Dayanıklılık
Bu bölümde konuğumuz Prof. Dr. Gamze Özçürümez ile dayanıklılık (resilience) kavramına odaklanıyoruz.
Herkese merhaba diken su bahçesi vaat etmiyoruz.
Potkezinin yeni bölümler size sesleniyoruz.
Ben doktor tahsil olmaz podcast bölümünde benimle beraber
profesör doktor timuçin ural, profesör doktor, cemaat Başoğlu,
doktor ibrahim emlak ve konuk olarak da profesör doktor Gamze
özçmez bizlerle beraber. Geçtiğimiz birkaç hafta da hem
toplumsal hem bireysel travmalar üzerine biraz konuşma fırsatı
bulmuştuk. Bu hafta eee travmalar ııı yola
çıkarak aslında ııı dayanıklılık kavramı üzerine konuşalım diye
düşündük. Ben sözü çok uzatmayayım.
Games hoca'ya bırakayım hocam siz başlayın istiyorsanız bizi
arada bilerek sizi yine bölelim. Çok teşekkürler sensin.
Şimdi geçen hafta aslında cem abinin söylediği bir şeyi
atladığımı fark ettim. Daha sonra dinlerken bölümü
cemadi diyor ki bu değişen çağla birlikte sanki hani bu toplumsal
dayanışma da bir çözülme var gibi bir şey söylüyor ve ben
onu. 2 tane sloganını hiç duruyorum, hayır diyorum
neredeyse. O aklıma takıldı.
Dolayısıyla hani cem abinin orada söylemek istediği kafamı
çok meşgul etti. Doğru anladıysam herhalde bu
çağda işte malum kişilerin yönettiği dünyada herhalde bir
yere vurgu yapmak istiyordu. Onu da belirterek başlayayım
istedim. Bugünkü sohbetimize şimdi
dayanıklılık kavramına biraz kökensel olarak da aktarayım
istiyorum başlarken. Işte rezilyans, yani latince
rezilliği veya rezilyodan köken alıyor ama zıplama veya geri
sıçrama gibi çevreler dışında tam etimolojisi pek de
bilinmiyor. Terimin kaynağına baktığımızda
dayanıklılık kritik durumlar karşısında özel bir eylemlilik
anını ve kendini ifade etme kapasitesini ima eden bir.
Kelime. Bunu söyleyerek başlayalım, ben
istedim. Bir de arada bir fark var.
Iyileşmeyle altını çizmekte yarar olur.
Kaybe ve travmaya karşı dayanıklılık kavramını iyileşme
sürecinden ayırt etmek gerekiyor.
Iyileşme terimin eşek üstü veya eşik 6 psikopatolojinin mesela
depresyon veya travma sonrası stres bozukluğu gibi.
Seyri anlamına gelen bir ifade belirtiler genelde bildiğiniz
gibi en az birkaç ay sürüyor. Ardından yavaşça olay öncesi
seviyelere düşüyor. Tam iyileşme dediğimizse bir
veya 2 yıl kadar sürebiliyor. Buna karşılık dayanıklılık
aslında bir denge koruma yetisi, yani olumsuzluklar, tehditler
gibi önemli stres kaynaklarının varlığında.
Iyi bir uyum yapma süreci bu bağlamda dayanıklılık yalnızca
ve yalnızca kişinin risk altına girdiği durumlarda tanımlanıyor.
Gelişim psikolojisi literatüründe dayanıklılık,
olumsuz veya istenmeyen yaşam koşullarına maruz kalan çocuklar
arasında olumlu sonuçların ve sağlıklı kişilik özelliklerinin
gelişimini sağlayan koruyucu etkenler açısından özellikle ele
alınmış. Daha çok da zaten bu kelime
gelişimsel psikoloji alanımdan öncelikle çıkmış.
Yetişkinler içinse ruhsal ve fiziksel işlevleri nispeten
sağlıklı seviyelerde bütün bu zorluklar karşısında sağlıklı
seviyelerde tutma yeteneği ile ilgili yani.
Dayanıklılık basit cepsikolojinin yokluğundan çok
daha fazlası olan bir kavram dayanıklı kişiler, normal
işlevlerde geçici dalgalanmalar, yaşasalar da yaratıcı
deneyimleriyle olumlu duyguları, koruma kapasitesi son derece
yüksek bireyler. Böyle bir giriş.
Aklıma geldi. Bana hep direnç de
çağrıştırıyor. Rezilliği hani dayanıklılık.
Bütün olumsuz koşullara dayanmak ama direnmek daha aktif bir şey
değil mi? Hani dayanıklılık görece pasif
gibi görünüyor ama direnmek daha aktif bir komponenti olan bir
kavram. Kavram sanki?
Ama hani direnç demek değil öte yandan.
Evet, yani burada ııı aklıma yine Leyla hanımın verdiği örnek
geldi. Derdi ki hani ben dayalıklılık
kavramını düşünürken bu örnek aklıma geliyor.
Sert bir fırtına da cami minaresi yıkılır ama yanındaki
ağaç esneklik sayesinde esnekliği sayesinde hani dalları
kırılabilir, yaprakları dökülebilir ama ayakta.
Kalmaya devam eder. Galiba en azından bazı
direnclerdi bu risk var. Yani o kuvvet karşısında nasıl
direndiğiniz de belki önemli. O kuvvete karşı koyarken çok
sert bir duruşla karşı koyduğunuzda sizi ezip geçmesi
de ihtimal dahiliydi. Yani kırıp belki dağıtması da
mümkün. Güzel.
Güzel bir nokta. Tanıyor dedin ya gamzecim.
Bi de akla batak çıka göndermesi geliyor çünkü rezilya rezilyo
dedin dimi. Yani batmadan çıkma imkanının
olmaması gibi bir şey. Bir taraftan da.
Yani edebiyattaki karşılığı batak çıka diye.
O. Zaman.
Batık. Batıp çıkma zaten iyileşme.
Oluyor herhalde dediğiniz gibi? Batmadan çıkılmaz gibi bir şey
meraklandı yani o. Rezil yo hani batıp çıkma gibi
bir şey. Evet, biraz da acı yatmaz geldi
şimdi aklıma. Mesela.
Evet. Yani veya freud'un kendisine
latincesini birebir hatırlayamayacağım ama seçtiği
bir motto var. Saldırır ama batmaz.
Gemilerin üstüne aslında bu motto yazılırmış ama freud
kendisi için de bunu uygun görmüş sallanır ama batmaz.
Bilmiyordum. Evet, gene esnekliğe dönük
dolaşıp dimi vurgu yapmış oluyoruz.
Evet. Yani şöyle doğru olmama.
Bu, nietzsche'nin hani dilimize böyle sıkça öldürmeyen darbe
güçlendirir? Esasen orijinal şeyinde böyle
sizi yere sermeyen yani aslında biraz.
Nasıl desem sizi sirkeleye sallayan darbe güçlendirir gibi
bir şey freud'inkine benziyor o açıdan.
Evet. Ama işte biraz sonra
bahsedeceğim. Bir de acaba dayanıklılıkla
çelikleşme etkisi diyerek teratürde geçen bir etki var.
Dayanıklılıktan farklı bir şey çelikleşme etkisi denen.
Çünkü orada bir yerde duygularınızı kaybediyorsunuz.
Belki de bir tür alex'in bir durumu ortaya çıkabiliyor.
Mesela 10'a çıkart dayalık demek mümkün değil.
Çünkü bir şeyi yitiriyorsunuz yani hani bu biraz da aklıma bu
dayanıklılık tavrımı tabi travma sonrası büyüme kavramını da
getiriyor. Oradan devam edersek nasıl?
Yani travma sonrası bazı bireyler mesela yaşadıkları işte
deneyime rağmen. Yani ciddi bir psikopatoloji
geliştirmek bir yana bundan çok daha güçlenerek hani ibrahim'in
söylediğin ilçeden hatırlattığı gibi hani öldürmeyen şey bazı
insanları güçlendiriyor ve hangi nitelikler bir insanı böylesi
bir deneyim yaşamasına rağmen? Güçlendirebiliyor.
Travma sonrası daha farklı gelişmiş bir yapıyla karşımıza
çıkıyor. Bu da çok aslında tartışılan
konulardan biri travma alındı. Ama bir kısmı da malada aktif mi
oluyor diyorsun? Yani güçlendiriyor ama.
Evet yani. O fosformetik büyüme yani travma
sonrası büyüme de değil. Mesela dayanıklılıkta değil
farklı bir etki. Hani onunla ilgili bazı
nörolojik bulgular da var. Hani biraz sonra bahsetmeyi de
planlamıştım. Yani o çelikleşme etkisini de
ayırt etmek gerekiyor diyor. Bazı araştırmacılar ve bunu nöro
görüntüleme bulgularıyla da destekliyorlar.
Bu kişilerdeki çelikleşme etkisi nasıl bir beyinde yapılanma
yaratıyor ve ne kaybettiriyor aslında?
Gam. Ze'cim bu klasik post travmatik
stresteki nam meslenen bir şey hissedememeyle yakın mı?
Ben onun içerikleşmeyi bilmiyordum.
Çelikleşme yetkisi. Dememek gibi yani.
Herhangi bir şey yani duygularda ve kötüleşme olduğu kesin ama
mesela travma sonrası stres bozukluğunda gördüğümüz işte o
yeniden yaşantılamalardır. Işte kabuslardır, ilkinmedir.
HP aksın aşırı çalışmasıdır. Bunlar orada yok ama mesela hani
israil için israil devletinin ortaya çıkışı ve bugün bize
gösterdikleri anlamında mesela böyle bir çelikleşme etkisi
düşünebilinir mi? Tamam, o zaman anladım namnes.
Standı. Saçma satılaşma gibi bir şey
Türkçe. De olumlu anlamda hep
kullanıldığı için yalnız. Çok doğru çok.
Doğru önemli oldu bu açıklama. Çelik neyin katılaşmayı içeren
bir şey? Çok doğru.
Iyi oldu bunu. Söyledim, halk arasında da
aslında katılaşma daha çok kullanılır dimi yani katılaştım.
Der evet insanlar evet. Dün ııı bir israilli bakan
konuşuyordu. Netanyahu'ya çok öfkeliydi.
Öfkelenmesinin sebebi de gazze'deki yardım.
Gazze'ye yardımların ulaşması konusunda taviz vermesiydi.
Ben böyle hayretle izledim. Yani koyu dindar bir Musevi
belli ki ve ağzından köpükler seçerek nasıl Netanyahu böyle
bir şeye izin verebilir? Bizim yaşadıklarımızın
gölgesinde böyle bir olaya nasıl müsaade edebilir diye o ekim
olaylarını atıp da söylüyordu. Ama yani 1.900 kırklarda
israil'in kuruluşundan iti. Mesela holokostan kurtulup
israil'e yerleşmeye gelen yahudilere ciddi bir ayrımcılık
yapıyor diğerleri. Diğerleri pologost'u
yaşamayanlar 100 karışsınız siz diyorlar.
Bize çok ezik yetersiz bir millet olarak gösterdiğimiz siz
nasıl olur da hani hangi yüzle geri gelirsiniz?
Keşke ölseydiniz o kamplarda diyenler çıkıyor.
Aklıma ne geldi biliyor musun? 93 abinde ben kendi ailenin
geçmişinin incelerken görmüştüm. 93 hâli zamanında yani ne
oluyor? 1.800 seksene doğru falan diyor.
Ermeni ve ruslarla işte Türklerin bir araya geldiği
yerlerde Kafkas, güney, bakır, kafkasya'da.
Kaçılacak mı, kaçılmayacak mı? Yani kars'tan daha aşağılara göç
edilecek mi, edilmeyecek mi konusunda ciddi bir tartışma
çıkıyor. Kimileri göç etmenin bir tür
bırakma ve hainlik olduğuna inanıyorlar.
Kimileri de göç edelim diye ısrar ediyorlar ve bu bir değer
seçimine dönüştürülüyor. Yani pragmatik olan hangisidir?
Hangi durumda daha iyi hayatta kalır falan değil düpedüz biz
değer seçimine dönüşüyor uzatmayayım.
Yani bu tür travmalar sonuç olarak katılaşmaya ve değer
seçimlerinin çok. Sert olmasına da.
Zemin hazırlayabiliyor. Evet.
Yani burada tabii ki bir büyümeden bahsetmek işte bu
nedenle mümkün değil. Yani çok donuk kalma gibi çünkü
zaten evet. Peki psikoterapi sürecinde ne
oluyor o zaman? Katie sürecinde dayanıklılığın
tabii ki artırılması önemli bir hedef.
Yani sadece travma bağlamında da değil, yani kişilik yapısındaki
daha kırılgan ama daha kırılgan yapıları da genelde aslında daha
dirençli, daha esnemeyen özellikler getiriyor.
Dolayısıyla evet bir esneklik çalışması, bir esnekme çalışması
gibi düşünmek mümkün. Şimdi siz söyleyince.
Hani. Kesinlikle öyle düşünebiliriz
gibi geldi bana. Çünkü hedef her zaman dayanıklı
da arttırmak, katlanma gücünü arttırmak.
Acı çekmeye karşı aslında bir. Izin vermeyi vermeyi getiriyor
yani terapi süreçlerinde önemli bir belki hedefle insan.
Insanlar acıyı yaşamamaya çalışırken geçen hafta da
konuşmuştuk. Acıyı yaşamamaya çalışırken
savunmalar devreye girdikçe iş çok daha çetrefilli ve zor sorun
yaratan bir yere gidiyor. Dolayısıyla böyle ne diyelim
uyumu bozan savunmaları bırakabilmenin önemli bir
yöntemi de bir acıya dayanıklılık kazanmak ama
çelikleşme olarak değil tabii bir.
Esneklikle. Tam tersine katılaşmayı
engelleyerek belki. Evet hıhı.
Biraz kavranın yazında nasıl geliştiğine dair birtakım şeyler
aktarayım mı, ne dersiniz? Çünkü.
Şizofreni alanında çalışan kişilersiniz.
Dolayısıyla şunu söyleyeyim, işte gelmese diye alanın
öncülerinden bir çalışmacı. 1.900 yetmişlerin başlarından
itibaren dayanıklılık kavramını işte biraz önce tartıştığımız
gibi zorluktan sıçrayıp toparlanma yeteneği olarak
tanımlıyor ve bu tanımı enmezın şizofreni hastası annelerin
çocuklarını, uzunlamasını izlediği bir çalışmadan ilhamla
yapıyor. Mersin 1.980 dokuzda yayınlıyor
çalışmasını böylesine yüksek riskli bir grupta bile uyumlu
sosyal davranış ve iş başarısı gösteren bir çok bireyin
bulunduğunu gösteriyor. Tabi bu kadar travmalarda
yoğrulan bir tarihten geldiğimiz için tür olarak bu travmaya
maruz kalma olasılığının yüksekliği ve tabii sağlık ve
efendim üzerindeki yıkıcı sonuçları.
Önleme, tedavi ve halk sağlığı politikalarının geliştirilmesi
açısından önemli bir araştırma alanı.
Onun için dayanıklılık özellikle bu mestton'la başlayan hatta
ondan öncesinde de hawaii'de tabii adalarda böyle
uzunlamasına çalışmalar yapmak çok daha kolay.
Gelişim psikoloğu emmiverner'in 1.955 yılında başlattığı ve 32
yıl süren bir izlem çalışması da çok besliyor.
Alanı Bernard doğan 698 çocuğu. Introl terim yaşamdan başlayarak
o hayatlarının otuzlu yıllarına kadar izliyor.
Doğum öncesi maruz kaldıkları stresten yoksulluğa, aile içi
şiddete ve diğer sorunlara pek çok olumsuz deneyini kaydediyor.
Bu çocuklarda ve çocukların üçte ikisi temelde istikrarlı,
başarılı, mutlu ailelerden. Bu arada diğer üçte biri ise.
Merstanın. Risk grubu olarak
belirleyebileceği bir grup bu risk grubundaki çocuklardan üçte
ikisi 10 yaşına geldiklerinde ciddi öğrenme ve davranış
sorunları geliştirmiş, 18 yaşına geldiklerinde suç kayıtları,
ruhsal sıkıntılar, sorunlar veya erken gebelik gibi olumsuzluklar
yaşamakta. Ama geriye kalan üçte biri
yeterli, kendine güvenen sevgi dolu genç yetişkinlere
dönüşüyor. Eee bu da önemli bir çalışma.
Literatüre baktığımızda dayanıklılık.
Dayanıklılık kavramının geliştirilmesinde ve
anlaşılmasında Bernard, özellikle birkaç etkenin
dayanıklılığı öngördüğünü de buluyor.
Bazıları şansa bağlı mesela dayanıklı çocukların bazılarının
işte destekleyici bir bakım verenle ebeveynle öğretmenle
güçlü bir bağları var ama diğer bir etken bireysel ve çocukların
çevreye nasıl tepki verdiğiyle ilgili.
Özellikle dayanıklı çocukların genç yaşlarından itibaren
dünyayla kendi koşullarında başa çıkanlar olduklarını,
yeteneklerini keşfeden yani deneyimi açık olumlu bir
toplumsal yönelime sahip olduklarını ve belki de en
önemlisi dayanıklı çocukların içsel kontrol odağının güçlü
olduğunu, başarılarının koşulların değil kendilerinin
belirlediğine inandıklarını görüyor.
Ben bu biraz önce psikoterapi ile konuş psikoterapiyle ilgili
konuşuyorduk. Yani gerçekten bunlar önemli
bireysel dayanıklılık noktaları. Çünkü dışarıyı sürekli.
Itham ettiğimizde suçladığınızda bir yerde hiçbir şekilde
kendinize dönüp bakamama ya da kör kalmayla karşı karşıyasınız
ve tabii ki bunun da bazı sonuçları var ve bu sonuçlar
arasında daha dayanıksız olmanız da geliyor.
Dolayısıyla bu kişisel özellikler açısından içsel
kontrol oda çok üstünde durulan bir etken.
Burada küçük bir müzik molası verelim.
Bugünkü müzik parçası olarak guataka grubudan en kobe esto
isimli parçayı dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar
birlikteyiz. Müzik arasından sonra tekrar
birlikteyiz. Ben sözlü cem hoca'yı bırakayım.
Bir şey sorabilir miyim? Tabi.
Bu mantarın çalışmasında risk grubunun tanımı tam olarak ne?
Mes grubu daha kaotik ailelerden gelen yoksun ailelerden gelen
çocuklar özellikle risk grubu olarak bunlar tanımlanmış şiddet
var, evin içinde daha. Yoksul kalan çocuklar, yani her
anlamda madden de manende yoksun kalan çocuklar risk grubunu
oluşturanlar. Ama mesela hani ruhsal
bozukluklar açısından soruyorsanız ruhsal bozukluklara
bakılmamış ailede alformadde kullanımla evet.
Bakılmamış akıbetle ilgili bir şey var mı diye alt tan'la
ilgili bir şey var mı diye. Aile öyküsü yani geçmiş yaşantı
ailenin özellikle psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi yok ama
autkanlıklar ortaya çıkan şu, yani risk grubunda olan
çocukların. Üçte ikisinde ciddi sorunlar
ortaya çıkıyor. Üçte bile ise bütün bu koşullara
rağmen dayanıklı diye tarif edilen bireyler.
Çünkü hayatlarını bir şekilde kurabiliyorlar.
Ilerleyebiliyorlar, kendilerini geliştirebiliyorlar.
Bütün dezavantajılar. Şöyle bir bölüm yazmış, şimdi
baktım da ben ben mestenı okumuş değildim.
Hemen baktım serendi. Peti'nin öneminden söz ediyor.
Ben bunu çok önemsiyorum. Şöyle bir başlık, bu
serendibit'i 10 the way 10 the pes to development wesini
science yani. Gelişimsel olarak rezilyans
geliştirmekte şans. Im ve beklenmedik olumlu
yaşantıların etkisi sende bitti. Ben bunu mesela şimdi konuyu
kendi konuma çevirmeyeyim ama gelişimsel bozukluklarda ve
psikozlarda çok görüyorum. Desteğim çok iyi olduğu ve
mesela okulunun bile kendisine uygun olduğu birisi ile
karşılaşırsak gelişimsel atipikliği olan gençler çok daha
az travma oluyorlar ve ileride çok daha az pozitif, daha az
yaralanmış, daha uyuma yatkın falan kişiler olabiliyorlar.
Seven diti denen şey yani şans. Rastgeleliktir rast neylik
rastgelelik tesadüf. Rastgele rastgele güzellikler
diyelim onların. Etkisi var, şimdi görmeyelim,
daha fazla seni iyi söyleyeyim. Ama bu çok önemli çünkü
gerçekten çalışmada iyi. Bir çevreyle karşılaşmanın
öneminin 6 çok çizilmiş. Yani iyi bir öğretmen.
Iyi arkadaşlar okulda bir şekilde bir dayanışma anın
varlığı. Zorladıktansa mesela.
Tersi de geçerli değil mi? Yani.
Olumlu olacakken şansına olumsuz koşulların gelişmesiyle yani
Selen ditenin tersine işlemesiyle diyelim tanımına
uymasa da. Tarihsizlikten.
Evet, talihsizlik kal. Doğru.
Eee hatta şöyle bir şey söylüyor, werner, dayanıklılık
zaman içinde değişir diyor. Mesela bazı dayanıklı çocuklar
hassas noktalarda birden fazla ağır stres ve dayanıklı stres
yaşacak. Dayanıklılıkları buharlaşır.
Hani talihsizlikler. O yüzden dayanıklılığın sürekli
tutulması gereken bir çetele olduğunu söylüyor.
Denklemde hangi taraf daha ağır basıyor?
Dayanıklılık kaynakları mı yoksa risk faktörleri mi?
Yani risk faktörleri o kadar yoğun hale geri veriyor ki.
Dayanıklılık bunun altında kalıyor.
Yani herkesin bir kırılma noktası vardır diyor sonunda.
Çok önemli. Yani bir kez dayanıklıysan
sonsuza kadar dayanıklısın diye bir şey de yok.
Yok şeyde hani Leyla hanımın verdiği örnekten de gidersek
öyle bir fırtına olur ki o ağaç da kökünden sökülür.
Ya da belki bütün o fırtınalar karşısında dayanıklılığı öyle
sunanır ki sonunda. Evet.
Ama işte cem abinin söylediğinin de 6 zaten kendisi o serendi,
pisliği söylüyor diyor ki çocukken dayanıklı olmayanlar da
bir şekilde özellikle de böyle hoş karşılaşmalar güzelliklerle
dayanıklılık becerilerini geliştirebiliyor.
Bir kez daha şudur deyip kestirip atamadığımız bir
noktaya geliyoruz. Psikiyatrinin esas sözlerine
değil mi? Kesinlikle hiç kurtuluş yok.
Hiçbir kavram bundan kurtulmuyor ki.
Iyi ki? Evet.
Hani şimdi aklıma şeyin de meşhur bir dergi vardı ya
bakırköylülerin çıkarttığı işte. Sofra.
Şizofren getir. Onların sloganı değil miydi?
Yalnız. Nasıl abi?
Bir tek bakırköylüler çıkartmadı.
Derim şimdi onun üstüne değil, beraberim yatar mısın?
Beraber çıkar fatih altınöz tabi ki başlar fakültekin ama bir maç
yapmasın hepimiz. Yok, güzel anlatıyorsun?
Yine yolcuları diye başlamıştım. Aldığımız eğitimin daha iyi
olması gerektiğini istediğimiz gibi psikiyatrinin de ana akım
bakışında eleştirilmesi gereken taraflar olduğunu düşünen.
Kendinden gayet emin ve katı. Gençlerdik ama tibet'in başka
türlü anlatır mı bilmiyorum. Sen nasıl görüyorsun?
Yo yo çok beraberdik. Aynı gemideydik.
Ayn şizofrengi hikayesi tabi. Yağmur taylanın fatih altunözün
tabi kötüye günde var, başkaları da var.
Hakanın çok zaman zaman katkıları var talayın.
Sende varsın bilmiyorum o dönem içinde cem yani.
Tabi. Ben sadece çevirirler.
Yapmanlarımızı hatırlıyorum. Ankara Tabip Odası odasında
sıhhıye'de toplanmıştık. Toplantılardan biri oradaydı.
Şile yolu dışında orada da toplanmıştı.
Kaan özbayı hatırlıyorum. Ama işte ikisi eş zamanlı 2 ayrı
konu gibi yani şimdi evet bir hani.
O eğitim alamıyoruz dün dışında bütünüyle kuşkudayız diye bakan
bambaşka bir bakış açısının. Bu da asistan haklarından farklı
olarak ana akımı eleştirel bir bakış ağırlıklıydı.
Evet, evet doğru, yani ana akım eleştirel olması belki ortak
özelliği de. Yoksa şide yolculuğundan
bağımsız bir olgu. Ve doğru doğru, ben onu biraz
yanacam. Ben de tam umutoyu atıp
yapacaktım yani bizim kavramlarda bütünüyle bir kuşku
da olma hali mi zıplıyor ve. Güzellik de katıyor bu.
Ama tabii OO zaman o hani o zamanki anlamı ve önemi şuydu,
hiçbir şeyin kuşkuya ve yer vermeyecek şekilde
açıklanıldığının sanıldığı ya da böyle olmasının dayatıldığı bir
yerdi. Bütünüyle kuşkudayız demek son
derece de devrimci bir bakış. O yüzden hani şizofrengi hâlâ
konuşuluyorsa ya da hala fatih işte bu konuda çok önemli şeyler
yapmışsa bu bu cesaret ve o başkaldırının yani o dilin çok
büyük bir önemi var. Çünkü ne var ki, yani herkes her
zaman kuşku da olabilir gibi bir durum değil.
Kuşkuya. Yer vermeyecek şekilde olduğu ve
olması gerektiği. Tabii DSM ile biraz şey yapıyor
ama. Kristalize oluyor ama sadece DSM
de değil, her şey her türlü. Şöyledir, böyledir karşı bir.
Varoluşu o bambaşka. Herhalde asistan olarak
dayanıklılığımızı arttırmış olmalı.
O zamanki dayanışmanız. Öyle oldu sanıyorum bilmem.
Yani kesinlikle oldu, benim için kesinlikle oldu.
Evet. Yani o dönemin standlarını
düşününce şimdi onların kimler olduğuna bakınca, evet öyle
olmuş yani şey anlamında değil, sadece akademisyen olmak kağıt
ne bileyim işte iyi klinisyen olmak falan anlamında değil.
Tırnak içinde iyi insan olmak anlamında çok.
Hep beraber hareket. O çok önemli.
Bir alan. Y fromman'dır.
Galiba o böyle anlatır. Geçenlerde bir yerlerde karşıma
çıktı. Hani hep konuşuruz ya insanın
insan olan özellikleri aslında maymun bedelini hapsolmuş
olmasından kaynaklanan bir şeyi, çaresizliği ve.
Eksikliği her zaman taşıyor, o da işte bütün bunları anlatır.
Açıklarken işte bu süreçte bu yolculukta bazı insanlar daha
aşağı bir noktayı, onun deyimiyle öyle söyleyeyim,
söyleyeyim, daha hayvani bir takım.
Dürtüsel tepkisel yaşantıları kendilerine yol olarak seçer ve
öyle devam ederler ama diğerleri de diyor.
Insan olma özelliğini başka insanlarla birlikte bir arada
olarak yaratıcılıkla ve dayanışarak geliştirmeyi
seçerler. Bu da insan olmanın gereği.
Gereğidir aslında filan gibi bir şey anlatıyor.
Hani katılınır, katılmaz çok başka türlü açıklamalar gelişti.
Yıllar içinde onun üstüne çok fazla.
Ama işte. Dayanışmanın da herhâlde o
dayanıklılığın oluşmasında. Selen dipiti açısından önemli
bir faktör olduğunu kabul etmek lazım.
Şimdi siz bunu söylerken ama aklıma bir de bonobolar geldi
isim türü ama çatışmaları çözerken son derece
becerikliler. Godilerden çok farklılar.
Rö düşelim barışalım değil mi? Öpüşelim, barışalım.
Evet. Işte hiçbir şeyde onda da dori
yok zaten. Evet, doğru.
Biraz daha bu dayanıklılık kavramına bakış açısına tarihsel
olarak bakarken hani günümüze gelindiğinde şunun 6 çiziliyor.
Hani ilk başta böyle daha. Kişisel bireysel özellikler işte
içsel kontrol odağı gibi hani aslında bireye de çok fazla yük
bindiren hani ne olursa işte meşhur bir tartışmalar ya yoksul
yoksulluğu seçiyor gibi böyle benim anlamakta çok zorlandığım
yani. Dolayısıyla yoksul olmayan da
yoksul olmamayı seçen gibi çok. Acayip bir bakış açısı.
Ne neredeyse varılacak bir böyle bütünüyle bireye dayan, her şeyi
böyle bir anlayıştan uzaklaştığını görüyoruz.
Dayanışma alanında yapılan çalışma bulgularıyla tabi bunun
en acı örneklerinden biri Bosna. Soykırımından sonra işte
insanlar kamplarda yaşıyorlar ve gelişmiş batı ülkeleri insan
seçecek alıp götürmek için ülkelerine yani ve bu seçimi
işte ı q testleriyle, kişilik testleriyle filan yaptıkları
söyleniyor. Kamplarda veya çocukları işte
gözlemleyerek hangilerini götürecekler, hangileri
götürülmeye değer gibi hani? Tabi dayanıklılık kavramı böyle
bir yere de gidebilir. O yüzden hani çalışmalar
ilerledikçe özellikle mesela dayanıklılık kendiliğinden
ortaya çıkmadığında oluşmasını desteklemek için müdahaleler ve
eğitimler tasarlamayı da amaçlayan ve olayı sadece işte
genetik ve bireysel özelliklere değil, bunun ötesinde çevresel
ve ekolojik sistemlere gömülü bir kavram olarak ele almanın
gerekliliğini altını çizen. Bir takım gelişmelerdi ortaya
çıkıyor süreçte ve tabii hani epigenetik genetik etkenler daha
bireysel olabilir ama toplumsal, ekonomik, kültürel kaynaklar
gibi farklı etkenlerin de öneminin 6 çiziliyor.
Böyle gelişen bir alan aslında toplumsal bileşenlerde de
özellikle aile arkadaşlar biraz önce.
Şile yolcularından bahsettiğimiz meslektaşlar veya hükümetler
gibi daha makro sistemler özellikle dikkate alınmalıdır
deniyor. Çünkü her şey bireylere bireyin
bir şekilde olayları aşıp aşmamasıyla ilgili gibi
anlaşılırsa tabii çok büyük bir kolaycılığa kaçırmış olunuyor.
Bir yerde fıtrat denmiş oluyor. Buna da tabii ki karşı çıkıyor
bilim. Bilim insanları da.
Dayanıklılık bütünleşik ve çok yönlü olarak değişen bir yapı ve
bunu yansıtan modellerden pardon biri alanın önemli
araştırmacılarından Michael under ın çoklu sistemli
dayanıklılık modeli. Bu model farklı dayanıklılık
kaynaklarına haritalandırıyor. Bunun için de cinsiyet, biyoloji
var, sağlık davranışları var. Mesela yine bireysel kaynaklar
arasında ama eğitim. Aile, yetkinlik, kişiler arası
ilişkiler, toplumsal gruplar ve deneyim gibi kaynaklar, resmi
kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarına erişim, coğrafya,
coğrafya, tedarik, evet peder diyor ongar sosyoekonomik statü
gibi sosyoekolojik kaynaklar ve ungara göre zorluklar karşısında
dayanıklılık kaynını korumak ve sürdürmek veya geliştirmek için
tüm. Bu kaynakların arka planda
işlemesi şart. Dolayısıyla dayanıklılık, salt
esnekli bilişsel beceriler, uyumlu toplumsal davranışlar ve
stres yanıtı gibi bir dizi bireysel niteliği yer
atfedilirse büyük bir körlükle karşı karşıya kalacağınız açık.
Çünkü aslında biyolojik veya bilişsel düzeyde dayanıklılıkla
ilişkilendirdiğiniz bireysel özellikler çoğunlukla içine
doğup büyüdüğümüz çevrenin etkisiyle biçimleniyor.
Haliyle dayanıklılık çevrenize size ihtiyacınız olan
kaynakları. Ölçüde sağladığıyla ilişkilidir.
Biraz önce cem abinin de örnek verdiği kendi yardım, gelişimsel
bozukluğu olan hastalarından örneklendirdiği gibi, yani
dayanıklılık yalnızca içimizde saklı bir cevher olamaz.
Başta toplumsal adalet, kamu politikaları olmak üzere
toplumsal işleyişin ve dayanışmanın belirleyici rolü
yadsınamaz. Yani onun için aklıma dayanışma
gelince dayanıklılık, dayanıklılık gelince dayanışma
geliyor, kaçınıl. O ara.
Mesela yine literatürden bir örnek aktarayım, brodi ve
arkadaşları ergenlik yıllarının 3 ayrı döneminde sürekli
ayrımcılığa maruz kalan Afrika kökenli Amerikalı gençlerin
yirmili yaşlara geldiklerinde stres hormonları, kan basıncı
değerleriyleden kitle indeksi gibi belirtecilerini ölçüyor ve
bu gençlerin yüksek seviyede lojistik yük taşıdıklarını
gösteriyorlar. Yani ayrımcılık da biyolojik
zorlanma arasındaki bu ilişkin. Aileleri ve arkadaşlarından
duygusal ve araçsal destek görenlerde ise ortaya çıkmamış
yani dolayısıyla bu bulgu ayrımcılık söz konusu olduğunda
toplumsal dayamışlık ne kadar önemli bir dayanıklılık kaynağı
olduğunu da kanıtlıyor. Veya başka bir örnek
ingiltere'de ingiltere'de hükümet'i veya tony blaw
hükümeti döneminde büyümenin dayanıklılık desenlerine
etkisini inceliyor ve nasıl bir sonuçla karşılaşıyoruz sizce?
Belki yücelme Tahsin için migren teçhura hatırlamak imkansız.
Tony blayer, silik bir hatıra olabilir ama biri daha
sosyalist, daha toplumcu bir yönetim.
Sonra irak'da yaptıklarını bir kenara tabii koyuyorum kendi.
Ülkesinin içinde olabildiğince diye.
Olabildiğince işte okullarda yemek verilmesini destekliyor.
Sağlık politikalarını geliştiriyor vesaire mgrate
bildiğiniz gibi demirliydi ve çok sıkı böyle bir yumruk.
Yani, dolayısıyla burada tabii ki 10'a çıkart göre dayanıklılık
desenleri ortaya çıkıyor. Yani yaşadığımız tarihsel
dönemler kültür dayanıklılık açısından gerçekten hesaba
katılması gereken etkenler artık.
Geçen hafta siz bunu mu kast etmiştiniz?
Toplumsal mezunuyum. 10'a çıkart benzer bir şeydir, tam şimdi çok
iyi oldu bunların. Ama sonucu söyle yani o sonucu
çok merak ediyorum ben. Bir dayanıklılık, tony blay
dönemindeki çocuklarda daha yüksek bulunuyor.
Net olarak daha dayanıklı bireyler oluyorlar.
Geniş bir yaşlarımı nasıl bakılıyor?
Şimdi iyice iyice. Okula başlayan çocuklar
bildiğin. Bildiğim kadarıyla çalışmada bir
meslek edindikleri döneme ve mesleklere, mesleğine
başladıkları çağa kadar izleniyorlar.
Nasıl bir başarı eğrisi gösterdiklerine bakılıyor.
Mesela sağlık değişkenlerine bakılıyor.
Tıpkı brodi ve arkadaşlarının çalışmasındaki gibi.
Çok farklı desenler ortaya çıkıyor.
Ya anladım kıyasla. Böyle bir çalışma için
olabildiğince nesnel yani zaten zor ama nesnel olmak.
Ince nesnel şeylere bakmışlar. Biyolojik belirtileri
kullanmışlar. Evet, öznel yaşantıyı sorgulamak
çok zor çünkü gördüğünde. Ama bakılabilecek en nesnel ve
akla yakın şeylere bakmışlar. Çok.
Güzel. Evet, ve şimdi tekrar magazin
thatchervari yükselişler. Hani çokça düşünmemizi
gerektiren bir duruma işaret ediyor.
Evet. Pink floyd'un final katını
tekrar dinlemesi gereken zamanla olsun.
Haldun sesimi kapattım. Yanlışlıkla genetik komponent
olduğuna dair bir şey var ya inanışta var ya, daha doğrusu
çalışmalar falan da var böyle. Örneğin travma, sonra stres
bozukluğu işte. Belli şeylerde özellikle nasıl
desem? Ailelerde ya da belli gruplarda
daha fazla görülüyor. Hani bunun da hani genetik
olarak dayanıklılık konusunda bir yatkınlık yarattığı ile
ilgili bir şey var. Hani tez var öyle de bir söz
konusu. Tabii bir de ipi genetiği
herhalde Tahsin çok ciddi düşünmemiz lazım.
Evet, evet, ben onu diyecektim. Tam epi genetiğinde burada rolü
yaslanamaz herhalde sizin bahsettiğiniz çevresel faktörler
özellikle mo açıdan değerli olabilir.
Yani belki daha düşük ölçekte olumsuzluklar karşısında
bireysel kaynakların, kişisel özelliklerin dayanıklılık için
önemli olduğu söylenebilir. Bu açıdan baktığımızda çocukluk
çağında olumsuz deneyimlerimiz az sayı derse ört, kültür veya
etnik kökenimiz, yaşadığımız ülke ekonomik durumumuzdan
dolayı yaıtsal dezavantajlara eğer maruz kalmıyorsak ne kadar
güzel harflerde ama yüksek. Riskli bir bağlama girdiğimiz
anda araştırmalar bize dayanıklı kınan etkenlerin başında
erişebildiğimiz toplumsal kaynakların ve bağların
geldiğini ortaya koyuyor. Hani bütün bu dalga dalga
büyüyen çalışmaları bu şekilde özetlemek mümkün.
Ama bir yandan da hani dayanıklılığın bedeli diye başta
söylemiştim. Şöyle bir çalışma, bu işte the
fex of cherult matrigment one brain stres function and
conecity yani bir kere beynimizin.
Connectivity'yi nasıl çeviriyorduk bağlantı?
Sağlıklı. Hıhı.
Bunu bozan etkileri mesela gösterilmiş.
Bu çelikleşme etkisinin altında da bu etkilerin olabildiği
olabileceği söyleniyor. Yani bu çelikleşme etkisi gibi
bireysel dayanıklılık kaynakları olumlu fırsatlara karşı aslında
duyarlılığı azaltan unsurlar. Yani belki israil'in önceki
barış girişimlerine kör kalması bu açıdan düşünülebilir.
Yani tarihsel olarak yaşadıklarının onlarda.
Böyle bir çelikleşme etkisi yapmasının bir parayı olabilir
diye düşünülebilir. Rehabililerine.
Buyur buyur sen sök. Yok yanımda çağan buyurun.
Eee ya da kuşaklarca aktarılan travmanın çok.
Katı bir milliyetçiliğe dönüşmesiyle bağlantı.
Bağlantı kurabiliyorum ben yani? Bunu biraz daha açmak ister
misiniz cevab bey? Yani o çelikleşmenin dedin ya?
Özellik olmak dışında tam tersine bir olumlu fırsatlara
karşı duyarlılığı azaltabilmek bu durumda da.
Çeşitliliğe başka insanların da iyi insanlar olabileceğini olan
fırıncıdan kaldırması gibi bir ümitsizlik ve.
Çaresizlik tepeğim de katılık reçerikleşme.
Iıı ya o kadar söyleyebiliyorum. Yani mesela bu çalışmada yani
çocukluk ça kötü muamelelerinin beyin üzerindeki.
Yapısal, işlevsel ve bağlantısal etkilerini değerlendiren bu
çalışmada, mesela işte bulunan belirtilen bulgulardan bir
tanesi. Özellikle işitme korteksinde
briecvher hacvinin artması, diğer yandan özellikle.
Bakayım şurada somut sensoryal korteks'te bir incelme yani
dolayısıyla amigdala hacminde artma ve çabuk tepki verme,
çabuk uyarılma hallerinin ortaya çıkışı gibi.
Bir takım bulgular var. Yani burada 3 tür gerçi grup
var. Bir tanesi sadece ebeveynin sözü
işte hakaretlerine maruz kalanlar, diğeri aile içi
şiddete tanıklık eden çocuklar. Üçüncü grubu da çocukluk çağında
cinsel tacize, tecavüze uğrayan çocuklar oluşturuyor.
Ve her birinde farklı bir bağlantı sağlık modeli ortaya
çıkıyor, işte biraz önce söylediğim gibi yani hayatta
kalmanın bir yolu olarak belki bu çelikleşme etkisi ama bir
yerde de yarattığı bu etkiyle olumlu.
Olumlu fırsatlara karşı daha duyarsız kalınabildiği de ortaya
koyuyor veya belirli genotipler dayanıklılıkla ilişkili kimi
bilişsel beceriler açısından zorlu ortamlarda avantaj
sağlıyor. Ama aynı gene tipler olumlu
ortamlarda maliyetle biraz önce söylediğiniz kuşaklar arası
travmanın iletimi durumunda ortaya çıkan yapılar, yani
toplumsal yapılaşma gibi. Yani sonuçta bu travmatik
olayların fiziksel sağlık üzerinde kalıcı etkileri olduğu
açık. Beyin yapılanması işlevselliği
dahil ve. Beyinde özellikle azalmış
bağlantı sağlık aracılığı baypas edilen bazı bölgelerden söz
ediyor. Araştırmacılar ve bu azalmış
bağlantı, sağlık olumsuz etkiyi önleme konusunda koruyucu ama
olumlu etkiyi deneyimlemede sınırlılık yaratıyor olabilir
deniyor. Yani bir kötü müdürlüğe.
Pekmek kolay değil. Ve tabii ki fiziksel sağlık
açısından ciddi etkiler gösterilmiş.
Mesela çocukluk çağında istismar yaşayan bireylerde yaşamayanlara
kıyaslandığında hipokamus prefonta bölge, serebelyum,
horpus, kallovum hacimlerinde amigdala tepkisinde bebeğin
ağlarının mimarisinde belirgin farklar saptanıyor.
Ve istismara uğrayıp psikopatoloji gelişenler de
dayanıklı olanlar karşılaştırıldığında her 2
grubun beyin yapılanmasına bağlantı sağlık düzeyi aslında
birebir aynı bulunuyor ve sonunda bu Twitter ve
arkadaşları dayanıklı bireylerde daha düşük bağlantı, sağlığın
sorumlu beyin bölgelerini bir nevi baykas ederek kırılganlığı
azaltıyor olabileceğini öne sürüyor.
Çok ilginç bir çalışma, yani çok fazla detayı var.
Hani burada boğmak istemiyorum ama bana çok çarpıcı geldi.
Hani dayanıklılık aslında ağır bedeller de üreten bir unsur
olabilir. O çok iyi oldu.
Gamze bu çelikleşme kavramının ingilizcesi ne?
Stepel in steening efekt? Ve düz onun.
Aynen dümdüz çevirisi gibi steamg efekt.
Evet, biz şeye bakmıştık. Yaşam boyu sağlık ve yaşamın
uzunluğuyla çok bağlantılı olan bu yokaryetik, kromozomların
uçlarında bulunan telomer bölgeleri herhangi bir yan
koymak, heterokromatiğin bölgeler.
Travmaya maruz kalmış olan şizofreni vakaları kalmamış
olanlar. Eee kardeşleri ve ring dışı
kontroller arasında pek. Çok bağlamda telomer uzunluğuyla
genel sağlık ve ailedeki erken ölümler arasında yakın bir
ilişki bulmuştuk. Evet.
Yani bu da. Sizin bulgunuz da destekliyor.
Bunu destekliyor? Evet.
Yani şöyle kabaca özetleyecek olursam.
Insanlar ancak her şart altında birbirlerini kapsayan,
kucaklayan ilişkiler kurabildiklerinde bonobolar
gibi. Kendi kimliklerine, taleplerine,
yurttaşlık hakları ve eşitlik çerçevesinde ortaya
koyabildiklerinde kişisel, toplumsal veya politik
yaşamlarında etkin olabildiklerinde
susturulmadıklarında adil bir şekilde muamele gördüklerinde
temel ihtiyaçlara erişebildiklerinde toplumsal
bütünlük içinde bir yere ait olduklarını hissettiklerinde.
Kültürel ve tarihsel köklerini koruyabildiklerinde dayanıklı
olabiliyor. Onun için toplumsal travmanın
sağ altında da bu dayanışma vazgeçilmez bir unsur değil,
başladığımız yere toplumsal travmaya da.
Çok güzel bir özet ve derleyip toplama aynı zamanda bu son
söylediklerini. Evet hakikaten.
Sadece yaşantı ve öğrenme değil, aynı zamanda biyolojik
karşılıklarını da ele almış olduğun için çok kıymetli oldu.
Gamzecim ağzına sağlık. Çok sağ olun.
Sorularımız için. Sabretmedik devam edecek
eşyerek. Koşul sağ olun.
Ilk sabredilecek bir şey yok yani söylediklerinin ağzından
bal damlıyor. Yani ne diyelim.
Buraya dönmek durumunda. Yani bu hakikaten şu an.
Şu an içinde bulunduğumuz yıkıcılık.
Bir şekilde yani sonumuzu getirebilir gerçekten yani bir
distopya okuduğumda hep yok canım bu kadardı değildir filan
duygusu yaşarım bilmiyorum. Siz nasıl hissedersiniz?
Ama gerçekten o distopyanın içinde olduğumuzu herhalde hiç
bu kadar yoğun hissetmemişimdir. Son bir yılda son birik bir kaç
yılda diyeyim veya. Tabii ki daha iklimle ilgili
şeyleri henüz görüyoruz ucunda. Onlar daha kristalize olduğunda
herhalde hiç hissetmediğimiz kadar net hissediyor olacağız.
Bütün filmleri öyle başlamaz mı? Dünya salgın hastalıklar,
yangınlar, savaşlar yüzünden yaşanmaz hale gelmişti cümleler.
Ama abi. Hollywood'da sonra şey oluyor.
10'a çıkart katılan bir romans oluyor.
Iıı veya bir aile eee dramı oluyor.
Hem onlar düzeliyor, hem biz aile dramına daha çok
odaklanıyoruz bu Hollywood. Evet, ben alıştırmaya
çalışıyorum. Drama daha önüme.
Yapıyoruz, odaklanıyoruz, başka bir şeye bakmıyoruz.
Yani ben de kapılıyorum tabi ki. Tabi ki ibrahim aylak seyretmez
böyle şeyleri ama. Ben kapılmıyorum hocam.
Nasıl canım? Hiç kapılmıyorum.
Ben merlak. Daha çok sanat.
Filmler izlediği için. Hocam biliyorum, biliyorum.
Hayır bir şey. Ibrahim o zaman dünyayı güzellik
kurtaracak diyor. Bu da aşkı suçu nasıl
sloganıdır? Evet, Fransız ekolünden biraz
öyle. Gamzecim çok teşekkür ederiz.
Gerçekten bize vakit ayırman çok büyük bir şey oldu.
Güzellik oldu. Ben çok teşekkür ederim.
Çok heyecanlıydım. Başlarda böyle çok saygı
duyduğum, çok sevdiğim meslektaşlarımın hani bu kadar
emekle ortaya koyduğu bir potkestı.
Hani bir. Şey getirebilirim umarım diye
başlamıştım. Ama.
Şimdi hemen bizim programa kayıda başlamadan önce bir mesaj
aldım. Bu travma kadar hoşuma giden bir
şey yoktu bu. Tür şeylerle devam etmeniz çok
iyi olurdu diyen bir şey. Benim tanıdığım öğrencilerden
biri. Çok sağ olsun pek çok olumlu
geri bildirim vardır. Eminim hazına sağlık.
Çok teşekkür ederim. Sizin aklınız böceğinize sağlık.
Hep birlikte. Dayanışmanın önemini bugün
vurguladın zaten. Biz de öyle yapmaya çalışıyoruz.
Acaba bir bölümü gerçekten şile yolcularına ay ayırmayı düşünür
müsünüz? Şile yolcularıyla beraber
yapmayı mı diyorsun? Evet.
Aaa fatih'i arayayım Kağan özbayrağı bulayım.
Ankara tıpta katılmış olanları bulayım.
Kaan şile de yoktu ama tabii o sürecin içinde olduğu gibi
eğitim. Süreci hep vardı.
Ya tabi canım var yani şile yolcuları zaten beri çeşit şey
slogan yada. Yani şile'ye gitmiş olmak
gerekmiyordu onun için. Evet evet OO.
Bir audun öncesiydi. Romantik bir ifade bir söylem
oluyor. Halbuki evet yani.
Taahhüdü başlatan asistan hareketi arkasından paud'un
kuruluşu şile yolcuları. Içinde işte raşitle.
Ben süleyla anneme faudu kurmayın.
Biz türk nöro psikiyatri derneğini şubeleştirip
yaygınlaştırılımı savunuyor. Idikten öyle mi diyordun?
Evet, evet, o zamanki düşüncemiz oydu.
Ben de tam Raşit tükel ve süheyl ünalı anmak gerekir diye.
Evet, evet, işte böyle. Böylece cem hürrulu da aşkı
elinde tabi. Yani evet, fatihi davet edip
konuşmakta güzel olur. Niye olmasın?
Bi de şizofrengi özel bölümü işte parçalar geldi şimdi.
Evet, hem Gamze istek yallıyor, peçete yazıyor.
Hakikaten güzel olur. Biz şeye hacettepe'ye
çağırmıştık. Konu konuşmacı olarak fatih
altınacı hatta yankıyla yankı Gezer ile sorular da
hazırlamıştık. Bayağı güzel olmuştu.
Bizler de dinleyelim, ibrahim? Bence çok güzel oldu.
Ya timuçin de ben de senin de böyle bir şey.
Tabii ki. Çok da güzel olur.
Bu bölümüm ve Gamze hocayla yaptığımız kayıtların sonuna
geldik. Gamze hocaya ben de teşekkür
ediyorum. Gerçekten ııı çok güzel ııı.
Birkaç bölüm daha doğrusu bir bölümler serisi yarattık diye
düşünüyorum. Bu kayıtlı Gamze hoca
dayanıklılık hakkında konuşacağını söyleyince.
Benim aklıma eee ünlü bir tablo geldi.
Eee Japon bir ressamın onu size sunmak istiyorum eee tablomla da
the gregradwayway of kanagawava bu tabloyu casrşika hokusu
resmetmiş. Bu resimle ilgili şunu
söyleyeyim, öncelikle daha doğrusu ressam ile ilgili ben
şunu söyleyeyim kendisi. 1.760 yılında eduda doğuyor.
Eda bugünkü tokyanın japonya'daki o zamanlar ki adı,
daha doğrusu önceleri tahta uyma sanatıyla ilgilenmeye başlıyor.
Bir ustanın yanında çıraklık yapıyor.
Daha sonrasında gravürs sanatına ilgi duymaya başlıyor. 18 yaşına
geldiğinde de dönemin en önemli Japon baskı resim sanatı olan
okuyor. Sanatının temsilcilerinden kat
sukavezo'nun şunun sorunun. Atölyesine katılıyor ve orada
sanat hayatına devam ediyor. Sanat hayatı boyunca bir sürü
şey yapıyor. Resimler, baskılar, gravürler
bir sürü ııı üretimi oluyor. Çok ilginç bir ressam aslında
çok tutkulu, sürekli olarak resim yapmaya ilgi duyan bile
kendisi 1.849 yılında 89 yaşında hayatını kaybediyor.
Tokyo'da ölmeden önce şunu söylemiş, keşke biraz daha
yaşayabilsem. Belki 100 yaşına gel gelirsem
gerçekten bir ressam olabilirim demiş.
Beni yani benim açımdan etkileyici bir cümleyi de onu
paylaşmak istedim. Bu resimle ilgili de bu resim
bana direkt olarak dayanıklılığı çağrıştırdı.
Çünkü baktığınız zaman bu resme arkada küçük bir fuji daha
görebiliyorsunuz. Fucudanın önünde kocaman
dalgalar büyük ihtimalle toksinami dalgası gibi dalgalar
bunlar ve o dalgalara direnmeye çalışan küçük kayıkları
görüyorsunuz. Bu aslında hani ııı
hayatımızdaki şeyi de hani dayanıklılığı da anlatması
bakımından ya da benzemesi bakımından güzel bir tablo diye
düşündüm. Bizi dinlediğiniz için teşekkür
ederiz. Bu haftalık bizden bu kadar 2
hafta sonra tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean