Narsisizm (Ⅰ): Artmakta Olan Şey Kişilik Bozukluğu mu, İhtiyaçlar mı?
Bu bölümde konuğumuz Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi ile narsisizm hakkında konuştuk.
Herkese merhaba diken şükür bahçesi ifade etmiyoruz.
Hotkes'in yeni bölümünü ile sizlerle beraberiz.
Ben doktor taysan rolas bu bölümde benle beraber profesör
doktor timuçin ural, profesör, doktor, cemaat Başoğlu doktor
ibrahim aylak'la konuk olarak da sayın ayşe devrim baş taciz
bizlerle beraber bu bölüm benim için biraz özel çünkü 62.
Bölüm sanırım 61 bölümdür evden yapıyordum.
Bu kaydı ilk defa evimden uzakta bir kayıt yapıyorum.
Berlin'de alman psikiyatri kongresi için bulunuyorum.
O yüzden bir otel odasında bu kaydı yapıyorum.
Ses kalitesi ve internet kalitesi kötü olursa şimdiden
kusura bakmayın. Girişte bunu belirteyim sözü ben
cem hoca'yı bırakayım, ayça hocayı tanısın, daha sonrasında
devam edelim, sohbet edelim. Ayşeciğim hoş geldin çok
teşekkür ederiz. Bize katıldığın için çok
sevinçliyiz. Ben seni tanıtmaya çalışacağım.
Mutlaka eksik kalan şeyler olacaktır ama demin sohbet
ederken sordum, biz ne zamandır tanışıyoruz diye 1.990 sekizde
asistanlıların ilk haftası içerisinde tanışmışız.
Kompostmentisteki o zamanlar ki seminerlerden birine üçüncü
gününde katılmış. Ayşe baştan itibaren zaten
psikiyatriyi seven tıp öğrencilerinden biri olduğu bes
belli numune hastanesi Ankara numune hastanesi'nden
uzmanlığını almıştı ayşe. Ondan sonra Mersin
Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı.
Daha sonra da istanbul'da hem bilgi Üniversitesinde ders verdi
hem de başkent Üniversitesinde çalıştı.
Şimdi de psikanalist adayı ve aynı zamanda da özel.
Pratiğini sürdürüyor. Ilgi alanlarının başında da
aslına bakarsanız. Hastalık anlayışlı bir
psikiyatriden ziyade toplum psikiyatri ilişkisi ve
kesişimsel olanlar psikiyatrinin kesişimsel olduğu alanlar
onlarla ilişkisi geliyor. Kadın yaşamı ve kadın sağlığı,
kadın ruh sağlığı üzerine. Barış üzerine.
Ve toplumsal. Belki toplumsal denebilecek
psikopatoloji üzerine. Çalışmaları var.
Kitaplarının tek tek adına önümde yazılı olmadığı için şu
anda sayamıyorum ama google'a girdiğinizde hepsini
görebilirsiniz. Yani çok dolu bir arkadaşımızla
karşı karşıyayız desem. Kendi kabul etmeyebilir ama.
Ben bir de şeyi. Ekmek.
Tabi ki de psikiyatri derneğinin.
Açık eğitim. Üzerinden yapılan sayfasını
kuran o eğitimi uzun yıllar sürdüren.
Ve geliştiren kişi ayşe aynı zamanda hep bir ekip.
Olarak evet toplantı. Evet, evet, evet.
Her şey ekip olarak yapıyoruz. Kişilerle kaim değil hiçbir
zaman ama yine de isimlerin adını söylemekten de itira
etmeyelim. Barış kitabı da çok önemli bir
türkye psikiyatri derneği yayını onun onun altında da çok ciddi
emeği var ya ben bu kısmını hemen söylemek istedim.
Bence şöyle başlayayım, o zaman çok teşekkür ederim.
Hani beni davet ettiğiniz için sizlerle birlikte olmak her
zaman çok güzel. Bugün de böyle biraz heyecanlı
da hissediyorum. Çünkü son zamanlarda çok üzerine
düşündüğüm, düşünmeye çalıştığım bir şeyi bir araızda da
düşüneceğiz. Bir arada da tartışırız ve bir
yığın farklı alından bakarız diye.
Belki. Tam da başlarken hani şöyle
düşündüm, hani ne kadar kolektif bi şekilde büyüdüm diye yani ne
kadar çok kanaldan beslene beslene büyüdüğümü düşünüyorum.
Ruhsal alan ruhsal alanında çalışırken oysaki hani
şimdilerde giderek daha bireyselleşen bir yerden
konuşmaya başlıyoruz herhalde. Yani herkesin öğrenmesinin de
artık kendisini kendi kendisine daha çok olduğu.
Hani her şeyden çok çeti fiteden falan böyle hemence hiç
öğrenildiği bir zamanda Üniversitesi üzerine konuşmak
herhalde çok. Kolay bir taraftan da çok fazla
malzememiz var. Öğrenildi demeyelim de duyulduğu
diyelim ayşe Cumhuriyet. O zaman yani, evet, sen
narsistsin çalışıyorsun zaten hani bütün psikiyatristler
narsistim çalışıyordur da sen özellikle işin toplum toplumsal
tarafına daha çok önem veriyorsun.
O zaman hani psikopatolojinin dışında bir şey mi?
Bu toplumsallar sizin ben sana öyle sorayım mı?
Öyle başlayalım. Yani nerssizmi herhalde bireysel
boyutta düşünürken de çok böyle karmaşık bir şey olduğunu
düşünüyorum. Ama belki son zamanlarda belki
son 50 yıldır hani bununla ilgili farklı bir zamana atladık
sanki. Yani bir zamanlar tanı kriteri
gibi görülebilecek olan pek çok şey artık gündelik hayatımızın
bir parçası. Bunların hepsini de narsistim ya
da narsistlik özellikleri olarak tanımlamanın çok zor olduğunu
düşünüyorum. Yani şimdilerde hani herkes işte
kendini sürekli fotoğrafını çekiyor.
Yani biz herhalde yani benim yaşımda ben şu anda 50 yaşları
sürerken ve benim yaşımdaki birisine yirmili yaşlarda hani
fotoğraf çektirmekten iftira ederken hani her an herkesin
sürekli fotoğraf çekeceğini sürekli işte ne yiyor, ne
içiyor, ne dinliyor, ne okuyor, ne konuşuyor onları sürekli.
Sergileyeceğini ve sürekli böyle kısa ve fikir önderi gibi şeyler
söyleyip duyuracağını falan söylesek onu söyle şey falan
dertlik diye düşünüyorum ama şimdi baktığımız zaman hani
kültürümüzün genel olarak hani daha iyice tarafından bakarsak
hani bu teşhirci göstermeci kendini sergileyen hani pek çok
özelliği barındırdığını. Düşünüyoruz ve tabii ki burada
da bence çok önemli bir şey var. Pek çok araştırma varlar.
Sizin sıklığı artıyor mu? Toplumda daha fazla görülüyor mu
diye bir miktar arttığına dair işte bulgular var.
Bu tabii çok önemli bir şey var. Yani biz ne yenersizdim
diyeceğiz. Hani bunu nasıl örfcez hani
ölçme kaynaklarımız ne kadar doğru?
Hani yani bir zamanlar DSM hepimiz için bir umuttu bence
böyle hani ortak bir dil konuşmak gibi biraz esmerato
gibi geliyor bana yani sanki hepimiz bütün psikiyatristler
dünyanın her köşesinde hani? Uçak bir dil konuşacaktık ve
birbirimizi anlayacaktık ama tıpkı bana ve hani babil
kulesini de hatırlatıyor. Yani bu ortak değil çöktü.
Ceza da mı oldu diyorsun aynı zamanda?
Yani bir bir, yani DSM ye olan inancımız için cezalandırıldıkta
diyor musun? Ne yazık ki yani böyle olmasaydı
hani sonumuz diye düşünüyorum. Çok yani hala tabi ki çok
kıymetli buluyorum. DS m'yi ve benzer bir dil
konuşma çabamızı ama sonuçta hani bazı alanlara geldiğimiz
zaman hani belki bir polarite açısından hani bütün bunları
daha farklı şekillerde değerlendiriyoruz.
Ama, sanırım bizim hani zihnimizin gelişmedir.
Döneminin bir parçası bu. Her şeyi standardize etme
arzumumuzda hani belki hani o her şeyi standardize etme
arzumuzda insanlığın böyle büyük ve narsistik bir ideal, yani
hepimizin aynı dili konuştuğu, hepimizin birbirini anladığı,
hepimizin aynı şeyi aynı şey dediği yer aslında.
Sahibi olduğum bir şey var benim.
Yani tanı biterlerini sığınmasa da yani belki biz bunu çok doğru
tanrısal kriterlerle tam anlatamasak da aslında biz
klinikte hani pek çok psikiyatristini dünyanın
neresinde çalışırsa çalışsın ve biz 300 tane psikiyatrist alsak
o da onlar da bir hastayla ortalama 10 defa görüşseler.
Şeyleri düşünebileceklerini tahmin edebiliriz gibi geliyor.
Yani nerede şizofreni başlar? Hani eğer biliyorsa, hani otizm
hani nasıl bir şey, nerede oluyor ya da işte biz kime
narsistik kişilik bozukluğu diyeceğiz ya da kimi daha çok
psikopati diyeceğiz ya da kime işte daha marinlersifik
özellikleri var diyeceğiz. Oraları belki ortaklaşa biliriz.
Yani bu ortak dilimiz olmasa da gibi geliyor bana bilmiyorum
sizler ne dersiniz? Yani tabii esprant metafor
olarak kullanıldığında sonu benzemesinde de desem ne desem
Pelin görüp restorantta olmadı yani olamay.
Yani, evet, ortak dil ve dil ihtiyacı konusunda hemfikiriz
de. Her şeyin tabii patolojize
edilmediği bir şeyi de konuşmaya çok ihtiyacımız var ya bir
yandan narsin ince ille de hastalık gibi anlaşılıyor.
Halbuki. Hepimizin artistlik özellikler
taşıyan bireyleriz. Değişen derecelerde diyelim bir
şeye aklın takıldı, sanki artıyor olmasıyla ilgili doğru
anladıysam aslında hani çok çok kaba bir şekilde söylersek
aslında kişinin kendisini değerli hissetmemesinin ya da
öyle yetişmemesinin sunucudur ya.
Kabaca narsizim halbuki giderek insanların daha çok değer
verilerek büyütüldüğü bir dünyaya doğru gitmiyor muyuz ki
giderek artıyor olsun. Bugün daha çok bana hani böyle
hiç sahtelik var gibi geliyor ve daha çok değer veriliyor gibi
görüldüğü gibi bir dünyada büyütüyoruz ve belki hani bu
çocuk büyütme pratiklerinde. Son zamanlarda en çok
endişelendiren en çok düşündüren şeylerden birisi şu ve bu çocuk
büyütme pratiklerinin hani her çocuğun özel olması üzerine
şekillenmeye başladığını biliyoruz.
Yani biz hani normal bir insan evladı olarak hani sevilip sahip
çıkılıp korunup büyütülüp işte oyun oynanıp işte o kadar da
olmazlarla, yasaklarla. Büyütmüyoruz sanki böyle hep çok
özel insanlar var. Işte herkes ben olmayı unuttuk
yani? Sanki yani ve özet olduğu için
sevilen insanlar yani o özel oldu işte benim çocuğum şu zaman
yürüttüğü işte şunu şöyle dedi, bunu böyle yaptı, şu kadar erken
şöyle oldu, ya da işte şu konuda çok yetenekli sanki hani tüm
olağan doğal insani şeyler hani hep bu özel olmanın içinde
eriyor ama belki müşteriler burada deyip başka şeyin de çok
tehlikeli olarak. Hayatımıza sızdığını
düşünüyorum. Teknolojinin ve teknolojinin
bizim büyümemizi etkisinin yani mesela geçenlerde şu diye bir
arkadaşımın evinizi ziyarete gittim ve şöyle bir beşikle
karşılaştım, bu beşik hem böyle bir farklı hızlarda salınıyor.
Yani mesela yani hızını hangi hızda salıncağını falan şey
yapıyorsunuz. Hani içindeki bir şey ısı
ölçüyor. Yani şeyin içinde ısı ne kadar
var? Bir de böyle işte 10 tane falan
tuş var işte. Basınca farklı farklı işte
bahttan muzahta falan şeyler çalabiliyor.
Mekiği gibi ozan. Hani böyle her şey o
teknolojinin getirdiği bir insan insana temasın eksikliğiyle
birlikte belki işte tam da burada modernleşmeye,
teknolojiye pek çok şehir döneceğiz.
Hani insani gelişim ve bir çocuğun büyümesinin hani böyle
giderek insansızlaştığı? Bir zamana da geliyor muyuz gibi
kaygılarım var yani biraz. Değer veriliyormuş gibi olmaktan
kastım evet yani görünüşte çok değer veriliyor ama.
Koşululuk da var galiba değil mi bu tanımın içinde?
Ne var yani hep. Aklıma arismal'ı getirdi.
Yani tabi keremberg'i ve kovtu da çok düşündürüyor ama aris
miller'ın yetenekli çocuğun dramı.
Herkesin anlayabileceği biçimde yazdığı bir kitabı bu vardır
güzel. Bir kitaptır.
Evet yani OO koşulluluk aynı zamanda değil mi?
Yani özel ama. Özel olmayı sürdürmesi için
belli koşulları da karşılamaya devam etmesi gerekiyor.
Bir başka çağrıştırdığı şey de söylediklerinden.
Narsizim aslında herhâlde psikiyatrik kavramlar
içerisinde, kültürden bağımsız ve zamandan kültürel iklimden
bağımsız olarak düşünülmesi en güç olabilecek.
Lerden bir tanesi gibi. Evet kişi ama genel komşuya
geldi ayşe'ye de yani bu koşulluluk her zaman yok mu, yok
muydu aslında yani hani? Sevginin koşula bağlı olması
yani 17. Yüzyılda da vardı.
Örneğin şimdi 21. Yüzyılda da yok mu?
Evet, bence var yani ve bence hani o zaman da muhtemelen çok
özel çocuklar çok göz kamaştırıcı olup hani hani
göster oğlum marifetlerini gibi büyütülüyor olabilir.
Ancak hani yine de belki bir sınır bir çerçeve, yani
ebeveynlerini de belki bir utanç duygusu vardı.
Pek çok yazıntı kullandığım bir şey vardı.
Şimdi başkancı çok çapkın olduğu için 10'a çıkart şey diyorlar.
Playboy başkan diyorlar. Sonra Trump çağına geliyoruz.
Yani bu aralar böyle psikanalitik kitaplar çıkıyor.
Trumpizm falan gibi. Hani yeni bir çağın şeyi olarak
Trump çalışma odasında yani başkan seçilmeden önce işte o
galiba gökdelen gibi bir şeyin tepesine bir spor odasında şöyle
bir şey var. O daha başkan değilken play
boyun kapağına çıkıyor. Playboyin kapanında şöyle bir
fotoğrafla transın ceketi çıplak bir kadının üstünde.
Trump da işte kolları falan sıvanmış iş pozisyonunda duruyor
şeyle ve trumpın odasında arkada bu resim büyük boy olarak asılı
ve 10'a çıkart diyorum ki yani bu da galiba yanlış
hatırlamıyorsam. Yani New York Times ya da böyle
çok ünlü gazetelerden birisinde şey diye çıkıyor işte ilk
twayboy başkan kenediy ilk utanmaz başkandı Trump diye yani
belki bence bir dönem hani insanların utancını nasıl
tanımladıkları kendi davranışlarının nerede
sınırladıkları bir çocuğun özel olduğu için neleri yapıp neleri
yapamayacağına dair bir şey vardı.
Yani belki burada hani bu bireyselciliğin.
Yükselişi bireysel mit'in yükselişiyle birlikte hani o
keyfilik, hani sınır tanımazlık, hani çok özel olanlarını,
enerjisi, özellikler dediğimiz şeylerde belki biraz burası var.
Hani çok özel olanların çok farklı şeyleri hakettiği diğer
insanlarla aynı kurallara aynı nezaket kurallarına, aynı ahlaki
kurallara, aynı tırnak içinde yasal kurallara.
Tabi olmadıklarına dair bir inanışla büyütüyor.
Çocuklar. Utanmanın ayıp olduğu bir çağa
doğru mu geliyoruz? Nedir?
Evet, yani utancın çok önemli bir şey olduğunu düşünüyorum.
Yani sağlıklı bir utanç duygusunun hepimize gerekli bir
şey olduğunu düşünüyorum ama hani bu çok sağlıksız utançlar
yani her şeyden utanç duymak da tabii ki narsizmin başka bir
yönü belki işte tanı. Hmm belki de işte tınsal
sistemlere en çok karşı çıkılan asıl DSM 5 oluşurken hani bu
kırılgan gizli narsistim ya da daha utançl narsizm dediğimiz
hani girecek gibi gözüküyordu. Çok da tartışmalar oldu
herhalde. DSM beşin oluşumunda
hatırladığım kadarıyla en çok tartışılan şeylerden birisi
kişilik bozuklukları segmen şeyiydi ve tam da bu sal olarak
girmesini bekliyorduk ve belki bu boyutsal olarak girmesi biz
klinlerin işlerini çok kolaylaştıracaktı yani çünkü
sanırım bu. Bu paketteki herkesin hani
bipolar bozukluktan otizme işte şizofrenden ağır depresyona
kadar pek çok kişiydi. Enerjisiz mivi boyut olarak hani
şiddetine göre bir yerlerde kodlayabilirdik ama olmadı.
Yani sadece granderiz narsizmi ele alan, yani daha eski ve
biraz daha basma kalıp gibi bir şekilde oldu.
Oysa ki hani şimdi giderek artan belki daha utangaç ve gizli işte
kırılganlarisizim denildiğimiz yani.
Herkesin biraz farklı bir şekilde tanımladığı ama sürekli
aşırı utanç nedeniyle aşırı utançtan malul hani yaptığı her
şeyiyle çok iyi performans göstermesi gereken.
Ama o çok iyi performansı göstermediği için de sürekli çok
fazla utanarak içe kapanma olasılığı olan işte kendilerini
sık sık böyle mükemmeliyetçi falan diye tarif eden ama o
mükemmeliyetçiliğin hani o benim ne kadar mükemmel olmam
gerekiyor, niye bu kadar mükemmel olmak zorundayımı bir
türlü hani mükemmelliyetçilikle bağdaştıramaya zihinde hani
böyle ve daha kısır alanları. Hapsolmuş kişilerden de söz
etmeye başlıyoruz. Çok doğru yani DSM tabii o
fasetleri geliştirmek ve belki boyutsal yaklaşım DSM 5
konusunda epeyce uğraştı ama daha fahret doğurdu ve tekrar.
Klasik astrolojik formata yeniden döndü. 12 kişilik
bozukluğu. Adeta bu çuval gibi yani hep
söylüyorum. I CD biraz daha sola taşındı.
Yani o belki ı CD 10 biraz daha iyi.
Utanma suçlanma arasındaki ilişkiyi biz asistanken, yani
1.900 seksenlerden itibaren. Çok tartışmaya başladığımızı
hatırlıyorum. Hatta dalga geçmek için şu
kelimeler neden yok derdik. Bu sadece bir ayrıntı yani utanç
ve. Suçlanma kavramları var ya
suçlangaçlık niye yok filan diye sorduduk.
Çünkü o zamanlar. O zamanlar şöyle bir şey vardı,
sağlıklı olanın aslında. Sorunsuz kişinin diyelim ya da
sıradan kişinin. Nevrotik savunmalara sahip oldu.
Yani daha üst düzey savunma mekanizmalarında, başka bir
deyişle çok temel şeyler söylüyor olabilirim ama ayşe
kusuruma bakma. Freud'ın depresyonun üstüne
eklediği bastırma savunmasını kullanabilen kişilerden oluştuğu
bu kişilerin daha. Ortalama kişiler oldu.
O zamanki ayrım öyleydi onda zaten.
Değil mi? Yani bunun olmadığı projektif
ideantifikasyon, işte spliting filan gibi.
Bir taslanma mekanizmalarının. Ilkel, savunma mekanizmalarının
kullandığı, kullanan kişilerin de daha kişilik bozukluklarına
yakın tanılar konabileceği gibi bir şey vardı ama şimdi senin
söylediklerine bakınca. Utanmanın da.
Tekrar bir dikkate alınması gerektiği aklıma geliyor.
Bilmiyorum ne diyorsun? Evet çok böyle yani belki şöyle
gibi yani bu boyutsal yaklaşımı aslında bence duygularda da çok
etkili. Yani biz aslında bir şeyler de
mesela bir insan bir defa halüsüne olabilir.
Hani 10'a çıkart o zaman hani o halüsünesyonu hepimiz bir defa
halüsüne olabiliriz ama unutamakta belki biraz böyle bir
şey. Yani hepimiz işte günün birinde
biraz utanılacak bir pozisyonda kendimizi bulabiliriz, utanırız
bir daha da yapmamaya çalışırız. Yani sağlıklı utanç belki biraz
böyle bir şey. Ama sanki böyle bütün hayatı
utanç hapsedin, utancı hapsolunca hani sürekli sık sık
her yaptığımız her işte bunu hissetmeye başlayınca belki.
Bunun biraz daha patolojik olduğunu düşünmeye başlıyoruz.
Hani bir zamanlar şöyle denirdi işte ya da şöyle diyoruz, işte
utanmanın biraz daha alt düzey işte suçluluk hissininde böyle
biraz daha süper ekleyecek bile işte biraz daha yüksek bir yerde
oldu. Ama ben burada safra
dönebilirim. Onu çok sevdiğim bir örneği var.
Tam zamanı doğru? Evet.
Sert hani dilek'nın da üzerine yardım falan bir şeyden söz
eder, işte anahtar deliğinden odayı gözleyen birisi.
Arkadan birisi geçtiği zaman yoğun bir o tarz duygusuna
kapılır. Bence o tarihte çok etkili bir
şey. Hani aslında belki hani birimiz
merak edip diğer diğerini dinleyebiliriz.
Orada çok da o tarz duymayız ama birisine yakalandık mı?
Allahım ne rezil bir davranış bana resil oldum falan şimdi
nasıl yakalandım? Diyebiliriz.
Onun için utanç biraz ötekinin gözünde de nasıl olduğumuza
dair. Yani kendimizi dar o ideal.
Benlik duygumuzla ideal ben duygumuzla ilişkili bir şey
gibi. Bölüyor muyum?
Seni bir, yani burada serttir tam zamanı diye şu yüzden dedim.
Çünkü onun bakış açısında bizim. Işte daha önceleri.
Ilkel, savunma mekanizmaları, nevrotik savunma mekanizmaları
daha sonra başka şeyler diye sınıflandırmalarımızın çok daha
dışında. Bir şey var, yani onların
tamamen onlardan tamamen bağımsız olan bir şey var
herhalde. O tarafa doğru da mı biraz
tartışmayı yönlendirmek ister senin gibime geldi.
Siz devam eder misiniz? Nelerden söz edeceksiniz cem
abi? Yani, yani sadece kenbergin veya
daha önce freud'un veya şimdi kohun daha çok okuduğum için
söylüyorum kavramlarıyla anlamak yerine.
Içinde bulunulan senin daha önce sözünü ettiğin kültürel
özelliklerinde çok fazla biçimlendirdiği bir şeyden söz
ediyoruz. O yüzden tıbbın içerisinden söz
alıyor olmak. Narsizmi anlamak için bir
insanlık hali olarak narsizmi anlamak için yeterli değil.
O yüzden de işte fenomenolojiye ve varoluşçuluğa çok ihtiyaç
olabilir diye düşündüm. Yani diyemeyeceğim.
Hani selfler gibi yani ilk bana çağrıştırdığı şey hani selfie
çekmek? Eskiden hani birbirimiz böyle
sürekli fotoğrafımız çeksek yani onu da görünür bir yerde
sergilesek hani çok ayıp bir şey olurdu.
Yani böyle Allah Allah niye yapıyor bunu diye bu şimdi bak
zaman günün işte bilmeyen kişi işte mesela sabah pozları varmış
plazaların ben buutan. Mak üzerine çalışırken bunları
okumuştum işte böyle yarım dönüp hani daha zayıf gözükeceği işte
bir ayın bir ayın önüne atıldı işte elinde kahve fincanıyla işe
yetişirken kivi görüntüyü insanlar hem de sabah
sergileyebiliyorlar ya da işte her gün sabah kahve
fincanlarının görüntüsünü doktorlar böyle koca koca
doktorlar hani böyle şeyler koyabiliyorlar ama biz şimdi
buna artık narsizim diyemeyiz. Çünkü bu hani birisi 10'a çıkart
baktığı zaman utanılacak bir şey olmaktan çoktan çıktı.
Yok doğru. Yani o teşhirci olan şey artık
böyle bir kültür gibi ve onun için hani normal nasıl
oluştuğunu, neyin hastalıklı olduğunu söylemek zor ama mesela
instagram'da çok hoş bir şey buldum.
Instagram çalışmalarında hani oradan ertesi güne dair ne
bulacağız mesela ne kadar sık bir kişi profil fotoğrafını
yeniliyorsa. Işte ve ne kadar çok sayıda işte
pos paylaşıyorsa orada ufak bir artış var ya da daha çok mesela
erkeklerde bitti çok örtüşüyor. Bunlar daha çok kendilerini
çeşitli alanlarda ekspert ya da gurme olarak tanımlıyorlar ve
çok özel şeyler sunuyorlar işte şu şöyledir, bu böyledir diye ve
yaptıkları şeye baktığınız zaman bizim narsistik.
Savunma mekanizmaları dediğimiz şeyleri mesela bu çay çok
iyidir, şu çay da çöplüktür onu da asla içmeyin.
Hani her şeyiniz varsa bu bu çayı için.
Falan gibi kendisine saygısı olan bu çayı içmez.
Evet. Ve sen yani o çok tipik bir
şekilde yani o erkek grubunda ve özellikle hani bütün herkesi
kapsayan genel öneriler verirken öteki bir şeyi değersizleştiren
kişilerdi. Hani özellikle daha kötü
Üniversitesi tiplerini biraz arttığına dair çalışmalar da
var. Yani mesela kadınlar için sosyal
medya kullanımı ertesi mi örtme'de bir şey değil ama bence
bunu ölçememesinin nedeni utangaç nesiline ölçemediğimiz
için yani bütün şeylerin bütün klinik çalışmaların daha çok
CDSM den evrilmiş ölçeklerle ve daha çok granciöz kendini
beğenmiş işte herkese hükmetmek isteyen hep görülmek isteyen,
hep haklı olmak isteyen ötekini pek de umursamayan hani
narsistiz mi göre? Hazırlanmış ölçeklerle biz
aslında o daha kırılgan narsistizini pek ölçemediğiniz
için hani bence ınstagram'da, kadınınlarda ya da işte şeyde
olanlar sizin biraz kaçırıyor olabiliriz ama bu hani o kanaat
önderi gibi sosyal medyayı kullanan hani belki burada da
şöyle bir kopya verebilirim, sapkınlığa baktığımız zaman hani
ekleminde şey var. Hani böyle kesinlik duygusu.
Şimdi biz normalde her şey bir şüpheyle karşılaşırız.
Yani biz şimdi 5 psikiyatrist odadayız.
Jenersizim şu mudur bu mudur şu şöyle midir falan gibi bir şey
diyoruz ama hani daha şey olsaydık diyecekti ki narsizim
şudur işte bu da şöyledir ancak böyle yapılır.
Burada bir müzik molası vereceğiz.
Bugünkü müzik parçası olarak beykleden darpros da
dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar
birlikteyiz. Eagleden darpros dinledik tekrar
konuşmaya devam ediyoruz sözü cem hocaya bırakayım.
Ayşe, bu kesinlikle ve kendinden emniyetle ilgili söylediklerin
tabii senin ne diyorduk intersek olma diyorduk kesişimsel
psikiyatrinin evet kesişimsel olan şeyiyle tarafıyla
bağlantılı düşündüklerini ve çalıştıklarını da çağrıştırıyor.
Yani o kesinlikle kendinden emniyet duygusunun aslında bir
taraftan da toplumu düzenleme yetkisini verdiği durumlardan ve
kişilerden de söz eden. Bir yazını hatırlıyorum mesela.
Oralara şimdi girmeyelim mi? Aslında klinik tartışmaya devam
edelim. Ama şey de söyleyelim, yani
ayşe'nin bu konuda. Politika ve toplumsal ve eğer
kültürel iklim üzerine yazdığı çok iyi yazılar var yani.
Oraya sonra gelelim birazdan. Ben de öyle düşünüyorum oraya,
sonra gelelim. Galiba ibrahim bir şey
söyleyeyim sadece. Toparlamak amacıyla benim de
daha önceleri böyle kafama takılan akma takılan bir şeydi.
Bu söylediklerinizden şunu çıkarıyorum, belki 20.
Yüzyılın başındaki. Narsizmle ilgili ister belirteş
diyelim, ister ölçüt diyelim ya da narsizmin alemet farikalarını
bu dönemde modifiye edilmesi, yeniden düzenlenmesi gerektiğini
söylüyor musunuz hocam? Genişletilmesi gerektiğini
söylüyor olabilir. Grande öznelsiz mi narsistik
işlik bozukluğu dememiz doğru olmayabileceğini, yani bu
kırılgan ya da gizli ya da görünmeyenler mi de bizim?
Yani o sonuçta kendilik değeriyle ilgili sorunlar ve
kendi insanın kendisiyle ötekiler arasındaki ilişkiyle
ilgili. Sorunlar yani 2 sanırım o
hatırlamıyorsam ODSM çok boyutluluk geliştirirken 2 şey
diye ayırıyordu. Hani bir tanesi kendiliği
düzenlemeyle ilgili şeyler yani bu hem duygulanımı işte hem de
davranışı dürtüyü falan gibi hem de o kişiler arası alanda ne
yaptığımıza dair şeyler söylüyordu.
Yani belki üzerinden tekrar tekrar düşünebiliriz.
Yani neyi çok hani bence mesela çok güzel kelimeler vardı değil
mi? Bencil ben merkez cilt cilt yani
mesela bun. Biraz kayboldu gibi aslında hani
biz neresinden çok söz ederken biraz orayı.
Şey yapıyorduk ama o ben kimlik mesela çok görülmez.
Haller almaya başladı. Şimdi burada bir parantez açayım
mı? Yani çok hoşuma gitti için
mesela komünal sertirim diye bir şey var.
Sosyal medyada komünal mertizmini nasıl şey yapıldığına
dair de çalışmalar var. Hani burada ideal olan şey hani
ötekilere yardım etmek ve bir kişi sürekli sosyal medyada
ötekilere nasıl yardım ettiğini sergileyebilir.
Başka. Bir şey oluyor mesela bu.
Bu ötekilere yardım eden ve bunu sergileyen nasıl yardım ettiğini
sergileyen kişi yani aslında biraz böyle bana şey gibi
geliyor işte. Lider eşlerinin gidip işte
kampları dolaşması ya da muhtemelen sorumlusu olduğu
kampları dolaşan lider eşleri işte.
Ya da krallar. Prensesler krallar işte dünya
barışını isteyen güzellik kraliçeleri falan gibi.
Angelina jolie'nin açıkken böyle çok zayıfken alıp üniversite
mezuniyeti siyahi öğrenci var. Böyle dolaşıyorlar ara.
Ara yani bir de böyle. Mesela 30 saniye çocuğu birden
evlat edinmek aslında ne kadar zorlu bir şey yani oturtacak kim
bakabilir? Hani gibi yani tam o bereketin,
bolduğun çokluğun içinde kocaman bir yokluğun olduğu çünkü tam da
mesela yan odada oturan. Çocuğuyla ilgilenilmeyen işte.
Hani ya da işte evde her an kendimi herhangi bir yemek
pişirmekten uzak ama sürekli o ötekilere nasıl yardım ettiğini
sergileyen kişilerle dolu şey. Kohuta gelmeden olmaz mı yani
şimdi hani bundan hoş olmayan bir tutum ve bir değer seçimi de
içeren bir bakışta söz ediyoruz ama klinikçi olarak baktığımız
zaman komedi anarsizim dediğimiz şey de en iyisi vahisa olanın
veya işte gezen güzellik aracileri falan first tadilerin
şudur, budur budur yaptıklarında covid'un bakıcıyla baktığımızda
da yani sel psikolojisinde. Görülme ihtiyacı var.
Evet bekler ziyade insan için temel olan şey görülmekle
anlaşılmak ya. Yani bu kişiler için mesela?
Eminim sen narsistlik deyip geçivermek taraftarı olmazsın.
Nasıl olup da böyle oluyor ve ne ihtiyaçları var.
Çünkü mesela covid ihtiyaçlar üzerinden konuşuyor.
Ya görülmeye duyduğu ihtiyacı karşılanmamış olmasının çok
etkisi olsa gerek değil mi? Komutanlar çizimin?
Oluşmasında. Evet ve yani yine iyi olarak
gördüm. Yani sadece iyi olarak
görülmenin kabul edilmenin. Oysa belki hani insan olmak,
hani bir çocuk büyütürken hepimiz biliyoruz.
Yani öpecek de ısıracaktı. Hani biz onları da tutmaya
çalışıyoruz yani. Iyisi ve kötüsüyle.
Ve her birimiz kendi iyimizle kötüle bir arada yaşıyoruz yani
bunu. Yani sadece iyi olduğu için
sevmiyoruz. Birisini iyisiyle kötüsüyle
seviyoruz. Biz birilerini yani her
birimizin iyisiyle kötüsüyle olduğu gibi hani onun için de bu
sadece iyisiyle sevilenlerin yaptığı iyi şeyler.
Hani o iyi şeyler sergilenmek zorunda ama o iyi şeyler
sergilenirken gerçekten iyi olunuyor mu?
Ben burası bence büyük bir soru işareti.
Tabi sadece komutla kalmaz değil mi?
Yani pozitif ve negatif selfle amca.
Nesne klinna'da gider oradan herhalde.
Dayna gider grine gider hani rosen feltin çok hoşuma gidiyor.
Ince devirli ve kalın derili diyor.
Mesela o kırılgan utangacı ince ama hiç öyle kurşun geçirmeze
kalın derili diyor. Hani pek çok yere doğru
gidebiliriz ama o görünmemek sonuçta her birimizde öfke
uyandıran bir şeydi. Yani sonuçta bizim temel
ihtiyaçlarımızın karşılanmaması belki konuttan hani biraz daha
şey yaptığımızda hani o öfkeyi. Yılı denersizmin önemli bir
boyutu olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum.
Özellikle hani giderek daha hastalıklı ve şeye gidersek
hepimizin bir normal alerjisi mi var?
Hani bir erkeği girişimsel evre olarak da biraz kendimize mahkum
olduğumuz bir erken zaman sonra yavaş yavaş kendimizden vazgeçip
dünyaya doğru insanlara doğru yöneliyoruz ya da o anne bebek
ikilisinden biraz çıkıp hani pek çok yere doğru.
Büyüyoruz ama bu gelişimsel çizgilerdeki kırılmalar bizi
işte narstik. Kişilik bozukluğuna, patolojik
narsizme işte. Sonra anti sosyal kişilik
bozukluğu, psikopati böyle şiddet içeren davranışlar falan
o tarafa doğru savuruyor. Hani kendi merak bunu işte böyle
epey sınıflandırıyor. Ama hani o merakisim deyince
hani tabii ki sadece bir kendinin beğenmekten ibarettir.
Ilgili sonuçta o kendinizi beğenmenin hani her zaman mümkün
olmayacak. Çok açık ortada.
Onun için reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık işte her türlü
eleştiriye o mükemmel olmadığınız herhangi bir şeyin
altını çizmesine karşı büyük bir öfke işte depresyonlar,
yıkıcılık, yıkıcı davranışlar falan.
Hani pek çok şeyi? Düşünebiliriz.
Yani aslında yine covidyen konuşursak, hiç aynalanmayan
kişinin aslında giderek ayna ihtiyacını reddetmesi ve.
Aynasız yaşamayı alışkanlık haline getirilmesi gibi bir
şeyden de bahsediyor oluyoruz sanki değil mi?
Yani Allah kimseyi aynasız bırakmasın derim ben her
fırsatta. Aslında yeterince aynalansalar
da. Çocukken.
Düşürken. Belki de aynı ihtiyacını bu
kadar görmezden gelmeyecek kaldı öyle midir?
Evet hem yeterince aynalanmamak ama belki bir şey daha varmış
gibi geliyor. Şimdi ben hani o mitolojiyi de
hep seviyorum. Belki sos hani aynadaki kendi
görüntüsüne hapsoluyor ya da sudaki kendi yansısını
hapsoluyor. Hani bazen de ebeveynlerinin
böyle o sürekli çocuğun kendisini işte gösteren bir ayna
gibi davranmalarını da çok. Riskli buluyorum yani belki ali
sinir kitabını dönersek eğer yani o çok fazla gösteren yani
sürekli gösteren ya da belki dev aynasında gösteren mi desem yani
o çocuk devayasında görmeyi ihtiyacı olan aslında bu belki
de ebeveynlerin narsidik ihtiyacını çocuk üzerinden
karşıladıkları zaman karşı. Yansıtmaları yani.
Ya çıkan şeydi. Aynı ölçüde tehditler ama tabi
tabi ki bu iyi bir ayna mıdır yani belki de bizim hani biraz
iyi aynalara ya da belki böyle beni kıtlığı.
Aynalarıdır. Hayır, sen biraz şey yapmaya
çıkarken bakarız hani ondan sonra da çıkarız.
Yani bir üstümüzü toparlarız ve sonra da çıkarız.
Ama hani bizi gören, duyan sarılan, gerektiğinde bunu
yapmadı. Yani hani biraz uzaklaştıran
falan yani onlar sana ilişkiyi anneannemin değişiyle Beşir
edebilen insanlara ihtiyacımız var.
Hocam ben bir şey sorabilir miyim?
Internet var internet bağlantım gitmezse bir şey soracağım.
Şey. Yani yani sorun sadece size
değiller. Çocuğun da her konuşmadaki
herkese bu soracağım ya son zamanlarda sanki böyle narsistim
ve bir küfür olarak kullanılıyormuş gibi hissediyor
musunuz? Siz de bazen şey oluyor çünkü
hasta geliyor. Örneğin benim eşim tam bir
narsist diyor. Hani oturup 5 dakika filan bunu
konuşuyor. Üzerine eşinize hakaret mi etmek
istediniz eşiniz bencil onu mu anlatmaya çalışıyorsunuz yoksa
başka bir yani psikiyatrik tarımı bu hani onu anlatmayı mı
çalışıyorsunuz diye oturup konuşmak zor.
Kalıyorum genelde de hani ben de ııı sizin tecrübelerinizi merak
ettim. Yani şöyle kitaplarda var, final
sistem kurtulmanın 10 yıldır. Asist olduğunu anlamanın 10 yolu
falan. Hani ne şey hani böyle şey anna
fud böyle 1.900 kırklarda şöyle bir şey diyor işte, yani travma
öyle bir kelime haline geldi ki diyor.
Yani herkes olur olmaz her şeye böyle travma diyor.
Yani travma çok muğlak bir şey oldu diyor.
Yani bence onun şimdiki narsi sistemi çağındayız yani o
zamanlar hani tam da ikinci dünya savaşında tabii travmanın
böyle hani ne olduğunu belirsiz bir.
Hale geldiğini diyoruz ama şimdi de hani bence engelsizinle hani
sanki herkesler falan gibi böyle şey.
Yani en azından beni tanıdığım kadınlar arasında bütün erkekler
narsist hani böyle bir şey olmayacağını göre hani aslında
dönemin ruhundan dönemin yani tam da burada bence narsizim
kültürüne doğru dönüyoruz. Çünkü hani herkes kendi
isteklerinin sonsuz bir şekilde. Karşılanmasını o öteki
tarafından karşılanmasını istiyor.
Böyle yeni şeyler çıkıyor. Feminist yazında da işte mesela
pişpışlanmak istiyor. Erkekler aslansın kaplansın.
Bunu da çok güzel yapmışsın. Şöyle yapmışsın falan, evet
tabii ki bu binlerce ihtiyar. Prenses erkekler diyorlar, hocam
kestim ama. Evet, onu bu da işte şey hani bu
da aslında bir dönemin ruhu yani.
Çünkü dünya karşısında herhalde. Yani benim kendi yaşam dilimin
içinde hiç bu kadar çaresiz olmamışız gibi geliyor.
Uzun zamandır herhâlde biz ikinci dünya savaşının çıktığı
koşulları falan düşününce de Birinci Dünya Savaşı, ikinci
Dünya Savaşı işte pandemiler değil, ekonomik yoksulluklar ve
sonraki çok yıkıcı bir. Savaş ama belki ondan sonraki
bir daha bolluk ve şey döneminin biraz sonuna geldik.
Yani korkunç aç gözlülüğümüzde dünyayı tüketiyoruz.
Yani korkunç bir iklim felaketinin içinde.
Hani her gün bir köşeden şey yapıyor.
Hani hepimiz küçümdük bence hepimiz kendi koşullarımıza daha
küçüldüğümüz bir zamandan geçiyoruz ve bu küçülme
sırasında da aldığımız yaraları. Kırmızı biraz gidersin
istiyoruz. Onun için böyle biraz
pişpışlanmak biraz işte abartılmak falan belki bize.
Ilk geliyor. Yani onun için böyle tüm
pişmişlenmek isteyenler de çok narsist falan dikmeyeceğiz
tabii. Yani belki bu dünyanın buhari
karşısında bu kişisel acilliklerimizle.
Hani böyle bir ötekinde biraz sığınıyoruz.
Hani bana iyi bir şeyler söylüyor diyoruz ama bu yine
hani tüm alanı tüm hayatı kapsarsa hani o zaman tabii.
Ama tabi yani yine patolojiye dönersek sonuç olarak o bir hani
bir ihtiyaç kesitsel bir ihtiyaç duruma bağlı bir ihtiyaçdan
bahsediyoruz. Halbuki temel olarak.
Narsistlik denilen kişinin hayatı buna bağlı değil mi?
Yani fışlanma değil de yani 10'a çıkart o verilmesi gereken şeyi
vermediğiniz zaman aslında içi boş olan, yok olan ve kendisini
bir bütün olarak hissetmeyen ve bunun hesabını da size öden bir
yapıdan bahsediyoruz aslında. Dolayısıyla herkesin bu tür bir
narsistlik. Yapılanma ya da bozukluk içinde
deyim yerindeyse olduğunu düşünmüyoruz ama.
Mesele yani toplumsal Mersin. Diğerinin ne olup da giderek
arttı ki sen onu biraz söyledin aslında yani küçüldük olmamız
gerekenden daha küçük bir yere daraltıldık ve dolayısıyla
ihtiyaçlarımız arttı sanki. Diye anladım ben doğru.
Mu evet yani küçük gelecek belirsizleşti.
Hani kaynaklar çok azaldı, neyi hani her gün farklı bir
felaketle karşı karşıya kalıyoruz.
Yani sanırım bitsin zehirlenmeleriyle yoksulluk
arasındaki ilişki çok net bilmiyor.
Işte şimdi de biz sınıfın besin zehirlenmelerini ölümleri falan
görüyoruz sürekli. Yani ben geçen yıl belki?
Eğer sizler yakınlarda okumadıysanız çok önerebilirim.
Hani çok bildiğimiz 3 çocuk kitabını okudum guber.
Gezileri. Tabi gönülden sebep için çok
önemli bir taşlamasıdır. Aslında çocuk kitabı olarak
algılanır ama çok önemli bir toplum eleştirisidir aslında.
Çok inanılmazdı bence yani tam da bu o sıralarda bu.
Yani toplumlar sizinle narsizmin salgınına falan dair bir şeyler
yazıyordu ve çok böyleydi beni yani yazdıkları falan çok
büyüledi. Hatta hani bir şeylerden söz
edeyim şeyde hani 13 yani devler ve cüceler ülkesi çok
anlatılıyor. Çocuk kitabımı da sadece o ikisi
geçiyordu ama şeyde bir ülkede daha var.
Kulübenin şeyinde aslında. Laputa belki şey yapıta
yaşayanların hepsi kendi sevdikleri matematik ve müzik
dışında hiçbir şeyi kıymetli bulmuyorlar.
Bu bilgiye sahip olmak çok ayrıcalıkta böyle evliliğin
mimarisini çok özenle tasarlıyorlar ama evleri
tasarlayamam ve evleri yapanlar arasında o kadar büyük bir bilgi
uçurumu olduğu için her şeyi yapıp yumuk sahip oldukları her
şeyi yumuk yumuk işte ve bu sırada böyle akademisyenler var.
Onlar her şeyin en iyisini yetiştirmeye çalışıyorlar ama
işte her mevsun domates yetiştirsin diye çalışınca her
şey tatsız susuz oluyor. Hiçbir şey zamanında yetiştirmez
oluyor işte ve sen güneş ışığından salatalık yapmaya
çalışan işte dış kıyı meyvenin orijinal haline dönüştürmeye
çalışan akademisyenler var. En ilginciilse bence profesör ve
şöyle diyor işte, bir tane çerçeve icat ediyor.
Çarpışa ve sürekli bilgi ve kelimeler üretiyor.
Hani en cahil insan bile makul bir ücret karşılığında çok az
bir fiziksel güçle ve en ufak fakir yetenek ya da tahsile
gerek olmaksızın felsefi, şiir, politika, hukuk, matematik ve
teoloji alanında kitaplar yazabiliyor bununla.
Yani. Evet, işte yani herkesin ancine
spor 1.980 dördü konuşuyor ama johnot'un sweatgton'ın hakikaten
o dönem toplum eleştirisi ve gelecek öngörüsü inanılmaz
gerçekten. Evet, don kişot'ı tekrar
dönebiliriz. Yani bu modernlik reiscilik hani
tüm oralara baktığımız zaman aslında neredeyse hani o
kurulmaya başlandı? 1.006 yüzü 1.007 yüzlü yıllardan
itibaren hani onun eleştirisini de bir arada görüyoruz.
Sonra aslında mesela mobildi ki görüyoruz.
O tutkulu bağlar falan başlıyor bir zamanda yine hani sanki
hayattaki her şeyin çözümünün tek bir nesnede olduğunu hani
narsizmin için yine bu olabildi. Tek ideal bir nesnenin her.
Içerdiği düşündüğü onun peşine düştüğümüz çok tutkulu tek bir
bağlılık çeşitlenmeyen tek bir alanda toplanan bir yer.
Hani onların hepsi de galiba, hani freud'ın bir sözü var.
Edebiyatçılar bizden hep önde gider diye.
Bence hani bütün sanatçılar bizden çok önceden beri bize
bunu da söylüyorlar, gösteriyorlar ve biz şimdi bence
dönüp bakınca onları ne söylediğini daha iyi anlamaya
çalış. Yani başlıyoruz diye
düşünüyorum. Ben burada araya gireceğim.
Bu haftalık bu sohbeti burada sonlandırıyoruz. 2 hafta sonra
sohbete kaldığımız yerden narsist mı?
Kaldığımız yerden devam edeceğiz.
O gün yine bir ressam ve ressam hakkında bahsedeceğim.
Bugünkü ressam olarak Karaağaç yönden resim olaraktan narsist
isimli eserinden bahsedeceğim. Karabaca ile ilgili öncelikle
konuşmak gerekirse kendisi 1.571 yılında Milano yakınlarındaki
karabaca şehrinde doğuyor. Soyadı aslında buradan geliyor.
Milano'da resim atölyesinde bir resim atölyesinde eğitim alıyor.
Daha sonra roma'ya gidiyor. Fakir sokaklarda yaşayan model
arayan geç bir ressam olarak tanınıyor.
Daha sonrasında bir kardinal himayesine giriyor, bir üni
yükseliyor ve büyük siparişler almaya başlıyor. 1.606 yılında
bir kavga sırasında bir adam öldürüyor ve romadan kaçıyor.
Daha sonra. Malta, Napoli, sicilya'da
saklanarak çalışmaya devam ediyor.
Yaklaşık 4 yıl kadar sonra da roma affımı dönerken yolda
hastalanarak ölüyor ve. Şu ana kadar bilin bilindiği
kadar ileri en azından hastalığının sebebi ya da
ölümünün sebebi net olarak belli değil.
Kendisinin kişiliği ve sanat ile ilgili şunlar söyleniyor, şiddet
şiddete meyilli bir mizacı var. Kavgalara çok karışıyor ve suça
bulaşıyor. Sürekli olarak model olarak da
sokak insanlarına. Yani kirli yüzleri, ayakları ya
da uzuvları tercih ediyor. Genelde resmetmek için kendisi
barok sanatının en önemli yön verici ressamlarından biri
olarak kabul ediliyor. Eee bu bahsedeceğimiz
narsistimle eser ise. Aslında Yunan mitolojisindeki
narsu atıf yapılarak çizilmiş bir eser.
Burada narsusus sudaki kendi gölgesini daha doğrusu
yansımasına bakıyor ve aşık oluyor ve 10'a çıkart hayranlık
duymaya başlıyor. Fakat belli bir süre sonra bu
hayranlığın sebebiyle 10'a çıkart ulaşmaya çalışıyor.
Ama ne kadar mücadele ederse etsin elini uzatıyor vesaire ama
hiçbir şekilde 10'a çıkart dokunamıyor ve bu imkansızlığı
fark ediyor. Bu eser bu açıdan olduğum şey
bir ilginç bir eser ve şu an roma'da sergileniyor.
Ulusal sanat galerisinde sergileniyor.
Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. 2 hafta sonra
tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean