Dayanıklılık
Bu bölümde konuğumuz Prof. Dr. Gamze Özçürümez ile dayanıklılık (resilience) kavramına odaklanıyoruz.
Herkese merhaba diken su bahçesi vaat etmiyoruz. Potkezinin yeni bölümler size sesleniyoruz. Ben doktor tahsil olmaz podcast bölümünde benimle beraber profesör doktor timuçin ural, profesör doktor, cemaat Başoğlu, doktor ibrahim emlak ve konuk olarak da profesör doktor Gamze özçmez bizlerle beraber. Geçtiğimiz birkaç hafta da hem toplumsal hem bireysel travmalar üzerine biraz konuşma fırsatı bulmuştuk. Bu hafta eee travmalar ııı yola çıkarak aslında ııı dayanıklılık kavramı üzerine konuşalım diye düşündük.
Ben sözü çok uzatmayayım. Games hoca'ya bırakayım hocam siz başlayın istiyorsanız bizi arada bilerek sizi yine bölelim. Çok teşekkürler sensin. Şimdi geçen hafta aslında cem abinin söylediği bir şeyi atladığımı fark ettim. Daha sonra dinlerken bölümü cemadi diyor ki bu değişen çağla birlikte sanki hani bu toplumsal dayanışma da bir çözülme var gibi bir şey söylüyor ve ben onu. 2 tane sloganını hiç duruyorum, hayır diyorum neredeyse. O aklıma takıldı. Dolayısıyla hani cem abinin orada söylemek istediği kafamı çok meşgul etti.
Doğru anladıysam herhalde bu çağda işte malum kişilerin yönettiği dünyada herhalde bir yere vurgu yapmak istiyordu. Onu da belirterek başlayayım istedim. Bugünkü sohbetimize şimdi dayanıklılık kavramına biraz kökensel olarak da aktarayım istiyorum başlarken. Işte rezilyans, yani latince rezilliği veya rezilyodan köken alıyor ama zıplama veya geri sıçrama gibi çevreler dışında tam etimolojisi pek de bilinmiyor. Terimin kaynağına baktığımızda dayanıklılık kritik durumlar karşısında özel bir eylemlilik anını ve kendini ifade etme kapasitesini ima eden bir.
Kelime. Bunu söyleyerek başlayalım, ben istedim. Bir de arada bir fark var. Iyileşmeyle altını çizmekte yarar olur. Kaybe ve travmaya karşı dayanıklılık kavramını iyileşme sürecinden ayırt etmek gerekiyor. Iyileşme terimin eşek üstü veya eşik 6 psikopatolojinin mesela depresyon veya travma sonrası stres bozukluğu gibi. Seyri anlamına gelen bir ifade belirtiler genelde bildiğiniz gibi en az birkaç ay sürüyor. Ardından yavaşça olay öncesi seviyelere düşüyor. Tam iyileşme dediğimizse bir veya 2 yıl kadar sürebiliyor.
Buna karşılık dayanıklılık aslında bir denge koruma yetisi, yani olumsuzluklar, tehditler gibi önemli stres kaynaklarının varlığında. Iyi bir uyum yapma süreci bu bağlamda dayanıklılık yalnızca ve yalnızca kişinin risk altına girdiği durumlarda tanımlanıyor. Gelişim psikolojisi literatüründe dayanıklılık, olumsuz veya istenmeyen yaşam koşullarına maruz kalan çocuklar arasında olumlu sonuçların ve sağlıklı kişilik özelliklerinin gelişimini sağlayan koruyucu etkenler açısından özellikle ele alınmış.
Daha çok da zaten bu kelime gelişimsel psikoloji alanımdan öncelikle çıkmış. Yetişkinler içinse ruhsal ve fiziksel işlevleri nispeten sağlıklı seviyelerde bütün bu zorluklar karşısında sağlıklı seviyelerde tutma yeteneği ile ilgili yani. Dayanıklılık basit cepsikolojinin yokluğundan çok daha fazlası olan bir kavram dayanıklı kişiler, normal işlevlerde geçici dalgalanmalar, yaşasalar da yaratıcı deneyimleriyle olumlu duyguları, koruma kapasitesi son derece yüksek bireyler. Böyle bir giriş. Aklıma geldi.
Bana hep direnç de çağrıştırıyor. Rezilliği hani dayanıklılık.
Bütün olumsuz koşullara dayanmak ama direnmek daha aktif bir şey değil mi? Hani dayanıklılık görece pasif gibi görünüyor ama direnmek daha aktif bir komponenti olan bir kavram. Kavram sanki?
Ama hani direnç demek değil öte yandan. Evet, yani burada ııı aklıma yine Leyla hanımın verdiği örnek geldi. Derdi ki hani ben dayalıklılık kavramını düşünürken bu örnek aklıma geliyor. Sert bir fırtına da cami minaresi yıkılır ama yanındaki ağaç esneklik sayesinde esnekliği sayesinde hani dalları kırılabilir, yaprakları dökülebilir ama ayakta. Kalmaya devam eder. Galiba en azından bazı direnclerdi bu risk var. Yani o kuvvet karşısında nasıl direndiğiniz de belki önemli. O kuvvete karşı koyarken çok sert bir duruşla karşı koyduğunuzda sizi ezip geçmesi de ihtimal dahiliydi.
Yani kırıp belki dağıtması da mümkün. Güzel. Güzel bir nokta. Tanıyor dedin ya gamzecim. Bi de akla batak çıka göndermesi geliyor çünkü rezilya rezilyo dedin dimi. Yani batmadan çıkma imkanının olmaması gibi bir şey. Bir taraftan da. Yani edebiyattaki karşılığı batak çıka diye. O. Zaman. Batık. Batıp çıkma zaten iyileşme. Oluyor herhalde dediğiniz gibi? Batmadan çıkılmaz gibi bir şey meraklandı yani o. Rezil yo hani batıp çıkma gibi bir şey. Evet, biraz da acı yatmaz geldi şimdi aklıma. Mesela. Evet.
Yani veya freud'un kendisine latincesini birebir hatırlayamayacağım ama seçtiği bir motto var. Saldırır ama batmaz.
Gemilerin üstüne aslında bu motto yazılırmış ama freud kendisi için de bunu uygun görmüş sallanır ama batmaz. Bilmiyordum. Evet, gene esnekliğe dönük dolaşıp dimi vurgu yapmış oluyoruz. Evet. Yani şöyle doğru olmama.
Bu, nietzsche'nin hani dilimize böyle sıkça öldürmeyen darbe güçlendirir? Esasen orijinal şeyinde böyle sizi yere sermeyen yani aslında biraz. Nasıl desem sizi sirkeleye sallayan darbe güçlendirir gibi bir şey freud'inkine benziyor o açıdan. Evet. Ama işte biraz sonra bahsedeceğim. Bir de acaba dayanıklılıkla çelikleşme etkisi diyerek teratürde geçen bir etki var. Dayanıklılıktan farklı bir şey çelikleşme etkisi denen. Çünkü orada bir yerde duygularınızı kaybediyorsunuz. Belki de bir tür alex'in bir durumu ortaya çıkabiliyor.
Mesela 10'a çıkart dayalık demek mümkün değil. Çünkü bir şeyi yitiriyorsunuz yani hani bu biraz da aklıma bu dayanıklılık tavrımı tabi travma sonrası büyüme kavramını da getiriyor. Oradan devam edersek nasıl? Yani travma sonrası bazı bireyler mesela yaşadıkları işte deneyime rağmen. Yani ciddi bir psikopatoloji geliştirmek bir yana bundan çok daha güçlenerek hani ibrahim'in söylediğin ilçeden hatırlattığı gibi hani öldürmeyen şey bazı insanları güçlendiriyor ve hangi nitelikler bir insanı böylesi bir deneyim yaşamasına rağmen?
Güçlendirebiliyor. Travma sonrası daha farklı gelişmiş bir yapıyla karşımıza çıkıyor. Bu da çok aslında tartışılan konulardan biri travma alındı. Ama bir kısmı da malada aktif mi oluyor diyorsun? Yani güçlendiriyor ama. Evet yani. O fosformetik büyüme yani travma sonrası büyüme de değil. Mesela dayanıklılıkta değil farklı bir etki. Hani onunla ilgili bazı nörolojik bulgular da var. Hani biraz sonra bahsetmeyi de planlamıştım. Yani o çelikleşme etkisini de ayırt etmek gerekiyor diyor. Bazı araştırmacılar ve bunu nöro görüntüleme bulgularıyla da destekliyorlar.
Bu kişilerdeki çelikleşme etkisi nasıl bir beyinde yapılanma yaratıyor ve ne kaybettiriyor aslında? Gam. Ze'cim bu klasik post travmatik stresteki nam meslenen bir şey hissedememeyle yakın mı? Ben onun içerikleşmeyi bilmiyordum. Çelikleşme yetkisi. Dememek gibi yani. Herhangi bir şey yani duygularda ve kötüleşme olduğu kesin ama mesela travma sonrası stres bozukluğunda gördüğümüz işte o yeniden yaşantılamalardır. Işte kabuslardır, ilkinmedir. HP aksın aşırı çalışmasıdır. Bunlar orada yok ama mesela hani israil için israil devletinin ortaya çıkışı ve bugün bize gösterdikleri anlamında mesela böyle bir çelikleşme etkisi düşünebilinir mi?
Tamam, o zaman anladım namnes. Standı. Saçma satılaşma gibi bir şey Türkçe. De olumlu anlamda hep kullanıldığı için yalnız. Çok doğru çok. Doğru önemli oldu bu açıklama. Çelik neyin katılaşmayı içeren bir şey? Çok doğru. Iyi oldu bunu. Söyledim, halk arasında da aslında katılaşma daha çok kullanılır dimi yani katılaştım. Der evet insanlar evet. Dün ııı bir israilli bakan konuşuyordu. Netanyahu'ya çok öfkeliydi. Öfkelenmesinin sebebi de gazze'deki yardım. Gazze'ye yardımların ulaşması konusunda taviz vermesiydi.
Ben böyle hayretle izledim. Yani koyu dindar bir Musevi belli ki ve ağzından köpükler seçerek nasıl Netanyahu böyle bir şeye izin verebilir? Bizim yaşadıklarımızın gölgesinde böyle bir olaya nasıl müsaade edebilir diye o ekim olaylarını atıp da söylüyordu. Ama yani 1.900 kırklarda israil'in kuruluşundan iti. Mesela holokostan kurtulup israil'e yerleşmeye gelen yahudilere ciddi bir ayrımcılık yapıyor diğerleri. Diğerleri pologost'u yaşamayanlar 100 karışsınız siz diyorlar. Bize çok ezik yetersiz bir millet olarak gösterdiğimiz siz nasıl olur da hani hangi yüzle geri gelirsiniz?
Keşke ölseydiniz o kamplarda diyenler çıkıyor. Aklıma ne geldi biliyor musun? 93 abinde ben kendi ailenin geçmişinin incelerken görmüştüm. 93 hâli zamanında yani ne oluyor? 1.800 seksene doğru falan diyor. Ermeni ve ruslarla işte Türklerin bir araya geldiği yerlerde Kafkas, güney, bakır, kafkasya'da. Kaçılacak mı, kaçılmayacak mı? Yani kars'tan daha aşağılara göç edilecek mi, edilmeyecek mi konusunda ciddi bir tartışma çıkıyor. Kimileri göç etmenin bir tür bırakma ve hainlik olduğuna inanıyorlar.
Kimileri de göç edelim diye ısrar ediyorlar ve bu bir değer seçimine dönüştürülüyor. Yani pragmatik olan hangisidir? Hangi durumda daha iyi hayatta kalır falan değil düpedüz biz değer seçimine dönüşüyor uzatmayayım.
Yani bu tür travmalar sonuç olarak katılaşmaya ve değer seçimlerinin çok. Sert olmasına da. Zemin hazırlayabiliyor. Evet. Yani burada tabii ki bir büyümeden bahsetmek işte bu nedenle mümkün değil. Yani çok donuk kalma gibi çünkü zaten evet. Peki psikoterapi sürecinde ne oluyor o zaman? Katie sürecinde dayanıklılığın tabii ki artırılması önemli bir hedef. Yani sadece travma bağlamında da değil, yani kişilik yapısındaki daha kırılgan ama daha kırılgan yapıları da genelde aslında daha dirençli, daha esnemeyen özellikler getiriyor.
Dolayısıyla evet bir esneklik çalışması, bir esnekme çalışması gibi düşünmek mümkün. Şimdi siz söyleyince. Hani. Kesinlikle öyle düşünebiliriz gibi geldi bana. Çünkü hedef her zaman dayanıklı da arttırmak, katlanma gücünü arttırmak. Acı çekmeye karşı aslında bir. Izin vermeyi vermeyi getiriyor yani terapi süreçlerinde önemli bir belki hedefle insan. Insanlar acıyı yaşamamaya çalışırken geçen hafta da konuşmuştuk. Acıyı yaşamamaya çalışırken savunmalar devreye girdikçe iş çok daha çetrefilli ve zor sorun yaratan bir yere gidiyor.
Dolayısıyla böyle ne diyelim uyumu bozan savunmaları bırakabilmenin önemli bir yöntemi de bir acıya dayanıklılık kazanmak ama çelikleşme olarak değil tabii bir. Esneklikle. Tam tersine katılaşmayı engelleyerek belki. Evet hıhı.
Biraz kavranın yazında nasıl geliştiğine dair birtakım şeyler aktarayım mı, ne dersiniz? Çünkü. Şizofreni alanında çalışan kişilersiniz. Dolayısıyla şunu söyleyeyim, işte gelmese diye alanın öncülerinden bir çalışmacı. 1.900 yetmişlerin başlarından itibaren dayanıklılık kavramını işte biraz önce tartıştığımız gibi zorluktan sıçrayıp toparlanma yeteneği olarak tanımlıyor ve bu tanımı enmezın şizofreni hastası annelerin çocuklarını, uzunlamasını izlediği bir çalışmadan ilhamla yapıyor. Mersin 1.980 dokuzda yayınlıyor çalışmasını böylesine yüksek riskli bir grupta bile uyumlu sosyal davranış ve iş başarısı gösteren bir çok bireyin bulunduğunu gösteriyor.
Tabi bu kadar travmalarda yoğrulan bir tarihten geldiğimiz için tür olarak bu travmaya maruz kalma olasılığının yüksekliği ve tabii sağlık ve efendim üzerindeki yıkıcı sonuçları. Önleme, tedavi ve halk sağlığı politikalarının geliştirilmesi açısından önemli bir araştırma alanı. Onun için dayanıklılık özellikle bu mestton'la başlayan hatta ondan öncesinde de hawaii'de tabii adalarda böyle uzunlamasına çalışmalar yapmak çok daha kolay. Gelişim psikoloğu emmiverner'in 1.955 yılında başlattığı ve 32 yıl süren bir izlem çalışması da çok besliyor.
Alanı Bernard doğan 698 çocuğu. Introl terim yaşamdan başlayarak o hayatlarının otuzlu yıllarına kadar izliyor. Doğum öncesi maruz kaldıkları stresten yoksulluğa, aile içi şiddete ve diğer sorunlara pek çok olumsuz deneyini kaydediyor. Bu çocuklarda ve çocukların üçte ikisi temelde istikrarlı, başarılı, mutlu ailelerden. Bu arada diğer üçte biri ise. Merstanın. Risk grubu olarak belirleyebileceği bir grup bu risk grubundaki çocuklardan üçte ikisi 10 yaşına geldiklerinde ciddi öğrenme ve davranış sorunları geliştirmiş, 18 yaşına geldiklerinde suç kayıtları, ruhsal sıkıntılar, sorunlar veya erken gebelik gibi olumsuzluklar yaşamakta.
Ama geriye kalan üçte biri yeterli, kendine güvenen sevgi dolu genç yetişkinlere dönüşüyor. Eee bu da önemli bir çalışma. Literatüre baktığımızda dayanıklılık.
Dayanıklılık kavramının geliştirilmesinde ve anlaşılmasında Bernard, özellikle birkaç etkenin dayanıklılığı öngördüğünü de buluyor. Bazıları şansa bağlı mesela dayanıklı çocukların bazılarının işte destekleyici bir bakım verenle ebeveynle öğretmenle güçlü bir bağları var ama diğer bir etken bireysel ve çocukların çevreye nasıl tepki verdiğiyle ilgili. Özellikle dayanıklı çocukların genç yaşlarından itibaren dünyayla kendi koşullarında başa çıkanlar olduklarını, yeteneklerini keşfeden yani deneyimi açık olumlu bir toplumsal yönelime sahip olduklarını ve belki de en önemlisi dayanıklı çocukların içsel kontrol odağının güçlü olduğunu, başarılarının koşulların değil kendilerinin belirlediğine inandıklarını görüyor.
Ben bu biraz önce psikoterapi ile konuş psikoterapiyle ilgili konuşuyorduk. Yani gerçekten bunlar önemli bireysel dayanıklılık noktaları. Çünkü dışarıyı sürekli. Itham ettiğimizde suçladığınızda bir yerde hiçbir şekilde kendinize dönüp bakamama ya da kör kalmayla karşı karşıyasınız ve tabii ki bunun da bazı sonuçları var ve bu sonuçlar arasında daha dayanıksız olmanız da geliyor. Dolayısıyla bu kişisel özellikler açısından içsel kontrol oda çok üstünde durulan bir etken. Burada küçük bir müzik molası verelim.
Bugünkü müzik parçası olarak guataka grubudan en kobe esto isimli parçayı dinleyeceğiz. Daha sonrasında tekrar birlikteyiz. Müzik arasından sonra tekrar birlikteyiz. Ben sözlü cem hoca'yı bırakayım.
Bir şey sorabilir miyim? Tabi. Bu mantarın çalışmasında risk grubunun tanımı tam olarak ne? Mes grubu daha kaotik ailelerden gelen yoksun ailelerden gelen çocuklar özellikle risk grubu olarak bunlar tanımlanmış şiddet var, evin içinde daha. Yoksul kalan çocuklar, yani her anlamda madden de manende yoksun kalan çocuklar risk grubunu oluşturanlar. Ama mesela hani ruhsal bozukluklar açısından soruyorsanız ruhsal bozukluklara bakılmamış ailede alformadde kullanımla evet. Bakılmamış akıbetle ilgili bir şey var mı diye alt tan'la ilgili bir şey var mı diye.
Aile öyküsü yani geçmiş yaşantı ailenin özellikle psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi yok ama autkanlıklar ortaya çıkan şu, yani risk grubunda olan çocukların. Üçte ikisinde ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. Üçte bile ise bütün bu koşullara rağmen dayanıklı diye tarif edilen bireyler. Çünkü hayatlarını bir şekilde kurabiliyorlar. Ilerleyebiliyorlar, kendilerini geliştirebiliyorlar. Bütün dezavantajılar. Şöyle bir bölüm yazmış, şimdi baktım da ben ben mestenı okumuş değildim. Hemen baktım serendi. Peti'nin öneminden söz ediyor.
Ben bunu çok önemsiyorum. Şöyle bir başlık, bu serendibit'i 10 the way 10 the pes to development wesini science yani. Gelişimsel olarak rezilyans geliştirmekte şans. Im ve beklenmedik olumlu yaşantıların etkisi sende bitti. Ben bunu mesela şimdi konuyu kendi konuma çevirmeyeyim ama gelişimsel bozukluklarda ve psikozlarda çok görüyorum. Desteğim çok iyi olduğu ve mesela okulunun bile kendisine uygun olduğu birisi ile karşılaşırsak gelişimsel atipikliği olan gençler çok daha az travma oluyorlar ve ileride çok daha az pozitif, daha az yaralanmış, daha uyuma yatkın falan kişiler olabiliyorlar.
Seven diti denen şey yani şans. Rastgeleliktir rast neylik rastgelelik tesadüf. Rastgele rastgele güzellikler diyelim onların. Etkisi var, şimdi görmeyelim, daha fazla seni iyi söyleyeyim. Ama bu çok önemli çünkü gerçekten çalışmada iyi. Bir çevreyle karşılaşmanın öneminin 6 çok çizilmiş. Yani iyi bir öğretmen. Iyi arkadaşlar okulda bir şekilde bir dayanışma anın varlığı. Zorladıktansa mesela.
Tersi de geçerli değil mi? Yani.
Olumlu olacakken şansına olumsuz koşulların gelişmesiyle yani Selen ditenin tersine işlemesiyle diyelim tanımına uymasa da. Tarihsizlikten. Evet, talihsizlik kal. Doğru. Eee hatta şöyle bir şey söylüyor, werner, dayanıklılık zaman içinde değişir diyor. Mesela bazı dayanıklı çocuklar hassas noktalarda birden fazla ağır stres ve dayanıklı stres yaşacak. Dayanıklılıkları buharlaşır. Hani talihsizlikler. O yüzden dayanıklılığın sürekli tutulması gereken bir çetele olduğunu söylüyor. Denklemde hangi taraf daha ağır basıyor?
Dayanıklılık kaynakları mı yoksa risk faktörleri mi? Yani risk faktörleri o kadar yoğun hale geri veriyor ki. Dayanıklılık bunun altında kalıyor. Yani herkesin bir kırılma noktası vardır diyor sonunda. Çok önemli. Yani bir kez dayanıklıysan sonsuza kadar dayanıklısın diye bir şey de yok. Yok şeyde hani Leyla hanımın verdiği örnekten de gidersek öyle bir fırtına olur ki o ağaç da kökünden sökülür.
Ya da belki bütün o fırtınalar karşısında dayanıklılığı öyle sunanır ki sonunda. Evet.
Ama işte cem abinin söylediğinin de 6 zaten kendisi o serendi, pisliği söylüyor diyor ki çocukken dayanıklı olmayanlar da bir şekilde özellikle de böyle hoş karşılaşmalar güzelliklerle dayanıklılık becerilerini geliştirebiliyor.
Bir kez daha şudur deyip kestirip atamadığımız bir noktaya geliyoruz. Psikiyatrinin esas sözlerine değil mi? Kesinlikle hiç kurtuluş yok. Hiçbir kavram bundan kurtulmuyor ki. Iyi ki? Evet. Hani şimdi aklıma şeyin de meşhur bir dergi vardı ya bakırköylülerin çıkarttığı işte. Sofra. Şizofren getir. Onların sloganı değil miydi? Yalnız. Nasıl abi? Bir tek bakırköylüler çıkartmadı. Derim şimdi onun üstüne değil, beraberim yatar mısın? Beraber çıkar fatih altınöz tabi ki başlar fakültekin ama bir maç yapmasın hepimiz.
Yok, güzel anlatıyorsun? Yine yolcuları diye başlamıştım. Aldığımız eğitimin daha iyi olması gerektiğini istediğimiz gibi psikiyatrinin de ana akım bakışında eleştirilmesi gereken taraflar olduğunu düşünen. Kendinden gayet emin ve katı. Gençlerdik ama tibet'in başka türlü anlatır mı bilmiyorum. Sen nasıl görüyorsun? Yo yo çok beraberdik. Aynı gemideydik. Ayn şizofrengi hikayesi tabi. Yağmur taylanın fatih altunözün tabi kötüye günde var, başkaları da var. Hakanın çok zaman zaman katkıları var talayın.
Sende varsın bilmiyorum o dönem içinde cem yani. Tabi. Ben sadece çevirirler. Yapmanlarımızı hatırlıyorum. Ankara Tabip Odası odasında sıhhıye'de toplanmıştık. Toplantılardan biri oradaydı. Şile yolu dışında orada da toplanmıştı. Kaan özbayı hatırlıyorum. Ama işte ikisi eş zamanlı 2 ayrı konu gibi yani şimdi evet bir hani.
O eğitim alamıyoruz dün dışında bütünüyle kuşkudayız diye bakan bambaşka bir bakış açısının. Bu da asistan haklarından farklı olarak ana akımı eleştirel bir bakış ağırlıklıydı. Evet, evet doğru, yani ana akım eleştirel olması belki ortak özelliği de. Yoksa şide yolculuğundan bağımsız bir olgu. Ve doğru doğru, ben onu biraz yanacam. Ben de tam umutoyu atıp yapacaktım yani bizim kavramlarda bütünüyle bir kuşku da olma hali mi zıplıyor ve. Güzellik de katıyor bu. Ama tabii OO zaman o hani o zamanki anlamı ve önemi şuydu, hiçbir şeyin kuşkuya ve yer vermeyecek şekilde açıklanıldığının sanıldığı ya da böyle olmasının dayatıldığı bir yerdi.
Bütünüyle kuşkudayız demek son derece de devrimci bir bakış. O yüzden hani şizofrengi hâlâ konuşuluyorsa ya da hala fatih işte bu konuda çok önemli şeyler yapmışsa bu bu cesaret ve o başkaldırının yani o dilin çok büyük bir önemi var. Çünkü ne var ki, yani herkes her zaman kuşku da olabilir gibi bir durum değil. Kuşkuya. Yer vermeyecek şekilde olduğu ve olması gerektiği. Tabii DSM ile biraz şey yapıyor ama. Kristalize oluyor ama sadece DSM de değil, her şey her türlü. Şöyledir, böyledir karşı bir.
Varoluşu o bambaşka. Herhalde asistan olarak dayanıklılığımızı arttırmış olmalı. O zamanki dayanışmanız. Öyle oldu sanıyorum bilmem.
Yani kesinlikle oldu, benim için kesinlikle oldu. Evet. Yani o dönemin standlarını düşününce şimdi onların kimler olduğuna bakınca, evet öyle olmuş yani şey anlamında değil, sadece akademisyen olmak kağıt ne bileyim işte iyi klinisyen olmak falan anlamında değil. Tırnak içinde iyi insan olmak anlamında çok. Hep beraber hareket. O çok önemli.
Bir alan. Y fromman'dır. Galiba o böyle anlatır. Geçenlerde bir yerlerde karşıma çıktı. Hani hep konuşuruz ya insanın insan olan özellikleri aslında maymun bedelini hapsolmuş olmasından kaynaklanan bir şeyi, çaresizliği ve.
Eksikliği her zaman taşıyor, o da işte bütün bunları anlatır. Açıklarken işte bu süreçte bu yolculukta bazı insanlar daha aşağı bir noktayı, onun deyimiyle öyle söyleyeyim, söyleyeyim, daha hayvani bir takım.
Dürtüsel tepkisel yaşantıları kendilerine yol olarak seçer ve öyle devam ederler ama diğerleri de diyor. Insan olma özelliğini başka insanlarla birlikte bir arada olarak yaratıcılıkla ve dayanışarak geliştirmeyi seçerler. Bu da insan olmanın gereği. Gereğidir aslında filan gibi bir şey anlatıyor. Hani katılınır, katılmaz çok başka türlü açıklamalar gelişti. Yıllar içinde onun üstüne çok fazla.
Ama işte. Dayanışmanın da herhâlde o dayanıklılığın oluşmasında. Selen dipiti açısından önemli bir faktör olduğunu kabul etmek lazım.
Şimdi siz bunu söylerken ama aklıma bir de bonobolar geldi isim türü ama çatışmaları çözerken son derece becerikliler. Godilerden çok farklılar. Rö düşelim barışalım değil mi? Öpüşelim, barışalım. Evet. Işte hiçbir şeyde onda da dori yok zaten. Evet, doğru.
Biraz daha bu dayanıklılık kavramına bakış açısına tarihsel olarak bakarken hani günümüze gelindiğinde şunun 6 çiziliyor. Hani ilk başta böyle daha. Kişisel bireysel özellikler işte içsel kontrol odağı gibi hani aslında bireye de çok fazla yük bindiren hani ne olursa işte meşhur bir tartışmalar ya yoksul yoksulluğu seçiyor gibi böyle benim anlamakta çok zorlandığım yani. Dolayısıyla yoksul olmayan da yoksul olmamayı seçen gibi çok. Acayip bir bakış açısı. Ne neredeyse varılacak bir böyle bütünüyle bireye dayan, her şeyi böyle bir anlayıştan uzaklaştığını görüyoruz.
Dayanışma alanında yapılan çalışma bulgularıyla tabi bunun en acı örneklerinden biri Bosna. Soykırımından sonra işte insanlar kamplarda yaşıyorlar ve gelişmiş batı ülkeleri insan seçecek alıp götürmek için ülkelerine yani ve bu seçimi işte ı q testleriyle, kişilik testleriyle filan yaptıkları söyleniyor. Kamplarda veya çocukları işte gözlemleyerek hangilerini götürecekler, hangileri götürülmeye değer gibi hani? Tabi dayanıklılık kavramı böyle bir yere de gidebilir. O yüzden hani çalışmalar ilerledikçe özellikle mesela dayanıklılık kendiliğinden ortaya çıkmadığında oluşmasını desteklemek için müdahaleler ve eğitimler tasarlamayı da amaçlayan ve olayı sadece işte genetik ve bireysel özelliklere değil, bunun ötesinde çevresel ve ekolojik sistemlere gömülü bir kavram olarak ele almanın gerekliliğini altını çizen.
Bir takım gelişmelerdi ortaya çıkıyor süreçte ve tabii hani epigenetik genetik etkenler daha bireysel olabilir ama toplumsal, ekonomik, kültürel kaynaklar gibi farklı etkenlerin de öneminin 6 çiziliyor. Böyle gelişen bir alan aslında toplumsal bileşenlerde de özellikle aile arkadaşlar biraz önce. Şile yolcularından bahsettiğimiz meslektaşlar veya hükümetler gibi daha makro sistemler özellikle dikkate alınmalıdır deniyor. Çünkü her şey bireylere bireyin bir şekilde olayları aşıp aşmamasıyla ilgili gibi anlaşılırsa tabii çok büyük bir kolaycılığa kaçırmış olunuyor.
Bir yerde fıtrat denmiş oluyor. Buna da tabii ki karşı çıkıyor bilim. Bilim insanları da. Dayanıklılık bütünleşik ve çok yönlü olarak değişen bir yapı ve bunu yansıtan modellerden pardon biri alanın önemli araştırmacılarından Michael under ın çoklu sistemli dayanıklılık modeli. Bu model farklı dayanıklılık kaynaklarına haritalandırıyor. Bunun için de cinsiyet, biyoloji var, sağlık davranışları var. Mesela yine bireysel kaynaklar arasında ama eğitim. Aile, yetkinlik, kişiler arası ilişkiler, toplumsal gruplar ve deneyim gibi kaynaklar, resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarına erişim, coğrafya, coğrafya, tedarik, evet peder diyor ongar sosyoekonomik statü gibi sosyoekolojik kaynaklar ve ungara göre zorluklar karşısında dayanıklılık kaynını korumak ve sürdürmek veya geliştirmek için tüm.
Bu kaynakların arka planda işlemesi şart. Dolayısıyla dayanıklılık, salt esnekli bilişsel beceriler, uyumlu toplumsal davranışlar ve stres yanıtı gibi bir dizi bireysel niteliği yer atfedilirse büyük bir körlükle karşı karşıya kalacağınız açık. Çünkü aslında biyolojik veya bilişsel düzeyde dayanıklılıkla ilişkilendirdiğiniz bireysel özellikler çoğunlukla içine doğup büyüdüğümüz çevrenin etkisiyle biçimleniyor. Haliyle dayanıklılık çevrenize size ihtiyacınız olan kaynakları. Ölçüde sağladığıyla ilişkilidir.
Biraz önce cem abinin de örnek verdiği kendi yardım, gelişimsel bozukluğu olan hastalarından örneklendirdiği gibi, yani dayanıklılık yalnızca içimizde saklı bir cevher olamaz. Başta toplumsal adalet, kamu politikaları olmak üzere toplumsal işleyişin ve dayanışmanın belirleyici rolü yadsınamaz. Yani onun için aklıma dayanışma gelince dayanıklılık, dayanıklılık gelince dayanışma geliyor, kaçınıl. O ara. Mesela yine literatürden bir örnek aktarayım, brodi ve arkadaşları ergenlik yıllarının 3 ayrı döneminde sürekli ayrımcılığa maruz kalan Afrika kökenli Amerikalı gençlerin yirmili yaşlara geldiklerinde stres hormonları, kan basıncı değerleriyleden kitle indeksi gibi belirtecilerini ölçüyor ve bu gençlerin yüksek seviyede lojistik yük taşıdıklarını gösteriyorlar.
Yani ayrımcılık da biyolojik zorlanma arasındaki bu ilişkin. Aileleri ve arkadaşlarından duygusal ve araçsal destek görenlerde ise ortaya çıkmamış yani dolayısıyla bu bulgu ayrımcılık söz konusu olduğunda toplumsal dayamışlık ne kadar önemli bir dayanıklılık kaynağı olduğunu da kanıtlıyor. Veya başka bir örnek ingiltere'de ingiltere'de hükümet'i veya tony blaw hükümeti döneminde büyümenin dayanıklılık desenlerine etkisini inceliyor ve nasıl bir sonuçla karşılaşıyoruz sizce? Belki yücelme Tahsin için migren teçhura hatırlamak imkansız.
Tony blayer, silik bir hatıra olabilir ama biri daha sosyalist, daha toplumcu bir yönetim. Sonra irak'da yaptıklarını bir kenara tabii koyuyorum kendi. Ülkesinin içinde olabildiğince diye. Olabildiğince işte okullarda yemek verilmesini destekliyor. Sağlık politikalarını geliştiriyor vesaire mgrate bildiğiniz gibi demirliydi ve çok sıkı böyle bir yumruk. Yani, dolayısıyla burada tabii ki 10'a çıkart göre dayanıklılık desenleri ortaya çıkıyor. Yani yaşadığımız tarihsel dönemler kültür dayanıklılık açısından gerçekten hesaba katılması gereken etkenler artık.
Geçen hafta siz bunu mu kast etmiştiniz? Toplumsal mezunuyum. 10'a çıkart benzer bir şeydir, tam şimdi çok iyi oldu bunların. Ama sonucu söyle yani o sonucu çok merak ediyorum ben. Bir dayanıklılık, tony blay dönemindeki çocuklarda daha yüksek bulunuyor.
Net olarak daha dayanıklı bireyler oluyorlar. Geniş bir yaşlarımı nasıl bakılıyor? Şimdi iyice iyice. Okula başlayan çocuklar bildiğin. Bildiğim kadarıyla çalışmada bir meslek edindikleri döneme ve mesleklere, mesleğine başladıkları çağa kadar izleniyorlar. Nasıl bir başarı eğrisi gösterdiklerine bakılıyor. Mesela sağlık değişkenlerine bakılıyor. Tıpkı brodi ve arkadaşlarının çalışmasındaki gibi. Çok farklı desenler ortaya çıkıyor. Ya anladım kıyasla. Böyle bir çalışma için olabildiğince nesnel yani zaten zor ama nesnel olmak.
Ince nesnel şeylere bakmışlar. Biyolojik belirtileri kullanmışlar. Evet, öznel yaşantıyı sorgulamak çok zor çünkü gördüğünde. Ama bakılabilecek en nesnel ve akla yakın şeylere bakmışlar. Çok. Güzel. Evet, ve şimdi tekrar magazin thatchervari yükselişler. Hani çokça düşünmemizi gerektiren bir duruma işaret ediyor. Evet. Pink floyd'un final katını tekrar dinlemesi gereken zamanla olsun. Haldun sesimi kapattım. Yanlışlıkla genetik komponent olduğuna dair bir şey var ya inanışta var ya, daha doğrusu çalışmalar falan da var böyle.
Örneğin travma, sonra stres bozukluğu işte. Belli şeylerde özellikle nasıl desem? Ailelerde ya da belli gruplarda daha fazla görülüyor. Hani bunun da hani genetik olarak dayanıklılık konusunda bir yatkınlık yarattığı ile ilgili bir şey var. Hani tez var öyle de bir söz konusu. Tabii bir de ipi genetiği herhalde Tahsin çok ciddi düşünmemiz lazım. Evet, evet, ben onu diyecektim. Tam epi genetiğinde burada rolü yaslanamaz herhalde sizin bahsettiğiniz çevresel faktörler özellikle mo açıdan değerli olabilir.
Yani belki daha düşük ölçekte olumsuzluklar karşısında bireysel kaynakların, kişisel özelliklerin dayanıklılık için önemli olduğu söylenebilir. Bu açıdan baktığımızda çocukluk çağında olumsuz deneyimlerimiz az sayı derse ört, kültür veya etnik kökenimiz, yaşadığımız ülke ekonomik durumumuzdan dolayı yaıtsal dezavantajlara eğer maruz kalmıyorsak ne kadar güzel harflerde ama yüksek. Riskli bir bağlama girdiğimiz anda araştırmalar bize dayanıklı kınan etkenlerin başında erişebildiğimiz toplumsal kaynakların ve bağların geldiğini ortaya koyuyor.
Hani bütün bu dalga dalga büyüyen çalışmaları bu şekilde özetlemek mümkün.
Ama bir yandan da hani dayanıklılığın bedeli diye başta söylemiştim. Şöyle bir çalışma, bu işte the fex of cherult matrigment one brain stres function and conecity yani bir kere beynimizin. Connectivity'yi nasıl çeviriyorduk bağlantı? Sağlıklı. Hıhı. Bunu bozan etkileri mesela gösterilmiş. Bu çelikleşme etkisinin altında da bu etkilerin olabildiği olabileceği söyleniyor. Yani bu çelikleşme etkisi gibi bireysel dayanıklılık kaynakları olumlu fırsatlara karşı aslında duyarlılığı azaltan unsurlar. Yani belki israil'in önceki barış girişimlerine kör kalması bu açıdan düşünülebilir.
Yani tarihsel olarak yaşadıklarının onlarda. Böyle bir çelikleşme etkisi yapmasının bir parayı olabilir diye düşünülebilir. Rehabililerine. Buyur buyur sen sök. Yok yanımda çağan buyurun. Eee ya da kuşaklarca aktarılan travmanın çok. Katı bir milliyetçiliğe dönüşmesiyle bağlantı. Bağlantı kurabiliyorum ben yani? Bunu biraz daha açmak ister misiniz cevab bey? Yani o çelikleşmenin dedin ya?
Özellik olmak dışında tam tersine bir olumlu fırsatlara karşı duyarlılığı azaltabilmek bu durumda da. Çeşitliliğe başka insanların da iyi insanlar olabileceğini olan fırıncıdan kaldırması gibi bir ümitsizlik ve. Çaresizlik tepeğim de katılık reçerikleşme. Iıı ya o kadar söyleyebiliyorum. Yani mesela bu çalışmada yani çocukluk ça kötü muamelelerinin beyin üzerindeki. Yapısal, işlevsel ve bağlantısal etkilerini değerlendiren bu çalışmada, mesela işte bulunan belirtilen bulgulardan bir tanesi. Özellikle işitme korteksinde briecvher hacvinin artması, diğer yandan özellikle.
Bakayım şurada somut sensoryal korteks'te bir incelme yani dolayısıyla amigdala hacminde artma ve çabuk tepki verme, çabuk uyarılma hallerinin ortaya çıkışı gibi. Bir takım bulgular var. Yani burada 3 tür gerçi grup var. Bir tanesi sadece ebeveynin sözü işte hakaretlerine maruz kalanlar, diğeri aile içi şiddete tanıklık eden çocuklar. Üçüncü grubu da çocukluk çağında cinsel tacize, tecavüze uğrayan çocuklar oluşturuyor. Ve her birinde farklı bir bağlantı sağlık modeli ortaya çıkıyor, işte biraz önce söylediğim gibi yani hayatta kalmanın bir yolu olarak belki bu çelikleşme etkisi ama bir yerde de yarattığı bu etkiyle olumlu.
Olumlu fırsatlara karşı daha duyarsız kalınabildiği de ortaya koyuyor veya belirli genotipler dayanıklılıkla ilişkili kimi bilişsel beceriler açısından zorlu ortamlarda avantaj sağlıyor. Ama aynı gene tipler olumlu ortamlarda maliyetle biraz önce söylediğiniz kuşaklar arası travmanın iletimi durumunda ortaya çıkan yapılar, yani toplumsal yapılaşma gibi. Yani sonuçta bu travmatik olayların fiziksel sağlık üzerinde kalıcı etkileri olduğu açık. Beyin yapılanması işlevselliği dahil ve. Beyinde özellikle azalmış bağlantı sağlık aracılığı baypas edilen bazı bölgelerden söz ediyor.
Araştırmacılar ve bu azalmış bağlantı, sağlık olumsuz etkiyi önleme konusunda koruyucu ama olumlu etkiyi deneyimlemede sınırlılık yaratıyor olabilir deniyor. Yani bir kötü müdürlüğe. Pekmek kolay değil. Ve tabii ki fiziksel sağlık açısından ciddi etkiler gösterilmiş. Mesela çocukluk çağında istismar yaşayan bireylerde yaşamayanlara kıyaslandığında hipokamus prefonta bölge, serebelyum, horpus, kallovum hacimlerinde amigdala tepkisinde bebeğin ağlarının mimarisinde belirgin farklar saptanıyor. Ve istismara uğrayıp psikopatoloji gelişenler de dayanıklı olanlar karşılaştırıldığında her 2 grubun beyin yapılanmasına bağlantı sağlık düzeyi aslında birebir aynı bulunuyor ve sonunda bu Twitter ve arkadaşları dayanıklı bireylerde daha düşük bağlantı, sağlığın sorumlu beyin bölgelerini bir nevi baykas ederek kırılganlığı azaltıyor olabileceğini öne sürüyor.
Çok ilginç bir çalışma, yani çok fazla detayı var. Hani burada boğmak istemiyorum ama bana çok çarpıcı geldi. Hani dayanıklılık aslında ağır bedeller de üreten bir unsur olabilir. O çok iyi oldu. Gamze bu çelikleşme kavramının ingilizcesi ne? Stepel in steening efekt? Ve düz onun. Aynen dümdüz çevirisi gibi steamg efekt. Evet, biz şeye bakmıştık. Yaşam boyu sağlık ve yaşamın uzunluğuyla çok bağlantılı olan bu yokaryetik, kromozomların uçlarında bulunan telomer bölgeleri herhangi bir yan koymak, heterokromatiğin bölgeler.
Travmaya maruz kalmış olan şizofreni vakaları kalmamış olanlar. Eee kardeşleri ve ring dışı kontroller arasında pek. Çok bağlamda telomer uzunluğuyla genel sağlık ve ailedeki erken ölümler arasında yakın bir ilişki bulmuştuk. Evet. Yani bu da. Sizin bulgunuz da destekliyor. Bunu destekliyor? Evet. Yani şöyle kabaca özetleyecek olursam. Insanlar ancak her şart altında birbirlerini kapsayan, kucaklayan ilişkiler kurabildiklerinde bonobolar gibi. Kendi kimliklerine, taleplerine, yurttaşlık hakları ve eşitlik çerçevesinde ortaya koyabildiklerinde kişisel, toplumsal veya politik yaşamlarında etkin olabildiklerinde susturulmadıklarında adil bir şekilde muamele gördüklerinde temel ihtiyaçlara erişebildiklerinde toplumsal bütünlük içinde bir yere ait olduklarını hissettiklerinde.
Kültürel ve tarihsel köklerini koruyabildiklerinde dayanıklı olabiliyor. Onun için toplumsal travmanın sağ altında da bu dayanışma vazgeçilmez bir unsur değil, başladığımız yere toplumsal travmaya da. Çok güzel bir özet ve derleyip toplama aynı zamanda bu son söylediklerini. Evet hakikaten. Sadece yaşantı ve öğrenme değil, aynı zamanda biyolojik karşılıklarını da ele almış olduğun için çok kıymetli oldu. Gamzecim ağzına sağlık. Çok sağ olun. Sorularımız için. Sabretmedik devam edecek eşyerek. Koşul sağ olun.
Ilk sabredilecek bir şey yok yani söylediklerinin ağzından bal damlıyor. Yani ne diyelim.
Buraya dönmek durumunda. Yani bu hakikaten şu an. Şu an içinde bulunduğumuz yıkıcılık. Bir şekilde yani sonumuzu getirebilir gerçekten yani bir distopya okuduğumda hep yok canım bu kadardı değildir filan duygusu yaşarım bilmiyorum. Siz nasıl hissedersiniz? Ama gerçekten o distopyanın içinde olduğumuzu herhalde hiç bu kadar yoğun hissetmemişimdir. Son bir yılda son birik bir kaç yılda diyeyim veya. Tabii ki daha iklimle ilgili şeyleri henüz görüyoruz ucunda. Onlar daha kristalize olduğunda herhalde hiç hissetmediğimiz kadar net hissediyor olacağız.
Bütün filmleri öyle başlamaz mı? Dünya salgın hastalıklar, yangınlar, savaşlar yüzünden yaşanmaz hale gelmişti cümleler. Ama abi. Hollywood'da sonra şey oluyor. 10'a çıkart katılan bir romans oluyor. Iıı veya bir aile eee dramı oluyor. Hem onlar düzeliyor, hem biz aile dramına daha çok odaklanıyoruz bu Hollywood. Evet, ben alıştırmaya çalışıyorum. Drama daha önüme. Yapıyoruz, odaklanıyoruz, başka bir şeye bakmıyoruz. Yani ben de kapılıyorum tabi ki. Tabi ki ibrahim aylak seyretmez böyle şeyleri ama.
Ben kapılmıyorum hocam. Nasıl canım? Hiç kapılmıyorum. Ben merlak. Daha çok sanat. Filmler izlediği için. Hocam biliyorum, biliyorum. Hayır bir şey. Ibrahim o zaman dünyayı güzellik kurtaracak diyor. Bu da aşkı suçu nasıl sloganıdır? Evet, Fransız ekolünden biraz öyle. Gamzecim çok teşekkür ederiz. Gerçekten bize vakit ayırman çok büyük bir şey oldu. Güzellik oldu. Ben çok teşekkür ederim. Çok heyecanlıydım. Başlarda böyle çok saygı duyduğum, çok sevdiğim meslektaşlarımın hani bu kadar emekle ortaya koyduğu bir potkestı.
Hani bir. Şey getirebilirim umarım diye başlamıştım. Ama.
Şimdi hemen bizim programa kayıda başlamadan önce bir mesaj aldım. Bu travma kadar hoşuma giden bir şey yoktu bu. Tür şeylerle devam etmeniz çok iyi olurdu diyen bir şey. Benim tanıdığım öğrencilerden biri. Çok sağ olsun pek çok olumlu geri bildirim vardır. Eminim hazına sağlık. Çok teşekkür ederim. Sizin aklınız böceğinize sağlık. Hep birlikte. Dayanışmanın önemini bugün vurguladın zaten. Biz de öyle yapmaya çalışıyoruz. Acaba bir bölümü gerçekten şile yolcularına ay ayırmayı düşünür müsünüz? Şile yolcularıyla beraber yapmayı mı diyorsun?
Evet. Aaa fatih'i arayayım Kağan özbayrağı bulayım. Ankara tıpta katılmış olanları bulayım. Kaan şile de yoktu ama tabii o sürecin içinde olduğu gibi eğitim. Süreci hep vardı. Ya tabi canım var yani şile yolcuları zaten beri çeşit şey slogan yada. Yani şile'ye gitmiş olmak gerekmiyordu onun için. Evet evet OO. Bir audun öncesiydi. Romantik bir ifade bir söylem oluyor. Halbuki evet yani. Taahhüdü başlatan asistan hareketi arkasından paud'un kuruluşu şile yolcuları. Içinde işte raşitle. Ben süleyla anneme faudu kurmayın.
Biz türk nöro psikiyatri derneğini şubeleştirip yaygınlaştırılımı savunuyor. Idikten öyle mi diyordun? Evet, evet, o zamanki düşüncemiz oydu. Ben de tam Raşit tükel ve süheyl ünalı anmak gerekir diye. Evet, evet, işte böyle. Böylece cem hürrulu da aşkı elinde tabi. Yani evet, fatihi davet edip konuşmakta güzel olur. Niye olmasın? Bi de şizofrengi özel bölümü işte parçalar geldi şimdi. Evet, hem Gamze istek yallıyor, peçete yazıyor. Hakikaten güzel olur. Biz şeye hacettepe'ye çağırmıştık. Konu konuşmacı olarak fatih altınacı hatta yankıyla yankı Gezer ile sorular da hazırlamıştık.
Bayağı güzel olmuştu. Bizler de dinleyelim, ibrahim? Bence çok güzel oldu. Ya timuçin de ben de senin de böyle bir şey. Tabii ki. Çok da güzel olur. Bu bölümüm ve Gamze hocayla yaptığımız kayıtların sonuna geldik. Gamze hocaya ben de teşekkür ediyorum. Gerçekten ııı çok güzel ııı. Birkaç bölüm daha doğrusu bir bölümler serisi yarattık diye düşünüyorum. Bu kayıtlı Gamze hoca dayanıklılık hakkında konuşacağını söyleyince. Benim aklıma eee ünlü bir tablo geldi. Eee Japon bir ressamın onu size sunmak istiyorum eee tablomla da the gregradwayway of kanagawava bu tabloyu casrşika hokusu resmetmiş.
Bu resimle ilgili şunu söyleyeyim, öncelikle daha doğrusu ressam ile ilgili ben şunu söyleyeyim kendisi. 1.760 yılında eduda doğuyor. Eda bugünkü tokyanın japonya'daki o zamanlar ki adı, daha doğrusu önceleri tahta uyma sanatıyla ilgilenmeye başlıyor. Bir ustanın yanında çıraklık yapıyor. Daha sonrasında gravürs sanatına ilgi duymaya başlıyor. 18 yaşına geldiğinde de dönemin en önemli Japon baskı resim sanatı olan okuyor. Sanatının temsilcilerinden kat sukavezo'nun şunun sorunun. Atölyesine katılıyor ve orada sanat hayatına devam ediyor.
Sanat hayatı boyunca bir sürü şey yapıyor. Resimler, baskılar, gravürler bir sürü ııı üretimi oluyor. Çok ilginç bir ressam aslında çok tutkulu, sürekli olarak resim yapmaya ilgi duyan bile kendisi 1.849 yılında 89 yaşında hayatını kaybediyor. Tokyo'da ölmeden önce şunu söylemiş, keşke biraz daha yaşayabilsem. Belki 100 yaşına gel gelirsem gerçekten bir ressam olabilirim demiş. Beni yani benim açımdan etkileyici bir cümleyi de onu paylaşmak istedim. Bu resimle ilgili de bu resim bana direkt olarak dayanıklılığı çağrıştırdı.
Çünkü baktığınız zaman bu resme arkada küçük bir fuji daha görebiliyorsunuz. Fucudanın önünde kocaman dalgalar büyük ihtimalle toksinami dalgası gibi dalgalar bunlar ve o dalgalara direnmeye çalışan küçük kayıkları görüyorsunuz. Bu aslında hani ııı hayatımızdaki şeyi de hani dayanıklılığı da anlatması bakımından ya da benzemesi bakımından güzel bir tablo diye düşündüm. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Bu haftalık bizden bu kadar 2 hafta sonra tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean