Nöropsikanaliz Ne İşe Yarar?
Bu podcast bölümünde konuğumuz Prof. Dr. Hakan Atalay ile nöropsikanaliz hakkındaki sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Herkesin merhaba digence gül bahçesi vaat etmiyor spot
kesinin yeni bölümünden sesleniyoruz.
Ben doktor tahsil spot kesi bölümünde benimle beraber
profesör, doktor timşiner, profesör doktor cemlak Başoğlu,
doktor ibrahim beyle ve konuk olarak da profesör doktor Hakan
Atalay bizlerle beraber geçen haftan ölüp iskanalisinin
olduğunu konuşmuştuk. Bu hafta sohbetimize devam
edeceğiz. Ben sözü çok uzatmadan ekip
arkadaşlarımı bırakayım. Peki hocam bu bilgiler gerçek
hayatta ne işimize gelecek? Hatta.
Yani ben nörobilim nöro psikaninizi kullanarak mesela
narsist insanları anlayabilir miyim hocam?
Bakın yani genel bir cevap verebilirim şöyle.
Eee insanın en önemli özelliklerinden biri aslında
keşif merak duygusu değil mi? Tanksef'in temel duygularından
biri caking arayış keşif merak aslında bu şeye denk gelen ters
gelen bir şey fristone'un. Serbest enerji ilkesinde biraz
ters gelen bir şey çünkü. Nuri ekonomiye de ters.
Şaşırdım ama tabi gerekiyor. Şaşırmaman için de oturup kalman
gerekiyor diye eleştiriler de var tabi ki yani işte dark room
problemi diyorlar buna. Yani bir loş bir mağaraya
gidelim iş bu yaranın olmadığı orada oturalım hiç şaşırmayız.
Hiç şaşırmayınca da daha uzun yaşarız diyenler var.
O da diyor ki öyle değil. Her evrimsel yapının insan da
dahil hayatta kalmak için geliştirdiği yöntemler var.
Insan için yaşadığı çevreye algılama biçimi keşfe dayalı.
Nitekim bunun sonuçlarını görüyoruz.
Yani dünya yığı biz öğrenmek için.
Aslında bilmek için keşfediyoruz.
Bu şaşırmamızı azaltan bir şey aslında bir yandan da paradoksal
gibi görünse de diyalektik bir şey daha az şaşırmak için daha
çok şey öğrenmeye çalışıyoruz. Daha çok merak ediyorlar, daha
çok merak ettikçe aslında daha az şaşırıyoruz gibi görünse de
daha çok şaşırıyoruz. Daha çok merak ediyoruz.
Bizim trajedilerimizden biri bu. Dolayısıyla neye yarar?
Sorusuna ezeli sorulara bir yanıtı var.
Merak duygumuzu azaltmaya yani bu kardeşin ne arıyoruz biz
burada sonrasında yanıt bulmaya çalışıyoruz ikinci.
Bunu lisede de soruyorduk, yani fizik, matematik falan çok
üstünde durduğumuz şeyler değildi.
Üniversiteye geldiğimde ben fizik okumaya başladım.
Yani nedir bu kuantum bilmem ne diye yani bir yerde karşımıza
çıkar, öyle söyleyeyim merak ediyorsanız hayatınızın bir
alanında bu bilgilerle sorularla karşılaşırsınız.
Sizin söylediğinizle paralel olarak hocam bu gus'da şeyi
felsefenin kökeni hayrettir diye söylüyor ve bu hayreti
tetikleyen ya da güdüleyen şey de işte atina'nın bir şehir
devleti olması dolayısıyla sürekli farklı farklı
kültürlerden insanlar geldiği için her seferinde böyle bir
şaşırmamak ve hem karşıdakini sorgulama.
Üstüne dönüp refleksif olarak kendini de sorgulama Haluk.
Çünkü yabancıyla karşılaştığımızda kendimizi de
sorguluyoruz. Belki spekülatif bir şey ne
kadar gerçek bilmiyorum ama felsefenin şeyi kandırma.
Ibrahim, neden? Çünkü felsefeyi en iyi çocuklar
yapar diyorlar ya neden? Çünkü çocuk merak eder.
Soru sorar yani biz çok bildiğimizi sandığımız şey bu
kapı niye böyle? Diye sorar.
Biz hiç düşünmemişizdir ya da ya bu bunu niye böyle içiyoruz?
Diye sorar. Felsefe oradan çıkıyor, çocuğuna
merakından çıkıyor. Yani biz ya niye sormuyoruz?
Çünkü büyüyoruz, büyüdükçe sorumuz azalıyor aslında.
Soru sormasına engel ediyoruz ve bilir gibi davranması aynen
sebep oluyoruz. Büyüyünce de öyleyiz ya bilinç
biliyoruz. Biz mesela değil.
Bilinç nedir ki ya bilinç bilinçimiz işte deyip geçiyoruz.
Halbuki acayip bir şey var orada yani derya deniz yani.
Bu şaka yolu sorduğun soruyla çok iyi bi açıklama yapılmış
oldu. Peki bunlar gerçek hayatta ne
işimde sorusuyla. Zaten bir gayet bilerek ve.
Başarıtıcı bir sana. Evet, kışkırtmak için.
Iyi yaptı hep. E zaten hani seni
şaşırtamıyorsam ölmüşüm demektir.
Ya şaşırtmamız gerekiyor birbirimizi de özcük.
Varo psikolojisle ilgili indirgemeci olduğuyla bir
eleştiriler de var dimi hocam. Tabii ki çünkü nörobilim'e
indirgemeye çalışıyor. Demin söylediğimi eleştirilerin
bir kısmı oradan çıkıyor aslında.
Yani burada geniş bir anlatı, bir anlam dünyası var.
Siz o anlam dünyasını işte sinir bağlantılarına, beyin
işlevlerine, indirgemeye çalışıyoruz ve anlamlı bir şey
değil çünkü. Ressam örneğin o yüzden var dimi
yani işte bir resmin neden yapıldığı boyası falan bizi çok
ilgilendirmiyor. Biz resme bakıyoruz diyorlar.
Oysa çok ilginç bir şey mesela o resme bakarken bile estetik
duygusunun bedenden çıktığına dair bir yazı okumuştum.
O kadar güzeldi ki yani o interesection yani beden
organlarının çalışma biçimi, kalbin bağırsakların bilmem
neyin? Çalışma biçimi bizim estetik
duygumuzda oluşturuyor. Aaa.
Bu psikanalitik açıklamayı daha doğrusu ııı estetikle sinir
bilimi birleştiren. Zeki demir değil aynen.
Zeki semir. Yazıyordu bu konuda.
Ama bedenle bağlantılı bir şey söylemiyordu.
Yanılmıyorsam yani senin yaptığın açıklamadan daha.
Kestirme bir şeydi, estetiğin neler karşılığı budur filan gibi
bir açıklamaydı. Yanlış hatırlamıyorsam.
Yanılıyor da olabilirim, gerekirse sonra düzeltmez başka
bir bölümde. Dün bakıma şu geldi, hocam bu
ııı aristoteles'in tamın sens kavramını sensus komünist diyor.
O daha çok orada ki bilgi bileşenlerden birisi telaffuz
tamamen yanlış olabilir, coinerist diye bir şey koyin.
Aistis estetikteki köken de aynı şekilde o ayestez aynını
dünyayla bedensel ilişkim demek o.
Iıı yani bedenimin dünyadan etkilenmesi efectionı ve.
Dünyada yapıp etmeleri o yüzden estetik kelime kökeni olarak da
muhtemelen etkilerini duyumsamak.
Gibi bir şey. Tabi para istediğim sonra
oradan. Geliyor bilmiyorum ama.
Konu konuyu açıyor yani şopan aure bu konuda söyledikleri
kampta da kampta çok iyi bilmiyorum ama kanta karşı
çıkarken söylediği bir şey benim çok ilgimi çekmişti kamptı ya
yani kendinde şey var biz onu anlayamayız falan diyor ya şapen
ağır bedeni örnek veriyor diyor ki aslında böyle diyor
söylüyorsunuz ama beden hem kendinde şeydir hem bizim
anlayabileceğimiz bir şeydir. Dolayısıyla kendinde şey biz
beden yoluyla anlayabiliriz diyor ki, felsefede herhalde
estetik üzerine düşünen kişilerden biri zaten dünyayı
biz estetik yoluyla ancak anlayabiliriz diyen birisi.
Dolayısıyla hepsi birbiriyle bir yerde kesişiyor.
Aslında estetik dediğimiz şey gerçekten bedenden ve
nörobilimden ve tabi ki psikolojiden çok ayrı bir şey
değil. Ve matematikten.
Ve matematikten. Çünkü bütün o.
Hani fıraktal. Örnekler ne bileyim işte altın
oranlar, vesaireler hepsi sonuçta dönüp dolaşıp aynı yere
bağlanabilir, düşünülürse. O yüzden merak duygusu aslında
kesilmiyor çünkü mesela bunu bilmek mesela doğanın bir
matematiği olsun bilmek insana çok heyecanlandıran bir şey.
Yani bir formül kuruyorsun ve bu formül bir canlıda tekrar ediyor
mesela ve bunu keşfediyorsunuz işte onu galakside görüyorsunuz
ya da ne bileyim. Yaprakta görüyorsunuz ya da ne
bileyim Leonardo da görüyorsunuz.
Acayip bir şey değil mi? Dünyanın böyle ortak bir takım
şeylere sahip olması. Zaten başka türlüsünü düşünmek
tuhaf olmaz mıydı? Bir yandan da düşününce yani
değil mi? Bir bütünün parçasıysak eğer.
Yani insanın deminler siz ne anlayabilir miyiz?
Diyordu. Ibrahim, hakikaten insanın
kibiri ve hani onun Eşref i mahlukat vesaire gibi lüzumsuz
yüceltilip belki de yapay yanlış anlaşılan.
Bakış açısıyla bakılınca insanı doğadan da kendinden de her
şeyden koparttan bir bakışa doğru itiyor.
O zaman bizi o zaman da bunları hayret ediliyor işte nasıl
oluyor diye. O zaman narsizmi anlayabiliriz
aslında diğer bilimde. En azından kibiri anlarız.
Güraymışlar. Ondan sonra sorayım mı?
Sarıktım. Bence.
Lütfen şimdi ııı psikanalist tabii sosyal bir beşeri
bilimlere de çok dahil olmuş bir alan.
Dolayısıyla içinde fazla ve normatif kavramlar da içeriyor.
Yani mesela kibirde söylenebilir, adalet de
denebilir. Yani toplumsal yaşamda sorun
çıkarabilecek norm dışı kavramları da içeriyor bunun.
Nörolojik yansımaları ya da. Nörolojik alt tabakalarını
bulmak yöntemsel olarak bana böyle biraz sorunlu gibi
geliyor. Yani bu doğada var olan bir şey
değil ki. Ben bunu icat ettim.
Bunun nörolojik korelatlarını niye arıyorum?
Bunu dinle ilgili nörolojik çalışmalara da belki onlarla
ilgili de düşünebiliriz ya da adalet vesaire ile ilgili ama
kafam karışık kesin şeyi değilim.
Bu konuda böyle bir kanaate varmış değilim ama sanki
nöropsikanalizde böyle bir sorun ortaya çıkmaz mı?
Şöyle ya, freud aslında öyle bir dille konuşmuyor.
Bildiğim kadarıyla yani kibir, adalet gibi böyle soyut
kavramlarla çok uğraşmıyor aslında freud daha temel şeyler
aslında onun hareket insan harekete geçiren şey freud'la
daha temel şeyler. Dolayısıyla yerini bilen biri
freud aslında. Ama tabi nörobilim'in bu
gelişmesiyle birlikte işte nörofesetik nöro etik bir sürü
saymaya başladık. Ya her şeyi beyinle açıklamaya
çalışan gerçekten kibirli bir. Çabanın olduğunu da görüyorum.
Fakat doğa ve insan doğa ve kültür diye ayırdığımızda
aslında anlaşılmayı güçleştiren de bir şey yapmış oluyoruz.
Yani doğada bu yok dediğinde hemen benim şeylerim soru
işaretlerim şey oluyor çünkü doğada yok dediğinizde bizde
varsa doğada da var. Yani biz ikinci bir doğa
oluşturuyoruz. Onun üstüne düşünmek lazım.
Evet yani kendi üstüne düşünen bir canlı olarak doğadadan bir
farklılık oluşturmuşuz. Fakat doğa ne kadar bizim
içimizde ve biz hani ne kadar geri dönebiliriz?
Hatta bence sormamız gereken sorulardan biri de bu.
Çünkü bu gidişle zaten doğanın bir parçası olmaktan çıkacağız.
Bence bunun nöropsikanalizi ilişkisi yok ama.
Bunları düşünebilirsek yani Erdoğan ile ilişkimizi yeniden
kurabilirsek umut olabileceğini düşünüyorum.
O yüzden böyle büyük kavramlarla değil, ben yine pro gibi daha
temel şeylerle çalışılması gerektiğini düşünüyorum.
Takdir bunlardan biri. Aslında kibir demeyeyim ama yani
bir sistemin bir başka sistem tarafından.
Desteklenmesi mesela. Çok şey bir şey mesela narsizmi
açıklamak deyince hemen kafamda uyanan bir şey ya bir çocuğu,
beynini varlığını var oluşunu değil mi?
Bir şeyle desteklediğinde onun beyni farklı bir şekilde
gelişiyor. Dolayısıyla bir kültürü biz doğa
haline de getiriyoruz. Neoklastiklik bir şekilde o.
Nereye doğru gideceğini bilmiyoruz.
O yüzden ne olup ne bittiğini anlama çabası da bence biraz
buradan da geliyor. Yani nereye gidiyoruz?
Aslında sadece nereden geldik değil.
Galiba hep açıklama yerine anlama sözcüğünü kullansak biraz
daha kolay olacak işler. Aslında nöro olan hiçbir şeyin
bir şeyi açıklama iddiasında olmadığını ancak anlayabilme
iddiasında olacağını savunsak öyle başlasak.
Belki hem daha kolay olacak. Hem de daha kolay
bütünleştiricez ııı bütün bunları.
Narsizmi anlamak deyince söyle. Buyur ben sizi söyleyin.
Yani narsizmi kullanmak için narsistlik kişilik bozukluğunu
anlamak gibi bir şey yerine narsistlik ihtiyaçları anlamak
diye düşünürsek zaten aynalanma ve görülme gibi.
Çok. Onları.
Yani temel ihtiyaçları ve karşılanmadığı zaman narsistik
sorunlar dediğimiz sorunları ortaya çıkaran kişilik bozukluğu
bakış açısından yani gün günlük günde kullandığımız günümüzdeki
kişilik bozukluk kavramından biraz daha farklı bir soruna yol
açan ihtiyaçlar nörobilime çok yaklaştırılabilecek şeyler
esasında. Tabii.
Çalışılabilir hale getirmek. Lazım itiraz etmezdi.
Pardon ne dedin kaçırdın. Çalışabilir hale, o kavramları
çalışılabilir hale getirmek lazım.
Söylediğim gibi daha indirgemecilik o kadar da kötü
bir şey değil ya hani o bir yapıyı narsistik kişilik
bozukluğunu parçalayıp narsizme doğru indiğinizde daha
anlaşılabilir hale gelebilir. Hatta gerekli bir şey.
Evet zaten indirgeme hep yani siz zaten biliyorsunuzdur da
söylemeden geçemeyeceğim. Indirgemecilik deyince hep
olumsuz bir şeyden söz ediyoruz ama bilim dediğimiz şey zaten
redix ederek ilerlemiyor mu yani?
Cilik kötü değilceğim de indirgeyerek bakmak ve
indirgemeci bir bakış açısıyla kategorize ediyor olmak kötü bir
şey. Olmak oraya saplanmakta, tekrar
geri dönmem. Indirgemek de bir çalışma
biçimi. Işimiz o zaten biyolojiden
kimyaya, kimyadan fiziğe falan. O yüzden diyalektik bir şey
şart. Yani indirgarken sentezlemeyi de
becermek lazım. Işte türlü istiyorum.
Evet, doğaya ters zaten. Oradan kuantum adı kadar
gideceğiz yani yay yağ yerine hem hem meselesine.
Geri dönüp son. Zamanlar 9 ama ilginç şeylerden
biri de o. Yani elektronların bilinci ne
dair çok ilginç bir makale yokmuştum.
Geçen birkaç yıl önce anlattığımda çok acayip şeyler
var gerçekten. Yani bir elektron konumunu ve
yörüngesinden biliyor sorusuyla başlayan.
Aynen. Burada küçük bir müzik molası
vericez bugünkü müzik parçası olarak yoğunes bond'ten airon'da
jest ring esin parçayı dinleyeceğiz.
Daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Müzik arasından sonra tekrar beraberiz, devam ediyoruz.
Indirgemele ilgili gemi şeyi söylüyor.
Yani işte psikiyatri de özellikle böyle bir unsura dair
ne kadar çok farklı farklı alanlardan bilgi sahibi olursak
o kadar iyidir. Ne kadar çok dahil olan bileşene
sahip olursak o kadar iyidir gibi bir anlayış var.
Hep böyle olmak zorunda değil ve bu hep doğru değil işte
helikopter florrie. Işte gastrit ya da ülserin
sebebi olarak gayette güzel bir indirgeme.
Yani daha önce stres. Sizin sebep olduğu bir şey
olarak düşünülüyordu. Ama işte.
Buradaki mesele şu. Ibrahim özür dilerim kestim.
Işe birden değil mi? Evet konakter bulunduğundan beri
de kimse öbür tarafı düşünmez hale galiba işin o zamana gelip
tarafı unutuldu. Yahut işte otonom sinirsizlik.
O donanım, sinir. Devre dışı kaldı filan.
Yani ne? Yapama parlıyorum da mesela
otonom sinir sisteminin pek de bir işlevi.
Vardıysa bile yani düşünmek zor. Birincil değildi.
Birincil değildi sifilistin sebebi.
Evet. Burada o söylemenin iftira
tefrit mi diye hocam. Evet.
Değil mi? Evet, ben bitirsin ama sözünü
bitirmedik. Galiba hastanesi şeyi
söyleyecektim. Bu kavra bizim doğayla hakikaten
iç içe olduğumuz normatif kavramların doğadan zaten bir
şekilde Neşet ettiği, bununla ilgili bakteri örneği vardır,
işte bir bakteri için şeker iyidir.
Yani, yani onu insana şey yaparsak uyarlarsak sürekli 10'a
çıkart yöneliyor işte zehir kötüdür ama iyi ve kötü aslında
normatif kavramlar baktığımızda bakteri de böyle kavramlar yok
ama doğada gayet var ya da mesela bir toplulukta yiyecek az
o topluluk, kendi yiyeceğin eşit bölünebilmesi için oburluk kötü
bir özelliktir gibi bir şey çıkarabilir ve dolayısıyla
aslında yine doğanın yönetmiş olduğu normatif bir kavramdan
söz ediyoruz. O yüzden lastik.
Kişilik bozukluğu ve narsizm yani bir normatif bir kavramı
çalışabilir, bir dile çevirmek herhalde.
Benim az önce sorduğum sorunun cevabı gibi.
Olmuştu. Evet, evet, çünkü
söylediklerinin hepsi aslında. Bana sorarsan salt normatif
değiller yani? Ben her şeyin zaten duygularım
bile o temel artı ve eksiye dayandığımı düşünüyorum yani.
Iyi ve kötü doğada var olan bir şey, bir canlı için iyi ya bir
bakterinin, örneğin kendi için iyi bir ortama yaklaşması,
zehirli bir ortamdan uzaklaşması bence bir bilinç gerektiren bir
şey ve oradan başlıyor her şey. Sonra bu neoron nar sisteme
dönüşüyor biliyorsun yani. Bakteriler çünkü bir araya
geldiklerinde bir grup olarak davranmayı beceriyorlar.
Yani çok ücretlik biraz öyle bir şey ortaya çıkıyor zaten.
Yani bunları öğrendiğimde çok şaşırmıştım.
Hworum sensin diye bir şey var duymuşsundur.
Yani belli bir sayıya ulaştıklarında bakteriler ortak
hareket ediyorlar. Nasıl yapıyorlar bunu bir madde
salgılıyorlar işte nöro transmitterlerin, bilmem nelerin
hepsinin temeli aslında bu doğada var olan bir şey ve biz
bunun üzerine ekleyerek karmaşıklaştırarak modüler hale
getirerek. Toplumsallaştırarak kültürü
ekleyerek bir yere gelmişiz ama o temelleri sanki hiç
unutmamamız gerekiyor. Yani unutmamak derken onların.
He onları unutursak ne olur unutmazsak ne olur da söylemek
gerekiyor ya? Unutulmayız araştırma yaparken
ve bakarken anlamında mı söylüyorsun?
Hem öyle hem anlamak için de yani o nereden geliyor?
Nöron dediğimiz şey birdenbire ortaya çıkmıyor.
Aslında tamamen tek hücrelerin bu ortaklaşmasından
birbirleriyle iletişim kurma çabasından geliyor.
Aralarında bağ kurdukça gangonlar, ganglionlar
birbiriyle ilişki kurdukça beyin ortaya çıkıyor yani.
Dolayısıyla temeli gerçekten bedenin organizmanın hayatta
kalmasını sağlamak, kültürün eklenmiş olması.
Şeyi değiştirmiyor, o temel yapıyı değiştirmiyor.
Yani biz hep üstten bakıyoruz ya yani kovid tip işlevler falan
diye çok ilginçtir. Soğuk.
O yüzden çok güzel bir makalesi var, karşısı it diye.
Hı yani virüslü olan aslında indir.
Diyor, neden evet onu o konuşmasında da vurgulamıştı
özellikle. Çünkü her şey orada
belirleniyor. Evet, gerçekten bilinçli olan
öldür demişti. Niye bakışıyoruz böyle?
Önceki söz bırakmadı adam ne diyeyim?
Ben ibrahim'den bekliyorum. Belki konektıtomları konuşurduk.
Ya da türkiye'de davet edip onunla konuşuyorum.
Iyi olur bence. Çok meşgul ediyordun?
Bir zaman bullu yağı turist belki sorarım.
Toparlayalım mı? O zaman ben soruların hepsinin.
Cevabını aldım ya. Yarın nasip teşekkür ederim, çok
tatlı. Imkanımız var.
Zaten çok gerçekten. Yeni okuyacak bir.
Tür şey de çıktı mı? Kalkacağız bilmiyorum.
Yani. Johnwork şeyini İptal ederek?
Yok Gamze ile. Konuştum, anlıyorum.
Ne oldum. Tamam sinema şeylerine.
Gitmeyin hocam belki daha çok zaman yaratır diğer ara evlerde.
Gitmeyelim diyorum yani. Yok yok.
Sinema ve ender eğitimi. Sinemacılara ders anlatma ve
kendi eğitiminden. Vazgeçti.
Vazgeçti evet. Tükendim çünkü.
Bu sene. Cem'e şey yapmaya çalışıyoruz da
biraz rehabilite etmeye çalışıyoruz onu öyle.
Görünüyor. Hakan teşekkür ederiz ya?
Seninle daha çok konuşsak konuşuruz.
Yani öyle psikolojis konuşmamız şart diye bugün öyle konuşacağız
diye kalktık ama konuşacak milyon tane konu vardı hastane.
Valla ben de sizinle. Olmaktan yani böyle bir ekip
gerçekten bulunmaz bir şey. Cem var sen varsın ibrahim var.
Tahsin bey'e yeni tanıdım, acayip bir ekip olmuş.
Teşekkür ederiz. Çünkü gençler sağ.
Olsunlar elimizden tuttular. Doğru Tahsin.
Olmasaydı bugünkü program da olmayacaktı.
Okuma da başlamayacaktı. Ibrahim olmasaydı bu sorular
sorgulayacaktı. Biz düşünmeyecektik ulan.
Senin. Programlarda.
Psikolog kitap eksik bu arada. Değil mi?
Artık golpsi kanalizmi? Yani.
Yok ya. Akbur değil yani parkor
dediğiniz hani o yüzden anlamında diyorsanız değil.
Yani hakikaten makul çerçevedeki yani bu gayet konuşulabilir ama
işte onu. Konuşacak esneklikte psikolojis
yok ki ortada ya var mı? Hakan sen söyle bilmiyorum ben.
Yani. Vardır, tabii ki bulunabilir.
Eğer isterseniz şey yapalım ben düşünsene.
Karşılandı. Düşün?
Tamam. Yani.
Ben de düşünüyorum, taşınıyorum böyle bunları rahatça
konuşacağımız. Analiz.
Okulunda aslında çok istanbul psikiyatrist okulu.
Bu kendi erkekler heveslendiğimde baktım.
Yani. Iıı.
Formasyonda olan analistler de var.
Iıı eğitici. Analistler de var aralarında
bana göre çok. Dili anlaşılabilir olan ve ııı
sorulara açık kişiler çıkar ya çok sevdiğim.
Insanlar da var, kişi olarak da var filan da.
Ama hani bu ondan bağımsız olarak az evvel konuştuğumuz
bağlamda daha esnek bir şey konuşulabilir miyim?
Yani içeriden. Dışarıya dışarıdan içeriye
bakabilecek birisi filan gibi. Zaman Hakan.
Tekrar teşekkür ederiz, ben teşekkür ederim.
Teşekkür ederiz. Görüşürüz tekrar.
Umarım. Görmek her zaman.
Güzel. Çok teşekkürler.
Viçeka. Bu keyifli.
Sohbet için Hakan hoca'ya teşekkür ederiz.
Bu bölümün sonunda yeni bir ressam ve ressam hakkında
bahsetmek istiyorum. Bugünkü ressam olarak
clocmore'den resim olarak da izlenim güneşin doğuşu isimli
eserinden bahsedeceğim. Öncelikle mona'den bahsedeyim
kendisi 1.840 Paris doğumlu 5 yaşındayken ailesiyle beraber
normal diye taşınıyor ve orada büyüyor.
Babası bakkal ve aile mesleğini yapmasını istiyor.
Aslında monenin. Annesi, şarkıcı, annesi de
sanatçı olmasını istiyor. Annesinin dediğini yapıyor ve
sanatçı oluyor. Bir gün, Paris.
Ziyaret etmeye gittiğinde eee pek çok ressamlar aslında önceki
ressamlar taklit ettiğini görüyor ve bu nedenle hayal
kırıklığına uğruyor. Bu yüzden de bütün eşyalarını
gereçlerini alarak dışarı çıkıp resim yönetmeyi tercih ediyor.
En yakın arkadaşlarından biri mani o açıdan da ilginç kendisi
kendisinden sonra gelen bir çok ressamı etkiliyor.
Aynı dönemde yaşadığı. Renaultam bazil bir sisli gibi
bir sürü ismi de etkiliyor aslında.
Empresyonuz mu yaratan kişilerden biri de eee moni bu
tablosu aslında empresyonizm hakkına ismini veren de tablo
yahu limanında gün doğarken bu tabloyu boya yapmış ışın ve
atmosferin etkisini bu tabloda görmek mümkün.
Bizi dinlediğiniz için teşekkürler.
Haftaya tekrar görüş haftaya değil, ondan sonraki hafta
pardon tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean