Kadın Ruh Sağlığı ve Gebelik
Bu bölümde Prof. Dr. Fisun Akdeniz ile kadın ruh sağlığı ve gebe ruh sağlığı hakkında konuştuk.
European Medicines Agency (EMA)'nin erkeklerde valproat kullanımına dair uyarı notu
Herkese merhaba diken sugül bahçesi ifade etmiyoruz. Podcast'in yeni bölümünden size sesleniyoruz. Ben doktor taysen rolaz bu potkes bölümünde benimle beraber profesör doktor timuçin oral, profesör, doktor, cemaat Başoğlu ve doktor ibrahim aylak her zamanki gibi burada. Konuk olarak da sayın profesör doktor füsun Akdeniz, bizlerle beraber bu bölümde geçen haftaki konulardan biraz daha farklı bir konuya doğru evrilmeye başlayacağız. Ben sözü çok uzatmayayım bırakayım. Tüm önce timuçin hoca konuğumuzu her zamanki gibi tanısın hocam yine klasik bir giriş yapacağım size devredeyim ondan sonra.
En tanıyan benmişim gibi oluyor ama. Epussun. Ve her zaman çok daha yakın olduğumuz için beni tanıtmam daha uygun olur. Herhalde izin verirse. Bir kısaca şehirleri söyleyeyim. Hani bir bilinsin diye fisun 1990 ege tıp fakültesi mezunu, sonra ege psikiyatriye başlamadan önce bildiğim bir iç hastalıkları ihtisası var değil mi? Yani bir süre sonra bırakmış, onu bir yıla yakın neredeyse. Sonra işte ege psikiyatride iktisase başladı ki ben o yılları tanığın onun asistanlığından itibaren asistan cam bilgileri sunarken ben de.
O salonda onu eleştirmek üzere bulunuyordum. Oradan zaten tanışıklığımız öyle başladı. Kongrelerden sonra bir bitirdi, çok başarılıydı tabi her zaman. Dolayısıyla ege'de önce uzman sonra doçent yani bir doçentlik vardı o zaman yani doçent doçent profesör olarak devam etti. Uzun yıllar duygu durum bozuklukları alanında çalıştı. Temel olarak. Ama, onun dışında mesela Amerika Birleşik devletleri'nde bir NA mc'te misafir öğretim üyesi olarak da çalıştı ya da araştırmacı diyelim araştırmacı olarak çalıştı.
Sonra masterit'te neuroscience masterı yaptı. Psikopar, makoloji ve nörosens dolayısıyla orası daha psikopanc ağırlıklı da bir yer bir yandan. Hep dediğim gibi bir polar bozukluk, duygularım bozuklukları tedavi edilen işte hastalıklar vesaire çalıştı ama. Gene de füsun Akdeniz denince psikiyatri camiasında türkiye'de kadın kadının sağlığı, kadın ruh sağlığı ve psikiyatrik hastalıklar, gebelik emzirme dönemleri, ilaç kullanımları vesaire gelir. O alanda da çok önemli çalışmaları var. Özellikle hemen aklıma gelen.
Ben prag'la yapılan bir çalışma var ki o bayağı önemli yabancı yayında olan. Ve epilepsi ile bir polar bozukluğun farkını da gösteren benimle hala referettiğim çok önemli çalışmalardan bir tanesi. Daha sonra 2015'te emekli oldu. Zaten psikodrama çalışırdı ve.
Psikoterapi ağırlıklı çalışırdı. Bilişsel terapi vesaire ama bir hatta psikanatik terapi geçmişi de var. Yanılmıyorsam. Sonra mindfulness ve arkasından mindfulness grupları şimdi daha çok. Sağlık çalışanlarıyla, daha doğrusu meslekten arkadaşlarla mindfulness grupları da yapıyor diyebiliyorum. Eksik bıraktıysam sen tamamlarsın füsuncum hoş geldin diyorum sana. Hoş bulduk. Şimdi dinleyince tüm için senden sanki her telden çalışmışım gibi. Geldi, aradığımız aradığımız kapılar her. Şeyden. Biraz yapa yapa bugüne gelmişim gibi işledim ben de.
En sevdiğimiz konuşmacı konut profili değil mi canım?
En sevdiğim nasıl şey bu? En sevdiğimiz evet, füsun'cım hoş geldin. Hoş buldum.
O zaman böyle pattı denek bir soruyla başlayayım mı? Tahsinizim verirsen? Tabi canım.
Yani hani bu kadar duygularım bozuklukları ağırlıkla çalışıyorsun? Ilaç onların terapileri, kadın ruh sağlığı vesaire. Ne diyorsun? O zaman gebelik ve sonrasında ilaç kullanılır mı? Allah aşkına paldır küldür gebe hastayı görünce ilaçları keselim mi yoksa ne yapalım? Diye sorayım ben sana. En can alıcı soruyla başladınız, hadi bakalım diyorum. Zor soruyu soruyor, bak görüyor musun? Evet, en sev beni çok seviyor. Bir arkadaş. En hani keyifle zevkle anlatabileceğim konulardan biri özellikle hani bu alanda çalışmak isteme nedenlerimin en başında geliyor?
Bu sorunu ya yanıt bulabilmek ve yanıtlamak esasında. Sorarım ama önce bununla başlayalım. Bu daha can alıcı. Şunu söyleyebilirim, yani hakikaten hekim olarak hekimlerin, psikiyatristlerin gebe bir hastayla karşılaştık. Karşılaştıklarındaki en büyük çekinceleri maalesef nasıl ilaç kullanırım? Sanki? Ilaç kullanınca bebeğe direkt zarar verecekmişiz hissi. Çok belirgin bir konu hakikaten direkt hasar veriyor muyuz yani? Biz anneye bir ilaç başladığımızda değil mi? Gebe kadına ne oluyor bu konu? Hani en çok merak edilen bu konuya çalışmaya başladığımdan beri şunu söyleyebilirim, çok sayıda yayın birikiyor, çok sayıda tedavi kılavuzu da birikiyor.
Yani artık hadi bu çetiti vesaire de olunca yazdıklarında. Hani kişilerde merak ettiğinde bu kaynaklardan veriler çıktığı için de bir miktar daha hekimlerin de çekincesi, hasta hasta yakınlarının da çekincesi azaldığını düşünüyorum. Tabii ki de hani çok ana başlık olarak söyleyebileceğimiz gebelikte ilaç kullanılabilir. Psikiyatri ilaçları da kullanılabilir. Psikiyatri ilaçlarından asla kullanılmayacak olanlar var. Hani hemen onları söyleyebilirim belki merak edilebilir. Hani asla kullanılmaması gereken gebelikte derseniz işte valp rahat dediğimiz epilepside de kullanılan bizim bipolar bozukluk tedavisinde de kullandığımız bir ilaç.
O gebelikte asla kullanılmayan ilaçlardan biri yine aynı şekilde kar. 1000 dediğiniz bir ilaç var. Onun da kullanılması gebelikte uygun değildir. Onun dışındaki tüm psikotroplar yani psikiyatride reçete edilen ilaçlar kullanılabilir ama kullanılırken dikkat edilmesi gereken konular var. Yani en önemli konu da organa genez dediğimiz, yani gebeliğin ilk 13 haftasında organların gelişimi sırasında ilaçların nasıl etki ettiğini bilmemiz gerekiyor. Ve ona göre seçerek dozunu ayarlayarak bütün her şeyi formülize etmemiz gerekiyor.
Aslında en büyük zorluk şey galiba dimi füsun yani. Gebelerde ya da emziren annelerde diğer hastalarla olduğu gibi böyle kontrollü çalışmalar yapmak, ilaç vermek, ilaçsız bırakmak, vesaire gibi şansınız yok. Yani bunu yapabilirsek sadece belki deney hayvanların da yapıyor oluruz. O da eşlemek mümkün olmayan bir alan sanki. Ya evet tabii ki de örneğin bir ilacın etkinliği ya da hani güvenilirliği çalışmaları için klinik araştırmalar yapılıyor. Plaseba kontrolü vesaire hani biz ilaçların zaten bu şekilde psikiyatri de hani etkisi olduğunu söyleyebiliyoruz ve hangi dozda etkili olduğunu söyleyebiliyoruz.
Gebelik gebelerde ya da emziren annede böyle bir ara araştırma etik açıdan uygun olmadığı için yapılmıyor. Tüm dünyada yapılmıyor. Peki verilen nasıl birikiyor? Ya biz bugüne nasıl geldik? Diyelim ki gebeliğin başında plansız bir gebelik nedeniyle kişi ilaç kullanmış, gebeliğini fark edinceye kadar haftalar geçtiğinde onun verileri bir yerde toplanmaya başlıyor. Ya beri havuzları bize yol gösteriyor. O veri havuzlarında o bebeklerin takibi, daha sonraki gelişimleri işte şunu söyleyebilirim, antidepresanlarla yapılan çalışmalarda çocuklar 18 yaşına geldi.
Yani gebelikte antidepresan maruz kalmış. Şeyin fetüsü şu anda 18 yaşına gelmiş halinde ve nejar olduğu öyle ilgili bir ilginiz var işte bu verileri kullanıyoruz. 1'de toplum temelli çalışmalar yapılıyor. Toplum temelli çalışmalarda da işte belli bir hazalık. Acaba gebelikte annesi bir şey kullandı da mı bu hastalık çıktı diye bilgiler veriler toplanıyor. Bunların hepsi birlikte bizim tedavi kılavuzlarında bize yol gösteriyor ve biz o sayede. 1'de bu ilaç kullanılır, bu doz da kullanılabilir diyebiliyoruz ama tabii bunların hepsini yaparken de hem anne adayından hem de baba adayından onay alarak yaptığımız bir süreç.
Yani biraz daha farklı esasında yani herhangi bir hasta görüşmemizden daha farklı bir görüşme yapıyoruz. Yani biz psikiyatrist olarak birebir görüşme yapıyoruz. Karşımdaki kimse ben ona reçete yazarken. Burada çok değişik bir şey oluyor. Hem hastamıza, hem eşini hem de ya karnında ya da kucağındaki. Bebeğe bakarak üç kişilik bir tedavi protokolü düzenliyorsunuz. Biraz farkı bence psikiyatrideki değişik şey buradan geliyor diye görüyorum ben. Ömer çok çok ilginç, gerçekten bir şey söyleyecek miydin cem sanki öyle bir şey söyleyecektim.
Ilaç araştırmalarıyla ilgili yani randevize kontrolü ilaç araştırmaların pek çoğunda zaten dibe fi gerçek hayat verisini tam olarak yansıtamayacak çok kısıtlılıklarla. Hasta alabiliyoruz. O yüzden gerçek hayat verisine dayalı tecrübeler tabi çok daha önemli oluyor. Onu söyleyecektim ama şimdi sen bunu söyleyince aklıma gelen soru babalarla ilgili olarak bu konudaki senin tecrüben çok daha fazladır. Hepimize göre ne neler söylemek istersin biraz ondan da söz edelim mi? Ne neler görülüyor? Çok güzel bir soracağım onu söyleyeyim.
Önce hakikaten babalar uzun yıllar bu konuda göz ardı edilmiş grup öyle söyleyeyim, hep kadın ruh sağlığı konusu. Her ne kadar tedavi ile ilgili çekincelerimiz olsa da çok uzun yıllardır işte özellikle loğusalık dönemiyle ilgili olan ruhsal durumlar çok incelenmiş. Yazılmış vesaire bir konu. Erkekler ve babalar çok uzun bir süre ihmal edildikten sonra son zamanlarda onlarla da ilgili yayınlar hani yardım almaları gerektiği vesaire üzerine çok sayıda söz olduğunu görüyoruz. Iıı hakikaten de benzer şekilde onu görüyorum.
Sonuçta hani biraz önce söyledim. Biz üç kişinin birden tedavisini düzenliyoruz. Yani bir reçete üç kişiyi etkiliyor. O nedenle babalarla da bir ilişkimiz oluyor. Tedavi ilişkimiz oluyor orada onları da izleme fırsatı buluyoruz. Zaten başka araştırmalarda da şimdi diyelim ki bipolar bozukluk hani en çok ilgilendiğim konulardan biri. Bipoler erkeklerle ilgili yapılan çalışmalarda da nasıl kadınlarda loğusalık sendromu görülebiliyorsa bipolar erkeklerde de lousalıkta ya da gebeliği sırasında eşini, partnerini kimi ruhsal dalgalanmalar olduğuyla ilgili yayınlar var.
Çünkü onlarda uykusuz kalıyor, tedavileri aksayabiliyor. Eee, işte partner yükü yeni bir çocuğun olmasıyla ilgili stresler vesaire, belki hormonel faktörler orada etkili olmuyor ama diğer bütün psikososyal risk faktörlerine maruz kalıyorlar ve onlarda da hastalık görülme olasılığı artı ile ilgili veriler var. Onların da uykularını tam alması ve vesaire üzerine çok duruluyor son zamanlarda. Aslında. Çok ilginç değil mi bu yani? Sanki. Çevresel faktörler bir yerde, yani bir tür kontrollü çalışma gibi kadında hem hormonel artı hem belki işte çevresel edinsel her neyse faktörler söz konusu.
Erkekte sadece bunların bir tanesi söz konusu ve nasıl bir seyir ya da paralellik izlediğini gözlemek aslında enteresan bir bakış açısı olsa gerek. Hala böyle bir araştırma yok, onu söyleyeyim, gençlere buradan duyurulur öyle de. Böyleyim böyle gereksinim. Gereksinim var ama şunu söyleyebilirim, şimdi hani hemen düşündüm, hemen bir argüman geldi. Kadınlardaki ruhsal hastalıkların şiddeti maalesef daha yüksek diye yani daha ağır seyrediyor diye altını çizmek istiyorum. Evet, babalarla ilgili bir polarlarla ilgili kimi şeyler var ama hani böyle.
Postpartum psikoz hani lousalık psikozu gibi tanımlar yer almıyor. Daha çok duygusal dalgalanmalar gibi geliyor ama bence araştırılması gerekiyor kesinlikle hani. Çevresel faturleri dışlayabilme kolaylığı sağlar mı acaba? Diye aklıma böyle enteresan bir soru geldi. Çünkü bir tarafta yapılmışı var. Yani o hormonal bir etkisi olmayan bir. Bir seyir var. Diğer tarafta ikisi birden var. Imam ne diyorsun cem. Evet, hiç araştırma olmadığını şimdi öğreniyorum. Çok da şaşırmıyorum. Tabii ki birazcık da tabi ramfe'ın tecrübesini merak ederek sormuştum.
Şimdi karar verilirken kültüre göre de çok değişebilir ama iki kişi mi karşında oluyor daha çok yani büyükşehirde çalışırken türkiye'de çalışırken. Birlikte mi karar veriliyor yoksa hep sadece anne adayı veya anneyle mi konuşuluyor? Ya babalar ne? Kadar katılıyorlar bu sürece katılıyorlar. Yani bir psikiyatrist olarak zaten hep onu anlatıyoruz ya ben mutlaka katıyorum. Birinci onu söyleyeyim, eğer ilk görüşmeye gelmediyse bile ikinci görüşmeye mutlaka davet ediyorum ve bu konuyu kurslarda ve bütün panellerde anlatırken de mutlaka baba adayının da o görüşmede olması.
Sizin de onun, çünkü neden çok önemli bir kişinin rahatsızlığı ya da yakınmalarıyla ilgili bir eğitimden geçmesi gerekiyor. Belki ilk defa bu belirtileri görüyor. Daha hayatında daha önce ruhsal hastalıkla ilgili hiçbir bilgisi olmayabiliyor. Hekim olarak da siz karşınızdaki kişinin tutumunu da görmeniz gerekiyor sonuçta. Yani hem hastaya yaklaşımı nasıl eşine yaklaşımı nasıl hastalık belirtilerine yaklaşımı nasıl tedaviye yaklaşımı, nasıl yani psikiyatrist olarak düşünün. Hem kadını hem erkeği ikna etmeniz gerekiyor.
Yalnız şimdi türk toplumunda 1'de. Tahmin ediyorsunuz aileler var yani özellikle lohusalık döneminde biz mutlaka kim destek olacaksa bu illa kadının ailesi olmayabiliyor. Bazen çok şaşırtıcı olarak erkeğin ailesi daha sahip çıkabiliyor kadına yani onu da söyleyeyim. Sadece kadının ailesi değil mutlaka onları da bu tedavi ortamına ve desteğe davet ediyoruz ve etmeliyiz de ve davet ediyorum da yani. Altını hani çiziyorum, bu çok önemli bir konu. Başka türlü tedaviyi sürdürmek mümkün değil. Sabote oluyor çünkü tedavi.
Peki biz? Arkadaşlar hep ilaç danla devam edelim, ya ilaçta konuşulacak çok şey vardır. Füsun anlatacağı da ben bir şey. Söyleyeyim mi taraftan? Store 1'de yani postpartum rahatsızlıklar filan. Onlara da şimdi mi gire nasıl yapalım sen sor Tahsin tamam yani. Ben söyleyeyim, ben birkaç şey söyleyecektim. Hani bu ilaç çalışmalarıyla ilgili belki vere eksikliğiyle ilgili benim de aklıma gelen birkaç şey var. Bir şey kısmı da var işin hani? Genel olarak tıpta hani ilaç alışmaları ya da ııı tüm çalışmalar şey üzerinden yürüyor ya beyaz erkek hani o yüzden zaten hani kadınla ilgili çalışma bulmak da pek mümkün olmayabilmiyor biliyor her zaman.
Örneğin işte şu an kullandığımız standart ilaç dozları vesaire de hani beyaz bir erkeğe göre hesaplanmış şeyler yani dozlar. Onu belirtmek gerekiyor. Belki hani o cender farkına çok fazla dikkat edilmiyor zaten hani genel olarak. 1'de. Bu şeyden bahsetmiştik. Yine bu veri eksikliğinden bahsetmiştik. Bir eksikliğin bir sebebi de belki hani psikiyatrik eee şeyin eee çalışmaların ııı sonucu da olabilir diye de düşünmüyor değilim. Yani hani sonuç itibariyle bizim ilaç çalışmaları da yani geçen şeye bizim podcast ekibinin şeyi varwhatsapp grubu var oraya jim fan olsun şeyini atmıştım ya.
Eee makalesini yani orada örneğin hani depresyon ııı için bir tedavi geliştirmek istiyorsunuz örneğin. Ama hani depresyon için geliştirdiğiniz tedaviyi denediğiniz ekip şöyle olacak, hani herhangi bir komor bir psikiyatrik durumu olmayan? Onun dışında kişilik bozukluğu, vesaire gibi bir tane kesinlik olmayacak ve herhangi bir kriz döneminde olmayan bir depresyon hastası bulacaksınız ve onun üzerinden bütün çalışmaları yürüteceksiniz. Ligkensiz. Gül bahçesi yani yani o onun. Da ötesinden. Her yerde çıkıyor karşımıza değil mi?
Dikensiz gül bahçesi ile uğraşıyoruz ama baht edemiyoruz yani ben. Psikiyatri polikliniğinde böyle bir prak şeyiyle karşılaşmadım. Pratikle karşılaşmadım. Yani ben depresyona gelen hiçbir hastanın hani böyle bir pür depresyona geldiğini bana görmedim. Yani bir sürü sorunla o zaman. Bak aklıma hemen gelen bir şey söyleyeyim, ama sen önce bir tahsine bir şey diyeceğim varsa. Evet, evet. Bir ekleme yapacağım çünkü klinik araştırmaları hepimizi yaptık. Hani o klinik araştırmalarda tahsisine ekleme olarak kişi eğer kadın, kadın, hasta alacaksanız üreme dönemindeyse mutlaka aktif kontroltif kullanması gerekiyor.
Şimdi türkiye'de diyelim ki bekar alacağınız kişi bekar bir kadına. Aktif doğum kontrol yöntemi önermeniz hani? Tahmin. Edersiniz hani burada nasıl karşılandığını öyle. Olunca bu kişileri. De dışlıyorsunuz öyle söyleyeyim. Yani üreme dönemindeki kadınları bile çalışmaya alırken. Bir sürü kriteriniz ve zorla zaten gebaka mutlaka gebelik testi yapılıyor. Gebe olmadığını kanıtlamak zorundasınız. Nasıl yani? Emzirme döneminde olmaması gerekiyor. Şimdi bunları seçe seçe düşünün. Kadınlarda yapılan ilaç çalışmaları nasıl bir sonuç?
Verebilir sana işte cerrahi hocamızı hatırladım. Şimdi dikkat karaca'yı o şey derdi. Her kadın aksi ispat edilene kadar gebedir derdi youtube'da.
Şu anda psikiyatride görüşmelerde bunu kabul ederek görüşmeye başlamanız gerekiyor. Onu söyleyeyim, yani özellikle batı batı şeyinin etkisi tamamen bu. Bunu ilk önce kişi gebe olmayacak. Bunu kanıtlayacaksınız. Ondan sonra siz ilaç tedavi, siyah farmakolojik tedavi reçete edip takip etmelisiniz deniyor. Aksi takdirde sıkıntı yaşayabilirsiniz. Yani. Tazminat sebebi vesaire gibi şeyler ortaya çıkabilir. Evet, tuhaf yerlere geldik. Bir şey. Daha ekleyeyim. Bebek sağlığını etkileyen hani anne dışında babayla ilgili bazen tıpta ilaçların kullanımı da şey olabiliyor.
Özellikle sperm üzerinden etkileyebiliyor. Benim için ilginç olan bir uyarı vardı. Örneğin geçen sene 2024 miydi, 2025 miydi yanlış hatırlamıyorsam. Bize almanya'da şeyle ilgili eee balproat'la ilgili eee black boks ııı bowling şeklinde geldi. Eee üreme çağındaki erkek hastalar için de eee ilerde çocuğun 30 olabileceğine dair bir uyarıyla karşılaştık. Öyle bir şeyimiz var, yani onu da söylemiş olayım ya. Şöyle şunu şunu biliyoruz, zaten füsun sen bir şey diyecek miydim? Ya bir şey. Daha söyledim, konu konuyu açıyor.
Yani şimdi biriniz bir şey şey gibi geliyor. Yani topu havalandırıyorsunuz. Hani tam golü pozisyon gibi hissettim hissediyorum. Tam söylediğinden erkeklerle ilgili çünkü evet kadınlarla balpruatla ilgili yapılan çalışmalarda mutlaka erkekleri de anlatıyorum. Valpruatla ilgili şeyi anlatırken kullanılmamasını erkeklerle ilgili örneğin ingiltere'yi söyleyip sperm donosyonunda eğer donör olacaksanız vaypuratı en az üç aydır hiç kullanmadığınızı kanıtlamak zorundasınız. Ama şöyle diyebilirim, onunla da ilgili yapıtlarımız oda çalışma var.
Yani valpatın erkek üreme dönemleri üzerine nasıl kadınlarda çalıştık? Erkekleri de ihmal etmedik onu söyleyeyim. Sperm kalitesini bozduğuyla ilgili yayınlar vardı. Özellikle epilepsi hastalarında yapılmış çalışmayı da biz de merak ettik. Acaba psikiyatride de birpolar bozukluğu olanlarda da aynı şeyi. Görebilecek miyiz diye tabi ki inşallah görmeyiz diye başladık. Çok ilginç yarı yarıya olduğunu gördük. Yani direkt balproata bağlayamadık. Sperm kalitesindeki bozulmayı epilepsi de başka faktörlerde söz konusuyla.
Epilepsi ile benzerlik mi gösteriyor? Yani hani bu kadınlarda yaptığınız çalışmadaki gibi bir sonuç mail. Bayburt'ın erkekle erkek üreme sağlığı üzerine de çalışmalar var. Hayır. Ama sizin bulduklarınız senin daha önce hani şu bahsettiğim epilepsiyle duygu durumumuzu kırklarındaki farkı gösterdiğin makalenindeki gibi bir sonuç mu verdi? Onun. Kadar ııı şey değildi çünkü şöyle şu anladığım, o da şöyle bir zorluktu, erkek hastalarda tabii sperm verme vesaire gibi ikna etmek çok kolay değildi. Düşünün kişi buna gönüllü olabilmesi çünkü tamamen gönüllü esasıyla bu çalışmalar yürütülüyor.
Sayı azdı. O nedenle yani sperm de Beren kan tahlili hepsinde yaptık. Kanda bir değişim görmedik. Yani perferik olarak cinsiyet hormonlarında bir değişiklik yok. Erkek hastalarda valpura ad kullandığında ama sperm kalitesi zaten esas vurgu. Onun üzerine şu anda hatırlamıyorum ya ondan az da sperm bakabildiğimiz. Ya. Evet. 10 kişi bile 10 kişi kabul etti tabi ama yeterli değil karşılaştırma için sonuçta. Ama bozuk olanlar vardı onu söyleyeyim yani oran tabii ama istatistiksel bir şey demeye yeterli değil de o çalışma orada kaldı.
Yani vbat konusunda iki değişik çalışma yaptı. Konu söyleyebilirim. Şimdi kalite deyince sperm kalitesindeki değişiklik zaten. Herhalde kastettiğin daha çok az o süpermi oligospermi filan gibi şekil bozukluğu. Şekil. Bozukluğu bir zaman yani sayıyı. Vesaireyi etkileme o değil, daha çok şekil bozukluğu ve hareket bozukluğu. Çünkü hani spermin kalitesi dediğimiz şey, sayı sayısının ötesinde de önemli kaliteli olmak zorunda. Yani aynı yumurta gibi üreme iki. Sperminde kayık. Kalitesi oy açıdan onu kastettim.
Esasında çok açıklamadım orada ama hareket bozuklukları vesaire hücre yapısının bozukluğu. Tam. Tam onu diyecektim. Şimdi Tahsin senin öyle bir şeyin var mı okuduğun bir şey çünkü mesela yaşla birlikte dönev o mutasyon yani somatik hücrelerde mevcut olmayan ama sadece spermde veya işte oğlum da ortaya çıkan o sitte ortaya çıkan mutasyonlar artıyor. Özellikle baba yaşıyla ilişkili. O yüzden yaşla birlikte mutasyon arttığı için otizmle yakından bağlantısı var. Ve şizofreni içinde var bu. Ama ilaçla ilişkili olarak böyle bir şey de söylenmişliği var mı?
Ben onu bilmiyorum. Hocam. Ben yani çalışmanın tamamını okumadım ama bu bahsi geçen uyarıya sebep olan geniş bir şey çalışması var, çalışması var herhalde. Onu istiyorsanız hem size daha sonra paylaşabilirim hem de podcast'in altına dinleyiciler için de paylaşabilirim. Birazdan anında gelir. Senden zaten birazdan yollarım da. Otizmle ilgili bir şey ekleyebilir miyim burada? Çünkü otizm konu seveceğim. Sizin de konunuz hani çalışıyorsunuz? Burada özellikle gebelikte kullanılan psikotropların otizme yol açtığı otistik otizm spektrumu ya da nöre gelişimsel bozukluklara yol açtığıyla ilgili bir iddia çıktı.
Son yıllardaki en büyük iddialardan biri ve o gebelikte hem anti depresan hem de anti psikotik kullanımında. Bir çekinceye yol açtı. Daha çok yine bu toplum temelli olan bir çalışmanın sonucu çıkmıştı. Yani bir gözlemsel. Aynen. Gözlemsel bir çalışma değil de bu. Daha sonra tabii bu konu incelendi ve hani bu bu konudaki bilgiler artıkça son özet şunu söylüyor. Evet, bebekte görülen bu tür bebeklerde görülen otizm ya da işte nöre gelişimsel bozuklukla. Annenin sadece gebelikte kullandığı antidepresan ya da anti psikotikle eee açıklanamaz.
Annenin daha önceki ruhsal durumu gebelikten önce kullanmış olduğu psikotroplar, çoğul ilaç kullanımı, bir diğer konum çok ilginç babanın ruhsal durumu. Yani eee babanın ruhsal durumu babanın kullanmış olduğu ama bu gebelikteki fetüsü etkilemediği genetik olarak etkilenme açısından açıklanıyor. Ve bizim orada bir yanlış sinyal olduğu, yani antidepresanlar otizme yol açıyor konusu biraz yanlış sinyal olarak yorumlanıyor. Yani otizm için bütün ilaç ve gebelikte kullanılan ilaç çalışmalarına bakılınca, yani meta analizler veya hepsine birden bakan.
Büyük yani büyük örneklemde yapılan çalışmalarda vappatın kesinlikle ilişkili olduğu ama ssarayların yani bir grup, en çok kullanılan antidepresanların ikna edici bir ilişkisinin olmadığı, temkinli kullanılması gerektiği ama ssaray kullanımı otizme yol açar gibi bir sonuca varılamayacağı. Eee söylendi, onun üstüne ııı ben hep öyle anlatıyorum yani. Tabii bu herkese ak aklınıza estiği gibi verebilirsiniz. Hiç sorun yok demek değil ama volpruat kadar korkulmasına gerek olmadığını biliyoruz.
Burada küçük bir umut bonosı vereceğiz. Bugünkü müzik parçası olarak john roy, nefes ve lawve dan the bedel resimli şarkıyı dinliyoruz. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz.
Gülme giyinmeyi. Müzik. Arasından sonra tekrar birlikteyiz.
Şeyi diyorduk, ilaç kullanımı dışında ya ilaçla mı devam edelim yoksa kadın ruh sağlığı, postpartum psikozlar vesaire onları da bunu ondan önce. Gebelik var zaten kocaman ve gebelikten de önce belki. Enstral sigle squusla ilişki var işte fiun. Çok başlığı var, sen seçmişsin. Yani ne istiyorsanız soru yani böyle ya çünkü çağrışımlarla daha güzel geliyor bana. Yani anlatmak yerine değil mi ya? Otizmle ilgili konuyu mutlaka söylemek istiyordum. Oradan o çıktı hani dediğim gibi her şeyi premesra sendromun da konuşabiliriz.
Biraz o da çok ilgi çekebiliyor. Ibrahim'in. Bir sorusu var galiba o? Aslında konuyla ilgili çok genel bir şey geldi aklıma. Psikiyatrik rahatsızlıklar kadınlarda daha mı çoktur? Mesela. Çok. Genel oldu bu. Sene düşünce falan çok çok. Genel oldu biliyorum ama yani? En en temel ve en uzun cevap verilebileceğim şeyleri soruyorsunuz ve? Kazık bir soru oldu bir yandan. Yani. Cevap verebiliriz yani ııı tabii. Ki. Soruyoruz sadece tabii tabii. Genel söyleyebilirim o zaman hani böyle textok bilgisi gibi de olacak ama kimi ruhsal hastalıklar kadınlarda daha sık görülürken kimi ruhsal hastalıklar erkeklerde daha sık görülüyor.
Kime ruhsalsa hastalıklarsa hem kadınlarda hem erkeklerde eşit oranda görülüyor. Kadınlarda daha sık neler görülüyor diye baktığımızda daha depresyonla bağlantılı ya da anksiyatı bozukluklarıyla ilgili olan bozuklukları ya da yakınmaların daha sık olduğunu görüyorum. Erkekler şu anda konumuz direkt olmadığı için erkekler dedim. Başka rahatsızlıklardan görülüyor diye genel bir başlık olarak buna yanıt verebilirim diye düşünüyorum. O. Zaman sık pardon hocam lütfen. Sık. Görülen psikiyatrik rahatsızlıklar kadınlarda da sık görülüyor dolayısıyla.
Ne diyelim poliklinik başvurusu kadınlarda daha sık oluyor gibi genel bir ifade kullanabilir miyiz? Bunu tabi çok. Fazla sosyal ve politik çağrışımı vardır bence yani onları. Aslında biraz soruyu sorarken de belki böyle kavramsal bir tartışmayı da açmak istedim ama yardım arayışı ile ilgili motivasyon. Pek çok şey burada etkili oluyordur. Evet yani erkeklerin de. Kadınları suçlaması sen hastasısın gibi psikiyatriste git demesi belki çok kabaca. Bütün dünyada hani o bu konu hani cinsiyetler arası fark nereden geliyor?
Konusu çok merak edilen bir konu. Yani üstünde çok çalışılıyor. Çok uzun yıllardır. Çalışılan bir konu ve çalışılacak bir konuda eee kadınlar yardım arayışı daha fazla. Bu bir gerçek. Ben hep şey şöyle örnek veririm, bunu anlatırken şimdi bir polar bozukluk kadınlarla erkeklerde eşit görüldüğü kabul edilir. Öyle söyleyeyim. Şimdi Ege Üniversitesi efektif hastalıklar birbirinde çok uzun yıllar çalıştım, işte orada bizim arşiv dolabımız var. Arşiv dolabında şöyle anlatayım. 4.
Arşiv dolabı kadınlara aitken iki tanesi erkeklere ait. Şimdi bu toplum dağılımını göstermiyor. Daha sonra şimdi bir süredir de 11 yıldır da sonuçta serbest hekimi yapıyorum. Size yine aynı şeyi söyleyebilirim. Kadınlara ait dosya dolabı erkeklere göre iki kat daha fazla. Bu ruhsal hastalığın iki kat daha kadınlarda sık koltukta göstermiyor. Daha yardım arayışının daha fazla olduğunu ve tedaviyi sürdürme olasılıklarının da daha fazla olduğu gibi de yorumlanabilir bir başlık olarak. Ama tabii bunun için altında pek çok başka faktördü söz konusu.
Özellikle depresyon hangisi? Bozuklukları daha sık görülüyor. Bunun sosyolojik nedenleri de var. Hormonal nedenleri de var. Eee diye söyleyebiliriz, kültürel nedenleri var. Hepsi uzun uzun başlıklar esasında. Peki adet dönemleri aslında tam da buraya gelmişken. Çok ciddi bir fark, iki cinsiyet arasında. Çünkü hormonal döngelenmeyi en net gösteren veri de bu herhalde zaten. Hatta muhtemelen.
Bunun bir biçimde bastırılmış olduğu ilaçlar yoluyla ya da başka yollarla bastırılmış olduğu durumlarda dahil.
Adet dönemleriyle hastalıkların ortaya çıkması herhalde bir fasıl ama hastalıkların kötüleşip hafiflemesi de başka bir fasıl olsa gerek. Bu konuda nasıl örnekler var ne dersin? Şunu diyebiliriz yani kadınlarda. Sonuçta üreme hormonları salınım gösteriyor diyebilirim. Yani her iki cinste günlük salınım gösteren hormonlar var ama. Üreme ile ilgili olan hormonlar kadınlarda işte yaşla birlikte değişiyor. Adet kanaması başladıktan sonra ay içinde değişiyor. Eee gebelik sırasında değişiyor. Doğum sonrası o 24 saatte de değişiyor.
Emzirirken değişiyor. Daha sonra adet kesilirken tekrar değişiyor. Şimdi düşünün, bir cins çok farklı bir salonuma maruz kalıyor. Tabii bunlar bu hormonal salınımlar ya da üreme hormonlarının hepsinin beyinde de reseptörleri var. Yani onların da etkilenmesi vesairesi. Bütün bunlar ruhsal hastalıkların dalgalanması ya da kadınlara ait kimi ruhsal hastalıkların tanımlanmasına yol açmış işte bunlardan birisi. Premester sendrom dediğimiz yarıda premestiraydi. Sporik bozukluk dediğimiz bir şey. Diğer bir tanesi postpartum tablolar.
Yani lohusalık doğum sonrası görülen işte depresyon, annelik, hüznü ya da çok da ağır tablolar olarak psikozu söyleyebiliyoruz. Yine menopozla birlikte de o menopoza giriş sırasında depresif yakınmaların artışının. Görülme sıklığı artıyor. Yani kadınlara ait bir üreme sağlığıyla bağlantılı kimi? Hastalıklardan söz ediyoruz ve bunlar da sınıflandırmalara girmiş durumda. Ama her kadın da olmuyor tabii bütün bunlar. Kesinlikle yani duyarlı bireydi diyoruz zaten. Yani herkesin duyarlılığı farklı, aynı genetik yatkınlık gibi duyarlılık tabii ki de kimi psikososyal faktörler de etkileyebiliyor.
Hani pilavın süren sendromla ilgili şunu söyleyebilirim. Bunu yaşayanların çoğu bir şekilde kimi semptomlar yaşıyor. Semptomunu yaşamayan adet gören kadın yoktur ama bunların hepsi ruhsal duruma ait yakınmalar değil. Yani bedensel olarak da yakınmalar oluyor. Sonuçta adeti görmeden önceki birkaç gün adeti gördüğü gün en azından dismen orayı söyleyebiliriz. Yani ağrılı mens dediğimiz adet kanaması en sık olan yakın mı? Beraberinde işte ödem şişkinlik ya da virusal dalgalanmalar, dikkat bozuklukları gibi şeyler premester dönemde görülüyor.
Adetten önceki işte birkaç gün ve adet kanamasının olduğu gün şunu söyleyebilirim. Yani bu yönde yaptığımız araştırmalarda da özellikle depresif ergen kızları izlediğimiz bir çalışma vardı. Onların örneğin piramittürel dalgalanmaları nasıl ya adet döngüsüyle dalgalanıp dalgalanmadığını izlemiştik. Şunu söyleyebilirim, eğer siz kişiyi tam tedavi edemezseniz depresyonunu örneğin o premesel dönemde depresif ve laflar yaşayabiliyor, yani alevlenmeler yaşayabiliyor. Bu çok önemli ya da sizi kişi, örneğin premester sendromum var diye geliyor.
Bakıyorsunuz incelediğinizi esasla alımlı bir depresyonu var ve Prens mensra dönemde bunlar daha şiddetli hale geliyorlar. Bir tür turnus sol. Kağıdı gibi aynen. Kesinlikle yani o onun böyle pek çok şeyi kuşku duyarak ve verileri toplayarak incelemek gerekiyor ya da kişi adete bağlıyor bazen ama başka bir şey söz konusu olabiliyor. Nedenle hani izlem yapıyoruz. Birkaç ay üst üste izlemini yapmak önemli ve. Tabi sadece psikolojik faktörler olmasa gerektiğini çünkü bilişsel. Faktörler de çok önemli ya da bilişsel belirtiler de çok önemli.
Bayağı beyin sislenmesi tarif eden hastalarımız olduğunu tanıyorum. Hem premenstürel hem perimi menopozel dönemde. Evet, evet yani ondan diyorum ama onun altında depresyon olma olasılığı da var. Onu unutmayın diye söylüyorum. Yani tamamen hani presra di. Sporik bozukluk işte bu DSM Amerikalıların özellikle getirdiği bir şeydi pardon. Tam buradaki isim yani depresyon olmazsa belişsel bir şey olmaz anlamına mı geliyor yoksa o onu fazla artırır anlamında mı söylüyorsun? Yani. Pijamastral sendromu olan yani daha ruhsal hastalık boyutunda değilse hani evet dikkat dağınıklığı vesaire olabilir ama o ya ağrısına bağlı olabilir ödemine bağlı olabilir ya o ödem tabii her yerde ve nasıl olduğuyla ilgili örneğin migren ataklarını tetiklediğini biliyoruz.
Menslerin hani bu sadece? Ruhsal hastalıklar gibi düşünmeyelim. Tabii mine premestrial durum pek çok durum. Etkisiyle evet. Uyuyabilir. Değil mi kesinlikle? Epilepsi ile ilgili olgular da var. Ben şunu görüyorum, yani izlediğim hastalar vesairedir. Mutlaka eşik 6 depresyonu var bu kişilerin. Ve o dönemde daha belirginleşiyormuş gibi düşünüyorum.
Früpak premistrel sendrom ya da diskorik bozukluk çok daha ender görülen bir durum artık yani eskisi kadar da çalışılmamaya başladı. Esasında onu görüyorum. Bu konuda iddialı olan kişiler bir miktar çektiler. Kendilerini bu araştırmalardan. Veya. Sadece hormonlara veya kadın olmaya bağlı bir şey. Bir hastalık durumundan bahsetmiyoruz artık. Yani evet. Yani ben bir hastalıklı bir durum değiliz değil. Onu söylüyoruz. Yani fizyolojik bir durum, yani menopoz da aynı şekilde fizyolojik bir durum. Yani evrim kadına sürekli ürememesi için bir zaman tanımış ya hayatının en azından daha kalan diğer döneminde değil mi?
Bir dinlenebilsin, vücudu bir dinlenebilsin diye. Zaman ayırmış gibi düşünüyorum. Ama tabii. Bunun kayıp olarak yaşandığı durumlardı. Herhâlde oldukça fazladır. Belki işin yaz kısmına geliriz. Peki premien sürel dönemle perimenapozu sahil dönem arasında bir bağlantı var mı diye sorsam. Bu arada ben habire soruyorum arkadaşlar ama sizin belki sorularınız varsa lütfen beni durdurun yani. Sadece kavramlar açısından belki adet öncesi dönemle ne diyelim? Menopoza özencisi. Denen adetten kesilme öncesi de diye düzeltelim.
Meslekten olmayanlar da dinliyorlar. Sedye ibrahim duyarlılıkla sağ ol. Çok haklısınız ve sağsın. Evet adet öncesi diye çeviriyoruz. Yani ölçeği de o şekilde çevirmiştik ama alışkanlık hep prime diyoruz. Evet adet öncesi diye geçiyor. Timuçin biraz biraz önce sorduğun soru çok ilgi çeken konulardan biri uzun yıllardır. Yani eğer kişi adet öncesi duygu, durum dalgalanmaları ya da herhangi bir tablo alevlenmesi gösteriyorsa acaba. Bu kadın daha sonradaki üreme hormonları dalgalanma dönemlerinde de yatkın hale geliyor mu?
O gösterilmiş bağlantılardan biri yani. Adet öncesi dalgalanması olanların lousalık yani doğum sonrası depresyon görülme olasılığı daha artıyor ve bu kişilerin perümenopoz dediğimiz zaten orada da mensin poz etmesi durması adetin durduğu kesildiği durumda da yine benzer bu kişilerde duygu durum dalgalanmaları olabilir deniyor ama bu bir şart değil. Yani kişi bunu yaşadıysa bu dönemlerin hepsinde yaşayacak diye bir şey yok. Hep biz zaten psikiyatri hep yatkınlıktan söz ediyoruz. Kişi buna yatkın şu şu konu risk faktörü, hani bize en çok ışık tutan cümleler oluyor diye görüyorum ben.
Peki ailesel geçişte var mı? Hazır onu sormuşken onu da sorayım. Çünkü hani denir ya annen ne zaman adetten kesildiyse sen de o zaman ya da işte etrafındaki her ne zaman kardeşlerin adet görmeye başladıysa sen de o zaman falan gibi. Evet. Genetik adetin başlaması ve kesilmesiyle tabi genetik bağlantılar var. Ruhsal hastalıklar yönünden de yani üreme sağlığıyla bağlantılı olanlarda da. En çok çalışma yine doğum sonrası dönemde yapılan çalışmalar var. Yani doğum sonrası işte depresyon geçirmiş. Annenin annesinde de bunun olma olasılığı yüksek ya da aynı şekilde loğusalık psikozu dediğimiz en ağır tablo en korkunç tablo.
Belki biraz ondan sonra söz ederiz bence çok dikkat edilmesi gereken bir durum. Orada da aynı şekilde annede yani kadının annesinde. Görülme olasılığı daha yüksek deniyor. Yine menopoza giriş şekli tabii burada etkilenme de söz beni pozitif biraz daha ayrı tutuyorum ben yani eee menopozda depresyon artıyor dediğimize sadece hormonal faktörlere ait olan kısımlar belki biraz menopozdan kısaca söz edebilirim burada yani o ısıracağın azlığı ile birlikte ateş basmaları o da gece uyku bozuklukları ya da terlemeler vesaire, huzursuzluklar.
Ya da işte beyin süslenmesi en çok söz edilen bir şey. O hakikaten östrojen ağzının beyinde hissettirdikleri hani menopozlar bir daha dalgalanma prim menopozlar, yani adet kesilmesi sırasında olabiliyor. Ama bu sırada gösterilmiş ki bu kadınların çoğu boş yuva dediğimiz. Işte işindense emekli olduğu döneme denk geliyor ya da çocuklarının büyüyüp evden ayrıldığı döneme denk geliyor. Iıı ya da anne baba kayıplarını da yaşadığı bir döneme geliyor. Bunların da bunun üzerine etkili olduğunu unutmamak gerekiyor.
Şimdi perimane postla ilgili ruhsal hastalıklar. Ben şöyle görüyorum, dönem dönem. Moda haline geliyor. Bu konu anlatılmaya başlıyor. Menopoz depresyon diye ne ne zaman bunlar? Bu tür modalar çıkıyor işte baktığımızda biraz iddialı olacak ama kadın doğumda bu hormon deplasman tedavileri. Bu iki binlerin başındaydı. Örneğin bir dönem HRT diye geçiyordu. O zaman kısaltması ciddi bir HRT kullanımı ile ilgili işte kişileri menopoza maruz bırakmamalıyız. Menopoz bir kader değildir. Vesaire gibi çok ciddi bir şekilde bu hormon replasman tedavi ne demek?
Bu östrojen ve progesteronun tekrar ağızdan verilmesi tablosuydu. Fakat daha sonra. Verilen bir kesmemek yani aslında kişiyi. Kesmiyorsunuz, adetten devam ettiriyorsunuz ama ne gördüler işte Mehmet saya da artış endometrium seyahat. Kanserinde artış endometrium kanseri rahim kanserinde artış gibi kimi verirler? Çıkınca bu seferde yasak dendi. Şimdi günümüzde son günlerde yine böyle bir bakıyorsanız instagram'da youtube'da menopoz sürekli menopoz var. Şimdi ne çıktı derseniz bilmiyorum. Takipte olanlar vardır.
Kadın dinleyici de çoktur bu östrojen kremleri. Işte beraberinde ufak doz testerostoron kullanımı beraberinde progesteronun azıcık verilmesi, tekrar aynı konular bu sefer biyog eş değer hormon kullanımı şeklinde bir konu başladı ve tekrar menopoz her yerde görülmeye başladı ve HRT. Ile kanser beraberliği konusunda da aleyhte onu doğrulamayan çalışmalar çıkmaya başladı. Peş peşe değil mi? Kesinlikle. Yani ondan diyorum. Bu konu birazcık da losalı ayrı tutuyorum. Yani lousalık sendromları farklı. Çünkü menopozla ilgili konuma biraz daha soru işaretli duruyor.
Bence biraz böyle. Kolesterolü kan şekeri işte kilo vesaire yani dünyadaki genel yeni bilgilerle ortaya çıkan yeni modalar ya da yeni düşünce tarzları diyelim moda deyince hani. Biraz şey gibi oluyor. Özellikle yapılıyormuş gibi oluyor, öyle değil yeni bir bulgu oluyor. O bulgunun peşinden gidiliyor ve sonra bakılıyor ki aslında sanıldığı kadar güçlü değilmiş. Bu sefer başka bir bulgu elde ediliyor. Filan kesin kanıtlar henüz olamadığı için. Loncubiti kavramıyla birlikte çıkmasınlar, değil mi? Tabi yani onu.
Da söylemek gerekir uzun? Yarışama taktık bir şekilde sağlıklı. Yaşamda. E tabii tabii yani hakikaten düşünün. Kırklı yaşların ortası ya da sonrasında bir kadında ciddi bir eksiklik söz konusu. Östrojen hakikaten kişinin zihnini canlı tutan, derisini genç tutan pek çok hakikaten çok olumlu özelliği olan bir şey ve yaşam ömrüde uzayınca o zaman kadının östrojensiz geçirdiği süre çok uzadı. Özellikle bunu nasıl telafi ederiz? Evet, HRT dediğimiz daha önce replasman tedavisinde başarısız olduk. Orada kimi sorunlar çıktı.
O nedenle bio işte hormonların kullanımı başladı ve bunların hani pozitif etkileri de var. Yani bunu tümden kullanılmasın. Aman dikkat. Bu moda falan gibi söylemek istemiyorum. Hakikaten bir o eş değer hormon özellikle. Adet dönemi kesilen ilk 10 yıl içinde olan kadınlarda özellikle öneriliyor. Yani bu sürenin daha yumuşak geçirilmesi için özellikle ateş basmaları işte beyinsizini çok yoğun yaşayan ya da cinsel yönetkilerini yani menopozun cinsel yönetkileri de var. Sonuçta vajinal kuruluk. Azalması bunu çok yağı yoğun yaşayan kadınlarda bir umut esasında yani ama tabii bunu kullanırken işte kişinin sigara kullanmaması, ailesine, meme kanseri öyküsü varsa dikkatli olunması gibi uyarılar da olduğun altını çizmek gerekiyor.
Bu arada tabii östrojen oldukça koruyucu bir hormon. Yani kadınlarda pek çok hastalığın erkeklere göre daha az görülmesinin sebeplerinden biri olduğu söylenirdi. Daha ben öğrenciyken sanıyorum o görüşü çok da değişmedi. Psikiyatrik hastalıklarda da bir artışa sebep oluyor mu? Östrojenin eksilmesi sence yani belirgin bir fark oluyor mu? Iki dalgalanma hemen aklıma geldi. Görülme olasılığında artmayla ilgili örneğin kadınlarda depresyon görülme sıklığı bir dalga açısından baktığımızda görülme sıklığı dalgası anlamında daha sık görülmesi.
Birincisi ergenlik dönemi yani adet gördüğü döneme denk gelirken, diğer bir dalgada peri menopoz dediğimiz yani adetten kesilmenin sinyallerinin geldiği yerde bir artış olduğu görülüyor bir. Gelen şey o esasında böyle bir sıklık artışı gibi var, ikinci konuysa şizofreni konusu. Yani şizofreni kadın erkeklerde daha genç yaşlarda başlayan bir rahatsızlıklar kısa kadınlarda değil mi? Menopol sonrası yani adet kesilmesi sonrası daha sık görülmeye başlanan bir durum. Yani orada da o östrojen nazlığını bir yatkınlık yine yatkın bireylerdir değil mi?
Tetiklenmeye yol açtı. Aklıma ilk iki hastalık geldi direkt psikiyat. Le ilgili sanki. Geç başlangıçta şizofreni tabloları kadınlarda erkeklere göre daha fazla demiş oluyorsun. Cem'den teyit alabilirsek bakalım o ne diyecek? Tabii şizofren. Şey varsa diyebilir mesela şimdi. Onu o parantezi kapatıyorum. Dergilerde internette yazanı konuşuyoruz. Evet, doğru geç başlangıçta daha fazla 1'de esas ııı daha sık bariz biçimde görülen paranoid bozukluk var tabi. Kadınlarda. Ve yaş ilerledikçe yani özetle yaşı daha ileri olan kadın.
Grupta hani o. Zaten genç başlangıçta bir hastalık ama kadınlarda daha fazla bunlarda. Ve daha ileri yaşta gitgide artan bir risk olduğunu biliyoruz. Evet ya üç üç tane rahatsızlığı saymış olduk. Yani, dolayısıyla östrojenin koruyuculuğu diye bir şeyden de bahsetmiş oluyoruz sanki bir şey. Daha söyleyeyim, östrojenin koruculuk koruyuculuğu sadece ruhsal hastalık açısından değil, yani beden sağlığı açısından esasında hani menopoza adetten kesilen kadın da bedensel hastalık görünme olasılığı da artmaya başlıyor.
Işte. Yani o çalışmalar da ondan bir değer. Loncity çalışmalarının şey 1'de şunu söyleyeyim, lonca bitti de ya da bu bioeş değerde östrojen tek başına verilmiyor. Beraberinde progesonla karşılanması gerekiyor. Tek başına östrojen demek rahmin sürekli uyarılması anlamına gelir ve bu da tabii ki de uyarılması hücre yapımına o hücre yapımında olumsuz hücrelerin yapımına da yo açabileceği için hani çok basit anlamdan tutuyorum ben. Burada ııı, o nedenle hani buradaki konu mutlaka progesteronla karşılanması, yani adet döngüsünün mimiğini yapılması gereği mimiklenmesi gerekiyor.
Başka türlü dikkat. Edilmesi gerekiyor. Evet kapşit. Edilmesi gerekiyor. Hatta ufak doz testosteron verilmesiyle de bunu daha da güçlendirebilirsiniz diye söz söz ediliyor. Yani yeni çalışmalar bunları gösteriyor. O yaygın bir şey mi? Fisun literatürde yaran ben onu bilmiyorum bu. Bioiş değerle başlayan bir konu, bio osh değer hormon kullanımı yani. Düşük evet, ufak dost. Kullanımı yani bu fonksiyonel tıp kadın doğumcular özellikle çok ilgileniyorlar. Bu konuyla onların kullanımlarında bu çok var.
Ya üçlü kullanım ama yani onların günleri var. Ona göre işte ayarlanıyor. Bunların bilinçli ya şu öyle anlatayım, yani östrojenin kremini hep aynı kolunuzda sürerseniz orada derinizin koyulaşması, pigmentasyon artışından tutun ya o nedenle gerçekten bir doktor kontrolünde yapılması gereken ve bir kadın için doğumcu tarafından dozların. Hani o öz progesteron'un hangi gün nasıl verileceği vesaire hepsini mutlaka ayarlanması gerekiyor. 100 güldürücü olabilir ama dediğim gibi adetten kesildikten o ilk 10 yıl en parlak dönemi esas orda yapılması gerekiyor.
Şimdi kadın doğumcular deyince hemen aklıma geldi. Arada bir şey yoktuysa sorayım. Akademide olanı ayrı düşünmek lazım ama serbest tekimlikte iş birliğiniz ne kadar? Yani kadın sağlığı ve ruh sağlığı takip ederken kadın, rus kadın doğum uzmanlarıyla. Çok. Mecbur mecburuz yani ama şöyle söyleyeyim yani. Sonuçta 11 yıldır serbest çalışıyorum. Beraber çalışabileceğim kadın doğumcuları tanıyorum çünkü bir kısmının psikiyatriye bakış açısı olumsuz olabiliyor. Ilaç kullanımıyla da ilgili soru işaretleri olabiliyor.
Hâlbuki biz özellikle kimlerle daha iyi iş birliği yapıyoruz dersek ya yapıyorum ya da kendi kendime döndüreyim. Perin atoloji konusunda çalışanlarla yani bu ne demek? Doğum sağlığı konusunda uzman olanlarla çalışan OO gruplar daha birlikte hasta izleyebiliyorum. Mutlaka izliyorum. Yani kişi o doktor benim o ilacı neden kullandığımı ya da gebelikte ilacı kesemediğimiz hastalarımız oluyor. Onu açıkça söylüyorum. Yani bu kişi bu ilacı kullanacak yani başka çaresi yok diye o iş birliği olanlarla çocuk ay doğum sonrası da çocuk hekimleriyle gitmesi gerekiyor.
Şimdi bir anekdot anlatabilir miyim burada? Yani. Çok yakın zamanda olduğu yani bu geçtiğimiz hafta oldu. Hakikaten işte doğum öncesi çok yakından izlediğim daha sonra işte ay BMF yani tüp bebek yöntemiyle bebeği olan birisi. Bütün gebeliği boyunca da düşük doz bir şekilde ilaç kullanmış birisiydi. Doğumdan sonra da tabi ilacına devam etmesi gerekiyor ve doğumdan sonra bebeğini alıp. Mutlaka tabii çocuk doktoruna gidiyorlar ilk 24 saatte. Bunu mutlaka söylemesini vesaireyi söyledim. Çocuk ekibini tanımıyordum gitti.
Çocuk ekibi ilginç bir öneride bulunuyor. Ben size emzirirken kullanacağınız ilaçlardan birini başlayabilirim diyor. Şimdi bu bizim için tabi çok hani böyle bir an duruyorsunuz ya? Bu kişinin iyi geldiği, iyileştiği ve iyi tutan bir ilacını devam etmesi gerekiyor. Esas o nedenle belki. Cem hani oradaki iş birliği işte o çok önemli, aynı dili konuşabildiğiniz. Kişilerle. Yol almak gerekiyor. O doğru anladım dimi zaten kullanmakta olduğu bir ilacı varken yok daha iyi bir ilaç var, onu başlayayım şöyle.
Söyleyeyim, yani doğumdan sonra kullandırtmadık bir 24 saat o sırada çocuk doktoruna gitti. O emzirirken kullanabileceğiniz ilaçlar var diyerek başka bir şey öneriyor. Yani. Anladım ya ideal olan aslında yani daha önce antidepresan kullandıysa hemen senle temas kuruyor. O olması onu beklermiş. Tabi yani sonuçta kişi o iş birliğiniz hem hastayla çok iyi olmalı. Bir antipsik ilaç kullanıyordu. 1'de bu kişi antidepresan da değil çok daha önemli lohosalık psikozuna değil mi? Önlemeye çalışırken kişiyi zaten koruyan ilacı kullanması gerekiyor.
Ilk defa deneme yanılma yapmak için çok yanlış bir zaman. Gebelik de doğum sonraki dönemde deneme yayınlama için hiç uygun bir dönem değil. Kişi neyden fayda görüyorsa aynı ilacı aynı şekilde kullanmasını sağlamamız gerekiyor. Evet. Yani bizim de var değil mi? Mesela nörologlar daha iyi çalıştığımız nörolog arkadaşlarımız var. Aynı dili konuştuğumuz birbirimize rahat danıştığımız filan. Yani. Genellikle büyük bir çoğunluğuyla öyle ama bazılarıyla çok daha yakın iş birliği içinde oluyor. Bu konu iş birliği gereken bir konu.
Öyle söyleyeyim, hem gebelik dönemi kadın doğumcuyla, doğum sonrası da çocuk doktoruyla iş birliği içinde gitmek gereken bir dönem. Yani tek başına biz yapamayız. Tek başına onlar da yapamayacağı bir durum. Beraber izleyeceğiz. 7 yıla. Yakın dahiliye asistanlığının nasıl bir etkisi olmuştur? Sence bütün bu yaşantı üzerinde. Ya orası ilginç bir konu yani esasında psikiyatri ilk tus'da çok az kontenjan açılmıştı. Ankara tıpı yazmıştım, girememiştim. Cem itaaf olunur yoksa Ankara tıpta olabilirsin.
Beraber çalışacaktık? Evet. 1990 Haziran yok, Eylül Eylül, evet evet Eylül tsunda. Ben onu bilmiyordum Cemil sürede. Asistandı orada. Evet bize gelecektin ha evet ama. Giremedim çok az kontenjan vardı ve psikiyatri ile ilgili de kontenjan çok azdı. Öyle olunca ben de işte çok belli başlı üniversiteleri istiyorduk. Bari bir daha ki tus'u beklerken boş kalmayayım diye mecburi hizmet yerine ben biraz dahiliye yapayım diye. Harika bir şey yani bence bu şimdi bak çok heveslendim. Ben de hep biraz daha aileye yapsam.
Olmayabilir hocam ya ne? Bekleme. Yeri için çok iyi bir tercih olmayabilir de. Hayır. Adamlar ne yapacağız? Şaşırdım. Köndün kurslarına gitmekten daha iyi asistanlığına birden sabruluyor. Yani bu gayet olduğumuz gerekiyor sıcak diye. Başlayın hocam. Her şeye besleniyor başlayıp heveslerimizi daha çok. Rahat yap yeni onu da. Isteyebilir bak tabi. Ben. Kolay. Terörcilik istiyor, düşürsün yani çok hani. Şey latife yaptım burada onu da söyleyeyim mi? Dahiliye hakikaten hem tus hazır biliyordum da rotasyona internette gittiğim bir yerdi.
Ve oranında en iyi şefiyle çalıştırmaya almanya'da ihtisas yapmış. Buca ssk'da yaptım, rotasyon da gördüm. Ne güzel. Ne büyük vallahi yani. Bir alman ekolünden bir şef muayenesi olmayan bir şef nurlar içinde uyuzsun vallahi ben gittiğim ilk gün ben onu seçtim çünkü ben dedim. Sizle çalışacağım falan başhimde verdi ve direkt söylediğim bakın söyleyeyim dedim. Tus'da ben psikiyatriye gideceğim. Hani şimdilik buradayım diye ne cesareti oy tam gençlik cesaretiyle. O da bir şartla gidebilirsin dedi. Psikiyatri kazanırsan başka yere kazanırsan yollamam dedi.
Tamam dedim ben de. Ben doktor olmayı dahiliye iç hastalıkları asistanlığı yaparken öğrendim. Yani bu bir gerçek ege tıpta evet internet öğrencilik çok bilgi ama gerçek anlamdaki doktorluğu ve hastaya yaklaşımı hastalıkları. Dahiliyede öğrendim. Bence bu kadın ruh sağlığında çalışmam, hormonlarla ilgili çalışmam ya da ilaç yan etkileri metabolik yan etkiler konusundaki merakım da bence oradan geliyor. Psikiyatride de çok EKG okuttular. Bütün dahiliğe konsültasyonlarını yapardım. Organik diye ayırma konusunda çok iyi olduğunu düşünüyorum.
Çok çok ekmeğini yedim. Kuşkusuz kuşkusuz bizim. Rotasyonlarımızda da daha uzun olması gerektiğini savunurum. Ben hep ben de. Bende ve genel. Ailenin hala eskisi kadar mevcut olmayışını çoksefle karşılıyorum.
Füsun hocayla sohbetin bu haftalık sonuna geldik. Sohbete kaldığımız yerden iki hafta sonra devam edeceğiz. Ben bugünkü ressam ve resim olarak john, evet milli'nin o feli isimli tablosunu tercih ettim. Önce john evet milliden kısaca bahsedeyim. Kendisi ingiliz bir ressam genç yaşta aslında büyük yetenekler gösteriyor ve ünlü olmaya başlıyor. Eserlerinde genelde dua ayrıntıları, parlak renkler ve duygusal anlatımlar öne çıkıyor. Büyük ihtimalle de Victoria çağ ingiltere'nin en önemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Eee o felya ismini tablosuyla ilgili o felya övüntiğiniz gibi shakespeare'in hamlet eserindeki karakterlerden biri ve bilmeyenler için o eserde o feliği en son suda boğularak ölüyor. Burada da aslında aynı şeyi betimlemiş. Milli suyun içinde çiçekler arasında ölmeden hemen önce resmetmiş. O felyayı bu ofelye için aslında model olarak da dönemin ressamlarından ve şairlerinden Elizabeth si dalı kullanmış. O açıdan da ilginç bir eser. Biz dinlediğiniz için teşekkürler, kendinize iyi bakın, görüşmek üzere.
Podbean