Nöropsikiyatri Kavramı: Tarihsel Bir Bakış
Bu bölümde, bölümün adını belirleyen 2002 yılında Berrios ve Marková tarafından yazılmış olan “The concept of neuropsychiatry: a historical overview” isimli makale hakkında bir sohbete başlıyoruz ve nöropsikiyatrinin temel kuramcıları hakkında tartışıyoruz.
Lise merhaba diken sül bahçesi vaat etmiyoruz podcastinin yeni bölümünden size sesleniyoruz, ben doktor tasin rolas bu potkeste benimle beraber profesör doktor timuçin oray, profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktora doktor ibrahim aylak, benimle beraber geçtiğimiz hafta nöropsikiyatrinin psikiyatri için bir çözüm olup olamayacağıyla ilgili konuşmuştuk. Hayır sonucuna varmıştık diye hatırlıyorum. Eee bu hafta aslında bir makale üzerinden gidelim diye düşündük. German beriyorsun ivana marcao'yla beraber 2.002 yılında yazmış olduğu the konsept of nörre historical over reve isimli makale üzerinden bir tartışma yürütebiliriz diye düşündük.
Eee bu makale oldukça güzel bir makale eee makale aslında bütün nöropsikiyatriye tarihsel bir bakış ııı sağlıyor. Bunu yaparken de aslında nöropsikiyle ilgili çok güzel bir tartışmaya değer veriyor belki. Belki hani buradan bir kaç şeyden bahsedebilirim. Biz geçen haftan öyle psikiyatriden bahsederken hani bunun bir zanaat olduğundan işte bunun.
Tıpta bir uygulama olduğundan ve diğer bilimlerin bunu kolaylaştırabildiğinden bahsetmiştik. Aslında burada gemen berus'da benzer bir fikirde ve bunun yani nöropsikiyatrinin ne olduğuyla ilgili kesin bir şey söylemenin mümkün olmadığını söylüyor. Çünkü eğer bir bilimden bahsediyorsak objesinin olduğunu öncelikle tarif etmek gerekiyor diye bahsediyor ve hani objesinin tam olarak tarif edemediğimiz şeyler için de bazen kafa karışıklıkları olabilir diyor. Eee, çünkü süreç içerisinde özellikle ııı 21.
Yüzyıla doğru gelirken, zaman içerisinde nüro psikiyatrinin objesinin insan beyni olduğuyla ilgili inanış daha da. Kabul görmeye başlıyor ve geçen hafta cem hoca'nın söylediği biyolojik psikiyatriye kadar indirgeniyor en sonunda. Burada gelmem, briotunu anlatırken aslında tarihsel olarak da benzer sıkıntıların olduğunu söylüyor. Buna da belki şundan öncelikle bahsetmek gerekiyor öncelikle. Hani insanın ruh ve beden olarak 2 ayrı komponentten bileşenler oluştuğunu varsayıyoruz. Belki psikiyatrinin başlangıcında o zaman bunu yaparken 19.
Yüzyılda aynı zamanda ruhun nerede olduğuyla ilgili bir soru da ortaya çıkıyor. Eee ruh nerede diye sorduklarında bazıları diyor ki insan beyninin korteksinde bazıları diyor ki işte beyin omurilik sıvısının içerisinde bir yerde diye bahsediyorlar. Belki burada söyleniyor neel. Bezde. Evet, pınar bezde diyen de oluyor. Bir dakika. Kesinlikle belki burada söyleyebileceğimiz şey şu, hani bu soru büyük ihtimalle kategorik olarak yanlış bir soru. Çünkü hani sonuç itibariyle bu şey gibi bir şey yani mutluluk nerede ya da?
Ne bileyim üzüntü nerde gibi soyut bir şeyi aslında yani somut olan bir yerde aramak gibi bir şey oluyor ve kategorik olarak yanlış sorulmuş bir soru oluyor diye düşünüyorum ben. Daha sonraki şeylerde şundan bahsedeceğim. Aslında bu fikirlerin nasıl ortaya çıktığından bahsedeceğim. Bu fikirlerin ortaya çıkması aslında daha önce. Daha önceden ingiliz doktorlara kadar dayanıyor. City deneme ve bir lise kadar dayanıyor ama bu. Fikirlerin aslında yaygınlaşması ve bir şekil kazanması wil hem gresinger e kadar geliyor.
Belki burada gresingren'den bahsedebiliriz. Çünkü bu. Potkistin yani yapılmasında büyük bir rolü olan o büyük dogmayı yaratan kişi aslında gresinger bütün psikiyatrik hastalıkların beyin hastalıkları olduğunu söylüyor gresinger. Ben, şöyle birkaç şey söyliyim, gresinger'le ilgili sonra size birkaç soru sorayım, greissinger'le ilgili söylenebilecek ilginç şeylerden biri. Kendisi. Yani materyalist biyolojinin denilen bir şeyle tarif ediliyor. Yani almanya'da o dönem çıkmaya başlayan romantizmin karşısında duran akımlardan biri olarak bu akımla ilişkilendiriliyor genelde.
Ve bunu yaparken de greenger? Bu. Düşüncelerini yayınladığı kitabı ilk defa 28 yaşında yayınlıyor. Burada şöyle bir benzerlik var, aslında krepelin de krepelin diyorum. Pardon kalyas beste çok genç yaşta benzer şekilde psikiyatri literatürünü en çok tartışılan kitaplardan birini genel psikopatoloji kitabını çok genç yaşta asistanken oluşturup yazmış biri o açıdan çok benzerlik taşıyor ve. Gresingenin kitabıyla ilgili şunu söyleyebilirim, o Facebook ile ilgili. Herhangi bir şekilde kendi klinik bilgilerini ya da kendi klinik vakalarını içermeyen bir text guvasında tamamen Fransız ve alman kaynaklarından ödünç aldığı vakalarla bütün psikiyatriye ve tedavisini anlatmaya çalışıyor diye söyleyebilirim.
Burada belki gresinger'in şeyinden bahsedecek olursak, hani o bahsettiği ya da ortaya attığı şeyden bahsedecek olursak. Her şeyin yani daha doğrusu? Kendini semptom olarak gösteren her şeyin belirti olarak gösteren her şeyin. Biyolojik bir karşılığı olduğuyla ilgili beyinde bir lezyon olarak karşılığı olduğuyla ilgili bir şey var sözü var ve bu şu an herhalde. Bilim adamının en çok uğraştığı yada yapmaya çalıştığı şey aslında bu karşılığı bulabilmek oluyor. Psikiyatri dedim. Ben size şeyi sorayım bu yani şeyden bahsediyoruz.
Grisinger'in beyin şey pardon psikiyatrik hastalıkların hepsi birer beyin hastalığıdır dokunmasından bahsediyoruz. Sizce günümüz psikiyatristinde bu dogma devam ediyor mu ve devam ediyorsa bunun karşılıkları nasıl seyrediyor diye size sorayım ben. Diyor tabi. Evet, yani bir kere zaten evet, hepsi beyin hastalığı zaten öte yandan. Kim değildir diyebilir ki?
Geçmişteki tartışmalarda da işte hocalardan biri anlatırken bir şeyler diğeri çıkıp habire bu bir beyin hastalığıdır. Bu bir beyin hastalığıdır diye uyardığında hoca iyi de bizde karaciğer hastalığı demedik ki tabii ki beyin hastalığı demişti. Evet, tabii ki hepsi beyin hastalığıdır. Oradaki sorun sanıyorum sadece beyinle ya da. Bir tek beyinden çıkar. Çıkarak ya da sadece beynin içinde olup biten bilmiyorum. Nasıl tanımlanacaksa. Öyle tanımlayabilirim. Yatını bitiremedin ama. Ya bitirdim böyle bu kadar yani?
Şöyle bir izinverinkinde şu var, herhalde en iyi tarif edebilecek şeylerden biri indirgenemez olabilecek herhangi bir psikiyatrik fenomen vardır diye düşünmüyor veya indirgenemeyecek olan yaşantılarla uğraşmayı reddediyor. Bu rollerden öğrencisinden en büyük farkı bu. Hatta böyle beğenmeyişinin. Indirgenebilir olduğu. Her şeyin indirgenebilir olduğuna inancıyla beraber böyleleri beğenmeyişinin sebeplerinden biri de bu.
Yani henüz indirgeyemiyoruz ama sonuçta psikiyatri de ilgi alanımız içinde olan her şey yeterli donanımımız mevcut olduğunda salt biyolojiye indirgenebilen fenomenlerdir gibi bir görüşü var. Böyle demek doğru. Böyle indirgenebilirliği herhalde bunun açıklamak anlamında alıyoruz değil mi? Yani sadece bununla açıklamak gibi. Tabii yani fiziğe kadar belki adayları giderek. LO l'lerle olan anlaşmazlığının da altını çizmek lazım. Tahsin hatırlarsan green gerin caddesiyle. Burgerscy kliniği yan yanaydı greenger.
In caddesi. O da ilginç bir şeydi durumdu. Ben öyle diyorum, indirgenemezlik bir şey. Diye bir şeyi kabul edememesi.
Ben şeyi söyleyeyim, grizin yerin. Aslında düşüncelerinden biri çok şaşırtıcı bir düşünce. Greis'in geri göre örneğin yani. Doğru gidiş mi diyeceksin? Evet, evet, yani o ilginç bir bakış aslında. Çünkü greenger şöyle demiş, psikolojik olayların ya da psikolojik cereyan eden şeyler genel olarak. Nasıl desem bilinç dışı diyebileceğimiz bir ortamda gerçekleşir diye bir şey söylemiş laf söylemiş ve bu aslında hani ya psiko dönemin psikiyatrinin temelini oluşturan şeylerden biri. Görüşlerden biri o açıdan hani greenger'in bu katkısı ilginç görünüyor bence.
Ne kastediyor acaba bilinç dışıyla? Işte orası şüpheli. Çünkü bilinç dışının karşısına koyduğu şey fizyolojik diye bahsediyor. Fizyolojinin karşısına bilinç taşını koyuyor aslında.
Evet, evet yani. Şöyle bir şey farkında değilken, yürüyen işler gibi. Evet ama onun birbiri, onun bir fiziksel, fizyolojik bir karşılığı olduğu ve bunun bulunabileceği yolunda bir iyimser bakış açısı var.
Aynı zamanda bunu da taşıyor bir yandan. Evet ve yani ama yani bu makaledeki şey krizinger'in psikodinamik psikiyatrinin öncülerinden olduğunu söylemek bana biraz ileri gitmek gibi geliyor çünkü. Psikodinami öncülerinden olabilmek için. Bir yerden sonra en azından indirgenemeyen yaşantıyı yorumlamak gibi bir. Disipline sahip olmak gerekir. Onun buna kalkışmış olduğunu hiç zannetmiyoruz. Daha doğrusu öyle olmadığını biliyoruz. Yani yalanın nice psikoterapiyi keşfetmiş olabilir miydi diye sormasına benziyor.
Evet. Evet, yani o aynı şeyleri ya da bu buradan ilham alarak bir şey oluyor diye onu başlatmış olmuyor. Tabii ki de onu söylediği muhtemelen zaten o da değil hiç.
Freud'un bilinç dışını kastetti. Kastettiğini de herhalde hiç sanmıyorum, değil mi? Hmm zannediyorum hiç öyle bir şey değil. Yani freud'un bahsettiği bilinç taşıyla aynı kavram olduğunu ben de düşünmüyorum.
Bizden habersiz gelişmekte olan her şey. Evet, evet şey diyeyim hocam siz daha demin dediniz cem hoca dedi de. Şeyin aslında beriyorsun. Genel olarak bence makalelerinde böyle bir şey var. Arada provokatif şeyleri oluyor. Yazıları yani cümleleri oluyor ve hani o bence okunurluğunu ve akışını daha da şey yapıyor artırıyor diye düşünüyorum ben her zaman. Doğru. Burada kaynak da göstermiş ama gösterdiği kaynak. Psiko dinamik psikiyatrinin öncüsü olabilir diye gösterdiği kaynak.
Krizinger'in dinamik psikiyatriye katkıları diye bir makale ben okumadım. 1.965 makalesi bu onu okuduktan sonra tekrar bir düşünmek isterim. Onu gene sen bulursun bulsan bulsan. Tamam canım, bakayım ben. Bir başka. Şeyler yazla ilgili kısa bir şey söyleyin. Yani benim de böyle hem kitabımda hem makalelerimde bir kere böyle çok derin bir tarih kavrayışı var. Dolayısıyla yazarken mesela yaz personelinde bunu söylüyor diyor ki hani siz yaz persi çok büyütüyorsunuz da ondan önce de gayet vardı. Onu söyledikleri proid için de söylüyor.
Yani işte. Freud, sesif sözün çok kullanıyor ama çok da mesela keşif değil yani 19. Yüzyılda bunlar bir şekilde yazılıp çiziliyordu. Ama şimdiki bizim kavrayışımızda böyle belli büyük insanlar var ve bunlar böyle köksüz bir şekilde bir yerde çıktılar. Beryos, özellikle bu tarz şeylere çok saldırıyor. O yüzden o kitabında sanki. Sanki böyle bilerek 1.006 yüzlü yıllardan 1.005 yüzlü yıllardan hatta bir şeyler getiriyor. Bakın hala tartıştığımız şeyler o zamanlar da vardı gibi mesela şeye ben çok şaşırmıştım.
Hem tanrıyla ilgili hem de sınıflandırmayla ilgili böyle john wok'a çok geniş yer veriyor ve hakikaten de. Çok da yanlış şeyler değil yani hala tartışılan şeyler. Canım, onların düşünmüş olmaları. Illa onu keşfetmiş onu ben anlamına gelmiyor ki yani geçen haftaki konuştuk. John logo aynı mantıkla James ordu sen 10'a çıkart cevap ver, bu arada ne gibi dedi? Yani john loc'la ve ampirisizmle olan şeyi biraz daha açar mısın? Sanrılı algılama kavramını mesela yaz ders üzerinden açıklıyor. Yanlış hatırlamıyorsam sanrılı algılama üzerinde çokça çalışmış ya az perste ve yaz.
Perse atfediliyor tanrılı algılamayı herhangi bir şey ama diyor ki john lock da böyle yarı filozof biraz da böyle tıbbın çok gelişmediği zamanlarda bunun çok benzerini söyledi ama yaz perse bunların hepsini ya da kanun işte beni yaşamak meselesi gayet vardı. Ihbebaynı tahsim. Ve bu zae. Hah oldu çok zor telaffuz ama bu bunlar kant'ta vardı diyor. Yaz bers buna hiç atıf yapmadan kendisi işte beni yaşamayı, benim bozukluğu diye bize sundu ve biz hepimiz yaz ben keşfetti diye söylüyoruz. Bu mesela diyor.
Biraz o dönem nazillere karşı olan belli grup insanın parlatmasıydı. Yaz yaz derslerini az ilere karşı ya, yani bu bu kadar da mesela aslında bu tehlikeli bir laf. Yani hani nazilere karşı olan insanların parlattığı birini eleştirebiliyor. Yani nasıl yandaşı değil de karşı olan?
Neyse, çok kısa bir şey söyleyecektim. Çok uzun konuştum. Tarih kavrayışıyla alakalı da bence yaz dersin şeyin veriyorsun tutumu bu düşünce. Lerdi. Güzel top var dedi. Sen orada anlatırken şey de geldi aklıma hani algıda ve algı değil de işleme meselesine Türkçe de perseption ya da yani. Algı bozuklukları diye söylenen şeyin kastettiği şey sadece algılama mesela, yani sen seçon değil ya yani onun içinde idrak de var. Eskiden idrak kullanılıyordu ya proseption yerine soru kullanılmamaya başladı.
Aslında algı bozukluğu deyince onu almak ve idrak etmek de beraberinde anlatılan bir şey. Yani alınması ve işlenmesini kastediyoruz. Biz bugün bugünkü algı ifademizle. Orhan hoca'yı analım burada buna. Bu noktada tam da yükletirsek o anlam oluyor. Dolayısıyla yani ama başka idrak etmek başka değil. Artık algılama deyince bunu kastediyoruz diye oraya giresim geldi. Sen konuşurken tutamadım kendimi. Evet. Evet aslında.
Dediğiniz gibi bu yaz pers ya da john loch'un söylendiğinde algıyı. Idrak anlamıyla kullanmak çok daha makul. Evet, orada kaçselilen o zaten onu da yani sen çok daha hakimsin. Çok daha önce söyleyenler de olmuştur. Aristodan mı vay bilmiyorum yani oraya kadar gideriz herhalde. Ne bakımdan aklına o geldi. Yani burada bir takım kavramları hani? Veriyor demiş ya o çok daha önce söylemişti diye. Ondan da daha önce söyleyen kuşkusuz vardır. Tabii ki insanlar algılama konusunda da algıların yorumlanması konusunda da çeşitli düşünün.
Ler düşünceler öne sürmüşlerdir. Bu kaçınılmaz da bizim tarih içinde bunları nereden alıp, nereye, nasıl getirdiğimiz ve bugünkü bilgimizle nasıl yorumladığımız önemli. Ya benim dışı freud söyleyene kadar yok muydu ya da bununla ilgili hiç kimse ağzına açmamış mıydı? Mutlaka vardı benzer eşeler. Uğraşırsak platon da bile buluruz ama. Onun derleyip toplayıp formüle etmesi başka bir şey. Ondan sonra somun gelip freud'un yapamadığını başka bir türde derleyip toparlayıp formula etmesi daha başka bir şey.
Bakiler de daha başkaları da iyi anlatmak için söyledim onu. Oldu mu hocam? Bence gayet iyi oldu. Teşekkür ederiz. Bir. Bir diğer şahsiyet de önemli olan şahsiyet de bence berlin'i ki burada kal bernikem. Büyük ihtimalle tıp fakültesinden mezun herkes bernikeyi tanıyordur. Çünkü Berlin kendi. Özellikle nörolojide çok önemli bir yeri var ama. Az bilinen bir özelliği. Verniker aynı zamanda psikiyatr alanında da bayağı etkin biri vernik ile ilgili hatta. Bunu şeyde diyor. Berrios'da diyor. Bunu aynı zamanda kentlerde diyor.
Psikiyatri alanındaki etkinliğini şöyle söylüyorlar. Vernik'e, yani bir genç sayılabilecek bir yaşlı dönmüş yanlış bilmiyorsam ellili yaşlarının ortasında ölmüş ölüm. Sebebi de bir bisiklet kazası hani 19. Yüzyılda bisiklet kazasında ölmek gerçekten büyük bir şanssızlık herhalde. Bu. Kazada ölmeden önce krepelin aralarında şöyle değişik bir ilişki var. Krepelinin kitap yazarken, özellikle textbook'un yeni auditionlarını yayınlarken yaptığı şey genelde yanlış olan şeyleri. Alıntıyı çok fazla belirtmeden ama bir hata yaptıysa bir bunu düzelttiyse bir şekilde düzelterek yoluna devam etme huyu var.
Ve bunu yaparken de özellikle verniken'in eleştirdiği şeyleri kitabında çok düzenli bir halde yapmaya başlıyor ve neredeyse kitabının yani hatalı sayılabilecek çoğu şeyini vernik düzeltiyor diyebiliriz aslında bu açıdan önemli bir karakter kendisi. Yani kitap basıldıktan sonra mı düzeltmiş? Anlamadım yani şöyle hocam kitap basılıyor. Örneğin kitap basıldıktan sonra vernik ediyor ki hani şurası çok saçma diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Gibi hani bir eleştiri yazısı yayınlıyor. Bu eleştiri yazısından sonra otomatik olarak.
Krepelin bunu alıyor, düzeltiyor. Öbür edisyonuna normal olarak şey yapıyor. Onu düzelttikten sonra koyuyor ama çok fazla şey de yapmıyor. Yani böyle hani ben buradan bir eleştiri aldım ya da işte. Bu veren adaylık e teşekkür ederim. Öyle bir şey demeden hayatına devam ediyor zaten. Eskiden beri öyle düşünüyorum. Ne diyorum ama zaten şeyde ııı krepenin genel olarak bence huyu bu. Çünkü şeyden filan bahsederken de otisinden filan bahsederken de şizofrenik otizmden filan bahsederken de sadece tırnak içerisinde kullanıyor.
Blölerin adına anmıyor yani kitabın içerisinde. Genel olarak böyle bir şeye sahip. Aslında burada beros ve kendilerinin dediği şey şu. Eğer genç yaşta vernik'e ölmemiş olsaydı şu an büyük ihtimalle psikiyatride bibernik çağı yaşıyor olabilirdik diye bir şey söylüyorlar. Hani bir laf söylüyorlar, yine provokatif bir söz ama gerçekten haklı olabilecek de bir söz. Ben şunu söyleyeyim, bir de sizlere sözü bırakmadan önce bernie'nin devamını getiren bir ekol var almanya'da. Bu arada vernik ekolayce leonard okulu diye bir şey var.
Yani şu an yani kendilerine mirasçı olarak kabul eden sanırım 100 burk Üniversitesi var almanya'da. Onlar devam ediyor ama bu şeyin leonardo'nun karmaşık sınıflandırmasını kabul etmeye. Hocam onlar bu karmaşık sınıflandırmayı kabul ediyorlar ve hatta bununla ilgili yeni çalışmalar da yazıyorlar. Arada görüyorum. Takip ediyorum onları. Kıymeti az bilinen insanlardandır. Leonartea. Evet, evet yani. Ismail atik toz şeyi. Efendim. Üniter psikoz kavramına da buradan. Evet, evet yani ay bence OO dönem için oldukça boyutsal denebilecek bir bakış dönemde yani.
Burada işte hocam o üniter psikoz kavramını aslında bernik eden devam ettiriyor. Çünkü vernikeye şeye çok katı bir şekilde karşı. Bipolarla şizofreninin birbirinden bir dikotomik şekilde kremelin tarafından ayrılmasına karşı ve bunun yazılarında açıkça belirtiyor. Ve bu ayrımın ilerde psikiyatrinin hani o hastalıkların etiyolojisini anlamak konusunda hiçbir fayda sağlamayacağını da savunuyor. Hatta yani o dönem için aslında gayet şey bir eleştiriyor. Şiddetli bir eleştiri ve daha önceki bölümde konuşmuştuk bunu belki.
Yaz personelin hani şeyi savunuyor? Yani dikotomi var. Evet dikotomi büyük ihtimalle ileride bize bir çok bilgi sağlayacak diye yaz dersin bile şeyi var yazısı var bu konuda hani krepeline destekleyen yazısı var. Ama hani vernik'e bu konuda çok katı ve karşı çıkıyor bu şeye. Burada hani vernikca classic leonard okulundan o yüzden bahsetmek gerekiyor ve cem hoca'nın dediği o şey karmaşık sınıflandırma sistemi içerisinde de şu an işte yanlış hatırlamıyorsam bu şeyi falan sigorit psikozları filan ayrı bir kategori olarak kabul edip.
Onun familya türlerini yani ailesel ııı türlerini bulmaya filan çalışıyorlar. Onlar için genç çalışmaları filan yapıyorlar. Bu ııı virüs burada ki ekip bildiğim kadarıyla böyle değişik bir şeyleri var. Yani hani o sınıflandırma üzerinden yürüttükleri çalışmalar var. Ilgilenenler bakabilir. Belki ben şeyi söyleyeyim, bir de bernie kene şeyi aslında psikiyatriye bakışıyla ilgili. Bugüne gelebiliriz diye düşünüyorum. Çünkü bernick'e göre şöyle bir şey var. Beynin içerisindeki sinirler ya da lifler demetler ikiye ayrılıyor.
Ben nikeye göre bir projeksiyon lifleri var. Bir de asosyal lifleri var. Berlin ki şöyle diyor, eğer projeksiyon liflerinde herhangi bir hasar olursa biz bunu direkt nörolojik bozukluk olarak görürüz diyor. Yani diyor ki özet olarak hani projeksiyon liflerinde bir hasar varsa hani biz bunu fokal olarak görüyoruz işte yarını bilebiliyoruz, lokalize edebiliyoruz. Vesaire bir şekilde onu görüyoruz ama asosyalliklerinde bir hasar varsa psikiyatrik hastalık ortaya çıkar diyor ve bunun yerini bilmek neredeyse imkansızdır diyor.
Sadece birbirleriyle olan bağlantılarından yola çıkarak bir şeyler bulabiliriz gibi bir şeyi var. Bu belki hocam şeyden önce konuş. Maya başlamadan önce podcast kaydına başlamadan önce şeyden konuşmuştuk ya. Bu konektıtomlardan bahsetmiştik ya hatta cornekdomların atası aslında vernik'e kadar gidiyor görünmüş olduğunuz gibi. Evet, işte zaten ama bir yandan da ilk ikiye ayırmayı da ihmal etmeden yani öyleyse böyleciktir. Böyleyse psikiyatriktir diye 2 ayırmayı da ihmal etmeden. Şeyi tam anlayamadım.
Ben Tahsin konektonlar ile arasında kurduğum bağlantıyı. Hocam şöyle. Şu anda görüyorsanız eğer şeyi. Evet, evet. Evet. Sistemine benlik yakından sınıflandırma sistemi. Tam olarak dediğim o sıkloud psikoz olayı, yani motive te psikozu dedikleri şeyi araştırıyor genelde şu an. Şey, bu konnecttonlarla arasında kurduğum bağlantı şu hocam benlik et aynı şeyi söylüyor. Hani diyor ki direkt olarak benim bölgesine lokalize edebileceğiniz herhangi bir şey bulamazsınız diyor. Psikiyatrik hastalıklarda. Tamam aradaki bağlantı sağlıkta bir muhtemelen sorun vardır ve o assosyon liflerinde bir sorun olduğu için aslında bunu ııı Yaşar.
Hastalar gibi bir şey söylüyor. Aslında bugünün konekom teorisine de çok benzer bir şey diye düşünüyorum ben. Bunu başka türlü söyleyenler de var. Çok hoşuma giden laflardan bir tanesi bu. Psikiyatri de kategorik olarak mevcut olan tanılarla ilgilendiğimiz sürece imza sendromları bulamayacağız. Yani nörolojide imza sendromları var. Yani herhangi bir bölgede belli bir lezyon olduğunda ortaya ne çıkacağını her zaman birebir olmasa bile çok daha iyi bilebiliyoruz. Ama psikiyatri de imza sendromları çok daha basit ve daha.
Küçük sorular sorulduğu zaman ortaya çıkabilecek şeyler. Ben ki gibi rantez açarak patri godman için örnek vermek iyi olabilir yani. Iıı, şizofreni patolojisi çalışmak değil de işlem, belleği patofizolojisi çalıştığı zaman mesela frontal korteksin dostlarla telrontal korteksin, düpedüz, dokuzuncu ve 46 alanlarındaki. Lezyonların hayvan deneylerinde ve tek nöron deneylerinde işlem belleğindeki bozukluğa yol açtığını ve sadece onunla ilişkili olduğunu gösterebilmiş. Hep söylediğimiz şeyin devamı gibi bu yani psikiyatrik tanılarla değil de psikiyatrik tanıların boyutları olan bileşenlerle uğraşmak.
Kapadım parantezi. Peki işlem belleğinde ortaya çıkan hasarın ya da bozulmanın. Tezahürünü nasıl ortaya koyacağız? Hayvanlarda ve insanlarda ve bunu nasıl bir psikiyatrik tanıyla ya da durumla bağlantılandıracağız? Şöyle ııı. Bana kalırsa mesela psikozun ortaya çıkmasında etkili olan pato fizyolojisinde ve psikopatolojik formülasyonu da en işe yarayabilecek kavramlardan bir tanesi.
Otizm zihin kuramındaki bozukluklar ve zihin kuramı becerilerindeki bozukluklarla yakından bağlantılı olan işlem belleği kusurları yani zihin kuramı becerilerinin iyi olabilmesi için işlem belleğinin sağlam olması şart.
Yani git gide indirgemeye doğru gidebilmekte, doğru bir yol takip etmek gibi bir şey bu şizofren olduğu. Için nöro gelişimsel hastalıklar için ya da nöro gelişimsel yorumlar için çok doğru. Evet, öyle zaten de sonradan nöro gibi şimdiselmiş gibi görünen ve aslında. Işte sonuçta psikiyatrinin konusu olan. Hastalıklarla nasıl bağlantılandıracağız onları derdimiz o ya. Evet doğru yani şizofreninin nörolojimsel bir bileşeni olduğunu, onun boyutlarının nörogelissel olduğunu kabul ederek başka bir şey söyleyemeyeceğim.
Evet, evet, ancak ko ancak go ama neden onda öyle de öbüründe öbür türlü ya da neden onda daha geciktirilebiliyor da diğerinde geciktirilemiyor? Tabii aslında otizm çalışmalarının bunu herhâlde. Çok fazla ışık tutacağını düşünmek mümkün çünkü onlarda da bazı şeyleri geciktirebilmek ya da değiştirebilmek zaman içinde mümkün olduğu için. Ama derdimiz tabii. Otizmli bir birey büyürken adım adım görme şansına sahip olurken. Şizofreni bir birey bize geldiğinde bir kesitte biz geriye doğru bir tür arkeolojik kazı yapmak zorundayız.
Ve onu yapmak da son derece zor aslında. Tabii şunu da eklemek lazım. Bu söylediğin doğru ama otizmi her zaman zaten çocuklukta tanısı koyan. Koydu ama. Gene de çocukluk boyunca izlenebilme şansları var ya farklı geliştikleri için yani tanıklıklar var. Şizofreninde de var. Tanıklıklar kuşkusuz ama o tanıklıkları yansız bir şekilde ve. Yansız da demeyelim. Depospektifikasyona uğratmadı diyorsunuz. Geriye dönük bir yığın. Çok güzel söyledim, tam da öyle söylüyorum.
Geriye dönük uydurmasyonlardan nasıl evet kurtulacağımızı bilemiyoruz anlamında söylüyorum. Evet. Tahsin devam ediyordu biz bayağı. Uzun evet değil. Mi? Saçma Tahsin giriyoruz, araya, işte öyle. Yok hoca esnafla burada bir müzik arası verecektik. Zaten bugünkü müzik parçası olarak ruhtan spolit broth'a tercih ettik. Keyifli dinlemeler daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Ses kayıt kontrol deneme 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme, 123 ses kayıt deneme.
Soba temchrom yo. Ur new seris fire watch you Harry every dese nop dewell. E isveç mamachea troup gits toewe şampuan tweet despherece uguma.
Jong piyaspor, whatsapp bir kitapçıklar.
O her halde. O yeşilyurt'un lavura.
Real madrid'in en iyi buraya da world hoca radyo queen'i ısmarar'a lighou'e franchu joper. Ki howth'ting school punchar meğer you outbeck broadca'un
john jung yo yo Young ve hava kebap hâl. Şampuan jack spears white Facebook var.
Çok pierce parayı bir türk hapçılar.
Şampiyonluk cafettik polis. Çok beğeniyorum. Apartmanın chipchaelçınla. Çok iyi rauflar.
Alan. Bayburt tamamen bilgim ile uğramam. Şampiyonlar.
Turp diasyon partner bir türk kapçılar. In 8 polis. Şu an trian farklı bir 200 Atilla. Şaka canım.
Müzik arasından önce gris yer ve bernie'den bahsetmiştik. Son olarak da belki hürrenin jackson'dan bahsedebiliriz jackson'un. Yani nörolojik olarak katkısı önemli ama hani psikiyatri açısından katkısı da çok önemli bence. Yani günümüzde kullandığımız pozitif ve negatif semptom kavramı jackson'dan geliyor aslında. Bu jacksonın şeyiyle ilgili söyleyebileceğim en önemli nokta bence Jackson eee yani direkt olarak bir hiyerarşiye inanıyor. Katı bir şekilde ve bir hiyerarşik bir sınıflandırma sistemi kurulması gerektiğinden yana.
O yüzden hani bunu yaparken de. Katmanlı bir şekilde psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkabileceği ile ilgili bir görüşü var. Bunun şeyi de aslında kitabının adı da direkt olarak bunu çağrıştırıyor diye söyleyebilirim. Bu yani psikiyatriyle ilgili direkt olarak yazdı. The factors of insanice diye bir tane kitabı var. Orada 4 tane yanlış hatırlamıyorsam kademeden bahsediyor. Psikiyatrik hastalıkların nasıl oluştuğuyla ilgili ve bu hastalıkların oluşurken süreç içerisinde işte öncelikle hastanın ya da kişinin bir çözümleme çözümlenme sürecine girdiğini, daha sonrasında bu çözümlenmenin yavaş yavaş kontrolü kaybetme noktasına getirdiğini.
Ve en sonunda da patolojik olanın üretildiğiyle ilgili bir şeyi var tezi var. Onu söyleyebilirim. Cem hoca bir şey söyleyecekti. Ben 10'a çıkart lafı bırakayım. Jacksonın psikiyatri ile ilgili en önemli etkisi lensi androidsel'in ondan. Feyz alarak esinlenerek yapmış olduğu pozitif negatif şizofreni belirtileri ayrımı, yani frontal lob hasarı olan kişilerde relys belirtileri dediği, yani salıverme veya kontrolü kaybetme belirtileri dediği daha çok orgitofren korteks hasarıyla ortaya çıkabilecek olan dürtüsellik uygunsuz davranış, tıpkı.
Örnek vermek gerekirse, daha önce timuçin anlatmıştı. Finish cage olayında olduğu gibi bir de başka alanlarda yani doğru söylüyorlar veya medya latal reform harcortex'teki hasarlarda aboli yani abarisyon. Apati ve benzeri negatif belirtilerini ortaya çıkması lensiyan diyor sen bunu. Gerçekten en azından ilk çalışmaya başladığı dönemlerde nörolojik bir modele oturtmaya çok hevesli olmuş olduğu için bu pozitif negatif belirte ayrımını yaptı 1.980 ikide. 1.009. 100 kramp da değil mi? Efendim. Tim crow da aynı zamanlarda.
Time crow 1.900 seksende tip bir tip 2 ayrımını yaptık. Hiç cornova sarkıcı de bir tip 2 de ama şey yok. Pozitif negatif. Yok, evet ama benzer kavramlar. Çok benzer, yani özel diyelim. Hani dinleyen meslektaşlar için belki bir şey hatırlatma olur diye. Tip bir pozitif dediğimiz, daha sonra pozitif dediğimiz tanrı hezeyan veya hadisinasyon var. Sana gibi belirtilerin ağırlıklı olduğu daha akut nispeten akut veya su bakıp başlangıçta progunuzu daha iyi olan ailede şizofreninin daha az görüldüğü sinsi başlangıçta olmayan tipiki ise yavaş başlangıçta beyinde yapısal bozuklukların daha çok görüldüğü prognosu daha kötü olan ve bilişsel işlevlerin daha bozuk olduğu tür.
Bu krom crowne zaten lensi and'in beraber çalışmış olduğu kişi yani ingiltere'deyken de and john josen crowla çalışmış. Dimi diye söz eder ve çok saygı duyardı. 80 ikide ilk defa sans yayınlanıyor. Arka arası da negatif belirtiler ve işte onlar huglgisidan çok etkilenmiş olduğu şeyler. Yani şizofreninin de günün birinde fron ve diğer loblardaki hasarlarla veya işlev bozukluklarıyla açıklanabileceğine inandığı için bu pozitif negatif semptom. Ayrımına bir. Gönderme yapmayı hevesle. Sürdürüyor ve ondan sonra kalıyor.
Buraya gelmişken aslında bir küçük şey de girelim istersen sonra asıl k şizofreni de detaylı konuşuruz bir gün ama bir de nefsit şizofreni meselesi var. Evet. Karpıntırdan söz etmeden olmaz. Şimdi sen nefis'i şizofreninin. Türkçedeki ölçümünün geçerlilik güvenilirliğini yapmış kişi olarak önce sen anlat onu. Bunu belki şizofreni de anlatırız da onun için söylemedim. Onu söyle ya.
Onu daha çok şunun için söyledim yani o da bu pozitif negatif meselesinde. Olduğu gibi aslında bir eksiklik. Olduğundan yola çıkarak aslında şizofreninde temel olan şeyin bir eksiklik olduğunu söyleyerek ama böyle olmayan formları da var diyerek aslında bir tür negatif. Şizofreni tanımı gibi ondan daha. Nasıl diyelim daha? Ağır belki ha. Di daha nörolojik bir yere oturtmaya çalışan belki. Aynı zamanda modernle daha temiz kartın. Tırın yaptığı çalışmaya benim çok saygım var çünkü rollerin şizofreniler tanımıyla.
Gayet uyumlu olabilecek şekilde diyor ki, şizofreniyi defisi şizofreniyi de içine katan heterojen bir tanı olarak kabul etmeyelim olanlara. Ayırt edelim ve bunun müstakil bir kategori olarak diğerlerinden ayıralım. Yani sezenlar veya işte halisinasyonlarla karşımıza çıkan çok akut başlangıçta alevli bir tablosu olan kişilerle. Şizofreniği aynı hastalıkmış gibi ele almayalım ve bunun da biyolojik karşılıklarını, sutsatlarını göstermek için ciddi bir çaba gösteriyor. Arpadırır ve arkadaşları ben bunu çok saygın buluyorum.
Doğru çok hak ettiği alkışı almadığını, her şeye rağmen düşünüyorum ben de ama. Çok önemli bir saptama gerçekten yani çok yerli yerinde bir bakış. Bu arada ölçek çalışmasını nasıl sahibi? Serhat çıtak tabi yani biz onunla birlikteydik. Ben o ekip. Ile beraber. Asıl şeyi yani türkçeye kazandırdığı bir açık defisit.
Belirtiler açığı. Şeyler dostlar sorun da o zaman. Konuşuruz sorayım siz de peki vaktimiz az kaldı belki ama. Karpıntırın defisi şizofreni tanımına uygun vakalarımız. Var mı? Olmaz mı? Yani yıllarca olduk daha doğrusu. Hatta daha daha karikatürize edildiğinde şizofreni medyada sanat. Sanat ortamlarında başka yerlerde filan aslında bir nefisit formdur, çok tipik ve daha karikatürize sunuman bir de o çok daha gürültülü, sonradan paranı şizofreni adını almış olan. O. Tablodur. Aslında ararsan. Buradan da şizofren iyi konuşmaya şiddetle ihtiyaç var ve oraya doğru gidiyoruz, çekiliyoruz gibi hissediyoruz.
Biz şey yapmadık mı? Şizofreni konuşuyoruz diye herhangi bir lafa başla başlamadık mı? Çok başladık, çok vazgeçtik. Vazgeçmedik yani konu geldi, yeri geldi çok bahsettik ama hiç başından sonuna öne arkası şizofreni konuşmadık ama içinde konuşuyoruz. Peki aynı şeyi otizmi için sorayım, yani hadi otizm konuşuyoruz diye bir şey yaptık. Mı yaptık? Tık güzel güzel de konuştuk ama tabii sen sana yetmediği için daha çok. Biraz daha yapmak istiyorum. Evet yaparız, unuttuk. Bu arada sen söz vermiştin. Bir paralar bozuklukla.
Onu da konuşuruz. Ayrı bir bölüm yapacağız diye şimdi. Sen mankeni. Para bozukluk yapmamız olmaz. Ayrı bir freejilik bölümü yapalım. Cem hoca onda bana onu. Çok isterim abi yani bir saat 01:01 saat frejeni bölümü yaparak. Hepinizi canını çok sıkabilirim. Böyle bir tehditle de devam edeyim. Biz bazı izoşum canımızın sıkılmasını. Bu arada ben ilk başta söyleyebilir miyim vaktimi? Var mı? Tabi bu. Tahsinin şeyle ilgili vernik ile ilgili söylediği kısım, o kendilerin böyle çok sevdiğim bir makalesini de böyle.
Resmen bir şey tiyatroda tiratlar olur ya onun gibi konuşuyor isterseniz o cümlelerin direkt söyleyebilirim şöyle söylüyor. Tanıt sistemimiz büyük ölçüde bazı özel tarihsel olaylara bağlıdır diyor. Krepelin tam da istediği gibi vuntun laboratuvarda kalsaydı ve psikiyatri kariyerini hiç devam etmeseydi ne olurdu ya 20. Yüzyılın başında almam psikiyatristinde önemli bir yer edinmek için krepel ile tek gerçek rakip olan vernik'e 1.905 yılında bir bisiklet kazaında ölmeseydi. Ya speed zer psikanalizi gerçekten sevseydi ve psikiyatrik nozolojiye hiç bulaşmasaydı bulaşma kelimesini kullanıyor.
Bu olaylardan herhangi biri gerçekleşmiş olsaydı DSM 5 veya ıcd onun şu anda olduklarından anlamlı bir şekilde farklı olacağı makul bir şekilde tartışılabilir diyor kentler. Ek. Konuşuyoruz ya freud? Nöroloji de kalsaydı meynald'la beraber çalışıyor olsaydı, nükleos bazen sprid'den bahsediyor olur muydu diye. Aynen bir de bir şey daha söyleyeceğim. Hem bu bizim konuştuğumuz beyin ve psikiyatrik rahatsızlık ilişkisinin belki 19. Yüzyılla ilgili Tahsin çok zengin bir içerik sağladı ama günümüzün üzerindeki etkisinde de yani günümüz üzerindeki etkisiyle ilgili de aslında Viyana çevresi filozoflarının işte bu karnabatın etkisi çok büyük.
Tam onu diyecektim. Viyana okulundan söz etmeden olmaz. Yani o salı Viyana okulu saçmalığını. Söylemeden olmaz. Hatta. Karnım şöyle bir şeyi var, psikolojinin her bir tümcesi fiziksel bir dilde ortaya konabilir. Ya da psikiyatristler için ya da psikologlar için konmalıdır gibi bir düsturu var aslında günümüzdeki. Hakim paradigma da biraz buna doğru ilerde. Biz bütün her şeyimizi fiziksel bir şekilde ifade edebileceğiz şeklinde. Ama bu tomas'un kitabında biz cem hoca'yla yazmakta olduğumuz makalede de aslında bundan böyle kısaca tartışma olarak bahsettik.
Ama şöyle diyor, Thomas fox, bu ekoloji of the brain de. Şu anki psikiyatrik paradigma asla. Işbirliğinde bulunmayacak 2 şeyi 2 felsefe akımı bir araya getiriyor. Öznel idealizmle katı materyalizmi, öznel, idealizmi, öznel, idealizmi, psikiyatrin neresinde dış? Dünyanın bir temsilini zihnimizde oluşturduğumuz kısmı idealizm dimi idealist bir bakış yani dış dünyayı olduğu gibi değil de biz dış dünyayı zihnimizi, temsiller oluşturarak algılarız. Bu hala bilişsel bilimlerde ifade. Edilen bir bakış.
Bir bu var ama bir taraftan da bu bütün subjektif, objektif bütün yaşantıların hepsinde materyal olan beyne indirgeyeceğiz beklentisi var. Iıı fox böyle biçimsiz bir işbirliği var diyor. Psikiyatride idealizmle materyalizmin işbirliğine dayanan biçimsiz bir işbirliği var ama eninde sonunda umudumuz da o öznel idealizmi tabi yok etmek. O işbirliği dediği şey zannediyorum. Aslında ikisinin birbiriyle uyumlandırılabileceği yolundaki bir Hüsnü kuruntuyu psikiyatrinin meşruiyetini sürdürmek adına.
Kabul ediyor olması. Evet. Yani bu olabilir gibi bir üstü kuruntu var. Sanki psikiyatri de o da tıp içindeki meşruiyetini sürdürmek. Ama öznel yaşantıyı anlamaktan da vazgeçmemek sevdasından. Başka bir şansımız yok sevda dediğin şey? Öznel yaşantıyı konmuşluğumuz sürece temsilleri konuş temsillerden bahsetmek zorundayız. Yani platformun mağaraları. Oraya kadar geliyoruz. Yarın bir temsilini çiziyor olmak zorundayız ama bu. Her şey fiziğe indirgeyeğimiz ideolojimizi değil. Ya da ideolojimize ters ters.
Kop ter ama. Ters ama aynı zamanda sebebi o zaten yani o olduğu için onu yapmak istiyoruz. Yani bu kadar öznelliğin içindeyiz. Başka bir şansınız yok çünkü uzaktan mesele ama olay beyinde geçiyor ve anlamak istiyoruz. Ne olup bittiğini ve fiziki açıklamalar ha orası iş butunking, bütün bunların hepsinin fizikle açıklanabileceği. Meselesi biraz. Infamtilom nim potansiyelle ama kendimizi 10'a çıkart kaptırmazsak. Başka bir şansımız. Yok ki. Biz sonunculuk artık. Yani neredeyse gülerek bakıyoruz, öyle değil.
Mi gülebiliyoruz, hiç değilse evet yani mesleğe başladığımızda yapamıyorduk da şimdi gülüyoruz. Bu yine hep democa ile yazacağımız makaleden bahsediyorum ki cem hoca'ya gönderdim okusun diye burada. Bütün. Başladım yani üstüne düzelttim. Ben bile koydum. Görmedin mi? A yok görmedim. Bütün. Türkiye'de her rezil olsun. Bak çok fena düzelttir çok. Evet, şimdi orada belki görmüşsünüzdür. Bu bir şöyle bir paragraf var, başladığımız işte psikiyatrik rahatsızlıkların beyin bozuklukları olduğu varsayımı, yani bu rahatsızlıklarda beyne nedensel bir öncelik verilmesi bir olgu ya da fed meselesi olmaktan ziyade bir inanç meselesidir.
Diye başladığımız bir cümle var ve devamında şunu söylüyoruz, beynin tüm psikiyatrik rahatsızlıklara dahil olmaz implika olması beynin özel bir nedensel statiğe sahip olduğu anlamına gelmez belki. Beyinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğimiz ama nasıl vazgeçmeyeceğimiz kısmı belki de burada. O oraya bir sadece kelimesine eklemek gerekiyor. Sadece beyin evet diye o cümleyi yoksa tabii ki. Karaciğerle uğraşıyor. Kalbim çok tabii ki beyin ama sadece beyinde olup bitiyor ve sadece oraya bakarsa her şeyi anlayabiliriz.
Meselesine herhalde daha çok kurgu yapmak gerekiyor. Yani böyle olmadığına? Bir nedensel olarak tabii hani beynin yaşantıdan etkilenen yapısını da göz önünde bulundurmak durumundayız. Yani bir şey beyindeki değişikliğin sonucu mu yoksa bu değişiklik beyni belli bir duruma mı? Tabii ki dimi. Neden nedenselliğin yönüyle ilgili evet önü en sevdiğim laflarından biri olay beyni de geçiyor. Yani hem yukarıdan aşağı hem aşağıdan yukarı. Dimi öyle yani sonuçta. Sadece beyin değil, trommbositlerimizde ruhsal durumumuzdan etkileniyor.
Kaçınılmaz olarak. Sinan özür beyin zamanında dalga geçer gibi söylediği dalak hastalığından mı söz ediyoruz şizofreni derken. Evet yani aslında şizofreninin bütün vücuda yayılmış bir haftalık olduğunu kabul edelim. Evet, beyin kısmıyla ayrıca enterisi olmaya devam edelim. Hemen hemen bugün okuduğum bir şey söyleyeyim. Buna örnek olarak biraz gevezelik olacak ama şizofreniyle projeni risk skorlarının korelasyonuna bakılan bir çalışmada. Beden kütle indeksinin daha önce bizim yaptığımız bir çalışmada da var.
Bağımsız olarak ilaç kullanımından vesaire bağımsız olarak genetik bileşenlerinin hem lokuslar bakımından hem varyant küçük varyantlar bakımından ortaklık gösterdiği var. Yani bizim daha önce yaptığımız bir çalışmada da şu çıkmıştı, tip 2 diyabete olan yatkınlık şizofreni de ilaç kullanımından bağımsız olarak zaten mevcuttur. Yani şizofreni bir sadece beyinle ilgili bir rahatsızlık olarak değil, sistemik bir. Rahatsızlığın bir tezahürü olarak düşünmek bir arkadaş bir. Sonraki bölümü şey yapalım mı?
Enine boynuz, konuşma. Bulunur kaç? Şey. Bir teklifimle bitiremeyiz de. Klasik kitaplarda şey geçiyor ya hocam hani şizofreni de ilaç kullanımı olmadan da bazı tarif sendromların riski normal popülasyona göre daha yüksek. Elbette maddeler risklerinin bu normal popülasyona göre ya da şizofren olmayan popülasyona daha yüksek. Tabii ki yani prediktif veridi açısından öngörül öngörü geçerli açısından da bunu çok konuşurduk yani. Şizofreni dışındaki rahatsızlık gardi, antipsikotik kullandığınızda ortaya çıkaracağınız.
Hareket bozukluklarıyla şizofreninde çıkacağınız hareket bozukluklarına aynı olmayabiliyor gibi. Neyse. Konuşalım mesela. Provun tip 2 dediği şizofreni veya negatif semptomların ağırlıklı olduğu şizofreniyle perde diskinizin ortaya çıkma olasılığı, silik nörolojik belirtilerin olduğu şizofrenilerde tardir diskinizin ortaya çıkma olasılığının çok daha yüksek olduğu bunlar. Yüksek. Genetik yatkınlıkların ortaklığıyla ve örtüşmesiyle bağlantılı şeyler. Evet. Şimdi fazla bilgiye boğmuş olduk. Artık burada duralım ama bir şizofreni bölümü yapmaya başlayalım isterseniz.
Olur bu keyifli sohbetin sonuna geldik bu. Haftalık bizden bu kadar bu haftayı bitirmeden önce yine bir ressam ve resim hakkında bilgi vereceğim. Ressam aslında daha önceki bölümlerden tanıyorsunuz. Reno mgrd kendisinin. Human condition isimli eserini aslında ben bugün sunmak istiyorum. 1.933 yılında yapılmış bir ııı tablo aslında tablonun birden fazla şeyi var versiyonu var. Ben 1.933 yılında yapılan ve şu an national national galleryov farkta washington'da sergilenen tabloyu size sunmak istiyorum.
Bu tabloyla ilgili ilginç olan şey bence. Rana agretin genel olarak eserlerinde hani sürialist bir yaklaşım var ama. Insan algısıyla ilgili bu bölümde konuşmuştuk algının nasıl değişebileceği ile ilgili. Magret bize aslında çok şey sunuyor diye düşünüyorum ben. Bu tabloda bunlardan biri. Eee bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Gelecek hafta tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean