaşan çok büyük bir sayı var yani.
Konusu olmak bir inanç meselesi değil.
Aşı karşılığı genellikle devletler ama aşı yanlısı olmak
ve gerçekten kanıta dayalı tıbbın gerektirdiği bir şey.
Yani öyle aşı yanlısı olanlar aşıdan da çok para kazanan bir
grup yok. Yani böyle yani 100 binde bir
falandır. Aşıdan para kazanan kimsenin bir
çıkarı da yok yani aşıdan gerçekten ama kanta dayalı ve
tıbbı ciddiye alan insanların aşı yanlısı olması normal bir
şey. Yani çok fazla aşı karşıtı
olacak bir kan. Yok ellerinde ne ders
kitaplarında var ne de dünya sağlık görürtünün yayınlarında
var. Dünya sağlık örgütüünde çalışan
ve aşı karşıtı olan insanlar da var.
Yani olabilir ama şu anda aşı karşılığını nasıl yürüyor?
Mesela avrupa'da, hollanda'da bir şey var.
Aşı karşıtı bir alan var. O alanda geçen eve önceki sene
bir kızamık salgını oldu. Ya yani 8 yüzden falan ölüm oldu
ya öyle bir ciddi bir olay, yani kızamık aşısı yaptırma hakkında
bir şeyi yok. Yani şu anda dünyada en ufak bir
mantığı yok. Yaptığı hiç başı yaptırmayan bir
dur tabii yani kızamık yakaladığımı çok daha ağır
yakılıyor ama bunların çocuklarında polyoda oluyor.
Bayağı kötü bir şey. Çünkü normal aşılarına olan veya
biraz aşılarında geç kalan diğer toplum da etkiliyorlar.
Olumsuz olarak etkiliyorlar. Yani belirgin bir coğrafi alanı
olduğu zaman bayağı kötü etkiliyor.
Çevresinde kendi içindeki çok ağır etkiliyor.
Çünkü hemen kendi aralarında bulaşıyor ve hemen kendi
aralarında o hastalık yaygınlaşıyor.
Yani tetanoz öyle bir sorun yok ama kabakulakta var, kızamıkta
var. Polyemiyeti de var.
Yani bunları tam olarak da eledik almayan hastalıklar
olduğu için turizmde çok yaygın olduğu için sürekli olarak bu
virüsler getiriliyor. Avrupa'ya da getiriliyor,
türkiye'de getiriliyor. 2.000 de yaşanan bir felaket var.
Esas tam yeri gelmişken araya girebilirsem onu söyleyeyim.
Yani bu daha sonradan geri çekilen bir.
Lanse yayını var aslında lenfa dönüp ile bağlantısını da
kuruyor. Mizus mant şubeyle yani kızamık,
kızamık. Çıktı.
Kabakulak aşısının. Çok kötü bir yöntemle yapılmış
ve işte verileri sonuçta uyumlu olmayan fakat bu tür şeyler çok
dikkat çektiği için ve çok hızlı etki gösterdiği için yani bu.
Inanç epidemi yaratıyor neredeyse inancın bir epide mi
şeyi oluyor? Tam da ara tatiline denk
geldiğinde disnilen de giden çocuklar bu işi.
Olmamış olanlar. Bu yayından kısa süre sonra
ciddi bir kızamık ve kızamık komplikasyonları SSB ve planori
dahil olmak üzere yıllardır olmadığı kadar büyük ölçüde
kayıplara yol açıyor. Çocuk ölümlerine yol açıyor.
Gerçekten. Korkarım bu insan hala yayın
yapıyor yalnız. Amerika'da yaşıyorum.
Ben onu bu hafta okumuştum. Android diye bir tane ingilizce,
bir tane ingiliz şey. Gastroenter walk herhalde çocuk
gastren turu gibi bir şey herhalde.
O sizin dediğiniz gibi otistik enterokolit diye bir şey hatta
ortaya atıyor. Öyle bir terim ortaya atıyor.
Makalede 98 yılında şeyde yayınlanıyor lanse ette
yayınlanıyor ve o ses getirmesi dediğiniz şey 2.000 yılında
bayağı büyük bir şeyin bu ingiltere'nin sağlık sistemi NHS
sanırım onun sağlık verilerine göre büyük bir kırılma
yaratıyor. Yani neredeyse aşı oranlarında
yüzde otuza, yüzde kırka varan bir düşüş saptanıyor.
Eee dediğiniz o büyük ölümler de o zaman ortaya çıkıyor.
En son makale 2.010 yılında en son lanse tarafından tekrar
gözden geçirilip çekiliyor. Yayından kaldırılıyor ama bu
konuda lan set ile ilgili çok ciddi şeyler de var.
Hani iddialarda var çünkü lansed burada bir çıkar çatışmasına
girdiğiyle ilgili mahkeme şeyleri var.
Bu arada raporları vesaire var. Yani OO da çok tartışmalı bir
konu oldukça değişik yani. Otistik enterikoit ne demek
yahu? Yani hocam güya.
Aşı olan bu çocuklarda. Cem hoca'nın dediği o işte
kızamık, kızamıkçı, kaba kulak aşısına olan bu çocuklarda süreç
içerisinde bu şeylerde enterolit semptomları işte isal vesaire.
Onun dışında lenfodonatiler gelişiyor.
Yani lenf bezleri büyümeye başlıyor.
Ek olarak bir de çocuklar otistik semptomlar göstermeye
başlıyor gibi bir. Şey enfeksiyon yani?
Aynen öyle. Yok şey değil mi?
Tahsin kızayimin olan değil de aşı olan çocukların yaşadığı.
Aşı olanlar da olan. Ben yankı.
Dediği bir otoim üniteden söz ediyor.
Hani. Bu keyifli sohbetin bu haftalık
sonuna geldik. Gelecek hafta devam edeceğiz.
Bu bölümün sonunda yine bir ressam ve resim hakkında bilgi
vermek istiyorum. Bugünkü ressam olarak Arnavut
böklin'i seçtim. Resim olarak da ölüler adası ya
da orijinal ismiyle town inzeli tercih ettim.
Arnavut böklüğünden bahsedeyim. Kısaca arnavutköyün isviçreli
bir ressam. 1.827 yılında baz elde doğuyor. 1.845 ve 1.857
yılları arasında düseldord orta güzel sanatlar akademisinde
eğitim görüyor. Isviçre, Hollanda, Fransa,
Almanya gibi çeşitli ülkelerde dolaşarak aynı zamanda resim
sanatıyla ilgileniyor. Daha sonrasında bir dönem hatta
1.800 altmıştan 60 ikiye kadar da almanya'nın baymar şehrinde
güzel sanatlar akademisinde akademisyen olarak da görev
yapıyor. Kendisini kendisiyle ilgili
söylenebilecek şey, böyle bir sembolist olması tablodan
bahsetmek gerekirse. Tablo oldukça melankolik bir
eser. Aslında ölüler adası tablosunda
dikkat çeken şey bu adamın aslında.
Büyük ihtimalle alfred büklüm tarafından italya'nın florence
kentindeki ingiliz mezarlığı denilen bir adayı nasıl desem
adadan ilham alarak yapılmış olması.
Bunun dışında bu eserle ilgili ilginç olan şeylerden biri.
Bu eserin birden fazla versiyonu var ve bu versiyonlardan üçüncü
versiyon 1.933 yılında satışa çıkarılıyor ve ilginç bir
şekilde adolf Hitler tarafından satın almıyor ve o zamanlar
münih'in. Güneyinde bir şeyde bulunan
kendi dağ evine berkofa asıyor. O tabloyu 1.940 yılından sonra
da savaş ilerledikçe de tabloyu berlin'deki kendi ofisine
şansörlü ofisine götürüyor ve şu anda bu versiyon aynı zamanda
berlin'de altenasyonel galeride yani eski ulusal resim
galerisinde sergilenmeye devam ediyor.
Bu resimle ilgili bir ilginç bilgi daha var.
Bu resim aynı zamanda freud'un da çok sevdiği bir eser ve
freud'un muayenehanesinde asıllı durduğu ile ilgili.
Bir rivayetle söz konusu bizi dinlediğiniz için teşekkürler
ııı haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean