Nöropsikanaliz Ne İşe Yarar?
Bu podcast bölümünde konuğumuz Prof. Dr. Hakan Atalay ile nöropsikanaliz hakkındaki sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Herkesin merhaba digence gül bahçesi vaat etmiyor spot kesinin yeni bölümünden sesleniyoruz. Ben doktor tahsil spot kesi bölümünde benimle beraber profesör, doktor timşiner, profesör doktor cemlak Başoğlu, doktor ibrahim beyle ve konuk olarak da profesör doktor Hakan Atalay bizlerle beraber geçen haftan ölüp iskanalisinin olduğunu konuşmuştuk. Bu hafta sohbetimize devam edeceğiz. Ben sözü çok uzatmadan ekip arkadaşlarımı bırakayım. Peki hocam bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize gelecek? Hatta.
Yani ben nörobilim nöro psikaninizi kullanarak mesela narsist insanları anlayabilir miyim hocam? Bakın yani genel bir cevap verebilirim şöyle. Eee insanın en önemli özelliklerinden biri aslında keşif merak duygusu değil mi? Tanksef'in temel duygularından biri caking arayış keşif merak aslında bu şeye denk gelen ters gelen bir şey fristone'un. Serbest enerji ilkesinde biraz ters gelen bir şey çünkü. Nuri ekonomiye de ters. Şaşırdım ama tabi gerekiyor. Şaşırmaman için de oturup kalman gerekiyor diye eleştiriler de var tabi ki yani işte dark room problemi diyorlar buna.
Yani bir loş bir mağaraya gidelim iş bu yaranın olmadığı orada oturalım hiç şaşırmayız. Hiç şaşırmayınca da daha uzun yaşarız diyenler var. O da diyor ki öyle değil. Her evrimsel yapının insan da dahil hayatta kalmak için geliştirdiği yöntemler var. Insan için yaşadığı çevreye algılama biçimi keşfe dayalı. Nitekim bunun sonuçlarını görüyoruz. Yani dünya yığı biz öğrenmek için. Aslında bilmek için keşfediyoruz. Bu şaşırmamızı azaltan bir şey aslında bir yandan da paradoksal gibi görünse de diyalektik bir şey daha az şaşırmak için daha çok şey öğrenmeye çalışıyoruz.
Daha çok merak ediyorlar, daha çok merak ettikçe aslında daha az şaşırıyoruz gibi görünse de daha çok şaşırıyoruz. Daha çok merak ediyoruz. Bizim trajedilerimizden biri bu. Dolayısıyla neye yarar? Sorusuna ezeli sorulara bir yanıtı var. Merak duygumuzu azaltmaya yani bu kardeşin ne arıyoruz biz burada sonrasında yanıt bulmaya çalışıyoruz ikinci. Bunu lisede de soruyorduk, yani fizik, matematik falan çok üstünde durduğumuz şeyler değildi. Üniversiteye geldiğimde ben fizik okumaya başladım. Yani nedir bu kuantum bilmem ne diye yani bir yerde karşımıza çıkar, öyle söyleyeyim merak ediyorsanız hayatınızın bir alanında bu bilgilerle sorularla karşılaşırsınız.
Sizin söylediğinizle paralel olarak hocam bu gus'da şeyi felsefenin kökeni hayrettir diye söylüyor ve bu hayreti tetikleyen ya da güdüleyen şey de işte atina'nın bir şehir devleti olması dolayısıyla sürekli farklı farklı kültürlerden insanlar geldiği için her seferinde böyle bir şaşırmamak ve hem karşıdakini sorgulama. Üstüne dönüp refleksif olarak kendini de sorgulama Haluk. Çünkü yabancıyla karşılaştığımızda kendimizi de sorguluyoruz. Belki spekülatif bir şey ne kadar gerçek bilmiyorum ama felsefenin şeyi kandırma.
Ibrahim, neden? Çünkü felsefeyi en iyi çocuklar yapar diyorlar ya neden? Çünkü çocuk merak eder. Soru sorar yani biz çok bildiğimizi sandığımız şey bu kapı niye böyle? Diye sorar. Biz hiç düşünmemişizdir ya da ya bu bunu niye böyle içiyoruz? Diye sorar. Felsefe oradan çıkıyor, çocuğuna merakından çıkıyor. Yani biz ya niye sormuyoruz? Çünkü büyüyoruz, büyüdükçe sorumuz azalıyor aslında. Soru sormasına engel ediyoruz ve bilir gibi davranması aynen sebep oluyoruz. Büyüyünce de öyleyiz ya bilinç biliyoruz.
Biz mesela değil. Bilinç nedir ki ya bilinç bilinçimiz işte deyip geçiyoruz. Halbuki acayip bir şey var orada yani derya deniz yani.
Bu şaka yolu sorduğun soruyla çok iyi bi açıklama yapılmış oldu. Peki bunlar gerçek hayatta ne işimde sorusuyla. Zaten bir gayet bilerek ve. Başarıtıcı bir sana. Evet, kışkırtmak için. Iyi yaptı hep. E zaten hani seni şaşırtamıyorsam ölmüşüm demektir. Ya şaşırtmamız gerekiyor birbirimizi de özcük.
Varo psikolojisle ilgili indirgemeci olduğuyla bir eleştiriler de var dimi hocam. Tabii ki çünkü nörobilim'e indirgemeye çalışıyor. Demin söylediğimi eleştirilerin bir kısmı oradan çıkıyor aslında. Yani burada geniş bir anlatı, bir anlam dünyası var. Siz o anlam dünyasını işte sinir bağlantılarına, beyin işlevlerine, indirgemeye çalışıyoruz ve anlamlı bir şey değil çünkü. Ressam örneğin o yüzden var dimi yani işte bir resmin neden yapıldığı boyası falan bizi çok ilgilendirmiyor. Biz resme bakıyoruz diyorlar.
Oysa çok ilginç bir şey mesela o resme bakarken bile estetik duygusunun bedenden çıktığına dair bir yazı okumuştum. O kadar güzeldi ki yani o interesection yani beden organlarının çalışma biçimi, kalbin bağırsakların bilmem neyin? Çalışma biçimi bizim estetik duygumuzda oluşturuyor. Aaa. Bu psikanalitik açıklamayı daha doğrusu ııı estetikle sinir bilimi birleştiren. Zeki demir değil aynen. Zeki semir. Yazıyordu bu konuda. Ama bedenle bağlantılı bir şey söylemiyordu. Yanılmıyorsam yani senin yaptığın açıklamadan daha.
Kestirme bir şeydi, estetiğin neler karşılığı budur filan gibi bir açıklamaydı. Yanlış hatırlamıyorsam.
Yanılıyor da olabilirim, gerekirse sonra düzeltmez başka bir bölümde. Dün bakıma şu geldi, hocam bu ııı aristoteles'in tamın sens kavramını sensus komünist diyor. O daha çok orada ki bilgi bileşenlerden birisi telaffuz tamamen yanlış olabilir, coinerist diye bir şey koyin. Aistis estetikteki köken de aynı şekilde o ayestez aynını dünyayla bedensel ilişkim demek o. Iıı yani bedenimin dünyadan etkilenmesi efectionı ve. Dünyada yapıp etmeleri o yüzden estetik kelime kökeni olarak da muhtemelen etkilerini duyumsamak.
Gibi bir şey. Tabi para istediğim sonra oradan. Geliyor bilmiyorum ama. Konu konuyu açıyor yani şopan aure bu konuda söyledikleri kampta da kampta çok iyi bilmiyorum ama kanta karşı çıkarken söylediği bir şey benim çok ilgimi çekmişti kamptı ya yani kendinde şey var biz onu anlayamayız falan diyor ya şapen ağır bedeni örnek veriyor diyor ki aslında böyle diyor söylüyorsunuz ama beden hem kendinde şeydir hem bizim anlayabileceğimiz bir şeydir. Dolayısıyla kendinde şey biz beden yoluyla anlayabiliriz diyor ki, felsefede herhalde estetik üzerine düşünen kişilerden biri zaten dünyayı biz estetik yoluyla ancak anlayabiliriz diyen birisi.
Dolayısıyla hepsi birbiriyle bir yerde kesişiyor. Aslında estetik dediğimiz şey gerçekten bedenden ve nörobilimden ve tabi ki psikolojiden çok ayrı bir şey değil. Ve matematikten. Ve matematikten. Çünkü bütün o. Hani fıraktal. Örnekler ne bileyim işte altın oranlar, vesaireler hepsi sonuçta dönüp dolaşıp aynı yere bağlanabilir, düşünülürse. O yüzden merak duygusu aslında kesilmiyor çünkü mesela bunu bilmek mesela doğanın bir matematiği olsun bilmek insana çok heyecanlandıran bir şey. Yani bir formül kuruyorsun ve bu formül bir canlıda tekrar ediyor mesela ve bunu keşfediyorsunuz işte onu galakside görüyorsunuz ya da ne bileyim.
Yaprakta görüyorsunuz ya da ne bileyim Leonardo da görüyorsunuz. Acayip bir şey değil mi? Dünyanın böyle ortak bir takım şeylere sahip olması. Zaten başka türlüsünü düşünmek tuhaf olmaz mıydı? Bir yandan da düşününce yani değil mi? Bir bütünün parçasıysak eğer. Yani insanın deminler siz ne anlayabilir miyiz? Diyordu. Ibrahim, hakikaten insanın kibiri ve hani onun Eşref i mahlukat vesaire gibi lüzumsuz yüceltilip belki de yapay yanlış anlaşılan.
Bakış açısıyla bakılınca insanı doğadan da kendinden de her şeyden koparttan bir bakışa doğru itiyor. O zaman bizi o zaman da bunları hayret ediliyor işte nasıl oluyor diye. O zaman narsizmi anlayabiliriz aslında diğer bilimde. En azından kibiri anlarız. Güraymışlar. Ondan sonra sorayım mı? Sarıktım. Bence. Lütfen şimdi ııı psikanalist tabii sosyal bir beşeri bilimlere de çok dahil olmuş bir alan. Dolayısıyla içinde fazla ve normatif kavramlar da içeriyor. Yani mesela kibirde söylenebilir, adalet de denebilir.
Yani toplumsal yaşamda sorun çıkarabilecek norm dışı kavramları da içeriyor bunun. Nörolojik yansımaları ya da. Nörolojik alt tabakalarını bulmak yöntemsel olarak bana böyle biraz sorunlu gibi geliyor. Yani bu doğada var olan bir şey değil ki. Ben bunu icat ettim. Bunun nörolojik korelatlarını niye arıyorum? Bunu dinle ilgili nörolojik çalışmalara da belki onlarla ilgili de düşünebiliriz ya da adalet vesaire ile ilgili ama kafam karışık kesin şeyi değilim. Bu konuda böyle bir kanaate varmış değilim ama sanki nöropsikanalizde böyle bir sorun ortaya çıkmaz mı?
Şöyle ya, freud aslında öyle bir dille konuşmuyor. Bildiğim kadarıyla yani kibir, adalet gibi böyle soyut kavramlarla çok uğraşmıyor aslında freud daha temel şeyler aslında onun hareket insan harekete geçiren şey freud'la daha temel şeyler. Dolayısıyla yerini bilen biri freud aslında. Ama tabi nörobilim'in bu gelişmesiyle birlikte işte nörofesetik nöro etik bir sürü saymaya başladık. Ya her şeyi beyinle açıklamaya çalışan gerçekten kibirli bir. Çabanın olduğunu da görüyorum. Fakat doğa ve insan doğa ve kültür diye ayırdığımızda aslında anlaşılmayı güçleştiren de bir şey yapmış oluyoruz.
Yani doğada bu yok dediğinde hemen benim şeylerim soru işaretlerim şey oluyor çünkü doğada yok dediğinizde bizde varsa doğada da var. Yani biz ikinci bir doğa oluşturuyoruz. Onun üstüne düşünmek lazım. Evet yani kendi üstüne düşünen bir canlı olarak doğadadan bir farklılık oluşturmuşuz. Fakat doğa ne kadar bizim içimizde ve biz hani ne kadar geri dönebiliriz? Hatta bence sormamız gereken sorulardan biri de bu. Çünkü bu gidişle zaten doğanın bir parçası olmaktan çıkacağız. Bence bunun nöropsikanalizi ilişkisi yok ama.
Bunları düşünebilirsek yani Erdoğan ile ilişkimizi yeniden kurabilirsek umut olabileceğini düşünüyorum. O yüzden böyle büyük kavramlarla değil, ben yine pro gibi daha temel şeylerle çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Takdir bunlardan biri. Aslında kibir demeyeyim ama yani bir sistemin bir başka sistem tarafından. Desteklenmesi mesela. Çok şey bir şey mesela narsizmi açıklamak deyince hemen kafamda uyanan bir şey ya bir çocuğu, beynini varlığını var oluşunu değil mi? Bir şeyle desteklediğinde onun beyni farklı bir şekilde gelişiyor.
Dolayısıyla bir kültürü biz doğa haline de getiriyoruz. Neoklastiklik bir şekilde o. Nereye doğru gideceğini bilmiyoruz. O yüzden ne olup ne bittiğini anlama çabası da bence biraz buradan da geliyor. Yani nereye gidiyoruz? Aslında sadece nereden geldik değil. Galiba hep açıklama yerine anlama sözcüğünü kullansak biraz daha kolay olacak işler. Aslında nöro olan hiçbir şeyin bir şeyi açıklama iddiasında olmadığını ancak anlayabilme iddiasında olacağını savunsak öyle başlasak. Belki hem daha kolay olacak.
Hem de daha kolay bütünleştiricez ııı bütün bunları.
Narsizmi anlamak deyince söyle. Buyur ben sizi söyleyin. Yani narsizmi kullanmak için narsistlik kişilik bozukluğunu anlamak gibi bir şey yerine narsistlik ihtiyaçları anlamak diye düşünürsek zaten aynalanma ve görülme gibi. Çok. Onları. Yani temel ihtiyaçları ve karşılanmadığı zaman narsistik sorunlar dediğimiz sorunları ortaya çıkaran kişilik bozukluğu bakış açısından yani gün günlük günde kullandığımız günümüzdeki kişilik bozukluk kavramından biraz daha farklı bir soruna yol açan ihtiyaçlar nörobilime çok yaklaştırılabilecek şeyler esasında.
Tabii. Çalışılabilir hale getirmek. Lazım itiraz etmezdi. Pardon ne dedin kaçırdın. Çalışabilir hale, o kavramları çalışılabilir hale getirmek lazım. Söylediğim gibi daha indirgemecilik o kadar da kötü bir şey değil ya hani o bir yapıyı narsistik kişilik bozukluğunu parçalayıp narsizme doğru indiğinizde daha anlaşılabilir hale gelebilir. Hatta gerekli bir şey. Evet zaten indirgeme hep yani siz zaten biliyorsunuzdur da söylemeden geçemeyeceğim. Indirgemecilik deyince hep olumsuz bir şeyden söz ediyoruz ama bilim dediğimiz şey zaten redix ederek ilerlemiyor mu yani?
Cilik kötü değilceğim de indirgeyerek bakmak ve indirgemeci bir bakış açısıyla kategorize ediyor olmak kötü bir şey. Olmak oraya saplanmakta, tekrar geri dönmem. Indirgemek de bir çalışma biçimi. Işimiz o zaten biyolojiden kimyaya, kimyadan fiziğe falan. O yüzden diyalektik bir şey şart. Yani indirgarken sentezlemeyi de becermek lazım. Işte türlü istiyorum. Evet, doğaya ters zaten. Oradan kuantum adı kadar gideceğiz yani yay yağ yerine hem hem meselesine. Geri dönüp son. Zamanlar 9 ama ilginç şeylerden biri de o.
Yani elektronların bilinci ne dair çok ilginç bir makale yokmuştum. Geçen birkaç yıl önce anlattığımda çok acayip şeyler var gerçekten. Yani bir elektron konumunu ve yörüngesinden biliyor sorusuyla başlayan.
Aynen. Burada küçük bir müzik molası vericez bugünkü müzik parçası olarak yoğunes bond'ten airon'da jest ring esin parçayı dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Müzik arasından sonra tekrar beraberiz, devam ediyoruz.
Indirgemele ilgili gemi şeyi söylüyor. Yani işte psikiyatri de özellikle böyle bir unsura dair ne kadar çok farklı farklı alanlardan bilgi sahibi olursak o kadar iyidir. Ne kadar çok dahil olan bileşene sahip olursak o kadar iyidir gibi bir anlayış var. Hep böyle olmak zorunda değil ve bu hep doğru değil işte helikopter florrie. Işte gastrit ya da ülserin sebebi olarak gayette güzel bir indirgeme. Yani daha önce stres. Sizin sebep olduğu bir şey olarak düşünülüyordu. Ama işte. Buradaki mesele şu.
Ibrahim özür dilerim kestim. Işe birden değil mi? Evet konakter bulunduğundan beri de kimse öbür tarafı düşünmez hale galiba işin o zamana gelip tarafı unutuldu. Yahut işte otonom sinirsizlik. O donanım, sinir. Devre dışı kaldı filan. Yani ne? Yapama parlıyorum da mesela otonom sinir sisteminin pek de bir işlevi. Vardıysa bile yani düşünmek zor. Birincil değildi. Birincil değildi sifilistin sebebi. Evet. Burada o söylemenin iftira tefrit mi diye hocam. Evet. Değil mi? Evet, ben bitirsin ama sözünü bitirmedik.
Galiba hastanesi şeyi söyleyecektim. Bu kavra bizim doğayla hakikaten iç içe olduğumuz normatif kavramların doğadan zaten bir şekilde Neşet ettiği, bununla ilgili bakteri örneği vardır, işte bir bakteri için şeker iyidir. Yani, yani onu insana şey yaparsak uyarlarsak sürekli 10'a çıkart yöneliyor işte zehir kötüdür ama iyi ve kötü aslında normatif kavramlar baktığımızda bakteri de böyle kavramlar yok ama doğada gayet var ya da mesela bir toplulukta yiyecek az o topluluk, kendi yiyeceğin eşit bölünebilmesi için oburluk kötü bir özelliktir gibi bir şey çıkarabilir ve dolayısıyla aslında yine doğanın yönetmiş olduğu normatif bir kavramdan söz ediyoruz.
O yüzden lastik. Kişilik bozukluğu ve narsizm yani bir normatif bir kavramı çalışabilir, bir dile çevirmek herhalde. Benim az önce sorduğum sorunun cevabı gibi. Olmuştu. Evet, evet, çünkü söylediklerinin hepsi aslında. Bana sorarsan salt normatif değiller yani? Ben her şeyin zaten duygularım bile o temel artı ve eksiye dayandığımı düşünüyorum yani. Iyi ve kötü doğada var olan bir şey, bir canlı için iyi ya bir bakterinin, örneğin kendi için iyi bir ortama yaklaşması, zehirli bir ortamdan uzaklaşması bence bir bilinç gerektiren bir şey ve oradan başlıyor her şey.
Sonra bu neoron nar sisteme dönüşüyor biliyorsun yani. Bakteriler çünkü bir araya geldiklerinde bir grup olarak davranmayı beceriyorlar. Yani çok ücretlik biraz öyle bir şey ortaya çıkıyor zaten. Yani bunları öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Hworum sensin diye bir şey var duymuşsundur. Yani belli bir sayıya ulaştıklarında bakteriler ortak hareket ediyorlar. Nasıl yapıyorlar bunu bir madde salgılıyorlar işte nöro transmitterlerin, bilmem nelerin hepsinin temeli aslında bu doğada var olan bir şey ve biz bunun üzerine ekleyerek karmaşıklaştırarak modüler hale getirerek.
Toplumsallaştırarak kültürü ekleyerek bir yere gelmişiz ama o temelleri sanki hiç unutmamamız gerekiyor. Yani unutmamak derken onların.
He onları unutursak ne olur unutmazsak ne olur da söylemek gerekiyor ya? Unutulmayız araştırma yaparken ve bakarken anlamında mı söylüyorsun? Hem öyle hem anlamak için de yani o nereden geliyor? Nöron dediğimiz şey birdenbire ortaya çıkmıyor. Aslında tamamen tek hücrelerin bu ortaklaşmasından birbirleriyle iletişim kurma çabasından geliyor. Aralarında bağ kurdukça gangonlar, ganglionlar birbiriyle ilişki kurdukça beyin ortaya çıkıyor yani. Dolayısıyla temeli gerçekten bedenin organizmanın hayatta kalmasını sağlamak, kültürün eklenmiş olması.
Şeyi değiştirmiyor, o temel yapıyı değiştirmiyor. Yani biz hep üstten bakıyoruz ya yani kovid tip işlevler falan diye çok ilginçtir. Soğuk. O yüzden çok güzel bir makalesi var, karşısı it diye. Hı yani virüslü olan aslında indir. Diyor, neden evet onu o konuşmasında da vurgulamıştı özellikle. Çünkü her şey orada belirleniyor. Evet, gerçekten bilinçli olan öldür demişti. Niye bakışıyoruz böyle? Önceki söz bırakmadı adam ne diyeyim? Ben ibrahim'den bekliyorum. Belki konektıtomları konuşurduk. Ya da türkiye'de davet edip onunla konuşuyorum.
Iyi olur bence. Çok meşgul ediyordun? Bir zaman bullu yağı turist belki sorarım. Toparlayalım mı? O zaman ben soruların hepsinin. Cevabını aldım ya. Yarın nasip teşekkür ederim, çok tatlı. Imkanımız var. Zaten çok gerçekten. Yeni okuyacak bir. Tür şey de çıktı mı? Kalkacağız bilmiyorum. Yani. Johnwork şeyini İptal ederek? Yok Gamze ile. Konuştum, anlıyorum. Ne oldum. Tamam sinema şeylerine. Gitmeyin hocam belki daha çok zaman yaratır diğer ara evlerde. Gitmeyelim diyorum yani. Yok yok. Sinema ve ender eğitimi.
Sinemacılara ders anlatma ve kendi eğitiminden. Vazgeçti. Vazgeçti evet. Tükendim çünkü. Bu sene. Cem'e şey yapmaya çalışıyoruz da biraz rehabilite etmeye çalışıyoruz onu öyle. Görünüyor. Hakan teşekkür ederiz ya? Seninle daha çok konuşsak konuşuruz. Yani öyle psikolojis konuşmamız şart diye bugün öyle konuşacağız diye kalktık ama konuşacak milyon tane konu vardı hastane. Valla ben de sizinle. Olmaktan yani böyle bir ekip gerçekten bulunmaz bir şey. Cem var sen varsın ibrahim var. Tahsin bey'e yeni tanıdım, acayip bir ekip olmuş.
Teşekkür ederiz. Çünkü gençler sağ. Olsunlar elimizden tuttular. Doğru Tahsin. Olmasaydı bugünkü program da olmayacaktı. Okuma da başlamayacaktı. Ibrahim olmasaydı bu sorular sorgulayacaktı. Biz düşünmeyecektik ulan. Senin. Programlarda. Psikolog kitap eksik bu arada. Değil mi? Artık golpsi kanalizmi? Yani. Yok ya. Akbur değil yani parkor dediğiniz hani o yüzden anlamında diyorsanız değil. Yani hakikaten makul çerçevedeki yani bu gayet konuşulabilir ama işte onu. Konuşacak esneklikte psikolojis yok ki ortada ya var mı?
Hakan sen söyle bilmiyorum ben. Yani. Vardır, tabii ki bulunabilir. Eğer isterseniz şey yapalım ben düşünsene. Karşılandı. Düşün? Tamam. Yani. Ben de düşünüyorum, taşınıyorum böyle bunları rahatça konuşacağımız. Analiz. Okulunda aslında çok istanbul psikiyatrist okulu. Bu kendi erkekler heveslendiğimde baktım. Yani. Iıı. Formasyonda olan analistler de var. Iıı eğitici. Analistler de var aralarında bana göre çok. Dili anlaşılabilir olan ve ııı sorulara açık kişiler çıkar ya çok sevdiğim. Insanlar da var, kişi olarak da var filan da.
Ama hani bu ondan bağımsız olarak az evvel konuştuğumuz bağlamda daha esnek bir şey konuşulabilir miyim? Yani içeriden. Dışarıya dışarıdan içeriye bakabilecek birisi filan gibi. Zaman Hakan. Tekrar teşekkür ederiz, ben teşekkür ederim. Teşekkür ederiz. Görüşürüz tekrar. Umarım. Görmek her zaman. Güzel. Çok teşekkürler. Viçeka. Bu keyifli. Sohbet için Hakan hoca'ya teşekkür ederiz. Bu bölümün sonunda yeni bir ressam ve ressam hakkında bahsetmek istiyorum. Bugünkü ressam olarak clocmore'den resim olarak da izlenim güneşin doğuşu isimli eserinden bahsedeceğim.
Öncelikle mona'den bahsedeyim kendisi 1.840 Paris doğumlu 5 yaşındayken ailesiyle beraber normal diye taşınıyor ve orada büyüyor. Babası bakkal ve aile mesleğini yapmasını istiyor. Aslında monenin. Annesi, şarkıcı, annesi de sanatçı olmasını istiyor. Annesinin dediğini yapıyor ve sanatçı oluyor. Bir gün, Paris. Ziyaret etmeye gittiğinde eee pek çok ressamlar aslında önceki ressamlar taklit ettiğini görüyor ve bu nedenle hayal kırıklığına uğruyor. Bu yüzden de bütün eşyalarını gereçlerini alarak dışarı çıkıp resim yönetmeyi tercih ediyor.
En yakın arkadaşlarından biri mani o açıdan da ilginç kendisi kendisinden sonra gelen bir çok ressamı etkiliyor. Aynı dönemde yaşadığı. Renaultam bazil bir sisli gibi bir sürü ismi de etkiliyor aslında. Empresyonuz mu yaratan kişilerden biri de eee moni bu tablosu aslında empresyonizm hakkına ismini veren de tablo yahu limanında gün doğarken bu tabloyu boya yapmış ışın ve atmosferin etkisini bu tabloda görmek mümkün. Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Haftaya tekrar görüş haftaya değil, ondan sonraki hafta pardon tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean