Narsisizm (Ⅱ): Neoliberal Düzenin Histerisi
Bu bölümde Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi ile Narsisizm hakkındaki sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Diken su bir bahçesi ifade etmiyoruz.
Podcast'in yerine bölümden merhaba, ben doktor tasen rollas
bu podcast bölümünde benimle beraber profesör, doktor, cemaat
Başoğlu, profesör doktor timuçin ural ve doktor ibrahim elek var
ve bugün konuk olarak da geçen bölümden kaldığı, kaldığımız
sohbete devam edebilmek için doktor ayşe devrim baş derisi
bizlerle beraber. Eee, geçtiğimiz haftanın
açısından bahsetmiştik. Bu hafta yine aynı konuya devam
edeceğiz. Ben sözü cem hoca'yı bırakayım,
o başlasın daha sonrasına sohbete devam edelim.
Modernizmle de ilgili olarak bir 10'a çıkart yönelik bir artistim
eleştirisi. Çünkü modernizmin iddiasında da
her şeyi bilme ve hakim olma gibi bir çaba var ya. 3 tettim
dedim düz diyelim daha doğru öyle bir büyüklenmecilik
modernizme böyle bir şey hasretmek benim her zaman hoşuma
gidiyor. Ister bana kızan ister kızmayın
ama yani böyle bir şey de aklıma geliyor bilmiyorum ne dersin?
Çok böyle düşünüyorum. Yani o belki aslında yani
modernlikle acaba farklı şekillerini mi görüyoruz?
Yani gılgamıştan falan böyle o ölümsüzlüğün çözümünü arayan
yerden beri sanki hani bu devam ediyor?
Ama işte gılgamış da ve diğerlerinde gördüğün sanki çok
daha bireysel ve kişinin hikayesi olabilecek şeyler.
Gibiyken trafik da gördüğün şey zannediyorum.
O zamanın kültürel iklimini yansıtan ve toplumsal narsizlik
kim? Kim konuyu oraya getirmeye
çalışıyorum, zannetmeyin. Yani sonra gelebilirsin belki
ama. Sanki onu yansıtan bir şey gibi.
Yani orada bir fark var gibi görüyorum ben.
Başka yazarlar da aklıma geliyor da neyse sen devam etçiliğin.
Bende o zaman rousseau'nun narsistiyle devam edebilirim?
Yine çok severek okudum. Ben Fatma ve Koray tütüncüğünün
bu russoy üzerine yazdıklarını orada şöyle bir şey söylüyor.
Iıı aslında şey belki şunu ekleyebilirim, şimdi bizim
aslında psikiyatrik şeye dair bildiğimiz en eski şeylerden
birisi. Yani mit olarak böyle psikiyatri
şeyde yer alan ilk mitlerden birisine narkizos yani
insanların belki tüm zamanlar boyunca narkozun peşinde bir
şekilde. Şey diyor ki, Fatma ve Koray
tütüncü diyor ki, narkisos'un modernliğin mühim anlatılarına
konu olsun. En önemli nedeni modernliğin
boğuşmak zorunda kaldığı bencillik kendine aşırı
düşkünlük. Ben merkezcilik etrafında
dönmesidir. Yani özel ve kamusal alanda
özgürlükle sorumluluk duyguları arasında bir denge kurmak
zorunda olan ancak öz çıkarların tarihte belki hiç olmadığı kadar
yoğun biçimde ifade edilmesinin meşru hale geldiği bir zamandı.
Trajik bir öz seviy meselesine odaklanan nargis hepimize
tanıdık diyorlar ve şey diyorlar.
Hani hem sıklıklar arasındaki gidip gelir, hakikat ve
sahtilik, birlik ve parçalanmışlık, içerilme ve
dışarılma. Yani bence bu 3.
Yani hem bizim ruh sağlığımızın hem de tabii ki hani o toplumsal
ruh sağlığınızın içinde de çok önemli yerlerde duruyor.
Yani neler gerçek neler sahte? Evet yani narstik kişilik
bozukluğu dediğimiz şey değil aslında anlamak için çok önemli.
Komponentler sanıyorum narsistim olgusunu boyut olarak anlamak
içindi herhalde değil mi? Evet, evet, kesinlikle var
olduğunu düşünüyorum ve şimdi bu nedenle yani bu dünyanın yeni
halinde mesela hani göçmenler, mülteciler mtastinin eminim hani
orada farklı deneyimleri vardır ama hani almanya'da bir türk
olmak nasıl bir şey, hani ne kadar içeride, ne kadar
dışarıda, hani bu son yıllardaki epiğim müzik çalışmalarda benim
gördüğüm şey. Mesela siyahlarda, işte göç
edenlerde, işte ezilmiş olanlarda.
Narsistik kişilik bozukluğunun daha çok görüldüğüne dair
çalışmalar var. Yani tabii burada biz şey
diyebiliriz, iyi koşullarda doğup büyümeyenlerde falan.
Hani böyle hayatın sevgiyle şefkatle bakarak
büyütmediklerini falan? Diyebiliriz ama tüm toplumun
dışına atılmanın hani bir o içeriye dahil edilmemenin hani
böyle bütünün bir parçası gibi değil de hani o aylık su ve
dışarıda bırakılmanın falan insan ruhu üzerine ne kadar
yaralayıcı etkileri olduğunu. Hani sonuçta nerjisin diyeceğim.
Tamam biz bir yaradan söz ediyoruz aslında.
Yani hani onun için hani 10 yol bilmem ne falan çok acımasız
geliyor bana. Yani biz oldukça yaralı
insanlardan söz ediyoruz. Yani özenle sevgiyle.
Hani ihtiyaçları karşılanarak büyümediğimiz zaman bu şey
oluyor ama dünya zalimleştiği için her birimizin böyle büyüme
koşullarına sahip olma olasılığı da parti geliyor.
Almanya'ya kadar gitmene de gerek yok herhalde.
Türkiye'nin son 25 yılına bakınca da bir.
Bir şeyler söylenebilir herhalde bu konuda.
Yine aklıma şey geldi, vendy brown var.
Ben kitaplarını takip etmeye çalışıyorum.
Çok hani parlak bir sosyal bilimci ama bence çok bize dair
şeyler de söylüyor. O amerika'ya dair bir şey
söylüyordu. Bir kitabında şey diyordu işte.
Her ülkenin ortasındaki işte dünyayı gezen işte böyle dal
gibi eğitimli falan insanlarla hani onların dışındakiler
arasındaki büyük çatışmadan söz ediyordu.
Hani ve o iyi. Olanakları iyi şeylere sahip
kentlere kentlerin de aslında o ötekini küçümseyerek var
olduğunu söylüyorduk. O öteki küçümsenenlerin de
hıncayla onlara nasıl saldırdığından söz ediyordu.
Hani biz şimdi aslında böyle onların toplumda nasıl
dolaştığına baktığımız zaman hani bu?
Sınıfların gerçekten artık neredeyse kast sistemi gibi
sınıflar olmaya başlıyor. Bütün dünyada sınıflar
arasındaki geçişsellik sanırım azalıyor, daha beton gibi.
Hani zenginlerin çocukları, zengin fakirlerin çocukları da
çok daha fakir olmaya mahkum gibi artık eğitim, adalet işte
sağlık kimsenin hakkı olmak değil ve onun için herkes kendi
yerine sıkışıp da kalıyor ve bu sıkışıp kalma için de ötekine
duyulan hınçta. Çok artıyor.
Hüseyin'le çok yaygın başka bir şey aslında ha sete galiba
geliyordu orada. Evet.
Hocam ben bu arada bir şey sorabilirim.
Yani victoria'nın dönemi freud döneminin belli türden bir
patolojiyi ürettiği söylenir. Belki histeri diyebiliriz.
Bu konuştuklarımızdan. Yani bu çağından ne diyelim?
Neoliberal düzenleyelim, narsistik bireyler yada
narsistik patolojiler ürettiğini.
Söyleyebiliriz. Herhalde ilk başta
söylediğinizden o yüzden belki narsizmi kavrayışımız biraz daha
genişletilmeli ya da farklı şeyler eklenmeli diyoruz.
Evet yani o cinsel ahlak ve yani bu aşırı ahlaki davranışların
insan ruhunu nasıl baskıya alarak daha nevrotik düzlemde
şey olduğunu söyleyebiliriz. Ama şimdi de hani korkarım ki
hani biz hani o bireyselliğin getirdiği başka fotojileri de.
Görmeye devam edeceğiz gibi geliyor bana yani narsistim
bunların bir parçası ama hani bu anlamsızlık borçlu hisleri duygu
durum bozuklukları hani belki işte bilmiyorum.
Otizm spektrumlar sizin hani cem abi neler söylersiniz?
Timuçin abi yani tüm onlar da herhalde bir değişikliği.
Uğruyor yani görülme sıklıkları bilmiyorum.
Tanınma sıklıklarımı diyeceğiz falan ama hani eğer biz şey gibi
geliyor. Yani bu kadar insansız insanları
büyütmeye denersek herhalde gerçekten böyle black
mirror'daki falan geliyor. Hani fabrikasyon ve pek de duygu
üretemeyen kendinden başka bir şeyleri de pek meşgule olmayan
insanlar yetiştiriyor. Olabiliriz gibi geliyor.
Ben önce timuçin buyur ben? Bir şey demeyeceğim.
Black mirror sadece olan'ın karikatürize bir ifadesi
diyecektim. Sen söyle.
Peki önce şu şunu söyleyeyim, şimdi ibrahim'in sorusu üzerine,
mesela freud zamanı için söylediğin şey freud zamanında
narsistim narsistizimden söz ediliyor olabilmesi için.
Bugün çok ağır narsistlik, kişilik bozukluğu
diyebileceğimiz ve freud'un aslında Leonardo metniyle
perversiyonla birleştirerek çok ağır bir psikopatoloji olarak
anlatabileceği bir kişilik organizasyonun mevcut olması
gerekiyordu. Bugün öyle bir şey yok.
Yani bugün bir narsistlik kişilik organizasyonundan söz
etmek için bu kadar ağır bir kişilik patolojisine ihtiyaç
duyulmuyor diye anlıyorum. Çünkü normların içerisinde zaten
tescilciliktir, şudur budur o zamanlar hiç.
Sağlıklı ya da normal sayılamayacak şeyler var.
Öyle değil mi? Yani Leonardo ııı metni
okuduğunuz zaman çok ciddi bir psikopatolojiyle
karşılaşıyorsunuz. Yani bu da bize tabii tanımların
kültüre bağlı olarak ne kadar değiştiğini gösteriyor.
Ama yine de o zamanda da mesela teşhircilik bazı sınıfların
hakkı ama bazı sınıfların asla hakkı değil diye bakılamaz mı?
Yani tamam da kaslar var ama belki bu kadar keskin değil ve
bu kadar yaygın değil. Güzel dedin bilmiyorum.
Yani bu şeyin insanlar arasındaki ekonomik eşitsizliğin
en çok arttığı zaman nereden birisinde yetiş yaşıyoruz,
herhalde, dünyadan parçası zamanlarda hani birikim bu kadar
az insanın elinde olabiliyor. Daha doğrusu eşitmiş hissinin
yapay hissinin çok yaratıldığı bir yerden buraya geri döndük.
Muhtemelen bunun yarattığı. Fark ya da kırılma çok büyük
işin kötüsü. Teknolojik ve bütün dünyanın
birbirinden haberdar olduğu bir döneme de rastladığı için.
Kuşkusuz orta çağda, amerika'da yaşayanlarla, asya'da veya
avrupa'da yaşayanlar birbirinden bu kadar haberdar değildi.
Bir yandan da hani bu kadar haberdarlığın içinde de bu kadar
habersiz olduğumuz bir şeyden de.
Size diyoruz, yani bu kent içi yoksulluğun çok artışıyla
birlikte hani şöyle şeyler duyuyorum ya da şahit oluyorum.
Hani şehrin oldukça işte daha varlıklı.
Mahallelerinde yaşayan işte mesela ı yaşlı insanlar ama
kendi emekli maaşlarıyla hani kendi faturalarını şeylerini çok
zor ödeyerek oldukça zor. Yani ilaçların 100 yüze işte
faturalar falan bittikten sonra oldukça zorluk koşullarda.
Yani yoksulluk sınırının altında beslenerek hayatlarını
sürdürmeye çalışan insanlardan söz edebiliyoruz ve onlarca işte
tam da belki buradaki bu onur gurur.
O zamana kadar gelen pek çok şey eşliğinde hani bu.
Durumlarını saklayarak hani oldukça lüks apartmanın içinde.
Hani böyle 6 aydır hiç et yememiş insanlarla birlikte
yaşabiliyoruz ve bu oldukça da görünüm nasıl kılınıyor yani tam
da burada hani aslında o teşhirci olan şeyi neyi görünür,
neyi görünmez kıldığını, heplerini sergilendiğini,
kimlerin neyi sergilediğini, neyi sergileye, neyin
sergilenmediği bir. Nede susuldu, bence çok da
önemli gibi. Yani tüm burnu Ersin kültürünün
belki hani bir uzantısı da şöyle bir şeymiş gibi geliyor bana.
Yani mesela yoksul olmak çok ayıp bir şey.
Hani çok utanılacak bir şey. Yani hiç kimse ne kadar yoksul
olduğunu sergilemiyor elbette. Ve onun için de böyle çok
burnumuzun tipinde insanların nasıl yaşadığını da gözden
kaçırabiliyoruz ve elbette bir empati yok sunduğu ya da işte
böyle ve bu mesela yoksulluğun ya da yoksunluğun insanların
davranışları, sonra onların başına geldiğini söyleyen bir
dil. Yani trump'tan çok alışığız ama
dünyada Trump gibi şu anda bir yön lider.
Hani insanların yoksulluğunu kendi suçları olduğunu.
Söylüyor ve kitleler de 10'a çıkart inanmayı tercih
ediyorlar. Kendileri yoksul olsa bile bir
de işin. Zorlu yanı.
Çünkü hani üniversitemin belki yeri düzeydik.
Çok daha yıkıcı, narsizmin yaptığı şeylerden birisi
düşünceyi durdurmak, düşünceyi dondurmak yani artık düşünemez
hale gelmek. Ve bunun için de belki siz min
kültürünün ya da işte bu bireyselciliğin bencilliğinin bu
kadar yükseldiği bir zamanda yaşamak pek çok insani değeri.
Yitirilmesi anlamına geliyor. Yani sadece aydınlanmanın
eşitlik, özgürlük, adalet falan gibi kavramlarının değil, çok
daha temelde. Birbirimizin yüzüne baktığımız
zaman hani normalde bir insan ötekine bir şey.
Hani hemen burada bir el uzatır, bir arada dayanışır bir şey
yapar ama onların yok olduğu bir zamana doğru gidiyoruz.
Çünkü hani teşhir edilen gösterilen şey.
Hep gösterilmek istenen şey ve o gösterilmek istenmeyen durumlar
da yokmuş gibi farz edilebiliyor.
Neyin yok sayıldığı da belki yani bunlar sizin içinde belki
bizim düşünmemiz gereken bu iklim içinde bizim düşünmemiz
gereken hani neyin gösterildiği, neyin gösterilmediği, neyin
konuşulduğu, neyin konuşulmadığı.
Hani hep böyle daha kısır düşünceyi donduran ve slogan var
şeylerle işte mac Amerika gratea gain gibi bir şey diyerek
insanları büyülemek mümkün. Ama sonuçta pandemi geçti ve bir
yani insan aç amerika'da da aç. Yani ne avrupa'da da aç.
Yani açlık hiç olmadığı kadar büyüyor dünyada.
Tabii ki zaten amerika'yı diğer ülkelerle yer değiştir.
Bütün ülkeler için söylenebilecek bir şey buradan
tabii yani bireyseller çok toplumsal bir psikopat, yani
psikodin de sosyopatolojik bir duruma doğru giden bir çizgiden
söz ediyorsun. Şu şöyle söyleyeyim, o zaman
hani öteki çok önemliydi ya bizim için.
El alem ne derle büyüdük bir. Birkaç nesil ya da yüzlerce
nesil bilmiyorum. Sonra bir anda buradan başka bir
yere, yani ötekinin hem de hiç olmadığı.
Ben sadece ötekini mi düşündüğünün önemli olduğu gibi
keskin yani niye selfie var? Çünkü öteki ne derin çok
önemsiyoruz ama niye başkası yokmuş gibi yaşıyoruz.
Çünkü öteki hiç umurumuzda değil.
Bir yere doğru geldik. Narsistim dileması çok zor.
Kendi ihtiyaçları da karşılamak için ötekine ihtiyacı var.
Yani ötekini kendi narsistik ihtiyaçlarını karşılamak için
kullandığı birer aracı gibi. Ama ötekinin dertleri yani o
empati yoksunluğu dediğimiz şey hani ötekinin dertleri hiç de
umurunda değil kimse. Yani öteki ne derdi var ne derdi
yok. Aynı muhteşem bütünün parçası
olabiliriz biz yani hep bir arada aynı muhteşem bütünün
parçası olabiliriz. Yani tüm dünyada milliyetçilik
şeyleri ne kadar çok artıyor. Hani daha kendini ötekilerden
daha üstün, muhteşem bir milletten ırutan bulmaya.
Başlıyor ve ötekinin ne olduğu da ya hiç umrumuzda değil ya da
ötekini insan dışılaştırarak. Yani işte, sonuçta nasıl oldu bu
gazi dünyanın ortasında ya da. Işte hala oluyor.
Yani Bosna nasıl oldu yani tam avrupa'nın ortasında neler neler
oldu ya da işte her yerde hani kendi ülkenizde hani tüm bunlar
su oldu. Nasıl oldu ya cevaplardan biri
korku olabilir mi? Şöyle yani çıplak kalmak.
Iıı ve hukukun dışına atılıyor olmanın ııı yaratacağı korku.
Tam da burada belki yine empatinin ve yıkılcılıktan söz
ediyoruz. Yani ötekine ne yaptığı kimse
numununda değil ya da ötekinin ne olduğu kimsenin umrunda
değil. Yani öteki o kadar
düşmanlaştırılıyor ve o kadar insan dışı bir yere yapıyor ki.
Yani işte tam makine gibi insanlar etkisiz hale
getiriyorlar, işte insanların ölüleri değil deleşleri oluyor.
Yani ölü bedenler. Cenazelerine aşlar hani leş
diye. Isimlendiriliyor.
Yani bildiğimiz bütün bu insanlık şeylerinin altüst
olduğu başka bir söyleme insanlar inanabiliyorlar yani.
Tam söyle ayşeciğim pardon. Yani o kötücül narsistlik
liderli toplumun kurduğu bağ da yani o düşünme intisinin donması
artık düşünememe ve böylece hani kendi etik duruşumuzu dünya
üzerindeki etik duruşumuzu. İptal etmeyle sonuçlanan bir
şeye dönüşüyor yani bu. Çok tehdit yerlerdeyiz gibi
geliyor insanlık. Hani bir kez daha muhtemelen
yine çok yakın göreceğiz bu aralar diye hepimiz korkuyoruz
herhalde ilk. Bağlamında özür dilerim.
Ya tam şeyi soracaktım. Ayşe'den duyduğum bir terimi
yani bu ülkeler, toplumlar, yönetimler bazında böyle ama
kişilerin kendi küçük çevrelerinde de böyle.
Sen fragtay faşizmden bahsetmiştin değil mi
kavramalarak? Bu bunun bu olduğunu mu
söylüyorsun ve biraz açar mısın? Hıhı hıhı fıraktar faşizm 2.000
onlu yılların başında kullanılmaya başlayan bir şey.
Sosyal bilimciler şey yapıyorlar ve tıpkı.
Bireylerin de bir kar tanesi nasıl en küçük birimi en büyük
birimi. Taklit ediyorsa insan
ilişkilerinde de o en baştakilerin tutumunun her yere
yayıldığından söz ediyorlar. Ve bence çok etkileyici.
Hani orijinal metinde bir kadının ismini şimdi
hatırlayamadım ama. Yani o şu an metin'de şöyle bir
şey diyor, yani bu hani bu hani ötekini domine itme ötekinin her
şeyine karar vermiyor. Hani kendi haklılığını savunma
öyle bir yere yaralıyor ki, akşam yemeği
sofralarındanwhatsapp gruplarına işte der derneklerden, mesleki
derneklerden, işte kentin herhangi bir alanındaki
insanların topluluk olarak bir araya geldiği her yerde.
Biz aynı şeyi tekrar yaşıyoruz. Yani o kötücür, narsistlik,
liderler. Hani birden aile babaları da
aynı şey hani isteğim sözümün dışına çıkmayacaksın.
Benim istediğimi yapacaksın. Benim istediğim bu saatte
çıkacaksın, gireceksin. Işte.
Biat ve itaatin esas olduğu bir şeyden bahsediyorum.
Bir de bir de vatandaşın galiba sadece biyolojik bir kişi olarak
algılandı ve özgür irademlesinin.
Yoksa şimdi? Çıplak yani öldürülmesi
istenmeyen ama. Kurban edilme mertebesine de.
Izin verilmeyen. Üstelik de bunlar hastalıklı
tırnak içinde, yani patolojik anlamda bir kişilik
bozukluğudur. Psikiyatrist denilip nereye
gelip demediği insanlar grubudan bahsediyoruz.
Akla film geliyor, sonra finterest.
Onun officeles reader okuyucu da çok benzer bir şeydi.
Doğru, evet. Yani o yani tabii ki arenti
amadan yapamayız. Hani tabi ki freud'a da ammadan
yapamayız. Yani o küçük şeylerin narsiz mi
de biliyoruz hani? Ve hani sıradan insanların
kötülerine kadar kolayca ve vicdanlarını koruyarak da.
Içinde bulunabildiklerini biliyoruz.
Sıradan insanların ama tam da o zaman interest'teki yani çok
bence çok inanılmaz bir filmdi. Yani o duygusal soğukluk,
donukluk. Hani onlar sizin biraz daha
ilerleyince aslında bir yandan da hani o soğukluk, donukluk,
kısırlık hani düşünemez hali. Her şey benim olsun istediği
için hani çok çok takdir. Ayşe şeye de bir gönderme
yapılabilir. Oradan zannediyorum.
Onlar sistik savunmalarla psikoz arasındaki ilişkinin böyle bir
süreklilik içerisinde olduğuna, çünkü orada bir dis sosyaldan
söz ediyoruz. Düpedüz değil mi?
Timuçin sen de öyle düşünür. Müsün yani ver tam tam da 10'a
çıkart itiraz ediyordun. Vicdanlarını koruyarak kısmına.
Anları koruyarak demek doğru olmaz.
Kurumuyorlar da vicdanlarının yani şey yapmamış, intik kaldığı
zedelenmemiş, kaldığını zannettiğimiz bir sürü istedim.
Oradan bahsediyoruz değil mi? Yani sonuçta cinayet işleyen bir
psikotik hastanın eğer varsa. O sırada vicdanlığın ne kadar
korunup korunmadığını konuşmamıza benziyor.
Neredeyse çünkü aslında bir yarılmadan, bir ayrışmadan bir
evet başkalar çıkmadan bahsediyoruz.
Dutger spriting. Öyle brolerin söylediğiyle de
şifalton ya da lisesyon. Ya da final yani asıl olarak
belki burada hani vicdanı koruyan şey hani kişinin hani o
ötekinin hani zaten çok korkunç, çok kötü, çok kötü şeyler yapmış
falan ve şimdilerde şey deniyor ya işte bu çocuk tacizcilerini
öldürelim. Şunu şöyle yapalım falan gibi
ama yani kişi hani o ötekine bütün kötülüğü üstüne
projekteydim. Hani bütün kötülük işte ondadır
gibi davranıp kendi iyi. Çalışıyor ve bunun için de hani
onun da kendisi gibi bir insan olduğunu iyisiyle kötüsüyle bir
insan olduğunu yok sayarak inkar ederek bilmezden gelerek devam
ediyor. Yaptıkları şeyin doğru olmaya
şöyle değil, tabi de bir şeyden belki delik deşik bir süpergodan
da bahsediyoruz ya da içselleştirilmemiş olanından da
belki bahsediyoruz yeterince. Dolayısıyla da oradaki yarılma.
Aslında belki. Cem'in belki haklı olarak
müdahale ettiği gibi psikotik bir.
Düzeyden ya da durumdan söz etmemizi gerektiriyor.
Psikoz deyince dar anlamıyla. El sanrıların olduğu bir
yaşantıyı kastetmiyorum tabii elbette ama.
Çok dar bir tanım zaten. Evet ama dünyada kendisinin en
mükemmel olduğunu ve başkalarının kendisinin kendisi
için var olduğunu düşünen bir narsistik yapılanmanın psikotik
olmadığını iddia edebilir miyiz? Yani.
Şizofreniyle olan boyutsal ııı bağlamından hani bir katkı
yapayım diye söz aldım. Ben yine bluerlerin ııı bir
şeyinden kavramından bahsedeyim. Şeyden eee transitlibess diye
bir kavram var. Hani transitm diye çevrilebilir
herhâlde ingilizce. Kavramından bahsedeceğim.
Eee o kavram aslında eee hastanın yani psikotik hastanın
ben sağlıklıyım. Dünyadakiler hasta gibi bir şeye
düşünceye kapılmasını kapsıyor. Narsistim dedi aslında benzer
hani ego sentirip olarak kendisini sağlıklı olduğunu,
diğer insanların sorunlu olduğunu düşünebiliyor.
Hani o açıdan da boyutsal olarak benziyor, onu söyleyecektim ben.
Bence tam burdan belki elektronumun hapis narsist
tanımını geçebiliriz. Hani o da bence çok önemli bir
katkı olduğunu düşünüyorum. Tabi hani sonra da epeyce de
evriliyor. Yani aslında simmele adorno.
Hani pek çok kişi bize buna benzer şeyler söylüyorlar ve
temelde 3 özelliği olduğunu söylüyor.
Ilki her daim haklılar. Yani her her şeye hakları var ve
her durumda kendileri haklılar ve sürekli de ötekiler onların
haklarını yiyor. Gibi bir şey.
Ikincisi sömürü konusunda sınır tanımamaları.
Hani kendi istedikleri şeyler için idealleri ülkeleri,
hedefleri için ötekileri ne gerekiyorsa onu yapıyorlar ister
yani ötekiler onun için çalışmalı.
Eğer onun karşısında bir söz söylüyorlarsa yok edilebilirler.
Eğer kendi üstün varlığına köle gibi hizmet edebilirler.
Yani o ötekilerle kurduğu ilişkide öteki sadece onun kendi
çıkarlarını yerine getirmek üzerine şey ve eğer burayı bir
tehdit oluşturuyorsa da yok edilebilirler.
Ve üçüncüsü de eş duyum empati yoksunluğu, hani diğerlerini
hissettiği hiç önemli değil. Hani burada hapis narsist
dediğimiz zaman işte tam burada şey topluluğa değil de ama
liderin vicdan yoksun olduğunu söyleyebiliriz.
Yani ötekiler ne hisseder, ne yapar onlar bu durumda ne
yapıyor ve ötekilerin acılarını görmezden gel yani fark edip
görmezden gelirler. Yani burada belki bu inkar
kavramını çok önemli buluyorum. Cem kaptan mı oldu?
Şey diyordu. Hani bilmezden gelme bence bu
çok önemli bizim şeyde yani sadece inkar etme değil hani
verileo'nun galiba Tahsin almancası ama hani biz onun ne
olduğunu biliyoruz. Ama bing selde o değilmiş gibi
davranıyoruz. Daha yumuşak da daha çok şöyle
oluyor, hani o da ötek de öyle değil falan gibi yani o ne
olduğu biliniyor ama şey. Biraz daha yumuşak şeyler
olabiliyor. Yani bizde kötü şeyler yaptık
falan dediğimiz zaman ancak ama onlar da neler neler yaptılar
işte o azcık yumuşamış oluyoruz ama biz hiçbir şey yapmadık.
Her şey onlar yaptı diyen çok sert söyleme sahip hapisler
kitleleri liderlere. Çok fazla örnek veriyor işte
mısır pilavınlarından romalı sezerlara, tehidlere jilloya
falan kadar gibi böyle erich frombillerini sayıyor.
Şimdi biz dünyadan hani kaç tane lider çıkartabiliriz?
Yani benzer özelliklere sahip hani benzer şeyler yapan ve hani
böyle bir erkek liderler şimdi tabii biraz kadın liderler de
ekleniyor ama bir hani gerçekten epeyce kötü çünkü ortaklık.
Kuruyorlar yani zaten belki hani çağımızın bence çok zorlu
meselelerinden biri. Hani siz korku dediniz.
Cemal tabii ki hepimiz korkuyoruz.
Korkmakta da çok haklıyız ki geliyor.
Çünkü hani kötücüllü bu kadar hani sıradan bir şey oldu ve
kötücülüğüm bu kadar yükseldiği hani yani herkesin başında her
an bir şey gelebilir. Yani herhangi bir yasa ya da
adalet işi hani herhangi bir şey yok.
Yaptığınız herhangi bir şey işte reçete yazmaktan şeye kadar
sizin hapsedilmenizle sonuçlanabilir.
En iyi ihtimal hani başka daha kötü şeyler gelmeyecekse.
Dolayısıyla tam bu kötücülüğün çok arttığın ama tam da bu
sırada belki çok da tezat olarak hani bazı kötücüllüklerinde çok
yaygın olduğu, yani bu appçen adası yani gitmeyen yok gibi.
Hani evet, şimdi bunu böyle hani yutulur bir lokma haline mi
çevireceğiz? Fransa'daki geçen yıl ben çok
hayrandım. Kendisine cizel'in yaptıkları
yani kocaman bir kitle hani kısının uyuşturmuş haldeyken onu
tecavüz ediyorlar ve bu da sanki gayet normal bir şey gibi
susuyorlar. Yani bu kötücüllüklerin bu kadar
artması ve bunun karşısında da hani diğerinin ötekinin de yok
edilmesi konusunda da hiçbir sınır tanınmaması ve hepimiz
korku içinde yaşamaya sağlıklı bir korku olduğunu düşünüyorum.
Bunu hani korkmamak pek mümkün değil ama işte bir şekilde
kendimize korumaya çalışıyoruz. Geliyor bana.
Asistanken Leyla hanımı da arayayım.
Burada Leyla siriviyle süpervizyonlara başladığımız
zaman o şey vardı. Hani hasta odaya girdiği zaman
duygu pek çok zaman size tadı doydurur.
Yani daha mesela narsistik. Tedak hani enti sosyal odaya
gidince korkarız. Hani onu hiçbir şey söylemese
konuşmasa bile, yani daha durumundan tutumundan bir
şeylerden korkmaya başlarız. O korku da bence bugün nelerde
içimizde dolanıp duruyor? Tüm tüm dünyada pek çok insanın
içlik yani ya beni seveceksen ya da buradan geçeceksin.
Gibi. Ayçacının sözünü keseceğim.
Buradaki küçüklüğümüz molası vereceğiz.
Bugünkü müzik parçası olarak bırak berk bank'tan iz said
dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar
birlikteyiz. Müzik arasından sonra tekrar
belirttiğiz sözü cemojeye bırakayım.
Şimdi Leyla hocanın söylediği bana gene Leyla hanımın hasta
karşısındaki tutumunu ve vizit yaparken ki halini de çok görmüş
olduğum için ve çok şey öğrenmiş olduğum için kovut
çağrıştırıyor. Neden dersen?
Leyla hanım mesela herhangi bir narsistlik hastayla yani
hastalık denebilecek veya işte rahatsızlık denebilecek bir
kişilik bozukluğuyla karşılaştığında.
Antisosyal biriyle karşılaştığı zamankinden farklı olarak büyük
ihtimalle şöyle düşünürdü, neden korkuyor?
Yani şu anda ne? Ne derdi var veya ne sıkıntısı
var ki bu narsistlik savunmalar bu kadar ön plana çıktı.
Kliniğe dönüştürmek istiyorum da konuyu hani klinikten narsizmden
konuşurken. Bunu anlayabiliyor olmanın ve
narsizmin aslına bakarsanız senin utangaçlık narsizimle
falan söylediği şeylerle birlikte.
Koğtun kavramlarını. Güncel pratiğe uygulamanın çok
kıymetli olduğu kanaatindeyim ben.
Çok güzel bence benim sık sık hastalarıma bu ne işinize
yarıyor diye. Tam bu ya da işte şu anda neden
korkuyor, neye ihtiyacı varmış? Ve ben ne yaparsam daha?
Fazla bir karşılıklılık sağlayabiliriz.
Mikro. Gerçekten iyi bir başlangıç
sağlıyor. Hani sonra agresyonu da
çalışabileceğimiz kuramlar da belki daha çok elimize açıyor.
Yani belki işte tüm bu eklektik bilgi birike birike hani bize.
Bu yeni çağı için bir şeyler söylemesi gerekiyor.
Çünkü bu psikoterapi yapan insanların muayenehanesinde
gördüğü hastaların %50 70 kadarının çeşitli şiddetlerde
narsistimden muzdarip olduğuna dair şeyler söyleniyor.
Yani hani bir dönemin hisleri belki o zaman işte hastaların
büyük bir kısmı ama belki bir yandan da onların içindeki nar
sizin tanısı almayan ama Mersin şimdi olsa öyle diyebileceğimiz
kişiler de var elbette elbette. Ama hani şimdi baktığımız zaman.
Hani böyle gerçekten bir salgın giriyor.
Bizim muayenehane odalarımızda insanlar arasında hani çok.
Görüyoruz ve korkarım ki hani çok daha fazla göreceğiz.
Hani bu. Yani onun bir en başa
konuşmaların en başına dönersek, onun bir boyut olduğu muhakkak.
Yani bunun bir hastalık tanısı bir kategori olmaktan çıkarılıp
gerçekten kişiliğin önemli bir boyutu olduğunu kabul ederek
başlayalım. Sonra bu boyutun kişiliğin diğer
kısımlarına ve diğer psikopatolojik komponentlere ne
kadar ve nasıl etki ettiğini herhalde değerlendirelim.
Asıl önemli olan kısım bu. O yüzden de hani ikinci eksen
tırnak içinde tanısı koymaktan vazgeçip mecburen koyuyorlar.
Biliyorum meslektaşlarımız. Şimdilik bana ihtiyaç var, yasal
ya da başka nedenlerle. Ama bunu bir bilimsel.
Değerlendirme kategorisiymiş gibi ele almadan bir yandan bunu
yaparken diğer yandan da bunun bir boyut olduğunu kabul edip
boyununu düşünmek ve ağırlık vermek çalışmalarda herhalde çok
önemli olacak diye düşünüyorum. Yani bu konuda uzman değilim ama
bilmiyorum sen ne dersin? Bence çok benzer şekilde
düşünüyorum. Yani clie hani barın da çizoit
ve depresif pozisyon olarak hani 2 pozisyon tanımlıyor ama daha
sonra post klinyan kişiler işte bleger hani sen bios diye
paraniet şizoidden de daha önce hani bir öteki kişiyle bütün
olunmuş gibi ya da o mahle'nin otizmli dönemi falan gibi bir
dönemi tanımlıyor, biraz da narsistim o.
Güçleşme o öteki ile hani iç içe olma, erime falan gibi şeylerden
besleniyor. Hani galiba hani yaşam boyu
böyle döngülere baktığımız zaman tabii ki zaman zaman her birimiz
daha ilkel uçlara savruluyoruz. Yani bu boyuta olan şeyin de
belki zamansal sürekliliğini de düşmemiz gerekiyor.
Bu bir yandan şöyle geliyor, hani narsizmin hani aslında
böyle çok zamansız bıraktığı insanlara hani gelmiş geçmiş tüm
zamanlarda sanki aynı şey varmış gibi biz söylemle ve geleceği de
hegemonyası altına alarak narsistik liderler şimdi çok
zamansız ve umutsuz bir hale sıkışmamıza yol açıyormuş gibi
geliyor. Ama bir yandan da her birimizin,
zaman zaman ama özellikle de hani kırıldığımız dağıldığımız
zamanlarda hani. Bazen daha psikotik tarafları
sürüklenebildiğinizi akılda tutmak gerekiyor ve sanırım o
psikotik kısmın içinde tabii ki şimdilerde o darnel tarafları da
işte o bir bütünün içinde. Eriyen üstün olan işte her şeye
hakim olan falan, hani oralara doğru en akıllı olan, en güzel
olan, endişe olan kısma doğru kaydığımızı düşünmek gerekiyor.
Ama şöyle bir şeyler falan değil, bence toplumsal
çalışmalara bakınca insanlar mesela daha genç yaşlarda bir
miktar daha yoğun şekilde yaşıyorlar.
Nerstik. Savunma mekanizmalarını daha çok
kullanıyorlar işte. Gereği dönem.
Gereği işte yani sonuçta yaşlanmayı kabul ediyorsanız
bilmiyorum işte yeni dünyada yaşlanabilecek miyiz yani böyle?
Biyolojik bir yere doğru gidiyoruz ama.
Hani yaşlanın gerçeği yaparken artık hani o eksikliklerimiz de
fazlalıklarımızla işte iyi yaptıklarımızda kötü
yaptıklarımızla hani bir arada durmayı daha iyi
başarabiliyormuşuz gibi yani hayatın kendisi de bir miktar
şey de yapıyor tabii. Biraz daha bizi geliştiriyor,
iyileştiriyor, daha iyi bir tarafa taşıyor ama tabii ki hani
biz belki burada şeyi de söylemek isterim.
Yani sonuçta biz dersi kişilik bozukluğunun tedavisine
baktığımız zaman bence umut'un burada olduğunu düşünüyorum.
Yani ilaçlar burada bir işe yaramıyor.
Hani burada hemen hemen herkes hem fikir sırayla
psikoterapilerde bir işe yaramıyor.
Hatta böyle son zamanlarda 12 tane yayın gözüme çarptı işte
bilgisayar davranışçı tedavilerinin, şeylerin yapacak
semptom şiddetini kısmen azaltmakta faydalı olduğunu ama
biz şimdi mesela Amerikan psikiyatristler birliğinden işte
Kanada psikiyatristlerine ingiliz nice kılavuzlarından,
işte Avustralya, yeni zelandaya hani nereye gider?
Gidelim hani şeyle karşılaşıyoruz.
Uzun süreli işte bireysel çalışmaya dayanan bir
psikoterapi ilişkisinden söz ediliyor.
Yani uzun yıllar boyunca diyor işte bazı rehberler 35 yıl falan
diyor. Önersizlik kişilik bozukluğu
için belki bazen daha uzun işte bazen daha şey ama bir yıldan az
olmamak üzere falan gibi pek çok şeyi dengiyor ama daha kliniğin
içindeki insanlar olarak biz hani o bir yılın pek de tedavi
edici bir zaman olmadığına aslında biliyoruz.
Belki biraz daha uzun bir zamana ihtiyacımız var bizim bir.
Kişilik organizasyonuyla çalışırken aslında bir öteki
insanı anlamak için yani bir öteki insanı hani gerçekten onu
anlayarak çalışabilmek? Hani oradaki?
Zihinselliği süreci ilerletebilmek için hani uzun
uzun çatışmaya uzun uzun 2 kişi arasındaki bağlantıya uzun uzun
anlamaya ihtiyacımız var. Bu da bence dünyanın bizi böyle
sıkıştırmaya çalıştığı o çok hızlı şeylere karşı.
Hala koruduğumuz bir şey gibi. Yani sonuçta işte şeyi 5 haftada
şunu 6 haftada şu kadar zamanda işte tedaviye %50 cevap verirse
şu kadar yapın hani birçok alanda diyoruz.
Ama aslında bildiğimiz bir şey var.
Evet, hani biz bazen belirtileri belirli zamanlarda bir miktar
azaltabiliriz ama yeniden daha olağan bir ruhsal işleyişi hangi
hastalık olursa olsun hangi ruhsal hastalık olursa olsun
kazanmak hani uzun bir zaman gerektiren uzun bir izlem
gerektiren uzun bir emek gerektiren, yani hem hekimlerin,
hem hastaların, danışanların. Karşılıklı ve uzun hani tüm bu
dünyanın hızına aykırı bir şekilde uzun uzun yavaş yavaş
olması gereken bir şey. Yani 10 dakikada hasta muayene
etmememiz gerekiyor, etmeyeceğiz bence hani uzun uzun zamanlara
ihtiyacımız var insanlara olarak ve hatta şey diye de düşüneceğim
abi siz bana bunu çok seneler önce söylemiştiniz hani
şizofreni yani o zamanlar ben tanırım ama sistem.
Psikiyatristanı olmalıyım. Yani 2 binli yılların başı bel
doksanlı yılların sonu gibi bir şeydi.
E tabii ki psikolojik şey şizofreni hastaları da hani
psikoterapistik müdahaleler yapılabilir falan gibi o
zamanlar böyle çok şey geliyordu.
Yani her şey çok ilaç ve her şey çok.
Yönetmens miktarlar işte böyle türk kimyasallar zihnimde çok
dolaşıyordu ve çok böyle şey gelmişti.
Ama şimdi kendi muayenemde bence işte kendi uygun süreleriyle
hani psikolojik kasların bir kısmını izlerken de görüyorum.
Yani iyi bir terapotik ilişki. Hani lafınx'in dozunu 8 yüzden
200 TL falan düşürebiliyor yani. Hani tabii ki ilaç tedavisi hala
gerekli ama ben belki bir yan zamanda hani o ilişkinin içinde
neler olduğunun neler olmadığının gözden kaçırılmasına
yol açacak kadar hızlı çalışmak zorunda olmak bizi daha da.
Biyolojiye mahkum ediyormuş. Sadece tek bir boyuttan insanlar
ibaret oluyormuş gibi bir biyolojiye mahkum ediyormuş gibi
geliyor oysaki hani. Yeterince zaman ve uygun.
Yani o ilknisyenlikle galiba ilk yani.
Özet o iyi klinisyenlik. Değişebiliyor galiba?
Onkoloji hastası bir hekimle çalışırken burada kurduğu
ilişkiselliğin pek çok şeye etkisi olabileceğini
düşünüyorum. Yani büyülü bir şeyden değil de
hani bir ötekine özenle. Yer açmanın hani bir şeyi
değiştirebileceğini düşünüyorum. Günler sizinle de şöyle baş
bağlayabilirim, yani o çok. Kendinden emin hani kendinden
menkul olan yer hani ötekine pek yer açamıyor.
Ve hani ne zamanı hani ne de ilişkiselliğe yer var?
Yeni dünya'daki pek çok açıdan bizi o korkunç bir zamanın
içinde böyle robot gibi çalışır hale gelince de hiçbir şey
iyileşmiyor. Yani gripler de iyileşmiyor.
Hani başka şeyler de iyileşmiyor gibi geliyor bana.
Işinin değil ama mesleğin. Diye onur.
Heralde narsiz mi? 1.000 kişilerin değil şeylerin
dersi yani sistemin bu narsistik mekanizmalarla yönetilmesi
nedeniyle. Çok doyurucu ve güzel bir bölüm
oldu. Ayşecim çok teşekkür ederiz.
Seni dinlemek her zaman çok hoş, çok doyurucu.
Çok teşekkür ederim hep birlikte onlar.
Çok teşekkür ediyoruz. Hep birlikte düşünmek, birlikte
konuşmak çok çok teşekkür ederim ben de.
Çok teşekkürler, ayşeciğim sağ. Ol canım elinizde çok teşekkür
ederim. Ayşe hocayı bu 2 bölüm için çok
teşekkür ederiz. Bu bölümün sonunda yine bir
ressam ve resimden bahsedeceğim. Bugünkü ressam olarak Pablo
picasso'yu resim olarak da kendisinin aynen önündeki kız
isimli tablosunu tercih ettik. Kısaca kaskodan bahsedeyim.
Picasso üçoğumuz tanıyoruz ama kendisi 1.881 yılında malagada
doğuyor. Ispanya'da 1.009 yüzlerin
başında paris'e taşınıyor. Fransa'ya taşınıyor ve uzun bir
dönem orada yaşıyor bir dönem savaş nedeniyle.
Ya büyük sıkıntılar çekiyor. Özellikle Birinci Dünya
savaşının başlangıcında ve vatandaşlık başvurusu ta
reddediliyor. Bu yüzden de hani bir süre
fakirlik de yaşıyor daha sonrasında.
Özellikle yaptığı resimlerle kübizmi geliştiriyor ve kübizm
hani kurucularından biri olarak kabul ediliyor.
En önemli resmi gennica 1.937 yılında resmedilmeye başlanmış
olan bir eser. Bu resimler genelde daha
doğrusu. Resimleri yani daha doğrusu.
Özellikle geometrik şekiller ve değişik figürlerle dikkat
çekiyor. Ben ailenin önündeki kız
tablosundan bahsedeceğim. Bu tabloyu 1.932 yılında çizmiş
picasso bu tabloyla ilgili söyleyebileceğim şeylerden biri
şu, bir kadın aynada kendisine bakıyor ve bu tabloda ilk olan
şey kadının kendisiyle yani kızın kendisiyle aynada.
Baktığı kişi ayna değil. Eee burada hani benlikle eee
insanın algıladığı kendi benliğiyle yansıyan benliği
arasında bir fark olduğu düşünülüyor ve bununla ilgili.
Aslında bir. Atıf yapılıyor.
Genelde literatürde bu tabloda bası geçen ya da resme denen
kişi casona sevgilisi mariteri. Bizi dinlediğiniz için teşekkür
ederiz. Tekrar görüşmek üzere kendinize
iyi bakın.
Podbean