Narsisizm (Ⅰ): Artmakta Olan Şey Kişilik Bozukluğu mu, İhtiyaçlar mı?
Bu bölümde konuğumuz Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi ile narsisizm hakkında konuştuk.
Herkese merhaba diken şükür bahçesi ifade etmiyoruz. Hotkes'in yeni bölümünü ile sizlerle beraberiz. Ben doktor taysan rolas bu bölümde benle beraber profesör doktor timuçin ural, profesör, doktor, cemaat Başoğlu doktor ibrahim aylak'la konuk olarak da sayın ayşe devrim baş taciz bizlerle beraber bu bölüm benim için biraz özel çünkü 62. Bölüm sanırım 61 bölümdür evden yapıyordum. Bu kaydı ilk defa evimden uzakta bir kayıt yapıyorum. Berlin'de alman psikiyatri kongresi için bulunuyorum. O yüzden bir otel odasında bu kaydı yapıyorum.
Ses kalitesi ve internet kalitesi kötü olursa şimdiden kusura bakmayın. Girişte bunu belirteyim sözü ben cem hoca'yı bırakayım, ayça hocayı tanısın, daha sonrasında devam edelim, sohbet edelim. Ayşeciğim hoş geldin çok teşekkür ederiz. Bize katıldığın için çok sevinçliyiz. Ben seni tanıtmaya çalışacağım. Mutlaka eksik kalan şeyler olacaktır ama demin sohbet ederken sordum, biz ne zamandır tanışıyoruz diye 1.990 sekizde asistanlıların ilk haftası içerisinde tanışmışız.
Kompostmentisteki o zamanlar ki seminerlerden birine üçüncü gününde katılmış. Ayşe baştan itibaren zaten psikiyatriyi seven tıp öğrencilerinden biri olduğu bes belli numune hastanesi Ankara numune hastanesi'nden uzmanlığını almıştı ayşe. Ondan sonra Mersin Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı. Daha sonra da istanbul'da hem bilgi Üniversitesinde ders verdi hem de başkent Üniversitesinde çalıştı. Şimdi de psikanalist adayı ve aynı zamanda da özel. Pratiğini sürdürüyor. Ilgi alanlarının başında da aslına bakarsanız.
Hastalık anlayışlı bir psikiyatriden ziyade toplum psikiyatri ilişkisi ve kesişimsel olanlar psikiyatrinin kesişimsel olduğu alanlar onlarla ilişkisi geliyor. Kadın yaşamı ve kadın sağlığı, kadın ruh sağlığı üzerine. Barış üzerine. Ve toplumsal. Belki toplumsal denebilecek psikopatoloji üzerine. Çalışmaları var. Kitaplarının tek tek adına önümde yazılı olmadığı için şu anda sayamıyorum ama google'a girdiğinizde hepsini görebilirsiniz. Yani çok dolu bir arkadaşımızla karşı karşıyayız desem. Kendi kabul etmeyebilir ama.
Ben bir de şeyi. Ekmek. Tabi ki de psikiyatri derneğinin. Açık eğitim. Üzerinden yapılan sayfasını kuran o eğitimi uzun yıllar sürdüren. Ve geliştiren kişi ayşe aynı zamanda hep bir ekip. Olarak evet toplantı. Evet, evet, evet. Her şey ekip olarak yapıyoruz. Kişilerle kaim değil hiçbir zaman ama yine de isimlerin adını söylemekten de itira etmeyelim. Barış kitabı da çok önemli bir türkye psikiyatri derneği yayını onun onun altında da çok ciddi emeği var ya ben bu kısmını hemen söylemek istedim. Bence şöyle başlayayım, o zaman çok teşekkür ederim.
Hani beni davet ettiğiniz için sizlerle birlikte olmak her zaman çok güzel. Bugün de böyle biraz heyecanlı da hissediyorum. Çünkü son zamanlarda çok üzerine düşündüğüm, düşünmeye çalıştığım bir şeyi bir araızda da düşüneceğiz. Bir arada da tartışırız ve bir yığın farklı alından bakarız diye. Belki. Tam da başlarken hani şöyle düşündüm, hani ne kadar kolektif bi şekilde büyüdüm diye yani ne kadar çok kanaldan beslene beslene büyüdüğümü düşünüyorum. Ruhsal alan ruhsal alanında çalışırken oysaki hani şimdilerde giderek daha bireyselleşen bir yerden konuşmaya başlıyoruz herhalde.
Yani herkesin öğrenmesinin de artık kendisini kendi kendisine daha çok olduğu. Hani her şeyden çok çeti fiteden falan böyle hemence hiç öğrenildiği bir zamanda Üniversitesi üzerine konuşmak herhalde çok. Kolay bir taraftan da çok fazla malzememiz var. Öğrenildi demeyelim de duyulduğu diyelim ayşe Cumhuriyet. O zaman yani, evet, sen narsistsin çalışıyorsun zaten hani bütün psikiyatristler narsistim çalışıyordur da sen özellikle işin toplum toplumsal tarafına daha çok önem veriyorsun. O zaman hani psikopatolojinin dışında bir şey mi?
Bu toplumsallar sizin ben sana öyle sorayım mı? Öyle başlayalım. Yani nerssizmi herhalde bireysel boyutta düşünürken de çok böyle karmaşık bir şey olduğunu düşünüyorum. Ama belki son zamanlarda belki son 50 yıldır hani bununla ilgili farklı bir zamana atladık sanki. Yani bir zamanlar tanı kriteri gibi görülebilecek olan pek çok şey artık gündelik hayatımızın bir parçası. Bunların hepsini de narsistim ya da narsistlik özellikleri olarak tanımlamanın çok zor olduğunu düşünüyorum. Yani şimdilerde hani herkes işte kendini sürekli fotoğrafını çekiyor.
Yani biz herhalde yani benim yaşımda ben şu anda 50 yaşları sürerken ve benim yaşımdaki birisine yirmili yaşlarda hani fotoğraf çektirmekten iftira ederken hani her an herkesin sürekli fotoğraf çekeceğini sürekli işte ne yiyor, ne içiyor, ne dinliyor, ne okuyor, ne konuşuyor onları sürekli. Sergileyeceğini ve sürekli böyle kısa ve fikir önderi gibi şeyler söyleyip duyuracağını falan söylesek onu söyle şey falan dertlik diye düşünüyorum ama şimdi baktığımız zaman hani kültürümüzün genel olarak hani daha iyice tarafından bakarsak hani bu teşhirci göstermeci kendini sergileyen hani pek çok özelliği barındırdığını.
Düşünüyoruz ve tabii ki burada da bence çok önemli bir şey var. Pek çok araştırma varlar. Sizin sıklığı artıyor mu? Toplumda daha fazla görülüyor mu diye bir miktar arttığına dair işte bulgular var. Bu tabii çok önemli bir şey var. Yani biz ne yenersizdim diyeceğiz. Hani bunu nasıl örfcez hani ölçme kaynaklarımız ne kadar doğru? Hani yani bir zamanlar DSM hepimiz için bir umuttu bence böyle hani ortak bir dil konuşmak gibi biraz esmerato gibi geliyor bana yani sanki hepimiz bütün psikiyatristler dünyanın her köşesinde hani?
Uçak bir dil konuşacaktık ve birbirimizi anlayacaktık ama tıpkı bana ve hani babil kulesini de hatırlatıyor. Yani bu ortak değil çöktü. Ceza da mı oldu diyorsun aynı zamanda? Yani bir bir, yani DSM ye olan inancımız için cezalandırıldıkta diyor musun? Ne yazık ki yani böyle olmasaydı hani sonumuz diye düşünüyorum. Çok yani hala tabi ki çok kıymetli buluyorum. DS m'yi ve benzer bir dil konuşma çabamızı ama sonuçta hani bazı alanlara geldiğimiz zaman hani belki bir polarite açısından hani bütün bunları daha farklı şekillerde değerlendiriyoruz.
Ama, sanırım bizim hani zihnimizin gelişmedir. Döneminin bir parçası bu. Her şeyi standardize etme arzumumuzda hani belki hani o her şeyi standardize etme arzumuzda insanlığın böyle büyük ve narsistik bir ideal, yani hepimizin aynı dili konuştuğu, hepimizin birbirini anladığı, hepimizin aynı şeyi aynı şey dediği yer aslında. Sahibi olduğum bir şey var benim. Yani tanı biterlerini sığınmasa da yani belki biz bunu çok doğru tanrısal kriterlerle tam anlatamasak da aslında biz klinikte hani pek çok psikiyatristini dünyanın neresinde çalışırsa çalışsın ve biz 300 tane psikiyatrist alsak o da onlar da bir hastayla ortalama 10 defa görüşseler.
Şeyleri düşünebileceklerini tahmin edebiliriz gibi geliyor. Yani nerede şizofreni başlar? Hani eğer biliyorsa, hani otizm hani nasıl bir şey, nerede oluyor ya da işte biz kime narsistik kişilik bozukluğu diyeceğiz ya da kimi daha çok psikopati diyeceğiz ya da kime işte daha marinlersifik özellikleri var diyeceğiz. Oraları belki ortaklaşa biliriz. Yani bu ortak dilimiz olmasa da gibi geliyor bana bilmiyorum sizler ne dersiniz? Yani tabii esprant metafor olarak kullanıldığında sonu benzemesinde de desem ne desem Pelin görüp restorantta olmadı yani olamay.
Yani, evet, ortak dil ve dil ihtiyacı konusunda hemfikiriz de. Her şeyin tabii patolojize edilmediği bir şeyi de konuşmaya çok ihtiyacımız var ya bir yandan narsin ince ille de hastalık gibi anlaşılıyor. Halbuki. Hepimizin artistlik özellikler taşıyan bireyleriz. Değişen derecelerde diyelim bir şeye aklın takıldı, sanki artıyor olmasıyla ilgili doğru anladıysam aslında hani çok çok kaba bir şekilde söylersek aslında kişinin kendisini değerli hissetmemesinin ya da öyle yetişmemesinin sunucudur ya.
Kabaca narsizim halbuki giderek insanların daha çok değer verilerek büyütüldüğü bir dünyaya doğru gitmiyor muyuz ki giderek artıyor olsun. Bugün daha çok bana hani böyle hiç sahtelik var gibi geliyor ve daha çok değer veriliyor gibi görüldüğü gibi bir dünyada büyütüyoruz ve belki hani bu çocuk büyütme pratiklerinde. Son zamanlarda en çok endişelendiren en çok düşündüren şeylerden birisi şu ve bu çocuk büyütme pratiklerinin hani her çocuğun özel olması üzerine şekillenmeye başladığını biliyoruz. Yani biz hani normal bir insan evladı olarak hani sevilip sahip çıkılıp korunup büyütülüp işte oyun oynanıp işte o kadar da olmazlarla, yasaklarla.
Büyütmüyoruz sanki böyle hep çok özel insanlar var. Işte herkes ben olmayı unuttuk yani? Sanki yani ve özet olduğu için sevilen insanlar yani o özel oldu işte benim çocuğum şu zaman yürüttüğü işte şunu şöyle dedi, bunu böyle yaptı, şu kadar erken şöyle oldu, ya da işte şu konuda çok yetenekli sanki hani tüm olağan doğal insani şeyler hani hep bu özel olmanın içinde eriyor ama belki müşteriler burada deyip başka şeyin de çok tehlikeli olarak. Hayatımıza sızdığını düşünüyorum. Teknolojinin ve teknolojinin bizim büyümemizi etkisinin yani mesela geçenlerde şu diye bir arkadaşımın evinizi ziyarete gittim ve şöyle bir beşikle karşılaştım, bu beşik hem böyle bir farklı hızlarda salınıyor.
Yani mesela yani hızını hangi hızda salıncağını falan şey yapıyorsunuz. Hani içindeki bir şey ısı ölçüyor. Yani şeyin içinde ısı ne kadar var? Bir de böyle işte 10 tane falan tuş var işte. Basınca farklı farklı işte bahttan muzahta falan şeyler çalabiliyor. Mekiği gibi ozan. Hani böyle her şey o teknolojinin getirdiği bir insan insana temasın eksikliğiyle birlikte belki işte tam da burada modernleşmeye, teknolojiye pek çok şehir döneceğiz. Hani insani gelişim ve bir çocuğun büyümesinin hani böyle giderek insansızlaştığı?
Bir zamana da geliyor muyuz gibi kaygılarım var yani biraz. Değer veriliyormuş gibi olmaktan kastım evet yani görünüşte çok değer veriliyor ama. Koşululuk da var galiba değil mi bu tanımın içinde? Ne var yani hep. Aklıma arismal'ı getirdi. Yani tabi keremberg'i ve kovtu da çok düşündürüyor ama aris miller'ın yetenekli çocuğun dramı.
Herkesin anlayabileceği biçimde yazdığı bir kitabı bu vardır güzel. Bir kitaptır. Evet yani OO koşulluluk aynı zamanda değil mi? Yani özel ama. Özel olmayı sürdürmesi için belli koşulları da karşılamaya devam etmesi gerekiyor. Bir başka çağrıştırdığı şey de söylediklerinden. Narsizim aslında herhâlde psikiyatrik kavramlar içerisinde, kültürden bağımsız ve zamandan kültürel iklimden bağımsız olarak düşünülmesi en güç olabilecek. Lerden bir tanesi gibi. Evet kişi ama genel komşuya geldi ayşe'ye de yani bu koşulluluk her zaman yok mu, yok muydu aslında yani hani?
Sevginin koşula bağlı olması yani 17. Yüzyılda da vardı. Örneğin şimdi 21. Yüzyılda da yok mu? Evet, bence var yani ve bence hani o zaman da muhtemelen çok özel çocuklar çok göz kamaştırıcı olup hani hani göster oğlum marifetlerini gibi büyütülüyor olabilir. Ancak hani yine de belki bir sınır bir çerçeve, yani ebeveynlerini de belki bir utanç duygusu vardı. Pek çok yazıntı kullandığım bir şey vardı. Şimdi başkancı çok çapkın olduğu için 10'a çıkart şey diyorlar. Playboy başkan diyorlar. Sonra Trump çağına geliyoruz.
Yani bu aralar böyle psikanalitik kitaplar çıkıyor. Trumpizm falan gibi. Hani yeni bir çağın şeyi olarak Trump çalışma odasında yani başkan seçilmeden önce işte o galiba gökdelen gibi bir şeyin tepesine bir spor odasında şöyle bir şey var. O daha başkan değilken play boyun kapağına çıkıyor. Playboyin kapanında şöyle bir fotoğrafla transın ceketi çıplak bir kadının üstünde. Trump da işte kolları falan sıvanmış iş pozisyonunda duruyor şeyle ve trumpın odasında arkada bu resim büyük boy olarak asılı ve 10'a çıkart diyorum ki yani bu da galiba yanlış hatırlamıyorsam.
Yani New York Times ya da böyle çok ünlü gazetelerden birisinde şey diye çıkıyor işte ilk twayboy başkan kenediy ilk utanmaz başkandı Trump diye yani belki bence bir dönem hani insanların utancını nasıl tanımladıkları kendi davranışlarının nerede sınırladıkları bir çocuğun özel olduğu için neleri yapıp neleri yapamayacağına dair bir şey vardı. Yani belki burada hani bu bireyselciliğin. Yükselişi bireysel mit'in yükselişiyle birlikte hani o keyfilik, hani sınır tanımazlık, hani çok özel olanlarını, enerjisi, özellikler dediğimiz şeylerde belki biraz burası var.
Hani çok özel olanların çok farklı şeyleri hakettiği diğer insanlarla aynı kurallara aynı nezaket kurallarına, aynı ahlaki kurallara, aynı tırnak içinde yasal kurallara. Tabi olmadıklarına dair bir inanışla büyütüyor. Çocuklar. Utanmanın ayıp olduğu bir çağa doğru mu geliyoruz? Nedir? Evet, yani utancın çok önemli bir şey olduğunu düşünüyorum. Yani sağlıklı bir utanç duygusunun hepimize gerekli bir şey olduğunu düşünüyorum ama hani bu çok sağlıksız utançlar yani her şeyden utanç duymak da tabii ki narsizmin başka bir yönü belki işte tanı.
Hmm belki de işte tınsal sistemlere en çok karşı çıkılan asıl DSM 5 oluşurken hani bu kırılgan gizli narsistim ya da daha utançl narsizm dediğimiz hani girecek gibi gözüküyordu. Çok da tartışmalar oldu herhalde. DSM beşin oluşumunda hatırladığım kadarıyla en çok tartışılan şeylerden birisi kişilik bozuklukları segmen şeyiydi ve tam da bu sal olarak girmesini bekliyorduk ve belki bu boyutsal olarak girmesi biz klinlerin işlerini çok kolaylaştıracaktı yani çünkü sanırım bu. Bu paketteki herkesin hani bipolar bozukluktan otizme işte şizofrenden ağır depresyona kadar pek çok kişiydi.
Enerjisiz mivi boyut olarak hani şiddetine göre bir yerlerde kodlayabilirdik ama olmadı. Yani sadece granderiz narsizmi ele alan, yani daha eski ve biraz daha basma kalıp gibi bir şekilde oldu. Oysa ki hani şimdi giderek artan belki daha utangaç ve gizli işte kırılganlarisizim denildiğimiz yani. Herkesin biraz farklı bir şekilde tanımladığı ama sürekli aşırı utanç nedeniyle aşırı utançtan malul hani yaptığı her şeyiyle çok iyi performans göstermesi gereken. Ama o çok iyi performansı göstermediği için de sürekli çok fazla utanarak içe kapanma olasılığı olan işte kendilerini sık sık böyle mükemmeliyetçi falan diye tarif eden ama o mükemmeliyetçiliğin hani o benim ne kadar mükemmel olmam gerekiyor, niye bu kadar mükemmel olmak zorundayımı bir türlü hani mükemmelliyetçilikle bağdaştıramaya zihinde hani böyle ve daha kısır alanları.
Hapsolmuş kişilerden de söz etmeye başlıyoruz. Çok doğru yani DSM tabii o fasetleri geliştirmek ve belki boyutsal yaklaşım DSM 5 konusunda epeyce uğraştı ama daha fahret doğurdu ve tekrar. Klasik astrolojik formata yeniden döndü. 12 kişilik bozukluğu. Adeta bu çuval gibi yani hep söylüyorum. I CD biraz daha sola taşındı. Yani o belki ı CD 10 biraz daha iyi. Utanma suçlanma arasındaki ilişkiyi biz asistanken, yani 1.900 seksenlerden itibaren. Çok tartışmaya başladığımızı hatırlıyorum. Hatta dalga geçmek için şu kelimeler neden yok derdik.
Bu sadece bir ayrıntı yani utanç ve. Suçlanma kavramları var ya suçlangaçlık niye yok filan diye sorduduk. Çünkü o zamanlar. O zamanlar şöyle bir şey vardı, sağlıklı olanın aslında. Sorunsuz kişinin diyelim ya da sıradan kişinin. Nevrotik savunmalara sahip oldu. Yani daha üst düzey savunma mekanizmalarında, başka bir deyişle çok temel şeyler söylüyor olabilirim ama ayşe kusuruma bakma. Freud'ın depresyonun üstüne eklediği bastırma savunmasını kullanabilen kişilerden oluştuğu bu kişilerin daha. Ortalama kişiler oldu.
O zamanki ayrım öyleydi onda zaten. Değil mi? Yani bunun olmadığı projektif ideantifikasyon, işte spliting filan gibi. Bir taslanma mekanizmalarının. Ilkel, savunma mekanizmalarının kullandığı, kullanan kişilerin de daha kişilik bozukluklarına yakın tanılar konabileceği gibi bir şey vardı ama şimdi senin söylediklerine bakınca. Utanmanın da. Tekrar bir dikkate alınması gerektiği aklıma geliyor. Bilmiyorum ne diyorsun? Evet çok böyle yani belki şöyle gibi yani bu boyutsal yaklaşımı aslında bence duygularda da çok etkili.
Yani biz aslında bir şeyler de mesela bir insan bir defa halüsüne olabilir. Hani 10'a çıkart o zaman hani o halüsünesyonu hepimiz bir defa halüsüne olabiliriz ama unutamakta belki biraz böyle bir şey. Yani hepimiz işte günün birinde biraz utanılacak bir pozisyonda kendimizi bulabiliriz, utanırız bir daha da yapmamaya çalışırız. Yani sağlıklı utanç belki biraz böyle bir şey. Ama sanki böyle bütün hayatı utanç hapsedin, utancı hapsolunca hani sürekli sık sık her yaptığımız her işte bunu hissetmeye başlayınca belki.
Bunun biraz daha patolojik olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Hani bir zamanlar şöyle denirdi işte ya da şöyle diyoruz, işte utanmanın biraz daha alt düzey işte suçluluk hissininde böyle biraz daha süper ekleyecek bile işte biraz daha yüksek bir yerde oldu. Ama ben burada safra dönebilirim. Onu çok sevdiğim bir örneği var. Tam zamanı doğru? Evet. Sert hani dilek'nın da üzerine yardım falan bir şeyden söz eder, işte anahtar deliğinden odayı gözleyen birisi. Arkadan birisi geçtiği zaman yoğun bir o tarz duygusuna kapılır.
Bence o tarihte çok etkili bir şey. Hani aslında belki hani birimiz merak edip diğer diğerini dinleyebiliriz. Orada çok da o tarz duymayız ama birisine yakalandık mı? Allahım ne rezil bir davranış bana resil oldum falan şimdi nasıl yakalandım? Diyebiliriz. Onun için utanç biraz ötekinin gözünde de nasıl olduğumuza dair. Yani kendimizi dar o ideal. Benlik duygumuzla ideal ben duygumuzla ilişkili bir şey gibi. Bölüyor muyum? Seni bir, yani burada serttir tam zamanı diye şu yüzden dedim. Çünkü onun bakış açısında bizim.
Işte daha önceleri. Ilkel, savunma mekanizmaları, nevrotik savunma mekanizmaları daha sonra başka şeyler diye sınıflandırmalarımızın çok daha dışında. Bir şey var, yani onların tamamen onlardan tamamen bağımsız olan bir şey var herhalde. O tarafa doğru da mı biraz tartışmayı yönlendirmek ister senin gibime geldi.
Siz devam eder misiniz? Nelerden söz edeceksiniz cem abi? Yani, yani sadece kenbergin veya daha önce freud'un veya şimdi kohun daha çok okuduğum için söylüyorum kavramlarıyla anlamak yerine. Içinde bulunulan senin daha önce sözünü ettiğin kültürel özelliklerinde çok fazla biçimlendirdiği bir şeyden söz ediyoruz. O yüzden tıbbın içerisinden söz alıyor olmak. Narsizmi anlamak için bir insanlık hali olarak narsizmi anlamak için yeterli değil. O yüzden de işte fenomenolojiye ve varoluşçuluğa çok ihtiyaç olabilir diye düşündüm.
Yani diyemeyeceğim. Hani selfler gibi yani ilk bana çağrıştırdığı şey hani selfie çekmek? Eskiden hani birbirimiz böyle sürekli fotoğrafımız çeksek yani onu da görünür bir yerde sergilesek hani çok ayıp bir şey olurdu. Yani böyle Allah Allah niye yapıyor bunu diye bu şimdi bak zaman günün işte bilmeyen kişi işte mesela sabah pozları varmış plazaların ben buutan. Mak üzerine çalışırken bunları okumuştum işte böyle yarım dönüp hani daha zayıf gözükeceği işte bir ayın bir ayın önüne atıldı işte elinde kahve fincanıyla işe yetişirken kivi görüntüyü insanlar hem de sabah sergileyebiliyorlar ya da işte her gün sabah kahve fincanlarının görüntüsünü doktorlar böyle koca koca doktorlar hani böyle şeyler koyabiliyorlar ama biz şimdi buna artık narsizim diyemeyiz.
Çünkü bu hani birisi 10'a çıkart baktığı zaman utanılacak bir şey olmaktan çoktan çıktı. Yok doğru. Yani o teşhirci olan şey artık böyle bir kültür gibi ve onun için hani normal nasıl oluştuğunu, neyin hastalıklı olduğunu söylemek zor ama mesela instagram'da çok hoş bir şey buldum. Instagram çalışmalarında hani oradan ertesi güne dair ne bulacağız mesela ne kadar sık bir kişi profil fotoğrafını yeniliyorsa. Işte ve ne kadar çok sayıda işte pos paylaşıyorsa orada ufak bir artış var ya da daha çok mesela erkeklerde bitti çok örtüşüyor.
Bunlar daha çok kendilerini çeşitli alanlarda ekspert ya da gurme olarak tanımlıyorlar ve çok özel şeyler sunuyorlar işte şu şöyledir, bu böyledir diye ve yaptıkları şeye baktığınız zaman bizim narsistik. Savunma mekanizmaları dediğimiz şeyleri mesela bu çay çok iyidir, şu çay da çöplüktür onu da asla içmeyin. Hani her şeyiniz varsa bu bu çayı için. Falan gibi kendisine saygısı olan bu çayı içmez. Evet. Ve sen yani o çok tipik bir şekilde yani o erkek grubunda ve özellikle hani bütün herkesi kapsayan genel öneriler verirken öteki bir şeyi değersizleştiren kişilerdi.
Hani özellikle daha kötü Üniversitesi tiplerini biraz arttığına dair çalışmalar da var. Yani mesela kadınlar için sosyal medya kullanımı ertesi mi örtme'de bir şey değil ama bence bunu ölçememesinin nedeni utangaç nesiline ölçemediğimiz için yani bütün şeylerin bütün klinik çalışmaların daha çok CDSM den evrilmiş ölçeklerle ve daha çok granciöz kendini beğenmiş işte herkese hükmetmek isteyen hep görülmek isteyen, hep haklı olmak isteyen ötekini pek de umursamayan hani narsistiz mi göre? Hazırlanmış ölçeklerle biz aslında o daha kırılgan narsistizini pek ölçemediğiniz için hani bence ınstagram'da, kadınınlarda ya da işte şeyde olanlar sizin biraz kaçırıyor olabiliriz ama bu hani o kanaat önderi gibi sosyal medyayı kullanan hani belki burada da şöyle bir kopya verebilirim, sapkınlığa baktığımız zaman hani ekleminde şey var.
Hani böyle kesinlik duygusu. Şimdi biz normalde her şey bir şüpheyle karşılaşırız. Yani biz şimdi 5 psikiyatrist odadayız. Jenersizim şu mudur bu mudur şu şöyle midir falan gibi bir şey diyoruz ama hani daha şey olsaydık diyecekti ki narsizim şudur işte bu da şöyledir ancak böyle yapılır. Burada bir müzik molası vereceğiz. Bugünkü müzik parçası olarak beykleden darpros da dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz. Eagleden darpros dinledik tekrar konuşmaya devam ediyoruz sözü cem hocaya bırakayım.
Ayşe, bu kesinlikle ve kendinden emniyetle ilgili söylediklerin tabii senin ne diyorduk intersek olma diyorduk kesişimsel psikiyatrinin evet kesişimsel olan şeyiyle tarafıyla bağlantılı düşündüklerini ve çalıştıklarını da çağrıştırıyor. Yani o kesinlikle kendinden emniyet duygusunun aslında bir taraftan da toplumu düzenleme yetkisini verdiği durumlardan ve kişilerden de söz eden. Bir yazını hatırlıyorum mesela.
Oralara şimdi girmeyelim mi? Aslında klinik tartışmaya devam edelim. Ama şey de söyleyelim, yani ayşe'nin bu konuda. Politika ve toplumsal ve eğer kültürel iklim üzerine yazdığı çok iyi yazılar var yani. Oraya sonra gelelim birazdan. Ben de öyle düşünüyorum oraya, sonra gelelim. Galiba ibrahim bir şey söyleyeyim sadece. Toparlamak amacıyla benim de daha önceleri böyle kafama takılan akma takılan bir şeydi. Bu söylediklerinizden şunu çıkarıyorum, belki 20. Yüzyılın başındaki. Narsizmle ilgili ister belirteş diyelim, ister ölçüt diyelim ya da narsizmin alemet farikalarını bu dönemde modifiye edilmesi, yeniden düzenlenmesi gerektiğini söylüyor musunuz hocam?
Genişletilmesi gerektiğini söylüyor olabilir. Grande öznelsiz mi narsistik işlik bozukluğu dememiz doğru olmayabileceğini, yani bu kırılgan ya da gizli ya da görünmeyenler mi de bizim? Yani o sonuçta kendilik değeriyle ilgili sorunlar ve kendi insanın kendisiyle ötekiler arasındaki ilişkiyle ilgili. Sorunlar yani 2 sanırım o hatırlamıyorsam ODSM çok boyutluluk geliştirirken 2 şey diye ayırıyordu. Hani bir tanesi kendiliği düzenlemeyle ilgili şeyler yani bu hem duygulanımı işte hem de davranışı dürtüyü falan gibi hem de o kişiler arası alanda ne yaptığımıza dair şeyler söylüyordu.
Yani belki üzerinden tekrar tekrar düşünebiliriz. Yani neyi çok hani bence mesela çok güzel kelimeler vardı değil mi? Bencil ben merkez cilt cilt yani mesela bun. Biraz kayboldu gibi aslında hani biz neresinden çok söz ederken biraz orayı. Şey yapıyorduk ama o ben kimlik mesela çok görülmez. Haller almaya başladı. Şimdi burada bir parantez açayım mı? Yani çok hoşuma gitti için mesela komünal sertirim diye bir şey var. Sosyal medyada komünal mertizmini nasıl şey yapıldığına dair de çalışmalar var.
Hani burada ideal olan şey hani ötekilere yardım etmek ve bir kişi sürekli sosyal medyada ötekilere nasıl yardım ettiğini sergileyebilir. Başka. Bir şey oluyor mesela bu. Bu ötekilere yardım eden ve bunu sergileyen nasıl yardım ettiğini sergileyen kişi yani aslında biraz böyle bana şey gibi geliyor işte. Lider eşlerinin gidip işte kampları dolaşması ya da muhtemelen sorumlusu olduğu kampları dolaşan lider eşleri işte. Ya da krallar. Prensesler krallar işte dünya barışını isteyen güzellik kraliçeleri falan gibi.
Angelina jolie'nin açıkken böyle çok zayıfken alıp üniversite mezuniyeti siyahi öğrenci var. Böyle dolaşıyorlar ara. Ara yani bir de böyle. Mesela 30 saniye çocuğu birden evlat edinmek aslında ne kadar zorlu bir şey yani oturtacak kim bakabilir? Hani gibi yani tam o bereketin, bolduğun çokluğun içinde kocaman bir yokluğun olduğu çünkü tam da mesela yan odada oturan. Çocuğuyla ilgilenilmeyen işte. Hani ya da işte evde her an kendimi herhangi bir yemek pişirmekten uzak ama sürekli o ötekilere nasıl yardım ettiğini sergileyen kişilerle dolu şey.
Kohuta gelmeden olmaz mı yani şimdi hani bundan hoş olmayan bir tutum ve bir değer seçimi de içeren bir bakışta söz ediyoruz ama klinikçi olarak baktığımız zaman komedi anarsizim dediğimiz şey de en iyisi vahisa olanın veya işte gezen güzellik aracileri falan first tadilerin şudur, budur budur yaptıklarında covid'un bakıcıyla baktığımızda da yani sel psikolojisinde. Görülme ihtiyacı var. Evet bekler ziyade insan için temel olan şey görülmekle anlaşılmak ya. Yani bu kişiler için mesela? Eminim sen narsistlik deyip geçivermek taraftarı olmazsın.
Nasıl olup da böyle oluyor ve ne ihtiyaçları var. Çünkü mesela covid ihtiyaçlar üzerinden konuşuyor. Ya görülmeye duyduğu ihtiyacı karşılanmamış olmasının çok etkisi olsa gerek değil mi? Komutanlar çizimin? Oluşmasında. Evet ve yani yine iyi olarak gördüm. Yani sadece iyi olarak görülmenin kabul edilmenin. Oysa belki hani insan olmak, hani bir çocuk büyütürken hepimiz biliyoruz. Yani öpecek de ısıracaktı. Hani biz onları da tutmaya çalışıyoruz yani. Iyisi ve kötüsüyle. Ve her birimiz kendi iyimizle kötüle bir arada yaşıyoruz yani bunu.
Yani sadece iyi olduğu için sevmiyoruz. Birisini iyisiyle kötüsüyle seviyoruz. Biz birilerini yani her birimizin iyisiyle kötüsüyle olduğu gibi hani onun için de bu sadece iyisiyle sevilenlerin yaptığı iyi şeyler. Hani o iyi şeyler sergilenmek zorunda ama o iyi şeyler sergilenirken gerçekten iyi olunuyor mu? Ben burası bence büyük bir soru işareti. Tabi sadece komutla kalmaz değil mi? Yani pozitif ve negatif selfle amca. Nesne klinna'da gider oradan herhalde. Dayna gider grine gider hani rosen feltin çok hoşuma gidiyor.
Ince devirli ve kalın derili diyor. Mesela o kırılgan utangacı ince ama hiç öyle kurşun geçirmeze kalın derili diyor. Hani pek çok yere doğru gidebiliriz ama o görünmemek sonuçta her birimizde öfke uyandıran bir şeydi. Yani sonuçta bizim temel ihtiyaçlarımızın karşılanmaması belki konuttan hani biraz daha şey yaptığımızda hani o öfkeyi. Yılı denersizmin önemli bir boyutu olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum. Özellikle hani giderek daha hastalıklı ve şeye gidersek hepimizin bir normal alerjisi mi var?
Hani bir erkeği girişimsel evre olarak da biraz kendimize mahkum olduğumuz bir erken zaman sonra yavaş yavaş kendimizden vazgeçip dünyaya doğru insanlara doğru yöneliyoruz ya da o anne bebek ikilisinden biraz çıkıp hani pek çok yere doğru. Büyüyoruz ama bu gelişimsel çizgilerdeki kırılmalar bizi işte narstik. Kişilik bozukluğuna, patolojik narsizme işte. Sonra anti sosyal kişilik bozukluğu, psikopati böyle şiddet içeren davranışlar falan o tarafa doğru savuruyor. Hani kendi merak bunu işte böyle epey sınıflandırıyor.
Ama hani o merakisim deyince hani tabii ki sadece bir kendinin beğenmekten ibarettir. Ilgili sonuçta o kendinizi beğenmenin hani her zaman mümkün olmayacak. Çok açık ortada. Onun için reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık işte her türlü eleştiriye o mükemmel olmadığınız herhangi bir şeyin altını çizmesine karşı büyük bir öfke işte depresyonlar, yıkıcılık, yıkıcı davranışlar falan. Hani pek çok şeyi? Düşünebiliriz. Yani aslında yine covidyen konuşursak, hiç aynalanmayan kişinin aslında giderek ayna ihtiyacını reddetmesi ve.
Aynasız yaşamayı alışkanlık haline getirilmesi gibi bir şeyden de bahsediyor oluyoruz sanki değil mi? Yani Allah kimseyi aynasız bırakmasın derim ben her fırsatta. Aslında yeterince aynalansalar da. Çocukken. Düşürken. Belki de aynı ihtiyacını bu kadar görmezden gelmeyecek kaldı öyle midir? Evet hem yeterince aynalanmamak ama belki bir şey daha varmış gibi geliyor. Şimdi ben hani o mitolojiyi de hep seviyorum. Belki sos hani aynadaki kendi görüntüsüne hapsoluyor ya da sudaki kendi yansısını hapsoluyor.
Hani bazen de ebeveynlerinin böyle o sürekli çocuğun kendisini işte gösteren bir ayna gibi davranmalarını da çok. Riskli buluyorum yani belki ali sinir kitabını dönersek eğer yani o çok fazla gösteren yani sürekli gösteren ya da belki dev aynasında gösteren mi desem yani o çocuk devayasında görmeyi ihtiyacı olan aslında bu belki de ebeveynlerin narsidik ihtiyacını çocuk üzerinden karşıladıkları zaman karşı. Yansıtmaları yani. Ya çıkan şeydi. Aynı ölçüde tehditler ama tabi tabi ki bu iyi bir ayna mıdır yani belki de bizim hani biraz iyi aynalara ya da belki böyle beni kıtlığı.
Aynalarıdır. Hayır, sen biraz şey yapmaya çıkarken bakarız hani ondan sonra da çıkarız. Yani bir üstümüzü toparlarız ve sonra da çıkarız. Ama hani bizi gören, duyan sarılan, gerektiğinde bunu yapmadı. Yani hani biraz uzaklaştıran falan yani onlar sana ilişkiyi anneannemin değişiyle Beşir edebilen insanlara ihtiyacımız var.
Hocam ben bir şey sorabilir miyim? Internet var internet bağlantım gitmezse bir şey soracağım. Şey. Yani yani sorun sadece size değiller. Çocuğun da her konuşmadaki herkese bu soracağım ya son zamanlarda sanki böyle narsistim ve bir küfür olarak kullanılıyormuş gibi hissediyor musunuz? Siz de bazen şey oluyor çünkü hasta geliyor. Örneğin benim eşim tam bir narsist diyor. Hani oturup 5 dakika filan bunu konuşuyor. Üzerine eşinize hakaret mi etmek istediniz eşiniz bencil onu mu anlatmaya çalışıyorsunuz yoksa başka bir yani psikiyatrik tarımı bu hani onu anlatmayı mı çalışıyorsunuz diye oturup konuşmak zor.
Kalıyorum genelde de hani ben de ııı sizin tecrübelerinizi merak ettim. Yani şöyle kitaplarda var, final sistem kurtulmanın 10 yıldır. Asist olduğunu anlamanın 10 yolu falan. Hani ne şey hani böyle şey anna fud böyle 1.900 kırklarda şöyle bir şey diyor işte, yani travma öyle bir kelime haline geldi ki diyor. Yani herkes olur olmaz her şeye böyle travma diyor. Yani travma çok muğlak bir şey oldu diyor. Yani bence onun şimdiki narsi sistemi çağındayız yani o zamanlar hani tam da ikinci dünya savaşında tabii travmanın böyle hani ne olduğunu belirsiz bir.
Hale geldiğini diyoruz ama şimdi de hani bence engelsizinle hani sanki herkesler falan gibi böyle şey. Yani en azından beni tanıdığım kadınlar arasında bütün erkekler narsist hani böyle bir şey olmayacağını göre hani aslında dönemin ruhundan dönemin yani tam da burada bence narsizim kültürüne doğru dönüyoruz. Çünkü hani herkes kendi isteklerinin sonsuz bir şekilde. Karşılanmasını o öteki tarafından karşılanmasını istiyor. Böyle yeni şeyler çıkıyor. Feminist yazında da işte mesela pişpışlanmak istiyor.
Erkekler aslansın kaplansın. Bunu da çok güzel yapmışsın. Şöyle yapmışsın falan, evet tabii ki bu binlerce ihtiyar. Prenses erkekler diyorlar, hocam kestim ama. Evet, onu bu da işte şey hani bu da aslında bir dönemin ruhu yani. Çünkü dünya karşısında herhalde. Yani benim kendi yaşam dilimin içinde hiç bu kadar çaresiz olmamışız gibi geliyor. Uzun zamandır herhâlde biz ikinci dünya savaşının çıktığı koşulları falan düşününce de Birinci Dünya Savaşı, ikinci Dünya Savaşı işte pandemiler değil, ekonomik yoksulluklar ve sonraki çok yıkıcı bir.
Savaş ama belki ondan sonraki bir daha bolluk ve şey döneminin biraz sonuna geldik. Yani korkunç aç gözlülüğümüzde dünyayı tüketiyoruz. Yani korkunç bir iklim felaketinin içinde. Hani her gün bir köşeden şey yapıyor. Hani hepimiz küçümdük bence hepimiz kendi koşullarımıza daha küçüldüğümüz bir zamandan geçiyoruz ve bu küçülme sırasında da aldığımız yaraları. Kırmızı biraz gidersin istiyoruz. Onun için böyle biraz pişpışlanmak biraz işte abartılmak falan belki bize. Ilk geliyor. Yani onun için böyle tüm pişmişlenmek isteyenler de çok narsist falan dikmeyeceğiz tabii.
Yani belki bu dünyanın buhari karşısında bu kişisel acilliklerimizle. Hani böyle bir ötekinde biraz sığınıyoruz. Hani bana iyi bir şeyler söylüyor diyoruz ama bu yine hani tüm alanı tüm hayatı kapsarsa hani o zaman tabii. Ama tabi yani yine patolojiye dönersek sonuç olarak o bir hani bir ihtiyaç kesitsel bir ihtiyaç duruma bağlı bir ihtiyaçdan bahsediyoruz. Halbuki temel olarak. Narsistlik denilen kişinin hayatı buna bağlı değil mi? Yani fışlanma değil de yani 10'a çıkart o verilmesi gereken şeyi vermediğiniz zaman aslında içi boş olan, yok olan ve kendisini bir bütün olarak hissetmeyen ve bunun hesabını da size öden bir yapıdan bahsediyoruz aslında.
Dolayısıyla herkesin bu tür bir narsistlik. Yapılanma ya da bozukluk içinde deyim yerindeyse olduğunu düşünmüyoruz ama. Mesele yani toplumsal Mersin. Diğerinin ne olup da giderek arttı ki sen onu biraz söyledin aslında yani küçüldük olmamız gerekenden daha küçük bir yere daraltıldık ve dolayısıyla ihtiyaçlarımız arttı sanki. Diye anladım ben doğru. Mu evet yani küçük gelecek belirsizleşti. Hani kaynaklar çok azaldı, neyi hani her gün farklı bir felaketle karşı karşıya kalıyoruz. Yani sanırım bitsin zehirlenmeleriyle yoksulluk arasındaki ilişki çok net bilmiyor.
Işte şimdi de biz sınıfın besin zehirlenmelerini ölümleri falan görüyoruz sürekli. Yani ben geçen yıl belki? Eğer sizler yakınlarda okumadıysanız çok önerebilirim. Hani çok bildiğimiz 3 çocuk kitabını okudum guber. Gezileri. Tabi gönülden sebep için çok önemli bir taşlamasıdır. Aslında çocuk kitabı olarak algılanır ama çok önemli bir toplum eleştirisidir aslında. Çok inanılmazdı bence yani tam da bu o sıralarda bu. Yani toplumlar sizinle narsizmin salgınına falan dair bir şeyler yazıyordu ve çok böyleydi beni yani yazdıkları falan çok büyüledi.
Hatta hani bir şeylerden söz edeyim şeyde hani 13 yani devler ve cüceler ülkesi çok anlatılıyor. Çocuk kitabımı da sadece o ikisi geçiyordu ama şeyde bir ülkede daha var. Kulübenin şeyinde aslında. Laputa belki şey yapıta yaşayanların hepsi kendi sevdikleri matematik ve müzik dışında hiçbir şeyi kıymetli bulmuyorlar. Bu bilgiye sahip olmak çok ayrıcalıkta böyle evliliğin mimarisini çok özenle tasarlıyorlar ama evleri tasarlayamam ve evleri yapanlar arasında o kadar büyük bir bilgi uçurumu olduğu için her şeyi yapıp yumuk sahip oldukları her şeyi yumuk yumuk işte ve bu sırada böyle akademisyenler var.
Onlar her şeyin en iyisini yetiştirmeye çalışıyorlar ama işte her mevsun domates yetiştirsin diye çalışınca her şey tatsız susuz oluyor. Hiçbir şey zamanında yetiştirmez oluyor işte ve sen güneş ışığından salatalık yapmaya çalışan işte dış kıyı meyvenin orijinal haline dönüştürmeye çalışan akademisyenler var. En ilginciilse bence profesör ve şöyle diyor işte, bir tane çerçeve icat ediyor. Çarpışa ve sürekli bilgi ve kelimeler üretiyor. Hani en cahil insan bile makul bir ücret karşılığında çok az bir fiziksel güçle ve en ufak fakir yetenek ya da tahsile gerek olmaksızın felsefi, şiir, politika, hukuk, matematik ve teoloji alanında kitaplar yazabiliyor bununla.
Yani. Evet, işte yani herkesin ancine spor 1.980 dördü konuşuyor ama johnot'un sweatgton'ın hakikaten o dönem toplum eleştirisi ve gelecek öngörüsü inanılmaz gerçekten. Evet, don kişot'ı tekrar dönebiliriz. Yani bu modernlik reiscilik hani tüm oralara baktığımız zaman aslında neredeyse hani o kurulmaya başlandı? 1.006 yüzü 1.007 yüzlü yıllardan itibaren hani onun eleştirisini de bir arada görüyoruz. Sonra aslında mesela mobildi ki görüyoruz. O tutkulu bağlar falan başlıyor bir zamanda yine hani sanki hayattaki her şeyin çözümünün tek bir nesnede olduğunu hani narsizmin için yine bu olabildi.
Tek ideal bir nesnenin her. Içerdiği düşündüğü onun peşine düştüğümüz çok tutkulu tek bir bağlılık çeşitlenmeyen tek bir alanda toplanan bir yer. Hani onların hepsi de galiba, hani freud'ın bir sözü var. Edebiyatçılar bizden hep önde gider diye. Bence hani bütün sanatçılar bizden çok önceden beri bize bunu da söylüyorlar, gösteriyorlar ve biz şimdi bence dönüp bakınca onları ne söylediğini daha iyi anlamaya çalış. Yani başlıyoruz diye düşünüyorum. Ben burada araya gireceğim. Bu haftalık bu sohbeti burada sonlandırıyoruz.
2 hafta sonra sohbete kaldığımız yerden narsist mı? Kaldığımız yerden devam edeceğiz. O gün yine bir ressam ve ressam hakkında bahsedeceğim. Bugünkü ressam olarak Karaağaç yönden resim olaraktan narsist isimli eserinden bahsedeceğim. Karabaca ile ilgili öncelikle konuşmak gerekirse kendisi 1.571 yılında Milano yakınlarındaki karabaca şehrinde doğuyor. Soyadı aslında buradan geliyor. Milano'da resim atölyesinde bir resim atölyesinde eğitim alıyor. Daha sonra roma'ya gidiyor. Fakir sokaklarda yaşayan model arayan geç bir ressam olarak tanınıyor.
Daha sonrasında bir kardinal himayesine giriyor, bir üni yükseliyor ve büyük siparişler almaya başlıyor. 1.606 yılında bir kavga sırasında bir adam öldürüyor ve romadan kaçıyor. Daha sonra. Malta, Napoli, sicilya'da saklanarak çalışmaya devam ediyor. Yaklaşık 4 yıl kadar sonra da roma affımı dönerken yolda hastalanarak ölüyor ve. Şu ana kadar bilin bilindiği kadar ileri en azından hastalığının sebebi ya da ölümünün sebebi net olarak belli değil. Kendisinin kişiliği ve sanat ile ilgili şunlar söyleniyor, şiddet şiddete meyilli bir mizacı var.
Kavgalara çok karışıyor ve suça bulaşıyor. Sürekli olarak model olarak da sokak insanlarına. Yani kirli yüzleri, ayakları ya da uzuvları tercih ediyor. Genelde resmetmek için kendisi barok sanatının en önemli yön verici ressamlarından biri olarak kabul ediliyor. Eee bu bahsedeceğimiz narsistimle eser ise. Aslında Yunan mitolojisindeki narsu atıf yapılarak çizilmiş bir eser. Burada narsusus sudaki kendi gölgesini daha doğrusu yansımasına bakıyor ve aşık oluyor ve 10'a çıkart hayranlık duymaya başlıyor.
Fakat belli bir süre sonra bu hayranlığın sebebiyle 10'a çıkart ulaşmaya çalışıyor. Ama ne kadar mücadele ederse etsin elini uzatıyor vesaire ama hiçbir şekilde 10'a çıkart dokunamıyor ve bu imkansızlığı fark ediyor. Bu eser bu açıdan olduğum şey bir ilginç bir eser ve şu an roma'da sergileniyor. Ulusal sanat galerisinde sergileniyor. Bizi dinlediğiniz için teşekkürler. 2 hafta sonra tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean