Adli Psikiyatri: Psikiyatrinin Sınırları
Bu haftaki bölümde Prof. Dr. Fatih Öncü'yü konuk ettik ve adli psikiyatrinin ne olduğu ve neler yaptığı hakkında konuşma fırsatı bulduk. Bunu yaparken psikiyatrinin sınırlarını da güncel tartışmalar üzerinden ele almaya çalıştık.
Herkese merhaba dikensgül bahçesi vaat etmiyoruz. Podcastinin yeni bölümünde sizlerle beraberiz. Bu podcast bölümünde benle beraber profesör, doktor, cemaat Başoğlu, profesör doktor timuçin ural, doktor ibrahim melak ve konuk olarak da profesör doktor fatih öncü bar bizle beraber ben. Laf çok uzatmadan dilek hocam size vereyim sözü siz fatih hoca'yı tanıtın daha sonrasında konuşmaya başlayalım. Yaşasın bana verdim sözü ya fatih çok heyecanlı bir durum. Tabii fatih çok eski bir arkadaşım. Yıllarca bakırköy'de beraber çalıştık.
Şimdi de Bakırköy adli psikiyatri klinik şefi başka. Idari görevleri de var.
Ama bütün bunların ötesini fatihan Türkiye psikiyatri derneğinde çok. Çalıştı hem de. En son bu ruh sağlığı yasasının hazırlanması aşamalarında da ciddi yemek verdi. Çok uzun bir süredir hala da aslında işin içinde çünkü takip edenler biliyorlar. Türkiye psikiyatri derneği neredeyse 1.990 beşten beri bir ruh sağlığı yasası çıkarmaya çalışıyor. Onun hikayesi çok uzun. Onu ayrıca belki bir oturum konuşuruz, kendi başına hiç onu burada şimdi uzatıp konuşmayalım. Ama, hani 20 yıldır 24. 25 yıldır bu yasa bir türlü çıkmıyor.
Aynı parti iktidarda hazırlanıyor. Konuşulma meclis. 'E sunulma aşamasına geliyor. Fakat seçim oluyor sanki başka bir parti iktidara gelmiş gibi yeniden değişiyor. Her şey ve piyasa geriye kalıyor filan. Bunları söyledim çünkü belki ruh sağlığı yasasının şu açıdan bir önemi olacak. En son konuştuğumuz bölümde tam da psikiyatri. Web psikiyatristin rolü ilişkiler buradaki eşitlik, himaye, hasta, danışan meselelerini konuşmuştuk. Belki buradan ruh sağlığı yasasına da bir.
Giriş olacaktır diye düşünüyorum. Ama ben bir kısaca hemen fatih'e şeyi sorayım. Psikiyatri denen şey nedir? Aslında öyle diyoruz da belki onu söylemek ister misin? Tabi öncelikle merhaba. Davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Adli psikiyatri. Hukuk alanında yani hukuk içerisinde birçok alanda, daha doğrusu ceza hukuku, medin, hukuk, ceza, infaz, hukuk. Ve başka mevzuatlar geleyimce ihtiyaç olduğunda. Psikiyatrinin hem bilimsel. Bilimsel hem klinik uzmanlığı aracılığıyla.
Hem danışmanlık bilir kişilik hem de tedavi gerektiğinde de tedavi hizmetlerinde katkı sunduğu bir. Özelleşmiş olan bizim. Özelleşmiş olması niye gerekiyor o açıdan? Çünkü. Şöyle, yani psikiyatri çok geniş bir alan giderek de zaten hani alanlar birbirinden farklılaşıyor. Bir yandan evet tedavi edici yönü var ama tedavi edici yönünde tanılara göre değişen uzmanlık alanları artık var. Bağımlılık işte gero psikiyatriyi çocuk erken. Konstasyon, psikiyatrisi gibi. Adli psikiyatri ile bunların içerisinde bu geniş alanın içerisinde biraz hukukla ilişkiyi ayarlayan ve 10'a çıkart hizmet veren gerekli.
Çifitle gerekse tedavi taleplerinde. Bir yan dal aslında yani gelişme ülkelerde bir yan dal bizim ülkemizde yan dal değil. Ama, geçmişte de bizim ülkemizde de yani. Yandal olmasa bile işte Bakırköy gibi, Elazığ gibi, Manisa gibi ruhsoğlu hastanelerinde çok uzun zamandır hep servisleri ayrı işte poliklinikleri ayrı. Hizmet veren bir. Alan.
Şeyde daha çok ceza sorumluluğu konularında insanların aklına geliyor, işte suç işleyen hastaların ceza sokın belirlenmesinde ama sadece onun adı sınırlı değil aslında. Yani bir çok hukuki alanda bilir, şirket hizmeti verebiliyor. Vesayet evlilik, boşanma.
Ölmüş bir kişinin geçmişte yaptığı herhangi bir işlemin açıklığa kavuşturulması, tıbbi anlamda psikiyatrik bakımdan gibi bir de. Tedavi hizmetleri bak mahkemenin zorunlu kıldığı birtakım tedaviler var. Ceza sorunun olmayanlar azalmış, ceza sorunu olanlar. Cezaevinde hastalığı sebebiyle tahliye edilenlerin sunumlu tedavi de yer alıyor. Şimdi teferruatlar ve giderek artan bir mevzuat var. Mesela madde yasa dışı madde kullanıcıların aslında denetim serbest tedavi psikiyatri hizmetleri içerisinde aslında geçiyor.
Yine. Bunun dışında işte çocuk koruma kanunu'nda geçen bir tedavi hizmetlerinde yer alıyor. Aslında çocuk erkeğin alanında o.
Bir de bunun yanında üçüncüsü var zeytinlerde daha çok bunlara yoğunlaşıyoruz ama üçüncüyü aslında uluslararası alanda da önemli üzerinde duruluyor. Tutuklu hükümlerin tedavileri, takipleri ve onlarda da yer alıyor aslında. Yani o da adli psikiyatrinin konularından bir tanesi. Çok fazla gündemde olmasa bile önemli çalışma alanlarından bir tanesi. Yani aslında bizim de kendi içimizde böyle bir takım alanlarımız var. Yani tabii adli psikiyatrince hep işin içinde ceza varmış gibi ya da ceza ile ilgili konular önce akla geliyor ama tam da geçen hafta bizim konuştuklarımız.
Yani işte psikiyatrinin yasal sınırları meselesi de bayağı hadi psikiyatrinin işi öyle değil mi? Psikiyatrinin alanları ya maltakis davaları anlamında. Söylüyorum, psikiyatrinin her türlü yasal sınırı anlamıyor. Evet, tabi onlarla da yani teorik olarak pratikte her zaman işin içerisinde olmasa bile teorik olarak ilgileniyor. Yani hangi anti risk kitabını açarsanız açın muhakkak bu kısımda yer alıyor. Hukuki bir takım işte yasaları mevzuatların oluşması. Katkı sunuyor adli psikiyatri. Cevaplarımız ve.
Değil mi? Fatih yetkilerimiz ve sorumluluklarımızı da bu bağlamda konuşmak gerekir yani. Evet yani işte psikiyatri bu mesleki sorumluluklar, etik uygulamalar bunlar da. Adli psikiyatrinin yakından ilgilendiği konular, yani sadece etikle ilgilenen. Tıbbi demetolojiyle ilgilenen diğer branşlar kadar psikiyatrinin içerisine adli psikiyatriyle ilgilenenler bu alana kafa yoruyor. Gerek içi kuralların oluşmasında çok önemli katkıları var. Yani sadece bizim ülkemiz için değil, yurt dışında da böyle. Mesela amerika'da hadi psikiyatri ile ilgilenen kurumlarda çalışanlar bu ekip kurallarının oluşmasında, yazılmasında önemli çabalar harcıyorlar.
Aslında bakarsanız. Avrupa'da da öyle. Yani mesela bizim epa'dan gelen misafirlerimiz var oluyor dernek aracılığıyla. Avrupa psikiyatri birliğinde. Evet birliğinden orda da yani yine benzer şekilde. Her 2 alanda da çalışan ekipler var.
Birlikte katkı sunuyorlar, yani hem katkıları oluyor.
Taksim bir şey soracak gibi duruyordun demin ama yok. Aklındakini cem hoca sordu. Biraz etki. Ve sorumluluk diye söylemek istedim çünkü daha çok sosyal psikolojiyle açıklanabilecek veya işte sosyolojiyle açıklanabilecek bir takım zorluklar filan psikiyatrtinin halletmesi beklenen şeyler gibi de yakın zamandaki olaylardan da düşünerek. Ele alınabiliyor. O bakımdan da herhalde adli psikiyatrinin bize yol gösterebileceği şeyler var. Yani bizim yetkimiz ve sorumluluklarımız birbiriyle dengeli olmalı.
Öyle değil mi? Diye daha fazla. Açamıyorum sen anlat. Ya anladığım kadarıyla şöyle, evet, öyle bir. Ya kamuoyunda medya. Medyada ama bu hep olmuş yani psikiyatriden bazen beklentiler çok aşırıya varabiliyor olabiliyor ya da psikiyatri hastaların bazı davranışları nedeniyle psikiyatrize pardon, sıradan insanların bazı davranışları nedeniyle psikiyatriz ve medikalize edilmeleri gibi durum oluyor işte burada biraz psikiyatri kendi geçmiş deneyimleriyle. Geçmişte hem olumlu hem olumlu sistemindeydi aslında.
Dersler çıkarmış durumda. Bunlar da zaman içerisinde işte gerek kanunlar gerek etik kurallarla belirlenmiş halde.
Dolayısıyla sınırları biraz belirlemek gerekiyor. Yoksa karmaşık hale gelebiliyor bu. Tabii hani yüzyıllar içerisinde söyleyeyim. Özellikle ikinci Dünya Savaşı sonrası biraz daha netleşmiş durumda ama. Böyle sarsıcı olaylarda infial yaratan olaylarda işte. Bu yakın zamandaki olaylar gibi tüm dünyada biraz. Kafa karışıklığı oluyor. O şok hâliyle hani bir sorumlu aramak ya da psikiyatriye bu işi havale etmek, sıra dışı olayları, onların tedavi etmesini beklemek gibi bir beklenti oluyor.
Ama psikiyatri aslında geçmiş tecrübeleriyle.
Bunu belirlemiş bir ölçüde şu anda.
Nerede durmamız gerektiğini bizim sınırlarımızda neleri yapabileceğimiz, neleri yapamayacağımızı aslında biliyor. Fakat yani yurt dışında da benzer şeyler var. Mesela amerika'da da biliyorsunuz. Bu okul baskınları falan olduğu zaman benzer şeyler beklentiler ya da söylemler orada da. Oluyor mi yani? Nerede bu psikiyatri falan gibi? Nerede bunları tedavi etsinler, kapatsınlar, hastanede yatsın. Bu kişiler hiç çıkmasınlar gibi beklentiler oluyor. Aslında insanlık bundan çok acı çekmiş yani. Hem hastalar hem hasta olmayan kişiden çok acı çektiğini biz biliyoruz.
Bütün şeyde yani doğu batı günü kuzeyi fark etmez. Işte biz yani hem gerek kanlar hem etik kurallarla bunları sınırlamış, kızımdayız. Aslında bütün dünyada gerçekten fatih ya şeyi hatırlıyorum. Amerikan psikiyatri birliğinin o zamanki başkanı sharp, steam'di galiba onu alıp guantanamo'ya götürmüşlerdi. Bu irak savaşından sonra guantanamo'daki esirlere psikiyatrik durumlarının değerlendirilmesi ve onların bir biçimde. Ve psikiyatri yoluyla adam edilmesi. Ne demekse nusr et taleple evet işte özellikle seçim kelimeyi Allah ıslah etsin herkese o şeyi.
Durumu anlatırken steenche'de kongrede bunu reddettiğini, Amerikan hükümetinin bunu kendisine ve hiçbir psikiyatristle yaptıramayacağını çünkü psikiyatrinin böyle bir şey olmadığını, bir devlet gücünün aracı olmadığını, insanlar üzerindeki bir kontrol amacıyla söylemek zorunda kaldığını söylemişti ki bu hani 1.900 yirmilerden otuzlardan. Bilmem ne bileyim yetmişlerden bile bahsetmiyoruz. Yani 2 binlerden bahsediyoruz. Kesinlikle ya iyi hatırlattığınız. Aslında orada o boşluğu kim dolduruyor? Bir ismini şu anda hatırlayamıyorum ama.
Ünlü bir psikolog dolduruyor. Hatta Amerikan psikoloji birliğinde falan da aktif görevde olan bilinen bir psikoloğum. Biliyorsunuz o da bayağı çok eleştirildi, sonradan ortaya çıktı.
Mahkumlarla yaptığı çalışmalar işte.
Şeylere bir takım akıl vermeleri sebebiyle ben bunu şeye bağlıyorum işte. Yani bunu o zaman da düşünmüştüm. Psikiyatristin geçmişteki o olumsuz şeylerden ders çıkardığını ve kurumsallaştırdığını düşünüyorum. O yüzden psikiyatristler buna bir daha da girmediler. Cesaret edemediler. Eee, çünkü hakikaten baktığınızda. Çok çok acı tecrübeler var yani geçmişte. Tabii tıbbın bir şeyi de geleneksel usta çırak ilişkisi kurumsal birtakım kendi örgütlerini kurmasının da bununla çok büyük katkısı var. Diğer meslek gruplarından ben biraz belki Amerikan psikoloji birliğinde ki o şeyin eksikliğinde orada olmuş olabileceğini düşündüm.
Bu haberi okudum da.
Belki burada bir ara verebiliriz. Daha sonrasında devam edebiliriz. Bugünkü parça olarak biz grand brothers'dan random bridgit'i seçtik. Keyifli dinlemeler tekrar beraberiz daha sonrasında. Tekrar konuşmaya devam edebiliriz. Ben sözü cem hoca'yı bırakabilirim. Psikiyatrinin geçmişte yani tıbbın içinde mevcut olduğunu meşrutiyetini bildirmek üzere adını koyması ve 1.008 yüzlere dayanıyor. Ondan önce hep aliyenistelimi var ve aliyanist aslına bakarsan bugünkü psikiyatriyle benzer bir iş yapmakla beraber daha çok kim suç?
Lu kim hasta olduğu için suç işliyor arasındaki ayrımı yapmaya çalışan biri olarak biliniyor. Biraz o konudan da söz etmen mümkün mü? Yani aliyenistler hakkında da konuşmamız lazım herhalde. Çıkışı böyle gibi sanki. Yani evet öyle ama şimdi mesela şöyle tarih kitaplarını falan bakınca evet doğru yani daha psikiyatri ortada yokken bile. Hastaneler var yani. De konmamış kendi diyelim değil mi? Salonlar yani tımarhanede var. Tabi var yani orada da elbette. Suç işleyen hastalarda var yani? Bu çin'de de öyle arap yarımadasında da öyle.
Avrupa'da da öyle fark etmiyor. Orada çalışan kişiler.
Hekimler diyelim sonrasında da. Yargıya hizmet veriyorlar çünkü yargı ihtiyaç duyduğunda bu konuda en iyilerden görüş almak istiyor. Kim hasta değil ya da bunu nasıl tedavi ederiz şeyi aslında çok eski. Yani ben şimdi o tarz kitaplarına baktığımızda çok çok eskilere götürenler var. Çin'de falan işte milattan önce 2 binli yılları, hatta bazıları 3.000 yılları falan dayandırıyor. Bilmiyorum o kadar eski mi ama hani bunlarla ilgili belgeler var. Dolayısıyla bir defa bir kendiliğinden oradaki hastalarla haşır neşir olan.
Onların tedavilerinde yer alan bir grup. Yargıda da karar vericilere fikir vermek için davet ediliyormuş. Yani kendiliğinden bir aslında adli psikiyatri geçmişi bayağı eski yani psikiyatriden bile önce neredense.
Ve zaman içerisinde tabi psikiyatri ayrılıyor. Ati siyasi çok çok sonradan bir yandal haline geliyor. Ama bu bu. Somutlaştırma gayretleri aslında zaman içerisinde hep oluşmuş. Yani kimi akıl hastası diyeceğiz, kime demeyeceğiz, hangi durumlarda diyeceğiz ki yasalara da geçirilmesini sağlıyorlar. Yani işte babil kanunlarında, roma'da işte.
Nasıl diyeyim? Zihinsel yetersizliği ileri derecede olanlar işte sağırlar ağır akıl hastalığı olanlara ceza verilmesine gerek olmadığı, bunların zaten hastalıkları nedeniyle ızdırap çektikleri. Bir amaçlarının kasıtlarının olmadığı eski tarihi belgelerde de var. Dolayısıyla onların tedavi edilmesi gerektiği hastanelerde gibi bir fikir oluşuyor. Yani aslında temeli iyi fakat zaman zaman dünyada tabii o dalgalar oluyor. O dalgalar içerisinde bazen. Istenmeyen kişilerin yerleştirilmesi de söz konusu olabiliyor ya da topluma aykırı.
Devleti istemediği. Kişiye hem öyle hem de topluma çok. Ayıp beni istemediğim kişiyi yerleştiremiyorum ama evet. Zaman zaman tam. Bu tarz dalgalar oluyor. Toplum da işte bir çözüm aslında arıyor yani. Ortada ciddi bir durum olunca uzaklaştırmak, tehlikeyeden uzaklaşma gibi bir şeyi oluyor, refleksi oluyor. Hani biraz duygusal bir şey herhâlde o akılcı değil ama işte. Dönem dönem dengeler biraz kanunlar biraz daha oturaklı bir şekilde yapılmaya çalışılıyor ve gerçekten gerçekten hasta olan ağır klasta olan ciddi ruhsal hastalığı olan kişilerin.
Ancak hastanelerde tedavi olması gerektiğine kadar sınırlanıyor. Şimdi mesela biz batı diyoruz, örnek veriyorum bunlardan ama mesela batıda da dalgalar var aslında mesela şu anda.
Şeyde mesela. Ingiltere'de.
Bir psikiyatri kapalı psikiyatri yüksek güvenliklerde psikiyatri hastanesi diyeyim ben. Sadece ceza sorumlu olmayanlar gönderilmiyor. Çok ağır kişilik bozuklukları da mahkeme kararla gönderiliyor. Yani orada da her şey hâlâ çok toparlanmış. Olmalı mı fatih? Çok. Bence olmaması lazım, çünkü gerçekten de. Psikiyatri hastanesine eğer birisi zorla gönderiliyorsa ya da zorla yatırılıyorsa. Gerçekten ciddi ruhsal hastalığının olması lazım. Çelik alanın. Aklıma ne geldi? Çok özür dilerim kestim seni. Ama Google kuşu filmi ortalığı ayağa kaldıran meşhur film dimi yani işte psikiyatrinin ne kadar vahşi bir şekilde kullanıldığı filan ve o filmi seyreden herkes işte oradaki jack linkasının oynadığı rolle çok özdeşle şir işte filan 10'a çıkart yapılan haksızlıklar filan falan ama.
Mesela o adamın oraya yatırılış öyküsünde hastanenin girişinde sayarlar. 10 tane tecavüz bilmem, kaç tane kaçırma şu kadar bilmem ne yani ağır kişilik bozukluğu olan ve ciddi suç işlemiş. Ve muhtemelen ciddi bir işte. Psikopatisi anti sosyal kişilik protları adı neyse olan bir kişinin yatırılması söz konusu. Öyle bir yere tabii bu o hastanenin orada olup biten aklanmasını getirmiyor ama onun isyanı. Yani psikiyatrinin. Oradaki insanlara bakış açısından haklı bile olsa bu insan sonuç olarak işte az evvel, senin de söylediğin gibi orada yatmaması gereken belki cezaevinde yatması gereken bir kişi aynı zamanda da.
Yani. Şeyi anlayabiliyorum. Yani toplum açısından tehlikeli o olan bir kişiyi hani yeniden bir olay olmaması için bir şeyler yapılması gerektiği net de bu psikiyatrinin görevi konusunda bir problem çıkıyor çünkü.
Ya şöyle anti psikiyatri biliyorsunuz aslında formülasyona olan bir klinik uygulaması var. Hani bilimsel ve klinik uzmanlığın kullanıldığı bir şey. Çünkü kendine özgü bir formülasyonu var. Bu formülasyon ülkeden ülkeyi yasalara göre de bazen farklılaşabiliyor maalesef ama. Ana felsefesi şu aslında biraz önce o söylediğim hani tarihten gelmemizin amacı oydu. Gerçekten ciddi ruh hastalı olacak. Ciddi ruhsal hastalık olacak. Onun altını çizmek isterim.
Toplum arasında tehlike arz eden herkes ciddi ruhsal olan insan değil. Eğer öyleyse cezaevleri neden olmuş tabii ki cezaevleri de hastane değil, o dişleri sadece cezadan da aslında. Cezalandırma da artık eskisi gibi değil yani ıslah edici başka metotlar, rehabilitasyon metotları falan, işte onlar da var. Sosyal kişili pozitif eğer çift bozuklarını konuşacaksak zaten adil psikiyatri de bir akıl hastalığı olarak kabul edilmiyor. Bu sadece adli psikiyatriye özgü de değil zaten şey. Yani bu şeyi. Ben çok beğeniyorum.
Teodor milyonun bir kitabını çevirdiler. Biliyorsunuz modern çağda kişilik bozuklukları. Bozuk bey evet. Onu Türkçe çok güzel, orada çok güzel altını çiziyor. Yani bir kişi bozukluğu nedir ne değildir? Bu tanı sınıflandırmalarının bazen olumsuzluklarını biz burada yaşıyoruz. Yani ağız alışkanlığı sebebiyle hastalık kavramı kullanıyoruz ama kişilik pozitifları bir ruhsal hastalık değildir. Demin akıl hastalığı değil dedin ya o akıl hastalığının özellikle hani senin bulunduğun yerden bakışta altını çizmek gerekiyor.
Çünkü bu bir hani bir etiketleme bir adlandırmadan çok bir durumu tanımlamak için kullandığını sanıyorum. Evet, evet, yani biraz hukuktaki terminoloji. Evet onu bir şey değil. Ama. Yani hukuk onunla ne kastediyor akıl hastalığı. Bir de şeyi kastetmiyorsan, akıl hastalığıyla ruhsal bozukluğu, aynı kefeye korku gibi bir durum var burada. Evet. Evet ya o farklılaştırmak için bir aslında şöyle, yani orada hukuk termoloji kullanılırken genel kullanıyor. Hani akıl hastalığını ebnoluk eski terminolojiler bu amerika'daki yasalarda da eski terminolojiler var.
Yani üst terminolojileri çok kullanılmıyor.
Bizzat psikiyatri formülasyonu kurarken şöyle, yani hukuk da bizden beklenen ne yasa bizi belirliyor. Sınırlarımızı yasadan beklenen ne genellikle önünde ya da arkasında bir takım şeyler oluyor, kelimeler oluyor. Ceza sorununu etkileyecek derecede ciddi bir ruhsal hava hastalık aslında o akıl hastalığını da kast ettiğimiz o yani kişinin yaptığı eylemin anlamını ve sonuçlarını bilmeyecek. Muhakeme kusuru ciddi derecede bozulmuş olacak. Algı bozuklukları olacak. Yani ciddi bir ruhsal hastalık olacak ya da ciddi bir duygulanım bozukluğu belirtileri olacak.
Burada yabancılarda hep bunun önüne muhakkak bir ciddi ağırı eklerler. Lisel türk'te veya kitaplarda ve şeylerde makalelerde bizde de hani oturmuş ne dediğimizi anladığımız için hukuk terminolojisini daha çok kullanıyoruz. Çünkü hakimler ondan daha çok anladıkları için raporda da o terimi kullanmamız gerekiyor. Dolayısıyla önemli bir ruhsal hastalık belirtilerini görmüş olmamız lazım. O kanun o bizden onu istiyorsa bu vesayet için de geçerli olabilir. Biraz daha hafif formunu da isteyebilir işte.
Yasal danışmanlık mevzusu sorulduğunda örneğin yani. Kısmi gibi. E kısmi bir etkilenme de isteyebilir ya da azalmış. Ceza sorunundaki gibi şeyleri.
Isteyebilir, onlara da 10'a çıkart uygun şekilde hastalıkları tanımaz. Şimdi bu tabii.
Şöyle söyleyebilirim, biraz bunlar bunları belirleyen ülkedeki yasalar ve gelenekler. Yani tarih boyunca birbirlerinden etkilenmeler bizdeki yasalarda biliyorsunuz avrupa'dan geliyor. Yani ajda Fransa eski Almanya benzeri ülkelerden geliyor. Ceza yasaları da medeni kanun doğru oralardan alınmış. Dolayısıyla geçmişten beri o gelenekler var zaten. Yani kuşaklar arasında işte hekimlerde usta çırak ilişkisi ile bu aktarılıyor ama bunun bir altyapısı da var yani. Ta o zamanlardan gerek türkiye'de yani Osmanlı dönemindeki raporların dilinden anlıyoruz.
Biz bunu gerekse yabancıların tarihi kaynaklarından anlıyoruz. Tanı sınıflandırmaları olmadan önce de ciddi hastalıklara ağır, ruhsal hastalıklara bir vurgu var. Çünkü onlara zaten bir ceza vermiyorsunuz. Tedavi etmeye çalışıyorsunuz. Tedaviden de fayda görmesini bekliyorsunuz.
Kişilik bozuklukları dolayısıyla bir hastalık değil, ağır bir rus hastaki hiç değil. Tedaviden de zaten istediğimiz sonuçları her zaman alamayabiliriz. Onlar tedavi isteyebilirler olabilir ama kendileri istedikleri zaman ancak mümkün olabilir ve çaba harcadıklarında gayretsiz gösterdiklerini de arzu ettiklerinde olur. 10'a çıkart da her zaman zaten kapı açık. Yani şeyde antipsik teröristinde. Çünkü tutuklu hükümlere hizmet verir dedim ya, oradaki amaçla zaten biliyorsunuz cezaevlerinde bulunan. Kişiler içerisinde oransal olarak en fazla anti sosyal kişilik bozukluğu bulunuyor.
Bu şeylerde değişiyor ama işte yüzde otuzla %70 yarısı göstermek. Türkiye dünyada. Evet, bütün dünyada öyle ama ceza ve aynı anda ruhsal hastalıklarında sık görüldüğü ortamlar. Yani biz bir anti sosyal iş pozisyonu depresyonu da görüyoruz. Anksete bozukluğu da görüyoruz. Travma sonra stres bozukluğu da görüyoruz. Kompsif bozukluğunu da görüyoruz. Dolayısıyla işte onların tedavi arayışları da oluyor ya da intihar girişimleri oluyor ya da psikozo giriyorlar. Bu komorbite de çok sık onların tedavilerine de yer alıyoruz.
Gerektiğinde onlar gönüllü olarak rızalarıyla tedavinin yapma konusunda bazen de intihar gibi riskli durumlarda duyguların oluştularında.
Istemsiz. Bile gerek. Sağlıyoruz, evet, yani orada kapalı değil. O zaman birazcık da psikiyatrinin kendi yetki ve sorumluluğunu belirlemede ve tıp içindeki meşruiyetini sağlamlaştırmadaki gayretinin işi karıştırıyor olması da söz konusu olabilir mi? Yani. Ağır zihinsel mental hastalık olarak adlandırılan ile kişilik bozukluğu diye adlandırdıklarımızın aynı kefeye konuluyor olması psik. Iyatrinin her şeyi biz tıbbın bir dalıyız diye iddia ediyor olmasıyla bağlantılı olarak mevcut yani kişilik bozukluklarıyla.
Diğer ruhsal rahatsızlıklar hepsi bizden aynı sınıflandırmanın içinde yer alıyor şu anda o da biraz kafa karıştırıcı değil mi? Evet yani tabii bu şöyle yenginliği de tartışılıyor, konuluyor. Ben o yüzden o milyonun kitabı onu güzel anlatıyor. Aslında hiç adli psikiyatri çalışmayan kişiler bunlar. Yani bu işin dinamiğini tüm yönleriyle ele aldıkları için söyledim. Ama bu bir yandan da beklenti yani toplumu da beklentisi böyle sadece. Psikiyatristlerin değil, evet, bazı psikiyatristler de azınlıkta olmakla beraber yurt dışında da öyle bunlara müdahil olmaya çalışanlar var.
Yani bunları tabii biz hizmet veren tedavi edelim gibi bir gayretler de var ama çoğunlukla eleştiriyorlar. Yani mesela apo'nın da açıklamalarına baktığımızda böyle durumlarda ki oradaki eyaletler arasının yasa farklılığı çok daha fazla.
Onlar da yani bu genel söylediğim tarihsel derslerden dolayı. Antisosyal kişilik bozukluğunun bir akıl hastalığı olmadığının altını zaten hep çiziyorlar. Az ülkeler bunları yasalarına da koymuş. Mesela ingiltere biraz önce örnek verdim. Ingiltere açık seçik yasalarında şunu yazıyor, ruh sağlığı yasasına da yazıyor. Bunu anti sosyal kişilik bozukluğu bir akıl hastalığı değildir gibi altına bir vurgu yapıyor. Fakat aynı ülke onların yüksek güvenlikli, adli psikiyatri hastanelerinde mahkeme kararıyla zorla tedavi edilmeleri.
Hem değil hem yatıralım. Bu evet, her zaman hekimlerden kaynaklanmıyor. Aslında toplumun baskısı da çok oluyor. Bir takım olaylar oluyor işte infial yaratan olaylar. Ondan sonra yasalarda buna benzer değişiklikler yapıyorlar. Almanya'da da benzer bir şey var. Tahsin belki pratikte karşılaşmış ya da bilmiyorum. Buna benzer şeyler var mesela ingiltere çok ağır şiddetli. Kişilik bozuklukları suç işleyen hastalar için söylüyorum bunu. Ayrı bir bir dönem şey yaptı. Yasaları değiştirdi ve bunların bu adli psikiyatri aslında tedavileriyle ilgili projeye hazırladı.
Mevzuata da koydu hatta. Fakat onu bir adil psikiyatrist yurt dışından konuk ve binara konuk etmiştik. O anlattı, her ülkenin değil, başarısız oldu yani. Çünkü müthiş kaynak ayırdılar ve sonuç alamadılar o tedavide. Peki fatih şimdi tam yeri gelmişken sorabilir miyim? Bu tartışmayı bölmek gibi olmasın ama bence geri geldi diye anti sosyallik ve. Anti sosyal kişilik bozukluğu yani psikopati proper ile psikopat davranış arasındaki. Ayrımı biraz netleştirebilir miyiz yani? Kişilik. Bozukluğu diye rahat rahat tanısını koyabildikleriniz anti sosyal gibi görünen psikopatik davranış sergileyen diyelim, başka rahatsızlıkları olan kişilerden nasıl ayrılır?
Benim bu konuda tecrübem çok sınırlı çünkü biraz anlat bize bunları isterim. Valla bu kişilik bozukluğu meselesi biliyorsunuz DSM daha esidini de yumuşak karnı yani 4 dörtlük böyle işin içerisine çıkamadıkları bir şey. Kölelik, tecrüben çoktur. Yani TSM deki değil ama fatih çünkü o az türden hallice bence zaten onun için. Onu öyle düşünmeyelim de ama psikopati tarih boyunca var ya hani? Işte onun psikopat davranıştan farkını. Klinik de söylüyor onu zaten hani? Yani onu şöyle yine onun tarihi kaynaklı hani şöyle geçiyor, aslında bazı kişi.
Var ki toplum kurallarının hiçbir şekilde uymuyorlar. Fakat bilişsel işlevlerinde hiçbir şey yok. Ciddi akıl hastalığı, bulgu ve verileri yok, algı bozuklukları yok ama toplumdaki tüm kurallar alt üst ediyorlar ve defalarca bunu yapıyorlar. Hiçbir şekilde de derste çıkarmıyorlar, insanları kullanıyorlar, manipüle ediyorlar, tecavüz ediyorlar, öldürüyorlar, gasp yapıyorlar. Gibi hak. Görüyorlar ve her zaman haklı olduklarını düşünüyorlar. Evet. Ve bunu bunu zaten en başlarda ayırıyorlar yani. Gerçek hastalardan ayırıyorlar.
Daha sonrasında bu anti sosyal kişilik bozukluğu sınıflandırmaya girdikten sonra psikopatiyi biliyorsun. Son şeylerde koydular işin içerisine psikopati biraz farklı. Yani pür anti sosyal kişi bozukluğu diyemiyoruz. Çünkü psikopatinin içerisinde bir. Nasıl diyeyim. Birden fazla kişilik örüntüsüne ait şeyler olabiliyor. Kişiler arası ilişkilerde. Efendime söyleyeyim, affettir bir takım dürtülerini kontrol edememe halleri olabiliyor. Narsistik yapılar olabiliyor, bazen histonik özellikleri olabiliyor.
Dolayısıyla biraz daha psikopatif, farklı karma empati yoksunu bazen. Bir yandan da kişiler arası ilişkilerde afektif şeyleriyle baştan çıkarıcı.
I q seviyelerine göre değişen. Özellikleri sebebiyle hayat. Inın bazen içerisinde beyaz yakalı ya da siyasetin ortasında ama biraz. Biraz daha. Başka böyle alt kültürden gelmiş ya da.
Periferden gelmiş geçişme ortamının da şekillendirdiği daha çok. Bir nasıl diyelim? Mafyavari ilişkilerin içerisinde de olabiliyor ama. Sadece anti sosyal kişilik bozukluğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Ibrahim bir şey mi soracaksın?
Bu konuşma aklıma şeyi getirdi. Benim böyle 2.010 beşten itibaren. Psikiyatrist otokemberg'in bir kaç makalesine denk gelmiştim. Fatih hoca'nın anlattığı gibi psikopatiyi diğer bütün kişilik bozukluklarını kateden bir belirleyici olarak kullanabilir miyiz diye yani belki. Boyut gibi. Evet ve. Bu bununla ilgili ampirik çalışmaları da var. Yani ben bir makale gördüm gerçi ama prognozla. Yani işte özellikle sosyal işlevsellikle doğrudan orantılı yani psikopati işte borderline kişilik bozukluğu, psikopati puanları, yüzük, borderline, kişilik bozukluğu, psikopati puanı düşük işte yüksek olan kendi hayatını daha zor sürdürebiliyor da organize edebiliyor.
Gibi akım onu getirdi, bölmüş oldum böyle ama. Hem de şunu ekleyeyim, fatih cevap vermeden önce zaten tenberg'in kuramında borderline kişilik organizasyonunun içinde dramatik kişilik bozuklukları arasında sadece narsistlik, istiyonik ve borderline kişilik bozukluğu, destüme karşılıkları yer alıyor. Anti sosyal kişilik bozukluğunu DSM deki gibi boarderline kişilik organizasyonu şemsiyesi altında toplamıyor. Bu da senin dediğinle çok uyumlu bir şey. Yani. Orada. Biraz işten bir özelliklerini kat eden bir boyut gibi hakikaten.
Orada. Başka bir şey var demiş oluyor gibi sanki bilmiyorum. Evet. Evet yani yıllar içinde o biraz sanki özellikle bu tip insanları tanımlamak için. Işte kişilik bozukluklarının içine yerleştirilmiş bir durum. Kişilik bozukluklarının elle tutulur bir tarafı descriptif açıdan bakınca olmadığı için ama da mecbur olduğumuz için. Kramatif, dramatik olanlar. En bir şey demek zorundayız. Bir biçimde illa bir kategorizasyon mümkün olacaksa böyle.
Diye ortaya atılmış bir şey gibi daha çok.
O yüzden de hani cezaevinde yatan insanların aşağı yukarı üretmişin annesi entü, sosyal kişilik özelliği olan insanlar ne kadar kişilik bozukluğudur, ne kadarı hakikaten? Meydanın ya da başkalarının dediği gibi genetik olarak aktarılır. Çünkü psikopatinin de şans. Sosyal kişilik bozukluğunda özellikle genetik olarak aktarıldığıyla ilgili birtakım. Çalışmalar ya da görüşlerde var. Yap düşünmesi bazı kitaplarda şu yazıyordu, yani yüzde ellisi genetik, yüzde ellisi çevresel faktörler etkiliyor.
Henüz daha tabii yeterli değil. Bunlar bize çok şey yapamıyor yani ama hani kültür de belirleyici gerçekten biraz bu hani bizim psikiyatrinin biyopsikososyal yönü aynı zamanda suç işleyen insanların gelişiminde de etkili olduğunu görüyorsunuz yani. Anne baba, çevre yetiştiği mahalle. Ilişkiler, şiddete maruz kalması bütün bunların da aslında ne kadar etkili olduğunu görebiliyoruz. Belki ben burada bir araya girebilirim. Bu keyifli sohbeti fatih hoca'yla yaptığımız keyifli sohbete gelecek hafta devam edebiliriz istiyorsanız süremizin sonuna geldik.
Bugünkü sanat eseri ve sanatçı olarak belirlediğim şey, sayın yankı, yazgının yankı hocanın eee bir çizimi kendisinin bu çizimi bu hafta içerisinde bir gün gazetesinde yayınlandı. Onu alıntılayarak başlayayım. Yan koca bildiğiniz gibi. Ruh sağlığı alanında çalışan bir profesyonel ve bence çok güzel. Eserleri de olan bir çizer. Bu. Eser aslında son bir hafta içerisinde yaşadığımız şeyleri özetliyor. Ben istiyorsanız direkt olarak orada yazılan şeyleri okuyayım yorum katmadan.
Kadınları, çocukları, yaşlıları öldürenlerin bunu yapabilmelerini yapabilmeleri toplumsal iklim belirliyor. Bu durum değişsin istiyorsanız nedenleri boşuna tek tek kişilerin ruh sağlığında aramayın. Bu toplumsal iklim şiddete suça toleransla kendisininkinden farklı ya da ters fikirlere ve inançlara ya da zayıf durumda olanlara acımasız ruh sağlığı bozukluğu olanlara hedef göstermek yerine iklime odaklandı demiş. Yan koca ben de bunu ailen katılıyorum ve bu bölümü şimdilik kapatıyorum. Haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Podbean